… ü yetmişe, yüze yetmiş, kuvveti kudreti gitmiş [ve] musâhabetden kalmış olurlar
ve kelimâtları
bu edâ ile tekellüm ederler.
Varoş-ı Erzincân kapusu: Kal‘anın cânib-i şarkîsinde Deveçeşmesi'nden tâ Alîdeğirmeni'ne varınca varoş-ı azîmdir. Bu varoşlarda ekseriyyâ Ermeni re‘âyâlar sâkin olduğundan cümle on üç aded kenîse-i kefereler vardır. Cümle kefereleri alaca destâr peşkîr sararlar ve âyînlerine londura mâvî çuka ve ednâ re‘âyâları şal kebe ve ayaklarına nâzük çarık giyerler. Gâyet rencber re‘âyâsı vardır. Kefere avretleri yassı başlı ve beyâz ızâr çarşaf bürünürler, ammâ müselmân havâtînleri sivri se-renk ve dîbâ ve gümüş ve altun takye giyüp beyâz nâzük câr-ı ızar bürünüp ayaklarına katife çakşır ve sarı çizme giyüp mü’eddebâne reftâr ederler. Gâyetü'l-gâye hüsn-i cemâlde ve lutf-i i‘tidâlde olup kelimâtları lehçelerine göre mevzûn ve dişleri hemvâre dürr-i meknûn ve giysû-yı müşg-bârların sarkıdırlar ve uşşâkı bin cân ile kendülerine akıdırlar. Ve hevâsının letâfetinden ricâl makûlesi ol kadar müsinn ü mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş, hey’eti bitmiş, ömrü yetmişe, yüze yetmiş, kuvveti kudreti gitmiş [ve] musâhabetden kalmış olurlar ve kelimâtları bu edâ ile tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288a ·
metinde göster ·
Köylerinde aslâ mesâcidleri yokdur ve savm [u] salâtdan ve hacc [u] zekâtdan ve kelime-i şehâdetden berîlerdir. Bağlarında âbdâr engürleri olmağile cümle meyhorlardır. Hâsıl-ı Melek Ahmed Paşa'ya imdâda gelen Van ve Diyârbekir eyâletinin cümle asâkir ve Mardin ve Diyârbekir'in ve sâ’ir cümle kılâ‘ u büldânların asker-i bî-pâyânları bu Saçlı dağının mağaralarından çıkan mâl-ı ganâ’im ve me’kûlât ü meşrûbât ve sâ’ir bakır avânî ve hânedân bisâtları makûlesi on gün on gice cümle Kürdistân askeri taşıyup henüz deryâde katre ve güneşde zerre taşımamışlardı, ta bu mertebe mâl-ı Kârûn'a mâlik Yezîdîler idi. Zîrâ Kerbelâ hâdisesinden berü bunlar mün‘im olup bir mülûkdan hâdise yemeyüp bir yerleri rahnedâr olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215b ·
metinde göster ·
… ler kim "Yeni dünyâda olan halkın kadd [ü] kâmetleri ve harekât [u] sekenâtları
ve kelimâtları
ve sûretleri ve reng-i rûyları ve birbirlerine nigerânları ve lehce-i mahsûsala …
Manzara-i Yenidünyâ: Hatta fetahtâ {889} târîhinde bulunan yeni dünyâda yetmiş gûne benî Âdem vardır kim "Bu eski dünyâ nüfûsuna asla müşâbehetleri yokdur", deyü Bahr-i Muhît kenârında Loncat şehri küffârları hikâye etdiler kim "Yeni dünyâda olan halkın kadd [ü] kâmetleri ve harekât [u] sekenâtları ve kelimâtları ve sûretleri ve reng-i rûyları ve birbirlerine nigerânları ve lehce-i mahsûsaları cümle bu dünyâ halkına mugâyirdir", deyü nakl etdiler. Hatta Cenâb-ı Allah bu dünyâda ne kadar bin milel halk var ise cümlesinin lisânları yigirmi dokuz aded hurûf-ı teheccâ üzre kelimât olunur, ammâ bu Yenidünyâ halkı kelimâtlarının niçesi Çerkes lisânı gibi boğazdan söylenir, kaleme gelmez elfâzları var imiş ve niçe kavmi hukemâ-yı kudemânın eşrâfiyânı gibi bî-zebân birbirlerine nazar etmeğile kelimât ederlermiş ve niçe kabîlesi bî-zebân el ele duduşmak ile söyleşirlermiş. Mâbeynlerinde asla kelâm-ı hurûf yok imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… den geldikde Hazret yigirmisine bâliğ iken melâ’ike-i mukarrebîni görür oldular
ve kelimât
ederlerdi. Ve mevlûdün sene 22 Sa‘du Vakkâs rahm-i mâderden müştakk oldu. Ve se …
Ba‘dehû Hazret on ikisine bâliğ iken Ebû Tâlib ile Şâm'a ve Şâm'a karîb Busrâ şehrine ticârete gitdiler. Yine Mekke'ye geldikde mevlûdun 23. senesinde Hazret-i Ömer vücûda geldi. Ve bu sene Ebû Tâlib Hazret-i Resûl'ü ve Abbâs'ı ve Zübeyr b. Abdülmuttalib'i ticâret ile Yemen'de belde-i Aden'e gönderdi ve Yemen'den geldikde Hazret yigirmisine bâliğ iken melâ’ike-i mukarrebîni görür oldular ve kelimât ederlerdi. Ve mevlûdün sene 22 Sa‘du Vakkâs rahm-i mâderden müştakk oldu. Ve sene 24 Zübeyr ibnü'l-Avvâm ve Talha ibn Ubeydullah vücûda geldi ve sene 25 sâlde Hazret-i Hadîce-i Kübrâ mâlıyla Hadîce'nin Müyesser nâm gulâmı bile Şâm'a ticârete gidüp fâyide-i firâvân ile Mekke'ye geldikde Hadîce kırk yaşında Hazret yigirmi beş yaşında iken Hadîce Hazret'in menkûhası oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
… dem kendinden gûnâ-gûn kerâmet mertebesi rü’yâ-yı sâlihalar ve acâ’ib ü garâ’ib
ve kelimâtlar
istimâ‘ olunurdu.
Ammâ nâ-murâd Kaya merhûme hîn-i şehâdetinde henüz yigirmi yedisine girüp mu‘ammere olmuşdu ve Melek'den gayra varmamışdı. Mukaddemâ Murâd Hân silihdârı Mustafâ Paşa'ya nâmzâd idi, ammâ almamışdı. Melek'den gayrı felekde bir merd-i ferd yüzün görmemiş idi. Hâlet-i nez‘den üç sene mukaddem kendinden gûnâ-gûn kerâmet mertebesi rü’yâ-yı sâlihalar ve acâ’ib ü garâ’ib ve kelimâtlar istimâ‘ olunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
… Ağa Rızâ tasvîrleri gibi zî-rûh-misâl timsâlleri var kim hemân zebân-ı hâlleri
ve kelimâtları
yok putlardır, ammâ tebessüm-künân ve nigerân olmaları ibretdir, ammâ bu sûretl …
Ammâ hakkâ ki ma‘bedgâh-ı müslimîn olacak bir deyr-i musanna‘dır kim enderûn [u] bîrûnu Mânî ve Hassân ve Behzâd ve Ağa Rızâ tasvîrleri gibi zî-rûh-misâl timsâlleri var kim hemân zebân-ı hâlleri ve kelimâtları yok putlardır, ammâ tebessüm-künân ve nigerân olmaları ibretdir, ammâ bu sûretlere münâsib, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… . Bir melek-sûret ve perî-sîret ve mü’eddeb ve gül-çehre, dişleri dürr-i meknûn
ve kelimâtları
cümle mevzûn, kemâl mertebe hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde bir marâlî ve ga …
"Allâhu a‘lem şu oğlan kadre ermiş. Bunda olan ân, ân-ı sâ‘atde âdemin aklın perîşân eder. Bir melek-sûret ve perî-sîret ve mü’eddeb ve gül-çehre, dişleri dürr-i meknûn ve kelimâtları cümle mevzûn, kemâl mertebe hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde bir marâlî ve gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü bir gulâm-ı meh-pâredir" deyü Ahmed Hân Melek'i felekde medh eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47a ·
metinde göster ·
… dâne hurmâ ve beş fincân süd nûş eder pîr-i muğân irşekleri var kim harekâtdan
ve kelimât
etmeden kalmış kaddi dâl olup belleri bükülmüş ve gözlerinin nûrları dökülmüş k …
Eğer bu dağlarda [ve] bellerde ve sâhil-i Bahr-i Sefîd'de olan sağîr ü kebîr kılâ‘ları ve derelerde ve depelerde olan kenîse ve manastırları ve derûn-ı düyûrlarda olan papasların kemâl-i mücâhede-i riyâzatların bir bir nakl etsek papasnâme kitâbına-misâl bir müsevvedât olur. Ammâ haftada bir iftâr eder niçe bin papas ve ladika ve kıssîs ve ruhbân ve bıtrîk ve râhib ve keşîş ve mığdisi nâm palâs-pûşân sâhib-i zünnârlar var kim kemâl-i cû‘ ile insâniyyetden çıkup gözleri çukur çukur olup Ahlâd vilâyeti kadîdi gibi kadîd-i mahz olup hayâl-i fânûsa dönmüş kefereler var, ammâ ayda bir iftâr edüp beş zeytûn ve beş dâne hurmâ ve beş fincân süd nûş eder pîr-i muğân irşekleri var kim harekâtdan ve kelimât etmeden kalmış kaddi dâl olup belleri bükülmüş ve gözlerinin nûrları dökülmüş kâfirleri var, ammâ yine riyâzat perhîz ile mu‘ammer olup iki yü[z] yetmiş yaşına yetmiş muğânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212b ·
metinde göster ·
Ammâ Lâlî Çelebi mukaddemâ şîrîn kelâm-ı sühân-perdâz
ve kelimât-ı
fesâhatde hümâ-pervâz ve hoşgûy ehl-i fazl kimesne imiş. Ba‘dehu kendüye ağrı h …
Ammâ Lâlî Çelebi mukaddemâ şîrîn kelâm-ı sühân-perdâz ve kelimât-ı fesâhatde hümâ-pervâz ve hoşgûy ehl-i fazl kimesne imiş. Ba‘dehu kendüye ağrı hastalığı ârız olup hikmet-i Hudâ zebânında bir lüknet hâsıl olup Lâlî tahallus eder. Mukaddemâ Le‘âlî imiş. Hâlâ bî-zebândır. Kimesne ile kelimât etmeğe nutka mecâli yokdur. Ammâ kilk-i cevâhirin ele alup ser-i kalemden bilâ-tasîh niçe beyt ve kasâ‘id ve târîhler eder kim Hassân ve İmrü'l-kays misilli tasavvufâne dürr-i meknûnlar tahrîr eder. Hâlâ bir müdevven dîvânı vardır ve hüsniyyât [u] hicviyyâtı dahi memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38b ·
metinde göster ·
lisân-ı Türkîdir. Ve ekseriyyâ halkı Türkmândır. Pâk çuka esvâblar ve katîfe ka …
Ve kelimâtları lisân-ı Türkîdir. Ve ekseriyyâ halkı Türkmândır. Pâk çuka esvâblar ve katîfe kavuk külâh üzre beyâz destâr-ı Muhammedî sararlar. Ve kışı şedîd olup halkı levendâne olmak ile kırmızı boyalı kuzu derisinden Okçuoğlu harvânîleri geyerler. Ve ba‘zı ricâl makûlesi ol kadar mu‘ammer ve müsinn olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş musâhabet [ü] melâ’ibden kalmış olur. Yine böyle iken çârsû-yı hüsn içre bir dükkânçede oturup âyende vü revende dilberâna nazar etmek içün burnuna gözlüğün geçirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160b ·
metinde göster ·
… l kadar nerm [ü] râmlardır ve garîb insâna dâmlardır kim gûyâ hevâ-yı dünyâdır.
Ve kelimâtları
dürr-i şehvâr bedî‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisândırlar.
Ve zenânesi altun ve gümüş ve dîbâdan sivri takye geyüp üzerlerine beyâz car bürünüp pâylerine sarı çizme geyüp mü’eddebâne reftâr ederler. Ve ol kadar nerm [ü] râmlardır ve garîb insâna dâmlardır kim gûyâ hevâ-yı dünyâdır. Ve kelimâtları dürr-i şehvâr bedî‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisândırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y175a ·
metinde göster ·
gelseler bedî‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisândırlar. Zîrâ bu şehrin mahbûb [u] mahb …
Ve kelimâta gelseler bedî‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisândırlar. Zîrâ bu şehrin mahbûb [u] mahbûbesinin çoğu Havrân diyârından gelmişdir. Ve sâhib-i tabî‘at olan kimesneler Havrân'dan kız alırlar. Havrân Hûrân'dan galatdır kim Hazret-i Âdem Havrân sahrâsında zirâ‘at edüp anda sâkin iken tenâsül olsun içün ikiz müştak olanları birbirinden ayırup gayri kardaşa kız verir. Hazret-i şîs ana bir kız karındaşlarından birini menkûhalığa kabûl etmeyüp Hazret-i Âdem âlem-i hayretde kalup Cenâb-ı Bârî'den nidâ P 106a gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y250b ·
metinde göster ·
… vdâyî tabî‘at olduklarından halk ile hüsn-i ülfet edemeyüp bey‘ [u] şirâlarında
ve kelimât-ı
örfiyyelerinde unf ile tekellüm ederler.
Ekseriyyâ ahâlî-i Mekke sevdâyî tabî‘at olduklarından halk ile hüsn-i ülfet edemeyüp bey‘ [u] şirâlarında ve kelimât-ı örfiyyelerinde unf ile tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358a ·
metinde göster ·