ve mutahhıllar içre sîm-i hâlis ile güller ortasında savatkârî mînâlar ile ve b …
Eşkâli böyle binâ olunmuş kim pirinc ma‘âdin tahtalar üzre hurde nakş-ı bûkalemûn kalemkârî zerger nakışları içre cümle türünce ve kitâbe ve mutahhıllar içre sîm-i hâlis ile güller ortasında savatkârî mînâlar ile ve ba‘zı zî-kıymet taşlar ile tezyîn olmuş ve gümüş halka ve gümüş kufüller ve gümüş bendîşeler ile müzeyyen bir bâb-ı lâ-nazîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60b ·
metinde göster ·
… e dükkânların da kimi tüfengi çarh-ı dollâbla deler, kimi zer-nişân ve mutahhil
ve kitâbeler
eder, kimi masdarlar [ve] kimi zâğlar ve kimi yağlar ve kimi nişângâhlar.
Bu tüfengciyân askeri tahtırevânlar üzre dükkânların da kimi tüfengi çarh-ı dollâbla deler, kimi zer-nişân ve mutahhil ve kitâbeler eder, kimi masdarlar [ve] kimi zâğlar ve kimi yağlar ve kimi nişângâhlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182a ·
metinde göster ·
… ân ve Arabî-hân ve mûsıkî-şinâs idi kim ilm-i edvârın Fâryâbî'si idi. Ve şebbâz
ve kitâbet-i
ta‘lîkde hattât ve sâhib-i beste ve niçe sergüzeşt sâhibi ve levend-i hûnhâr ve …
deyüp şakaya âğâza eder pür-ma‘rifet bir çelebi idi. Fârisî-hân ve Arabî-hân ve mûsıkî-şinâs idi kim ilm-i edvârın Fâryâbî'si idi. Ve şebbâz ve kitâbet-i ta‘lîkde hattât ve sâhib-i beste ve niçe sergüzeşt sâhibi ve levend-i hûnhâr ve fişekbâz ve'l-hâsıl Cemşîd-misâl hezârfen bir zât-ı mükerrem ve Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî haslet idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… nca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil
ve kitâbeleri
cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuy …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… ble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler
ve kitâbe
ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mert …
Andan evsâf-ı Câmi‘-i Sultân Hasan: Azerbaycân şâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'le Tercân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun Hasan câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle Kâşî çin ile mebnî olmuş câmi‘-i bî-bedeldir. Hakkâ ki Hasan hüsn-i nazarile bir câmi‘-i müstahsen binâ etmiş kim gûyâ Mısır'daki Sultân Hasan câmi‘idir. Minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinân mehâfili üzre olan hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘ olsa ol mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. Derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve moran câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler ve kitâbe ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mertebesi kasd-ı tasarruflar edüp üstâd-ı kalemkâr yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Ve cümle derveze ve revzenler üzre mevzûnca kitâbeler üzre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattıyla (---)(---) tahrîr olunmuşdur. Ve mihrâbın tarafeyninde iki mevzûn asferü'l-levn seng-i yerekânîsi vardır kim her biri birer İrân [u] Tûrân harâcı değer, gûyâ kehribâlardır. Bu sütûnların nazîri Mısır u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Acem'de yokdur. İllâ bu Câmi‘-i Hasan'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
… svîr bir taş üzre yokdur. Gûnâ-gûn şemseler ve bağlama ve islimîler ve mutahhıl
ve kitâbeler
ile münakkaş hacerâtlardır kim üstâd-ı mermer-bür arz-ı ma‘rifet içün bu rûy-ı …
Ve bu deyr-i gamâmenin taşra dîvârında olan seng-i mücellâlar üzre olan gûnâ-gûn şükûfeler tasvîrleri var kim bir taşda olan tasvîr bir taş üzre yokdur. Gûnâ-gûn şemseler ve bağlama ve islimîler ve mutahhıl ve kitâbeler ile münakkaş hacerâtlardır kim üstâd-ı mermer-bür arz-ı ma‘rifet içün bu rûy-ı dîvâr hacerlerine eyle tîşe urup şükûfeler yazmış gûyâ sikkeyi mermerde kazmış. Misli meğer Mora diyârı kurbunda medînetü'l-hükemâ ve'l-kudemâ şehr-i Atina'da Eflâtûn-ı İlahî kilisesinde ola, hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir. Hudâ bunu da Mehemmed Hân-ı Râbi‘e câmi‘ etmeği müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… âmlarınada beş altun verüp hakîre dahi Feth-i şerîf tilâvet edüp niçe işlerinde
ve kitâbet
kısmetlerinde bulunduğum içün iki pay dahi ziyâde verüp üç pay almış oldum.
Bunlardan mâ‘adâ fürûht etdiğimiz cümle on bin sekiz yüz yetmiş altun olup at ve kılıç ve tüfeng gâ’ib olanın zararların ve katl olunan kulağızdan gayri iki nefer kulağızın ücretlerin çıkardıkdan sonra kırkar guruş fukarâ içün ve on guruş Kanije'nin iki kapusunun bevvâbları ve kurbânlarıyçün ve Kanije kal‘ası dîvârları üzre yatan şühedâların kurbânları ve şühedâların helvâsı içün ve bizim sekiz nefer şehîd olanların lokmasıyçün ve bizden on sekiz aded yaralı gâzîlerimizin merhem bahâsıyçün mezkûr harc-ı masrûfları cümle ortadan çıkardığımız(?) guruş çıkdığından sonra cümlemiz kardaş gibi bir yere gelüp yine Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin defteriyle bin dörd yüz toksan yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altun verüp hakîre dahi Feth-i şerîf tilâvet edüp niçe işlerinde ve kitâbet kısmetlerinde bulunduğum içün iki pay dahi ziyâde verüp üç pay almış oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
… âl gûnâ-gûn müşebbek ve münakkaş şükûfe ve gül Y 86b ve sünbül ve mutahhıllar
ve kitâbe
ve islimîler ile mersûm bir minber-i ra‘nâdır.
Ve minberi gerçi ceviz ağacı levhası ve haşebdendir. Ammâ Fahrî oyması-misâl gûnâ-gûn müşebbek ve münakkaş şükûfe ve gül Y 86b ve sünbül ve mutahhıllar ve kitâbe ve islimîler ile mersûm bir minber-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y86a–Y86b ·
metinde göster ·
… cânib-i şimâle bir musanna‘ ve murassa‘-misâl sîm-i hâlis ile pullar ve güller
ve kitâbeler
ile mebnî bir bâb-ı mu‘allâdır. Atebe-i âlîsi üzre âye[t]:
Ve bu âsitâne harem-i muhtereminin tâ ortasında eflâke ser çekmiş bir kubbe-i âlî içinde İbrâhîm-i Gülşenî hazretleri (---) aded evlâd-ı Y 112a evlâdları ile âsûdedirler. Bu dergâhın cânib-i şimâle bir musanna‘ ve murassa‘-misâl sîm-i hâlis ile pullar ve güller ve kitâbeler ile mebnî bir bâb-ı mu‘allâdır. Atebe-i âlîsi üzre âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b–Y112a ·
metinde göster ·
… iki taşı yanyana vaz‘ edüp ebrîlerinden gûnâ-gûn eşkâller ve elvân elvân şükûfe
ve kitâbeler
nümâyân olunur. Ve bu seng-i mevvâclar ol kadar mücellâdır kim gûyâ âyine-i İsk …
Ve ale't-tahkîk ferşinde incü ve sadef ve akîk-i Yemenî ve laciverd ve yeşim ve pîrûze makûlesi zî-kıymet hacerler döşenmişdir. Bir taşına vaz‘-ı yed eden taşdan kavî taş olur. Ve câmi‘in cânib-i erba‘asında olan dîvârın yüzleri tâ yedi kubbe-i azîmin devvârelerine varınca serâpâ gûnâ-gûn ve nakş-ı bûkalemûn ebrî ve mevvâc sun‘-ı Hudâ zî-kıymet taşlar kaplıdır. Herbir kaplı olan tahta-misâl taşların kadleri tûlen ve arzan onar zirâ‘dır. Üstâd-ı kâmil hakkâk-i âmîl bu taşları eyle biçmiş kim gûyâ hıtâyî kâğızdır. Kat‘ olundukdan sonra iki taşı yanyana vaz‘ edüp ebrîlerinden gûnâ-gûn eşkâller ve elvân elvân şükûfe ve kitâbeler nümâyân olunur. Ve bu seng-i mevvâclar ol kadar mücellâdır kim gûyâ âyine-i İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y407b ·
metinde göster ·
vardır. Siyâh siyâh dağlarında niçe kerre yüz bin gârlar vardır. Kimi gârlarda …
Ve gâyet zinde kavmdir. Ve bu kavmde ilm-i arabî ve kitâbet vardır. Siyâh siyâh dağlarında niçe kerre yüz bin gârlar vardır. Kimi gârlarda ve kimi taşrada haymelerde sâkinlerdir. Gârlar içre defn etdikleri âdemlerinin başları ucunda mevtâlarının isimleri elbette taşa kazılmışdır, Süryânîce bir gûne hatt-ı garîbedir. Ekser dörder üçer elif bir yerde ve hurûf-ı hâ-i hevvez ile kâf bir yerde ve hâ-i zamîr i‘râbları yerinde ya‘nî ref‘ ve nasb ve cer yerine kâ’imdir. Bu gûne hatları var kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·