… u ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü
ve frenk
üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir ki …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… Kababta ve İsrâ’ilî ya‘nî Yehûdî ve Moskov, Gürcî'dendir, ve Ya‘kûbî ve Karâyî
ve Frenk
, on iki kavm lisândır, Yahûdîdir ammâ Mesîhâ-mezhebdirler, evvelâ İşpaniya ve F …
İbtidâ Tatar'dan tenâsül bulan kavm-i gûnâ-gûnlardan : Evvelâ, kavm-i Tatar ve Hind ü Sindî ve Muğânî ve Lûristanî ve Moltânî ve Banyânî ve âteş-perest-i Hindistân, on iki kavm ve on iki lisândır, ve kavm-i Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr ve Kavzak ve Moğol ve Noğol ve Türk-Tatar ve Özbek ve Acem ve Dağıstân'da Kumuk ve Kılmah, on iki kavm ve on iki lisândır, ve Nogay ve Heşdek ve Labka ve Çağatay ve Lezgi ve Gürcî ve Mikrîl ve Şavşad ve Dadyan ve Açıkbaş ve Ermeni ve Urum ve Türkmân ve Kababta ve İsrâ’ilî ya‘nî Yehûdî ve Moskov, Gürcî'dendir, ve Ya‘kûbî ve Karâyî ve Frenk, on iki kavm lisândır, Yahûdîdir ammâ Mesîhâ-mezhebdirler, evvelâ İşpaniya ve Fransa ve Ceneviz ve Portakal ve Venedik ve Dodoşka ve Sırf ve Latin ve Bulkar ve Hırvad ve Lotozyan ve lisân-ı Talyan (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a ·
metinde göster ·
… Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı
ve frenk
kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam …
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… ımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim
ve Frenk
galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-r …
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… eyle nakş eylemiş kim gûyâ her biri nakş-ı Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Ağa Rızâ
ve Frenk
Mânî'dir kim her bir tasarrufları birer gûne sihr-i mübîn mertebesi nakş-ı buka …
Evsâf-ı dârü't-tedrîs-i tahsîl-i ulûm: Cümle (---) aded medresedir. Evvelâ cümleden Kızıl medrese derler bir medrese-i ibretnümâdır kim diyâr-ı İslâmiyyede eyle bir dâr-ı ulûm ne binâ olunmuşdur veyâ olunur. Timur gördükde engüşt ber-dehen edüp binâsına hayrân kalmışdır. Kal‘a kapusu gibi bir bâb-ı mu‘allâsı var. Gören adamın aklı perîşân olur. Üstâd-ı mermer-bür bu kapunın yemîn ü yesârına ve atabe-i âlîsine ve tâk-i Havernâklarında mermerlere eyle tîşe urup Cenâb-ı Bârî yed-i kudretiyle halk etdüğü cemî‘i şükûfelerin tâbıku'n-na‘l bi'n-na‘l eşkâl-i ezhârâtı bu kapuya nakş edüp eyle kalem-i direfş-i pans urmuş kim gûyâ her bir şükûfe birer gûne-i ter u tâze-i verd-i handân ve benefşe ü ergavân ve sünbül ü reyhân ve islîmîler ve zerrîn müşebbek-i Rûmîlerdir ve yetmiş seksen kat girişme zihları kapunun yemîn ü yesârına eyle nakş eylemiş kim gûyâ her biri nakş-ı Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Ağa Rızâ ve Frenk Mânî'dir kim her bir tasarrufları birer gûne sihr-i mübîn mertebesi nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûndur. Kapunun atabe-i ulyâsı üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… e kavmi mahallesi ve bir Ermenî keferesi mahallesi bir kenîseleri var, ammâ Rûm
ve Frenk
ve gayri millet mahallesi yokdur.
Ve bu mahalde iki müselmân mahallesi var. Bir şîrîn câmi‘in bir mevzûn ve musanna‘ taş minâresi var. Ve dahi iki aded Çingane kavmi mahallesi ve bir Ermenî keferesi mahallesi bir kenîseleri var, ammâ Rûm ve Frenk ve gayri millet mahallesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a ·
metinde göster ·
… 28b⟧ âlû ve şeftâlû ve zerdâlû ve kaysı Q 28b ve Fransa eriği ve Şâm fısdığı
ve Frenk
incîri ve Rûm incîrinin sekiz gûne incîri olur kim lezzeti demâğı dü şakk eder. …
Ve turunc ve kebbât ve hummâs ve ağaç kavununun envâ‘ları var. Ve türlü türlü P 28b âlû ve şeftâlû ve zerdâlû ve kaysı Q 28b ve Fransa eriği ve Şâm fısdığı ve Frenk incîri ve Rûm incîrinin sekiz gûne incîri olur kim lezzeti demâğı dü şakk eder. Hattâ bir gûne fındık kadar yeşil hurde incîri olur gâyet lezîz ve mümessekdir. Âdemin demâğın misk-i abîrî râyihası mu‘attar eder. Ve bir gûne hurde elma ağaçlarında elması olur, subhâne'l-Hallâk rub‘-ı meskûnda nazîrin görmedim. Ve bu bâğda hâsıl olan âbdar ve dânedâr kiraz vişne ve siyâh dud rub‘-ı meskûnda yokdur, meğer Rûm'da Tekirdağı şehrinde ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y54b ·
metinde göster ·
… îmleri vardır. Meşhûru Lütfî Paşa hânı ve Rüstem Paşa hânı, kurşumlu hânlardır.
Ve Frenk
hânı ve Esîr hânı ve Destmâl hânı ve Abdüsselâm hânı ve Kütey hânı ya‘nî Kütâhi …
Ve cümle yigirmi yedi hân-ı azîmleri vardır. Meşhûru Lütfî Paşa hânı ve Rüstem Paşa hânı, kurşumlu hânlardır. Ve Frenk hânı ve Esîr hânı ve Destmâl hânı ve Abdüsselâm hânı ve Kütey hânı ya‘nî Kütâhiyye hânı ve Çöplüce hân ve Pasba hânı ve Merdenli hânı ve Kara Kadı hânı. Bunlar meşhûr hânlardır ve niçeleri ma‘lûmumuz değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82a ·
metinde göster ·
… arasınadır. Ve habbu'l-lezîz [[(---) (---) (---)]] hâsıl olur gâyet mukavvîdir.
Ve Frenk
incîri garîb temâşâdır. İki âdem kaddi kalın yeşil haşebeler üzre babuç gibi ye …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz hubzu ve hurmâsı. Ve şeker kamışı üçü ve dördü bir maksûs Mısır parasınadır. Ve habbu'l-lezîz [[(---) (---) (---)]] hâsıl olur gâyet mukavvîdir. Ve Frenk incîri garîb temâşâdır. İki âdem kaddi kalın yeşil haşebeler üzre babuç gibi yeşil yapraklarının kenârında [[(---) (---) (---)]] -misâl darısı vardır. Bu dahi mukavvîdir. Ve acûr ve kassâ ve kurkâs ve karnebît ve cümmeyz ağaçları [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerdir. Bi-aynı incîr-misâl la‘lgûn ve beyâz cümmeyzi olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu kim cemî‘i müsmirât [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerin bir âdem iki âdem kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde beşi onu ve on beşi bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş dânesin isti‘mâl edüp üzerine bir kaç yudum su içse tabî‘ati mülâyim edüp [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a–Y178b ·
metinde göster ·