… bi‘a gelince icmâl-i saltanatları ve vüzerâ ve vükelâ ve hayrât [ü] hasenâtları
ve feth
[u] fütûhâtları tamâm oldu. Zîrâ bu mezkûr pâdişâhlar cümle İslâmbol'da medfûn …
Bu mahalde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî'den beri Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘a gelince icmâl-i saltanatları ve vüzerâ ve vükelâ ve hayrât [ü] hasenâtları ve feth [u] fütûhâtları tamâm oldu. Zîrâ bu mezkûr pâdişâhlar cümle İslâmbol'da medfûn ve neşv [ü] nemâ bulmaları cihetinden İslâmbol evsâfında câmi‘leri evsâfın tahrîr ederken sadedden çıkup ba‘zı kavânînleri ve havâdisâtlar mahalle münâsib tahrîr olunup yine şehr-i İslâmbol içre olan selâtîn câmi‘leri evsâfına rucû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87b ·
metinde göster ·
[u] fütûhunda bulunan kibâr-ı evliyâullahları ve niçe bin ulemâ ve sulehâ ve me …
Evvelâ şehr-i Bursa'ya Âl-i Selçûkiyân ve Âl-i Osmâniyân'dan ibtidâ Osmâncık üç kerre muhâsara edüp yerine Orhân Gâzî'yi serdâr-ı mu‘azzam edüp Orhân Gâzî elinden Bursa şehri feth olaldan berü enderûn [u] bîrûnunda medfûn guzât-ı müslimînden cümle şühedâları ve feth [u] fütûhunda bulunan kibâr-ı evliyâullahları ve niçe bin ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i sâdât-ı kirâmları ve musannifîn ve mü’ellifleri ve selef-i vüzerâları ve sâ’ir a‘yân-ı kibârın ziyâretlerin ayân u beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237b ·
metinde göster ·
… a geldikde Tavâşî Ca‘fer "İşte seni askerin ile kırıp akabince kal‘anı muhasara
ve feth
edüp kulağını keser ve benim gibi seni tavâşî eder" deyü "cellâd" der. Der-ân c …
Evsâf-ı kal‘a-i Kehrevân-ı Azerbaycân: Sene (---) târîhinde Avşar hânlarından Seyfi Kulu Hân Şah Tahmasb asrında Süleymân Hân havfinden binâ etmişdir. Ne Âl-i Osmân'a ne âl-i şâh-ı şâhâna tâbi‘ değil idi. Âhir sene (---) târîhinde Tebrîz'den Koca Ferhâd Paşa Bağdâd'a giderken bu Kehrevân Sultânı Meymendî Hân-ı Avşarî, Ferhâd Paşa askerinin önünden ardından guzât-ı müslimîni nehb u gâret edüp kal‘asına mütehassın olurdu. Âhir Ferhâd Paşa ı‘mâz-ı ayn edüp selâmetle Bağdâd-ı behişt-âbâda vâsıl olunca derhâl Solak Ferhâd Paşazâde Bağdâd askeriyle üzerine gelüp on yedi gün kal‘asın toplayup fethi müyesser olmayup bî-feth vilâyet-i Şehrezûl'a gelüp Ferhâd Paşa Bağdâd'da serdâr-ı mu‘azzam kaldı. Beri tarafda bu Kehrevân Hâkimi Meymendî Hân şîrînleyüp Bağdâd'dan Tebrîz'e gelen tüccârdan ve guzâtdan âdem geçirmeyüp ol vâsi‘-mezheb ve bed-meşreb niçe bin ehl-i İslâm'a mühîn-i bî-dînlik edüp bir kerre kırk elli bin tülüngî asker cem‘ edüp Tebrîz-i dilâvîzin cânib-i erba‘asın nehb ü gâret ederken Tebrîz'den Ca‘fer Paşa ale'l-gafle on iki bin cengâver-i dilâver [u] server ile kal‘a-i Tebrîz'den çıkup bu yağî ve bâğî Hân-ı Meymendî'ye bir kılıc-ı Osmânî urup askerinin meymenetin 305b bozup cümle Yezîdî Ekrâdı ve Türkmân'ın bozup Meymendi Hân-ı bî-meymenet ancak öz başıyla kal‘a-i Kehrevân'ına firâr edüp Ca‘fer Paşa yedi bin kelle ve beş bin dil ile on bin kadar at ve katar ve deve ve sâ’ir ganâ’imiyle sâlîmîn ve gânîmîn kal‘a-i Tebrîz'e gelüp top u tüfenk şâdmânları edüp ertesi gün yetmiş bin asker ile kal‘a-i Kehrevân üzre yedi pâre balyemez ve kırk pâre şâhı-bilmez alay toplarıyla üç günde kal‘a-i Kehrevân'ı muhâsara edüp bi-inâyetillah üçüncü günde fethi müyesser olup derûn-ı kal‘ada Meymendî Hân'ı dipdiri kayd-bend ile Tavâşî Ca‘fer Paşa'nın huzûruna getirdiklerinde ibtidâ bir kulağın kesüp eline verüp "Mel‘ûn! Tebrîz'de bir tavâşî hâkim neye kâdir olup nitse gerek?" deyü Tebrîz ülkesin tılâva geldikde Tavâşî Ca‘fer "İşte seni askerin ile kırıp akabince kal‘anı muhasara ve feth edüp kulağını keser ve benim gibi seni tavâşî eder" deyü "cellâd" der. Der-ân cellâd-ı {bî-amân} gelüp mâbeyne muslıhîn girüp "Hayâsın kesmeden mâl-ı mâye-i {sermâye}sin kesmek iyidir" deyü bin kîse ve bin yük pârecesin alup ba‘dehû kal‘a kapusu üzre Hân-ı Meymendi salb edüp "Hakkından geldim", deyü bir tarafda şâha i‘lâm edüp bir tarafdan hânın başın kesüp kal‘a miftâhlarıyla ve iki yüz deve mâl-ı ganâ’imle miftâhları Sultân Murâd Hân-ı Sâlis'e gönderüp hâlâ derûn-ı kal‘ada Murâd Hân nâmına bir câmi‘ var. On bir sene Âl-i Osmân elinde durmuşdur. Hâlâ Bağdâd yolu üzre bir püşte üzre şekl-i müdevver bir kal‘a-i münevver sûrdur. Dâiren-mâdâr cirmi altı bin adım seng-binâ ve iki kapusu vardır. Cânib-i şimâle Tebrîz kapusu ve cânib-i cenûba Erdebîl kapusu var. Hâlâ sultânlıkdır kim bin askere mâlikdir. Ve kadısı ve kelenteri ve münşî ve darûgası vardır. Ammâ taşra varoşu bâğ u bâğçe ve gül-i gülistânlı yedi bin hâk-ı pâk ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Cümle altmış mihrâbdır. Lâkin on bir yerde cum‘a kılınur imiş. Hâlâ cemâ‘atden garîb câmi‘lerdir. Ve yedi hammâmı ve on bir hânı ve sekiz yüz dükkânı var. Cümle sanâyi‘den mevcûddur. Lâkin kalemkârî, çit yorgan ve çârşaf yüzleri memdûh-ı âlemdir. Bâğı ve bâğçesi cihânı bezemişdir. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbe-i surhserân civân-ı hoş-elhân-ı nevâhân hânende ve sâzendeleri vardır. Bu şehrden cânib-i cenûba 5 sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305a–305b ·
metinde göster ·
… le olup esîr olmaya idik. Dahi başımıza ne hâller gelir" deyü feryâd ederlerdi.
Ve feth
olunan yüz yetmiş pâre şayka ve çırnıklar içinden ve meterislerde alınan ve sah …
"Kâşki biz de böyle olup esîr olmaya idik. Dahi başımıza ne hâller gelir" deyü feryâd ederlerdi. Ve feth olunan yüz yetmiş pâre şayka ve çırnıklar içinden ve meterislerde alınan ve sahrâlarda bulunup ceng ile alınan cümle mâl-ı ganâ’imleri ve sâ’ir mühimmât âvânîler ki mîrîye â’id olmuşdu, anları cümle bin iki yüz aded at arabalarına mâl-â-mâl edüp sâ’ir guzât-ı müslimînin aldığı kanı bahâsı altı bin dokuz yüz aded Kazaklardan mâ‘adâ mîrîye â’id olan on bir bin altmış aded esîr küffârın elleri bâğlı ve ciğerleri dâğlı cebe ve cevşenleri ve yetmiş nefer hatmanları ve serdâr-ı murdârları olan Krakov kralının oğlu veled-i pelîdi olan Holandiye nâm la‘în dahi kayd [u] bend-i silsile olup cümlesi arabalar üzre tahmîl olunup üç yüz altmış aded gûnâ-gûn haçlı bayrakları ve tabıl ve dankiyo ve nâkûsları ve erganon ve düdükleri ve surka tulum nâm bir mizmerdir cümle bayrakların ser-nigûn ve mün‘akis edüp sâ’ir tecemmülât-ı mehmelâtları dahi menkûp olunup her kâfir zincirleri ile boğazlarından bâğlı ve cümlenin elleri dahi beşer beşer birer araba angışlarına bâğlı âmâde oldular ve ba‘zı guzât-ı müslimîn kendü hüsn-i rızâsıyla kanı ve cânı bahâsı esîrlerin pâdişâh içün iki yüz elli aded kâfirleri ellişer guruşa satup akçesin alup anları dahi pây-beste ve dil-haste zincire urup arabalara yükletdiler. Ve cümle arabalar üzre altı bin altmış aded kelle-i bî-devletleri arabalar üzre sırıklar ile zeyn edüp âmâde oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a ·
metinde göster ·
[u] fütûh edeceği vilâyetleri her pâdişâhın başı ucuna yazmış ve bildiğimiz (pâ …
Hulâsa-i kelâm "Âl-i Osmâncık'dan tâ Sultân Korkud'a gelince elli pâdişâh gele" deyü her pâdişâhı eşkâliyle ve feth [u] fütûh edeceği vilâyetleri her pâdişâhın başı ucuna yazmış ve bildiğimiz (pâdişâh) pâdişâhlardan Sultân Ahmed ve oğlu Sultân Osmân'ı ve Ahmed Hân karındaşı Sultân Mustafâ'yı iki kerre pâdişâh olacağın ve Sultân Murâd H[ân]'ın zorbaları kıracağın ve Revân'ı ve Bağdâd'ı alacağın ve Sultân İbrâhîm Azağ'ı ve Girid'i alacağın ve Kilis'i ve Dirniş'i kâfire vereceğin ve zekerin eline alup şehîd olacağın ve İbrâhîm oğlu Yûsuf-sıfat dilîr Mehemmed Hân'ın elinde bâzı ve doğanı ile Yanova'yı ve kal‘a-i Varat'ı ve Erdel'i ve Uyvar'ı ve Kandiye'yi feth edüp Alaman'da ve Boğdan'da bî-hâsıl serdârları ceng edeceğin ve "Velekad" isimli pâdişâh olacağın ve Esvedü's-safâ nâm bir vezîri olacağın cümle vakt-i sâ‘atleriyle yazmış, hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17b ·
metinde göster ·
… elbette gayri tevârîhlerde cemî‘i ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ve muhâsara
ve feth
[ü] fütûhların yazmışlardır. Ancak bu hakîr ü pür-taksîr pederimizi ve Fâtih-i …
İmdi azîz-i men, men hakîr u fakîr bu Budin hakkında bu kadar tatvîl-i {kelâm} edüp dörd kerre muhâsarasıyla tahrîr etdiğimiz cümle peder-i azîzimizden istimâ‘ etdiğimiz üzre ale'l-ihtisâr tahrîr etdik, zîrâ elbette gayri tevârîhlerde cemî‘i ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ve muhâsara ve feth [ü] fütûhların yazmışlardır. Ancak bu hakîr ü pür-taksîr pederimizi ve Fâtih-i Budin Süleymân Hân'ı hayr ile yâd eylemek içün fütûhât-ı Budin'i bu kalîlü'l-bizâ‘a bu yüzden tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78a ·
metinde göster ·
… ddet-i medîde ömr-i girân-mâyeleri ve müddet-i saltanatları ve imâret etdikleri
ve feth
etdikleri dâr-ı diyârları cümle tahrîr etmişler. Hakîr dahi andan ahz edüp bu m …
Bunlar cümle oğul oğula ve nebîrezâdeler bir yerde kal‘a-i Balu Hân'da gûyâ Mısır'ın ehrâm dağları gibi kümler altlarında medfûnlardır. Ve selef pâdişâhları kabirlerinin seng-i mezârlarına cümle ahvâlâtlarıyla müddet-i medîde ömr-i girân-mâyeleri ve müddet-i saltanatları ve imâret etdikleri ve feth etdikleri dâr-ı diyârları cümle tahrîr etmişler. Hakîr dahi andan ahz edüp bu mecmû‘a-i müsevvedâtımıza tesvîd eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
… in mümessek şerîfîleri surre emîni getirüp ve Haremeyn'den ve niçe bin evkâfdan
ve feth
olunan memâlik-i mahrûselerin Mekke ve Medîne evkâfları tahsîlinden iki Mısır h …
Ve şâm huccâcı ile surre emîni geldükde Mısır'dan ta‘yîn olunan altmış iki bin mümessek şerîfîleri surre emîni getirüp ve Haremeyn'den ve niçe bin evkâfdan ve feth olunan memâlik-i mahrûselerin Mekke ve Medîne evkâfları tahsîlinden iki Mısır hazînesi dahi bu Medîne ahâlîsine gelüp surre emîni gece ve gündüz meş‘aller ile emîr-i hac ve Medîne mollâsı şeyhü'l-harem huzûrunda defter-i pâdişâhîyle herkese surresin ihsân edüp mahlûlâtın Âsitâne'ye arz ederler. Ve surresin alanlar pâdişâha du‘â ederler. Ve'l-hâsıl ehl-i huzûr bir kavimdir. Zîrâ civâr-ı Resûlullâh'da sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294b ·
metinde göster ·
olunan küffâr gemileri ile ve bî-hadd [ü] bî-kıyâs mâl-ı firâvân ile Cidde'ye g …
"El-emrü emrüküm" deyü sikke ve hutbe-i Âl-i Osmân tilâvet etdirüp mezkûr kal‘aları Hind pâdişâhına hibe edüp bu kadar mâl-ı firâvân ile Hindustân'dan mansûr [u] muzaffer avdet edüp diyâr-ı Yemen'de dahi yedi aded bender iskeleleri feth edüp andan bender-i Cidde'ye donanma-i hümâyûn ile ve feth olunan küffâr gemileri ile ve bî-hadd [ü] bî-kıyâs mâl-ı firâvân ile Cidde'ye gelüp andan Mekke-i mükerremeye Süleymân Paşa gelüp hacc-ı şerîf edüp bâlâda zikri sebkat eden kırk bir pâre tuç topları hâzır cebehâne bulunmak maslahatıyçün Beyt-i şerîfin cânib-i erba‘asına ziynet içün ale't-tertîb dizmişlerdir. Yohsa anlar berâ-yı maslahat dizilmiş amûdlar değildir. Kuzu Alî Ağa merhûm eyle buyurmuşlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y345a ·
metinde göster ·
… amân peygamberi bu sûretde olup ümmetleri Mısır'a mâlik olalar ve adâlet edeler
ve feth
edecek âdemler ba‘de'l-Muhammed sene 18 târîhinde Hattâb oğlu Ömerü'l-Fârûk ve …
"Âhir zamân peygamberi bu sûretde olup ümmetleri Mısır'a mâlik olalar ve adâlet edeler ve feth edecek âdemler ba‘de'l-Muhammed sene 18 târîhinde Hattâb oğlu Ömerü'l-Fârûk ve vezîri Amr ibnü'l-Âs ola" deyü bir beyâz deve üzre sarı hırkalı sûreti beyâz mermer üzre kazmışlar ve münakkaş yazmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235b ·
metinde göster ·