… ı ile İslâmbol'a gelir ve gemi palamarlariyçün kendir ipleri ve gemi gomanaları
ve katran
ve ziftleri meşhûr-ı âfakdır. Cemî‘î dünyâya kendir ipleri bu diyârdan müstevlî …
Memdûhât-ı Samsun : Dağlarında yaban üzümü, 247b nârdenki ve emrûd turşusu niçe bin fıçı ile İslâmbol'a gelir ve gemi palamarlariyçün kendir ipleri ve gemi gomanaları ve katran ve ziftleri meşhûr-ı âfakdır. Cemî‘î dünyâya kendir ipleri bu diyârdan müstevlî olur. Bu şehrin cenûb tarafında cebel-i sâhil-i Servar garben bahre muttasıldır. Bu şehr bir körfez kenarında vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a–247b ·
metinde göster ·
… r etdim, ancak kabri üzre olan türâb tencerede bulkur gibi kaynar ve siyâh zift
ve katran
gibi yağlı toprakdır. Âhir bed râyihasından tahammül edemeyüp bu türâbın yağıyl …
Menâkıb-ı Bel‘am ibn Bâ‘ûr: Hikmet-i Hudâ bir gün bir cebelin dâmeninde cirid oynarken hakîr atdan tekerlenüp at başın alup "Kandesin Eğerlidağ?" deyüp urûc etdi. Hemân hakîrin cân başına gelüp bir gayrı ata süvâr olup esb-i firârîyi birkaç gulâmımızla kovarak tâ Eğerlidağ'ın zirve-i a‘lâsına çıkup atı anda dutup süvâr oldum. Ol mahâlde bir kabr-i tavîl görüp "Allahu a‘lem bir ulu ziyâretdir" deyü rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edüp piyâdece adımlayup kaddi kâmil seksen adım geldi. Başı ayağı ucunda birer serâmed amûd-ı zenbûrîler dikilmiş, ammâ bunun ziyâret [u] temâşâsına meşgûl iken bir bed râyiha hakîri ve gulâmlarımı sermest edüp çâkerlerim burunlarını dutdular. Kabri üzre nazar etdim, ancak kabri üzre olan türâb tencerede bulkur gibi kaynar ve siyâh zift ve katran gibi yağlı toprakdır. Âhir bed râyihasından tahammül edemeyüp bu türâbın yağıyla kaynaduğuna ta‘accüb ederek yine atlarımıza süvâr olup vakt-i gurûbda Tebrîz kapusundan içeri dâhil olup ba‘de'l-mağrib Paşa huzûruna vardığımızda "Şükür sağlığa, hele atını cümle bisâtıyla buldun mu", dediler. "Belî buldum ve Eğerlidağ'da bir kabr-i tavîl-i evliyâullahı ziyâret etdim" deyü kabri gördüğüm üzre paşaya hikâyet edince hemân Erzurûmlu Ca‘fer Efendi, musannif ve mü’ellif ve sulehâ-yı ümmetden azîz kimesne idi, ol eyitdi: "Sakın Evliyâ Çelebi! Ol maşadı bir dahi ziyâret etme. Ol Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla imânsız gitmişdir, anâ Bel‘am ibn Bâ‘ûr derler. Niçe yüz yıl mu‘ammer olup âhir Hazret-i Mûsâ'dan sonra dâğ-ı derûnundan diyâr-ı Mısr'ı terk edüp bu dağda olup hâlâ kabri sayf u şitâda leş gibi kokup türâbı yağıyla cehennem azâbı çeküp kaynar" dedikde bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i hayretde kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289a ·
metinde göster ·