… oldukda Hind ü Sind ve Habeş ve Yemen ve Irâk ve Özbek ve Dağıstân ve Tatar Hân
ve Fes
ü Merânkûş pâdişâhlarının elçileri altına oturur, zîrâ anlar İslâm pâdişâhlarıd …
Hakkâ ki Fransa'nın Âl-i Osmân'a karâbeti Ebü'l-feth'in hâtûnu takrîbiyledir kim Âl-i Osmân dîvânında cemî‘i elçiler cem‘ oldukda Hind ü Sind ve Habeş ve Yemen ve Irâk ve Özbek ve Dağıstân ve Tatar Hân ve Fes ü Merânkûş pâdişâhlarının elçileri altına oturur, zîrâ anlar İslâm pâdişâhlarıdır, hattâ Fransa elçisi Acem elçisinin üzerine tasaddur edüp alt yanına Acem, dahi alt yanına Nems[e] elçisi oturup Acem elçisi iki kefere mâbeyninde kalırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29b ·
metinde göster ·
… ir âkıl ve dânâ ve ednâ sultân idi. Ammâ zamân-ı sa‘âdetlerinde rûz-merre fitne
ve fesâd
olup cümle asker zorba oldular. Ve niçe hânedânları gâret edüp bir cübbeye mâli …
Çünkim takdîr-i Hudâ bu imiş kim bî-günâh Osmân Hân'ı cümle asker gulûsıyla şehîd edüp yerine Mustafâ Hân'ı yine pâdişâh etdiler. Ammâ "Mükellef değil aklında hiffet vardır" deyü seng-i mezâr mesâbesine kodular. Ammâ terk-i dünyâ Behlül-i dânâ-reviş bir âkıl ve dânâ ve ednâ sultân idi. Ammâ zamân-ı sa‘âdetlerinde rûz-merre fitne ve fesâd olup cümle asker zorba oldular. Ve niçe hânedânları gâret edüp bir cübbeye mâlik olmayan bin kîseye mâlik olup hâne sâhibleri bir habbeye muhtâc kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63a ·
metinde göster ·
Ve cümle kefere ve fecereler yüz bulup gün-be-gün fitne
ve fesâdları
efzûn ve şekâvetleri hadden bîrûn olup dâ’imâ leb-i deryâda olan diyârları nehb …
Ve cümle kefere ve fecereler yüz bulup gün-be-gün fitne ve fesâdları efzûn ve şekâvetleri hadden bîrûn olup dâ’imâ leb-i deryâda olan diyârları nehb [ü] gâret edüp ol mübârek câmi‘-i şerîfleri telvîs edüp belîdeleri ihrâk bi'n-nâr ederler. Ve her sene bu gûne fitne ve fesâd temelin bırağup gûnâ-gûn şeytanat damın bünyâd etdikleri pâdişâhımın serîr-i sa‘âdetine arz olundu. Fermân pâdişâhımındır"
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
Ve cümle kefere ve fecereler yüz bulup gün-be-gün fitne ve fesâdları efzûn ve şekâvetleri hadden bîrûn olup dâ’imâ leb-i deryâda olan diyârları nehb [ü] gâret edüp ol mübârek câmi‘-i şerîfleri telvîs edüp belîdeleri ihrâk bi'n-nâr ederler. Ve her sene bu gûne fitne ve fesâd temelin bırağup gûnâ-gûn şeytanat damın bünyâd etdikleri pâdişâhımın serîr-i sa‘âdetine arz olundu. Fermân pâdişâhımındır"
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
… ihtiyâr mûmcu gediği ile nevbet bekler. Bu meyhâneler üzre me’mûrdur kim fitne
ve fesâd
olmasın. Zîrâ ümmü'l-habâyis kânıdır.
On birinci hâkim, yine yeniçeriyân ocağı mûmcularından bir ihtiyâr mûmcu gediği ile nevbet bekler. Bu meyhâneler üzre me’mûrdur kim fitne ve fesâd olmasın. Zîrâ ümmü'l-habâyis kânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
ve Merânkeşî ve Afnu ve Mayburno ve Cicelkân ve Asvânî ve Sûdânî ve Kuncî ve Kı …
Evvelâ Mağribî ve Fes ve Merânkeşî ve Afnu ve Mayburno ve Cicelkân ve Asvânî ve Sûdânî ve Kuncî ve Kırmankî ve Bağaniski ve Muncî ve Berberî ve Nûbî ve Zencî ve Habeşî ve Kelâpişî ve Alevî ve Dumbî (---)(---)(---)(---)(---)(---) Arab-ı Yemen ve Bağdâd ve Arab-ı Mevâl ve Arab-ı Mekke ve Medîne ve Bâdiye ve Ummân cümle urbân üç bin altmış kabiledir, dahi ziyâde demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a ·
metinde göster ·
… insân, kar ile yeksân olup Atmeydânı'yken et meydânı olup azîm gulgule ve fitne
ve fesâdlar
olup efendimiz Defterdâr Paşa'nın Süleymâniyye'deki sarâyın ve Hisâr'daki yalıs …
Der-sitâyiş-i veliyyü'n-ni‘am Defterdârzâde Mehemmed Paşa, sellemehullah. Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz ol vezîr-i dilîrdir kim sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in defterdârı keremkâr Mustafâ Paşa'nın nûr-ı dîdesi idi. Pederleri Bosnaviyyü'l-asl Hersek sancağında Novesin nâm kasaba-i hâk-i amber-i pâkden gelüp Ekmekçizâde Ahmed Paşa hizmetinde olup Sultân Ahmed Hânî'de başbakıkulu, andan Murâd Hânî'de müstakil defterdâr paşa oldu. Ba‘dehû sene (---) mâh-ı Şa‘bân-ı mu‘azzamının yigirmisinde Sadrıa‘zam Receb Paşa ve Şeyhülislâm Hüseyin Efendi telkîniyle Yeniçeri Ağası Hüseyin Halîfeyi ve Mûsâ Çelebi kim musâhib-i şehriyârî idi, anı ve Defterdâr Mustafâ Paşa kim efendimiz Mehemmed Paşa'nın peder-i azîzidir, bu üç mazlûmu kul eşkıyâları bi-gayr-i hakkın katl edüp Defterdârı Atmeydânı'ndaki çınar-ı müntehâya habl-i tavîller ile sinirinden baş aşağı salb etdiler. Ve niçe mazlûmun hûn-ı nâ-hakkın Atmeydânı'nda beyâz kar üzre döküp vücûd-ı insân, kar ile yeksân olup Atmeydânı'yken et meydânı olup azîm gulgule ve fitne ve fesâdlar olup efendimiz Defterdâr Paşa'nın Süleymâniyye'deki sarâyın ve Hisâr'daki yalısın nehb ü gâret etdiler. Efendimiz Mehemmed Paşa bu sa‘îd, şehîd [ve] maslûb-ı pâ Mustafâ Paşa'nın ferzend-i ferhunde-ahteridir. Vâlidesi, efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın akrabâlarından olmağıla bu hakîrin dahi vâlide-i müşfikamız ile hâlite-duhterleri idi. Mehemmed Paşa efendimizle üns [ü] ülfetimiz ol cihetdendir. Kendüler Süleymâniyye'de mütevellid olup hâk-i İslâmbol'dandır. Rûznâmeci İbrâhîm Efendi, paşayı on dördüne bâliğ iken hıfz [u] hırâset ile terbiye edüp ilm ü kemâl ü ma‘rifet sâhibi olup bir pençe-i âfitâb, nûr-ı İlâhî bir civân-ı mâh-tâb idi. Pederlerinin çerâğ-ı efrûhtesi Hasan Beğ terbiye ile kûşe-be-kûşe pinhân ederek sâhib-i rîş olup bir tüvânâ fetâ-yı âlî-vakâr idi. Cemî‘î ulûmdan haberdâr olup ilm-i kitâbet ve ilm-i inşâda ve ilm-i lûgatda ve ilm-i arûzda bahr-i ma‘ânî ve erbâb-ı ma‘ârif silkine münselik olup Kara Mustafâ Paşa kendülere Kâğız emâneti ihsân edüp erbâb-ı dîvândan olup üst hil‘at ile sâ’ir hâceler gibi dîvân kurardı. Ba‘dehû Anadolu muhâsebecisi olup İbrâhîm Hân cülûsu evâ’ilinde serbevvâbân-ı dergâh-ı âlî {olup} cümle kapucubaşılara tasaddur edüp ser-efrâz [u] mümtâz-ı cihân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336b ·
metinde göster ·
oldur kim; ibtida Galatasarâyı'ndan çıkan gılmânlardan mâ‘adâ bî-destûr bu kada …
Evvelâ bâ‘is-i fitne ve fesâd oldur kim; ibtida Galatasarâyı'ndan çıkan gılmânlardan mâ‘adâ bî-destûr bu kadar Galatasarâyî eşkıyâları sarâydan kemendler ile harem-i hâsdan taşra çıkup hâh-nâ-hâh Koca Vezîr bunları kânûnları üzre sipâh edüp Girid'e me’mûr edüp kânûnları üzre tîrkeş bahâların alup bu kerre sefere gitmemek içün niçe gûne özr [ü] bahâneler etdiler. İbtidâ özrleri bu oldu kim "Bizim İbrâhîm Hân'ımız halîm ve selîm ve sâhib-i kerem pâdişâh-ı cem-cenâb idi. Zânî pâdişâhın imâmeti câ’iz değildir deyü üzerine küfr isbât edüp şer‘ ile hal‘ edüp ba‘dehû katl edüp namâzın kıldınız, niçün böyle nâ-şer‘î etdiniz didiğimiz içün bizi içerden birer bahâne ile bizi çıkarup nâ-murâd gözü bağlı azeblerimiz sefere gitmeyüp İbrâhîm Hân'ın kâtillerin isteriz" deyü yedi sekiz bin hevâ-yı nefsine tâbi‘ haşerâtlar Atmeydânına cem‘ olup niçe kerre bunlara ocaklarından gayrı a‘yân [u] eşrâfdan "İtmen oğullar! Cem‘iyyet memnû‘dur. Pâdişâhâ âsî olursuz. Murâd [u] maksûdunuz üzre ne dilerseniz verelim" deyü mâbeynlerin ıslâha varan âdemleri döğüp kovup kimin mecrûh ve kimin katl edüp Atmeydânı'ndan gitdikçe iştihâr bulup cem‘iyyet-i kübrâ olup on bin mikdârı haşerât oldu dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371a ·
metinde göster ·
Bu hadîs-i şerîf "Derûn-ı Dakâyık u Hakâyık" nâm kitâb kim Kemâl Paşazâde te’lîfidir, anda mastûrdur. Ammâ Hazret-i Âdem cennetden hübût etdikten sonra kendüye firâk-ı Rabbü'l-âlemîn eleminden nisyân el vurup ba‘dehû cebel-i Arafât'da Hazret-i Havvâ ile kırlangıç tayrı vâsıtalığıyla Âdem Nebî Havvâ'ya buluşup bi-emri Hüdâ lisân-ı Arabî'ye karîb lisân-ı İbrî kelimât etdiler. Lafz-ı İbrî yine Arabî hurufu kadardır ve yine ol harflerdir. Lâkin kalb-i hurûf olup İbrî derler başka bir lisândır kim cild-i (---) imizde mestûrdur. Hazret-i Âdem aleyhi's-selâmın evlâd-ı evlâdı münteşîr olup lisân-ı İbrî ve lisân-ı Süryânî ve lisân-ı İmrânî kelimât ederlerdi. Tâ kim Hazret-i İsmâ‘îl-i Nebî aleyhi's-selâm kırk yaşında mürsel peygamber oldukda ibtidâ lisân-ı Arabî anlardan âşikâre oldu. Ammâ lisân-ı Süryânî ve İmrânî ve niçe lisânlar kâtib-i Hazret-i İdrîs-i Nebî'den kalmışdır ammâ ilâ yevminâ hâzâ lisân-ı Arabî Cenâb-ı Hüdâ'nın medh etdüğü lisândır kim sûre-i (---) bi-lisân-ı Arabî buyurduklarından bir vâsi‘ lisândır kim hadd [u] pâyânı yokdur. Bir lüğât içün yetmiş lüğat vardır. Netekim Mekke'nin üç yüz ismi vardır. Meselâ Mekke ve Bekke ve Ka‘be ve Vâdi'n-Neml ve Mu‘allâ (---) esmâları vardır ve arslan içün üç yüz ismi vardır. Tâ bu mertebe lisân-ı vâsi‘ ve fesâhat ve belâğatlı elfâz-ı tumturâklı lisân-ı fasîhdir. Anınçün kelâm-ı ekâbirde "el-Arabî fesâhatün ve'l-Acemî zarâfetün ve't-Türkî kabâhatün ve sâ’irü'l-lisân galîzatün" demişler. Böyle bir vâsi‘ lisân-ı Arabî Arabistân gibi vâsi‘ arz-ı mukaddesde kavm [ü] kabâ’il-i Urbân'ın hadd [ü] pâyânı olmamak ile lisân-ı Arabî on iki lisândır. Her biri birinden mugâyir lehçe-i mahsûslarıyla tekellüm olunur ammâ cümleden fesâhat ve belâğat üzre lisân-ı Arabî ehl-i Mekke ve Tâ’if ve Hicâz ve Mevâl Urbânının fesâhât [u] belâğat üzre lisânlarıdır kim niçe kelâm-ı dürr-i meknûnları âyet-i şerîf ile kelimât olunur. Ammâ ehl-i Şâm dahi fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân kelâmın dürer-bârları vardır. Zîrâ ulemâ-yı Şâm meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29a ·
metinde göster ·
… de Mübtecil Baba Sâdık size selâm etdi ve Tanca şehrinde Şeyh Mansûr selâm etdi
ve Fes-i
Merânkûşî şehrinde İzzeddîn Burnâvî selâm etdiler" diyince paşa ayağa kalkup se …
Paşa efendimiz bu hâli görüp tarîk-i Hâcegân'da iken fırsat ganîmetdir deyüp ol dahi bî‘at edem deyü temennâ etdikde dervîş eyitdi "Ey âşık, siz Melek Ahmed Paşa değil misiz? Siz bî‘at-ı ezeliyyeye iktidâ etmişsiz kim biz sizin hâtırınız içün kat‘-ı menâzil ederdik. Gelüp hamd-i Hudâ sıhhatle mülâkât müyesser oldu. İmdi ey Melek Dede, İşpaniye erenlerinden Mübtecil Hoca Ca‘fer ve Dervîş Angel Haydar millet-i Mesîhiyye şeklinde geçinirler ammâ ikisi de mü’mîn ü muvahhid nihânîce sâhib-i seccâdedirler. Ve pişvâ-yı tarîk-i Hâcegân birer pâdişâh-ı Cem-cenâbdırlar. Anlar hakîre bî‘at verüp "Var ey Dervîş Sünnetî! İslâmbol'da Melek Ahmed Paşa ile buluş ve görüş ve nedîmleriyle biliş ve Allah emâneti olsun Melek Baba'ya selâmımızı teblîğ eyleyüp bu sûre-i Yûsuf âyetiyle tesellî bulsun ve sûre-i (---)Arapça(---) ilâ âhirih, âyetin evrâd etsin. Âyet-i Yûsuf emâneti budur deyüp (---)Arapça âyetidir. Anlar sizlere bu âyeti gönderüp selâm eylediler ve İpşir'den havf eylemesin. Allah ona yâverdir, dediler" deyince hemân paşa ayağa kalkup "Yâ Allah! şükür elhamdülillah ve aleykümü's-selâm rahmetullahi ve berekâtihi, gönderen getiren sağ esen olsun. Hamdülillah ki derûnumda olan İpşir havfi gitdi. Evhâm-ı tahayyülâtdan ve gıll u gışdan berî olup kesâfetden halâs oldum. Ve bu âyet-i şerîfi bunların nutk-ı dürerbârlarından istimâ‘ etdiğim gibi râhatü'l-ervâh buldum. Maksad [u] merâmıma vâsıl oldum," deyü Dervîş Sünnetî'nin elin eline alıp diyâr-ı İşpaniye'de ve gayri büldânlarda hâl sâhibi kimler var ise su’âl ederken "Kurtuba şehrinde Mübtecil Baba Sâdık size selâm etdi ve Tanca şehrinde Şeyh Mansûr selâm etdi ve Fes-i Merânkûşî şehrinde İzzeddîn Burnâvî selâm etdiler" diyince paşa ayağa kalkup selâm alup "Biz anlara Cezâyirli Alî Sipçinoğlu ile mektûblar göndermiş idik. Vâsıl olduğu haberleri geldi" deyüp paşa Dervîş Sünnetî ile yine öpüşüp koç-kucağ ve birbirlerin derâğûş edüp künc-i bucağda bir çağ dahi sohbet-i hâssa meşğûl 176a oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 175b–176a ·
metinde göster ·
… r ihsân ederim. Zîrâ ol hân-ı dâll netekim hayâtdadır, şehr-i Bitlîs içre fitne
ve fesâd
eksik değildir ve cümle mahlûk-ı Hudâ andan emîn değillerdir." deyüp mezkûr san …
"Ya hânın başı, yahod başlarınız gider. Hânın ya ölüsü veya dirisi veya kellesinin derisi matlûbumdur. Tîz ele getirmek gereksüz, kim sizlere dahi âlî sancaklar ve hâslar ihsân ederim. Zîrâ ol hân-ı dâll netekim hayâtdadır, şehr-i Bitlîs içre fitne ve fesâd eksik değildir ve cümle mahlûk-ı Hudâ andan emîn değillerdir." deyüp mezkûr sancakların askerlerin Hân ardı sıra gönderüp anlar gitmede. Yine Paşa eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274a ·
metinde göster ·
… ı da gâyet çok besleyüp Reşîd'e ve Dimyât'a ve İskenderiyye ve Cezâyir ve Tunus
ve Fes
u Merânkus'a ve beri tarafda bender-i Yenbû‘ ve bender-i Cidde ve Mekke ve Yeme …
Ba‘dehû leyle-i Mevlûd-ı Nebî'de Tâk-i Kisrâ ile ol deyr münhedim olup hâlâ eser-i binâlarına deyr-i hümâm derler ve ol isim ile müsemmâ olup Kuşlar kal‘ası derler. Ve hâlâ Bağdâd'ı güvercinler andan kalup Rûm u Arab u Acem'de meşhûr-ı âfâk Bağdâdî güvercindir ve hâlâ ahâlî-i Bağdâd besleyüp bir eşin Şâm'a ve Haleb'e ve Mısır'a ve Hind ü Sind'e götürüp anda kanadına Hıtâyî kâğızla rakîk hatlar yazup hapisden âzâd edüp Hindistân'dan ve Mısr u Yemen ü Aden'den bir ânda gelir murg-ı zeyrek kebûterler vardır. Ekseriyyâ Bağdâd'ın tüccârları besler ve her bâr birbirlerine kafes kafes güvercinler gönderüp vakt-i hâcetde birer birer rehâ edüp elbette ol murg-ı Bağdâdî âşiyânına gelmeyince olmazdır. Tüccâr mâbeyninde birkaç kerre Hind ü Sind ve Yemen'e varmış ve gelmiş hümâmı beş yüz guruşa aldıkları çokdur. Ve bu ahvâl-i hümâm ahâlî-i Mısır bâzergânları da gâyet çok besleyüp Reşîd'e ve Dimyât'a ve İskenderiyye ve Cezâyir ve Tunus ve Fes u Merânkus'a ve beri tarafda bender-i Yenbû‘ ve bender-i Cidde ve Mekke ve Yemen'e dâ’imâ berren ve bahren Bağdâdî ve Mısırî güvercinler göndermededirlerdir ve yine gelmededirlerdir. Hakîr-i pür-taksîr Mısır'da ve Reşîd ve Dimyât'da iken bir kaçına ıttılâ‘ hâsıl etdim. Bu murg ile her diyâra mektûb göndermek Bağdâd'daki Kuşlar kal‘ası ruhbânından kalmışdır ve's-selâm. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
Cümle küffâr bir yere gelüp müşâvere edüp eydirler: "Cemî‘i fitne
ve fesâd
bizim Rakofçi içün idi. İşte ol kaçdı. şimdi biz kimin içün ceng edüp bu açlığı …
Cümle küffâr bir yere gelüp müşâvere edüp eydirler: "Cemî‘i fitne ve fesâd bizim Rakofçi içün idi. İşte ol kaçdı. şimdi biz kimin içün ceng edüp bu açlığı çeküp gitmek içün kırılalım" deyüp turvinlerin, ya‘nî müşâverelerin bir yere akd edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b ·
metinde göster ·
… Siz dahi ve biz dahi asker sıkletinden kurtuluruz ve ahâlî-i vilâyet dahi fitne
ve fesâddan
ve avrat ve oğlan gavgasından emîn olurlardı. Emir sizindir" deyü Murtazâ Paşa …
"Cânım Hasan Paşa, ben cengin görüp şerbetin içdim. Hakku'l-insâf Hudâ âlimdir. Cengâversin ve bahâdır ve dilâversin ve asker-perver bir server-i hünerver-i zor-âver ersin. Bu kadar askerinle sizi elbette bir deliğe dıkup cümleye serasker olursun, ammâ bu Haleb altında bu kadar asâkiriniz zarûret çekerler, zîrâ ma‘lûmunuzdur kim Haleb bir dar yerdir ve asker kesretinden re‘âyâlar da etrâfdan gelmez olup kaht [u] galâ olur oldu. Gelin izn-i şerîfiniz ile sizin ve bizim yakın ağalarımızdan mâ‘adâ ne kadar taşra varoşda ve Haleb içinde olan askere izn-i şer‘ ile etrâf kurâların yakınlarında konak ve kışlalar verelim. Askerin birazı kurâlara gidüp bunda sefâlet çekmeyüp refâhiyyetle bir mansıb-ı âlîye gidince duralar. Kal‘ada konakları olana kışlalardan zahîre getireler. Siz dahi ve biz dahi asker sıkletinden kurtuluruz ve ahâlî-i vilâyet dahi fitne ve fesâddan ve avrat ve oğlan gavgasından emîn olurlardı. Emir sizindir" deyü Murtazâ Paşa hâmûş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
… dan gelsin ve şehre gelen re‘âyânın metâ‘ına bir kimse vaz‘-ı yed etmeyüp fitne
ve fesâd
olmasın" dedikde, taraf taraf "Vallâhi ma‘kul" deyüp Fâtiha okunup Hasan Paşa v …
Hemân Kadrî Paşa eydir: "Ey vezîr karındaşlar, bizim zulm [u] ta‘addîmizden şehr-i Haleb elden gitdi. Bu böyle 74a olmaz. Gelin imdi Molla efendi hazretleri izn-i şer‘ile vilâyet üzre kışla mürâseleleri versin. Bizler dahi mübâşirler verelim. Cümle kurâ ve kasabâtlardan paşa efendilerin zahîreleri kurâlardan gelsin ve şehre gelen re‘âyânın metâ‘ına bir kimse vaz‘-ı yed etmeyüp fitne ve fesâd olmasın" dedikde, taraf taraf "Vallâhi ma‘kul" deyüp Fâtiha okunup Hasan Paşa ve Ken‘ân Paşa ve Tayyar Mehemmed Paşazâde Ahmed Paşa şâd u handân oldular kim Haleb içinde yerleşdiklerin mukarrer bildiler, ammâ Murtazâ Paşa'nın yüreğinden kan gidüp kendü sarâyına gitdi. Âkıbetü'l-emr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b–74a ·
metinde göster ·
… er yazup Türk üzre sefer edelim deyü cenge tergîb edüp hâlâ papa mel‘ûnun fitne
ve fesâda
terğîbi sebebiyle Erdel vilâyetinde Rakofçi kral ve Kemen Yanoş la‘înler nehr-i …
Ve bir büyük kapudanları kırk nefer kefereleriyle esîr düşüp inşâ’allâh anı da huzûr-ı şerîfe gönderirim. Ol esîr kapudanın cevâbı üzre Nemse çâsâr-ı nâçâr hâlâ cümle ümerâ-yı küffârlara ve cemî‘i goroflara ve cümle kapudanlar ve banlara papinteler, ya‘nî hatlar gönderüp kal‘a-i Yanova ve Göle kal‘aları üzre hareketleri var. Husûsan Rim Papa dedikleri nâ-pâk melâ‘în-i bî-mu‘în ki re'îs-i kıssîsân kallâş bu sanki millet-i Mesîhiyyenin küfr âyînini icrâ edüp riyâzet ile kadîd olan bî-dîn yedi kral ki Donkarkız ve Danimarka, Filimenk, İsfaç, Çeh, Leh banlarının kral-ı menhûslarına la‘netnâme-i Marya kot kapurhandlar yazup cümle melâ‘înler müttefik ve müttehid {olup} niçe turrehât-ı bed-nesâyih küfr-âmîz ve gûnâ-gûn dalâlet-engîz bed-vasiyyetler yazup Türk üzre sefer edelim deyü cenge tergîb edüp hâlâ papa mel‘ûnun fitne ve fesâda terğîbi sebebiyle Erdel vilâyetinde Rakofçi kral ve Kemen Yanoş la‘înler nehr-i Tisa kenârında Huşvâr kal‘ası altında yüz bin kâfir fecereler cem‘ olduğu giriftâr olan keferelerden istimâ‘ olunup ve Budin Vezîri Seydî Ahmed Paşa karındaşımızdan hakîre mektûblar gelüp esîrlerin cevâblarına mutâbık olduğundan Seydî Ahmed Paşa'nın mektûbların dahi sultânıma göndermişdir. Manzûr-ı sa‘âdet-me’âbları olup Erdel'e ve Vârat câniblerine ve şarbatak ve Segelhît câniblerine asker-i deryâ-misâl ile azîmet etmeğe bezl-i himmet buyurasız, ve's-selâm" deyü mektûb hatm-i kelâm olup, Zirinoğlu mektûbu dahi bu bu siyâk [u] sibâk üzre idi. Köpürlü bu mektûblardan şâd [ü] handân olup sefer açmak sevdâsında olup hakîre eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164b ·
metinde göster ·
ve hazîne vermemelerine Seydî Ahmed Paşa tahrîkiyledir" deyü yazup bildirirdi v …
"Bu Erdel'de Kemen Yanoş'un isyân ve fitne ve fesâdlarına ve hazîne vermemelerine Seydî Ahmed Paşa tahrîkiyledir" deyü yazup bildirirdi ve Serdâr niçe gûne durûğ u fürûğlar tahrîr edüp Köpürlü'yü âteş-pâre edüp tekrâr Seydî'nin katline müte‘addid kerre(?) hatt-ı şerîfler gelüp Melek Ahmed Paşa ve Çavuşzâde Mehemmed Paşa'nın Seydî hakkında hüsn-i hâli arzları lağv ve müzmahil olurdu. Ve Der-i Devlet'de Seydî Ahmed Paşa'nın ba‘zı muhiblerinden ve musâhib-i şehriyârî sarâylı yoldaşlarından Seydî'ye ta‘n-âmîz mektûblar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… nşî çelebi idi. Hemân ol ân Kabirova hâssı ağasının bir gûne ıstılâhât u ibârât
ve fesâhat
u belâğatle bir arz-ı mahzar tahrîr etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Bir zarîf ü nahîf çelebi idi, ammâ ehl-i ilm ve fâzıl ve kâmil ve âlim ve münşî çelebi idi. Hemân ol ân Kabirova hâssı ağasının bir gûne ıstılâhât u ibârât ve fesâhat u belâğatle bir arz-ı mahzar tahrîr etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55a ·
metinde göster ·
… bin beş yüz aded yerli yeniçerileri mevcûd olup kapukulları gibi üsküf ve keçe
ve fes
geyüp çorbacıları Budim'in yerli yeniçeri çorbacıları gibi kuka zerdûz üsküf ta …
Ve cümle sağ ve sol ve azeb-i hisâr ve beşli ve martolosân ve gönüllü ve yerli topçu ve yerli cebeci ve yerli kumbaracı ve yerli bârûtçubaşı neferâtlarıyla cümlesi âmâde on iki bin aded pür-silâh âmâde kal‘a neferâtları vardır. Ve dahi dörd aded yeniçeri odasıyla bir kapukulu yeniçeri ağası vardır ve on iki oda Freng hisârda yerli yeniçerileri odalarıyla başka yeniçeri ağaları vardır kim hâlâ hakîr mukarreri emr-i şerîfin getirdim, ammâ tâli‘imize paşa ile Dobroçin varoşuna mâl 36a tahsîline gitmişler. Ve iki aded kapukulu topçubaşı odaları var, iki oda kapukulu odalarının ağaları var ve hâlâ bin beş yüz aded yerli yeniçerileri mevcûd olup kapukulları gibi üsküf ve keçe ve fes geyüp çorbacıları Budim'in yerli yeniçeri çorbacıları gibi kuka zerdûz üsküf taşırlar. Ve dahi bin beş yüz aded azebistân neferâtları mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35b–36a ·
metinde göster ·
… rbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân
ve Fes
ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve …
İbret-nümâ-yı diğer: Havuzdan zâhir olan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn dîvler ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perdenin verâsında bir alay Rûm halkı ve Teke ve Hamîd ve Konya külâhlı âdemler ve Mısır ve Şâm ve Acem ve Hind ü Sind ve Maskov ve Tatar ve Özbek, el-hâsıl Hallâk-ı âlem bu rûy-ı arzda ne kadar mahlûk-ı benî âdem halk etdi ise cümlesi eşkâl-i esbâblarıyla zâhir olup bâğ-ı İrem içre kimi gezüp kimi her dıraht altında oturup sohbet ederlerdi, ammâ bunların birinde nutk olmayup birbirleriyle tekellüm etmezler idi, hemân heyûlâ gibi birbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân ve Fes ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve Kırmanika ve Bağaniski ve Fur kavmi kara Arablarıyla Habeşî ve Hindî kavmi gâyet çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… yerine sene 690 târîhinde Menkirtim Hân oğlu Tağtağağ Hân hân olup dâ’ima fitne
ve fesâda
ve fısk [u] fücûra ve lu‘b u lehve mâlik olup Ciniviz küffârı ve Maskov ve Leh …
Ba‘dehu yerine karındaşı Tedan Hân ibn Tağar Hân nehr-i Edil sahrâsındaki şehr-i Sarây'dan gelüp vilâyet-i Kırım'a müstakil hân oldu. Bunun zamânında Leh Kazağı Kırım'ın garbîsi tarafında Avlota limanına girüp Sarkirmân kal‘asın Ciniviz keferesi elinden alup Teda[n] Hân Kazak elinden mezkûr kal‘ayı kurtarmağa kâdir olmadığından Kırım halkı Tedan Hân üzre gulû-yı âm edüp hanlıkdan ma‘zûl edüp yerine sene 690 târîhinde Menkirtim Hân oğlu Tağtağağ Hân hân olup dâ’ima fitne ve fesâda ve fısk [u] fücûra ve lu‘b u lehve mâlik olup Ciniviz küffârı ve Maskov ve Leh ve Kostantin ve İdrivne ve Sırf ve Bulgar ve Eflak ve Boğdan ve gayri küffâr kralları yüz bulup Kırım'ın câ-be-câ yerlerin gâret etmeğe başlayup Sarkirmân kal‘asın bu dahi Leh elinden halâs etmeğe sa‘y etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199a ·
metinde göster ·
… aniski ve Daco ve Rümeyletü'l-hımâl'de ve Bornu Arabları ve Berberistân ve Afno
ve Fes
ve Merânkûş ve Telemsân ve Tanca ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve K …
El-hâsıl bu Santoron adası nâr-ı Hudâ ile ihrâk olup kudret topları atılup sâ‘ikaları tâ vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve işfet ve Korol'da ve Yenidünyâ'da ve Lonçat'da ve İngiltere'de ve Ungurus'da ve İslovin ve Macar ve Erdel'de ve Eflak ve Boğdan ve Kırım'da ve Dağıstân ve Türkistân ve Abaza ve Çerkezistân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân ve Acemistân ve Hindistân ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Aden ve Habeş'de ve Tübbet(?) ve Funcistân ve bilâd-ı Sûdân ve Kırmanika ve Bağaniski ve Daco ve Rümeyletü'l-hımâl'de ve Bornu Arabları ve Berberistân ve Afno ve Fes ve Merânkûş ve Telemsân ve Tanca ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Kudüs ve Şâm ve Anatolu ve Rûm'da ve Kızılelma'da ve Dib Frengistân'larda ve'l-hâsıl cemî‘i ekâlîmlerin büldân-ı azîmlerinde ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Kulzüm ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Okyunûs ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Zulumât kenârlarında olan şehirlerde Santoron adasının kudret topları atıldığı istimâ‘ olunup Rûm vilâyetinde kıyâmet kopuyor derlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
… yup birer Mısır hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm
ve fes
ve harîr boyaları kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl …
Ba‘dehu biz de anlara mezkûr 343a cezîreteyni Venedik'e teslîm etmişler, ammâ sû-i tedbîr etmişler, zîrâ hâlâ Zakilse ve Kefelona cezîrelerin Venedik eyle ma‘mûr edüp kal‘alar ihdâs edüp bu kadar bin re‘âyâlar koyup birer Mısır hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm ve fes ve harîr boyaları kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl hâsıl olur. Ammâ Aya Mavra'dan bir Girid mankırı hâsıl olmayup senevî cemî‘i kullarına üç yüz seksen kîse-i Rûmî ulûfeler verilüp üç yüz kîselik dahi tîmâr ve ze‘âmetleri vardır. Lâkin şol kadar fâ’idesi var kim Yanya ve Narda ve Anatolkoz ve Angili Kasrı nevâhîleri emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b–343a ·
metinde göster ·
… risâle ve gayri te'lîfâtları vardır. İlm-i lügatde lüğaz-küşâ bir bahr-i ma‘ânî
ve fesâhatde
ve belâgatde dürr-i yektâ-yı ferîdü'd-dehr ve nâdirü'l-asr gavvâs-ı ilm-i ledün …
Ammâ dersi‘âmları ile pâye medârisleri bunlardır kim tahrîr olunur: Evvelâ medrese-i Hacı Efendi ve medrese-i Muslihiddîn Efendi ve medrese-i Dervîş Çelebi ve medrese-i Kara Kadı ve medrese-i Monlâ Arab ve medrese-i Mehemmed Ağa ve medrese-i Ferişteoğlu <<ya‘nî ibn Melek hazretleri, yine medresesinde bir türbe-i âlî içinde medfûndur. Meşârık'a ve Menâr'a ve Mecma‘u'l-Bahreyn'e ve niçe yüz kütüb-i mu‘tebereye şerh yazup yedi yüz mücelled risâle ve gayri te'lîfâtları vardır. İlm-i lügatde lüğaz-küşâ bir bahr-i ma‘ânî ve fesâhatde ve belâgatde dürr-i yektâ-yı ferîdü'd-dehr ve nâdirü'l-asr gavvâs-ı ilm-i ledün idi kim hakkâ İbn Melek idi. Ve ilm-i lügatde Ferişteoğlu nâm kitâb-ı hümâm anların te'lîflerindendir ve Yıldırım Hân ulemâlarındandır. Aydın Bay oğluna mu‘allim olup bu şehri cây-ı vatan edüp âsûde olmuşdur. Hâlâ merkad-i pür-envârı ve savma‘ası ziyâretgâh-ı hâss [u] âmdır. Rahmetullâhi aleyh, kim âlem-i sabâvetde hakîr Ferişte lügatin tilâvet edüp kitâbın ibtidâsı hubz etmek kubl öpmek olmağile ekmek yemeği ve âdem öpmeği ibtidâ anın kitâbından öğrendik. Anıniçün hayır du‘â ederiz. Rûh-ı şerîfi şâd ve kabri dâd ü hayr ile yâd edenler dilşâd olalar.>>
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81b ·
metinde göster ·
… z olan Kudüs-i şerîf ve Mısır ve İslâmbol ve Mağrib-zemîn ve Tunus ve Tarabulus
ve Fes
ve Merânkûş ve Tilimsân ve Endelüs cümle Urbân elinde kaldı. Bunlardan nice int …
"Vallâhi biz İşpanya râhiblerindeniz. Cümlemiz dîn-i Muhammed zuhûr edeli huzûrumuz gidüp millet-i Mesîhiyye pâymâl oldu. Husûsâ bu Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik asrında cemî‘i cezîrelerimiz ve berren ve bahren vilâyet-i azîmelerimiz husûsâ ma‘bed-i kadîmimiz olan Kudüs-i şerîf ve Mısır ve İslâmbol ve Mağrib-zemîn ve Tunus ve Tarabulus ve Fes ve Merânkûş ve Tilimsân ve Endelüs cümle Urbân elinde kaldı. Bunlardan nice intikâm alsak, deyü meşveret edüp âhir dînimiz ulusu Papa mel‘ûnun re’y-i nâ-tedbîri ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
… eş ve İsvân ve Sûdân ve Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir bunlar dahi halîfelikdir.
Ve Fes
ve Merânkûş, Tilimsân ve May Bornu ve Af Nurnu ve niçe bunun emsâli pâdişâhlık …
Evvelâ İslâm pâdişâhları Mısır ve Funcistân ve Donkala ve Habeş ve İsvân ve Sûdân ve Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir bunlar dahi halîfelikdir. Ve Fes ve Merânkûş, Tilimsân ve May Bornu ve Af Nurnu ve niçe bunun emsâli pâdişâhlık yerler vardır. Bu mezkûr diyârlar Mekke'nin cenûbunda ve garbında vâki‘ olmuşdur. Ol hisâb üzre yine Ka‘be bu dünyâ cezîresinin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Anıniçün şeb [u] rûz berâber olmağa karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y318b ·
metinde göster ·
u belâgat ehl-i Mekke ve Yemen'e mahsûsdur. Ammâ hâlâ lisân-ı İbrî Berberistân' …
Ve fesâhat u belâgat ehl-i Mekke ve Yemen'e mahsûsdur. Ammâ hâlâ lisân-ı İbrî Berberistân'da ve Funcistân'da ve Kırmanıka'da ve Bağaneski vilâyetlerinde isti‘mâl olunur. Ve bu zikr olunan bilâdlar Mısır cezîresinde Hatt-ı İstivâda vâki‘ olmuşdur. Hazret-i İdrîs'in ve Hazret-i Kaffâh'ın sâkin olduğu sevâd İsvân'dır. Cümle halkı uryân ve siyâh çerde kavimdir. Cümlesi lisân-ı İbrî tekellüm ederler. Hattâ Hazret-i Kaffâh anlara ba‘s olundukda bu şi‘r anların kelâm-ı dürer-bârlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y354a ·
metinde göster ·
… keşîde edüp Mısır'a gelirler. Andan dörd ayda yine çöl [ü] çölistânda Cezâyire
ve Fes'e
ve Merânkeş'e ve Tilimsân'a varırlar.
Bu râh-ı Mekke'de böyle basîret üzre hareket ederler. Zîrâ cemî‘i Urbân-ı uryân "Mağribî'de çok tibir ve bî-kıyâs mâl vardır" deyü Urbân yolların beklerler. Ammâ her sene Mağribî Urbânını boza gelmişlerdir. Bu hâl üzre sabâh olup yola revâne olurlar. Ammâ gâyet hasîs ve le'îm kavimdir. Herbirinin birer ikişer beşer onar deve yükü zî-kıymet eşyâları vardır. Yine çadır çadır "şey'en lillâh" deyüp piyâde konakdan konağa taban keşîde edüp Mısır'a gelirler. Andan dörd ayda yine çöl [ü] çölistânda Cezâyire ve Fes'e ve Merânkeş'e ve Tilimsân'a varırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·
… âsın Akdeniz'e mahlût edüp yetmiş sene bu hâl üzre cârî olup Mısır ve Funcistân
ve Fes
u Merânkeş ve Sûdân vilâyetleri cezîre oldu. Mürûr-ı eyyâm ile bu dahi dolup mu …
Ba‘dehu Mısır pâdişâhlarından Muhammed Ekrâd hazretleri İmâmu'ş-şâfi‘î ta‘lîmiyle niçe kerre yüz bin benî âdem ile Süveys'den Abbâsiyye içinde Bilbeys kurbundan buhayre-i Tîne'ye(?) varınca kesüp Süveys deryâsın Akdeniz'e mahlût edüp yetmiş sene bu hâl üzre cârî olup Mısır ve Funcistân ve Fes u Merânkeş ve Sûdân vilâyetleri cezîre oldu. Mürûr-ı eyyâm ile bu dahi dolup mu‘attal oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y385a ·
metinde göster ·
oldu. Andan el-Vâsık Billâh Ömer bin İbrâhîm ibn el-Müstemsik Billâh ibn el-Hâk …
Bu Mütevekkil Halîfe'nin hapsi ve hilâfeti ve azli cümle kırk beş sene oldu. Ba‘dehu Ferruh bin Berkûk asrında merhûm olup Sitti Nefîse'ye muttasıl medfûndur. Ammâ bu Mütevekkil Halîfe zamânında ahvâl-i Mısır ve şâm muhtell ü müşevveşü'l-ahvâl olup âhir sene 816 târîhinde Timur Hân şâm'ı harâb etdikde Mısır'da Nîl-i mübârek taşmayup kaht-ı azîm olup fitne ve fesâdlar oldu. Andan el-Vâsık Billâh Ömer bin İbrâhîm ibn el-Müstemsik Billâh ibn el-Hâkim Bi-emrillâh halîfe olup sene 788 Mısır'da merhûm olup Sitti Nefîse'de medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y18b ·
metinde göster ·
… akanlarına ve For ve Donkalâ ve Afnu ve Bornu meliklerine ve Sûdân sultânlarına
ve Fes
ü Merânkeş pâdişâhlarına ve Mağrib-zemîn selâtînlerine ve Bağdâd'da âl-i Abbâsi …
Bu mahalde donanma-yı hümâyûna haber gidüp yedi yüz pâre gemi ile anlar dahi İskenderiyye kal‘asına gelüp bî-pâk ü bî-pervâ yanaşup taşra er döküp feth etdikleri müjdesi Selîm Şâh'a gelüp Mısır fethiyçün ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye fethiyçün yedi gün Y 54a yedi gece azîm şâdumânîler olup henüz âl-i Osmân Mekke ve Medîne pâdişâhı olup Mekke şürefâlarına, Yemen tübba‘larına ve Habeş necâşîlerine ve Fûncistân kakanlarına ve For ve Donkalâ ve Afnu ve Bornu meliklerine ve Sûdân sultânlarına ve Fes ü Merânkeş pâdişâhlarına ve Mağrib-zemîn selâtînlerine ve Bağdâd'da âl-i Abbâsiyân'a ve Hind râyına ve Acem şâhı Şâh İsmâ‘îl'e ve Basra ve Lahsa ve Ummân hâkimlerine ve'l-hâsıl cümle milel divel sultânları ve krallarına;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y53b–Y54a ·
metinde göster ·
Ve ilm-i nücûmda mâhir üstâd-ı kâmillerin ta‘lîmiyle şekl-i muhammes binâ olunmuşdur. Şekl-i müselles binâda nuhûset vardır ve ol mekânda dâ’imâ fitne ve fesâddan hâlî olmaz, deyü şekl-i muhammes binâ etdiler. Ammâ el-abd yüdebbir vallâh yukaddir, hikmet-i Hudâ binâsı şekl-i muhammesdir ammâ tâli‘i nuhûsetde olup içinde her sene birkaç kerre ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ve gulû-yı âm eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y77b ·
metinde göster ·
… ler ki felekin cellâdıdır. Anıniçün Mısır içinde kan ve ceng [ü] cidâl ve fitne
ve fesâd
eksik değildir. İmdi tâli‘-i Kâhire'de temeli bırağıldığından Mısır-ı Kâhire-i …
"Bire nişlersiz. Bire Kâhire firkatidir" ya‘nî ıstılâh-ı müneccimînde tâli‘-i Kâhire Merîh yıldızına derler ki felekin cellâdıdır. Anıniçün Mısır içinde kan ve ceng [ü] cidâl ve fitne ve fesâd eksik değildir. İmdi tâli‘-i Kâhire'de temeli bırağıldığından Mısır-ı Kâhire-i Mu‘izziyye derler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140b ·
metinde göster ·
… nba‘ında olan buhayreden Nîl-i mübârek tokuz[a] münşa‘ib olup memâlik-i Sûdân'a
ve Fes
ü Merânkeş cânibleri ki cânib-i garbdır, kol kol ol taraflara cereyân edermiş. …
Ve bâlâda tahrîr olunan Nîl'in menba‘ında olan buhayreden Nîl-i mübârek tokuz[a] münşa‘ib olup memâlik-i Sûdân'a ve Fes ü Merânkeş cânibleri ki cânib-i garbdır, kol kol ol taraflara cereyân edermiş. Ammâ hakîr ol taraflara varmadım, ammâ hatt-ı istivâdan içeri Nîl kenârınca cânib-i cenûba arzı 12 (---) derîce ve 41 dakîka olan yerlere gitdiğimiz inşâallâh Fûncistân seyâhatinde mufassal tahrîr olunur ve mine'l-acâyibdir kim kendi seyâhat [u] sergüzeşt [ü] serencâmımızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157a ·
metinde göster ·
[ü] Merânkûş cânibine akan Nîl'lerin tokuz bölüğü dahi cânib-i garba cereyân ed …
Ve Fes [ü] Merânkûş cânibine akan Nîl'lerin tokuz bölüğü dahi cânib-i garba cereyân edüp Y 157b cümlesi bin fersahda Bahr-i Okyûnûs ki Bahr-i Muhît'dir, ana mahlût olur, deyü Fûncistân'da varan kimesnelerden su’âl etdim. Ve Nîl'in ol câniblerinde timsâh olmaz, deyü cevâb etdiler. Ve Sultân Mü’eyyed zamân-ı hilâfetlerinde birkaç kerre Nîl'in başına âdemler gidüp sekiz ayda varup sekiz ayda metâ‘ların alup gelmişler. Ve dâ’imâ Fûncistân âdemleri dörd beş ayda varup öte tarafda metâ‘ların Portakal Frengine fürûht edüp yine beş ayda Fûncistân'a gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157a–Y157b ·
metinde göster ·
… Selîm Hân Tumanbay'ı ele getürüp Bâb-ı Züveyle'de salb edüp Mısır içinden fitne
ve fesâd
munkatı‘ olup Selîm Hân yine Tumanbay'ı endirüp cenâzesi namâzın bile kılup bu …
Zamân-ı kadîmde bu vâdîde kabâ’il-i Âdilî sâkin olduğuyçün ve Tumanbay Sultân bu mahalde adâlet köşkü inşâ edüp dîvân-ı adâlet etdüğiyçün Âdiliyye derler. Havâsı gâyet latîf bir ferah-fezâ yerdir. Hasta varsa şifâ bulur. Sultân Selîm ile Sultân Tumanbay'ın bâlâda birkaç yerde arbedeleri tahrîr olunmuşdur, ammâ niçe ceng [ü] cidâlden sonra Selîm Hân Tumanbay'ı ele getürüp Bâb-ı Züveyle'de salb edüp Mısır içinden fitne ve fesâd munkatı‘ olup Selîm Hân yine Tumanbay'ı endirüp cenâzesi namâzın bile kılup bu Âdiliyye'de merkadinde defn etdi. Ve sulehâ-yı ümmetden hâfız-ı Kelâmullâh bir pâdişâhdır, deyü evkâflarına vaz‘-ı yed etmeyüp türbe-i pür-envârın müzeyyen kılup her bâr Selîm Hân gelüp ziyâret ederdi. Hâlâ evc-i semâya ser çekmiş bir kubbe-i nühtâkın ortasında bir mermer sandûka içinde medfûndur. Sandûkanın cânib-i erba‘asında celî hat ile mermer üzre Âyetü'l-kürsî kazılmışdır ve bu târîh yazılmışdır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a/mük ·
metinde göster ·
Ve Habeşe cevârîler esmâları var kim âdem hayrân olur. Meselâ Hasîse
ve Fesîse
ve Kasîse ve Nefîse ve Fitne ve Eşmîne ve Şemsiyye ve Şemmûne ve Reyhâne ve Hed …
Ve Habeşe cevârîler esmâları var kim âdem hayrân olur. Meselâ Hasîse ve Fesîse ve Kasîse ve Nefîse ve Fitne ve Eşmîne ve Şemsiyye ve Şemmûne ve Reyhâne ve Hediyye ve Verdiyye ve Hamrâ ve Kamrâ ve Amberiyye ve Cemîle ve bunun emsâli niçe nâmları vardır kim tahrîrinde melâlet vardır. Ammâ şehr-i Mısır'ın hâricinde kurâ ve kasabâtlarda Sa‘îdî ve Bedevî mahbûbeleri olur kim merâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gibi mukehhal gözlü, şîrîn sözlü ve münevver yüzlü perî peykerleri olur kim medhinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243a ·
metinde göster ·
ü belâgat sâhibi kimesnedir. Bir mün‘im ve kesîrü'l-kirâm ve beyne'l-halk sâhib …
eş-şeyh Ayyâşî: şeyh Alî şümürlisî hazretinden telemmüz edüp Sultân Mü’eyyed câmi‘inde ders-i âmdır. Bir vakâr-hey’et [ü] vecâhet ve fesâhat ü belâgat sâhibi kimesnedir. Bir mün‘im ve kesîrü'l-kirâm ve beyne'l-halk sâhib-i kelâm ve bir recül-i sâlih ü fâzıl kimesnedir. Lisân-ı Türkî kelimât etdüğinden sâ’ir ulemâ "Osmânlı ile ihtilât eder", deyü hased ederler. Ammâ bir hamûl u mu‘tedil sâkin âdemdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248b ·
metinde göster ·
… geçüp Bahr-i Mağrib'de nihâyet bulup pes Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir ve Tanca
ve Fes
ve Endelüs ve Kurtuba ve Merânkûş, cümle bu diyârlar üçüncü iklîm içindedir. Ve …
İklîm-i sâlis bilâd-ı Sîn'e ve Hindistân ve Kandehâr'a ve bilâd-ı Sind'in şimâlinden ubûr edüp Kâbil ve Kirmân ve Cîrût(?) ve Sicistân ve sevâhil-i Kasra'dan mürûr edüp medîne-i İstahr ve Sâbûr ve Mihribân ve şîrâz ve Sebkîr ve Gûr ve Ehvâz ve Irâk ve Vâsıt ve Kûfe ve Bağdâd ve Ebyâr ve Hît, andan hâk-i şâm ve Hamâ ve Hıms ve Sûr [ve] Akka ve Remle ve Sâve ve Taberiyye ve Gazze ve Beytü'l-mukaddes ve Askalân ve Medâyin ve Kulzüm Selmiyye, ba‘dehu esâfil-i arz-ı Mısır'ı kat‘ edüp Kırmâ [Fermâ?] ve Tennis ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve Fustât ve Feyyûm ve bilâd-ı [şa]rkıyye'i ubûr edüp arz-ı İfrîk'den geçüp Bahr-i Mağrib'de nihâyet bulup pes Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir ve Tanca ve Fes ve Endelüs ve Kurtuba ve Merânkûş, cümle bu diyârlar üçüncü iklîm içindedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254a ·
metinde göster ·
… pâre şehir vardır, yetmişi bender-i mu‘azzamalardır. İbtidâsı Sûdân ve Donkalâb
ve Fes
ü Merânkeş ve Kurtuba ve Tanca ve Cezâyir ve Tûnus ve Tarabulus ve İskenderiyye …
Ammâ bu İngilis cezîresinden büyük Mısır cezîresidir. Dâ’iren mâdâr on sekiz bin mîl cezîre-i kübrâdır. Rûy-ı arzda Cenâb-ı İzzet eyle bir cezîre halk etmemişdir. İçinde on beş mülûk sikke ve hutbe sâhibi pâdişâh ve yetmiş melik-i sâhib-mülûklar vardır. Ve içinde bin yetmiş pâre şehir vardır, yetmişi bender-i mu‘azzamalardır. İbtidâsı Sûdân ve Donkalâb ve Fes ü Merânkeş ve Kurtuba ve Tanca ve Cezâyir ve Tûnus ve Tarabulus ve İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât ve Mahalle-i Kebîr ve Ümmü Dünyâ şehr-i mahrûse-i Mısır hamâhallâhu ta‘âlâ. Bu cezîrelerde cümleden bu mu‘azzamdır, ammerehullâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y256a ·
metinde göster ·
… u hâşâk makûlesinden bahr-i ummâna zarar isâbet etmez. Ol makâm-ı kübrâda fitne
ve fesâda
karışan nâ-ehil elbette anda ıslâh-ı nefs eder. Eyle bir cem‘iyyet-i kübrâ sâhi …
Eğer su’âl olunur ise bu mevlûd-ı Bedevî'de bu kadar Q 271aP 268a cân bir yere cem‘ oldukdan sonra elbette niçe dürlü fezâhat olur, dersen kâr-ı dünyâ böyledir. Ve anlar bir bahr-i amîkdir ve gavs-ı a‘zamdır. Hâr u hâşâk makûlesinden bahr-i ummâna zarar isâbet etmez. Ol makâm-ı kübrâda fitne ve fesâda karışan nâ-ehil elbette anda ıslâh-ı nefs eder. Eyle bir cem‘iyyet-i kübrâ sâhibi sultân-ı Ebü'l-yetâmîndir, himmetleri hâzır ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y294b ·
metinde göster ·
… ândır. Mısır iklîminden mâ‘adâ hükmü Mağrib-zemîn'de Cezâyir Tûnus ve Tarabulus
ve Fes
ü Merânkeş ve Berber-zemîn'e ve Fûncistân'a ve Sûdân'a ve vilâyet-i Habeş'e ve …
Ve nâmesinde hakîri eyle ta‘rîf [ü] tavsîf ile tahrîr etdi kim gûyâ der-i devlet tarafından gelir bir mîr-i alemiz, böyle mülûkâne nâme yazar bir vezîr-i âlî-şândır. Mısır iklîminden mâ‘adâ hükmü Mağrib-zemîn'de Cezâyir Tûnus ve Tarabulus ve Fes ü Merânkeş ve Berber-zemîn'e ve Fûncistân'a ve Sûdân'a ve vilâyet-i Habeş'e ve Yemen'e ve Mekke ve Medîne ve Bâdiye Urbânına dahi hükmü cârî. Y 360b Ve mahabbetnâmeler ile hedâyâlar gönderirdi. Zîrâ Yemen seferine serdâr-ı mu‘azzamlık hatt-ı şerîfi gelüp mutlak düstûr-ı mükerrem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y360a–Y360b ·
metinde göster ·
… leri ve ziyâret olunan kibâr-ı evliyâları cümle böyle evsâf-ı hüsn-i ta‘bîr ile
ve fesâhat
u belâgatlı elfâz-ı tumturâk ile âb [ü] tâb vererek tahrîr eylesek bir şütür-ne …
Eğer bu seyâhat etdiğimiz diyârlarda manzûrumuz olan kurâ ve kasabât ve bender şehirleri ve ziyâret olunan kibâr-ı evliyâları cümle böyle evsâf-ı hüsn-i ta‘bîr ile ve fesâhat u belâgatlı elfâz-ı tumturâk ile âb [ü] tâb vererek tahrîr eylesek bir şütür-ner-bârî kitâb olur. Ammâ şimdi bu hâl üzre müsevvede edüp Cenâb-ı İzzet müyesser edüp tâs[h]îhe geçdükde Y 363a olmaya illâ hayr, hemân Keşşâfü'l-kürûb Allâh bu tahrîrâtımızın hayr ile itmâmın müyesser ede, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y362b–Y363a ·
metinde göster ·
… ömrü yetmişe yetmiş gitmiş ve çoğu yetmişi yüzü geçmiş musâhabet [ü] melâ‘ibden
ve fesâhat
[ü] belâgatden bi'l-külliye kalmış âdemleri olur. Gûyâ intikâl etmeğe tevbe etm …
Ve bu şehrin ricâl makûlesi ol kadar müsin ü mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş ve tûl-i ömrü yetmişe yetmiş gitmiş ve çoğu yetmişi yüzü geçmiş musâhabet [ü] melâ‘ibden ve fesâhat [ü] belâgatden bi'l-külliye kalmış âdemleri olur. Gûyâ intikâl etmeğe tevbe etmişdir. Ve şebâb u fetâlarında zî-akl kimesneler dahi çokdur. Ve âb-ı hoş-havâsından Hazarî ve Havvârî mahbûbesi gâyet hüsn-i cemâlde ve lutf [u] i‘tidâlde olup ol diyârın lehce-i mahsûsları ile kelimâtları mevzûn ve dürdâne-misâl dişleri dürr-i meknûn akl-ı zû-fünûn nisvânları var kim geysû-yı müşkbârların çîm-ender-çîm perîşân edüp reftâr etdükde mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y377a ·
metinde göster ·