{Bu Üsküdar Arz-ı Mukaddes hâki olup cümle Anatolu ve Arab u Acem
ve Hind
ü Sind diyârlarının memerr-i nâsı olmağile gâyet bender şehr-i mu‘azzamdır. İsl …
{Bu Üsküdar Arz-ı Mukaddes hâki olup cümle Anatolu ve Arab u Acem ve Hind ü Sind diyârlarının memerr-i nâsı olmağile gâyet bender şehr-i mu‘azzamdır. İslâmbol'dan altı mîldir. Ammâ Karadeniz akındısı şiddet üzre cereyân etmeğile cümle kayıklar Beşiktaş nâm mahalle varup andan Üsküdar'a salırlar, eyle tokuz mîldir. Ve Sarâyburnu'ndan Eyyûb on mîldir ve deryâsında akındısı yokdur. Ammâ Üsküdar'a geçmek gâyet müşkildir. Husûsâ lodos hevâda gâyet ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b ·
metinde göster ·
… (---)(---)(---). Bunlar seyishâneler üzre dükkânların Tire ve Ma‘nisa ve Şâm
ve Hind
alacaların dokuyarak arz-ı mahâret edüp geçerler.
Ehl-i kâr, alacacıyân-ı Tire ve Şâm: Dükkân 70, neferât 100, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---). Bunlar seyishâneler üzre dükkânların Tire ve Ma‘nisa ve Şâm ve Hind alacaların dokuyarak arz-ı mahâret edüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200b ·
metinde göster ·
… Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsındaki top-ı feleke kadem basmış Arab u Acem
ve Hind
ü Yemen pehlivânlarıdır.
Evvelâ kâr-ı pesendîde-i âlem pehlivânân-ı resenbâzân ya‘nî cânbâzân: İslâmbol'da hâzır bulunan pehlivân nefer 13 pehlivânlardır kim her biri ipden nerdübân ile eflâke kemend atup urûc ederek kerrûbiyân ve Hazret-i Îsâ ile kelimât etmeğe yakın olmuşlardır. Evvelâ Üsküdarlı Mehemmed Çelebi ve Mağribli Hacı Nâsır ve iskenderiyyeli Hacı Alî ve Harputlu Şaşı Hüsâm ve Bursalı Kubâdî ve Arabgîrli Kara Şücâh ve Kamberoğlu ve Kız Pehlivân, bunlar pâdişâh huzûrunda terâzûlü ve terâzûsüz kubâdî pabuc ile ve kimi ellerinde birer desti ile arkalarında birer hımâr ile ve kimi ellerinde dal kılıç ile ve'l-hâsıl iki yüz altmış pâre âlet-i bâzbâzân ile arz-ı ma‘rifet edüp Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsındaki top-ı feleke kadem basmış Arab u Acem ve Hind ü Yemen pehlivânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204a ·
metinde göster ·
İbtidâ Tatar'dan tenâsül bulan kavm-i gûnâ-gûnlardan : Evvelâ, kavm-i Tatar
ve Hind
ü Sindî ve Muğânî ve Lûristanî ve Moltânî ve Banyânî ve âteş-perest-i Hindistân …
İbtidâ Tatar'dan tenâsül bulan kavm-i gûnâ-gûnlardan : Evvelâ, kavm-i Tatar ve Hind ü Sindî ve Muğânî ve Lûristanî ve Moltânî ve Banyânî ve âteş-perest-i Hindistân, on iki kavm ve on iki lisândır, ve kavm-i Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr ve Kavzak ve Moğol ve Noğol ve Türk-Tatar ve Özbek ve Acem ve Dağıstân'da Kumuk ve Kılmah, on iki kavm ve on iki lisândır, ve Nogay ve Heşdek ve Labka ve Çağatay ve Lezgi ve Gürcî ve Mikrîl ve Şavşad ve Dadyan ve Açıkbaş ve Ermeni ve Urum ve Türkmân ve Kababta ve İsrâ’ilî ya‘nî Yehûdî ve Moskov, Gürcî'dendir, ve Ya‘kûbî ve Karâyî ve Frenk, on iki kavm lisândır, Yahûdîdir ammâ Mesîhâ-mezhebdirler, evvelâ İşpaniya ve Fransa ve Ceneviz ve Portakal ve Venedik ve Dodoşka ve Sırf ve Latin ve Bulkar ve Hırvad ve Lotozyan ve lisân-ı Talyan (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a ·
metinde göster ·
… ar. Hakîrin kâtib olduğumuz gümrük bundadır ve cânib-i erba‘asında Arab ve Acem
ve Hind
ve Sind ve Çin ve Hıtâ ve Hoten bâzargânlarının hânları bu mahaldedir. İslâmbol …
Varoş-ı Gürcî kapusu: Kal‘anın cânib-i şimâlinde niçe bin hâne ve dekâkîn ve hânlar vardır. Hâlâ dahi imâr olmadadır. Cümle ankâ bâzargânlar bunda sâkin olurlar. Hakîrin kâtib olduğumuz gümrük bundadır ve cânib-i erba‘asında Arab ve Acem ve Hind ve Sind ve Çin ve Hıtâ ve Hoten bâzargânlarının hânları bu mahaldedir. İslâmbol ve İzmir gümrüğünden sonra bu Erzurûm gümrüğü gâyet işler. Zîrâ tüccâr sevdâgerlerine adâlet ederler.,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288a ·
metinde göster ·
… üp ilm-i lügatde Kâmûs-ı Ahterî ve Arûz-ı Me’âlî olmuşdu. Hattâ Arab u Acem'den
ve Hind
u Belh [u] Buhârâ'dan Tataristân'a ve Hân'a bir nâme iktizâ etse Mecd Efendi ve …
"Tiz devât ve kalem" deyü kilk-i cevâhirin yed-i tûlâsına alup derûn-ı dilinde olan gencîne-i ma‘ânî kuflini küşâde kılup dürr-i cevâhir nisâr edüp "El-ma‘nâ fî batnı's-şâ‘ir"i zebân-ı hâle getirüp niçe elfâz-ı tumturak ile bir nasîhatnâme ve niçe ta‘n-âmîz san‘at-ı şi‘riyyeli rumûz-ı künûzlu esrâra müte‘allık pendler tahrîr eyledi. Zîrâ kendileri ilm-i inşâda Ünsî-i sânî ve Tâcizâde Ca‘fer Çelebi ve Aliy-yi Ma‘nî idi ve elvân-ı kalem ile hüsn-ı hatta mâlik bir seri‘u'l-kalem ve beyne'l-akrân mümtâz-ı ilm olmuşdu. Ve gâyetü'l-gâye tîz-dest idi. Hattâ peder-i azîzleri merhûm ve mağfûrunleh Mustafâ Paşa, Murâd Hân-ı Râbi'de defterdâr iken kendüler mülâzim ve müderris olmağıla tekmîl-i fünûn edüp ilm-i lügatde Kâmûs-ı Ahterî ve Arûz-ı Me’âlî olmuşdu. Hattâ Arab u Acem'den ve Hind u Belh [u] Buhârâ'dan Tataristân'a ve Hân'a bir nâme iktizâ etse Mecd Efendi ve Durak Efendi ve Sıdkî Efendi nâmeleri müsevvede edüp bu efendimiz Defterdârzâdeye verüp tashîh ederek kendü hattıyla nâmeler tahrîr edüp her mülûk huzûruna vardıkda makbûl-ı şehriyârî olup elden ele gezerdi. Ve menâsıb-ı âlîlerde iken aslâ re’îslerine muhtac olmayup cemî‘î evâmir ü arzları ve Şehzâde Mehemmed Hân'ın mevlûdü müjdesin ve sâ’ir kılâ’ın fütûhatnâmeleri ve mekâtiblerin ve sâ’ir mürâselâtı cümle kendi hattıyla tahrîr etdüğünden Varvar Alî Paşa'ya dahi kendiler dest-i hatlarıyla muhabbetnâme yazdılar. Zîrâ Varvar Alî Paşa'nın re’îsi Niksârî Halîl Efendi dahi bir münşî-i mustalah, fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân ve rumûz-ı künûz, miftâh-ı ma‘ânî ve bir bahr-i ma‘ârif kânı kimesne idi. Ana binâ’en Alî Paşa'ya nâme-i muhabbeti kendiler yazdı. Netîce-i kelâmı oldur kim "Benim peder-i azîzim! Mektûb-ı 361a dürer-bârınızda tahrîr etmişsiz kim bir baş Üsküdar'a dek İpşir oğlum ile ve sâ’ir vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ile gidüp şer‘ ile da‘vâm görürüm, buyurmuşsuz. Da‘vâcın kadı, yarıcun Allah ola, deyü elsine-i nâsda darb-ı meseli ma‘lûm-ı sa‘âdet-mendiniz değil midir. Cenâbınızın hod hasmı pâdişâhdır, pâdişâh âdil gerek kim şer‘ ile da‘vâm var diyesiz. Nâ-şer‘î bir âdemin ehlin almak murâd edinen imâmın mezâhib-i erba‘a fetâvâlarında imâmeti sahîh olmaduğu hod azherü mine'ş-şemsdir. Böyle olan imâma niçe iktidâ edüp niçe mu‘âvemet edüp niçe şer‘ ile da‘vâm vardır dersiz ve umûma muhâlefet kuvvet-i hatâdan idüğü ma‘lûmunuzdur. Atalar sözün tutmayan hatalar demiş, el mi yaman beğ mi yaman demişler ve Sultân Murâd tâbe serâh hazretleri merhûmun zamânından berü harem-i hâsda perveriş bulup bu sinn-i sâliniz içre bu kadar menâsıb-ı âlîler zabt edüp bu kadar celâlî ve cemâlî ve zorbalar kim ulü'l-emr üzre ısyan [u] tuğyân edenlerin kankısı iflâh [u] ber-hurdâr olup müsmir olmuşdur. Ve karîbü'l-ahd olan Erzurûm'da Celâlî Abaza Paşa bu kadar sene ısyân edüp Sultân Osmân Efendi'min kanı deyü kırk bin yeniçeri kırup şer‘ ile da‘vâm vardır der idi. Şer‘î ve nâ-şer‘î da‘vâsın kim istimâ‘ edüp âhir hâli neye müncer oldu. Ve dahi karîbü'l-ahd kim vak‘ası mürûr ideli yedi sene olmuşdur, Nasıf Paşazâde Hüseyin Paşa bir yumurtayı bir akçeye alup adl-i adâlet ederim deyü sizin gibi yigirmi bin asker cem edüp Kör Hazînedâr İbrâhîm Paşa ile Kaysariyye altında ceng edüp Nusaf Paşazâde, Hazînedâr İbrâhîm Paşa'yı şehîd edüp niçe bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâ’im alıp Hüseyin Paşa mansûr u muzaffer oldum deyü Anadolu gibi arz-ı vâsi‘a sevâd-ı mu‘azzam diyârları bırağup şer‘ile da‘vâm vardır deyü sûret-i hakdan görünüp Üsküdar gibi bir teng dar yire varup şer‘ ile gezerken şerrile askeri târumâr olup arz-ı mukaddes gibi bir vâsi‘atü'l-aktâr diyârı koyup boğa[z]dan Rûmeli gibi edna'l-arz olan dar yire geçüp Varna kurbuna varup anda girîbânın ele verüp Kara Mustafâ Paşa vezîrin huzûruna dip diri getirüp doğram doğram edüp Hüseyin Paşa'yı şehîd edüp başın Bâb-ı Hümâyûn önüne bırakdılar. İmdi benim peder-i azîzim. Bu mektûb-ı muhabbet-üslûbdan me’âl-i kelâm oldur kim Kara Mustafâ Paşa, mezkûr Nasıf Paşazâde Hüseyin Paşa'yı böyle münhedim edüp katl etdüğü günlerde hâlâ sadrıa‘zam olan Bişin karınlı Semiz Ahmed Paşa anın tezkirecisi idi. Hüseyin Paşa'nın katli cümle bunun re’y [ü] tedbîriyle idi. Hâlâ sadrıa‘zam olup senin hasm-ı kavîn ve adüvv-i cânındır. Elbette Nasıf Paşazâde katli san‘atların sana ve bana edicilerdir. Zîrâ Âsitâne'den âdemlerim geldi. Bâb-ı Hümâyûn önünde Gazze makrameleri üzre altı vezîr ve beş mîr-i mîrân kellesi yatarmış. Sakının, el-hazer el-hazer, şer‘ile Üsküdar'a gelmen. Zîrâ Devlet-i Âl-i Osmân'a nizâm [u] intizâm veren Hazret-i Hacı Bektâş-ı Velî'dir. Anların halîfelerinden Kemikli Alî Baba nâm bir er-i server, ârif-i billah-ı hünerverdir, Hacı Bektâş-ı Velî, anlara "Var Alî Baba, Üsküdar ile Gekbiziyye mâbeyninde bir püştecik vardır, bu âteş ile bu penbeyi bu hokka ile götür. Tâ ki ol püşte üzre vardıkda âteş penbeyi yakdığı yer senin dâr-ı bâkî makâmındır, anda sâkin ol" deyü Hacı Bektâş Alî Dede'ye bu nasîhatları edüp Alî Baba'nın üzerine ism-i a‘zam tilâvet edüp üfürür. Var Alî Baba makâmında ecel-i müsemmâna dek sâkin ol. Âl-i Osmân üzre ısyân ile seni geçenlerin kemikleri, üzerinde yığılup Kemikli Baba nâmıyla cihân-ârâ olasın, deyü eyle Sultân Velî nefes etmiş ve Hacı Bektâş'dan feyz alup gûyâ ol merkezde kutb-ı ricâl gibi bir mutalsam ulu sultândır. Anı, ısyân ile ubûr edenlerin kankısı iflâh [u] ber-hurdâr olmuşdur? Ve buyurmuşsuz kim İpşir oğlum benimle biledir. Bir kılıma bin kelle verir demiş, sizi eyle inandırmış. Sakının, vallahi i‘timâd ve i‘tikâd etmen. Baş değil bir taş ve lâş ve lâşî vermez. Zirâ Abaza aşîreti mâbeyninde bir babak soydur. Ve gâyet hasîs ve denî ve le’îm ve korkak kavmdendir. Kendinin dahi cemî‘î zamânda bahâdırlığı zâhir ü bâhir olmamışdır. Ve gerçi tütün ve kahve içmeyüp süd içer ammâ eyle bir zâlimdir kim unsuz evün hâmûrun ve ineksiz evün südün bulup içer ve bir kana on bin guruş alır, etdiği zulmü Haccâc-ı Zâlim Yûsuf etmez. Benim peder-i azîzim, anın ipiyle kuyuya inen câh-ı gayyâda kalır. Hilekârdır, cengâver, dilâver [ve] server değildir. Hattâ ma‘lûmunuz değil midir kim merhûm ve mağfûrun leh Murâd Hân-ı Râbi‘in İpşir {Revân kal‘ası cenginde} emîr-i ahûr-ı kebîri değil mi idi. Üç yüz aded âdem ile yetmiş kızılbaş-ı bed-ma‘âş bunlara râst gelüp dahi kızılbaş ile elleşmeden ve zahmdâr olmadan der-ceng-i evvel üç yüz âdemlerinden hicâb etmeden firâr etdi. Ve üç yüz âdemi ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp esîr oldular. Ve İpşir'in akîbince kızılbaşlar düşüp atı kalmadan belinden tîrkeş ve kılıcın 361b bırağup piyâde nehr-i Zengî sâhilinde ahşama dek bir bostân içinde pinhân olup ba‘de'l-mağrib Ken‘an Paşa ordusuna uryânen gelüp Ken‘an Paşa bir kat esbâb ve bir kat silâh ve bir at ihsân edüp ceng ide ide halâs oldum, deyü kizb eden kezzâb u mûhenât İpşir değil midir? {Kim ol gün bir kızılbaş kendüye bir hançer uyluğuna urup ol zamândan berü topal olmuşdur. Bir kizbi dahi "atdan tekerlenüp leng oldum" der} Benim pederim, sakın böyle bed-nâm ü güm-i nâ-kem-nâm ile hem-ınân ü hem-dem ü hem-zebân olma ve kimseye i‘timâd edüp mahrem-i esrâr edinme. Sana sûret-i hakdan görünüp Âsitâne tarafıyla mansıb-ı âlî içün yek-dil [ü] yek-cihet olup vakt-i hengâmda seni meydânda korlar. Bu gûne pend [u] nasîhatları pederime yazmak küstâhânedir ammâ dâğ-ı derûnumdan cür’et edüp tahrîr etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 360b–361b ·
metinde göster ·
… ya‘nî kal‘a-i Derteng: İbtidâ bânîsi Enûşirvân-ı âdildir kim arz-ı Irâk'ı Moğol
ve Hind
ve Özbek Tatarı destinden halâs içün bu kal‘ayı bu teng boğaz ağzında binâ etdi …
Evsâf-ı kûhistân-ı Seng, ya‘nî kal‘a-i Derteng: İbtidâ bânîsi Enûşirvân-ı âdildir kim arz-ı Irâk'ı Moğol ve Hind ve Özbek Tatarı destinden halâs içün bu kal‘ayı bu teng boğaz ağzında binâ etdi. Hâlâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre hâk-i Bağdâd'da başka sancak beği tahtıdır. Cümle bin mikdârı güzide askere mâlikdir ve beğinin hâss-ı hümâyûnu 320.000 akçedir. Ammâ livâsında alâybeği ve çeribaşı ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı timârı yokdur. Zîrâ tahrîr-i Süleymân Hân'da bu ülkeye arz-ı Irâk deyü tahrîr olunup timâr ve ze‘âmet kurâları yokdur. Ve âhirü'l-hudûd olup iki kılıç mâbeyninde kurâları olmağile timâr kayd olunmamışdır. Ammâ ümerâlarına hâs kayd olmuş kendleri vardır. Beğine beher sene yigirmişer kise hâsıl olur sancakdır. Yüz elli akçe kadısına doksan pâre nâhiye kurâsından beş kise hâsıl olur. Kal‘a dizdârı ve üç yüz kal‘a neferâtı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şâhbenderi vardır. Ammâ müftî ve nakîbi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 328a ·
metinde göster ·
Manzara-i evvel oldur kim müverrihân-ı Arab u Acem
ve Hind
ü Sind ü Rûm ve nükte-pezîrân-ı zevi'l-mefhûm kavilleri üzre ba‘de't-Tûfân Ays …
Manzara-i evvel oldur kim müverrihân-ı Arab u Acem ve Hind ü Sind ü Rûm ve nükte-pezîrân-ı zevi'l-mefhûm kavilleri üzre ba‘de't-Tûfân Ays evlâdlarından Heremdâd nâm bir melik bir kal‘a-i azîm ü hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn binâ edüp anın ismiyle müsemmâ Heremdâd nâm bir sûr-ı âbâddandır. Hâlâ bu imâr olan Bağdâd'dan aşağı Eski Bağdâd dedikleri şehr-i Heremdâd idi kim hâlâ eser-i binâları Şattu'l-Arab kenârından cânib-i şarkda tâk-i Kisrâ'ya varup tâ nehr-i Diyâle'ye varınca iki günlük yollarda âsâr-ı imâretleri zâhir ü bâhirdir. Harâbâbâdı içre âdem girse gâ’ib olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332a ·
metinde göster ·
… üvercindir ve hâlâ ahâlî-i Bağdâd besleyüp bir eşin Şâm'a ve Haleb'e ve Mısır'a
ve Hind
ü Sind'e götürüp anda kanadına Hıtâyî kâğızla rakîk hatlar yazup hapisden âzâd …
Ba‘dehû leyle-i Mevlûd-ı Nebî'de Tâk-i Kisrâ ile ol deyr münhedim olup hâlâ eser-i binâlarına deyr-i hümâm derler ve ol isim ile müsemmâ olup Kuşlar kal‘ası derler. Ve hâlâ Bağdâd'ı güvercinler andan kalup Rûm u Arab u Acem'de meşhûr-ı âfâk Bağdâdî güvercindir ve hâlâ ahâlî-i Bağdâd besleyüp bir eşin Şâm'a ve Haleb'e ve Mısır'a ve Hind ü Sind'e götürüp anda kanadına Hıtâyî kâğızla rakîk hatlar yazup hapisden âzâd edüp Hindistân'dan ve Mısr u Yemen ü Aden'den bir ânda gelir murg-ı zeyrek kebûterler vardır. Ekseriyyâ Bağdâd'ın tüccârları besler ve her bâr birbirlerine kafes kafes güvercinler gönderüp vakt-i hâcetde birer birer rehâ edüp elbette ol murg-ı Bağdâdî âşiyânına gelmeyince olmazdır. Tüccâr mâbeyninde birkaç kerre Hind ü Sind ve Yemen'e varmış ve gelmiş hümâmı beş yüz guruşa aldıkları çokdur. Ve bu ahvâl-i hümâm ahâlî-i Mısır bâzergânları da gâyet çok besleyüp Reşîd'e ve Dimyât'a ve İskenderiyye ve Cezâyir ve Tunus ve Fes u Merânkus'a ve beri tarafda bender-i Yenbû‘ ve bender-i Cidde ve Mekke ve Yemen'e dâ’imâ berren ve bahren Bağdâdî ve Mısırî güvercinler göndermededirlerdir ve yine gelmededirlerdir. Hakîr-i pür-taksîr Mısır'da ve Reşîd ve Dimyât'da iken bir kaçına ıttılâ‘ hâsıl etdim. Bu murg ile her diyâra mektûb göndermek Bağdâd'daki Kuşlar kal‘ası ruhbânından kalmışdır ve's-selâm. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
… 'den gelen hasır ile örülmüş celbe gemilerine bu Basra diyârında merkeb derler.
Ve Hind
gemilerine gurâb derler beşer bin âdem alır kalyonlardır. Bu gemilerin cümlesi …
Bu enhârlarda ve Basra içinde cereyân eden Aşşâr tur‘asında gezen kayıklara ma‘şûk derler. Bir turfe-gûne binâ olunmuş kayıklardır. Medrile derler bir gûne ağaçlarla bu gemileri sürerler ve Yemen'den gelen hasır ile örülmüş celbe gemilerine bu Basra diyârında merkeb derler. Ve Hind gemilerine gurâb derler beşer bin âdem alır kalyonlardır. Bu gemilerin cümlesi Makâm-ı Alî önünde nehr-i Şatt'ın medd ü ceziminde üç ay oturup eyyâm-ı müsâ‘idde Hindistân'a giderler. 362b Ammâ kal‘a-i Kurna cezîresinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a–362b ·
metinde göster ·
… ile Mısır ve şâm ve Trablus ve Sayda ve Beyrut ve Akka ve İzmir ve Arab u Acem
ve Hind
metâ‘ları yılda beş altı bin deve ve araba yükleri her diyârdan gelüp bu şehird …
Araba ve develer ile Mısır ve şâm ve Trablus ve Sayda ve Beyrut ve Akka ve İzmir ve Arab u Acem ve Hind metâ‘ları yılda beş altı bin deve ve araba yükleri her diyârdan gelüp bu şehirde yük çözülüp yük bağlanup cemî‘i Macar ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Nemse ve Bosna ve Venedik ve İşpanye vilâyetlerine yükler gidüp gelmededir, zîrâ bu şehir Rûmeli'nin Mısrı'dır ve halkı cümle hisâbî bâzergânlardır. Niçe bin aded halkı ganîmet şehir olduğıyçün sâ’ir diyârlardan gelüp kalmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… h-ı Ruhbân ve Nemse'de cebel-i Alaman ola, ammâ bu Köprez yaylasında Âl-i Osmân
ve Hind
ve Sind pâdişâhlarının askeri yaylasa yerlerimiz dar demezler bir vâsi‘atü'l-ak …
Sitâyiş-i yaylağ-ı Köprez: Bu yayla eyle bir fezâdır kim Rûm ve Arab [u] Acem'de misli varise Erzurûm'da Bingöl ve Kayseriyye'de (---) ve Van'da cebel-i Sübhân ve Bursa'da kûh-ı Ruhbân ve Nemse'de cebel-i Alaman ola, ammâ bu Köprez yaylasında Âl-i Osmân ve Hind ve Sind pâdişâhlarının askeri yaylasa yerlerimiz dar demezler bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr tirfil ve yonca ve ayrık ve bersîm misilli niçe bin elvân nebâtât [u] giyâhât ile Cenâb-ı Kibriyâ-yı Zü'l-celâ[l] sun‘ın izhâr içü[n] cemî‘i devâbbâtların doylamağa bu sahrâ-yı lâle-izârı sünbül ve benefşe ve zerrîn ve tutyâ ve yer gülü ve yer vişnesi ve yer çileği ni‘metleriyle bu sahîfe-i Köprez'i zeyn etmiş. Ve bunda olan yebrûhu's-sanem, ya‘nî benî Âdem sıfatında Abdüsselâm dahi derler, ol ot ve cedvâr-ı Rûmî ve sünbül-i Rûmî ve nergis-i Rûmî ve şekakıl ve şakâyık ve sa‘leb ve râvend-i Rûmî (---)(---)(---)(---) ve bunun emsâli niçe kerre yüz bin elvân ahşâbât [u] giyâhât nebâtâtlar hâsıl olur kim hadd [ü] hasrın yine Hallâk-ı âlem bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… ri gibi kubâblar ile mebnî bezzâzistânı yokdur, ammâ cemî‘i Rûm ve Arab ve Acem
ve Hind
ve Sind ve Belh ü Buhârâ ve Laristân ve Multân ve Maskov ve Leh ve Çeh ve İsfaç …
Cümle sokaklarında âdemden omuz omuzu sadamaz. Birovların kavilleri üzre bu şehirde yüz bin âdem vardır dediler, gerçekdir, zîrâ Âl-i Osmân askeri havfinden bu kal‘a emîn olmağile cümle küffâr-ı füccâr-ı Macar bu kal‘aya dolmuşlardı. Ve bâzârında gerçi Rûm şehirleri gibi kubâblar ile mebnî bezzâzistânı yokdur, ammâ cemî‘i Rûm ve Arab ve Acem ve Hind ve Sind ve Belh ü Buhârâ ve Laristân ve Multân ve Maskov ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Nemse ve Dip Firengistân 28b ve Türkistân metâ‘larının zî-kıymet eşyâları bî-kıymet her ne istesen bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28a–28b ·
metinde göster ·
Kaçan kim kiraz mevsimi ola yâhûd güz eyyâmı ola Rûm ve Arab ve Acem
ve Hind
ü Sind ü Semerkand ve Belh u Buhârâ ve Laristân ve Moltan ve Maskov ve Leh ve Ç …
Kaçan kim kiraz mevsimi ola yâhûd güz eyyâmı ola Rûm ve Arab ve Acem ve Hind ü Sind ü Semerkand ve Belh u Buhârâ ve Laristân ve Moltan ve Maskov ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Filimenk [ve] Nemse ve Macar ve Dip Firengistân'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘adan yüz binden mütecâviz ecnâs-ı milel tüccârlarından ankâ bâzergânlar gelüp bu kal‘ada meks [edüp] her bir tüccâr metâ‘ına göre bir iki dükkâna girüp arz-ı kâlâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63b ·
metinde göster ·
… na hemtâ sarây-ı şâhâne yokdur. Cemî‘i diyâr-ı kâfiristânda değil Belh u Buhârâ
ve Hind
ü Yemen ve Mısır ve Irâk ve Şâm u Haleb ve Rûm'da Kızılelma Sarâyı nâmıyla müte …
Kurşum örtülü bir mevzûn kubbesi üzre altun yaldızlı alem yerine altundan topları var. Cemî‘i revzenleri Peşte ve Keçkemet ve Şarkez ve Hatvan ve Vaç ve Eski Budin ve Kile sahrâları pâymâl-i rimâl gibi nümâyândır. Ve cümle kat-ender-kat üç yüz kırk aded sağîr ü kebîr kâ‘aları ve soffaları ve hücreleri ve eyvân ve dîvânhâneleri ve hammâmları ve fıskıyye ve havz [u] şazrevânları ile bezenmiş bir sarây-ı bî-bedeldir kim rub‘-ı meskûnda buna hemtâ sarây-ı şâhâne yokdur. Cemî‘i diyâr-ı kâfiristânda değil Belh u Buhârâ ve Hind ü Yemen ve Mısır ve Irâk ve Şâm u Haleb ve Rûm'da Kızılelma Sarâyı nâmıyla müte‘âref bir binâ-yı bî-hemtâdır kim bu sarây-ı dil-küşâ sebebiyle Budin'e Kızılelma derler. Hattâ büyük dîvânhânede celî hat ile Kızılelma olduğuna târîhi bir mermer üzre merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
… ka ve Krakov u Maskov ve Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten ve Fağfûr u Acem ve Özbek
ve Hind
ü Arâk u Arabistân ve Rûm'dan ve cemî‘i ekâlîm-i seb‘anın ulu bâzergânları bu B …
Cümle yetmiş aded sağîr ü kebîr hânları var ammâ yigirmisi kal‘a-misâl hânlardır kim Yenidünyâ'dan ve İşpanya ve Portakal ve Donkarkız ve Danimarka ve İsfaç ve Filimenk ve Çeh u Leh u Daniska ve Krakov u Maskov ve Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten ve Fağfûr u Acem ve Özbek ve Hind ü Arâk u Arabistân ve Rûm'dan ve cemî‘i ekâlîm-i seb‘anın ulu bâzergânları bu Beç'e elbette gelüp bu hânlarda niçe bin yük çözüp ve bağlayup niçe bin milyon mâl kâr [u] kisb edilir hân-ı azîmler. Evvelâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a ·
metinde göster ·
… lay Rûm halkı ve Teke ve Hamîd ve Konya külâhlı âdemler ve Mısır ve Şâm ve Acem
ve Hind
ü Sind ve Maskov ve Tatar ve Özbek, el-hâsıl Hallâk-ı âlem bu rûy-ı arzda ne ka …
İbret-nümâ-yı diğer: Havuzdan zâhir olan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn dîvler ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perdenin verâsında bir alay Rûm halkı ve Teke ve Hamîd ve Konya külâhlı âdemler ve Mısır ve Şâm ve Acem ve Hind ü Sind ve Maskov ve Tatar ve Özbek, el-hâsıl Hallâk-ı âlem bu rûy-ı arzda ne kadar mahlûk-ı benî âdem halk etdi ise cümlesi eşkâl-i esbâblarıyla zâhir olup bâğ-ı İrem içre kimi gezüp kimi her dıraht altında oturup sohbet ederlerdi, ammâ bunların birinde nutk olmayup birbirleriyle tekellüm etmezler idi, hemân heyûlâ gibi birbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân ve Fes ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve Kırmanika ve Bağaniski ve Fur kavmi kara Arablarıyla Habeşî ve Hindî kavmi gâyet çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… r zamân peygamberi Muhammed olacakdır. Ve cemî‘i dünyâ bunun ümmeti Arab u Acem
ve Hind
ü Sind ve Tatar ü Türkmân müslümânları altında olacakdır. Bu rûy-ı arza kadem b …
"İmdi müjde sana! Karındaşın oğlu âhir zamân peygamberi Muhammed olacakdır. Ve cemî‘i dünyâ bunun ümmeti Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Tatar ü Türkmân müslümânları altında olacakdır. Bu rûy-ı arza kadem basdıkda ol gece niçe kerre yüz bin alâmetler bu dünyâda zâhir ü bâhir olup Âteşgede-i Nemrûd ve Tâk-i Kisrâ ve Ayasofya kubbesi ve Kızılelma-yı Roma kubbesi ve Kızılelma-yı Ungurus-i Budin'in manastırı çanlığı ve İslâmbol'un üç yüz altmış altı aded tılsımâtları cümle bu oğlan tevellüd etdiği gece münhedim oldu. Yâ Ebû Tâlib! Sen bu oğlanı Mekke düşmanlarından pek hıfz edüp böyle vilâyet vilâyet ticârete gezdirme. İnşâallâh bu ma‘sûm-ı pâk kırkına bâliğ oldukda ben buna îmân getiririm. Ammâ hele şimdi sen ceyran derisi üzre mürekkeble sağ eli pençesin basup pençesi nakşı bende dursun. Eğer dahi mu‘ammer olursam bende durup tekâlîf-i avândan berî olurum. Benden sonra sâ’ir pa[pa]sların her kangısında bu dest-nakş-ı Muhammed bulunursa mu‘âf u müsellem olurlar" dedikde hemân Ebû Tâlib Bahîrâ papasın hâtırıyçün eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
… ve lisân-ı Kaytak ve lisân-ı Kozak ve lisân-ı Heşdek ve lisân-ı Dağıstân. Acem
ve Hind
ve Özbek ve Bulgar, bunlar dahi Tatar olmağile başka lisânları ve başka gûne ki …
Evvelâ lisân-ı Çağatay ve lisân-ı Kumuk ve lisân-ı Moğol ve lisân-ı Boğol ve lisân-ı Türkmân ve lisân-ı Noğay ve lisân-ı Kaytak ve lisân-ı Kozak ve lisân-ı Heşdek ve lisân-ı Dağıstân. Acem ve Hind ve Özbek ve Bulgar, bunlar dahi Tatar olmağile başka lisânları ve başka gûne kitâbetleri var kim bir lisâna müşâbih değildir. Her biri birer gûne lehçe-i mahsûsaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
… ve Lıpka ve Özbek ve Çağatay ve Kılmah ve Fağfûr u Çîn ü Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn
ve Hind
ü Sind ve Laristân ve Moltân ve Sultâniyye ve Semerkand ve Kâbilistân ve Zâvili …
Andan kabâ’il-i memdûh Acem'dir kim ibtidâları kavm-i Tatar'dır kim bu iki kavimden edîm-i arz müzeyyen olup benî âdemle ma‘mûr olmuşdur. Anınçün Hazret-i Kevneyn'e "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" derler, zîrâ ibtidâ Arab'dan mâ‘adâ Tatar ve Acem ve Türk-i Türkmân ve Moğol ve Boğol ve Dağıstân ve Kumuğ u Kozak ve Heşdek ve Yakayça ve Lıpka ve Özbek ve Çağatay ve Kılmah ve Fağfûr u Çîn ü Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Hind ü Sind ve Laristân ve Moltân ve Sultâniyye ve Semerkand ve Kâbilistân ve Zâvilistân ve Bâbil ve Ermenistân u Mâzenderân ve Fâris ü Horâsân ve Kâşkar ve Hârizm ve Taberistân [ve] Türkistân ve Gîlân ve Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem ve Irâk-ı Dâdyân [ve] vilâyet-i Kirmân ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Mekrân ve Sîstân ve Bedahşân ve Âzerbâycân ve Îrân u Tûrân ve Belh u Buhârâ ve niçe yüz bin diyârlarda sâkin olan ümmet-i Muhammedlere Acem tesmiye olunur. Anıniçün "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" denildikde cümleye şâmil bir kelâm-ı dürer-bârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
… m on beşinci uluca oğludur. Cihân-ârâ bir pâdişâh-ı Cem-cenâb olup Îrân-zemîn'i
ve Hind
ü Sind ü Laristân ve Moltân ve Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten'e varınca kabza-i t …
Niçe müverrihler Hulâgû Hân küfr-i dalâletde mürd oldu, ammâ Abakay Hân İslâm ile müşerref olup merhûm olduğu müsbetdir. Ammâ Hulâgû Hân'ın on dörd oğlu var idi. En ulusu Abakay Hân'dır kim on beşinci uluca oğludur. Cihân-ârâ bir pâdişâh-ı Cem-cenâb olup Îrân-zemîn'i ve Hind ü Sind ü Laristân ve Moltân ve Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten'e varınca kabza-i teshîrinde idi. Ammâ on dörd aded Hulâgû Hân oğulların kimi pâdişâh oldu ve kimi olmayup cümle on beş karındaşlar bu Irâk-ı Dâdyân'da Abakay Hân ile Hürmüz-i Tâcdâr ibn Enûşirvân'ın yanında bir ardıç-ı azîm ağacının zıll-ı himâyesinde başları ve ayakları uçlarındaki seng-i mezârlarının târîhleri ve esmâlarıyla on beş aded Hulâgû Hân oğulları ardıç ağacı altında ale't-tertîb medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a ·
metinde göster ·
… Anıniçün her kal‘alarına zafer bulmak mümkindir. Ancak bu Mesköv ve Âl-i Osmân
ve Hind
ve Acem pâdişâhlarının kal‘aları kendilerinindir.
Ve cümle tokuz bin kal‘aya mâlikdir. Ve niçe bin şehir ve niçe yüz bin kend-i köye mâlikdir kim cemî‘i kal‘a ve şehirler krallarının milk-i mevrûslarıdır. Ammâ gayri kâfiristân krallarının kal‘aları kendülerinin değildir. Her kal‘anın sâhibleri vardır. Anıniçün her kal‘alarına zafer bulmak mümkindir. Ancak bu Mesköv ve Âl-i Osmân ve Hind ve Acem pâdişâhlarının kal‘aları kendilerinindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… ârlı'nın kenârından iki kerre yüz bin ve üç kerre yüz bin benî âdem Arab u Acem
ve Hind
ü Sind ve Semerkand u Laristân ve Moltan ve Macar ve İsfeç ve Nemse ve Leh u Çe …
Bu rabta-i zîbâ nehr-i Çınârlı kenârında cümlesi üç yüz aded hâneli sâfî kefere re‘âyâlı büyük köydür kim hâkim İbrâhîm Paşa müttevellîsidir. Bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olup yılda bir kerre bu nehr-i Çınârlı'nın kenârından iki kerre yüz bin ve üç kerre yüz bin benî âdem Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Semerkand u Laristân ve Moltan ve Macar ve İsfeç ve Nemse ve Leh u Çeh ve İsfaç ve İşpanya ve Ciniviz ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır u Şâm ve Haleb u Irâk'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘a-i ırakdan cemî‘i memâlik-i mahrûselerin ankâ bâzergânları niçe kerre yüz bin guruşluk metâ‘-ı zî-kıymetlerin getirüp bu sahrâ-yı lâlezâr çemenzârda hayme vü hargâhları ve bâr [u] büngâhlarıyla konup metâ‘ların fürûht etmeğe başlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
… n mâ‘adâ yeni dünyânın niçe kerre yüz bin gûne şükûfeleri ve Rûm ve Arab u Acem
ve Hind
ü Sind ve Frengistân ve Hoten ve Hıtâ ve Çîn ü Fağfûr ve Mâçîn vilâyetlerinin ş …
Hattâ bir salkım üzümde yetmiş gûne dâne verir üzüm ağaçları ve bir söğüd ağacında elma ve şeftâlû verir ağaçlar ve niçe kerre yüz bin tud ağaçlarının her birinde envâ‘ından tut meyvesi hâsıl olur dud ağaçları ve her salkımı kırkar ellişer vukıyye gelir engûrü ve seksen gûne âbdâr emrûd ağaçları ve kırk gûne elması ve gûnâ-gûn âbdâr kirazları ve vişne ve kaysısı ve âbdâr âlûları ve alû[-yı] buhârâî ve âlû-yı mardini ve âlû-yı berekâtlısı ve ceviz ve kestânesi ve kızılcık ve 324a bâdemi ve'l-hâsıl cemî‘i Eskidünyâ ve Yenidünyâ meyveler dırahtları mevcûd olduğundan mâ‘adâ yeni dünyânın niçe kerre yüz bin gûne şükûfeleri ve Rûm ve Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Frengistân ve Hoten ve Hıtâ ve Çîn ü Fağfûr ve Mâçîn vilâyetlerinin şükûfeleri ile bu bâğ-ı Arhonoz müzeyyen olmuşdur. Cümleden biri yüz yigirmi hâneli mâvî ve beyâz ve yeşil sünbülleri olur kim bu dünyâda görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b–324a ·
metinde göster ·
Yılda bir kerre kiras mevsiminde bu fezâya yüz bin benî âdem Rûm ve Arab u Acem
ve Hind
ü Sind ve Semerkand ve Belh [u] Buhârâ ve Mısır u Şâm ve Irâk'dan ve cemî‘i Dib …
Yılda bir kerre kiras mevsiminde bu fezâya yüz bin benî âdem Rûm ve Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Semerkand ve Belh [u] Buhârâ ve Mısır u Şâm ve Irâk'dan ve cemî‘i Dib Frengistân'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘adan cemî‘i tüccârân-ı berr [ü] bihârânların hamusu metâ‘-ı firâvânlarıyla bu panayıra cem‘ olup çârsû-yı bâzâra getirenlerden mâ’adâ taşra vâdîlerde niçe bin hayme ve hargâh ve bârgâh ve külbe-i ahzânlar çalas ve malaş palaşdan kurulup bir ordu-yı bâzâr tüccârı kurulur kim gûyâ İskender-i Kübrâ yâhûd Keyhusrev-i Dârâ ordusu olup bu vâdî âdem deryâsıyla pür olup niçe kerre yüz bin yük metâ‘lar elbette meydâna çıkup fürûht olup ve niçe yüz bin yük metâ‘lar alınup kuş südü ve âdem südü ve arslan südü dahi bulunur. Kuş südü yumurtadır, âdem südü avret südüdür, arslan südü şarâb-ı bî-hicâbdır. Anlar dahi bulunur. Hattâ yumurta envâ‘ından deve kuşu yumurtası ve âdem yavrusu ve körpe âdem kuzusu ve ciğer-kûşeleri bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 375b ·
metinde göster ·
… fında ceseden kendü âyînesiyle timsâl olunmuşdur. Seyyâhân-ı Rûm ve Arab u Acem
ve Hind
ü Sind ve Dâdyân diyârların geşt [ü] güzâr eden mellâhân-ı bihâr ve tüccârân-ı …
Bu kayanın cânib-i erba‘ası şâhin yuvası ile mâl-â-mâl olduğından Şâhin kayası derler, ammâ Yûnâniyândan Yanvan tevârîhinde bu kayaya Petromir derler. İzmirne nâm avret kralenin yaylağı imiş. Ve kal‘a anın binâsı olmağile taşdan bir perîçehre avret sûreti kapunun sağ tarafında ceseden kendü âyînesiyle timsâl olunmuşdur. Seyyâhân-ı Rûm ve Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Dâdyân diyârların geşt [ü] güzâr eden mellâhân-ı bihâr ve tüccârân-ı berr ü kûhsâr-ı cihânbîn mabeynlerinde Şâhin kayası deyü meşhûrdur, ammâ ne şâhin niçe kerre yüz bin şâhin ve zağanos ve balaban ve miskî kartal ve gerges ve devlingeç âşiyânları ile zeyn olmuş bir kûh-ı Sübhân'dır. Misli meğer yine Van bahri sâhilinde Sübhân dağı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29a ·
metinde göster ·
… er birin birer erbâb-ı ma‘ârif âsâr edüp tahrîr etmişler. Ve Rûm u Arab ve Acem
ve Hind
ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Semerkand ve Horasân seyyâhları gelüp "Alâmetlerimiz …
Ve ser-i sa‘âdetlerinde tâc-ı bozdoğanî ki beş terkdir. Mâsivâyı terk [ü] tecrîd alâmetidir. Ol kisbet Y 129b üzre yeşil imâmeleri vardır ki ırk-ı tâhirden olup Horasân erenlerinden Hacı Bektaş-ı Velî fukarâsıdır. Ve kubbe-i münevveri içi gûnâ-gûn kıt‘alar ile her birin birer erbâb-ı ma‘ârif âsâr edüp tahrîr etmişler. Ve Rûm u Arab ve Acem ve Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Semerkand ve Horasân seyyâhları gelüp "Alâmetlerimiz olsun" deyü, pâlhenk ve zerdeste ve nefîr ve keşkül ve sapan-ı Dâvûdîler asmışlar. Hakîr dahi bâb-ı mu‘allâsı üzre celî hatt ile bu beyti tahrîr etdim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y129a–Y129b ·
metinde göster ·
Ve Kumâme'den ziyâde ol kadar tezyîn etmişlerdir kim Rûm ve Arab [u] Acem
ve Hind
ü Sind'den cemî‘i Ermeni ankâları mücevher kanâdîller ve mücevher haçlar ve ale …
Ve Kumâme'den ziyâde ol kadar tezyîn etmişlerdir kim Rûm ve Arab [u] Acem ve Hind ü Sind'den cemî‘i Ermeni ankâları mücevher kanâdîller ve mücevher haçlar ve alemler ve zî-kıymet buhûrdânlarda şeb [u] rûz ûd [u] amber ve aselbend ve sandal ve sünbül-i hıtâyî ve günlük ve kâfûr yakarlar kim beyni-i âdem ıtır-dem olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224b ·
metinde göster ·
… eş ve Yemen'den ve San‘ân ve Aden'den Basra ve Lahsa'dan ve'l-hâsıl Arab u Acem
ve Hind
ü Sind ve Belh [u] Buhârâ ve Kırım ve Rûm'dan niçe yüz bin benî âdem ve huccâc …
Bu mahal ubûr olundukda azamet-i Hudâ tarîk-ı âmmın tarafeynine alay-ı Muhammedî seyr [ü] temâşâsı içün Mekke ve Medîne'den Habeş ve Yemen'den ve San‘ân ve Aden'den Basra ve Lahsa'dan ve'l-hâsıl Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Belh [u] Buhârâ ve Kırım ve Rûm'dan niçe yüz bin benî âdem ve huccâc şâhrâhın iki cânibine âdem deryâsı kat-ender-kat olup paşa geldikde her biri lehce-i mahsûsalar ile paşaya hayır du‘â edüp "Hafizakallâh yâ sultân el-vezîr" deyüp selâm alırlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313a ·
metinde göster ·
… şa arzı ile hatt-ı şerîf gelüp hâlâ mutasarrıflardır. Senevî iki yüz kîse olur.
Ve Hind
ü Yemen ve Arab u Acem ve Mağrib'den ve'l-hâsıl cümle İslâm diyârından beşer Mı …
Ve hâkim şerîf olanın taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu (---) bin altundur. Mısır Y 332b emîrü'l-haccı getirir. Ve Yenbû‘ü'l-berr'in ve Yenbû‘ü'l-bahr'in ve bender-i Cidde'nin nısf gümrükleri şürefânındır. Anlar tarafından birer âdem zabt eder. Fâtih-i Yemen Sinân Paşa arzı ile hatt-ı şerîf gelüp hâlâ mutasarrıflardır. Senevî iki yüz kîse olur. Ve Hind ü Yemen ve Arab u Acem ve Mağrib'den ve'l-hâsıl cümle İslâm diyârından beşer Mısır hazînesi altun nezerât gelüp üç bin mikdârı Arab ve Ervâm askerine verüp hükûmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y332a–Y332b ·
metinde göster ·
Ve Mısır çârsûsu başında Hâsekiyye imâreti civârında âsitâne-i şeyh Abdülkâdirü'l-Cîlânî kârgîr binâ-yı metîn bir tekye-i azîmdir. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Ve şâm çârsûsu kurbunda şeyh Alî tekyesi ve Baba Horasânî tekyesi ve Hind pâdişâhlarından Celâleddîn-i Ekber tekyesi tarîk-ı Kâdirî'de ma‘mûr [u] âbâdân tekyedir. Cümle fukarâ-yı Hindî anda sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y355a ·
metinde göster ·
… et bey‘ u şirâ olunur. Cümleden şâm vekâlesi ve Haleb vekâlesi ve lrak vekâlesi
ve Hind
vekâlesi ve Yemen vekâlesi ve Habeş vekâlesi ve Mısır vekâlesi ve Cidde vekâles …
Ve bu şehr-i Me‘âd içre cümle elli iç vekâledir. Her biri kal‘a-misâl kat-ender-kat hânlardır. Vekâle ta‘bîr ederler. Her birinde yüzer ikişer yüzer hücreleri var. Ekâlîm-i seb‘anın huccâcları ve tüccârları bu vekâlelerde mihmân olup cemî‘i zî-kıymet cevâhir makûlesi bulunup bî-kıymet bey‘ u şirâ olunur. Cümleden şâm vekâlesi ve Haleb vekâlesi ve lrak vekâlesi ve Hind vekâlesi ve Yemen vekâlesi ve Habeş vekâlesi ve Mısır vekâlesi ve Cidde vekâlesi. Bu hânlardan mâ‘ada niçe bin hâneler vardır kim huccâc zamânında sâhibleri icâre ile verüp huccâc [u] züvvâr ile mâl-â-mâl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y355a ·
metinde göster ·
tefârûklarından elvân elvân sûzenî mak‘adlar ve münakkaş destehânlar ve pîşgîrl …
Ve Hind tefârûklarından elvân elvân sûzenî mak‘adlar ve münakkaş destehânlar ve pîşgîrler ve Gücerât ve mollâyî ve zâğî ve sûsîler ve hıtâyîler ve dîbâ ve şîb ü zerbâf ve bâfteler ve Lâristân ve Moltân ve Keşmîrî şâllarının envâ‘ından ve bir tobra amber ve bir tobra müşk-i hıtâyî ve bir tobra pânzehr-i mârî ve gâvî ve gazâlî pânzehirler kim her biri biner derde devâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365a ·
metinde göster ·
dır. Memâlik-i Belh [u] Buhârâ ve Horâsân. Bunlara elkâb-ı selâtînde (---) derler. Hazret-i Risâlet-penâh'ın bir nâme-i şerîfiyle İslâmı kabûl eyleyüp cemî‘i kibâr-ı evliyâullâh bu Horâsân'dan zuhûr etmişdir. Hâlâ mü’min ü muvahhid kavimdirler. Ve devletleri hâlâ mü’ebbeddir. Bunlar(dan) Mısır'a mâlik olmamışlardır. Y 22b Zîrâ iklîm-i sâdis ve sâbi‘de vâki‘ olmuşlardır. Cemî‘i eyyâmda ceng [ü] cidâlleri Acem ve Hind iledir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y22a–Y22b ·
metinde göster ·
… e Nogay ve Heşdek ve Maskov ve Çîn ve Hıtâ vü Hoten ü Fağfûr ve Libka ve Badrak
[ve] Hind
ü Sind ve Acem ve Etrâk-i Türkmân ve âl-i Osmân dahi cümle Tatar'dan müteferrik …
Tevârîh-i Mîrhân'da cülûs-ı Cingiz Hân sene 579. Bunlar on iki fırka pâdişâhlardır. Her sınıfı onar, on beşer hânlar ve mirzâlardır. Kırım ve Dağıstân ve Moğol [u] Bogol [ve] Kumuk ve Kalmık Kalmak Kalmuk dahi on iki taysıdır, ya‘nî pâdişâhdır. Her taysı onar kerre yüz bin askere mâlikdir. Ve kavm-i Kazak ve Özbek ve Nogay ve Heşdek ve Maskov ve Çîn ve Hıtâ vü Hoten ü Fağfûr ve Libka ve Badrak [ve] Hind ü Sind ve Acem ve Etrâk-i Türkmân ve âl-i Osmân dahi cümle Tatar'dan müteferriklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y22b ·
metinde göster ·
… ânkeş pâdişâhlarına ve Mağrib-zemîn selâtînlerine ve Bağdâd'da âl-i Abbâsiyân'a
ve Hind
râyına ve Acem şâhı Şâh İsmâ‘îl'e ve Basra ve Lahsa ve Ummân hâkimlerine ve'l-h …
Bu mahalde donanma-yı hümâyûna haber gidüp yedi yüz pâre gemi ile anlar dahi İskenderiyye kal‘asına gelüp bî-pâk ü bî-pervâ yanaşup taşra er döküp feth etdikleri müjdesi Selîm Şâh'a gelüp Mısır fethiyçün ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye fethiyçün yedi gün Y 54a yedi gece azîm şâdumânîler olup henüz âl-i Osmân Mekke ve Medîne pâdişâhı olup Mekke şürefâlarına, Yemen tübba‘larına ve Habeş necâşîlerine ve Fûncistân kakanlarına ve For ve Donkalâ ve Afnu ve Bornu meliklerine ve Sûdân sultânlarına ve Fes ü Merânkeş pâdişâhlarına ve Mağrib-zemîn selâtînlerine ve Bağdâd'da âl-i Abbâsiyân'a ve Hind râyına ve Acem şâhı Şâh İsmâ‘îl'e ve Basra ve Lahsa ve Ummân hâkimlerine ve'l-hâsıl cümle milel divel sultânları ve krallarına;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y53b–Y54a ·
metinde göster ·
… rânkeş'i ve Tanca ve Sûdân'ı ve İsvân ve Habeş'i ve Yemen'de ve Irâk'da ve Fârs
[ve] Hind
ve Çîn'e varınca yigirmi pâdişâhlık yeri altı yılda feth edüp yine Mağrib'e gel …
Cevher Kâyid Mu‘îzz'in babası kulu idi. Ve Ebi'l-Hasan deyü ana lakab takmışdı. Aslında Rûm gulâmıdır. Sonra (---) Cevher Tavâşî Kâyid'i terbiyet edüp târîh-i Hicretin sene 347 337 (---) Mu‘izz'e Kâyid vezîr olup Mağrib'de Fas şehrin ve Tilimsân'ı ve Merânkeş'i ve Tanca ve Sûdân'ı ve İsvân ve Habeş'i ve Yemen'de ve Irâk'da ve Fârs [ve] Hind ve Çîn'e varınca yigirmi pâdişâhlık yeri altı yılda feth edüp yine Mağrib'e gelüp andan Mısır'a sene 358'de Mısır'ı binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140b ·
metinde göster ·
… i eliyle gelir. Eğer Mısır paşası bir apordos mekeros ise birkaç filcân ve kâse
ve Hind
serîrleri ve kargı sırıklar ve birkaç külçe destâr ve Ka‘be sürmesiyle gözün bo …
Ve on kîselik hedâyâ Cidde beğinden gelir. Zîrâ bunlar cümle Mısır vezîrlerine muhtâcdır, surre ve cerâyâları cümle Mısır vezîri eliyle gelir. Eğer Mısır paşası bir apordos mekeros ise birkaç filcân ve kâse ve Hind serîrleri ve kargı sırıklar ve birkaç külçe destâr ve Ka‘be sürmesiyle gözün boyayup aldarlar. Hemân Mısır vezîrinde dârât u şöhret lâzımdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y210b ·
metinde göster ·
İklîm-i sânî cânib-i mezbûrdan mu‘teber olduğu üzre bilâd-ı Yemen'i
ve Hind
ü Sind'i mürûr edüp ba‘dehu Bahr-i Lahsa'ya ve Basra'ya ve Tehâme ve cezîre-i A …
İklîm-i sânî cânib-i mezbûrdan mu‘teber olduğu üzre bilâd-ı Yemen'i ve Hind ü Sind'i mürûr edüp ba‘dehu Bahr-i Lahsa'ya ve Basra'ya ve Tehâme ve cezîre-i Arab'ı ve Yemâme ve Bahr-i Hicreyn ve Hicâz'ı ve Mekke ve Tâ’if [ve] Medîne ve Bahr-i Kulzüm'ü kat‘ edüp arz-ı Mağrib'e ve bilâd-ı İfrîk'den Bahr-i Mağrib'e vâsıl olur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254a ·
metinde göster ·
… r, Habeş'e ve Yemen ü San‘ân'a ve Bahrân'a ve Tagâr ve Harş ve zemîn-i Serendîb
ve Hind
ve derbend-i Çîn ve Mağrib-zemîn'de Fes ü Merânkûş ve Sûdân ve Fûnc ve Bornu. V …
İklîm-i evvelin tûlu şarkdan garba bin iki yüz elli fersahdır ve arzı yüz toksan fersahdır. Ve bin pâre şehir vardır, ellisi gâyet şehr-i mu‘azzamdır. Cümle karalar vilâyetidir, Habeş'e ve Yemen ü San‘ân'a ve Bahrân'a ve Tagâr ve Harş ve zemîn-i Serendîb ve Hind ve derbend-i Çîn ve Mağrib-zemîn'de Fes ü Merânkûş ve Sûdân ve Fûnc ve Bornu. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255b ·
metinde göster ·
… ltı vâdîsi vardır. Ve iki bin şehri var, ellisi şehr-i azîmdir. İbtidâsı Hocend
ve Hind
ü Sind ve Mansûriyye ve Hîre ve Kend(?) ve Cezâyir ve Necd ve Tehâmiyye ve Yesr …
İklîm-i sânî şarkdan garba tûlu iki bin dörd yüz fersahdır ve arzı yüz otuz altı fersahdır. Yigirmi yedi kûh-ı belâlardır ve otuz altı vâdîsi vardır. Ve iki bin şehri var, ellisi şehr-i azîmdir. İbtidâsı Hocend ve Hind ü Sind ve Mansûriyye ve Hîre ve Kend(?) ve Cezâyir ve Necd ve Tehâmiyye ve Yesrib ve Hicâz'a ve deryâ-yı Kulzüm'e ve arz-ı Berberiyye'ye ve İfrîkiyye ve arz-ı Mısır'a ve zemîn-i Bağle'ye varır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255b ·
metinde göster ·
pirincinden şâhdâne ve lezîz pirinci olur. Âl-i Osmân pâdişâhının Dimyât kilârı …
Bu Dimyât'ın me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından ibtidâ pirinci Revân ve Gîlân ve Hind pirincinden şâhdâne ve lezîz pirinci olur. Âl-i Osmân pâdişâhının Dimyât kilârıdır, cümle pirinc bundan gider. Bu beledde Menzilâvî ve Fereskûr pirinci rub‘-ı meskûnda yokdur. Ve balığı ve balık yumurtası ve cümmeyzi ve beyâz ekmeği ve sanâyi‘âtdan Dimyât'ın bî-nazîr gûnâ-gûn harîr alacaları ve mevzi meşhûrdur. İklîm-i sâlisin evvelinde olmak ile arz-ı Y 348b beledi (---)(---) ve tûl-i nehârı (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348a–Y348b ·
metinde göster ·
… sır cezîresinden çıkup Bahr-i Muhît üzre yine cenûba doğru gitdiklerin Portakal
ve Hind
gemilerindeki âdemler görmüşlerdir, ammâ andan öte ne cânibe gitdikleri ma‘lûm …
Ve'l-hâsıl cemî‘i tuyûrân kanat kakup bu cebelden kalkup ber-havâ olup bir gûne sayha-i hazîn koparup istimâ‘ eden cânların cânları ve cân-ı cânânları bile râhat olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî bu cebel üzre hoş-havâ esvât-ı latîf ile yedi kerre gürûh gürûh deverân etdiklerinde evc-i âsumânda güneş gâyib olup perr ü bâl-i tuyûrdan zemîn şeb-i muzlim gibi olur. Yine bir sâ‘atden sonra alay alay remmâ remmâ cemî‘i murgân-ı Hudâ cümlesi turna katarı olup cenûb cânibine diyâr-ı Fûncistân'a andan Nîl'in başın ubûr edüp bu Mısır cezîresinden çıkup Bahr-i Muhît üzre yine cenûba doğru gitdiklerin Portakal ve Hind gemilerindeki âdemler görmüşlerdir, ammâ andan öte ne cânibe gitdikleri ma‘lûm değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370a ·
metinde göster ·
… ‘azzam diyârda Yahûdî ve Nasrânî ve Kıbtî ve Rûm ve Ermenî ve Freng ve Kızılbaş
ve Hind
ü Sind ve kavm-i Ervâm yokdur. Ammâ Banyân kavmi vardır, âteş-perestlerdir, Hab …
Ve böyle sevâd-ı mu‘azzam diyârda Yahûdî ve Nasrânî ve Kıbtî ve Rûm ve Ermenî ve Freng ve Kızılbaş ve Hind ü Sind ve kavm-i Ervâm yokdur. Ammâ Banyân kavmi vardır, âteş-perestlerdir, Habeş'den ticâret ile gelüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y414a ·
metinde göster ·
ve San‘ân(e) ve Tağâr ve Hareş ve Ferahâbâd ve Ahmedâbâd ve Dîvâbâd ve Hoten ve …
Evvelâ cezîre-i Serendîb ve Hind ve San‘ân(e) ve Tağâr ve Hareş ve Ferahâbâd ve Ahmedâbâd ve Dîvâbâd ve Hoten ve cezîre-i Habeş'de Zeyla‘ ve şehr-i Mukdisu ve şehr-i Zenc ve Sûdân ve Berberistân ve Mağrib-zemînde Fes ü Merânkûş ve Tanca ve Sebte boğazında karâr bulur, verâsı Bahr-i Okyûnûs'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417b ·
metinde göster ·
… melikine ve Zeyla‘istân melikine hedâyâlar ile âdemler gönderse ve karşu Yemen
ve Hind
pâdişâhlarına elçiler gönderse ol kadar tüccârlar gelir kim bî-hisâb mâl-ı firâ …
Evvelâ Fûncistân melikine ve Dumbistân melikine ve Zenc melikine ve Alevî melikine ve Zeyla‘istân melikine hedâyâlar ile âdemler gönderse ve karşu Yemen ve Hind pâdişâhlarına elçiler gönderse ol kadar tüccârlar gelir kim bî-hisâb mâl-ı firâvânlar alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y437b ·
metinde göster ·
… arının öşürleri bu paşa sarâyında alınır. Cümle Portakal ve İngilis ve Felemenk
ve Hind
ü Sind ve Çîn ü Hıtâ ve Hoten ve Yemen ve Aden ve Kumfuta ve Moha ve Lûhya ve C …
Ve gümrüğe bu diyârda hurde derler paşa sarâyıdır. Cümle tüccârın metâ‘larının öşürleri bu paşa sarâyında alınır. Cümle Portakal ve İngilis ve Felemenk ve Hind ü Sind ve Çîn ü Hıtâ ve Hoten ve Yemen ve Aden ve Kumfuta ve Moha ve Lûhya ve Cidde ve Yenbû‘ ve Tûr ve Süveys gemileri ve bu zikr olunan vilâyetlerin kalyon ve karakaları bu Musova cezîresinde paşa sarâyına yanaşırlar, zîrâ latîf limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438a ·
metinde göster ·