… iyâr bir âdemin dârına doğrulup varsa elbette ana ikrâm ederler. Mecma‘-ı ulemâ
ve menba‘-ı
fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ü sulehâ kânı bir bâğ-ı İrem'dir.
Bu zikr olunan sekiz pâre kılâ‘-ı büldânlar cümle üç günlük yol karîblerdir. Ammâ şehr-i Aksarây ba‘îddir, beş günde varılır ve bender-i Haleb dahi Malatıyye'nin cenûbunda beş menzildir. Kal‘a-i Mar‘aş ve kal‘a-i Diyârbekir cânib-i şarkîsine meyyâl beş menzildir ve Ruha ya‘nî Urfa ve Ayntâb ve Kayseriyye kal‘aları dahi Malatıyye'nin cenûbîsinde beşer günlük yollardadır. Bu sekiz pâre şehr-i azîmlerin Malatıyye ortasına vâki‘ olmuş bir bender-âbâddır. Ekseriyyâ kavmi Ekrâd u Etrâk'dir, ammâ İzoli Kürdü ve Türkmanı çokdur. Levend ü rençber şecî‘ ü bahâdır kavmi vardır ve cümle mü’min ve muvahhid ve pâk-i‘tikâd Şâfi‘î ve Hanefiyyü'l-mezheb âdemleri vardır ve cümle garîb-dostlardır. Ni‘metleri mebzûl ve muhibb-i fukarâlardır, tarîk-ı Hâcegânda âdemleri vardır. Her garîbü'd-diyâr bir âdemin dârına doğrulup varsa elbette ana ikrâm ederler. Mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ü sulehâ kânı bir bâğ-ı İrem'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196b ·
metinde göster ·
… berekât-ı Sultân-ı Horasan Hacı Bektaş Velî ile bu şehr-i kadîm mecma‘-ı ulemâ
ve menba‘-ı
fuzalâ ve mesken-i şu‘arâdır ve ulemâsı çokluk ilm-i felsefiyyâta mukayyed deği …
Ve bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr [u] diyârdır. Deyyâr mânendi yokdur. Hemîşe edîm-i arzı ma‘mûr ve dükeli zamân ahâlîsi mesrûr her tarafda buk‘a-i ma‘bedhâneleri hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-ünâs mergûb, halkının mâh sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl ni‘metleri firâvân ve her yanada uyûn-ı zülâlleri cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır. Ve hâlâ du‘â-i hayr-ı berekât-ı Sultân-ı Horasan Hacı Bektaş Velî ile bu şehr-i kadîm mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâdır ve ulemâsı çokluk ilm-i felsefiyyâta mukayyed değillerdir. Ancak ilm-i hadîs ve ilm-i fıkıh ve ilm-i ferâ’iz görürler. Cümlesi mezheb-i Nu‘man ibn Sâbit'de sâbit-kademlerdir ve cümle pâk i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ehl-i takvâ kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 25a ·
metinde göster ·
… Hân'dan berü bu kal‘a dest-i İslâm'da durup bu ılıca suyu yolu tathîr olunmayup
ve menba‘-ı
âb-ı nâbı bilinmeyüp hâlâ durur. Üstâd-ı selef bu uyûn-ı hârra-yı kârhâne içre …
Bu ılıca suyuna üstâd-ı kadîm-i selef bir tarîk ile kayaları oyup bir gûne bend-i kârîz inşâ etmiş kim Mihadi Laslo Kral zamânından berü ilâ-hâze'l-ân iki yüz altmış yıldan berü bu ılıca suyunun evveli ma‘lûm değildir. Hattâ Süleymân Hân'dan berü bu kal‘a dest-i İslâm'da durup bu ılıca suyu yolu tathîr olunmayup ve menba‘-ı âb-ı nâbı bilinmeyüp hâlâ durur. Üstâd-ı selef bu uyûn-ı hârra-yı kârhâne içre olan çarh-ı âsiyâba uğradup cümle çarhları bu ılıca suyu çevirüp gayri yoldan Tuna'ya rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
… . Bir fırkası ehl-i hidmetdir, bir zümresi tüccâr ve bir sınıfı ulemâ ve sulehâ
ve menba‘-ı
fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ yeridir. Ve hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhân-ı fâsıdı bî- …
Der-nazargâh-ı bâğ-ı İremezât: Hamusu tokuz bin altı yüz bâğdır, ammâ engûrü Gingöş gibi lezîz değildir, zîrâ şitâsı sehel şedîd olur, ammâ yazı yazdır ve kışı kışdır, ammâ ekseriyyâ halkı kal‘a neferâtlarıdır. Bir fırkası ehl-i hidmetdir, bir zümresi tüccâr ve bir sınıfı ulemâ ve sulehâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ yeridir. Ve hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhân-ı fâsıdı bî-kıyâsdır ve cümle sıbyânları tîz-fehm ve necîb ü reşîd ve zekiyyü't-tab‘ nâ-resîde gulâmları var, ammâ cümlesi asma ve kesme ve âlât-ı silâha mukayyed olup yiğitlik hevâ-yı heveslerine düşmüş sıbyânları vardır. Ve bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır, mezra‘aları vâfir ve her şeyde hayr u berekâtları mütekâsir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Kefe: Bu şehr-i kadîm mecma‘-ı ulemâ
ve menba‘-ı
fuzalâ olup iklîm-i acîbe ve garîbe olduğundan ulemâları dahi ulûm-ı garîbe ve …
Der-vasf-ı şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Kefe: Bu şehr-i kadîm mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ olup iklîm-i acîbe ve garîbe olduğundan ulemâları dahi ulûm-ı garîbe ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Hattâ hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhân-ı fâsıdı dahi bî-kıyâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i şehr-i Enderî: Bu şehr-i kadîm mecma‘-ı ulemâ
ve menba‘-ı
fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve sulehâdır. İklîm-i sâdisden olup ulemâları ulûm-ı …
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i şehr-i Enderî: Bu şehr-i kadîm mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve sulehâdır. İklîm-i sâdisden olup ulemâları ulûm-ı Arabiyye ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâh-ı fâsıdı bî-kıyâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu abd-i kemter elli bir yıl seyâhatde böyle bir ma‘bedgâh-ı musallâgâh görmedim. İllâ Sirem sancağı hâkinde Öziçse nâm şehrin içindeki namâzgâhı gördüm. Ol dahi ibret-nümâdır, ammâ bu Karafer[y]e 234a musallâsı vâcibü's-seyr küşâde bir medrese-i azîmdir, zîrâ şehrin cemî‘i ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân tâlibân-ı ulûmları ba‘de'l-asr bu hıyâbân içre cem‘ olup köşe be-köşe küme küme mübâhase-i ulûm-ı şer‘iyye ve gayri ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyye görüp cân sohbetleri edüp mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ-yı musannifîn müverrihîn kânıdır. İktizâ etdikde niçe yüz bin âdem bu dergâhda cem‘ olup du‘â-yı istiskâ edüp tazarru‘ [u] nâlîşler etdiklerinde elbette du‘âları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bir müstecâbü'd-da‘ve du‘â hırmeni namâzgâh-ı bî-misildir kim gören âdemler engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olmak mertebesine varır. Tâ bu mertebe acîb ü garîb sun‘-ı Hudâ eşcâr-ı azîmler vardır. İnkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b–234a ·
metinde göster ·
… rem-misâl bir şehr-i azîmdir. El-hâsıl bu şehr-i ma‘mûre-i kadîm mecma‘-ı ulemâ
ve menba‘-ı
fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve iklîm-i acîbe vü garîbedir. Ulemâ ve zurefâları ul …
Evvelâ bu şehrin cânib-i erba‘asındaki yollar ile gelirken bu Elbasan şehrinin aslâ amâristân imâretleri tâ şehir içre girmeyince bir alâmet görünmez. Hemân eflâke ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar içre ve bâğ u bâğçeler içre pinhân olmuş bâğ-ı İrem-misâl bir şehr-i azîmdir. El-hâsıl bu şehr-i ma‘mûre-i kadîm mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve iklîm-i acîbe vü garîbedir. Ulemâ ve zurefâları ulûm-ı kesîreye ve fünûn-ı garîbeye mâliklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 367a ·
metinde göster ·
… ahallinde Akdeniz'e mahlût olur âb-ı hayât sudur. Latîf ve lezîz mâhîleri olur.
Ve menba‘ı
âb-ı zülâlli karlı dağlardan gelür. Ve nehrin kenârında büklükler içre kara cân …
Nehr-i Sarısu: Ol kadar azîm su değildir. Alâ’iyye yaylalarından gelüp bu cisr mahallinde Akdeniz'e mahlût olur âb-ı hayât sudur. Latîf ve lezîz mâhîleri olur. Ve menba‘ı âb-ı zülâlli karlı dağlardan gelür. Ve nehrin kenârında büklükler içre kara cânverleri çok olur. Aceb avgâh ve mesîregâh yerlerdir. Anı cisrden ubûr edüp beş Y 138a sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137b–Y138a ·
metinde göster ·
… mebde’i Mısır'ın cânib-i cenûbîsinde yedi aylık yolda Cebelü'l-Kamer'den çıkar.
Ve menba‘ı
on iki ayn-ı azîmdir. Ve hatt-ı istivâdan cenûba half bu on iki ayn-ı azîmler b …
Ammâ nehr-i Nîl-i mübârek bi-takdîri Hak celle ve alâ ve tebâreke ber-kavl-i sahîh Batlîmûs Hakîm tahrîr etdüği üzre nehr-i Nîl'in mebde’i Mısır'ın cânib-i cenûbîsinde yedi aylık yolda Cebelü'l-Kamer'den çıkar. Ve menba‘ı on iki ayn-ı azîmdir. Ve hatt-ı istivâdan cenûba half bu on iki ayn-ı azîmler bir buhayre-i kebîreye munsab olurlar kim gûyâ ol buhayre deryâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y156b ·
metinde göster ·