… hânendegân ve sâzendegân ve mutrıbân ve rakkâsân [ve] pîşekârân [ve] dâ’irezân
[ve] mudhik
u mukallidân-ı kaşmerân ve nebtîz rind-i cihân yetmiş tâsdan geçmiş semm-i helâ …
Evvelâ şehr-i İslâmbol'da selâtîn-i Âl-i Osmân'ın bir sûr-ı hümâyûnu yâ bir feth-i fütûh-ı şâdimânîlerinde ve destûr-ı şâhî 209a günlerinde ve gayrı a‘yân [u] eşrâfın sûr-ı hitânlarında iki üç yüz âdem hânendegân ve sâzendegân ve mutrıbân ve rakkâsân [ve] pîşekârân [ve] dâ’irezân [ve] mudhik u mukallidân-ı kaşmerân ve nebtîz rind-i cihân yetmiş tâsdan geçmiş semm-i helâhil-misâl şehir oğlanları bir yere cem‘ olup mezkûr sûrlarda bir gün bir gece iki gün beş gün oynayup her gecesine sâhib-i hâneden bir kîse guruş alırlar ve sûrda mevcûd bulunan yârân-ı bâ-safâdan her oyun esnâsında dâ’ire ile pârsâ edüp sabâha dek ba‘zı sûrda bin guruş tahsîl eder oyunkâr üstâd-ı kâmiller vardır. Anlar iki üç yüz kimse olmağile anlara kol ta‘bîr ederler, temâşâgâh kavmdir. Eğer bunları dahi manzûrumuz olduğu mertebe vasf etsek sitâyişnâme-i mutrıbân nâmında bir dîvân olur. Bu esnâf-ı bâzbâzân-ı pehlivânân on iki koldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208b–209a ·
metinde göster ·
… le fasîhü'l-lisân, erbâb-ı ma‘ârif-i hezârfen, üstâd-ı kâmil hânende ve sâzende
ve mudhik
ve mutrıbları ve şakîleri vardır. Husûsan Süğlün Şâh'ı ve Mahmûd Şâh'ı ve Edirn …
Sekinci, Akîde kolu: Neferât 200, serkârları Pehlivân Eyyûb'dur kim şâ‘ir ve kâtib ve ârif ve zarîf hânende ve seyyâh idi. İslâmbol halkının bu kâra iltifâtların görüp üç bin iryal pâymâl-i rimâl edüp bir kol peydâ etdi kim vâhidün ke‘elf oldu. Hüsn-i ülfeti olup ni‘meti mebzûl olduğundan cümle erbâb-ı ma‘ârif 209b başına çevzinüp bir cem‘iyyet-i kübrâ edüp bir ayda Sultân İbrâhîm Hân ma‘lûmu oldu. Zîrâ cümle fasîhü'l-lisân, erbâb-ı ma‘ârif-i hezârfen, üstâd-ı kâmil hânende ve sâzende ve mudhik ve mutrıbları ve şakîleri vardır. Husûsan Süğlün Şâh'ı ve Mahmûd Şâh'ı ve Edirneli Ahmed'i ve Çerkes Şâh'ı ve Nâzlı Yûsuf'u, kaçan bu mehpâre cüvânlar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve zerdûz ve çârkâb eteklikler ile meydân-ı mahabbetde tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi çevelân [u] reftâr etdiklerinde âdem dem-beste olup ol dem meftûn olur. Zîrâ her birinin mergûle mergûle fetîle fetîle çim-ender-çim ve ham-ender-ham müşk-bâr, amber-bû geysûların perîşân etdikde kâkül-i perîşânları gibi gören âşıkların dahi akılları târumâr olur. Ve bir bâğçe ve bâğçevân Gürcî taklîdi te’lîf etdiler kim acâyibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a–209b ·
metinde göster ·
… i sözlü ve ahmer yüzlü mahbûb olup herkes ile ülfet etmeden haz edüp bir kaşmer
ve mudhik
ve bir güler çehreli yârândan oğlan oldu. Ammâ kelimâtı anlanılmaz, lâkin yine …
Ammâ hikmet-i Hudâ, günden güne mu‘ammer oldukça bir gûne kıp kırmızı bir dilber oldu kim yüzünün nûru berk ururdu. Bir gûne kırmızı gözlü, kedi sözlü ve ahmer yüzlü mahbûb olup herkes ile ülfet etmeden haz edüp bir kaşmer ve mudhik ve bir güler çehreli yârândan oğlan oldu. Ammâ kelimâtı anlanılmaz, lâkin yine her âdem ile hüsn-ı ülfet edüp halûk olmağile zamîr-şinâs olup her ne kadar kelâm-ı fasîh [u] belîğ ve ne kadar rumûz u künûz ve ne kadar işâret eyleseler cümle rumûz-ı fesâhatleri ve nükte-âmîz kelimâtları söyleseler işâretden anlardı. Ve yigirmisine bâliğ oldukda ba‘zı zamân gâ’ib bir şey su’âl etseler bir kerre başın aşağı endirüp bir kerre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… de gemi üzre değirmenler çokdur, ammâ bu Mitroviçse değirmenleri gâyet musanna‘
ve mudhik
çarhlı ve çakıldaklı âsiyâb-ı dakîk-i rakîklerdir.
Der-vasf-ı acâ’ib-i san‘at-ı garîbe: Bu şehrin Sava nehri üzre ikişer aded gemiler üzre un değirmenleri var. Gerçi nehr-i Tuna üzre Silisre ve Urusçuk ve Nigebolı kal‘aları önünde gemi üzre değirmenler çokdur, ammâ bu Mitroviçse değirmenleri gâyet musanna‘ ve mudhik çarhlı ve çakıldaklı âsiyâb-ı dakîk-i rakîklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60a ·
metinde göster ·
… r gûne yassı başlı ve yassı burunlu gözleri depesinde olur bir gûne şekl-i acîb
ve mudhik
garîb tavuğu olur kim vâcibü's-seyrdir. Hattâ tüğleri koyun tüğü gibi kıvırcıkd …
Evvelâ cümleden biri Hindistân'dan gelir Hind tavuğu ve Mısır tavuğu ve Yenidünyâ'dan gelir bir gûne yassı başlı ve yassı burunlu gözleri depesinde olur bir gûne şekl-i acîb ve mudhik garîb tavuğu olur kim vâcibü's-seyrdir. Hattâ tüğleri koyun tüğü gibi kıvırcıkdır, ammâ kanatları yine tavuk cenâhları gibidir, lâkin ayakları uzun olmağile suda gezüp ve kâhîce suya dalup çıkar, ammâ ayakları yine tavuk tırnaklı olmağile suda şinâverlik edemez. Ve dahi kazı ve ördeği gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
… kuyruğu hotaslı sığırlara ve hımârlara ve şâh-ı gedâ atlara süvâr olmuş kaşmer
ve mudhik
ü mukallidler gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler.
Ve sünnet olacak sıbyânların önlerince kınâlı ve hasırdan yancıklı ve tilki kuyruğu hotaslı sığırlara ve hımârlara ve şâh-ı gedâ atlara süvâr olmuş kaşmer ve mudhik ü mukallidler gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245a ·
metinde göster ·