… ve dükkânlarında iri fağfûrî tabaklar içre na‘nâ ve ma‘denüs ve kerefis ve gül
ve kebere
ve hıyâr ve patlıcan ve lahana ve havuc ve şargam ve pırasa ve sarımsak ve gûnâ …
Bunlar arabalar üzre dükkânların müzeyyen edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve gayrı küpler içre gûnâ-gûn turşular ve dükkânlarında iri fağfûrî tabaklar içre na‘nâ ve ma‘denüs ve kerefis ve gül ve kebere ve hıyâr ve patlıcan ve lahana ve havuc ve şargam ve pırasa ve sarımsak ve gûnâ-gûn turşular ile dükkânların zeyn edüp alay-ı azîm ile ubûr ederken 171a halka turşu bezl ederler. Bunların ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b–171a ·
metinde göster ·
ve keçelerimiz ve bez makûlesi eşyâlarımız verüp câriyeler ve mahbûb gulâmlar a …
Evsâf-ı aşîret-i Cembe : Beğlerinin ismi (---). İki bin piyâde askere mâliklerdir. Bunların iskelelerinde üç gün meks edüp cümle halkıyla hüsn-i ülfet edüp cümle bî-ma‘nî esbâblarımız ve kilim ve kebe ve keçelerimiz ve bez makûlesi eşyâlarımız verüp câriyeler ve mahbûb gulâmlar aldık. Hakîr dahi bir mahbûb Abaza gulâmı alup dördüncü gün yine cânib-i garba iki gün temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… n üzre niçe yüz âsiyâb-ı dakîkler ve çarh-ı tabbâğlar ve dollâb-ı keçe ve kilim
ve kebe
dinkleri deverân etmededir, kim hisâbı lâ-yuhsâdır. Zîrâ bu şehrin sanâyi‘-i me …
Ve bir aded müfîd ü muhtasar hammâmı var ammâ âb-ı revânları bî-hisâb olmak ile her hânede gasilhâne mukarrerdir. Ve cereyân eden enhâr-ı bî-aded bir bayır zemînden aşağı cereyân etmeğile her uyûn üzre niçe yüz âsiyâb-ı dakîkler ve çarh-ı tabbâğlar ve dollâb-ı keçe ve kilim ve kebe dinkleri deverân etmededir, kim hisâbı lâ-yuhsâdır. Zîrâ bu şehrin sanâyi‘-i memdûhâtından Yanbolu kebesi ta‘bir etdikleri pâdişâha lâyık tiftik kebe bu şehirde işlenüp Rûm [u] Arab u Acem'e gider. Ekseriyyâ a‘yân-ı vilâyetin ticâreti ve ehl-i hirfetin kâr [u] kesbi gûnâ-gûn tiftik kebe ve rengârenk velensiyeler işlenir. Anlar cümle bu dink değirmânlarında deverân edüp su içinde pişer bir aca‘ib temâşâgâh-ı çarh-ı felek-misâl dollâblardır. Bu kebeci dükkânlarından mâ‘adâ iki yüz aded dekâkîn-i sûk-ı sultânîdir, ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet çokdur. Edirne ve Filibe ve Yanbolu sahrâlarında İslimye güzeli şöhre-i şehr olmuşdur. Ekserî Bulgar güzeli çokdur. Ve ahâlîsi elvân çuka libâslar giyüp Bulkar lisânı dahi tekellüm ederler. Zîrâ re‘âyâsı cümle Bulgardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131a ·
metinde göster ·
hânı Bitbâzarı'na karîbdir ve Mutâfçılar içinde Nâzır hânı ve gazzâzlara karîb …
Ve Kapan hânı ve Kebeciler hânı Bitbâzarı'na karîbdir ve Mutâfçılar içinde Nâzır hânı ve gazzâzlara karîb Kadı hânı ve sarrâchâne kurbunda Sulu hân ve boyacılar kurbunda Sarı Ağa hânı ve Pervâne hammâmı kurbunda Müftî hânı ve Yeni hân etrâfında yetmiş altı aded kârgîr kemer binâlı dükkânlar ile mebnî kal‘a-misâl bir hân-ı cedîddir. Ve Kıbleli Paşa vekâlesi gâyet ma‘mûrdur ve İpşir Paşa mihmânhânesi çârsû meydânındadır ve Çark Bınarı yanında Çark hânı ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 22b ·
metinde göster ·
geymeğe ve bir fahfara nân pâre yemeğe kâ’ilim. Hemân murg-ı cânım âzâd ve bir …
Bu ebyât-ı belîğin mefhûmları üzre abâ ve kebe geymeğe ve bir fahfara nân pâre yemeğe kâ’ilim. Hemân murg-ı cânım âzâd ve bir damla kanımla cânım âzâd ve şâd olsa hayât-ı câvidân bulurdum" dedikde Murtazâ Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
… lık olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâ ve asâkir-i İslâm'da ne kadar çul ve tobra
ve kebe
ve keçe var ise bu sahrâya cem‘ olup dağlar gibi yığıldığından hâlâ Çul ovası d …
Evvelâ kal‘a-i Yergöğü'den cânib-i şimâle giderek Çul ovasın geçüp sehel istirâhat olundu. Çul ovası denmesinin aslı oldur kim kaçan kim sene (---) târîhinde Yergöğü kal‘asın Yıldırım Hân binâ etmeğe murâd etdikde zemîni bir fecc-i amîk bataklık olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâ ve asâkir-i İslâm'da ne kadar çul ve tobra ve kebe ve keçe var ise bu sahrâya cem‘ olup dağlar gibi yığıldığından hâlâ Çul ovası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
Ammâ Hudâ'ya ayândır herkesin hayme [vü] hargâhında kilim
ve kebe
ve keçe ve ihrâm kalmayup sebükbâr olduk, ammâ çadırlarda dahi döşemeler kalmay …
Ammâ Hudâ'ya ayândır herkesin hayme [vü] hargâhında kilim ve kebe ve keçe ve ihrâm kalmayup sebükbâr olduk, ammâ çadırlarda dahi döşemeler kalmayup herkesin haymesi güreşçiler meydânına döndü. Hattâ atların yem tobraları ve çulları dahi kalmayup atlar yaldak ve sublak ve çıplak kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a ·
metinde göster ·
… mî‘i umûrumuzu Rabbü'l-izzet'e tefvîz edüp ol gece memlûklarımızın cümle yorkan
ve kebe
ve lenselerin ve gayri bâr-ı sakîlleri ve cemedân ve serâvîl ve kamîsleri cümle …
Bu seferlerde ve dünyâda her ne kadar salt u sebükbâr âdem olursan ol kadar râhat olursun." dedikde Kazancızâde'nin dest-i şerîfin bûs edüp bu pendleri gûşıma mengûş edüp cemî‘i umûrumuzu Rabbü'l-izzet'e tefvîz edüp ol gece memlûklarımızın cümle yorkan ve kebe ve lenselerin ve gayri bâr-ı sakîlleri ve cemedân ve serâvîl ve kamîsleri cümle ihrâk edüp ancak dervîşâne birer ihrâm alıkoyup sehel sebükbâr olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24a ·
metinde göster ·
… an dörd gûne elekden bu felekde un elenir. Ve böyle niçe gûne vâcibü's-seyr abâ
ve kebe
ve çuka ve garâ’ib bârûd-ı siyâh değirmenleri var kim gören benî âdem âlem-i ha …
El-hâsıl bu şehirde temâşâ edecek ibret-nümâ şeyler çokdur. Cümleden biri bu şehr içre cereyân eden niçe yüz musanna‘ un değirmenleri var. Meselâ bir göz değirmende üç ve dörd gûne un peydâ olur. Biri hâs u beyâz ve rakîk, birisi ortaca dakîk, biri dahi kabaca, biri kepek derler, kabaca un elenüp başka başka çıkar. Hâlâ ki değirmen birdir ve âdem yapışmadan dörd gûne elekden bu felekde un elenir. Ve böyle niçe gûne vâcibü's-seyr abâ ve kebe ve çuka ve garâ’ib bârûd-ı siyâh değirmenleri var kim gören benî âdem âlem-i hayretde kalır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
… Âl-i Osmân'ın bir seferi olsa Kefe paşasıyla sefer eşüp salyâneleri yerine abâ
ve kebe
ve yay ve tüfeng ve bârûd ve kurşum asdar ve bez ve boğası alup Osmânlı eli alt …
Evvelâ Çerkes beğleri cezîre-i Taman'dan şark cânibinde yetmiş konak yer tâ kûh-ı Elburz'a varınca cümle salyâne ile kırk aded Çerkes beğleri vardır. Âl-i Osmân'ın bir seferi olsa Kefe paşasıyla sefer eşüp salyâneleri yerine abâ ve kebe ve yay ve tüfeng ve bârûd ve kurşum asdar ve bez ve boğası alup Osmânlı eli altlarındadır. Azl [u] nasbları yine Âl-i Osmân hükmündedir. Bir beği ölse yerini oğluna yâhûd akrabâlarının bir müstahıkkına ihsân olunur. Ammâ 139b tuğ ve sancağ u bayrağ u tabl [u] alemleri yokdur. Lâkin tablbâzları vardır. Tâ Özdemiroğlu Osmân Paşa'dan beri Âl-i Osmân'a gâyet mutî‘ [ü] münkâd idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a–139b ·
metinde göster ·
… k döşelidir. Yasdıkları koyun derisindendir, ammâ mirzalarının evleri pâk kilim
ve kebe
ve keçeler ile döşelidir. Ve müsâfirhâneleri başkadır, ammâ her müsâfirhânede b …
Fukarâlarının yataklarında otluk döşelidir. Yasdıkları koyun derisindendir, ammâ mirzalarının evleri pâk kilim ve kebe ve keçeler ile döşelidir. Ve müsâfirhâneleri başkadır, ammâ her müsâfirhânede birer ikişer Çerkes âdemleri uyumayup müsâfirleri hırsızdan muhâfaza ederler, garîb-dost âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… âreleri ve araba tekerlekleri pâreleri ve furûn silecek sırıklı söykeler ve abâ
ve kebe
ve pösdeki ve (...) ve tebeşirler düşmeğe başlayınca taşrada olan atlarımız gır …
Niçe bin gûne gıjıldı ve sayha-i elîmlerden kulaklarımız sağır olup cümlemize bir dehşet el verüp kâmil altı sâ‘at germâ-germ ceng-i azîm mütemâdî olup üzerlerimize keçe ve hasîr ve sırık pâreleri düşmeğe başladı, ardı sıra âdem ve at ve deve kelleleri ve leşleri düşmeğe başladı. Andan küp kırıkları ve tekne pâreleri ve araba tekerlekleri pâreleri ve furûn silecek sırıklı söykeler ve abâ ve kebe ve pösdeki ve (...) ve tebeşirler düşmeğe başlayınca taşrada olan atlarımız gıriv ü feryâd ve feza‘ u çeza‘dan ve âteş-i azîm yere yağup saçıldığından niçe atlarımız boşanup güc ile zabt etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… a kelimât etmeyüp Türkçe'ye yakın bir gûne Çıtak lisânları var. Cümle beyâz abâ
ve kebe
geyerler müşekkel keferelerdir kim isti‘mâl etdikleri lehçe-i mahsûsaları bunla …
Ve bu Mekre kazâsı ve Ferecik kazâsının cümle kefere re‘âyâları aslâ Urûmca kelimât etmeyüp Türkçe'ye yakın bir gûne Çıtak lisânları var. Cümle beyâz abâ ve kebe geyerler müşekkel keferelerdir kim isti‘mâl etdikleri lehçe-i mahsûsaları bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… ler. {Ekseriyyâ re‘âyâları Rûm, Bulgar ve Çıtak ve Yörük kavmidir kim beyâz abâ
ve kebeler
geyerler.}
Der-sûret-i çîn meh-cebîn-i mahbûbe-i mahbûbân: Merd [ü] zenân-ı cüvânân-ı perî rûyları gâyet çokdur. Evvelâ cümle dilberânları gâyet garîb-dost olup semmûr Boşnak kalpağı geyüp Rûmeli gâzîleri gibi sıkma çuka dolamaları gümüş düğmeli ve çakşırları yine gümüş kopçalı ve kubâdî ve pâbuçlu ve serhaddî kontoşlu dilberânları olur. A‘yân-ı eşrâf ihtiyârları yine gûnâ-gûn çuka ferrâce ve semmûr kürk kontoşlar geyüp destâr-ı Muhammedî sararlar. Ba‘zı elfâzlarında "varmısık, gelmısık" deyü ziyâdece tekellüm ederler. {Ekseriyyâ re‘âyâları Rûm, Bulgar ve Çıtak ve Yörük kavmidir kim beyâz abâ ve kebeler geyerler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220a ·
metinde göster ·
… başlarına Freng kalabağı gibi manlifke geyerler. Ve esbâbları yine gûnâ-gûn abâ
ve kebeler
geyerler.
Ammâ bir gûne kefere avretleri var, başlarına tâvûs kuşu kuyruğu gibi münakkaş alaca yassı bir gûne turfe şey geyerler. Bu dahi acâ’ib ü garâ’ib hey’et-i mecmû‘adır. Lâkin re‘âyâ kefereleri başlarına Freng kalabağı gibi manlifke geyerler. Ve esbâbları yine gûnâ-gûn abâ ve kebeler geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… pun birinde bir âdem içinde yaz u kış sâkin olup yorganı ve döşeği ve tanceresi
ve kebesi
cümle bir top içindedir. Hattâ bir sâhibü'l-hayr topun ağzına bir kapu etdirüp …
Ve bu iç kal‘a dîvârının taşrasında dîvâr dibinde aşağı Avlonya kal‘ası limanına nâzır dörd aded toplar var kim bir pâdişâh mâlik olmamışdır. Ve bir serhadd-i metînelerde misilleri yokdur. Bu topun birinde bir âdem içinde yaz u kış sâkin olup yorganı ve döşeği ve tanceresi ve kebesi cümle bir top içindedir. Hattâ bir sâhibü'l-hayr topun ağzına bir kapu etdirüp herîf-i zarîf topun ağzını hânesi gibi açup kapayup sâkin olur. El-hâsıl bir odadır, topda yatup kalkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 361a ·
metinde göster ·
… Avcı Yurdu: Müselmân köyüdür. Cümle halkı ehl-i tevhîd Yörükândır. Kârları abâ
ve kebe
ve ihrâm işleyüp zirâ‘at edüp kifâflanırlar. Ve bir mescidi ve kırk elli aded h …
Menzil-i karye-i Avcı Yurdu: Müselmân köyüdür. Cümle halkı ehl-i tevhîd Yörükândır. Kârları abâ ve kebe ve ihrâm işleyüp zirâ‘at edüp kifâflanırlar. Ve bir mescidi ve kırk elli aded hâneleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 377b ·
metinde göster ·