… erg[an]ûnça düdüklerin çalarak müselmân gemileri kefere gemilerin yedeğe alarak
ve gemiler
içre olan levendât kırkar ellişer dirhem dalyan tüfenglerin atarak ve gemilerin …
Bu tâ’ife-i keştîbân var kuvveti bâzûya getirüp cümle piyâde{leri} pâk libâslar ile müzeyyen olup kızaklar üzre şayka ve karamürseller inşâ edüp içinde pür-silâh asker ile âmâde olup her gemiyi biner âdem gemi palamarları ile keşân-ber-keşân çeküp yetmiş seksen pâre Karadeniz'e çıkan Kazak keferesi şaykaların yedeğe alup alayköşkü dibine vardıkda şaykalar ve karamürseller ile Kazak şaykaları ceng-i azîm eder şekilli olup kâfir gemilerin feth edüp haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp içinde olan Marile keferelerini demir zencîrlere urup yine kefereler mahzûn savt ile dankiyo tulum sâzların ve boruları ve erg[an]ûnça düdüklerin çalarak müselmân gemileri kefere gemilerin yedeğe alarak ve gemiler içre olan levendât kırkar ellişer dirhem dalyan tüfenglerin atarak ve gemilerini niçe bin kişi kızaklar üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·
ahvâlleri ber-taraf oldukdan sonra bâğlar içre ve dağlar ve ırağlar içre firâr …
Ve bu kal‘a tarafı ve gemiler ahvâlleri ber-taraf oldukdan sonra bâğlar içre ve dağlar ve ırağlar içre firâr eden dalâlet-âyîn ve melâ‘în ve kefere-i müşrikînlerin akîbine cümle guzât düşüp tavuk yerden daru değşirir gibi dağlarda ve bâğlarda ol kadar mahbûb u mahbûbe pençe-i âfitâb muğpîçe mehpâreler buldular kim hadd [ü] hasirden efzûn ve hisâb-ı kalemden efzûn esîr-i mihr-i mâhlar alındı, ammâ dağlar içre bir sadâ-yı Allâh Allâh kopunca hemân serdârımız İsmâ‘îl alaybeği ta‘yîn eyledi kim bir şecî‘ tüvânâ-yı bahâdır ve niçe yüz aded cenglerde isbât-ı vücûd edüp akrânı nâdir bir şîr-i merd-i Hudâ'dır. Anı sancağı askeriyle ta‘yîn edüp vardıklarında gördüler kim bir bâğ dîvârı içine beş yüz mikdâr kâfir deryâdan kaçamayup karada kuruya kalmışlar. Cân bâzârlarına düşüp cân u gönülden cenge âhenk ederler. Hemân İsmâ‘îl alaybeği,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b ·
metinde göster ·
… âblarıyla kayığa binüp deryâda gözetme edüp durdular. Ve niçe bin aded kayıklar
ve gemiler
kal‘a-i Moran'a gitdiler. Gayri küffârlar kal‘aların sedd edüp kaldılar.
Bundukanî Venedik hudûdunda olup bu vilâyetin deryâ kenârı Venedik'indir. Dağları ve yaylaları Nemse çâsârı hükmünde sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa merhûm efendimiz Bosna vâlîsiyken Zadra kal‘ası altından yedi gün yedi gece seğirdüp yine bu Dodoşka vilâyetin gâret edüp hadden efzûn mâl-ı ganâ’im üsârâlar almışdık. Hamd-i Hudâ bu sene-i mübârekede yine bu diyâra kadem basdık, ammâ leb-i deryâ olan kılâ‘lar bizi görüp niçe bin toplar atılup cemî‘i küffâr mâl-ı ganâ’imleriyle ve evlâd [u] ensâblarıyla kayığa binüp deryâda gözetme edüp durdular. Ve niçe bin aded kayıklar ve gemiler kal‘a-i Moran'a gitdiler. Gayri küffârlar kal‘aların sedd edüp kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185a ·
metinde göster ·
… ma‘mûr hânelerdir ve altları cümle anbâr ve mahzenlerdir. Ve tersâhâne iskelesi
ve gemiler
yapılacak yerler cümle bu varoşdadır.
Nemçe lisânı üzre Beç kal‘asının bir ismi Seveyte'dir. İbtidâ Beç bu zemînde binâ olunmuşdur. İki Tuna mâbeyninde bir cezîre-i tavîlde üç bin aded bâğ u bâğçeli serâpâ kârgîr âlî ve tahta ve kiremit örtülü ikişer ve üçer kat vâsi‘ sarây-ı azîmler cümle elçi paşaları ve Budin tarafından gelen elçileri bunda kondururlar, Tuna kenârında karşu Beç'e nâzır ma‘mûr hânelerdir ve altları cümle anbâr ve mahzenlerdir. Ve tersâhâne iskelesi ve gemiler yapılacak yerler cümle bu varoşdadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… kat iç hisâr etrâfların handak yerine nehr-i Kiriş dolap şehir içinde kayıklar
ve gemiler
gezüp her hânenin şâhnişînleri ve bâğçelerinin maksûreleri nehr-i Kirişler kenâ …
Ve bu ikinci kat varoşun gird-â-gird cirmi iki bin beş yüz elli adımdır. Kâmil ve cümle altı tabya-i kebîrleri üzre onar pâre balyemez topları suya berâber mazgal deliklerinde âdem sığar şayka topları dahi vardır. Ve bu mezkûr iki kat iç hisâr etrâfların handak yerine nehr-i Kiriş dolap şehir içinde kayıklar ve gemiler gezüp her hânenin şâhnişînleri ve bâğçelerinin maksûreleri nehr-i Kirişler kenârına vâki‘ olup herkes maksûrelerinde balıkların envâ‘ın sayd edüp herkes hâneden hâneye kayıklar ile gidüp gezerler. Acîb ü garîb vaz‘-ı esâs kurulmuş şehirdir kim gûyâ Frengistân'da Venedik şehridir, ammâ anın deryâsı medd [ü] cezm olduğundan suyu çekilüp kurudukda cümle halk piyâde gezer, ammâ bu gölde dâ’imâ şehr arasında kayıklar ile gezilüp cümle mahbûbları şeb [ü] rûz nehr-i Kiriş'de deniz mâhîleri gibi benî âdem mâhîleri şinâverlik ederken niçe uşşâkân Kiriş suyundaki dilberâna kiriş geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83b ·
metinde göster ·
… ng ede ede Heşdek kavmi içinden geçüp ve nehr-i Edil'i ve nehr-i Cayık'ı botlar
ve gemiler
ve tulumlar ile beri tarafa geçüp Heyhât sahrâsında Kalmık askeriyle ceng-âşûb …
Sene (---) târîhinde bu Arslan Beğ Noğay on iki bin bahâdır Noğayıyla Maskov re‘âyâsiyken ceng ede ede Heşdek kavmi içinden geçüp ve nehr-i Edil'i ve nehr-i Cayık'ı botlar ve gemiler ve tulumlar ile beri tarafa geçüp Heyhât sahrâsında Kalmık askeriyle ceng-âşûb ede ede Kazan vilâyetine andan Alatır vilâyetine gelüp tavattun edelim derken Kalmık askeri bunları kova kova Heyhât sahrâsın aşırup ve nehr-i azîm Kuban'ı beri geçüp Kabarti beğlerine el-amân deyü dahil düşüp geldiklerinde Mehemmed Geray Hân hân-ı âlîşân iken bu kal‘ayı Arslan Beğ içün yasayup mesken [ü] me’vâ etdiler. Hâlâ bu kal‘a-i zîbâ nehr-i Cincik kenârında şekl-i murabba‘ bir çit sarp kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·
… Bu put olan adacığın iki cânibinde büyük gemiler bî-bâk geçer derin yerlerdir.
Ve gemiler
içeri girdikden sonra her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve bu limanın ağzı …
Bu cây-ı menâs-ı keştîye Derzî limanı demeğe bâ’is oldur ki bu limanın ağzında bir kara yumru adacık vardır. Ol adanın üstünde zamân-ı sâbıkdan kalmış taşdan yonma bir put vardır. Ol putu bir derzî yapdırmış. Anıniçün Derzî limanı derler, garîb temâşâdır. Be-kavl-i nasârâ ol put tâ Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştak olunca söylermiş. Mevlûd-ı Nebî gecesi lâl olmuş. Hâlâ bir beyâz mermer putdur durur. Bu put olan adacığın iki cânibinde büyük gemiler bî-bâk geçer derin yerlerdir. Ve gemiler içeri girdikden sonra her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve bu limanın ağzından taşraki kıble tarafında bir bucak dahi vardır. Anda içecek âb-ı hayât su bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·