olup Atmeydânı'nda âlât-ı silâh ile niçe yüz bin âdem cem‘ olunca Abdürrahîm Ef …
"Bire, Sultân İbrâhîm Sırçasarâydan rehâ bulup hapsden kaçup bostâncı ocağına dahl düşüp kulun bir fırkası yine İbrâhîm Hân'ı istermiş" deyü İslâmbol içre azîm vezni üzre velvele ve gulgule olup Atmeydânı'nda âlât-ı silâh ile niçe yüz bin âdem cem‘ olunca Abdürrahîm Efendi'den istiftâ edüp Koca Vezîr ve Kara Murâd Ağa ve Emîr Paşa ve niçe iş erleri {Hünkâr'dan hat alup} Sırçasarâya cem‘ olup Koca Vezîr, Cellâd Kara Alî'yi hezârân deyenek ile ura ura Sırçasarâya koyup Cellâd Kara Alî Bismillâh deyüp içeri girince mazlûm İbrâhîm Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78b ·
metinde göster ·
… ş yüz nağarazenleriyle makâm-ı uzzâl ve şehnâzla bir fasl-ı azîm ve bir velvele
ve gulgule
ve debdebe ve hengâme-i elîm ederler kim Zühre raks edüp tâs-ı eflâk çın çın öt …
Bu bâlâda tahrîr olunan on aded nefes ile dehânî sâzları cümle yek-dil, yek-cihet olup umûmen sâzende-i nağarazâncıyân neferât 500. Beş yüz nağarazenleriyle makâm-ı uzzâl ve şehnâzla bir fasl-ı azîm ve bir velvele ve gulgule ve debdebe ve hengâme-i elîm ederler kim Zühre raks edüp tâs-ı eflâk çın çın ötüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
… aylım top atılınca el-azemetullah sahrâ-yı Üsküdar'da bir sît u sâdâ-yı velvele
ve gulgule
kopdu kim gûyâ cümle Celâlîler mürg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup t …
Bu hâl üzre tarafeynden çarha cengi karışup germâ-germ ceng-i azîm olurdu. Bu minvâl üzre Gürcî Nebî tetiğin büzmeyüp âheste âheste Bulgurlu'dan aşağı cüyûş-ı müslimîn üzre yürüdükçe şehr-i Üsküdar içre temâşâcılar bengî ve sankı ve bakkâl ve çakkal alak bulak olup "Aya birâderler, hâlimiz neye müncer ola" derlerdi. Hemân cümle asâkir-i muvahhidîn kol kol ve mevc mevc ve fevc fevc olup yetmiş yerden Celâlî askerin ihâta edüp Cenâb-ı Bârî yârî kılup Gürcî Nebî galebe mertebesinde iken tarafeynden bir yaylım top u tüfenk atılup Üsküdar sahrâsındaki âdem deryâsı cûş u hurûşa gelüp dağ u bâğ ve yakın u ırağı âdem deryâsı gibi temevvüc edüp cihânı dutmuş Celâlî askeri bir sene kırmağile tükenmez âsîler dendân-ı tîğdan geçmişken bakıyyetü's-süyûf olanları gayret ve hamiyyeti elden komayup bir kaç hamle dahi etdikçe cümle hamele ve hîlekârları şemşîr-i âteş-tâbdan 33a geçüp hemân Gürcî Nebî'nin dib alayı talattum-ı deryâ gibi dal tîğ-ı uryân Bulgurlu'dan tîz aşağı yürüyünce yine çarhacı Defterdârzâde alem-i Nebî önünde Gürcî Nebî askeri içine "Hû'dır Hû Allah" deyüp aç kurd koyuna girer gibi girüp Gürcî Nebî askeri bazurup aşağı toplar üzre meterîsleri basmak sadedinde olup cümle meterîsde olan tüfenk-endâz Hacı Bektâş-ı Velî köçekleri bir yaylım kurşursum ve bir yaylım top atılınca el-azemetullah sahrâ-yı Üsküdar'da bir sît u sâdâ-yı velvele ve gulgule kopdu kim gûyâ cümle Celâlîler mürg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup tarafeynden cümle asker vâlih [ü] hayrân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32b–33a ·
metinde göster ·
… yârî sâdır olunca kırâ‘at olunup cümle asâkir mezkûr cisr başında bir güft ü gû
ve gulgule
kopup "Bu kadar baş var. Ha kimin başları kurusun. Bu kadar baş ile bir baş İsl …
Andan mansûr [u] muzaffer iki günde Dil nâm mahalle gelince akîbimizce yüz kırk dil âdem ve yetmiş kelle kazâlardan gelüp yetişdi. Mezkûr Dil'den gemilerle dilleri ve cümle mâl-ı ganâ’imleri geçirüp kasaba-i Gekbezî'de meks edüp andan kalkup Üsküdar'a karîb Bostâncıbaşı {Cisri} nâm mahalle gelince Âsitâne-i Sa‘âdet'de Melek Ahmed Paşa efendimizden emr-i şerîf gelüp "Sen ki Serdâr Abdullah Paşa'sın! Emr-i şerîfim vüsûl buldukda giriftâr olan Celâlîlerin cümlesin katl edüp ser-i bî-devletlerin der-i devlete getirüp galtân edesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olunca kırâ‘at olunup cümle asâkir mezkûr cisr başında bir güft ü gû ve gulgule kopup "Bu kadar baş var. Ha kimin başları kurusun. Bu kadar baş ile bir baş İslâmbol'a varırız, ya bu fakîrleri ne kırarız" deyü azîm kîl [u] kâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 101a ·
metinde göster ·
… eydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele
ve gulgule
ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
… ayup yine Van'a revâne olmak sadedinde iken İslâmbol içre kul mâbeyninde fetret
ve gulgule
ve velvele olmağa başladı.
Andan iki yüz altun ve bir kat esvâb ihsân edüp ol gece anda mihmân olup her sabâh dîvândan eksik olmayup yine Van'a revâne olmak sadedinde iken İslâmbol içre kul mâbeyninde fetret ve gulgule ve velvele olmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b ·
metinde göster ·
üç gün üç gece olup âhir-ı kâr cümle çârsû-yı bâzâr kapanup bey‘ [ü] şirâ olmay …
Bu gûne velvele ve gulgule üç gün üç gece olup âhir-ı kâr cümle çârsû-yı bâzâr kapanup bey‘ [ü] şirâ olmayup câmi‘ler kapanup ibâdet olmayup nân u nemek ve Tahta'l-kal‘ada yemek dahi bulunmaz olunca hemân sipâh zümresinden âkıbet-endîş umûr-dîde şekilli zorbalar sûret-i hakdan görünür şekilli olup evvelâ Rûm Hasan Ağa ve Kayıkçı Hüsâm Ağa pâdişâha girüp mâ-vaka‘ kelâmı bir bir tefhîm etdirüp pâdişâh-ı cem-cenâb bi'z-zarûrî Alayköşkü’ne çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6a ·
metinde göster ·
… -pâyânın top u tüfeng ve sadâsından ve oklar fışırdısından ve benî Âdem velvele
ve gulgule
ve cığcığa (ve) sadâsı ve atlar süheylinden cihân velvelenâk olup gird-i siyâh …
Bu savaş-ı perhâş-ı neberdde hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn küffâr-ı hâksâr-ı Macar-ı füccâr-ı dûzah-karâr dendân-ı tîğdan geçdiler kim iki deryâ-misâl asâkir-i bî-pâyânın top u tüfeng ve sadâsından ve oklar fışırdısından ve benî Âdem velvele ve gulgule ve cığcığa (ve) sadâsı ve atlar süheylinden cihân velvelenâk olup gird-i siyâh ile rûy-ı şems-i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı kalmayup bârûd-ı siyâh dûdından mihr-i münîrin nûru muzmahil olup kesâfet bağladı. Ve bu cengde Leh cünûdu ve Kazak cünûbü bî-hadd ü bî-pâyân mâl-ı firâvânlar alup zî-rûh kısmını Tatar-ı sabâ-reftâr alup yigirmi yedi bin at ve kırk yedi bin esîr alınup seksen yedi bin küffâr leşi yüzü koyun püşt-vâr yatup arkaların kılıç ile çizüp ad olundukda seksen yedi bin küffâr katl olunduğu Hân kadısı sicillinde merkûm olup üsârâları pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste ve leşleri püşte-i deste ve ceste ceste olup sahrâ-yı (---) cesed-i benî Âdem ile şecer-i Vakvâk dibi gibi zeyn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
… ısır pür-silâh olup huccâc-ı müslimîni alay-ı azîm ile Bürketü'l-hacc'a velvele
ve gulgule
ve debdebe ve tantana ile alay sadedinde iken ol sâ‘at şeyh hazretlerinin rûh-ı …
Hikmet-i Huda, mâh-ı mezbûrun on sekizinci gün ale's-sabâh cümle asâkir-i Mısır pür-silâh olup huccâc-ı müslimîni alay-ı azîm ile Bürketü'l-hacc'a velvele ve gulgule ve debdebe ve tantana ile alay sadedinde iken ol sâ‘at şeyh hazretlerinin rûh-ı pür-fütûhları cânib-i Hakk'a teveccüh etdükde câmi‘-i Ezher'de ve Mısır'ın cemî‘i hulefâ câmi‘lerinde salâlar tilâvet olunup şeyhin merhûm olduğu dâsitân-ı dostân olup cümle huccâc ve asâkir-i Mısır pür-silâh câmi‘-i Ezher'e varup cenâze-i şeyhe hâzır oldular. Azîzin rumûz-ı künûzları üzre niçe yüz bin asâkir-i İslâm ve niçe yüz bin fukarâ ve hâs u âm deryâ-misâl olup azîzin salât-ı cenâzesin câmi‘-i Ezher'de edâ edüp vasıyyetleri üzre dörd âdem hayvânı üzre tahmîl edüp niçe kerre yüz bin şukka-i alemler ile tevhîd [ü] tezkîr ederek huccâc-ı müslimîn alay ile şeyhi karâfe-i müsâfirîne götürüp anda seferleri tamâm olup karârgâhları dârü'l-karâr oldu ve rûh-ı şerîfleri dâhil-i evc-i illiyyîn olup dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye irtihâl etdi, rahmetullâhi-aleyh. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y276b ·
metinde göster ·
… udâ bin seksen üç mâh-ı Rebî‘ü'l-âhir'in on ikinci gün Mısır içinde bir velvele
ve gulgule
zâhir olup deff ü kudüm ve tabl u nakâre ve tevhîd-i erre sadâsı evc-i semâya m …
"Âyâ, ne takrîb ile ol âsitâneye bu âciz yüzüm sürüp rûh-ı şerîflerinden istimdâd taleb etsem" derken hikmet-i Hudâ bin seksen üç mâh-ı Rebî‘ü'l-âhir'in on ikinci gün Mısır içinde bir velvele ve gulgule zâhir olup deff ü kudüm ve tabl u nakâre ve tevhîd-i erre sadâsı evc-i semâya münkalib oldu. Gamhânemizde olan ahbâblardan su’âl etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y277b ·
metinde göster ·
Ve bu kasaba-i Tanta'da bir tantana ve velvele ve debdebe
ve gulgule
olur cilit meydânı vardır. Anda aslâ bir hayme vü hargâh u çerâgâh yokdur ve at …
Ve bu kasaba-i Tanta'da bir tantana ve velvele ve debdebe ve gulgule olur cilit meydânı vardır. Anda aslâ bir hayme vü hargâh u çerâgâh yokdur ve at tırnağına dokunur bakla kadar bir taş yokdur, pâk meydân-ı ma‘rekedir. Cümle pür-silâh küheylân Cilfidân ve Ca‘dân hussânlı cündîler gün doğmadan vakt-i tarâvetde silâhşörlük edüp yetmiş yedi pâre âlât-ı silâh mel‘abelerin gösterirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291a ·
metinde göster ·
… idi, ammâ usûl âheng yerinde idi. Anlar tamâm edince azamet-i Hudâ bir velvele
ve gulgule
ve debdebe-i kös ve kerrenây ve tabl ve boru ve kudüm ve sahan ve tancere sadâl …
Anı gördük, mağârânın bir köşesinde zelzeleden rahnedâr olmuş bir yarık kaya yeri var, andan bir savt-ı hazîn ile ibtidâ sûrnâ ve ûd ve kânûn ve santûr ve tanbûr ve rebâb sadâları ile bir zemzeme-i sûznâk nağemâtı kopup râst makâmında be-dürüstî bir fasl-ı Hüseyin Baykara oldu kim hakîrin karârı kalmayup karârı raksda edeyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden bir perdeden bir gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl âheng yerinde idi. Anlar tamâm edince azamet-i Hudâ bir velvele ve gulgule ve debdebe-i kös ve kerrenây ve tabl ve boru ve kudüm ve sahan ve tancere sadâları istimâ‘ olunup bunlar makâm-ı hüseynî'de bir fasıl etdiler kim bu kehfin içi ra‘d gibi gürleyüp kulaklarımız asam oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425a ·
metinde göster ·
Cânpûlâdzâde Âdiliyye'de iken Mısır içinde bir azîm velvele
ve gulgule
ve debdebe kopdu kim gûyâ meydân-ı haşır neşirden bir gün oldu. Meğer ahâlî-i M …
Cânpûlâdzâde Âdiliyye'de iken Mısır içinde bir azîm velvele ve gulgule ve debdebe kopdu kim gûyâ meydân-ı haşır neşirden bir gün oldu. Meğer ahâlî-i Mısır Defterdâr Ahmed Paşa'yı gördüler kim bir iskemle hâkimi âdil ve sâlih dîndâr ve sözünde sâdıku'l-kavl ve ilm-i hisâbda ve muhâsebede fünûn-ı şettâya mâlik akl-ı Arasto ve müdebbir ehl-i ırz ve sâhib-vakâr ve her şeyde perhîzkâr âdem idiğin bildiler ve anladılar kim bu Mısır'ı tas[h]îh edüp ve arâzî-i Mısır'ı mesâha edüp iki Mısır hazînesi dahi hâsıl eder ve erzâklarımız bu hâl üzre kat‘ eder, deyü bir hayli âdem cem‘ olup paşadan emîn olup paşaya kat‘-ı erzâk etmeyeceğine yemîn vermeğe gûşmâl içün çıkınca hikmet-i Hudâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·