… -i yemîn ve bend-i yesâr ve sîlâr(?) ve vefâ ve pâyesâ ve alem ü kalem ve divâl
ve kemer
ve kitfeyn ve asma ve kesme ve kemer-karâr ve zabtî ve rehâ ve pâydâr ve'l-hâsı …
{Fenn-i diğer}: Ve her bâr dest-i yümnâları ile iki yüz vukıyye seng-i zeytûnî sommâkî pâre amûd gürzü on iki hâne ve kırk bend üzre ol gürzü deverân etdirir idi. Evvelâ sağ eliyle gürz-i mezbûru bend-i yemîn ve bend-i yesâr ve sîlâr(?) ve vefâ ve pâyesâ ve alem ü kalem ve divâl ve kemer ve kitfeyn ve asma ve kesme ve kemer-karâr ve zabtî ve rehâ ve pâydâr ve'l-hâsıl bu bendler üzre gürzbâzlığı ve şemşîrbâzlığı ve zûrbâzlığı ve gurebâlara çâresâzlığı kemâline ergürmüş idi kim her fünûnda yegâne-i asr bir pâdişâh-ı Sâm-akrân idi. Hattâ üstâdımız serhânendegân {Dervîş Ömer} ba‘zı asma, kesme, urma ve tutma kelâmları esnâsında latîfe yüzünden Murâd Hân'a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
Andan Çay mescidi, andan Bahâdır Sultân mescidi. Kubbe
ve kemer
binâdır ve ziyâretgâh-ı azîmdir, zîrâ bu mescid hareminde bir gûne dıraht-ı ibr …
Andan Çay mescidi, andan Bahâdır Sultân mescidi. Kubbe ve kemer binâdır ve ziyâretgâh-ı azîmdir, zîrâ bu mescid hareminde bir gûne dıraht-ı ibret-nümâ vardır. Bi-emrillâhi Te‘âlâ kökünden bir âb-ı hayât su çıkar. Kulak ağrısına mübtelâ olan kimesnelere bu âb-ı rakîkden birer katre âb-ı nâbı üç gün damzırsalar bi-iznillâhi Te‘âlâ şifâ bulur. Ve her diyâra kumkuma ve şişeler ile hedâyâ getirüp vakt-i hâcetde isti‘mâl ederler. Hacı Bektaş Velî'nin halîfelerinden Sultân Cavlı Dede nazargâhıdır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 21a ·
metinde göster ·
… ve sof ve dârây ve semmûrdur ve atları cümle küheylân ve zer-ender-zer abâyîler
ve kemer
rahtlı ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve sereng ve harîr çadırlı kavimdir. Ve hinto a …
Hakkâ ki vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı ankâ ve mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i anber-pâki beyne'n-nâs mergûb ve mezra‘aları vâfir ve hayr [u] berekâtları mütekâsir ve niçe deşt-i hâmûnları tâ Krakov vilâyetine ve Daniska vilâyetine varınca nahlistân dırahtistânlı hıyâbân-ı Acem-misâl orman mahsûllü zemînleri var. Ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cümle ahâlîsi mün‘im ve mâldâr olup esbâb-ı ihtişâma mâlik olduklarından gûnâ-gûn libâs-ı fâhire ve elvân elvân akmişe-i nâdireler ile alaya çıkdıklarında cümle altunlu raht u gaddâre ve gümüş eğer ve bellerinde kılıç ve gaddâre ve ellerinde yeni dünyâ ağacından yalmanlı sırıklar ve başlarında gûnâ-gûn katîfe ve çukadan semmûrlu Tatar kalpakları üzre ablak 45b ve balıkçıl ve turna telli ve hümâ telli askerleri ellerinde niçe bin elvân harîr ve zerdûz sancağ u bayrağ ve alem şa‘şa‘asından gözlerimiz hîrelendi. Ve cümle esbâbları katîfe ve kâmha ve sof ve dârây ve semmûrdur ve atları cümle küheylân ve zer-ender-zer abâyîler ve kemer rahtlı ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve sereng ve harîr çadırlı kavimdir. Ve hinto arabalar içre me’kûlât [u] meşrûbâtları ve matbahları acâ’ibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45a–45b ·
metinde göster ·
Ve bu Nemse hisârının ve Macar hisârının cümle altları boşdur. Mağâra mağâra
ve kemer
kemer vâdîler olup içlerine niçe bin asker alur mahalle mahalle tâkler ve kâ‘al …
Ve bu Nemse hisârının ve Macar hisârının cümle altları boşdur. Mağâra mağâra ve kemer kemer vâdîler olup içlerine niçe bin asker alur mahalle mahalle tâkler ve kâ‘alardır. Ve bunda dahi cebehâne-i pâdişâhînin envâ‘ları vardır kim bu kal‘a yüz ay muhâsara çekse bunda olan cebehâneler aslâ tükenmez. Ve hîn-i muhâsarada cemî‘i ahâlî-i vilâyet cümle ehl [ü] iyâllerin bu iki kal‘aların altında kehflere ve serdâb ve mahzenlere koyup cümle ehl [ü] iyâl sademât-ı top-ı kûpdan emîn olurlar. Ve bu mağâralar içre handaka nâzır mefret ve azîm toplar var kim kirpi tüğü gibi zeyn olmuş toplar vardır kim her birinin içine âdem sığar toplar var. Ve bunlardan mâ‘adâ niçe yüz aded yedek toplar kundakları ve arabaları ve sâ’ir mühimmâtları ile âmâde durur topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
Ve bizim paşa pâk silihdâr ve çukadâr üsküfleri ve çerkâb tîrkeş
ve kemer
kuşaklarıyla ve cümle müsellah iç ağaları ve pâk mataracılarıyla ve pâk mülebbe …
Ve bizim paşa pâk silihdâr ve çukadâr üsküfleri ve çerkâb tîrkeş ve kemer kuşaklarıyla ve cümle müsellah iç ağaları ve pâk mataracılarıyla ve pâk mülebbes şâtırlarıyla durup ancak Ustolni-Belgrad paşası Hacı Mustafa Paşa ve Üstürgon paşası İskender Paşa ve birkaç ihtiyârlar ve tercümânlar ile musâhabet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… arafı burnunda tershâne gözleri ardında 310a Sarnıç tabyası ve Göllük tabyası
ve Kemer
kapusu tabyasına Kum tabyası dahi derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüs …
Ve kal‘a-i azîmin asıl vücûdu dîvârında cümle tokuz aded tabya-i azîmlerdir. Evvelâ birisi Göllük tarafı burnunda tershâne gözleri ardında 310a Sarnıç tabyası ve Göllük tabyası ve Kemer kapusu tabyasına Kum tabyası dahi derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüseyin Paşa tabyası ve Yüksek tabya ve Karanlık Kapu tabyası ve Panıgrad kapusu tabyası ve Kızıl tabya ve deryâ kenârında Sadrıa‘zamın Cânrîz nâm Fethiyye tabyası. Bu tokuz aded tabyaların esmâları tamâm olup kal‘a dîvârının iç yüzünde kal‘adan alarka üç aded kûh-ı azîm-misâl tabyalar vardır. Biri Göllük tarafının iç yüzünde büyük Kum tabyası, biri Kemer kapusunun iç yüzünde Tophâne meydânında Yassı tabya, biri dahi cihânnümâ Yüksek ta[bya], bu iki tabyadır. Biri ana dîvârın taşra yüzündedir, biri iç yüzdedir, ammâ yine birbirlerine gidecek yolları vardır. Bu mezkûrûn üç aded tabyalar dahi cemî‘i şehre ve cümle deryâya ve kamu nümâyân olan Kandiye sahrâsına varınca bu tabyalar havâlelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b–310a ·
metinde göster ·
… kayıklar ile vâfir hedâyâlar ve kirazlar ve vişneler ve gûnâ-gûn âbdâr meyveler
ve kemer
suları gelüp andan yine ertesi gün nefîr-i rıhletler çalınup seksen mîl muvâfık …
Menzil-i cezîre-i Istandiye sâhilinde lenger-endâht olup yatdık, ammâ cânım kalyonlar bu muhâlif rûzgâr-ı zorkâra aslâ bakmayup rûzgâr-ı feleğe karşu koyup İslâmbol'a teveccüh etdiler, ammâ yine Sadrıa‘zam bu Istandiye adasında bir gün bir gece meks edüp kıyıca muhâlif giden kadırgalar gelüp yine cem‘-i vefîr olup karşu Kandiye vezîrinden ve a‘yân [u] eşrâflarından Sadrıa‘zam kayıklar ile vâfir hedâyâlar ve kirazlar ve vişneler ve gûnâ-gûn âbdâr meyveler ve kemer suları gelüp andan yine ertesi gün nefîr-i rıhletler çalınup seksen mîl muvâfık eyyâm ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 329b ·
metinde göster ·
Ve Germiyan hammâmı kâr-ı atikdir. Ve Kadıasker hammâmı ve Şengül hammâmı
ve Kemer
hammâmı ve Hüseyin Paşa hammâmı ve Ektemür (?) hammâmı. Ve üç hammâm dahi mu‘at …
Ve Germiyan hammâmı kâr-ı atikdir. Ve Kadıasker hammâmı ve Şengül hammâmı ve Kemer hammâmı ve Hüseyin Paşa hammâmı ve Ektemür (?) hammâmı. Ve üç hammâm dahi mu‘attaldır. Kış günleri işler hammâmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y12a ·
metinde göster ·
… erî‘at ve tarîkat ve haşre neşre münkirîn kavimdirler. Ammâ libâsları alaca abâ
ve kemer
kuşak ve serlerinde Kızıllı kavminin kırmızı mukaddem ve Aklı kavminin beyâz de …
Hulâsa-i kelâm şerî‘at ve tarîkat ve haşre neşre münkirîn kavimdirler. Ammâ libâsları alaca abâ ve kemer kuşak ve serlerinde Kızıllı kavminin kırmızı mukaddem ve Aklı kavminin beyâz destâr ve beyâz serbend sararlar. Dağda ve bâğda bellerinde kılıcı, ketiflerinde kalkanı ve ellerinde tüfengi elbette mukarrerdir. Zîrâ Hâbil ve Kâbil zamânından berü mâbeynlerinde ihtilâl olmağile bir kurâdan bir belîdeye silâhsız gidemeyüp şeb [u] rûz birbirleri ile ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâlden hâlî değillerdir, zîrâ bir alay dağî ve bâğî melâ‘înlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184b ·
metinde göster ·