… e-i Alî Ağa ve bâğçe-i Eski Yûsuf ve bâğçe-i Ganîzâde şimâl cânibi Okmeydânı'na
ve garb
cânibi Halîc-i Eyyûb'a nâzır fısdık ve servi dırahtları ile müzeyyen bir bâğdır …
Ve bâğçe-i Alî Ağa ve bâğçe-i Eski Yûsuf ve bâğçe-i Ganîzâde şimâl cânibi Okmeydânı'na ve garb cânibi Halîc-i Eyyûb'a nâzır fısdık ve servi dırahtları ile müzeyyen bir bâğdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123b ·
metinde göster ·
… da dört câmi‘ vardır ve şark 251a tarafında olan rabtasında iki câmi‘ vardır.
Ve garb
cânibinde olan rabtda dörd câmi‘ vardır. Ammâ Orta Kulle Câmi‘i gâyet ma‘mûr ve …
Anda olan rabtda dört câmi‘ vardır ve şark 251a tarafında olan rabtasında iki câmi‘ vardır. Ve garb cânibinde olan rabtda dörd câmi‘ vardır. Ammâ Orta Kulle Câmi‘i gâyet ma‘mûr ve müzeyyen bir minâreli câmi‘-i şîrîndir. (---)(---) binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b–251a ·
metinde göster ·
Ve garb tarafındaki rabtda Câmi‘-i Hâtûniyye: Selîm Hân-ı Evvel, bu Tarabuzun'da mütevellid olmağile vâlide-i mükerremesi binâ etmişdir bir câmi‘-i rûşendir. Sâfî (---) mestûr bir minâreli câmi‘u'n-nûrdur. Gâyet metîn evkâfı vardır. Hatta Polata Bâzârı nâmıyla ma‘rûf olan kasaba bu Hâtûniyye evkâfıdır ve niçe ma‘mûr kurâları dahı vardır. Yekpâre kubbe-i mînâsı içre her şeb kanâdîller ile müzeyyen olup cemî‘î cemâ‘at ibâdet ederler. Ve bir tabaka minâre-i musanna‘ı serv-i bâlâ-misâl eflâke ser çekmişdir. Ve bu câmi‘in der-i dîvârlarının bir sıra taşları mücellâ senglerdir ve bir saffı beyâz ve musaykal hucerâtlar ile inşâ olunmuşdur. Târîh-i câmi‘ budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251a ·
metinde göster ·
… aşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi
ve garb
tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yen …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… narında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle
ve garb
tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldut …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… nib-i şimâle Meydân kapusu ve Yayla kapusu derler, Çevgân Meydânı bu taraftadır
ve garb
tarafına Cisr kapusu, Acemle derveze-i pul derler, ya‘nî köprü kapusu demekdir. …
Evvelâ cânib-i cenûba bâb-ı Tebrîz ve cânib-i şimâle Meydân kapusu ve Yayla kapusu derler, Çevgân Meydânı bu taraftadır ve garb tarafına Cisr kapusu, Acemle derveze-i pul derler, ya‘nî köprü kapusu demekdir. (---)(---)(---)(---) Cümle yedi yüz pâre Osmânlıdan kalmış sâğîr ve kebîr top-ı kûbleri var. Sâ’ir âlât [u] cebehânelerine hadd [u] hasîr yokdur. Zîrâ İrân-zemîn-i Azerbaycân'ın intihâ-yı serhaddidir kim güc ile sürhserân destine girmişdir. Cümle üç bin kal‘a neferâtı ve üç bin hân askeri ve yedi bin eyâleti askeri vardır. Birkaç kerre hânlar hânlığı olmuşdur. Kadı ve molla ve şeyh-i şerîfi ve kelenteri ve darûgası ve münşîsi ve yasavul ağası ve korucubaşısı ve eşik ağası ve dizçöken ağası ve yedi aded mihmândârları ve şâhbenderleri vardır. Cümle serhadd-i İrân-zemînin güzîdesidir. Derûn-ı şehr içre cümle iki bin altmış hâk-ı pâk ile mestûr hâne-i zîbâlardır. Cümleden Hân sarâyı ma‘mûr [u] âbâdandır kim Emîr Gûne Hân ziyâdesiyle imâr etmişdir. Bu sarây kurbunda şâh darbhânesidir kim Abbâsî ve bisitî kesilir kim hân sarâyının solundadır. Ve Yayla kapusundan taşra varoş-ı azîme Eskişehir derler. Hân ve câmi‘ ve çârsû-yı bâzârlı varoşdur. Ve cisr başında hân bâğı vardır ve cisr başında câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı şehri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 309b ·
metinde göster ·
… avâ-yı hûb [u] câvidân: Bilâd-ı Rûm'un vasatında kûh-ı Ercîs'in şimâl ve yıldız
ve garb
tarafı küşâde olup lodos rûzgâr-ı bî-fâ’idesi tarafı mesdûd olmağıla vakt-i tâb …
Evsâf-ı havâ-yı hûb [u] câvidân: Bilâd-ı Rûm'un vasatında kûh-ı Ercîs'in şimâl ve yıldız ve garb tarafı küşâde olup lodos rûzgâr-ı bî-fâ’idesi tarafı mesdûd olmağıla vakt-i tâbestân ve eyyâm-ı pâyîzde dâ’imâ hevâsı bâd-ı sabâ ve rîh-i nesîm-i Irâk'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 66a ·
metinde göster ·
… n ol tarafı tâ bu mertebe kulle-i feleğe kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı
ve garb
u cenûb ve kıble tarafları düz zemîndir. Ve dîvârınun kaddi cümle kırk zirâ‘-ı …
Bu kal‘anın burc [u] bârûları üzre aşağıda cereyân eden Şatt-ı azîme nazar olundukda mezkûr nehir gûyâ bir tur‘acik gibi nümâyândır. Bu kal‘anın ol tarafı tâ bu mertebe kulle-i feleğe kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı ve garb u cenûb ve kıble tarafları düz zemîndir. Ve dîvârınun kaddi cümle kırk zirâ‘-ı melikî-i âlîdir ve onar arşın arîz esâs-ı dîvârı vardır. Ve dâ’iren-mâdâr cümle kulle-i bülendlerdir. Ve cümle (---) aded dendân-ı bedendir. Ve bu kal‘a-i müzeyyen siyâh seng-i tırâş ile mebnî olduğundan "Kara Âmid" derler. Ve üstâd-ı sâhib-hendese bu kal‘ayı şekl-i murabba‘dan şimâl [u] cenûba tûlânîce binâ edüp cümle kulleleri ve dendân-ı bedenleri birbirine nâzırdır. Hîn-i muhâtarada birbirini korudur. Ve seng-i hârâdan inşâ olunmak ile zemîni dahi yalçın kaya üzre binâ olunmağın düşman muhâsara etse bir tarafından lâğım [u] meteris sürüp zafer bulmak mümkin değildir. Meğer bir sene muhâsara olunup derûn-ı kal‘ada kaht [u] galâ olup kal‘ayı teslîm ideler. Ve şekl-i murabba‘ının şarkîsi derk-i esfel olmağile handak lâzım değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… Bu diyârda varoşa rabât derler. Bu dahi bir dere içre cânib-i erba‘ası havâleli
ve garb
tarafı nehr-i Hoşâb'dır, alçak dîvârlı ve kırk kulle ve iki kapulu ve handaksız …
Sitâyiş-i Aşağı Rabât: Bu diyârda varoşa rabât derler. Bu dahi bir dere içre cânib-i erba‘ası havâleli ve garb tarafı nehr-i Hoşâb'dır, alçak dîvârlı ve kırk kulle ve iki kapulu ve handaksız dört bin adım cirmli bir kal‘adır. İçinde cümle sekiz yüz kadar hâk-i pâk ile mestûr bir rabât-ı ma‘mûrdur. Bir câmi‘i ve hânı ve bir kesîf hammâmı ve bir kaç dükkâncıkları vardır. Gayri ibret-nümâ âsâr-ı binâsı kal‘asından gayrı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… . {Kâmil üç yüz altmış iki ayak kesme kaya taş nerdübân ile nehr-i (---) inilir
ve garb
tarafında Ayyâr kayası bu kal‘aya sehel havâledir}. Ve Yıldırım Hân câmi‘i var. …
Cânib-i garba nâzır bir demir kapusu vardır. Derûn-ı hisârda dizdâr hânesi ve kethüdâ ve imâm ve mü’ezzin ve kal‘a mehterleri hânesi var ve cebehâne hücreleri ve gılâl anbârları ve su sarnıçları ve Ceylân yolu nâm su yolları vardır. {Kâmil üç yüz altmış iki ayak kesme kaya taş nerdübân ile nehr-i (---) inilir ve garb tarafında Ayyâr kayası bu kal‘aya sehel havâledir}. Ve Yıldırım Hân câmi‘i var. Gayrı hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan bir âsâr yokdur, zîrâ evc-i âsumâna kad-keşân olmuş bir kal‘a-i bâlâ olmağile değme âdem bir sâ‘atde urûc edemediğinden şeb [ü] rûz kapusu dâ’imâ mesdûddur, ammâ dîdebânları dâ’imâ nigâhbânlık edüp pür-silâh bevvâbları vardır, zîrâ aşağı şehir ahâlîsinin cemî‘i zî-kıymet metâ‘ları cümle kal‘ada mahfûzdur ve cümle mücrim ve kanlılar bunda mahpûsdur kim Kuds-i şerîf'in zindânı Kerek kal‘asıdır, ammâ bu Tokat gûyâ diyâr-ı Acem'in kal‘a-i Kahkaha'sıdır. Hattâ sene 1056 târîhinde Varvar Alî Paşa'dan İpşir Mustafâ Paşa'nın hatunu Mavrol Hân kızı Perihân'ı Sultân İbrâhîm Hân Varva[r]'dan taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
… ze‘âmet u tîmâr ve alaybeğisi ve çeribaşısı yokdur, zîrâ kıble tarafı Karadeniz
ve garb
tarafı cümle Kazağistân'dır. Her bâr Kazak horoslarının sadâları işidilir ve şa …
Sene (---) târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Sultân (---) binâsıdır, be-dest-i Macar Alî Paşa. Üç tuğlu vezîr eyâleti tahtıdır, lâkin bî-amân yer olmak ile vezîri Silisre ve Babadağı ve Akkirmân şehirlerinde oturup on bin asker ile muhâfaza edüp hâlâ bu kal‘a-i Özü Silisre eyâletinde başka sancakbeği tahtıdır, ammâ bunun beği kanûn üzre Özü suyunun karşu Kırım tarafında Kılburun nâm kal‘ada oturup muhâfaza edüp tâ Kırım cezîresinin Orağzı nâm mahalle dörd konak çöl ile Kırım'a varınca Özü beğinin hükmündedir. Tatar hânların Kanûn-ı Bâyezîd Hân üzre alâkaları yokdur. Özü beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu 240.000 akçedir, lâkin ze‘âmet u tîmâr ve alaybeğisi ve çeribaşısı yokdur, zîrâ kıble tarafı Karadeniz ve garb tarafı cümle Kazağistân'dır. Her bâr Kazak horoslarının sadâları işidilir ve şark tarafı nehr-i Özü aşrı Heyhat sahrâsıdır. Tâ kal‘a-i Azağ'a ve andan doksan yedi konak tâ Bahr-i Harez'e varınca sahrâ-yı Heyhat Deşt-i Kıpçak'dır ve cenûb tarafı kezâlik Akkirmân'a varınca cây-ı bî-amân yerlerdir kim niçe kerre ubûr itmişih. Anıniçün tîmâr ve ze‘âmetleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
… imâli alçak bayırlı ve kıblesi sahrâ-yı çayırlı ve cenûbu bir küçük amelî göllü
ve garb
tarafı orman ve balkanlı vâsi‘ mezra‘alı fezâlara vâki‘ olmuş cümle yigirmi bin …
Evvelâ nehr-i Tuna'dan cânib-i şimâle iki konak içeri semt-i şimâli alçak bayırlı ve kıblesi sahrâ-yı çayırlı ve cenûbu bir küçük amelî göllü ve garb tarafı orman ve balkanlı vâsi‘ mezra‘alı fezâlara vâki‘ olmuş cümle yigirmi bin saz örtülü ma‘mûr kortalardır. Aslâ kiremit ve kurşum örtülü imâristânları yokdur, ammâ ekseriyyâ kârgîr binâ deyrleri ve sarâyları ve manastırları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b ·
metinde göster ·
Bu vilâyet-i vâsi‘in tûlu cânib-i garbda Fohşan şehrinde tâ kıble tarafında şehr-i İsmâ‘îl'e varınca tûlu on iki konakdır ve şark tarafı Özü eyâletinde kal‘a-i Bender hâkiyle müşâdır. Andan nehr-i Turla kenârınca Kardaş Kazak ile hem-çetdir ve şimâl cânibinde kal‘a-i Hotin ve kal‘a-i Secova bu Boğdan'ındır kim nehr-i Turla kenârında Leh vilâyetiyle müşâdır ve batı tarafına meyilli Erdel vilâyetinin Seykel vilâyetinde Sahan Samur dağlarıyla müşâdır. Ve garb cânibine Eflâk vilâyetiyle müşâdır. Nehr-i Tuna kenârında Âl-i Osmân ile müşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
… ve Tot kavminin lisânları da Leh gibidir. Ve şimâl semtleri Çeh vilâyetleridir
ve garb
tarafları Nemse diyârıyla hem-hudûddur, ammâ cümle Tot kavmi başka banlıkdır ki …
Bu zemînin cânib-i kıblesi Orta Macar'dır ve taraf-ı şarkîsi vilâyet-i Leh'dir ve Tot kavminin lisânları da Leh gibidir. Ve şimâl semtleri Çeh vilâyetleridir ve garb tarafları Nemse diyârıyla hem-hudûddur, ammâ cümle Tot kavmi başka banlıkdır kim iki kerre yüz bin askere mâlikdir, lâkin Orta Macar'a tâbi‘ olduklarından bunlar dahi millet-i Mesîhiyye'dendirler ve Macar kavmi gibi mezhebleri dahi Luturyan mezhebindedirler. Putperest olmayup salîbe perestlerdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a ·
metinde göster ·
… , gâyet ensiz kal‘acıkdır, zîrâ kıble tarafı nehr-i Drin'dir ve gâyet derindir.
Ve garb
tarafı iç kal‘a kayasıdır. Anıniçün bir ensiz dar kal‘adır.
Eşkâl-i Aşağı kal‘a: Nehr-i Drin kenârında olup beş aded metîn kulleleri ve kal‘a dîvârların cümle nehr-i Drin döğer. Ve bu kal‘a cenûbdan şimâle şekl-i tûlânî kâmil bir kapudan bir kapuya beş yüz adım tûlî bir kal‘adır kim yukaru kal‘a kayasının hemân cânib-i şarkîsi ve kıblesi tarafın ihâta etmişdir. Ensesi iç kal‘a kayalarıdır. Ve bu kal‘anın arzı yigirmi adım ve otuz ve kırk adım yerleri var, gâyet ensiz kal‘acıkdır, zîrâ kıble tarafı nehr-i Drin'dir ve gâyet derindir. Ve garb tarafı iç kal‘a kayasıdır. Anıniçün bir ensiz dar kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 169a ·
metinde göster ·
… handakı kâmil yüzer adım enli ve amîkdir, ammâ handakların iki başları alçakdır
ve garb
cânibi başında handak içine nehr-i Tuna'dan büyük gemiler girüp yatır handak iç …
Ve bu kal‘anın mağrib ve maşrık cânibinde iki başları tâ Freng kapusuna karîb handak içi mâl-â-mâl nehr-i Tuna'dır. Ancak Freng kapusu semti iki bin adım handak içi kurudur, çayır ve çemenzârlı zemîn-i mahsûldârdır. Ve bu tarafı seksen kulaç derin handakdır kim nehr-i Tuna gelmemişdir. Ve her taraf handakı kâmil yüzer adım enli ve amîkdir, ammâ handakların iki başları alçakdır ve garb cânibi başında handak içine nehr-i Tuna'dan büyük gemiler girüp yatır handak içi bir liman-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
tarafı Çehikad nâhiyesidir kim azîm nevâhîdir. Hayduşak kâfirine tâbi‘lerdir. S …
Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ lisân-ı Macar'da Halmaş (---) demekdir. Bunu dahi sene (---) târîhinde Seydî Ahmed Paşa ile berbâd etmişdik, hâlâ ma‘mûr olup kal‘a-i Varat'a tâbi‘dir. İçinde Erdel küffârı vardır. Bir azîm nâhiyesi var, cümle Varat'a tahrîr olunmuşdur, ammâ kal‘ası şekl-i müselles havâleli bir Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Halmaş yaylağı dibine vâki‘ olmağile havâleli yerleri cümle bâğlardır. Ve garb tarafı Çehikad nâhiyesidir kim azîm nevâhîdir. Hayduşak kâfirine tâbi‘lerdir. Seykelhit kal‘asın münhedim edeli mezkûr Çehikad re‘âyâsı Varat'a gelmez oldular. Ve Hayduşak kâfiri de hâzır-mânde olup Nemse çâsârına tâbi‘ oldular. Andan maşrık tarafına 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
tarafına mekşûf bir demir kapusu var. Ve kapunun kulleden aşağı tâ nehr-i Tuna' …
Ve bir Mahmûd Paşa câmi‘i ve garb tarafına mekşûf bir demir kapusu var. Ve kapunun kulleden aşağı tâ nehr-i Tuna'ya ener bir garâ’ib ibret-nümâ su yolu var, garîb ve acîb san‘atdır. Ammâ taşra kal‘a aşağı Tuna kenârında cümle üç mahalle ve cümle üç yüz şindire tahta örtülü ma‘mûr evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94a ·
metinde göster ·
tarafına bâğ u bâğçeleri de cümle nehr-i Tuna kenârına vâki‘ olup gûyâ bâğ-ı İr …
Ve cümle üç mihrâbdır. Evvelâ Hacı Alî câmi‘i Tuna kenârında câmi‘-i [nev] binâdır. Mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle (---) aded medreselerdir. Ve cümle (---) tekye-i dervîşândır. Ve cümle (---) aded mekteb-i sıbyândır. Ve cümle bir hammâmı var, Koca Mahmûd Paşa'nındır. Ve cümle elli mikdârı dükkânlardır. Bezzâzistânı ve imâret-i ıt‘âmı yokdur, ammâ Velî Mahmûd Paşa hîn-i fethde bu kal‘a ahâlîsine hayr du‘âlar edüp gâyet mün‘im kimesneleri ve ehl-i iyâlleri ve ganîmet üzre mahsûlât-ı hubûbât-ı nebâtâtları vefret ü[z]redir. Ve garb tarafına bâğ u bâğçeleri de cümle nehr-i Tuna kenârına vâki‘ olup gûyâ bâğ-ı İremdir. Ve hevâsı 94b i‘tidâl üzre olup sâ’ir şehirlerden sehel ıssıdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94a–94b ·
metinde göster ·
… b-i kıbleye cereyân edü[p] nehr-i Tuna'ya mahlût olunca yine şark tarafı Boğdan
ve garb
tarafı Eflakân vilâyetidir kim mâbeyne-hümâya bu nehir hudûd vâki‘ olmuşdur. Ve …
Ve bu nehr-i Fohşan yine Eflak vilâyetlerinde Seykel vilâyeti dağlarından gelüp bu şehr-i Fohşan içinde çit cisirler altından geçüp cânib-i kıbleye cereyân edü[p] nehr-i Tuna'ya mahlût olunca yine şark tarafı Boğdan ve garb tarafı Eflakân vilâyetidir kim mâbeyne-hümâya bu nehir hudûd vâki‘ olmuşdur. Ve bu Fohşan cisrinin berü başında Eflak beği tarafından bir gümrük emîni oturup âyende vü revendeden bâc-ı bâzâr alır. Ve cisrin karşu cânibinde Boğdan beği emîni gümrük alır, gâyet büyük emânetlerdir kim cemî‘i geçen keferelerden dahi harâc alırlar kim iki kerre yüz bin guruş hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
… arez'dir. Cenûb ve kıble tarafı nehr-i Terek'dir ve Dağıstân ülkesiyle müşâdır.
Ve garb
tarafı karadır kim Çerkezistân'a ve deşt-i Kıpçağ'a gider.
Bu kal‘anın şimâl tarafı Bahr-i Harez'dir. Cenûb ve kıble tarafı nehr-i Terek'dir ve Dağıstân ülkesiyle müşâdır. Ve garb tarafı karadır kim Çerkezistân'a ve deşt-i Kıpçağ'a gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·
ve şimâl tarafları kararup üzerimizde olan âfitâbın nûru gidüp evc-i semâ kebûd …
Hemân anı gördüm, şark ve garb ve şimâl tarafları kararup üzerimizde olan âfitâbın nûru gidüp evc-i semâ kebûd-gûn olup zulumât basup bir ra‘d u berk ve bir şiddet-i şedîd rûzgâr olup gûyâ ebr-i nîlgûn pâre pâre olup yere ener.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193a ·
metinde göster ·
… hâr ziyâde olduğundan şehrin kıblesi tarafı sahrâ-yı azîme olup yıldız rûzgârı
ve garb
cânibi kat-ender-kat ulu yayla kûh-ı bülendler olup müverrihân-ı Rûm ol kûh-ı s …
Evvelâ bu şehrin vakt-i şitâda hevâsı gâyet latîf ve mu‘tedil olup mâh-ı Temmûz'da sehelce şiddet-i hâr ziyâde olduğundan şehrin kıblesi tarafı sahrâ-yı azîme olup yıldız rûzgârı ve garb cânibi kat-ender-kat ulu yayla kûh-ı bülendler olup müverrihân-ı Rûm ol kûh-ı ser-bülende Ana dağı derler. Bir till-i refî‘u'ş-şândır kim Anatolu'da Bingöl yaylağı ve Göksun yaylağı ve Kayseriyye'de Erciş yaylakları meşhûr ammâ bu şehr-i Siroz'un Ana Dağı yaylağı Rûm ve Arab u Acem'de meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b ·
metinde göster ·
… ve hâne-i imârâtlar yokdur. İllâ şark tarafına kal‘a hâricinde kireçhâne vardır
ve garb
tarafında Yenikapu hâricinde Mevlevîhâne vardır.
deyü Yedikulle'nin taşra kapusu önünde aşağı şehre ve de[r]yâya nâzır bir mecma‘u'l-irfân kasr-ı âlîsi var. Cümle âyende vü revende ve devendegân ve uşşâkân, seyyâhân-ı berr [ü] bihâr ol kasr-ı Hava[r]nak-ı nüzhet-âbâdda cem‘ olup cilvelenirler. Hakkâ ki cihân-nümâ bir kâh-ı vâlâ-yı bâlâ-yı ibret-nümâ-yı mesîregâhdır. Ammâ bu kal‘adan taşra aslâ mahallât ve hâne-i imârâtlar yokdur. İllâ şark tarafına kal‘a hâricinde kireçhâne vardır ve garb tarafında Yenikapu hâricinde Mevlevîhâne vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225a ·
metinde göster ·
ve şimâl taraflarını deryâ döğer dîvârlardır. Ancak karayel ve yıldız cânibleri …
Ve şark ve cenûb ve garb ve şimâl taraflarını deryâ döğer dîvârlardır. Ancak karayel ve yıldız cânibleri karadır, ammâ bu kara câniblerinin dîvârları seksen adım enli sedd-i Kahkahâ-vâr kesme kaya handakdır. Ve ol taraflarının dîvârları kırkar arşın yüksekdir. Ve handak kenârınca kara tarafının dîvârı bir denizden bir denize varınca bin beş yüz adım kara tarafı dîvârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247b ·
metinde göster ·
… z elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) aded kurâdır. Şehri bir taşlı yerde şark
ve garb
tarafı sahrâlı bir mürtefi‘ kayalı yerde cümle beş yüz aded hâneli ma‘mûr u âbâ …
Mora sancağı voyvadalığıdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) aded kurâdır. Şehri bir taşlı yerde şark ve garb tarafı sahrâlı bir mürtefi‘ kayalı yerde cümle beş yüz aded hâneli ma‘mûr u âbâdân bir kasabadır kim zemîni sâfî servlik içinde cümle kiremit örtülü hânedânlar ve cümle bir câmi‘i var, haremi sâfî servi ve kubbesi kiremitli ve bir kârgîr minâreli bir latîf câmi‘i ve âb-ı hayât suları var, ammâ çârsû-yı bâzârı ve hân [u] hammâmı yokdur, ammâ haftada bir azîm bâzârı durup etrâfdan niçe bin âdem cem‘ olur. Andan bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·
… sârdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi bedenleri üzre iki bin yüz aded adımdır. Ve şark
ve garb
tarafları cümle yalçın uçurum kayalar olmak ile aslâ bir tarafında handakı yok …
El-hâsıl bu kal‘a-i Arhoz üç kat bölme hisârdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi bedenleri üzre iki bin yüz aded adımdır. Ve şark ve garb tarafları cümle yalçın uçurum kayalar olmak ile aslâ bir tarafında handakı yok bir metîn kal‘adır. Bu kal‘anın kapusu önünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 279a ·
metinde göster ·
… endirmek âsân olup çamur olmaya deyü kaldırım döşelidir. Beş yüz adımda enilir
ve garb
tarafına açılır beş kat biri biri içinde sarp kapulardır.
Ve cümle beş aded kapuları 312a vardır, ammâ büyük kapusu ana handakı içinde olup yokuş yukaru taş döşe[li] nerdübân ile çıkılır yılma yokuşdur kim hîn-i mahalde top çekmek ve top endirmek âsân olup çamur olmaya deyü kaldırım döşelidir. Beş yüz adımda enilir ve garb tarafına açılır beş kat biri biri içinde sarp kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b–312a ·
metinde göster ·
tarafı eğri ve büğrü binâ olunup dâ’iren-mâdâr cümle beş aded kal‘a kapuları va …
Ve garb tarafı eğri ve büğrü binâ olunup dâ’iren-mâdâr cümle beş aded kal‘a kapuları var. İkisi semt-i garba nâzırdır, biri aşağı kal‘adadır kim kastele gider. Ve biri orta kal‘ada olup ol dahi kastel cânibine bakar. 338b Ve bir kapu dahi iskele kapusudur kim Salona kapusu derler, kasaba-i Salona'ya gider. Ve bir kapu dahi iç kal‘a kapusudur. Bu kal‘a gerçi şekl-i müsellesdir ammâ gûyâ pâpuççu muştası gibi beli incedir. Meselâ bu eşkâldedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338a–338b ·
metinde göster ·
Ve bu cisrin altındaki gölü ayağı ol mertebe akar kim göz görmez. Yaz u kış nehr-i Dirava gibi dörd koldan akar aslâ eksilmez. Hikmet ol kim bu gölün içine azîm nehirler mahlût olmaz. Yine böyle iken sayf [u] şitâda bu gölün ayağı nehr-i Ceyhûn gibi akar. Ve garb tarafına cereyân edüp kasaba-i (---) uğrar. 369a Andan (---) uğrar. Andan (---) uğrayup mezkûr Leş kal‘ası dibinde Sincivan limanında Bundukanî körfezine munsabb olur bir âb-ı hayât göldür, ammâ yaz günleri gâyet ıssıdır, ammâ sehel bardakda durup kesb-i hevâ etse buz pâresi olur. Lâkin kaçan bu göl suyu ıssı oldukda ol zamân balıklar ziyâde sayd olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368b–369a ·
metinde göster ·
… âle nâzırdır. Ve nısfı aşağı düzde vâki‘ olmuş şehr-i azîm ve bilâd-ı kadîmdir.
Ve garb
tarafında Karaköy kapusundan tâ şark tarafında Durkutlu mahallesine varınca bu …
Ve bu şehr-i Ma‘nisa cebel-i Duman dâmeninde şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuşdur. Hânelerinin nısfı dağa arka vermiş hevâdâr evlerdir. Serâpâ yüzleri şimâle nâzırdır. Ve nısfı aşağı düzde vâki‘ olmuş şehr-i azîm ve bilâd-ı kadîmdir. Ve garb tarafında Karaköy kapusundan tâ şark tarafında Durkutlu mahallesine varınca bu şehrin tûlü kâmil yedi bin adımdır. Ve arzının ba‘zı yeri üç bin adım ve ba‘zı mahalli dörd bin ve beş bin adım olur. Ve dahi Sultâniyye câmi‘inin önünden kıble tarafına yokuş yukaru Ulu câmi‘ önünden tâ iç kal‘aya varınca dörd bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y37a ·
metinde göster ·
… dir. Bir karış mikdârı yeri kazsan su çıkar, handaka muhtâc değildir. Ve yıldız
ve garb
tarafın deryâ döğer metîn dîvârlardır. Mâ‘adâ tarafları kara cânibleridir.
Eşkâl-i kal‘a: Sene (---) târîhinde bizzât Süleymân Hân binâsıdır. Be-dest-i Kapudan Pılak Mustafâ Paşa. Bir körfez derenin nihâyetine şeddâdî taş binâ ve şekl-i murabba‘ dâ’iren-mâdâr cirmi bin altmış adımdır. Ve dîvârının kaddi onar mi‘mâr arşını âlî ve cânib-i erba‘asında aslâ handakı yokdur, zîrâ gâyet alçak kumsal yerde vâki‘dir. Bir karış mikdârı yeri kazsan su çıkar, handaka muhtâc değildir. Ve yıldız ve garb tarafın deryâ döğer metîn dîvârlardır. Mâ‘adâ tarafları kara cânibleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y63b ·
metinde göster ·
cânibi limandır. Ammâ büyük liman şimâl ile garbdadır. Ve bu kal‘anın nısfı der …
Ve bu kal‘anın şarkı ve garb cânibi limandır. Ammâ büyük liman şimâl ile garbdadır. Ve bu kal‘anın nısfı deryâda ve nısfı karadadır. Ve taşrasında aslâ varoş evleri yokdur ve hân ve câmi‘ ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur. Hemân serâpâ bâğ u bâğçesi cihânı dutmuşdur. Cemî‘i halkının kâr u kisbleri kuru üzüm ve incîr ve şîra-i âbdârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y103b ·
metinde göster ·
… kmağa cür’et edemez. Ve ancak şark tarafından bir yolu var, bir sâ‘atde çıkılır
ve garb
tarafında yoldan bir sâ‘atde enilir iki yola münhasırdır.
Evsâf-ı kal‘a-i Eski Rodos: İbtidâ Süleymân Hân bunu yedi günde feth edüp hazîne ve bâr [u] büngâhın lâzım olmayanın azîm asker ile bunda koyup ba‘dehu Rodos'a teveccüh etti, hâlâ Süleymân Hân evkâfıdır. Kal‘ası leb-i deryâdan bir tüfeng menzili ba‘îd evc-i âsumâna ser-çekmiş bir beyâz sarp kaya üzre sedd-i İskender-misâl bir taş binha kal‘a-i bâlâdır. Şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuşdur. Ve cânib-i erba‘asından âdem aşağı bakmağa cür’et edemez. Ve ancak şark tarafından bir yolu var, bir sâ‘atde çıkılır ve garb tarafında yoldan bir sâ‘atde enilir iki yola münhasırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122a ·
metinde göster ·
Ve sancağı kazâları cümle (---) kazâdır. Evvelâ baş kazâ taht-ı Elmalı
ve garb
tarafında kazâ-i Kaş ve yine garbında kazâ-i Kalkanlı ve anın şarkında kazâ-i F …
Ve sancağı kazâları cümle (---) kazâdır. Evvelâ baş kazâ taht-ı Elmalı ve garb tarafında kazâ-i Kaş ve yine garbında kazâ-i Kalkanlı ve anın şarkında kazâ-i Finike ve anın şarkında kazâ-i Eğdir ve anın kurbunda kazâ-i Azrasan ve anın şarkında körfez aşırı kazâ-i Adalya ve anın şimâlinde kazâ-i Istanaz ve anın şimâlinde kazâ-i Kızılkaya ve kazâ-i Teke Karahisârı. Bu sancakda meşhûr kazâlar bunlardır. Ammâ ba‘zı zamân kazâ-i Kaş ve kazâ-i Kalkanlı Menteşe'ye zamm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y131b ·
metinde göster ·
… -i azîmdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) on bir bin yüz niçe bin adımdır.
Ve garb
cânibi yüksek kayalar üzredir ki evce ser çekmişdir. Şark cânibi liman cânibine …
Ve kal‘ası leb-i deryâda evc-i âsumâna ser çekmiş yalçın kırmızı kaya üzre şekl-i muhammes sedd-i İskender-misâl bir kal‘a-i azîmdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) on bir bin yüz niçe bin adımdır. Ve garb cânibi yüksek kayalar üzredir ki evce ser çekmişdir. Şark cânibi liman cânibine ilhâkdır. Cümle evleri biribiri üzerlerine (---)(---) biri biri üzre kat-ender-kat şarka nâzırdır ve birbiri üzerine yapılmışdır. Ancak şimâl cânibinde handak vardır. Mâ‘adâ gayri taraf el-iyâzenbillâh evc-i âsumâna berâber ser çekmiş yalçın kûh-ı Bîsütûn-vâr kırmızı kayalardır. Aşağı bakanın zehresi çâk olur. (---)(---) Ve kıble cânibi dahi eyle yalçın kanara kayalardır. Ve şark cânibi liman-ı azîmdir ki iki bin pâre gemi alur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y139a ·
metinde göster ·
… ğildir. Şark cânibine vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmdir. Lodosdan ve keşişlemeden
ve garb
rûzgârlarından emîn olur. Ne cânibe demir bıraksa bir vâsi‘ a‘lâ yataklı limand …
Ve bu takrîr ve tahrîr etdiğimiz minvâl üzre bu kal‘a beş bölme hisârdır. Ammâ limanı yed-i Kudret'dir, amelî binâ ile değildir. Şark cânibine vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmdir. Lodosdan ve keşişlemeden ve garb rûzgârlarından emîn olur. Ne cânibe demir bıraksa bir vâsi‘ a‘lâ yataklı limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y139b ·
metinde göster ·
… üp bu kal‘ayı inşâ edüp cümle hazînesin bu kapuda mutalsam edüp kenz etmiş ola.
Ve garb
cânibine İskele kapusu ve şark cânibine Adana kapusu.
Ve yine bu kapunun iki cânibinde beyâz mermer kitâbeler içinde gûnâ-gûn kûfî hatlar ile Arabî ve Süryânî hatlar ile vâcibü's-seyr yazular var kim âdem hayrân olur. Cümle seyyâhân-ı cihân anı kırâ’at edüp tılısımât çıkarmağa çalışırlar. Ve cümle halk ol zu‘mdadırlar kim Me’mûn Halîfe Mısır'dan defîne getirüp bu kal‘ayı inşâ edüp cümle hazînesin bu kapuda mutalsam edüp kenz etmiş ola. Ve garb cânibine İskele kapusu ve şark cânibine Adana kapusu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y152b ·
metinde göster ·
cânibinde kesme kaya handakı var. Gayri cânibleri neûzübillâh [[(---)(---) (-- …
Ve garb cânibinde kesme kaya handakı var. Gayri cânibleri neûzübillâh [[(---) (---) (---)]]. Handak Yed-i Kudret'dir ve ancak cenûba nâzır bir kapusu var. Mezkûr handak üzre kemer cisir ile ubûr olunur. [[(---) (---) (---)]] Hân oğlu âsî oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y181b ·
metinde göster ·
… edim olup yine ta‘mîr olarak hırka-i peşmîneye dönmüş. Ammâ yine azîm varoşdur.
Ve garb
tarafı hâlâ metîndir.
Ve bu liman kal‘alarından mâ‘adâ şehr-i azîm-i Beyrût varoşu bir kal‘a-i azîmdir. Bir düz yerde vâki‘ olmuş. Kadîm a‘sârda gâyet metîn imiş, lâkin mürûr-ı eyyâm ile niçe kerre muhâsara göre göre ba‘zı yerleri münhedim olup yine ta‘mîr olarak hırka-i peşmîneye dönmüş. Ammâ yine azîm varoşdur. Ve garb tarafı hâlâ metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190b ·
metinde göster ·
… d yüz adımdır. Ve şark tarafında kal‘a dîvârı sırası ile dahi altı yüz adımdır.
Ve garb
tarafında Mahkeme kapusu sırası ile dahi altı yüz adımdır. Bu hisâb üzre bu har …
Sahra-i şerîfin haremini ihâta etmiş bir sahra-yı azîmdir kim bir tarafdan bir tarafa ricâl ve nisvân idüği fark olunmaz bir çemenzâr vâdîdir. Dâ’iren-mâdârı kıble tarafında Mescid-i Aksâ sırası ile dörd yüz adımdır. Ve şimâl tarafında Bâb-ı Hıtta sırası ile dahi dörd yüz adımdır. Ve şark tarafında kal‘a dîvârı sırası ile dahi altı yüz adımdır. Ve garb tarafında Mahkeme kapusu sırası ile dahi altı yüz adımdır. Bu hisâb üzre bu harem cümle iki bin adım gül [ü] gülistân ve sünbül ü reyhân ve mül bülbül-i destân âşiyânlı dırahtistândır kim gûnâ-gûn şecere-i tayyibe olan Cennet-i Me’vâ ağaçlarından Y 216a çınâr ve kavak ve bîd-i sernigûn ve niçe bin zeytûn ve incîr ve serv-i ibret-nümûn dıraht-ı mevzûnlar ile müzeyyen bir mesîregâh ve teferrücgâh yerdir. Ve seksen üç yerde ulu dırahtların sâyelerinde seksen üç yerde ibâdetgâh soffacıkları var. Ve her birinde birer mihrâbı var kim her biri birer kibâr-ı evliyâullâhın savma‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b–Y216a ·
metinde göster ·
ümmeti cihângîr oldu. İnkırâzü'd-devrân mü’ebbed ola.
Bin bin dürûd-ı bî-tü‘ad salavât u selâm anın âl ve evlâdı ve ezvâcı Y 288a ve ashâbı üzerine olsun rıdvânullâhi ta‘âlâ aleyhim P 120b ecma‘în ki anın zât-ı şerîfi edîm-i arza rahmet gelüp dîn-i Muhammedî âşikâre olup şarkan ve garb ümmeti cihângîr oldu. İnkırâzü'd-devrân mü’ebbed ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y287b–Y288a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı varoş-ı Medîne-i Münevvere: Bu kal‘anın kıble tarafı ve cenûb cânibi
ve garb
cânibi ve şimâl cânibi serâpâ bâğ u bâğçeli ma‘mûr u âbâdân sarây-ı hânedânlard …
Evsâf-ı varoş-ı Medîne-i Münevvere: Bu kal‘anın kıble tarafı ve cenûb cânibi ve garb cânibi ve şimâl cânibi serâpâ bâğ u bâğçeli ma‘mûr u âbâdân sarây-ı hânedânlardır kim yedi mahalle ve iki bin kârgîr binâ ikişer kat vâsi‘ evlerdir. Kal‘a hâneleri gibi teng hâneler değildir. Ve cümlesi beyâz kireç ile pûşîde müzeyyen ü musanna‘ evlerdir ve keraste ve ahşâbları hurmâ ağacındandır. Câ-be-câ Rûm ahşâbâtları da Mısır'dan Süveys'e andan gemi ile Yenbû‘a andan develer ile Medîne'ye gelüp hâneler binâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y293b ·
metinde göster ·
… deryâda kal‘a-i İskenderiyye'dir. Ve kıble cânibinde intihâ-i hudûdu Mekke'dir.
Ve garb
tarafında hadd-i Evcile'dir. Böyle bir deryâdır kim iki iklîmde hissesi vardır.
Ve eyâlet-i Mısır'ın haddi İsvân'dan yukaru yigirmi konak Sây kal‘ası intihâ-i hudûddur, Fûncistân pâdişâhı ile müşâdır. Ve şimâl cânibine nihâyeti leb-i deryâda kal‘a-i İskenderiyye'dir. Ve kıble cânibinde intihâ-i hudûdu Mekke'dir. Ve garb tarafında hadd-i Evcile'dir. Böyle bir deryâdır kim iki iklîmde hissesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76b ·
metinde göster ·
kullesi ve Freng kullesi ve Ağa kullesi ve Kapu kullesi ve Yassı kulle ve Salâh …
Ve dâ’iren mâ-dâr on iki kulledir. Şark kullesi ve Garb kullesi ve Freng kullesi ve Ağa kullesi ve Kapu kullesi ve Yassı kulle ve Salâhaddîn kullesi ve Mi‘mâr kullesi. Bu mezkûr kulleler gâyet musanna‘ şîrîn ve müzeyyen üçer tabaka kullelerdir. Herbirine biner âdem sığar burclardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y77b ·
metinde göster ·
… l-i müdevver bir bürkedir, bir sâ‘atde devr olur. Âb-ı hayât suyu vardır. Şimâl
ve garb
cânibi sâfî bâğçelerdir, şark ve kıble ve cenûb cânibi serâpâ kat-ender-kat sar …
Üçüncü, Bürketü'r-Ratıl: Şekl-i müdevver bir bürkedir, bir sâ‘atde devr olur. Âb-ı hayât suyu vardır. Şimâl ve garb cânibi sâfî bâğçelerdir, şark ve kıble ve cenûb cânibi serâpâ kat-ender-kat sarây-ı Y 133a âlîlerdir. Cümleden Darbhâneci Mehemmed Çelebi'nin sarâyı, gûyâ bâğ-ı İrem'dir, azîm şâzrevânları vardır ve bir firkatesi vardır. Ve Seyyid Ahmed Cizî sarâyı ve Hasan Bekrî sarâyı ve niçe âbâdân sarâylar vardır. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ve buna âyende vü revende kayıklar çok gelüp giderler, Bulağ'a karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132b–Y133a ·
metinde göster ·
… e-i Kıbrıs ve cezîre-i Girid ve cezîre-i Korsika ve cezîre-i Misine ve Portakal
ve garb
nihâyetinde İşpanya ve Ciniviz ve Fransa'da dördüncü iklîm nihâyet bulur. Yedi …
İklîm-i râbi‘ bilâd-ı Sind ve Horâsân ve Semerkand ve Belh [u] Buhârâ ve Hîrât ve Isfahân ve Serahs ve Tûs ve Zâbilistân ve Nîşâbûr ve Nihâvend ve Dîlever ve Hulvân ve Nusaybin ve Musul ve Hucend ve Kazgan [Fergan?] ve Kali ve Kıla ve Rıkka ve Birecik, ba‘dehu şimâl-i şâm'a mürûr edüp Malatıyye ve Haleb ve Kayseriyye Antâkıyye ve şâm Tarabulus ve Tartûs ve Adana ve Tarsûs Y 254b ve Ma‘mûriyye ve Silifke ve cezîre-i Kıbrıs ve cezîre-i Girid ve cezîre-i Korsika ve cezîre-i Misine ve Portakal ve garb nihâyetinde İşpanya ve Ciniviz ve Fransa'da dördüncü iklîm nihâyet bulur. Yedi bin mîl Yeni Dünyâ bu Fransa kıyılarına mukâbildir, lâkin dahi iklîm tarh olmamışdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254a–Y254b ·
metinde göster ·