… fte ve birer gonca-i nâ-şüküftedirler kim pederlerinden gayri er yüzün {görmüş}
ve merd
sözün istimâ‘ etmiş değillerdir.
Kelimâtları mevzûn ve dişleri lü’lü’-i meknûn, her siyâbı kendülere uykun, Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde, zâhide, sâhib-i cemâl havâtîn-i mü’eddebeleri vardır. Gerçi böyle bir sevâd-ı mu‘azzamda "Çam çakalsız olmaz" kelâmı üzre koç kaçkını eder nisvân-ı sâhib-isyânları da olur ammâ sâ’ir diyâra nazar ederek bu şehr-i Edirne aslah-ı mevcûddur. Zîrâ duhter-i pâkîze-ahterleri gâyet perhîzkâr pâkizeleri var kim henüz her biri birer gûne dürr-i yetîm-âsâ birer dürr-i nâ-sufte ve birer gonca-i nâ-şüküftedirler kim pederlerinden gayri er yüzün {görmüş} ve merd sözün istimâ‘ etmiş değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 166b ·
metinde göster ·
… birer dürr-i nâ-sufte Meryem-âsâ kızlardır. Eb [ü] cedlerinden mâ‘adâ er yüzün
ve merd
sözün istimâ‘ etmemişlerdir.
Der-sitâyiş-i mahbûbe-i bânûyân-ı nisvân: Ekseriyyâ nisâ makûleleri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde sâhib-cemâl havâtînleri var, ammâ cemâlleri mestûrelerdir, lâkin hüsn-i cemâlde ve lutf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn ve geysû-yı müşk-i amber sârâların sarkıtdıklarında bir cihetde uşşâkı mu‘âheze edüp hallâlarının cânlarına bin cân ü dil ile kendülerine niçe dili akıdırlar. Söze gelseler bedî‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisân hulvü'l-kelâm havâtînleri var ve duhter-i pâkîze-ahterleri gâyetü'l-gâye perhîzkâr bâkire bintânları var kim henüz her biri birer dâne-i dürr-i yetîm-âsâ gonca-femm-i nâ-şüküfte ve birer dürr-i nâ-sufte Meryem-âsâ kızlardır. Eb [ü] cedlerinden mâ‘adâ er yüzün ve merd sözün istimâ‘ etmemişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130b ·
metinde göster ·
… hicrân oldular ve evlâd-ı nâ-resîdeleri babalarından gayri er yüzün gö[r]meyüp
ve merd
sözün işitmemişken niçe bin güzîde âlü'l-âl sâhib-cemâl bedr-i mâhtâb-misâl gıl …
Ve bu mahalde asker-i İslâm üç gün üç gece çete ve poturalara seğirdüp Leh diyârında ve Krakov diyârında her kefere hânesinde ve kenîselerinde zevk u safâlarda iken giriftâr-ı bend-i hicrân oldular ve evlâd-ı nâ-resîdeleri babalarından gayri er yüzün gö[r]meyüp ve merd sözün işitmemişken niçe bin güzîde âlü'l-âl sâhib-cemâl bedr-i mâhtâb-misâl gılmân ve bintânlar ele girdi kim her birinin sîm-i hâlis-misâl gerdenlerinde 24a ve rûy-ı münevverlerinde olan püskürme benlerin her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr bin reşk-i müşg-i Tatar değer kim dest-i hakkâk değmemiş bir dürr-i yektâlar idi. Ve dâmenlerine hâr [u] hâşâk ilişmemiş ve gözleri açılmamış bir gonça-i nâ-şüküfte cüvân [u] bintânlar ele girüp cümle guzât-ı müslimîn mansûr u muzaffer ve sâlimîn ü gânimîn Seykel sahrâsında cümle çeteciler cem‘ olup gerüde bir merd kalmayup kâmil dörd bin araba yükü bâr-ı sakîller ile Seykel gazâsından avdet olunup Seykel boğazından çıkarken hemân mukaddemâ feth olan Tabur boğazında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b–24a ·
metinde göster ·
… rde niçe bin böyle riyâzet-keşe mahbûbe-i cihâne bâkire kızlar var kim er sözün
ve mer[d]
yüzün görmeyüp Îsâ içün babaları ol bânû-yı cihân kızları vakf etmişler. Niçe b …
Ve cümle kırk aded bilâ-teşbîh medrese-misâl irşekhâneleri var kim her birinde riyâzet-keş ladika ve papas-ı hannâs-ı vesvâs-ı sâhib-i zünnâr küffâr-ı murdâr kıssîs-i menhûsları var kim haftada bir iftâr ile kadîd-i mahz olup yâdes kemiğine dönüp kuru kadîd-i kurkaz(?) olmuşlar. Ve niçe kenîselerde niçe bin böyle riyâzet-keşe mahbûbe-i cihâne bâkire kızlar var kim er sözün ve mer[d] yüzün görmeyüp Îsâ içün babaları ol bânû-yı cihân kızları vakf etmişler. Niçe bini fertûte-i cihâne olup çürüyüp kalmışlar. Bu zümre-i bıtrîkân aceb dalâletde kadîd olup kalmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b ·
metinde göster ·
… en mihmânlara ve gayrilere Râzık-ı bî-te‘ab Hudâ-yı kerîm tarafından hâs u âmma
ve merd
[ü] zenâna ve pîr [ü] cüvâna nân-ı bî-imtinânı ve çorba-yı firâvânı ve summât-ı …
Ve mâl-ı sadakâtlar ile matbah-ı Keykâvus'unda ni‘met-i firâvân tabh olunup bay [u] gedâya belki kâ’inen menkâne bu tekyegâhı her gâh bi-hasbi'l-merâm ârâmgâh edinen dervîş-i dilrîş-i hırka-pûşâna ve Baba'yı Y 88b her subh [u] şâm ziyâret eden mihmânlara ve gayrilere Râzık-ı bî-te‘ab Hudâ-yı kerîm tarafından hâs u âmma ve merd [ü] zenâna ve pîr [ü] cüvâna nân-ı bî-imtinânı ve çorba-yı firâvânı ve summât-ı bî-kusûru dervîşân-ı abdalâna bast edüp şeb [u] rûz ni‘met-i Baba bu makâmda bî-minnet tenâvül olunur. Ba‘de't-ta‘âm fukarâ-yı ibâdullâh ol makâmda edâ-yı evkât-ı hamse ve zikr-i tevhîd iştigâliyle hoş-hâl olurlar. Dâ’imâ böyle bir nazargâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y88a–Y88b ·
metinde göster ·
… hâsıl olur, erkekli ve dişili bir otdur, saçı ve sakalı vardır. Pîr [ü] civânı
ve merd
[ü] zenânı var bir otdur kim aceb sun‘-ı Hudâ'dır. Lisân-ı Arab'da "yebrûhu's-s …
Bir kavilde "Belî, Hazret-i Âdem'in düşü azup menîsi yere düşdükde Hallâk-ı âlem bir ot halk etdi kim hâlâ ol ot Bingöl yaylasında ve Erceyş ve Demâvend [ve] kûh-ı Elburz ve Bursa'da cebel-i Ruhbân misilli yaylalarda âdem sıfatında hâsıl olur, erkekli ve dişili bir otdur, saçı ve sakalı vardır. Pîr [ü] civânı ve merd [ü] zenânı var bir otdur kim aceb sun‘-ı Hudâ'dır. Lisân-ı Arab'da "yebrûhu's-sanem" ve "abdüsselâm" derler. Ba‘zı hukemâ bu otu edviye içün ma‘âcinlere korlar, gâyet mukavvî ahşâbdır. Hazret-i Âdem'in zemîne düşen menîsinden bu giyâh hâsıl olmuşdur. Yohsa Hazret-i şîs değildir" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1b ·
metinde göster ·
… z elli râb vardır ya‘nî evli hânlarıdır, mücerred âdem komazlar. Avret ve oğlan
ve merd
[ü] zenân bir yerdedir, mahrem nâ-mahrem yokdur, bir turfe kârhânedir kim içine …
Bunlardan mâ‘adâ Mısır içinde sekiz yüz elli râb vardır ya‘nî evli hânlarıdır, mücerred âdem komazlar. Avret ve oğlan ve merd [ü] zenân bir yerdedir, mahrem nâ-mahrem yokdur, bir turfe kârhânedir kim içine girenin burnunun orta direği düşüp âdem Şâm cinnine döner. Ne‘ûzu billâh cümle fellâhîn ve Hazarî kavimleri sâkindir, gayrı kavmi dahi komazlar. Kat-ender-kat mukassî hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119a ·
metinde göster ·
[ü] nisvânı ale's-sabâh kadem-i şerîfin istikbâline çıkup muntazır olurlar. Sul …
Fî'l-hâl Sultân Ahmed bir hatt-ı şerîf ile Murâd Re’îs'i Mısır vezîrine irsâl eder. Anlar dahi Kademü'n-Nebî'yi Kayıtbay'dan kal‘ ederken bir ra‘d u berk ve rîh-i sarsarlar esüp kadem-i şerîfi çıkarmadan ferâgat edüp vukû‘u üzre der-i devlete arz edüp yine müstakıllen bir hatt-ı şerîf ile bir ser-bevvâbân-ı Dergâh-ı âlî gelüp Kayıtbay kubbesinde bin En‘âm-ı şerîf tilâvet edüp âhir kadem-i şerîfi İskenderiyye'den kadırga ile Murâd Re’îs yüz bin renc [ü] anâ ve âlâm [u] şedâyid çekerek yedi ayda Sultân Ahmed'e haberi varup ol gece kadem-i şerîfi Y 136b Sultân Ahmed Eyyûb Sultân'a gönderüp asker-i âl-i Osmân'a alay-ı azîm tenbîh olunup İslâmbol'un pîr [ü] civânı kebîr [ü] sıbyânı ve merd [ü] nisvânı ale's-sabâh kadem-i şerîfin istikbâline çıkup muntazır olurlar. Sultân Ahmed kânûn-ı pâdişâhî üzre alay-ı azîm ile Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'ye varup pây-i şerîfe yüz sürüp ser-i sa‘âdetleri üzre koyup gezdirirken bi'l-bedâhe nutk-ı şerîflerinden bu ebyât-ı dürerbâr-ı cevâhir-nisâr sâdır olur. Kıt‘a:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y136a–Y136b ·
metinde göster ·
Bu alay dahi bâlâda paşanın alay ile Mısır'a girdiği gibidir, ammâ bu alayda ulemâ ve sulehâ ve şürefâ ve tavâşî ağavâtlar vardır. İbtidâ alay yürümezden evvel sabâhdan yâhûd bir iki gün mukaddem Mısır'ın a‘yân [u] eşrâfı ve pîr [ü] cüvânı ve merd [ü] nisvânı dükkânlar dutup yollar üzre iç kal‘adan tâ Bulağ'a varınca kat-ender-kat iki sâ‘at yer âdem deryâsı gibi pür olup paşanın gelmesine muntazır olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y151a ·
metinde göster ·
… r mevlûd-ı azîm olur kim vâhidün ke-elfdir. Ve niçe kerre yüz bin sıgâr u kibâr
ve merd
[ü] zenân cem‘ olup deşt-i sahrâ(yı) hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn benî âdem c …
Ve âdem deryâsı gelüp cemî‘i âyende vü revendeye ni‘met mebzûl olup bir mevlûd-ı azîm olur kim vâhidün ke-elfdir. Ve niçe kerre yüz bin sıgâr u kibâr ve merd [ü] zenân cem‘ olup deşt-i sahrâ(yı) hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn benî âdem cem‘ olup taraf taraf ziyâretlere giderler. Zîrâ bu mahalde niçe bin sahâbe-i kirâm ve kibâr-ı evliyâullâhlar medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224a ·
metinde göster ·
… rakîk cârî olur. Ba‘de'l-mevlûd ol âb-ı latîf üzre bay u gedâ ve pîr [ü] civân
ve merd
[ü] zenân ve cümle kibâr-ı meşâyihân Y 271b cem‘ olup du‘â vü senâ etdükçe ka …
Ve niçe yüz bin kayasa ve kayık ehl-i züvvârı götürüp getirmede. Ve haymeler ile çârsû-yı bâzârda ayş [u] işret olunmada. Bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim gûyâ ıyd-ı Hârezmşâhîdir. Mâh-ı Temmûz'da bundan gayrı yerde böyle cem‘iyyet-i kübrâ olmazdır. Zîrâ Ebû Hüreyre hazretlerinin merkad-i pür-envârı kubbe-i nühtâkının cânib-i şarkîsinde bir âb-ı latîf çıkar, ana Ayn-ı Hirre derler, gûyâ kedi gözü gibi mücellâ ve berrâk olduğundan Ayn-ı Hirre derler. Ebû Hüreyre hazretlerinin kerâmetiyle hurûc etmişdir. Âsitâne-i Ebû Hüreyre'de olan niçe bin hirreler bu âb-ı nâbdan nûş edüp bi-emrillâh def‘-i cû‘ ve def‘-i atşân eder. Yohsa ol kadar bin gürbelerin bir yerden ta‘yînleri yokdur, ancak ol su ile kifâflanırlar, anıniçün Ayn-ı Hirre derler. Eyyâm-ı Temmûz'da kırk gün kan cereyân eder. Zîrâ Ebû Hüreyre gazâ-yı Mısır'da mecrûh olduğu sâ‘at kanı yere düşdükde bu âb zemînden kan cereyân eder. Tâ ki kırk gün tamâm olup ol cerâhatden Ebû Hüreyre şehîd olduğu sâ‘at beyâz ve koyu cereyân eder. Hâlâ ile'l-ân mevlûd günlerine gelince mâh-ı Temmûz'da kızıl kan akar. Ol günde hâ’iza hâtûnlar kanlı suyundan nûş edüp hayızdan kesilirler. Tâ ki mevlûd günleri olunca bi-emrillâh kan dinüp âb-ı rakîk cârî olur. Ba‘de'l-mevlûd ol âb-ı latîf üzre bay u gedâ ve pîr [ü] civân ve merd [ü] zenân ve cümle kibâr-ı meşâyihân Y 271b cem‘ olup du‘â vü senâ etdükçe kan kesilüp zülâl-i musaffâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271a–Y271b ·
metinde göster ·
… leri beher sene üç kerre kuzular, ammâ gâyet nahîf ü za‘îf kuzuları hâsıl olur.
Ve merd
[ü] zenânı on senede bâliğ olur. Yedi ayda ve sekiz ayda vaz‘-ı haml etdükde ik …
Hikmet-i Hudâ, havâsının letâfetinden zenânesi ve hayvânları senede ikişer ikişer doğurur. Ammâ âdemden gayrı behâyimleri beher sene üç kerre kuzular, ammâ gâyet nahîf ü za‘îf kuzuları hâsıl olur. Ve merd [ü] zenânı on senede bâliğ olur. Yedi ayda ve sekiz ayda vaz‘-ı haml etdükde ikiz doğar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y408b ·
metinde göster ·