Der-vasf-ı ahâlî-yi şehr-i Tophâne: Ekseriyyâ halkı tüccâr
ve manav
ve keştîbân ve topcuyândır. Ve Karadeniz sâhilinde şehr-i Sınab'dan ve Amasra v …
Der-vasf-ı ahâlî-yi şehr-i Tophâne: Ekseriyyâ halkı tüccâr ve manav ve keştîbân ve topcuyândır. Ve Karadeniz sâhilinde şehr-i Sınab'dan ve Amasra ve Ereğli ve Bartın ve Bafra ve Samsun ve Uca [Ünye] şehri halkları cem‘ olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… tülü ve sobalı ve furunlu dâr-ı nekbethâne-i murdârlardır ve yetmiş aded kenîse
ve manastırlarıdır
ve sekiz yüz aded dükkânları vardır.
Bu kal‘a içre iş erlerinin cevâbları üzre derûn-ı hisârda cümle dokuz bin sağîr ü kebîr tahtânî ve fevkânî nuhûset hâneleri vardır kim cümle şindire tahta örtülü ve sobalı ve furunlu dâr-ı nekbethâne-i murdârlardır ve yetmiş aded kenîse ve manastırlarıdır ve sekiz yüz aded dükkânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 49a ·
metinde göster ·
… m örtülü imâristânları yokdur, ammâ ekseriyyâ kârgîr binâ deyrleri ve sarâyları
ve manastırları
çokdur.
Evvelâ nehr-i Tuna'dan cânib-i şimâle iki konak içeri semt-i şimâli alçak bayırlı ve kıblesi sahrâ-yı çayırlı ve cenûbu bir küçük amelî göllü ve garb tarafı orman ve balkanlı vâsi‘ mezra‘alı fezâlara vâki‘ olmuş cümle yigirmi bin saz örtülü ma‘mûr kortalardır. Aslâ kiremit ve kurşum örtülü imâristânları yokdur, ammâ ekseriyyâ kârgîr binâ deyrleri ve sarâyları ve manastırları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b ·
metinde göster ·
… içre giderken iki tarafda belki üç yüz aded koyun ve hınzîrları kebâb ediyorlar
ve Manastır
şehrinden ve Maşkolor panayırından aldığı çukaları niçe yüz derziler keferelere …
Üç sâ‘atde şeşan dağına çıkup anı gördüm. Bir navortalı kâfir gelüp eydir: "Bire Türk sen bu dağda n'işlersin?" dedikde, hakîr eyitdim, "Bizim Yano Beğ dostumuza geldim. Buluşsam gerek" dedikde, kâfir gidüp yine gelüp, "Gel gidelim" dedikde, atdan piyâde olup sık orman içre giderken yemîn ü yesârda beş altı yüz harbalı kâfir bellerinde ikişer üçer tabanca tüfengleri ve ellerinde navortaları ile âmâde kefereler içre giderken iki tarafda belki üç yüz aded koyun ve hınzîrları kebâb ediyorlar ve Manastır şehrinden ve Maşkolor panayırından aldığı çukaları niçe yüz derziler keferelere esbâblar kesüp biçüp dikerler. Bunları temâşâ ederek geçüp ileri vardım. Gördüm ki bir başı telli kırmızı yağız yelekli mutarraş şahbâz kefere ayağa kalkup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
Çünki vakt-i gurûb muzlimi oldu, hemân âmedâne derûn-ı kal‘ada olan kenîse
ve manastırların
çanlıklarından sadâ-yı nâkûs ve gulgule-i feryâd-ı küffâr-ı nüfûs vâveylâları i …
Çünki vakt-i gurûb muzlimi oldu, hemân âmedâne derûn-ı kal‘ada olan kenîse ve manastırların çanlıklarından sadâ-yı nâkûs ve gulgule-i feryâd-ı küffâr-ı nüfûs vâveylâları istimâ‘ olup cümle küffârın ölüsü ve dirisi ve karısı var kuvveti bâzûya getirüp mezkû[r] feth olan tabya üzre hücûm edüp yine ceng-âşûba başladıklarında Ali Paşa Düldül-süvâr Ali-i Kerrâr-vâr tekrâr tabya üzre imdâd yetişüp tâ altı sâ‘at-i nücûmî tabya üzre ceng-i Ali olup âhir küffârın el kumbarası ve sırçadan atma kumbarası asker-i İslâmı zebûn etdi ve yine gerüden aslâ imdâd varmadı. Cümle ehl-i insâflar bu ahvâl-i pür-melâli görüp kan ağladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117a ·
metinde göster ·
… ndân-ı bedenleri ve cümle balyemez topları ve fecc-i amîk handakları ile ârâste
ve manastırların
kubâbları ve çanhâne kulleleriyle pîrâste olmuş kal‘a-i küffâr idi. Hudâ dest-i …
Bu dahi leb-i deryâda Dobra-Venedik kal‘asıdır. Kendülerinin nakilleri üzre Âl-i Emeviyyûn'dan el-Melik Ömer ibn Abdülazîz ibn Mervân bin pâre gemi ile İslâmbol'un nısfın ve Galata kal‘asın bütün feth edüp ol sene bu Venedik kâfirleri havflerinden bu kal‘a-i Mirsinçe'yi binâ ederler, ammâ leb-i deryâda bir yalçın kanara kaya üzre şekl-i müseddes seng binâ bir metîn kal‘a-i ra‘nâdır kim bir merhale mesâfe-i ba‘îdeden beyâz kuğu gibi görünür bir kal‘a-i üstüvârdır, ammâ içine girmedim, lâkin bunun cemî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleri ve cümle balyemez topları ve fecc-i amîk handakları ile ârâste ve manastırların kubâbları ve çanhâne kulleleriyle pîrâste olmuş kal‘a-i küffâr idi. Hudâ dest-i İslâm'a müyesser ede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
Kat-ender-kat beşer ve altışar tabaka ma‘mûr sarâylar ve bâğ u bâğçe
ve manastırlar
ve çanlık kulleleri ile ârâste ve cümle damları rusâs-ı hâs ile pîrâste olup he …
Kat-ender-kat beşer ve altışar tabaka ma‘mûr sarâylar ve bâğ u bâğçe ve manastırlar ve çanlık kulleleri ile ârâste ve cümle damları rusâs-ı hâs ile pîrâste olup her bir menhûshâne sarâyları serâpâ gûn-â-gûn elvân kiremitler ile mebnî olup her biri dürr-i beyz-âsâ sarâyları var. Ve şehir içre âyende vü revende küffârları cemapur askeri gibi cünûd-ı cünübleri çok idi. Bu Graviçe şehrin ubûr edüp ertesi gün yine taraf-ı şimâle gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
… irer bânû-yı zamâneye mânend kızlardır. Ve şehri üç bin kadar ma‘mûr u müzeyyen
ve manastırları
ve çârsû-yı bâzârları kârgîr binâ bir şehr-i ra‘nâdır.
Bu dahi kızlar vilâyeti demekdir. Hakkâ ki cümle kızları nâz u na‘îm ile alaya karşu çıkup gûnâ-gûn pençe-i âfitâbe bânû-peyker Nemse kızları var kim gören benî âdem elbette ta‘aşşuk etmesi mukarrerdir ve ekseriyyâ manastırlarında cümle Hazret-i Îsâ içün keşîşe olmuş kızlar var kim her biri birer bânû-yı zamâneye mânend kızlardır. Ve şehri üç bin kadar ma‘mûr u müzeyyen ve manastırları ve çârsû-yı bâzârları kârgîr binâ bir şehr-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
… âmeninde bir düz vâsi‘ mahsûllü sahrâ içre bir sevâd-ı mu‘azzam gibi kiliseleri
ve manastırları
ve kat-ender-kat kalay tenekeli ve pirinç teneke ve gûnâ-gûn sırça kiremitli bi …
Ya‘nî çâsâr şehri demekdir. Bu şehr-i müzeyyen Kinah dağlarının dâmeninde bir düz vâsi‘ mahsûllü sahrâ içre bir sevâd-ı mu‘azzam gibi kiliseleri ve manastırları ve kat-ender-kat kalay tenekeli ve pirinç teneke ve gûnâ-gûn sırça kiremitli bir şehirdir kim âfitâb-ı âlemtâbın şu‘lesi bu şehre urup şa‘şa‘asından merdüm-i dîdeler hîrelenir. El-hâsıl cümle on bin evdir ve iki bin dükkândır ve cümle kırk manastırdır ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Eğer mâ-vaka‘ı üzre bu şehrin evsâfın tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur. Lâkin bunda paşaya azîm hedâyâlar verüp ve ziyâfetler edüp andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
… ak aşırı bir varoş-ı azîm var idi kim bunda olan kal‘a-misâl sarâylar ve kenîse
ve manastır
ve hân u hammâm bezzâzistân ve dükkânlar bin Mısır hazînesi mâla olmazdı.
Ve bu münhedim olan tahta kaplı dîvârın garb cânibinde handak aşırı bir varoş-ı azîm var idi kim bunda olan kal‘a-misâl sarâylar ve kenîse ve manastır ve hân u hammâm bezzâzistân ve dükkânlar bin Mısır hazînesi mâla olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
Şeddâdî binâ olmağile meydânda sögeli kalmışlar idi, zîrâ bu mahalleri tâ Komar …
El-hâsıl bir gece haymemizle nehr-i Vak sâhilinde bir çemenzâr yerde yatup 76a andan ertesi ale's-sabâh nehr-i Vak'ın geçidin bulup yüz bin renc-i anâ ile nehri ubûr edüp Uyvar hâki taraflarına düşdük, ammâ henüz kâfiristânın katana yerlerine geldik. Bunda dahi niçe yüz ihrâk olmuş kurâ ve kasabâtlar ubûr etdik ve niçe ihrâk etdiğimiz köylere ve şehirlere râst gelüp âşinâ çıkup alâmetleriyle bildim, ammâ niçe yüz kârgîr binâlı kenîse ve manastırlar Şeddâdî binâ olmağile meydânda sögeli kalmışlar idi, zîrâ bu mahalleri tâ Komaran ve Uyvar ve Litre ve nehr-i Vak aşırı tâ henüz geçdiğimiz Pojon kal‘ası ve Akyaylalar ve Sucever kal‘ası ve Ban kal‘asına varınca yigirmi konak yerleri tâ Tot vilâyetine varınca bu vilâyetleri berbâd etmişdik. Lâkin henüz amâr olmada, ammâ yüz yüz elli bin esîrleri alınup bu kadar mâl-ı ganâ’imleri alındığından bu üç seneden berü bir hoş amâr olmamış. Hamd-i Hudâ üç seneden sonra yine harâb etdiğimiz yerleri amâr olur görmek müyesser oldu. Andan bu sahrâları dahi bir günde ılgar ile geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b–76a ·
metinde göster ·
… adar küffâr-ı hâksâr cem‘ olmuşdu, ammâ henüz derûn-ı hisârda hâne-i menhûsları
ve manastır-ı
güraşları(?) binâ olunmayup cümle küffâr kal‘a hâricinde hayme ve hargâhları il …
Hemân Hudâ-yı Bîçûn kal‘a-i Uyvar'ı dest-i düşmandan hıfz-ı emânda ede. Hattâ bu kal‘ayı binâ etmek bahânesiyle bu kal‘a etrâfına yüz bin kadar küffâr-ı hâksâr cem‘ olmuşdu, ammâ henüz derûn-ı hisârda hâne-i menhûsları ve manastır-ı güraşları(?) binâ olunmayup cümle küffâr kal‘a hâricinde hayme ve hargâhları ile sâkin olduklarından Uyvar paşası Kurd Paşa küffârın gulgulesin Dergâh-ı Âlî tarafına arz etdikde Kurd Paşa'nın arzına i‘timâd etmeyüp yerini Küçük Mehemmed Paşa'ya verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… mi üç bin şindire tahta örtülü dâr-ı menhûslardır. Ve yetmiş aded düyûr-ı kebîr
ve manastırlar
ve üç yüz elli âsiyâblar ve iki bin aded dükkânlar ile ârâste ve yetmiş bin bâğ …
Erdel vilâyetinde böyle bir ma‘mûr [u] âbâdân bâğ-ı İrem-misâl şehr-i azîm ve nâhiye-i kadîm yokdur. Tâ Menûçehr evlâdları zamânından berü mesken-i dâr-ı kadîmleri vardır. Ve böyle bir nebâtât [u] giyâhât mahsûlâtlı dâr-ı deyyâr görmedim. Hattâ ibtidâ Seydî Ahmed Paşa ile ba‘dehu iki kerre Serdâr Alî Paşa ve Küçük Mehemmed Paşalar ile bu nâhiye-i azîmden yetmişer seksener bin esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imler alup bu kadar bin asker-i İslâm ile sahrâsında Tatar-ı sabâ-reftâ[r] dahi meks edüp niçe kerre yüz bin devâbbât makûleleri nebâtât mahsûlâtların yeyüp deryâda katre ve güneşde zerre eksilmez idi. Hattâ Alî Paşa ile sene (---) târîhinde gitdiğimizde bu şehr-i Bihar'ı harâb [u] yebâb etmişdik, hâlâ altı seneden berü evvelkiden müzeyyen ve ma‘mûr u âbâdân olup ba‘zı kurâları kal‘a-i Varat'a tâbi‘dir, ammâ şehri nehr-i Şamos kenârında bir bâğ-ı İremdir. Birov hâkimlerinin rivâyeti üzre yigirmi üç bin şindire tahta örtülü dâr-ı menhûslardır. Ve yetmiş aded düyûr-ı kebîr ve manastırlar ve üç yüz elli âsiyâblar ve iki bin aded dükkânlar ile ârâste ve yetmiş bin bâğ-ı İremler ile pîrâste olmuş şehr-i iremezâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
… i şehr-i Teküç: Bunda Boğdan boyarı oturur. Bâğlı ve bâğçelidir, ammâ dükkânsız
ve manastırsız
nehr-i Birlad kenârında bir küçük kasabacıkdır, ammâ nâhiye köyleri gâyet ma‘mû …
Der-alâmet-i şehr-i Teküç: Bunda Boğdan boyarı oturur. Bâğlı ve bâğçelidir, ammâ dükkânsız ve manastırsız nehr-i Birlad kenârında bir küçük kasabacıkdır, ammâ nâhiye köyleri gâyet ma‘mûrdur. Nehr-i Birlad yine Boğdan d[ağ]larından gelüp nehr-i Siret'e mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b ·
metinde göster ·
… rtefi‘ topraklı bayır üzre üç yüz aded tahta ve saz örtülü evleri ve dükkânları
ve manastırları
var, ammâ şehrinde âdemleri cümle tâ‘ûndan dağlara firâr etdiklerinden hayli me …
Bunda dahi Boğdan boyarı hükm eder. Âsâr-ı binâları bir mürtefi‘ topraklı bayır üzre üç yüz aded tahta ve saz örtülü evleri ve dükkânları ve manastırları var, ammâ şehrinde âdemleri cümle tâ‘ûndan dağlara firâr etdiklerinden hayli meşakkat-i râh çekmişken anda mihmân ola[mayup] yine şark tarafına dağlar ve ağaçlı ormanları geçüp (---) sâ‘atde bî-mecâl gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b ·
metinde göster ·
Ve bu Çuçora kasabası zamân-ı kadîmde bender şehr-i azîm imiş. Hâlâ sarâyları
ve manastırları
ve çârsû-yı bâzârları ve cümle 105a sokaklarının alâmetleri zâhir ü bâhirdir. …
Ve bu Çuçora kasabası zamân-ı kadîmde bender şehr-i azîm imiş. Hâlâ sarâyları ve manastırları ve çârsû-yı bâzârları ve cümle 105a sokaklarının alâmetleri zâhir ü bâhirdir. Lâkin Fâtih-i Revân u Bağdâd Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Kazak-ı âk ve Boğdan-ı fınlak(?) ile iki leşker-i cünüb bu mahalde ceng-i azîm ederken Boğdan beği olan Lipul Beğ Kazağ'a galebe mahallinde ale's-sabâh Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr yetişüp bu mahalde Kazağ'a ve Boğdan'a bir sâtûr-ı Cingizi çeker kim hâlâ cemî‘i küffârların kemikleri dağı püşte püşte yığılıdır. Ve bu mahalde Kazak bir tabur çevirmişdir kim bir günde gücile devr olur. Bu tabur-ı azîmin fethinden sonra Tatar askeri mezkûr Çuçora şehrini ihrâk edüp mâl-ı ganâ’imiyle Kırım'a giderler. Ol asırdan berü hâlâ şehr-i Çuçora harâb olup kasaba-misâl bir rabtacıkdır. Yüz hânesi ve iki kenîsesi ve elli kadar dükkânları ve nehr-i Brut kenârında gümrükhâneli kasabadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b–105a ·
metinde göster ·
… rmi dörd kapusu vardır. Çârsû-yı bâzârı ol kadar müzeyyen değildir, ammâ kenîse
ve manastırlarının
imâretleri aşk olsun zîrâ Balu Hân Gâzî asrında bu kenîseler cümle cevâmi‘ ve m …
Bu dahi nehr-i Edil kenârında hükm-i Maskov'da başka banlık kal‘adır kim on bin Mujik Kazağı ve on bin Heşdek Tatarı ve bin kadar Kalmık Tatarı askere mâlik kal‘adır. Cümle yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kapusu vardır. Çârsû-yı bâzârı ol kadar müzeyyen değildir, ammâ kenîse ve manastırlarının imâretleri aşk olsun zîrâ Balu Hân Gâzî asrında bu kenîseler cümle cevâmi‘ ve mesâcidler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
… r-i Sefîd'de olan sağîr ü kebîr kılâ‘ları ve derelerde ve depelerde olan kenîse
ve manastırları
ve derûn-ı düyûrlarda olan papasların kemâl-i mücâhede-i riyâzatların bir bir n …
Eğer bu dağlarda [ve] bellerde ve sâhil-i Bahr-i Sefîd'de olan sağîr ü kebîr kılâ‘ları ve derelerde ve depelerde olan kenîse ve manastırları ve derûn-ı düyûrlarda olan papasların kemâl-i mücâhede-i riyâzatların bir bir nakl etsek papasnâme kitâbına-misâl bir müsevvedât olur. Ammâ haftada bir iftâr eder niçe bin papas ve ladika ve kıssîs ve ruhbân ve bıtrîk ve râhib ve keşîş ve mığdisi nâm palâs-pûşân sâhib-i zünnârlar var kim kemâl-i cû‘ ile insâniyyetden çıkup gözleri çukur çukur olup Ahlâd vilâyeti kadîdi gibi kadîd-i mahz olup hayâl-i fânûsa dönmüş kefereler var, ammâ ayda bir iftâr edüp beş zeytûn ve beş dâne hurmâ ve beş fincân süd nûş eder pîr-i muğân irşekleri var kim harekâtdan ve kelimât etmeden kalmış kaddi dâl olup belleri bükülmüş ve gözlerinin nûrları dökülmüş kâfirleri var, ammâ yine riyâzat perhîz ile mu‘ammer olup iki yü[z] yetmiş yaşına yetmiş muğânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212b ·
metinde göster ·
… cümle her gün başına bir kenîseler var kim cümle üç yüz altmış altı aded kenîse
ve manastırdır
derler ammâ saymadım. Ammâ bunların hâkimleri hâlâ kânûn-ı pâdişâhî üzre Âsitân …
Ve bu Aynaroz nâhiyesinde hâlâ cümle her gün başına bir kenîseler var kim cümle üç yüz altmış altı aded kenîse ve manastırdır derler ammâ saymadım. Ammâ bunların hâkimleri hâlâ kânûn-ı pâdişâhî üzre Âsitâne-i sa‘âdetde bostâncıbaşı olup bir hasekisi gelüp zabt eder. Ne kâdirdir kim bir kimesne gelüp bu papaslara zulm ede. Hemân ol ân ol âdemi bostâncılar döğe döğe manastır ketenine döndedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212b ·
metinde göster ·
… on iki aded esnâfın her biri on ikişer bin dükkân imiş. Ve cümle üç bin kenîse
ve manastır
ve ma‘mûr düyûrlar imiş. Hâlâ cemî‘i âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir.
Zamân-ı kadîmde bu derûn-ı kal‘anın imârâtların Rûm Yûnân tevârîhlerinde eyle tahrîr etmiş kim hemân kırk bin hânenin kapuları cümle gümüş tahtadan imiş ve on iki aded esnâfın her biri on ikişer bin dükkân imiş. Ve cümle üç bin kenîse ve manastır ve ma‘mûr düyûrlar imiş. Hâlâ cemî‘i âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 216b ·
metinde göster ·
… Bu Atina kazâsı gibibir küçük kazâda cümle bin bir aded sağîr ü kebîr kenîseler
ve manastırlar
ve düyûrâtlar vardır. Niçesinde beşer ve onar ve yigirmişer aded palâs-pûşân ke …
Der-şehrengîz-i temimme-i külliyât: Bu Atina kazâsı gibibir küçük kazâda cümle bin bir aded sağîr ü kebîr kenîseler ve manastırlar ve düyûrâtlar vardır. Niçesinde beşer ve onar ve yigirmişer aded palâs-pûşân keşîşân lât-ı uzzâ perestânları var. Ve her bir kenîselerin birer gûne esmâları var. Ammâ bu Koçbaşı manastırına Rûm kefereleri süryânî der ve gâyet i‘tibâr ederler. Hattâ cemî‘i Frengistân ve gayri kâfiristândan nezerâtlar gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
… in sırmakeş ve iki bin bıçakçı ve mıkrâsçı dükkânları ve bu kadar hân ve kenîse
ve manastırları
var imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin aded yerlerde âsâr-ı binâlar zâhirdir.
Ve kamusu beş yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve mâ-i cârîli ve bâğ-ı Merâmlı cümle kârgîr binâlı kal‘a-misâl vâsi‘ sarây-ı azîmler ve gayri hânedânlardır kim cümle la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülü evlerdir, ammâ her bir hânedânlar başka başka binâ olunmuşdur. Birbirlerine muttasıl evler gâyet nâdirdir, zîrâ bir vâsi‘atü'l-aktâr zemîn-i mahsûldâr dâr-ı karârlardır. Câ-be-câ ba‘zı hânedânların aralarında tarlalar vardır, zîra vîrân yerleri çokdur. Ammâ kefere zamânı eyle amâr imiş kim hemân üç bin aded kâğıdcı dükkânı ve iki bin sırmakeş ve iki bin bıçakçı ve mıkrâsçı dükkânları ve bu kadar hân ve kenîse ve manastırları var imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin aded yerlerde âsâr-ı binâlar zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258b ·
metinde göster ·
… idi. Hattâ bu tabyalar binâ olundukdan sonra kal‘a içindeki sarâylar ve kenîse
ve manastırlar
ve nâkûshâne misilleri sademât-ı top ile münhedim olup derûn-ı şehirde ma‘mûr [ …
Ammâ bir buçuk sene mukaddem böyle yüksek tabya yok idi. Hattâ bu tabyalar binâ olundukdan sonra kal‘a içindeki sarâylar ve kenîse ve manastırlar ve nâkûshâne misilleri sademât-ı top ile münhedim olup derûn-ı şehirde ma‘mûr [u] âbâdândan bir yer kalmamağa başlayup küffâr-ı hâksâr kal‘a içinde serserî râhat ile gezemez oldu. Ceneral-i la‘în pelîd-i anîd bu hâl-i pür-melâli görüp şaşdı, ammâ ne çâre, Osmânlı kal‘aya lağımsız yerlerinden yapışdı. Ve cümle asâkir-i İslâm taşlıklı yerde ve leb-i deryâda konmuş, lağımsız yerlerde olmak ile emn [ü] emân olmuş. Küffâr-ı hâksâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294a ·
metinde göster ·
… kal‘a-i Kandiye'nin cümle mahallâtları ve çârsû-yı bâzârları ve sarây-ı âlîleri
ve manastır-ı
düyûrları cümle ism [ü] resimleri ile ve bâkî kalan me’kûlât [u] meşrûbâtları i …
Ve ceneral-i la‘în istikâmet edüp mâ-vaka‘ı üzre kal‘a-i Kandiye'nin cümle mahallâtları ve çârsû-yı bâzârları ve sarây-ı âlîleri ve manastır-ı düyûrları cümle ism [ü] resimleri ile ve bâkî kalan me’kûlât [u] meşrûbâtları ile ve kal‘anın dâ’iren-mâdâr hendese üzre cirm-i hudûdlarıyla ve'l-hâsıl cemî‘i imâretlerinin ve cemî‘i mevcûdâtlarının firâden firâdâ dilli defterlerin sadrıa‘zama gönderüp zabt olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309a ·
metinde göster ·
… mle sekiz aded varoş mahallâtlarıdır. Evvelâ Palor mahallesi ve Vutoş mahallesi
ve Manalat
mahallesi ve Hacı Beğ mahallesi cümleden büyükdür. Ve Dündar mahallesi ve bâlâd …
Der-aded-i esmâ-i mahallât-ı Ergiri: Cümle sekiz aded varoş mahallâtlarıdır. Evvelâ Palor mahallesi ve Vutoş mahallesi ve Manalat mahallesi ve Hacı Beğ mahallesi cümleden büyükdür. Ve Dündar mahallesi ve bâlâda Memi Beğ mahallesi. Bunlar gâyet ma‘mûr mahallâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
ve kal‘a ve değirmen arkları ve kırkar ellişer ayak taş nerdübân ile enilir amû …
Ve niçe bin kenîse ve manastır ve kal‘a ve değirmen arkları ve kırkar ellişer ayak taş nerdübân ile enilir amûd-ı müntehâlar üzre su sarnıcları ve ibret-nümâ âsâr-ı binâlar var kim sekiz sâ‘atlik yolu dutmuşdur. Ammâ hâlâ vîrândır. Hamd-i Hudâ selâmetle bunları ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y134a ·
metinde göster ·
Ve Serik subaşısı Nişâncı Paşa hâssıdır. Anın subaşısı ve kadısı ve Karahisâr
ve Manavgat
kadısı ol gün anda hâzır olup azîm gavgâ ve da‘vâlar fasl edüp kadılara sicil i …
Ve Serik subaşısı Nişâncı Paşa hâssıdır. Anın subaşısı ve kadısı ve Karahisâr ve Manavgat kadısı ol gün anda hâzır olup azîm gavgâ ve da‘vâlar fasl edüp kadılara sicil içün üç akçe hüccet içün on akçe verirler. Bir akçe ziyâde taleb etse kadıların pîş-tahtasın başında pâre pâre ederler giderler, eyle lecûc Manavgat kavmidir. Ve Manavgat ne yerdir? su’âl etsen, "Yâ gerü kaldı, yâ ileridedir" deyü cevâb ederler. Böyle mezmûm-ı âfâk kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137a ·
metinde göster ·
ne yerdir? su’âl etsen, "Yâ gerü kaldı, yâ ileridedir" deyü cevâb ederler. Böyl …
Ve Serik subaşısı Nişâncı Paşa hâssıdır. Anın subaşısı ve kadısı ve Karahisâr ve Manavgat kadısı ol gün anda hâzır olup azîm gavgâ ve da‘vâlar fasl edüp kadılara sicil içün üç akçe hüccet içün on akçe verirler. Bir akçe ziyâde taleb etse kadıların pîş-tahtasın başında pâre pâre ederler giderler, eyle lecûc Manavgat kavmidir. Ve Manavgat ne yerdir? su’âl etsen, "Yâ gerü kaldı, yâ ileridedir" deyü cevâb ederler. Böyle mezmûm-ı âfâk kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137a ·
metinde göster ·
… eri ile hisâb edüp "Ulu pâzâr, kiçi pâzâr, beri pâzâr, öte pâzâr ve Serik pâzâr
ve Manavgat
pâzâr" deyü sekiz günü sekiz pâzâr ismiyle add ederler, turfe kavimdir. Lâkin g …
Ve bu vilâyet halkı bir hafta hisâbın salı ve çehârşenbe ve pencşenbe ve cum‘a deyü hisâb edemezler. Ancak her gün bir semtde pâzâr durur ol pâzâr günleri ile hisâb edüp "Ulu pâzâr, kiçi pâzâr, beri pâzâr, öte pâzâr ve Serik pâzâr ve Manavgat pâzâr" deyü sekiz günü sekiz pâzâr ismiyle add ederler, turfe kavimdir. Lâkin gâyet musallî halkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137a ·
metinde göster ·
var kim yılda bir kerre küffâr kalyonları bu şehrin limanında yatup bu manastır …
Ve niçe bin kenîse ve manastırlar var kim yılda bir kerre küffâr kalyonları bu şehrin limanında yatup bu manastırları ziyâret ederler. Ol zu‘m üzrelerdir kim Takyanus bir ûlü'l-azm peygamber olup cihângîr pâdişâh ola. Ve Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından dörd havâriyyûn bunda leb-i deryâda yatır. Büyük manastırda medfûn oldukları muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y151a ·
metinde göster ·
câmi‘ olma ibâdetgâhın şâhrâhında iki bin adım tûlu beyâz mermer vâsi‘ kaldırım …
Ve bu âsitâne ve manastırdan câmi‘ olma ibâdetgâhın şâhrâhında iki bin adım tûlu beyâz mermer vâsi‘ kaldırımdır. Ve iki cânibi üzüm asması çardağı içün niçe bin beyâz mermer ve gayri amelî sütûnlar üzre tâklar ve musanna‘ ve beyâz mermer-i pâkler ile kaldırımlar var kim her taşın imtizâcın yüz bin dikkat ile fark olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y151a ·
metinde göster ·