… bîller ile taşıyup deryâ kenârında tekneler içre yaykayup içinde akçe ve mankır
ve mismâr
ve gayrı gûne eşyâ bulup kifâflanırlar. Ammâ ba‘zı mahalde İstifan ve sorguc ve …
Esnâf-ı arayıcıyân: Bu tâ’ife çöplük subaşısına mensûbdur. Kârları nefs-i 154a İslâmbol içre cemî‘i hânedânlarda ve şâhrâhlarda ne kadar mezbele ve hâr [ü] hâşâk var ise zenbîller ile taşıyup deryâ kenârında tekneler içre yaykayup içinde akçe ve mankır ve mismâr ve gayrı gûne eşyâ bulup kifâflanırlar. Ammâ ba‘zı mahalde İstifan ve sorguc ve cevâhir kuşak ve zî-kıymet hâtem taşlarından düşmüş cevâhir makûlesi zî-kıymet şeyler bulurlar kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b–154a ·
metinde göster ·
… yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu
ve mismâr
ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntır …
Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemerine bend kılup sâ’ir işkence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre âlât-ı cellâdları kemerlerine zeyn kılup sâ’ir huddâmların omuzlarında altunlu münakkaş serâmed servi haşebinden râyiha-yı tayyibeli kazıklar ile ve bellerinde seyâhat urganları ve ellerinde yalın seyf-i müczemleriyle merdâne cünbüş ederek ubûr ederler. Ammâ ne‘ûzü billâh herbirinin çehresinde nûr kalmayup zehir damlar. 155a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b–155a ·
metinde göster ·
… i bâris ve gül-limon ve avşıla ve hummâs ve sandal ve temir-hindî ve dud şarâbı
ve (---)(---)(---)(---)(---) misilli
elvân elvân mümessek ü mu‘amberîn eşribeler ile dükkânların zeyn edüp piyâdeler …
Esnâf-ı eşribe-i mümessek: Dükkân 55, neferât 100, pîrleri Helvâî Ömer'dir. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânların gûnâ-gûn fağfûrî ve kâr-ı çini hokka ve kavanozlar içre reybâs ve amber-i bâris ve gül-limon ve avşıla ve hummâs ve sandal ve temir-hindî ve dud şarâbı ve (---)(---)(---)(---)(---) misilli elvân elvân mümessek ü mu‘amberîn eşribeler ile dükkânların zeyn edüp piyâdeleri halka şeker şerbetleri bezl ederek ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a ·
metinde göster ·
… ça şîşeler içre gül sirkesi ve amber sirkesi ve hurmâ sirkesi ve koknâr sirkesi
ve misket
sirkesi ve tüffâh sirkesi ve niçe yüz elvân müsmirâtdan pâdişâh içün kırkar ell …
Esnâf-ı sirkecibaşı: Mîrî kârhâne Unkapanı'nın iç yüzünde Azebler mahallesi'nde pâdişâha mahsûs kârhâne-i azîmdir. Niçe yüz Bartın ve İngilis fıçıları var kim her birinin içine onar, on beşer âdem sığar fıçılardır ve Mora'nın ardıç ağacı fıçıları ve Alman fıçıları var kim ta‘bîr olunmaz. Ve Enez'in ve Mağrib'in ve Atina'nın husrevânî küplerinde otuzar kırkar yıllık sirkeleri vardır. Ve âdem sığar katremîz sırça şîşeler içre gül sirkesi ve amber sirkesi ve hurmâ sirkesi ve koknâr sirkesi ve misket sirkesi ve tüffâh sirkesi ve niçe yüz elvân müsmirâtdan pâdişâh içün kırkar ellişer yıllık sirke şîşeler ile müzeyyen olmuş Ebü'l-feth'den berü sirkehâne kârhânesidir. Ketehorya bâğlarında sirkecibaşıya mahsûs bin dölüm misket üzümü bâğları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… eştârî ve ravzacı ve çârtâyî ve avvâd ve kânûnî ve tambûrî ve kudümzen ve çengî
ve miskâlî
ve nây-zenân ve kemânî ve usûl-bend dâ’irezân cümle bu üstâd-ı kâmiller bir rem …
{Bu bâlâda tahrîr olunan on dörd aded neferât-ı sâzendeler kim kopuzcu ve şeşhâneci ve şeştârî ve ravzacı ve çârtâyî ve avvâd ve kânûnî ve tambûrî ve kudümzen ve çengî ve miskâlî ve nây-zenân ve kemânî ve usûl-bend dâ’irezân cümle bu üstâd-ı kâmiller bir remmâ-yı cavk-ı azîm olup cümlesi sâzlarını bir şedde edüp bu zikr olunan cümle on dörd esnâf sâzendegânın yekûnu (---) sâzendeler olup bunlar da altı fırka olup hânende ve dâ’irezenlerin bir fırkası, neyzen ve kemânîler ve miskâllerle bir âheng olup asl-ı makâm olan baba râstdan alay köşkü dibinde huzûr-ı pâdişâhîde bir fasl ederler kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… r da altı fırka olup hânende ve dâ’irezenlerin bir fırkası, neyzen ve kemânîler
ve miskâllerle
bir âheng olup asl-ı makâm olan baba râstdan alay köşkü dibinde huzûr-ı pâdişâh …
{Bu bâlâda tahrîr olunan on dörd aded neferât-ı sâzendeler kim kopuzcu ve şeşhâneci ve şeştârî ve ravzacı ve çârtâyî ve avvâd ve kânûnî ve tambûrî ve kudümzen ve çengî ve miskâlî ve nây-zenân ve kemânî ve usûl-bend dâ’irezân cümle bu üstâd-ı kâmiller bir remmâ-yı cavk-ı azîm olup cümlesi sâzlarını bir şedde edüp bu zikr olunan cümle on dörd esnâf sâzendegânın yekûnu (---) sâzendeler olup bunlar da altı fırka olup hânende ve dâ’irezenlerin bir fırkası, neyzen ve kemânîler ve miskâllerle bir âheng olup asl-ı makâm olan baba râstdan alay köşkü dibinde huzûr-ı pâdişâhîde bir fasl ederler kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… ⟧ makâmlarıyla savt-ı hazîn musanna‘ Urum türkîleri ve dankiyo ve tulum sâzları
ve misire
düdükleri ve lortani ve erganûn ve luturyanî ve İngilis boruları çalarak bozahâ …
Âhir-i kelâm oldur kim Devlet-i Âl-i Osmân'da ve gayrı divelde bu şarâbhâneler mukarrerdir, lâkin bu meyhâneciyân şarâb, nukl, meze, kebâblarından ve dükkân-ı dûzahkârlarından bir şey etmeyüp cümle altı bin meyhâneciyân mahbûb muğ-pîçeleriyle cümle tebdîl-i câme ile pür-silâh olup saf saf, gûnâ-gûn şakalarla rehâvî ve nikrîz 215a makâmlarıyla savt-ı hazîn musanna‘ Urum türkîleri ve dankiyo ve tulum sâzları ve misire düdükleri ve lortani ve erganûn ve luturyanî ve İngilis boruları çalarak bozahânecilerin alayından sonra ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 214b–215a ·
metinde göster ·
… irmenlerdir ve Balabancıkdan aşağı niçe değirmenler vardır ve Iğrandı deresinde
ve Miskînler
cânibinde ve tabahâne tarafında ve iç kal‘a altında ve Hasan Paşa kapusu tarafı …
Cümle yüz yetmiş su değirmânıdır. Bunarbaşı'ndan aşağı Balıkbâzârına doğru biri birinden aşağı serâpâ değirmenlerdir ve Balabancıkdan aşağı niçe değirmenler vardır ve Iğrandı deresinde ve Miskînler cânibinde ve tabahâne tarafında ve iç kal‘a altında ve Hasan Paşa kapusu tarafında kat-ender-kat değirmenlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
… efesi Dâvûdî bülend nefes olup nefs sahibi dahi olup evlâda karışa. Zira cüzzâm
ve miskînin
kaşı ve kirpiği dökülüp nefesi ve nefsi bozulur. Ne‘ûzübillah emrâz-ı sârîdir k …
Evsâf-ı kaplıca-i Çekirge Sultan: Bu dahi bir kibâr-ı evliyâullahın nazargâhıdır. Binâsı müfîd [ü] muhtasardır. Amma suyu cereb marazına ve cüzzâm zahmetine girüp ve âbından 227b kırk gün nûş eden miskîn kırk yıllık cüzzâmdan bi-emrillah halâs olup rîş [u] mûyları kemâkân yerine gelüp nefesi Dâvûdî bülend nefes olup nefs sahibi dahi olup evlâda karışa. Zira cüzzâm ve miskînin kaşı ve kirpiği dökülüp nefesi ve nefsi bozulur. Ne‘ûzübillah emrâz-ı sârîdir kim arslandan kaçar gibi firâr etmek gerek demişler. Anınçün cümle diyâr-ı Rûm'da mahalle-i miskîn, şehirlerden taşra başka semtdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227a–227b ·
metinde göster ·
… cerebe mübtelâ olup kaş ve kirpik dökülüp çâr-darb mutarraş ışığa dönüp cüzzâm
ve miskîn
olur. Âhir cemî‘î hukemâ-yı kudemâ bu duhtere ilâc etmede âciz olup âhir tebdîl …
Sebeb-i binâ-yı germ-âb : Yanko kızı Aline nâm zimmiyye maraz-ı cerebe mübtelâ olup kaş ve kirpik dökülüp çâr-darb mutarraş ışığa dönüp cüzzâm ve miskîn olur. Âhir cemî‘î hukemâ-yı kudemâ bu duhtere ilâc etmede âciz olup âhir tebdîl-i hevâ içün ol kızı İslâmbol'dan bu dağlara bırağırlar. Ol kız dahi bu kûh-i bülendler içre serserî gezerken bu ılıca suyuna râst gelüp andan nûş eder. Bir kaç günde cerebleri kara kara yanup söner. Kıza ma‘lûm olur kim ol suda hâssa vardır deyüp her gün sudan nûş edüp suya girüp kırk günde vücûdu dürr-i beyza döner. Babası Yanko'dan âdemler gelüp kızı bu hâlde görünce İslâmbol'da Yanko'ya müjde edüp kızı görmeğe bu cây-ı şifâya gelüp kızını gördükde hamd-i Hudâ edüp bu germ-âb üzre altı aded kubbe-i azîmler binâ edüp niçe âsâr-ı hayrâtlar inşa eder. Hâlâ iki kubbesi zâhirdir. Bir kubbe içre bir havz-ı azîmi vardır. Suyu gâyet ıssıdır. Ammâ mâ-i bârid halt edüp mu‘tedil olur. Gâyet nâfi‘ ılıcadır. Her sene kiraz mevsiminde bu dağlar benî Âdem ile bu ılıcalar hâtırıyçün ma‘mûr olur. Safâgâh mahaldir. 244b Bunda kâmil bir hafta zevk u sefâ edüp yine arabalara süvâr olup 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a–244b ·
metinde göster ·
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… e kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos
ve miskî
kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemle …
Bu tekyenin yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar evc-i âsumâna çıkmak ile kûh-ı bî-sütûn-misâl altları serâpâ boşdur. Deryâ döğer limânlardır. Yüzer arşın alabur direğiyle gemiler kayaların altına girüp demir bırağup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl-â-mâl olur. Bu kuyuları zamân-ı kadîmde Ferhâd-vâr kefereler kazup gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaşup çıkmağa muhtâcdır. Karadeniz sahilinde dâiren-mâdâr böyle evc-i semâya ser çekmiş kûh-i bî-sütûn-misâl kayalar yokdur. Lodos rûzgârı ve kıble ve gün doğusu fırtınası bu kayalara urdukda ra‘d-vâr gürleyüp Silistre kurbunda Afalatar ve Alhanlar bir konak yerdir, gürüldüsü tâ Alhanlar'da istimâ‘ olunur, böyle kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemler tekyede kurbânlar edüp miskî kartallara bezl ederler. Ba‘zı âdemlerin kurbânın yerler, hâcet kabûl derler ba‘zı kurbânları aslâ yemezler kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niçe yüz menâkıbı vardır ammâ ihtisar üzre tahrîr etdik. Ve bu tekyeye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
… zâde Tekyesi ve Müftîzâde Ahmed Efendi Tekyesi ve Kanlıbâzârında Kâdirî Tekyesi
ve Miskinler
Tekyesi
Evsâf-ı tekye-i dervîşân-ı zî-şân: Cümlesi kırk aded zâviye-i ehl-i tarîkdir. Cümleden âsitâne-i Celâleddîn-i Rûmî ki, Mevlevîhâne ve semâ‘ ve safâhânedir. Ve Tekye-i Hızır-İlyâs ve Tekye-i Gök Medrese ve Tekye-i Pîrler ve Şâmiler Tekyesi ve Gülâbîzâde Tekyesi ve Müftîzâde Ahmed Efendi Tekyesi ve Kanlıbâzârında Kâdirî Tekyesi ve Miskinler Tekyesi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281b ·
metinde göster ·
… ı kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş yalçın yalama kızıllu ve sarı şâhin ve zağanos
ve miskî
kartal âşiyânları kanâre kayalardır kim âdem bakmağa cür’et edemez. Van ve Şebi …
Evsâf-ı menzil-i kasaba-i azîm Istanoz: Engürü paşasının subaşılığı hükmünde yüz eli akçe nâhiye kazâlarından Murtatova nâhiyesi hudûdunda iki cânibi evc-i âsumâna çıkmış daracık derenin kenarında bin hâneli, bâğsız ve bâğçesiz, câmi‘li ve hammâmı ve suk-ı sultânîsi muhtasar bir kasaba-i ma‘mûrdur. İçinden nehr-i (---) cereyân eder. Bu kasabanın iki başında azîm kapuları var imiş. Sultân Mehemmed-i Sâlis asrında Celâlî Karayazıcı, kapuları kal‘ edüp şehri nehb ü gâret etmiş. Eğer ol kapular ta‘mîr olunsa bu kasabaya bir tarafdan zafer mümkün değildir. Zîrâ iki tarafı kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş yalçın yalama kızıllu ve sarı şâhin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları kanâre kayalardır kim âdem bakmağa cür’et edemez. Van ve Şebin ve Mardin kal‘ası kayaları gibi mehîb ü muhavvif ibret-nümâ kayalardır. Kimi kûh-ı Bî-sütûn gibi altı boşdur, kimi ejderhâ gibi yukarıdan aşağı süzülmüş, kimi arslan-sıfat, kimi fil cüssesi gibi gûnâ-gûn acebe-heybet kayalardır. Bu kasabanın ekseriyyâ re‘âyâları Ermenilerdir. Bin aded sûf ve muhayyer işlenir dezgâh vardır, derler ammâ dere içi olmağıla hevâsı gâyet ıssıdır. Lâkin latîf muhayyeri olur, memdûhdur ve Ermeni kızları meşhûrdur. Ve mağaraları var kim içinde biner ad[ed] atlar bağlansa müstevfâ sığa[r]. Ve zamân-ı kadîmde bir yalçın kaya üzre harâbe kal‘acığı vardır. Hikmet-i Hudâ bu şehre girdiğimiz gün âdem deryâsı cem‘ olmuş. Meğer ip cânbâzlarının teferrücleri var imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 359b ·
metinde göster ·
… i tahrîr eylesek başka bir mücelled olur. Ammâ ekseriyya Adana ve Tarsûs ve Sis
ve Misis
ve Tartûs ve Silifke kavmleri yaylalanır kim her birinin hudûdları ve kadı ve n …
Bunun emsâli niçe yüz yaylaları Rûmeli'nde seyr [u] temâşâ etdik ammâ Erzurûm'un Bingöl yaylası gibi Adana'nın bu Ramazânoğlu yaylası gibi yaylağ-ı azîm görmemişim. Eğer bunda olan kabâyil-i Türkmân'ın aşâyir [u] kabâyilleri isimlerini tahrîr eylesek başka bir mücelled olur. Ammâ ekseriyya Adana ve Tarsûs ve Sis ve Misis ve Tartûs ve Silifke kavmleri yaylalanır kim her birinin hudûdları ve kadı ve nâ’ibleri ve hâkimleri ve câmi‘ ve yayla evleri ve bâğçe evleri ve çârsû-yı bâzârları ve hân ve hammâmları vardır. Yetmiş kerre yüz bin koyun yaylasına çıkup koyun hakkı alınır deyü meşhûrdur. Bunda olan âb-ı hayâtlar ve yayla kirazları ve yoğurdu ve kaymağı ve tereyağı bir diyârda yokdur. Çârsû-yı bâzârı serâpâ çam tahtasından ve çam kabuğu ile mestûr dekâkîn-i muhtasarlardır. El-hâsıl vasfında meddâhlar kâsırdır. Murtezâ Paşa efendimiz bir sâhib-i tabî‘at kimesne olmağıla üç gün burada zevk [u] safâlar edüp gûnâ-gûn şükûfe-i ezhârâtın râyiha-i tayyibesi dimâğlarımız mu‘attar edüp atlarımız yonca ve terfil ve ayrık nebâtât [u] giyâhâtı tenâvül etmeden ham-şikam olup üç günde her biri birer Dâbbetü'l-arz'a dönüp paşaya bu yayla halkından kâmil üç bin koyun ve yedi at hedâyâlar gelüp anda yine cânib-i kıbleye yokuş aşağı dere ve depeli sengistân ve sa‘b çengelistân yerleri aşup Çifte Hân nâm bir müfîd [u] muhtasar iki aded hanlardır. Bu mahalde bir dere içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18b ·
metinde göster ·
varsa bi-emrillah-i Te‘âlâ altı ayda âb-ı hayât suları hâssasından tendürüst ol …
Sincan yaylası, anda cüzzâm ve miskîn varsa bi-emrillah-i Te‘âlâ altı ayda âb-ı hayât suları hâssasından tendürüst olup ol miskînin vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup hayât-ı cân bulur. Zîrâ bu yaylada Hazret-i İsâ vâlidesiyle Nablus şehrinden bunda gelüp sâkin olduğu makâm-ı şerîfi ziyâretgâhdır ve Hazret-i İsâ halîfesi Şem‘ûn-ı Safâ hazretleri Mısır'ın Behnisa şehrinden seyâhat ederek bu yaylada Hazret-i İsâ makâmın ziyârete gelüp anda dahi Şem‘ûn-ı Safâ'nın makâmı vardır. Nazargâh-ı peygamberân olduğundan nûş etdikleri âb-ı zülâlden cüzzâm miskînler nûş etseler bi-emri Hudâ şifâ bulurlar, tevâtür ile meşhûr ziyâretgâh-ı hâs u âmlardır. Ve ba‘zı Freng-i pür-reng-i bed-cenkler tevârîhlerinde bu yaylada Hazret-i İsâ ve Şem‘ûn-ı Safâ'nın makâmât-ı aliyyeleri olduğun istimâ‘ edüp İskenderûn'dan cem‘-i vefîr ile 21a bu yaylalara gelüp ziyâret edüp kesb-i hevâ ederler. El-hâsıl ibret-nümâ vâcibü's-seyr yayla-yı azîmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b–21a ·
metinde göster ·
… de menzil-i Antakıyye andan Belen'i ve İskenderûn'u ve Payas'ı ve Kurdkulağı'na
ve Misis'i
(---) sâ‘atde geçüp, menzil-i Adana, andan Çakıt'ı ve Sultânhânı'nı ve Ramazâno …
Evvelâ menzil-i İkikapulu; Şâm'dan 9 sâ‘atdir. (---) Sâ‘atde menzil-i Hımıs. Andan 12 sâ‘atde menzil-i Hamâ. Bunda menzil bârgiri ve menzilci alup aslâ ârâm etmeyüp (---) sâ‘atde Şecer'i ve Mıdığ'ı ve Cisr-i Şu‘ûr'u ve Danbıkıyye'i geçüp ol gün ol gicede menzil-i Antakıyye andan Belen'i ve İskenderûn'u ve Payas'ı ve Kurdkulağı'na ve Misis'i (---) sâ‘atde geçüp, menzil-i Adana, andan Çakıt'ı ve Sultânhânı'nı ve Ramazânoğlu yaylasın aşup (---) sâ‘atde menzil-i Ulukışla, andan kasaba-i Ereğli ve Karapınar ve İsmîl'i geçüp (---) sâ‘atde menzil-i Konya, andan Lâdik ve kasaba-i Ilgın'ı geçüp (---) sâ‘atde menzil-i Akşehir, andan Bolvadin'i ve Babid'i ve Husrev Paşa hânını ve Seydî Gâzî'yi geçüp (---) sâ‘atde menzil-i Eskişehir, andan kasaba-i Sögüd'ü ve kasaba-i Lefke[yi] geçüp (---) sâ‘atde menzil-i kal‘a-i İznik, andan Yalakâbâd deresinde Kırkgeçit nâm mel‘ûn mahûf u muhâtaralı yerde Kırkgeçid'i kırk elli kerre geçüp cân-ı azîzden bî-zâr olup derbendi geçüp Hersek'de menzil bârgîrleri değiştirüp andan Dil'i geçüp nısfu'l-leylde (---) cümle sâ‘atde menzil-i Üsküdar'a deryâ-misâl asker içre güç ile gelüp paşanın kapu kethüdâsı Kuşçu Mahmûd Ağa ile Sadrıa‘zâm Murâd Paşa'yı Üsküdar'da otağında bulup hakîr dest-bûs edüp mektûbları verdikde "şâm'dan çıkalı kaç gündür?" dedi. "Çıkdığım gün ile bugünkü gün on gündür" dedim. "Paşa nişler?" "Du‘â-yı hayrınızdadır" dedim. Bu hakîrin hâl-i hakîrin su’âl edüp mektûblardan hazz edüp "Biz anı bir azîm işe koşsak gerek. Hemân er olsun, baş yarsın, Pâdişâha mâl tahsîl eylesin. Hele şu gâilemizi def‘ edelim" deyü hakîre bir hil‘at-i fâhire giydirüp "Kapu kethüdâsı! Evliyâ'yı bir hoşça gözet!" deyüp yine zemîn bûs eder şekilli iltiyâm edüp Mahmûd Ağa'nın haymesinde sâkin olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29b ·
metinde göster ·
… ve zır-zop bel-hop çelebiler Üsküdar'da bâğlarda ve Karaca Ahmed Sultân tekyesi
ve Miskinler
tekyesi yanında küme küme, cavk cavk olup mezâristân bâğistân içre ferrâcelerin …
Evvelâ hâk-i İslâmbol gerçi çelebi ve zarîf ve pür ma‘rifet ve musannif ve mü’ellif ve sâhib-i tab‘ u reşîd ve necîb u halûk ve halîm ü selîm kimesneler olur ammâ tiryâkî ve berşnâkleri gâyet lecûc ve fassâl ve dehhâl ve heccâv olurlar. Bu Üsküdar ma‘rekesi gününde niçe bin atlas ve dîbâ ve şîb u zerbâfa gark olmuş gözü sürmeli ve başı misvâklı, eli mercân tesbîhli Kadızâde tarîkinden geçinür şahıs mürâyî ökçesiz kırkar dirhem nârin pabuç geyer çelebiler birkaç gice mukaddem Üsküdar'a geçüp cenk seyrine gelüp güyâ Kâğızhâne ve Okmeydânı teferrücüne çıkmışlardır. Müddet-i medîd-i ömründe kapusundan taşra çıkup gün yüzü görmemiş lapadandin hoppa ve zır-zop bel-hop çelebiler Üsküdar'da bâğlarda ve Karaca Ahmed Sultân tekyesi ve Miskinler tekyesi yanında küme küme, cavk cavk olup mezâristân bâğistân içre ferrâcelerin altlarına koyup kimi hevâyî fişek atar ve kimisi yine urmaca top oynar, kimi murabba‘ ve kâr u nakş okur, kimi dübeyt ü taksîm ve varsağı okuyup def ü kudûm çalıp gûnâ-gûn şakalar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31a ·
metinde göster ·
… n nân ve sâ’ir sebzevât ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ şeker ve kahve
ve misk
u amber-i hâm ve za‘ferân u şem‘-i aseline varınca ta‘yînâtın verüp üç kerre zi …
Hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle şehr-i Sivas'a dâhil olup Kara Murtezâ Paşa efendimizle yine müşerref olup cân sohbetleri edüp niçe gûne seyr [u] temâşâlar edüp niçe bin ahvâl-i pür-melâle vâkıf olduk. Âkıbet Murtezâ Paşa efendimiz bir kevkeb u baht-ı sa‘âdet sâhibi vezîr-i âlî-şân olmağıla Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Kara Murâd Paşa mühür sâhibi olur deyü havfa düşüp gâh Azağ'a gâh Kazağ'a ve gâh Silifke ve Kars'a atmak murâd edindikde Murtezâ Paşa dahi Âsitâne tarafında Koca Vâlide Sultân'a ve kızlarağasına yigirmişer bin altun gönderüp kendüyi der-i devlete getirdmeğe amel etdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi eyâlet-i Bağdâd'dan ma‘zûlen Sivas'a dâhil olup evvelki Bağdâd'a gidişimizi yâd edüp "Hayfâ kim Bağdâd henüz yeniçeriler zulmünden harâb olmadadır" deyü te’essüf çeküp üç gün ol zemistânda şehr-i Sivas içre tekâ‘üd edüp Murtezâ Paşa efendimiz beher yevm yüzer koyun ve beşer yüz somar arpa ve onar bin nân ve sâ’ir sebzevât ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ şeker ve kahve ve misk u amber-i hâm ve za‘ferân u şem‘-i aseline varınca ta‘yînâtın verüp üç kerre ziyâfet-i azîm edüp birer İbrâhîm Hân kürkü geydirüp birer zerrîn rahtlı ve sîm zeynli küheylân atlar hedâyâ çeküp Melek Paşa'ya Murtezâ Paşa i‘zâz [u] ikrâm ederdi. Vedâ‘dan bir gün mukaddem Melek Paşa'ya beş katâr-ı katır raht [u] bisâtlarıyla keşîde edüp Melek Paşa Murtezâ Paşa emîrâhûruna bir semmûr kürk giydirdi ve Melek Ahmed Paşa dahi Murtezâ Paşa'yı hânesine da‘vet edüp bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim diller ile ta‘bîr olunup kalemler ile tahrîr olunmaz. Bu ziyâfet mahallinde âsitâne tarafından Murtezâ Paşa efendimizin ulağı Tatar Aliş gelüp ma‘zûllük haberi getirüp Murtezâ memnûn oldu ve ertesi Melek Ahmed Paşa vedâ‘laşup gitdükde hakîr beş sâ‘at bile gidüp anlar Yenişehir'e gitdiler. Hakîr yine Sivas'a gelüp tedârik-i râh görmeğe mukayyed iken âsitâne-i sa‘âdet tarafından Şâm-ı Tarabulus'dan ma‘zûl Hamâlı Arnavud Mehemmed Paşa'ya Sivas-ı Rûm eyâleti ihsân olunup sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gurresinde müsellim gelüp dîvân-ı pâdişâhîde Murtezâ Paşa emr-i şâhîyi kırâ’at etdirüp "Bu mansıb-ı dünyâ bir el destmâli-misâl elden ele gezer. Paşa karındaşımıza Allah mübârek eyleye!" deyü Müsellim Kâfirzâdeye bir semmûr lipâçe geydirüp cümle a‘yân-i vilâyet müsellimi alup gitdiler. Paşa sarâyda on gün dahi meks edüp cemî‘i levâzımâtların görüp konakçıyla doğru Eskişehir'e gidüp eyâlet-i Sivas'a cümle sekiz ay mutasarrıf olmuşuzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90a ·
metinde göster ·
… felerinden Horâsân erenleridir. Zile vâdîsinde ma‘mûr u âbâdân imâret ve mescid
ve misâfirhâneli
bir tekye-i mu‘azzamdır pâ-bürehne ser-bürehne yetmiş aded fukarâları vardır. B …
Hacı Bektâş ile diyâr-ı Horâsân'dan gelmiş ceddimiz Hâce Ahmed-i Yesevî halîfelerinden Horâsân erenleridir. Zile vâdîsinde ma‘mûr u âbâdân imâret ve mescid ve misâfirhâneli bir tekye-i mu‘azzamdır pâ-bürehne ser-bürehne yetmiş aded fukarâları vardır. Bu diyârın ahâlîsi azîz Şeyh Nusret'e gâyet mu‘tekidlerdir. Hattâ tekyesinin önünde bir azîm köhne dud şeceri vardır. Bir tarafı çürümüşdür. Ol çürükden bir kımık koparup hummâ-yı muhrıkaya ve hummâ-yı rub‘a mübtelâ olan âdemlere buhûr etse bi-emrillah şifâ bulur; gâyet mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 91a ·
metinde göster ·
… rid'e yüz bin asker geçüp ol mâh-ı Şevvâlde Seline kal‘ası ve Aya Koron kal‘ası
ve Miselonka
kal‘ası ve yedi pâre kal‘a dahi feth olup ol sene Marko kâfir yüz bin ceyş-i cü …
Tedbîr-i Sâlis: Deli Hüseyin Paşa'dan feryâdcılar gelüp "Cezîre-i Girid'e asker kalmadı" haberi gelince Âl-i Osmân’ın cemî‘i defterhânesin kâtibleriyle ve defter emîniyle ale'l-umûm defterhâne-i Hüseyin Paşa'ya gönderüp "Her kime dirliği lâzım 97a ise birden bine, binden yüz bine varınca Girid'e gitsün" deyü cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'a asker sürücü kapıcıbaşılar ve mîrimîrânlar ta‘yîn olunup bir ayda cezîre-i Girid'e yüz bin asker geçüp ol mâh-ı Şevvâlde Seline kal‘ası ve Aya Koron kal‘ası ve Miselonka kal‘ası ve yedi pâre kal‘a dahi feth olup ol sene Marko kâfir yüz bin ceyş-i cünübiyle münhezim olup yüz bin esîr alınup niçe yüz kurâ ve kasabâtlar nehb ü gâret olup üç yüz pâre kurâlar mutî‘ [ü] münkâd olup harâc-güzâr oldular. Bunlar cümle Melek Paşa asrında vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b–97a ·
metinde göster ·
… Bir gün bu şehr-i Eski Zağra'da sâkin iken niçe ahibbâ vü dostândan Armağânzâde
ve Mismârîzâdeler
eyitdiler: "Evliyâ Çelebi! Bizim şehrimizde bir acâ’ib temâşâgâh-ı ibret-nümâ v …
Ve mine'l-acâ’ib-i ibret-nümâ-yı hârık-ı âde: Bir gün bu şehr-i Eski Zağra'da sâkin iken niçe ahibbâ vü dostândan Armağânzâde ve Mismârîzâdeler eyitdiler: "Evliyâ Çelebi! Bizim şehrimizde bir acâ’ib temâşâgâh-ı ibret-nümâ vardır kim görmeğe muhtâcdır. Kalk sana ol vâcibü's-seyri seyr etdirelim" dediklerinde hakîr dahi anlara teba‘iyyet edüp şehri seyerân u deverân ederek Tahtalkal‘a nâm mahalle varup anı gördüm, şâhrâh üzre bir sakka kuşu per ü bâllerin küşâde kılup sâyebân-âsâ edüp yatar. Meğer kanadı altında bir kancık sarı köpek yatarmış. Bu yârânlarımız ile bir berber dükkânında oturup bu sakka kuşuyla kelbin mu‘âmelelerine mukayyed olduk. Anı gördüm, sakka kuşu burnuyla kelbin postunu bitlemeğe başladı. Ammâ sakka kuşunun minkârının bir yanı ve sağ taraf cenâhı mecrûh. "Bu neden mecrûhdur" deyü su’âl etdim. "Vallahi bu sakka kuşunu sayyâdlar kanadın mecrûh edüp bu şehir içre bırakdılar. Bu mürg-ı hayvân-ı hevâ günden güne ifâkat bulup şikeste-per kaldı. Ammâ giderek şehir halkıyla ve kilâb-ı akûr-ı sarîhler ile üns [ü] ülfet edüp bu dişi kelbe mukârin olup böyle bitleyerek çarsû-yı bâzârda bile gezerek bir ân kelbin yanından cüdâ olmazdı. Âhir dişi kelb kızup erkek kelbler dişi kelbin yanına geldikçe bu sakka kuşu anlarla ceng edüp kovarak dişi kelbi himâye ederdi. Ammâ kancık kelbin murâdı erkek kelblerde. Anı gördük, bir gün şehir içre ne kadar yüz kelb var ise cümlesi bir nefesden uluyarak seğirdüp soluyarak bu Tahtalkal‘a meydânına gelüp kelbler sakka kuşuna hücûm etdiler. Hemândem mürg-ı zeyrek kanat kakup minkâr-ı dehânın açup bu kelblere niçe hamle eylediyse ikisin katl eyledi. Ve dörd beş aded kelb mecrûh olup uluyarak firâr etdiler. Hemân bir hayli kelb yine mürga sarılup bir azîm arbede edüp temâşâcı ehl-i beled bunları birbirinden ayırmak mümkün olmayup ol günde minkârın meksûr u cenâhın mecrûh etdiler. Ammâ hâh nâ-hâh dişi kelbi kelb-i akûrlara vermeyüp ol zamândan berü dişi kelbi kabza-i tasarrufa alup yanına bir erkek kelb gelmek ihtimâli yokdur" deyü bu sergüzeşt-i mürg-i sakkayı hikâye ederken anı gördüm sakka kuşu kanadının sâyebânın 133b kaldırup meydânda bir hayli cevelân ü deverân ü seyerân etdi. Kelb dahi sâye-i cenâhdan çıkup bir hayli esnedi ve gerindi ve sündü. Hemân Berber Ali nâmında bir kimesne kelbe fahfara nânpâreleri kelb-i acûz tenâvül ederken sakka kuşu kassâblar içinde üstühânlar bulup fi'l-hâl kelbe getirdi. Kelb üstühânı da yeyüp yatdıkda mürg-i sakka cenâheynin küşâde kılup minkârın kec edüp horos-misâl merdânelik ederek yatan kelbin üstüne çıkup edebde ördek zekeri gibi bir karış var kîr-i mühmele-i kec-kârın çıkarup hâh nâ-hâh be-dürüstî kelbe bir fetîle salup çıkardıkda bir hayli kanat kakup reftâr etdi. Kelb-i fakîre yalanup kaldı, aslâ "haf haf" ve vağ vağ" demeyüp râm oldu. Meğer beher yevm böyle beş altı kerre cimâ‘ ederlermiş. Aceb sırr-ı temâşâgâh idi kim bu hakîrun kendi müşâhede etdüğü meşhûr-ı âfâk temâşâdır kim Hudâ âlimdir böyle olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133a–133b ·
metinde göster ·
… n ve bir kelepür ve me’kûlât [u] meşrûbât makûlesinden deyyâr bir dane-i hardal
ve mismâr
bulmayup paşanın fermânıyla cümle hâneleri âteş-i sûzân ile harâb u yebâb edüp …
Ale's-sabâh ki oldu, cümle guzât-ı müslimîn Sincâr dağı üzre bâğlara müstevlî olup üç yüz pâre kurâları nehb ü gâret etdiler ammâ bir iğne ve bir iplik ve bir fahta ve bir makiyan ve bir kelepür ve me’kûlât [u] meşrûbât makûlesinden deyyâr bir dane-i hardal ve mismâr bulmayup paşanın fermânıyla cümle hâneleri âteş-i sûzân ile harâb u yebâb edüp bûriyâ ile mestûr hânelerinin dûd-ı siyâhı evc-i âsumâna peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214b ·
metinde göster ·
… ve ve cisr-i Çâşnigîr ve püll-i Osmâncık ve kantara-i Amasiyye ve Adana köprüsü
ve Misis
sırâtı ve Hasankeyfâ cisri gibi niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu ci …
Nehr-i zülâl Batmân: (---)(---)(---)(---) kurbünde (---)(---) dağlarından gelüp bu püll-i kûzahun altından ubûr edüp cânib-i şarka ve kâh kıbleye cereyân ederek (---)(---) altında nehr-i Şatt'a rîzân olur, ammâ bu cisr-i Batmân altından ubûr etdikde eyle darb-ı hiddet ile akar kim sâ’ikasından âdemin kulağı asamm olur. Zîrâ ol mahalle kûh-ı bî-sütûn pârelerinden nişân verir kayalar üzerinden ubûr eder ve bu mahal Diyârbekir ve Mefârikîn'den Hazzo'ya ve Bitlîs'e ve Van'a ve gayrı diyâr-ı Kürdistân'a memerr-i nâs olduğundan nesl-i Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) hazretleri helâl-i zülâl mâlından üç bin kîse masrûf edüp bu mahalle cemî‘i diyârın bennâ ü mi‘mâr [u] mühendislerin cem‘ edüp bir püll-i azîm binâ etdirmişdir kim Anadolu diyârında cisr-i Geyve ve cisr-i Çâşnigîr ve püll-i Osmâncık ve kantara-i Amasiyye ve Adana köprüsü ve Misis sırâtı ve Hasankeyfâ cisri gibi niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu cisr-i Batmân'ın binâsı ve tarzı tavrı ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde yokdur. Bu nehr-i azîmin bir tarafı kayadır, bir tarafı rimâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… bir göl binâ etdi, ol mahaldedir ve mahalle-i Nakşot ve mahalle-i Arab Köprüsü
ve Miskinler
tarafındadır ve Avul Meydânı mahallesi ve Karadere mahallesi ve Âvîh mahallesi …
Der-ayân-ı esmâ-i mahalle-i büldân: Cümle on yedi aded mahalle-i müslimîndir kim zikr olunur: Evvelâ mahalle-i Hüsrev Paşa ve mahalle-i Şâm ve mahalle-i Zindân ve mahalle-i Çorum ve mahalle-i Çinedâr ve mahalle-i Kızılmescid ve mahalle-i Şeyh Hasan ve mahalle-i Çeyrek ve mahalle-i Kücür ve mahalle-i Gökmeydân ve mahalle-i Kümuz ve mahalle-i Takleban ve bu mahalle Hân bâğı ardında bir göl binâ etdi, ol mahaldedir ve mahalle-i Nakşot ve mahalle-i Arab Köprüsü ve Miskinler tarafındadır ve Avul Meydânı mahallesi ve Karadere mahallesi ve Âvîh mahallesi ve Küçür mahallesi ve Değirmân mahallesi ve Hân bâğı mahallesi, hân-ı âlîşâna mahsûs bir vâsi‘ sütûh üzre temâşâgâh bâğ-ı İrem bir semtdir ve bu tahrîr olunan mahallâtlar cümle müslimîndir ammâ Arabî ve Ya‘kubî Ermenî mahalleleri cümle on bir mahalle-i keferelerdir, ammâ esmâları ma‘lûmum değildir. Ve bu şehirde aslâ Yahûdî ve Fireng ve Urum yokdur, cümle Ermenîlerdir ve cümle ankâ bâzergânlardır. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224b ·
metinde göster ·
… Âvîh dereleridir. Ve Husul nehri cisri ve Aynu'l-berut cisri ve Hân bâğı cisri
ve Miskinler
kurbünde Arab köprüsü, musanna‘ cisr-i ma‘mûrdur. Ve Karadere Mahallesi cisri v …
Der-fasl-ı cüsûr-ı âyende vü revendegân: Şehr-i Bitlîs içre cümle on yedi dereler üzre on bir aded kârgîr binâ cüsûr-ı ra‘nâlardır. Cümleden kal‘a dibinde Hâtûniyye cisridir kim altından ubûr eden nehr-i zülâleyn Ayn-ı İskender ve Ayn-ı Âvîh dereleridir. Ve Husul nehri cisri ve Aynu'l-berut cisri ve Hân bâğı cisri ve Miskinler kurbünde Arab köprüsü, musanna‘ cisr-i ma‘mûrdur. Ve Karadere Mahallesi cisri ve Âvîh derede dahi cisirler var, ma‘lûmum değildir ve Kücür mahallesi cisri ve Değirmân mahallesi cisri. Bu ma‘lûmumuz olan derelerin yemîn ü yesârında bâğlı u bâğçeli kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir kim cümle kârgîr binâlardır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… "Ey ümmet-i Muhammed! Menüm âletim çekiç idi ve iki mismâr idi. Şimdi çekiç yok
ve mismârlar
çıkması mümkin değil. Ben niçesi bu sütûh üzerinden aşağı inerim. İşim Allah'a …
Andan yine ser-nigûn olup aşağı mismârı çıkarup yine kakup yine çıkarup bir mismâr üzre icrâ etdiği ma‘rifetleri bir mismârda etmeyüp kırk yedi kerre kırk yedi âdem kaddi dîvâr yüzünden ta sütûha çıkup üstâdlarına ve pîr-i perverlerine hayır du‘â edüp mezkûr iki mismârı bir yere kakup çekici aşağı atup eydür: "Ey ümmet-i Muhammed! Menüm âletim çekiç idi ve iki mismâr idi. Şimdi çekiç yok ve mismârlar çıkması mümkin değil. Ben niçesi bu sütûh üzerinden aşağı inerim. İşim Allah'a kaldı kim men öz özümü aşağa ataram. Hudâ şâhidim ola kanım ve katlim size helâl ola. Bizi du‘âdan unutmanuz" deyüp koynundan bir eldiven çıkarup ellerine giydi ve "Bismillah ya Allah!" deyü bam-ı damdan zemîne kendüyi atdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
Bu ibret-nümâları paşa ve cümle asker seyr ü temâşâ ederken paşa efendimizin yanında zânû-be-zânû oturmuş Hakkarî hâkiminin akra[bâ]larından sulehâ-yı ümmet bir âlim u fâzıl çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî idi, hemân ol zât-ı lecûc Kürdlüğü dutup paşaya ve hâna eydür: "Böyle hırsız ve harâmî kemendbâz ve mismârbâz senin hareminin sütûhuna çıhar. Murâd idinse gice haremine girüp harâm-zinâlık ve harâmzâdelik etmez mi? Munu fikr etmeyüp eynine semmûr lipâçe verüp bir kise guruş verüp başına zer-i mümessek nisâr edersüz. Men de ecdâdımdan gördiğim ma‘rifetleri gösterem. Mena ne verirsiz, görem!" deyüp kasr-ı kasîrden aşağı "Yâ Hay!" deyüp kendüyi atup derhâl eyninden semmûr kürkün çıkarup meydân-ı muhabbetde serserî "Yâ Hayy!, yâ Kayyûm" {deyü} gezüp eydür: "Ol pehlivân dîvârlara mismârlarla çıkar. Görem ki men de niçe çıkaram" deyü hemân karşu dîvârın yüzüne bir kerre el urdu ve eli dîvâra yapışdı. Obir elin dahi yukaru atdı. Ol dahi eyle yapışup bu tarîk ile "Yâ Hayy, yâ Hâyy" deyü feryâd ederek yarasa kuşu gibi rûy-ı dîvâra yapışarak asılup gezerdi. Başında kohık-i şanpur destârı ve ayaklarında poçilli pâbucu ile sarây meydânının cânib-i erba‘asında dîvâr ki seksener doksanar arşın âlî dîvârlardır, birkaç kerre bu rûy-ı dîvârı "Yâ Hây, yâ Kayyûm ve yâ Vâhid ve yâ Mâcid ve yâ Ferd ve yâ Samed!" deyüp devr ederek paşanın başı ucundaki dîvârdan köşke nüzûl edüp yine zânû-be-zânû meks etdükde paşadan vâfir özürler diledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
Ve bu kayalar mâbeyninde niçe kerre yüz bin şahin ve zağanos ve balaban
ve miskî
kartal ve akbaba ve çaylak ve baykuş ve kırlangıç ve güvercin ve devlengeç ve k …
Ve bu kayalar mâbeyninde niçe kerre yüz bin şahin ve zağanos ve balaban ve miskî kartal ve akbaba ve çaylak ve baykuş ve kırlangıç ve güvercin ve devlengeç ve karakuş ve niçe gûne [vu]hûş âşiyân etmiş vâcibü's-seyr sahrâtullahi azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… d-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm
ve miskin
ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğm …
(---) hâkinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir çemenzâr-ı sahrâ-yı sebzezârda Mihâloğlu binâsı bir kubbe-i âlî ılıcadır kim Rûm ve Arab u Acem'de ve İsfaç ve Nemse ve Çeh u Leh ve Alman diyârında böyle bir nâfi‘ germâb ılıca görmedim. Hattâ benî Âdem girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder ve beden-i insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve baras ve zâti'l-cenb ve hafakan marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
… lerine mektûblar yazılup Özü kal‘ası meremmâtıyçün on bin kıt‘a belvân direkler
ve mismâr
ve şindire tahta ve sâ’ir top tahtaları ve gayrı elvân keraste ve sâ’ir mühimmâ …
Paşa eyitdi: "Bunda dahi bize asker lâzımdır" deyüp ol gün Eflâk ve Boğdan ve Bender beğlerine mektûblar yazılup Özü kal‘ası meremmâtıyçün on bin kıt‘a belvân direkler ve mismâr ve şindire tahta ve sâ’ir top tahtaları ve gayrı elvân keraste ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar ile bin aded mi‘mâr ve çerâhor ve iki bin Eflâk ve üç bin Boğdan ale'l-acele gelsin" deyü buyurdular mü’ekkeden tahrîr olunup Ensesi Yamalı şâmlı Halîl Ağa mübâşir olup katar-ı mehâr ile Halîl Ağa Eflâk ve Boğdan'a gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b ·
metinde göster ·
… i yüz yıl pâdişâh olup mübâhese-i ilm etmek ve silâh düzmek ve kirec ve üstübec
ve misk
ve ûd ve reyhân ve kalya misk ve envâ‘-ı ıtriyât ve çadır ve hammâm ve nefîr ve …
Müddet-i ömrü ma‘lûm değildir, ammâ yedi yüz yıl pâdişâh olup mübâhese-i ilm etmek ve silâh düzmek ve kirec ve üstübec ve misk ve ûd ve reyhân ve kalya misk ve envâ‘-ı ıtriyât ve çadır ve hammâm ve nefîr ve sûrnâ ve gözgü ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp bir bölüğü ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacri ve bu şehr-i Aydıncığ'ı amâr edüp şarâb içe içe aklına hıffet gelüp nikrîz zahmeti derdinden rubûbiyyet da‘vâsı edüp şeddad bin Âd Cemşîd'e galebe edüp oğluyla Dahhâk-ı Mârî nâm vezîrin Cemşîd üzre deryâ-misâl asker ile gönderüp Aydıncık nâm mahalde döğüşerek Cemşîd Ayasuluk şehri kal‘asına firâr edüp anda dutduklarında Cemşîd'i destere ile iki biçüp halk-ı cihân şerrinden emîn olup Cemşîd Ayasuluğ'da yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87a ·
metinde göster ·
… oz ve Karlıeli ve İnebahtı ve Rodos ve Midilli ve Kocaeli ve Kara Biga ve Sığla
ve Misistre
bu sancaklardır, ammâ sâlyâne ile zabt olunan Sakız ve Nakşe ve Mehdiyye. Ancak …
Evvelâ sancağ-ı Ağrıboz ve Karlıeli ve İnebahtı ve Rodos ve Midilli ve Kocaeli ve Kara Biga ve Sığla ve Misistre bu sancaklardır, ammâ sâlyâne ile zabt olunan Sakız ve Nakşe ve Mehdiyye. Ancak Gelibolu paşa sancağı tahtıdır. Livâsında ze‘âmet 6 ve tîmâr 122, ammâ hamd-i Hudâ şimdi asrımızda deryâ kalemi ze‘âmeti tîmârı dahi ziyâde oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94b ·
metinde göster ·
… ya‘nî Hürrem ve Behlûle ve Yoro ve Safo ve Hoyrad ve Fehrâd Kînân, ya‘nî Ken‘ân
ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) misilli
esmâları var.
Der-ayân-ı esmâ-i gulâm-ı çâkerân: Ekseriyyâ kölelerinin isimleri Hûrem, ya‘nî Hürrem ve Behlûle ve Yoro ve Safo ve Hoyrad ve Fehrâd Kînân, ya‘nî Ken‘ân ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) misilli esmâları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130b ·
metinde göster ·
… urât [u] muzahrafâtın obası içinde defn edüp cesed-i şerîfin tuz ve amber-i hâm
ve misk
ve gülâb ve za‘ferân ve zımrân ile perverde edüp mestûr etdiler. Hâlbuki pâdişâ …
Ba‘dehû sene 984 târîhinde Gâzî Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân zahîr marazından kal‘a-i Sigetvâr döğülürken kal‘a altında Arapça emrine itâ‘at edüp Süleymân'ın mevtinden yedi gün sonra kal‘a-i Sigetvâr ve merhûm olduğu gün vilâyet-i Erdel'de kal‘a-i Göle ve kal‘a-i Yanova ve kal‘a-i Vilagoş ve niçe kal‘aları hâlî Pertev Paşa feth etdiği haber-i meserreti Sigetvâr altında gelüp pâdişâhın na‘şesin karnından yarup kazurât [u] muzahrafâtın obası içinde defn edüp cesed-i şerîfin tuz ve amber-i hâm ve misk ve gülâb ve za‘ferân ve zımrân ile perverde edüp mestûr etdiler. Hâlbuki pâdişâh-ı mağfûru ba‘de'l-feth-i kal‘a kırk üç gün pinhân edüp Sokollu âkıl Mehemmed Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle eyle ihfâ etdiler kim Harem-i Hümâyûn'un huddâmları bile vâkıf-ı esrâr olamadılar. İllâ Silihdâr Ca‘fer Ağa ve Moravî Alî Ağa ve pederimiz De[r]viş Mehemmed Ağa vâkıf-ı hâl idiler. Sonra bu esrârı Silihdâr Ca‘fer Ağa'yı Sokollu meyti hıfz etdiğiyçün na‘şe-i merhûm pâdişâh ile taht-ı revâna Ca‘fer Ağa bile girdi ve Rikâbdâr Mor[avî] Alî Ağa piyâde gidüp "Pâdişâhım suyu istediler" deyü içerde suyu silihdâr içerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
Ve bu şehir içre hayrât-ı ibret-nümâsının biri dahi nehr-i azîm dîvâne Drin üzre on bir göz bir cisr-i kebîri var kim her bir kemerleri kehkeşân-âsâ âsumâna ser çeküp her biri kavs-i kuzahdan ve tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin Geyve köprüsü ve Kızılırmak üzre Çâşnigîr köprüsü ve nehr-i Araz üzre Altun Halkalı köprü ve yine nehr-i Araz üzre Hasankal‘ası kurbun[d]a Çoban köprüsü ve Hazzo kurbunda Batman cisri ve Hısn Keyfâ püllü ve Adana ve Misis köprüleri cümle meşhûrdur, ammâ Rûmeli'nde Çekmece cisirleri ve Hersek sancağında Mostar cisri bir göz püll-i ibret-nümâdır, ammâ bu Vişegrad cisrini görüp ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bu cisr-i azîmi gördükde akıllar perîşân olur. İbtidâ esâsına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165b ·
metinde göster ·
… yah pâresi eksik değildir. Binden mütecâviz âb-ı hayâtları var. Sünbül ü reyhân
ve misk-i
Rûmî ve zerrîn-i gûnâ-gûnların râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Hattâ …
Sitâyiş-i cebel-i âlî Rila: şehr-i Dobniçse ile Samakov dağı mâbeyninde bir kûh-ı ser-bülenddir kim bir ucu Samakov dağları ve bir tarafı Destpot Kral yaylağına müntehî tûfân-ı Nûh'dan beri selc [ü] yah pâresi eksik değildir. Binden mütecâviz âb-ı hayâtları var. Sünbül ü reyhân ve misk-i Rûmî ve zerrîn-i gûnâ-gûnların râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Hattâ on bin egrek koyun yaylanır yaylağ-ı azîmdir kim Gekbiziyye'de Koca Mustafâ Paşa evkâfı Rila yaylasıdır. Kırk elli yerde âhen ma‘denleri vardır ve kûh-ı yaylağ-ı Destpot bu Rila'nın cânib-i şarkîsinde ol dahi bir yaylağ-ı ibret-nümâdır. İnşâ’allâh anı da mahalliyle yâd edevüz. Ba‘dehû bu Rila yaylağı dâmeninden aşup bir merhalede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175a ·
metinde göster ·
… neler olduğundan mâ‘adâ yine bir salkımda barmak üzümü ve tilki kuyruğu ve hore
ve misket
ve ham ve keşmekeş ve düzenli(?) ve zeynî ve razakı ve beğlerce ve hüsâmî ve ku …
Bu harem içre ecnâs-ı eşcârât-ı müsmirâtlar ile eyle tezyîn olmuşdur kim Sübhanü'l-Hâllâkü'l-bâkî, hattâ bir dıraht-ı engür var niçe bin seyyâhân-ı berr ü bihârân bu deyre gelüp mihmân oldukda felâhatnâme-i bâğbân kavilleri üzre bu üzüm ağacına niçe bin aşlamalar eyleyüp niçe bin elvân salkım engür-i âbdârlar hâsıl olur. Ammâ hikmet-i sun‘-i garîbe vü acîbe oldur kim bir salkım tutsa(?) da yigirmi iki envâ‘ rengâreng dânedâr yeşil ve kırmızı ve sarı ve beyâz ve siyâh dâneler olduğundan mâ‘adâ yine bir salkımda barmak üzümü ve tilki kuyruğu ve hore ve misket ve ham ve keşmekeş ve düzenli(?) ve zeynî ve razakı ve beğlerce ve hüsâmî ve kudsî dâneleri bir salkımda olur hikmet-i Sannâ‘-ı lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… ir tüfengi taşıyup firkateler ile deryâda gezüp İşpanya ve Klora ve Mankordonya
ve Misine
ve Napolya ve Korsaka ve Sardilya ve Cicilya adaların urup nehb ü gâret edüp şi …
Ve cümle yigirmi dörd kadar ağalıkdır. Cümlesi Nova kulu gibi daracık beyâz sıkma göğüslük ve geçirme esbâb geyüp başlarında kırmızı fes ve ayaklarında Fireng filları ve baldırları çıplak, bellerinde pala bıçak ve kiminin ellerinde balta ve nacak taşıyup kırkar ve ellişer dirhem armud başlı dalyan Cezâyir tüfengi taşıyup firkateler ile deryâda gezüp İşpanya ve Klora ve Mankordonya ve Misine ve Napolya ve Korsaka ve Sardilya ve Cicilya adaların urup nehb ü gâret edüp şikârları ile her bâr Gabele'ye selâmet gelir gâzîlerdir kim cümle Boşnakça kelimât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… ında Batman cisri ve Hasankeyf kal‘ası cisri ve nehr-i Âsî üzre Antakiyye pülli
ve Misis'de
Cihân kantarası ve Adana cisri ve Tarsus cisri ve Sivas'da Eğriköprü ve Kızılır …
İmdi sâmi‘înden olan ihvân-ı vefâya şöyle ma‘lûm ola kim bu abd-i kemter Evliyâ-yı bî-riyâ bu âna gelince yigirmi yedi yılda pey-ender-pey seyâhat edüp on altı pâdişâhlık yeri geşt [ü] güzâr edüp niçe kerre yüz bin âsâr-ı binâlara im‘ân-ı nazar ile nazar edüp Vilâyet-i Erzurûm'da Hasan kal‘ası kurbunda nehr-i Araz üzre ibret-nümâ Çoban Köprüsü ve Erzurûm ile Malazgird mâbeyninde yine Araz nehri üzre Altunhalkalı cisri ve kal‘a-i Hazzo ile kal‘a-i Mefârıkîn arasında Batman cisri ve Hasankeyf kal‘ası cisri ve nehr-i Âsî üzre Antakiyye pülli ve Misis'de Cihân kantarası ve Adana cisri ve Tarsus cisri ve Sivas'da Eğriköprü ve Kızılırmak üzre Çâşnigîr sırâtı ve Kızılırmak üzre Osmâncık cisri ve nehr-i Sakarya üzre Sultân Bâyezîd'in Geyve kasabası cisri ve diyâr-ı Anadolu'da niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar var, ammâ bunlar ibret-nümâlardır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b ·
metinde göster ·
… ahi bir ibret-nümâyı temâşâgâhdır. Yine niçe yerde dahi ney gibi kaval ve düdük
ve miskal
ve dankiyo ve çağırtma düdüklerin envâ‘ların su çarhları körükleri çeküp rûzgâr …
Ve niçe yüz yerde câ-be-câ maksûreler önünde niçe yüz gûne çarhları sular deverân etdirdikçe niçe yüz çeng ü rebâb ve şeştâr ve ıklığ ve çöğür ve rebâb ve erganonları ve nâkûs 52b ve mizmerâtları cümle su dollâblarının çarhları birer san‘at ile çalar kim bu dahi bir ibret-nümâyı temâşâgâhdır. Yine niçe yerde dahi ney gibi kaval ve düdük ve miskal ve dankiyo ve çağırtma düdüklerin envâ‘ların su çarhları körükleri çeküp rûzgâr ile körükler dolup andan mezkûr sâzlara körüklerden rûzgâr urup cümle rehâvî makâmında sâzlardan âheng-i gûnâ-gûnlar çıkup gûyâ Hüseyin Baykara fasılları olur kim ağreb ü garâ’ibden su çevirir çarhların körük sâzlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a–52b ·
metinde göster ·
… cin ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ cemî‘i levâzımât ve sükker ü kahve
ve misk
ü amber ve biber ve darçın ve karanfîl herşey vukıyye vukıyye beleğan-mâ-belağ …
Paşaya beher yevm yüz yetmişer guruş {ulûfe verildi}. Ta‘yîn-i masârıfdan mâ‘adâ ve beş yüz altmış altı nefer askere beş bin aded beyâz hâs ekmek ve sekiz yüz seksen at yemi ve yigirmi koyun ve elli vukıyye yağ ve elli vukıyye bal ve on kîle pirinç ve altmış çift semiz tavuk ve yüz çift güvercin ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ cemî‘i levâzımât ve sükker ü kahve ve misk ü amber ve biber ve darçın ve karanfîl herşey vukıyye vukıyye beleğan-mâ-belağ gelüp elli aded kapucıbaşılara yevmiyye birer altun ve elli aded kapucıbaşıların ednâsına birer guruş ve elli aded müteferrikalara ve ser-i kârda olanlara yarımşar guruş ve yüz kadar karakullukçulara yevmiyye birer rub‘ guruş ulûfe ta‘yîn defteri {kraldan} gelince karakullukçular nâz-ı istiğnâ etdiklerinde ale'l-umûm hüddâmânlara birer rub‘ ulûfe defteri dahi geldi, ammâ hünkâr atlarıyla gelenlere ve hünkâ[r] mehterlerine beher yevm birer guruş defteri geldi ve ba‘dehu konaklarımızda zevk u safâya meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… gibi Ebü'l-feth Mora'ya varup mezkûr boğazı üç sâ‘atde doldurup Kördüs kal‘asın
ve Misistre
kal‘ası ve Badra kal‘aların feth eder.
Ve Mora cezîresi dahi İnebahtı boğazıyla İne boğazı arası sekiz bin adım karadır. Anı dahi selef kralları "Ebü'l-feth Mora'ya gelmesin" deyü kesüp deryâ akıdup Mora vilâyetin cezîre etmişdir. "Kişi korkduğuna uğrar" dedikleri gibi Ebü'l-feth Mora'ya varup mezkûr boğazı üç sâ‘atde doldurup Kördüs kal‘asın ve Misistre kal‘ası ve Badra kal‘aların feth eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
… cânib-i erba‘ası kayalarında şâhîn ve zağanos ve (...) ve balaban ve devlingeç
ve miski
kartallar âşiyânlar etmişler. Hattâ aşağı derelerinde bir âdem bir na‘ra haykır …
Ve cânib-i erba‘ası kayalarında şâhîn ve zağanos ve (...) ve balaban ve devlingeç ve miski kartallar âşiyânlar etmişler. Hattâ aşağı derelerinde bir âdem bir na‘ra haykırsa kayaları nîm sâ‘at sâ‘ika gibi gürül gürül gürleyüp âdeme dehşet hâsıl olur. Hattâ Kırım vilâyeti feth olup yedi yıl bu kal‘a dest-i küffârda kalup Gedik Ahmed Paşa bu kadar asker kırdır[dı]ğiyçün kendüsü dahi gazab-ı şehriyârî ile şehîd olduğundan bu kal‘aya Menkûb dediler, ammâ lisân-ı Kırı[m]'da ismi (---) dir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122b ·
metinde göster ·
… ba‘zı ufak gemiler direkleriyle girüp yatırlar. Tâ bu mertebe şâhîn ve zağanos
ve miskî
kartal kuşu âşiyânlı kayalardır kim kuş tırnakları ilinmez mavî yalçın mehîb ka …
Sitâyiş-i aşağı orta kal‘a: Buna iç kal‘a derler. Bu dahi bir kat tolma kârgîr dîvârlı kal‘adır kim kâmil bin adım cirimli dîvârdır. Ve cümle şimâle nâzır bir kapusu var, ammâ iki kat dolamaç demir kapulardır. Ve cümle altı kullesi vardır. Bu bir kat kal‘a içinde on mikdârı kiremit örtülü neferât evleri var, ammâ bunda dahi kimesne sâkin değillerdir. Bu dahi gâyet kal‘a-i bâlâ olmak ile enüp çıkmak müşkil olduğundan derûn-ı hisârda bir âdem olmaz, ammâ bunda dahi nigâhbânlar vardır. Ammâ bu ikinci kat kal‘anın deryâ tarafında aslâ kal‘a dîvârı yokdur, zîrâ ol tarafı deryâya enince kâmil üç yüz arşın bâlâ yalçın kayalardır kim gûyâ kûh-ı Bî-sütûn'dur. Kayalar altına ba‘zı ufak gemiler direkleriyle girüp yatırlar. Tâ bu mertebe şâhîn ve zağanos ve miskî kartal kuşu âşiyânlı kayalardır kim kuş tırnakları ilinmez mavî yalçın mehîb kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b ·
metinde göster ·
… ola. Ortasında elif gibi bir kılçığı olup gayri vücûdunda aslâ kılçığı yokdur.
Ve misk
gibi bir gûne râyiha-i tayyibesi vardır, ammâ Allâhümme âfinâ garîbü'd-diyâr be …
Nehr-i Bahsan: Gürcistân'ın Dâdyân vilâyeti dağlarından gelüp nehr-i Terek'e gider. Bu şehir içre nehr-i Bahsan'da ırgı balığı derler bir balık çıkar, aslâ bir diyâr balığına benzemez. Bir müdevverü'ş-şekil mâhîdir kim gûyâ zer-nişânlı bir murassa‘ mâ’idedir, ammâ lezzeti meğer İngilis cezîresi vilâyetinin serdelye balığı lezzeti ola. Ortasında elif gibi bir kılçığı olup gayri vücûdunda aslâ kılçığı yokdur. Ve misk gibi bir gûne râyiha-i tayyibesi vardır, ammâ Allâhümme âfinâ garîbü'd-diyâr bekâr âdem bu mâ’idenin birini yese ol gece dörd beş kerre düşü azar. Yâhûd çok tenâvül edenin nefsi burnundan akar. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm semek-i nehr-i Bahsan'dır. Takviyetinde gûyâ sakankûr-ı mâhîdir, ammâ beşer altışar yüz dirhemden irisi nâdirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… kehle nâzük tabî‘atdır, pâk yeri sever ve cüzâm vücûdu sevmez. 176b Ve cüzâm
ve miskîn
âdemde kehle olmaz. Olmamak ve çok olmak dahi fenâdır.
Ve cümlesinin esbâbları yedikleri hayvânâtların derilerindendir, ammâ üstleri başları eyle murdâr ve mülevves ve mühmel ve bed-râyiha kokar kim âdemi sermest eder, böyle bir râyiha-i habîseleri vardır. Anıniçün bunlarda pire ve kehle olmaz, zîrâ kehle nâzük tabî‘atdır, pâk yeri sever ve cüzâm vücûdu sevmez. 176b Ve cüzâm ve miskîn âdemde kehle olmaz. Olmamak ve çok olmak dahi fenâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176a–176b ·
metinde göster ·