u haşyetlerden cümle emrâz-ı muhtelifeler urûklarımıza istîlâ edüp kâmil bir kı …
Bu tekyegâhda on gice mest [u] medhûş hâb-ı râhatda yatup şiddet-i şitâda çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’idler ve havf u haşyetlerden cümle emrâz-ı muhtelifeler urûklarımıza istîlâ edüp kâmil bir kış şikeste-hâtır olup girde-bâliş üzre nâliş ederek on hatm-i şerîf-i şükrân etdim. Bu mahalde âlem-i sabâvetden berü bin altmış hatm-i şerîf olmuşdu. Ve bu âsitâne-i Keliğra Sultân'da cümle fukarâ-yı Bektâşiyân ile sekiz ay tashîh-i mizâc edince cân sohbetleri edüp kâh mü’ezzinlik ve kâh imâmetlik ederek ıslah-ı vücûd eyledik. Gulâmlarımızın birisi bir gün, biz fülân âdemin abd-i memlûkları idik demeyüp gûyâ helâl [u] zülâl mâlımız ile iştirâ olunmuş abd-i müşterâmız idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 266a ·
metinde göster ·
… ı da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ‘at giderken yüz bin renc [ü] anâ
ve havf
u haşyet çekerek Pisan dağın aşup nâçâr Jidvar kal‘ası önünde yatdık.
Bir dar boğazdır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ol gece cümle arabaları tabur çatup cümle esîrleri muhkem bağlayup ve cânib-i erba‘aya karavullar koyup üç yüz yiğitden bir kişi eksik sabâha dak bîdâr âmâde durup cümle hayvânları da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ‘at giderken yüz bin renc [ü] anâ ve havf u haşyet çekerek Pisan dağın aşup nâçâr Jidvar kal‘ası önünde yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
"Bu kal‘a Hazret-i Ebâbekir'in himâyesindedir. Bu kal‘anın ölümü
ve havf
edecek yeri bu Topraklık varoşundan imiş. Göre küffâr bu mahalden kal‘aya hîle …
"Bu kal‘a Hazret-i Ebâbekir'in himâyesindedir. Bu kal‘anın ölümü ve havf edecek yeri bu Topraklık varoşundan imiş. Göre küffâr bu mahalden kal‘aya hîle ve şeytanatlar ile gelüp yaklaşmış. Bu mahalle dahi tabyalar ilhâk edüp belki Kanije dahi metîn ve kavî ola" deyü Kanije kal‘asının ta‘mîr ü termîmine üç aded vezîr ve yedi aded sancakbeğleri ve yigirmi aded kazâdan yigirmi bin aded güzîde re‘âyâ vü berâyâlar pîrleri ile gelüp kal‘ayı ta‘mîr ü termîme mübâşeret edüp Kanije buheyresini tathîre başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179a ·
metinde göster ·
El-hâsıl ol gece iki kavim oburlarının tâ horoslar ötmeğe başlayınca seyr [ü] temâşâların edüp evc-i semâda ol kadar savaş-ı perhâş uğraş olmuşdur kim ne diller ile ta‘bîr ve ne kalemler ile tahrîr olmayup ol gece gıriv [ü] feryâd ve ra‘d [u] berk sayhasından ve havf [ü] haşyet ve dehşetimizden aslâ gözümüze hâb-ı râhat girmeyüp horoslar ötdükden sonra cümle câdûlar târumâr olup gâ’ib olurken bir kütürdü dahi kopup gökde[n] yere ve orman [ve] dağlara azîm şeyler düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… ı kırup her bâr münhezim olup ba‘dehu kal‘adan taşra gün be-gün küffâr açlıkdan
ve havf
ü haşyetlerinden taşra çıkmağa ve taraf taraf kaçmağa başladılar.
Ba‘dehu Vezîria‘zam tarfında dahi küffâr dörd kerre çıkup gâyet şîrînleyüp germâ-germ ceng [ü] cidâller ederdi, ammâ hamd-i Hudâ her çıkdıkda meterislerimizden gâziyân-ı mücâhidân-ı mübârizânlar dal sâtûr olup tavuk kırar gibi küffârı kırup her bâr münhezim olup ba‘dehu kal‘adan taşra gün be-gün küffâr açlıkdan ve havf ü haşyetlerinden taşra çıkmağa ve taraf taraf kaçmağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297a ·
metinde göster ·
… an bir şeyden dahi havf ederler. Gerçi Mısır'ın yollarında celâlîsi ve cemâlîsi
ve havf
şebhûn eder harâmîsi yokdur. Ammâ huccâc içinde olan deveciler ve akkâm ve kavv …
Ve gece menzil yerine varmadan bir şeyden dahi havf ederler. Gerçi Mısır'ın yollarında celâlîsi ve cemâlîsi ve havf şebhûn eder harâmîsi yokdur. Ammâ huccâc içinde olan deveciler ve akkâm ve kavvâs ve sakkâ ve mehterân ve meş‘alciyân hırsızları derdinden bâhusûs bârekallâh (---)(---)(---) Ezlem askeri ile gelen neşşâl u nassâb [u] vettâh harâmîleri eyledir kim her gece develeri yüküyle ve üzerinde hâb-âlud âdemiyle deveyi katârından kesüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyarup uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe niçe hasâretler olup niçe vâveylâ feryâd u figân vâveylâlar yükler soyarlar ve tarakalar kopar. Mısır yolunda bu ev hırsızlarından gayri havf yokdur. Gâyet ihtirâz lâzımdır el-ıyâzü billâh. Anıniçün Mısırlı gece konağa varmazlar. (---)(---)(---) yup (---) namâzından sonra ba‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde konarlar. Eğer ileride menzil ba‘îd ise vakt-i zuhurda nefîrler çalınup azm-i râh eder. Eğer menzil Q 153a karîb ise vakt-i asırda nefîr-i rıhletler çalınır çalınarak çalalar bu minvâl-i meşrûh üzre kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Mısır'a dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b–Y377a ·
metinde göster ·
… n birer miskâl kurs ancak olur, bu kadar çekilen renc [ü] anâ ve âlâm-ı şedâyid
ve havf
[u] haşyet ve ihtimâm birer miskâl kurs içündür. Cümle pişmiş a‘zâsı aslâ fârûk …
Her yılan birer miskâl kurs ancak olur, bu kadar çekilen renc [ü] anâ ve âlâm-ı şedâyid ve havf [u] haşyet ve ihtimâm birer miskâl kurs içündür. Cümle pişmiş a‘zâsı aslâ fârûk olmayup yabana atarlar ve fukarâya bezl edüp yerler, ba‘zısın ayak basmaz yere defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125a ·
metinde göster ·
… emrâz-ı muhtelifeden ve memkûr ve meshûr olmuşlukdan ve cümle elem ü ıztırâbdan
ve havf
[u] hatardan halâs olup masûn u mahfûz olur, mücerrebdir.
Ve bu cem‘iyyet-i kübrâ anların da‘veti iledir. Dünyâ halîfelerinin niçe kerre yüz bin ulûfeli kulları vardır. Hîn-i mahalde başına asker cem‘ etmek murâd edinse cümle askerin zor-bâzû ile ve asker sürücüleri ile kıra kıra gücile bir yere cem‘ ederler. Ammâ bu kadar mahlûk-ı Hudâ Hind ü Sind'den Arab u Acem ve Rûm'dan "Yâ Bedevî" deyüp mülk [ü] emlâkin ve evlâd [u] iyâlin terk edüp şedd-i rahl ederek bu kadar mâl sarf ederek mevlûd-ı Bedevî'ye gelüp âsitânesine yüz sürüp şâdumânlar ederler. Ve Hudâ-yı Müte‘âl hakkıyçün ol atebe-i aliyyeye bir kerre yüz süren cümle emrâz-ı muhtelifeden ve memkûr ve meshûr olmuşlukdan ve cümle elem ü ıztırâbdan ve havf [u] hatardan halâs olup masûn u mahfûz olur, mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y294a ·
metinde göster ·