… ez. Ve cümle kurnaları beyâz mermer-i hâmdandır. Ve her halvetde altun ve gümüş
ve murassa
‘ iskemleler vardır.
Ve kubbelerinde olan billûr ve necef ve moran câmların şu‘lesinden derûn-ı hammâmda gûyâ nûr berk urur. Ve cümle dîvârlarından ve kubbelerinden bir katre arak cereyân etmez. Ve hevâsı ol kadar latîfdir kim âdeme harâret vermez. Ve cümle kurnaları beyâz mermer-i hâmdandır. Ve her halvetde altun ve gümüş ve murassa‘ iskemleler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 97b ·
metinde göster ·
… in aklı perîşân olur. Zîrâ gâyet müzeyyendirler. Her biri dîbâ ve şîb ü zerbâfa
ve murassa
‘ kemer kuşaklarla ve başlarında gûnâ-gûn âfitâbeler üzre ablak tellerle kendüle …
Ordu-yı İslâm alayında bunlardan muhteşem alay yokdur. Gûyâ bir nûr deryâsı cereyân eder, hakkâ ki içlerinde yine nûr-ı ilâhî'den nişân verir dilberânları var kim görenin aklı perîşân olur. Zîrâ gâyet müzeyyendirler. Her biri dîbâ ve şîb ü zerbâfa ve murassa‘ kemer kuşaklarla ve başlarında gûnâ-gûn âfitâbeler üzre ablak tellerle kendülerin tezyîn edüp ve bellerinde incü saçaklı kantûralar üzre zîl [ü] bem ve debdevî ve dehdehî ve gûnâ-gûn horasânî şâtırân zîlleri ve ellerinde mücevher şeş-pençe hıştlar ve gûnâ-gûn teberler ile mü’eddebâne ubûr ederlerken, cümle temâşâcılar mebhût olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… çse ve bir cevâhir tîrkeş ve bir mücevher kılıç ve cevâhirli hançer ve mücevher
ve murassa
‘ kuşak ve on aded müsellah küheylan atlar üzre kâkülleri perîşân Gürcî mahbûbla …
Menzil-i karye-i Ilıca-i germâb-ı nâfi‘: Erzurûm kazâsının cânib-i garbîsi tarafında bir ılıca-i ibret-nümâdır. Lâkin her sene elbette birer âdem gark olur, ammâ gâyet nâfi‘dir. Âbı gâyet suhûniyyet üzredir. Ammâ sermâb halt edüp mu‘tedil olur. Cerebe gâyet nâfi‘dir. Selef pâdişâhlarından üzerine bir kubbe-i azîm ve câmekân ve bir havz-ı kebîr inşâ etmişler. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Bunda Müsellem Mustafâ Ağa, paşaya bir mücevher eğerli bir küheylân at ve bir semmûr kabaniçse ve bir cevâhir tîrkeş ve bir mücevher kılıç ve cevâhirli hançer ve mücevher ve murassa‘ kuşak ve on aded müsellah küheylan atlar üzre kâkülleri perîşân Gürcî mahbûbları ve elli aded kerûke (?) zireh ve kolçağ ve serpenâh getirüp paşaya hedâyâ verdi. Ve cümle üç yüz yetmiş aded gılmân-ı hassâlara birer kat sâye çuka ve akmişe-i fâhire yıllıklar getirüp cümle gulâmlar giyinüp ürdibehişt gılmânına döndüler. Hakîre dahi bir semmûr paçası kürk ile bir kat esbâb ve yüz guruş in‘âm etdi. Zîrâ niçe zamân mahdûm-ı mükerreminin hocası olmış idik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285a ·
metinde göster ·
… n ü yesârında mataracıbaşı ve tüfenkçiler kırmızı sâye çuka dolama ile mücevher
ve murassa
‘ matara ve tüfenkler ve zerdûz üsküfleri üzre otâğlarıyla ile zeyn olup paşa-yı …
Ba‘dehû ale's-sabâh bin elli (---) senesinin mah-ı Şevvali'l-mu‘azzam'ının (---) günü İslâmbol'dan kâmil yetmiş konakda oturaklarımızla bu Ilıca'ya dâhil olup Erzurûm'a girmeğe bir alay-ı azîm tertîb olundu kim bir vezîr-i âlî-şâna bu gûne muhteşemâne alay olmamışdır. Zîrâ hatt-ı şerîf ile tuğrâ-yı garrâ çeker serdâr-ı mu‘azzamdır. Ve hakîkatinde paşa dahi pâdişâh-meşreb, azamet ve dârât sâhibi Cem-vakârdur. Erzurûm askeri dahi bu Ilıca'dan altı sâ‘at tâ Erzurûm'a varınca tarîk-i âmmın tarafeynine cenâheyn-vâr mevc u mevc ve fevc u fevc, yemîn ü yesâr müsellah asâkir-i kerrâr kat-ender-kat cânibeyne selâma durup zırh-zireh, külâh ve kolçâğ ve botluğ ve giyimler giyüp ellerinde on yedişer boğum Basra kargısı tarakları yalmanı demrenleri orman gibi yolun iki tarafında çataçat durup atları altışar pâre âlât-ı yancığa ve bahrî hotaza ve gûnâ-gûn raht u bahta müstağrak olup âdâb üzre selâma durup paşa dahi önüne sekiz aded altun taslı şâtırları ve ellerinde teber-i müsellemîleri ve bellerinde murassa‘ kemer kuşakları ve kantûre ve tennûreleri ve dîbâ vü zîbâ hil‘at-i fâhire ve başlarında âfıtabe ve cığcığa kemeriyle tâvûs-ı bâğ-ı cinân gibi hırâmânî reftâr edüp paşanın yemîn ü yesârında mataracıbaşı ve tüfenkçiler kırmızı sâye çuka dolama ile mücevher ve murassa‘ matara ve tüfenkler ve zerdûz üsküfleri üzre otâğlarıyla ile zeyn olup paşa-yı pür-vakâr iki tarafına selâm vererek ubûr edüp cümle asâkir-i Erzurûm selâm alarak ubûr ederlerdi. Ve cümle iç gulâmları dörd yüz aded âlât-ı silâha ve cebe [vü] cevşene müstağrak olup enselerinde imâm ve hakîr ve hazînedâr dahi akîbimizce alemdâr ve sancakdârlar dahi akîbince sekiz kat mehterhâne-i Âl-i Osmânî'yi çalarak ubûr olunup cümle Tatar askeri ve müteferrikagân ve vâcibü'r-re‘ayâ ve kapucubaşılar dahi âlât-ı harbe müstağrak olup muhteşemâne gürûh gürûh ubûr edüp alaylarının ibtidâları kal‘a-i Erzurûm'a dâhil olunca ibtidâ derûn-ı kal‘ada Kesikkulle 285b nâm kullenin tâ zirve-i a‘lâsı ki eflâke ser çekmiş bir tula kulle-i bâlâdır, anın üzerinden ibtidâ aleykümü's-selâm şâhî topları atılmağa başladı. Andan yeniçerilerin iç kal‘asından toplar atıldı. Tâ ki Ilıca'dan altı sâ‘atin sa‘d sâ‘atinde paşa kal‘a-i Erzurûm'un Erzincan kapusundan içeri dâhil olunca el-azametullah kal‘anın cemî‘î burc [u] bârûları üzre altı yüz yetmiş pâre topa bir fitilden âteş edüp zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp sadâ-yı top-ı küp evce peyveste oldu. Ve cümle piyâde kal‘a kulu ve yedi oda dergâh-ı âlî yeniçerileri çorbacıları çavuşları ve ağalarıyla kat-ender-kat pür-silâh paşa sarâyına varınca selâma âmâde olup paşa selâm vererek sarâya dâhil olunca yine kal‘adan bir yaylım top dahi atılup dîvânhâne-i âlîde niçe yüz kurbânlar zebh olup sommât-ı Muhammedî çekilüp eyle bir ziyâfet oldu kim gûya ziyâfet-i Ma‘dîkerbdir. Ba‘de’t-ta‘âm sekizer kat mehterhâne döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldu. Niçe da‘vâlar kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet olup bu dîvânda yigirmi yedi kal‘a ağalarına ve yeniçeri ocağına ve topçu ve cebeci ve sa’ir ocak ağalarına ve iş erlerine ve gümrük emîni ve dizdâra el-hâsıl yetmiş aded hil‘at-i fâhire giydirilüp cümlenin huzûrunda Emîr Buhârî dâmâdı Molla Çelebi Efendi'ye bir yeşil çukalı semmûr lipaça ihsân olunup hakîr dahi gümrük kitâbeti hil‘atıyla ser-firâz ve ser-efzâz olup herkes du‘â ve senâ edüp hâne-i bî-minnetlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285a–285b ·
metinde göster ·
‘ rahtlı atı çekdiler. Hamd-i Hudâ ol esb-i tâzî rahş reftâr ederek ve sehîl abr …
Ba‘de'l-kırâ’at nâme mefhûmu ma‘lûm olup hân eydür. "İnşâallahu Te‘âlâ, Îzid [u] Yezdân [u] Perverdigâr yâver olursa ve hakîre amân-ı cân verirse kayser-zemîn şâhı vezîri karındaşıma bu mâh içre bin baş karbân-ı yezdân-baş ve bin baş kârban-ı evbâş-ı şütürbâş çıharam. Be-ser [u] çeşm" deyüp "Hoş gelmişsin, safâ gelüp yüz basa gelmişsin, hayr-makaddem ömrümün vârı, dîdemün nûrı" deyüp zânû-be-zânû olup nice hoş-âmed kelâmü örfiyye ile letâ’if-i sohbete müte‘allık kelimâtlar olup dest ber-sîne edüp azîm ziyâfet tertîb edüp ba‘de't-tenâvül buhûr ve gülâb nisâr olunup ba‘de't-ta‘âm paşanın hedâyâlarından incü tesbîhi ve çarkâb tirkeşi ve Ceneviz [ve] Venedik hârelerini "Paşa-yı zî-şân karındaşınız selâm edüp şu metâ‘ları cenâb-ı âlî-me‘âbınıza tehî-dest olmamak içün hedâyâ-yı muhabbet gönderdi" deyü arz-ı kâlây etdim. Sebha-i dürr-i cevâhirden ve tîrkeş [ü] kemândan haz edüp hezâr-ahsend etdi. "Ve cenâbınıza iki küheylân ve husân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misillü iki re’s esb-i sabâ-sür‘at pîşkeş gönderdi. Manzûr-ı sa‘âdetiniz ola" dedim. Hemân ayâğ kalkup dîvânhane kenarında geldikde hakîr işâret edüp ibtidâ cevâhir zeynli ve murassa‘ rahtlı atı çekdiler. Hamd-i Hudâ ol esb-i tâzî rahş reftâr ederek ve sehîl abraş-gülendâm çekerek gerdenin keç kılup raks-ı hırâm ederek meydân-ı muhabbete geldikde cümle erbâb-ı dîvân-ı İrân-zemîn engüşt-ber-dehen etdiler. Hakîr Bismillah ile Esb-i Peymâ'nın licâmın hânın destine verüp "mübârek-bâd" dedim. Hân sürûr [u] hubûrundan ol esb-i tâzîye bilâ-rikâb süvâr olup meydân-ı muhabbetde fâris-i meydân-ı belâgat-vâr bir kaç kerre torıl, cevelân edüp nüzûl etdi. Ba‘dehû yelken-duz atı çeküp andan dahi cihân cihân hazz edüp (---) teslîm etdiler. Ba‘dehû hân cümle püserine fermân edüp cümle tevâbi‘lerimize avşıla şerbetleri bezl olunup yine gülâb ve buhûrdan sonra hân-ı âlîşân bizi mihmândâra ve korucubaşıya ve darûgay ve kelentere teslîm edüp alay ile bizi kelenter bâğına getirüp anda karâr etdik. Cihân-ârâ bir bâğ-ı İrem'dir. Akîbimizce hammâm-bahâ kırk tümen bisitî ve bir zeyn rahtıyla küheylân-ı karaçabuk atı ve bir alaca aşkar yorga at ve yedi deve yükü me’kûlât [ü] meşrûbât [ve] müsmirrât hedâyâlar gelüp hânemiz ganîmet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 297b ·
metinde göster ·
… up her metâ‘ları makbûl-ı vezîr olup kârhâne işi şâh kılıçlarından bir mücevher
ve murassa
‘ gılâflı bir şemşîr-i zer-nişân verdi kim hakkâ ki şemşîr-i âteş-tâb idi. Elçi …
Ammâ hîn-i ma‘rekede gözün çöpden ve budakdan sakınmaz fârisü'l-hayl ve cündî ve tüfenk-endâz ve kemândâr ve yarar er idi. Ammâ cümleden hikâye-i udhıkesi oldur kim; bir kerre Revân hânı tarafından Tokmak Alî Hân nâmında bir nâmdâr ve müte‘azzım, azîm tuhaf u tefârûklar ile hedâyâlar getirüp muhabbetnâmeli bir elçi geldi. Ve Paşa efendimize cemî‘î hedâyâların arz-ı kâlây kılup her metâ‘ları makbûl-ı vezîr olup kârhâne işi şâh kılıçlarından bir mücevher ve murassa‘ gılâflı bir şemşîr-i zer-nişân verdi kim hakkâ ki şemşîr-i âteş-tâb idi. Elçi dahi bu tîğı uryân kılup paşa huzûrunda ol kadar kılıcı mahtadı kim gûyâ ol şemşîr Seyfü Zül-yezen idi. Paşa dahi mezkûr Deli Dilâver Paşa'ya hitâb edüp eydür "Paşa karındaşım! Kılıcın yahşîsinden tanır mısın?" dedi. Paşa dahi "Kılıcın eyisi diş tutmayandır, göreyim şu kılıcı" dedikde, kılıcı paşanın eline verdiklerinde heman kılıcı dişiyle kütür kütür kırup "Şey değil imiş", deyü meydân-ı muhabbete bırakdıkda fakîr elçi Tokmak Hân, âlem-i hayretde bî-cân kalup kılıcı medh etdüğüne peşîmân oldu. Ba‘de't-ta‘âm Dilâver Paşa'ya mahsûs kâsesiyle bir kâse kaynar kahve gelüp bir demde yeklemeden nûş ederdi. Ba‘dehû buhûr ve gülâb geldükde gülâbı nûş edüp râyiha-i tayyibeden sonra buhûrdânın kapağın açup cümle âteşleri tenâvül etdüğüne elçi hayrân kalup eydür "Sultânım! Bunların ism-i şerîfleri nedir?" dedi. Defter[dâr]zâde eyitdi: "Dilâver Paşa karındaşımızdır" dedi. Elçi eydür "Yoh bunlara Semender Paşa demek gerekdir kim âteş yimek murg-ı semendere mahsûsdur" deyü vâfir latîfe-gûne şakalar olundu. Ammâ bu Dilâver Paşa dahi şecî‘ ve gâzî-i yektâ idi. Vonık Ahmed Paşa kapudan iken Kara Foça cenginde etdüğü yararlıkları Bîjen ü Şağat etmemişdir. 336b Hamd-i Hudâ böyle gâzî ve mîr-i mîrânlar ile niçe gazâlarda bulunduk, tekabbel yâ Kadîme'l-ihsân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336a–336b ·
metinde göster ·
… olacak mahalde bizim Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'ya bir murassa‘ raht u bahtlı
ve murassa
‘ eğerli ve altun zincirli bir eşheb esb-i sabâ-sür‘at pîş-keş çeküp İpşir Paşa …
"Hakkâ ki eyle edeceği muhakkakdır" dedi. Hulâsa-i kelâm İpşir Paşa kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Eskişehir'e geldikde evvelâ Yeniçeri ocağından Kuyumcu Süleymân Ağa, Muhzır Ağa 178a idi. Ve Sarı Çavuşbaşı ve Şâmîzâde re’îs ve yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân a‘yânları paşadan me’zûn olup Eskişehir'e İpşir Paşa istikbâline gitdiler. İpşir Paşa dahi kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek İzmid'e gelince İslâmbol a‘yânının havf u haşyetde olan kimesnelerden giden hedâyâ-yı firâvânın hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilür. Melek Ahmed Paşa müşâvere edüp Kapudan Murâd Paşa'ya buyurdular kim "Benim karındaşım. Başdarde-i hümâyûnu izn-i pâdişâhîyle muhabbeten İpşir Paşa karındaşımıza götür. Eğer deryâdan gelirse taht-ı sultânu'l-bahre süvâr olup Sarâyburnu'na gelsin. Eğer karadan gelirse kendüye hizmet etmiş olursuz" dedikde Murâd Paşa eydür "Sultânım, deryâ hâlidir, ihtimâldir ya karayel veyâhûd lodos rûzgârları müşted olursa taht-ı pâdişâhîye bir rahne isâbet ederse pâdişâha ne cevâb vereyim?" deyü gûnâ-gûn özr ü bâhâneler eyledi. Paşa dahi bildi kim Murâd Paşa İpşir istikbâline gitmeden mehzûz değildir. Âhir Bostâncıbaşı, kayığını mükellef ü müzeyyen donadup Hazînedâr Ahmed Ağa ile kırk elli bin guruş zî-kıymet hedâyâları İpşir Paşa'ya İzmid'e gönderdi. İpşir vâfir memnûn olup deryâdan ve karadan varan firâvân hediyyeleri keştîlere tahmîl edüp {İslâmbol'a gönderüp İpşir Paşa adl [u] dâd ile} hükm-i hükûmet edüp İskender-i kübrâ-misâl menâzil kat‘ ederek Bostâncıbaşı cisrinde meks etdüğü haberi Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp ol sâ‘at cümle yeniçeri ocağı askerin ve sipâh askerin İpşir Paşa isikbâline Üsküdar'a geçmeği fermân edüp İslâmbol limanında ne kadar bin keştînin sandalı ve kayıkları ve mavunaları var ise cümle Üsküdar'a asker-i derya-misâl geçirdiler. Niçe bin asker haymeleriyle sahrâ-yı Üsküdar'da meks etdiler. Ve cümle Yeniçeri ocağı askeri Üsküdar içre meks etdiler. Yine ol gün Murâd Paşa'ya başdarde-i hümâyûn ile Üsküdar'a geçmek fermân olunup yedi pâre kadırga ile başdarde-i hümâyûn Üsküdar'a geçince hemân Murâd Paşa Yeniçeri ocağına sûret-i hakdan görünüp eydür "Gördünüz mü yeniçeri askerine ne edecekdir. Erzurûm'da Abaza Paşa yeniçeriyi Kör Hazînedâr'a ve bu İpşir'e niçe kırdırdıysa şimdi sizi dahi kırk bin sekbân u sarıcasına ve elli bin atlısına kırdırup Sultân İbrâhîm kanı havfın alsa gerek. Siz bir alay piyâde garîb yeniçerilersiz. Bu Üsküdar sahrâsında ne işlersiz. Kaçan İpşir İslâmbol'a gelüp sarâyına gelirken ol zamân alayına çıkın" deyü Yeniçeri ocağına bu gûne ığvâ ü fitne sözleri verince hemân Üsküdar içre kıyâmet kopup bir kayık bir altuna güçile bulunup cümle Yeniçeri ocağı havf [u] haşyetlerinden İslâmbol'a geçdiler. Hemân Murâd Paşa kendü tahrîki fesâdının te’sîrin görüp hamd [u] senâ edüp avanta başdarda deyüp Tershâne-i âmireye başdarde gönderüp kendüsü efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya har har soluyarak gelüp "Sultânım gördün mü bu hâli meğer İpşir Paşa sekbân u sarıcaya Üsküdar'da olan yeniçerileri kırdırup cümle devletde olanları kırup Şehzâde Ahmed Hân'ı cülûs etmek istermiş". Sekbân sarıca eyitmişler "Sultânım biz Hacı Bektâş-ı Velî köçeğiyiz. Biz ocağımız yeniçerisine kılıç çekemezüz" deyü bu haberi ocağa gönderirler. Ocak halkının cân başına düşüp "İşte cümle İslâmbol'a geçdiler ve niçe bini geçerken izdihâmda gark oldular, bu Allah'dan revâ mıdır ve sultânımın buna rızâsı var mıdır. Ben dahi başdarde-i hümâyûnu alup, işte İslâmbol'a geldim" dedi. Bu hâl-i pür melâli Murâd Paşa Melek Ahmed Paşa'ya bildirmede {murâd [u] merâmı} sûret-i hüsn-i tedbîrden görünüp fitne ü fesâda bâ‘is olmak isterdi. Zîrâ cemî‘i zamânda Murâd Paşa fitne ile meşhûr idi. Hattâ cezîre-i Girid'de Deli Hüseyin Paşa'nın hazînesi nehb ü gâreti ve İslâmbol'da Atmeydânı cengi ve Hezârpâre Ahmed Paşa katli ve cülûs-ı İbrâhîm'in şehâdeti ve niçe yüz fitne ü fesâd cümle Murâd Paşa'nın re’y [ü] tedbîri olduğun Melek Ahmed Paşa efendimizin ma‘lûmu olduğıyçün yine Murâd Paşa'ya hitâb edüp eydür "Yâ birâder! Bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa şimdi duyunca küşünleyüp girü Anadolu'ya firâr etmesi mukarrerdir" dedikde Murâd Paşa eydür "Dahi güzel Celâlîliği ve ısyân [u] tuğyânı zâhir olup sancağ-ı Resûlullah ile deryâ-misâl asker üzerine varup Kuyucu Murâd Paşa etdüğü gibi bu Murâd kulına fermân eyle. İnşâallah İpşir'i ve gayri nâ-beşîrleri dünyâ sahîfesinden hakk edeyim" deyü bir azîm da‘vâ-yı merd etdi. Paşa bildi kim yine fitne ü fesâd Murâd Paşa'nın hıyânetidir. "Bre meded buna bir ilâc!" deyüp derhâl sa‘âdetlü pâdişâha girüp bu ahvâli bir bir i‘lâm eyleyüp 178b fermân-ı şehriyârî ile bi'z-zarûrî Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'nın istikbâline gitmek iktizâ etdi. Derhâl pâdişâh-ı Cem-azametden me’zûn olup sarâyına gelüp iki bin taşra ağavâtların ve dörd yüz on aded enderûn-ı hâssa ağaların cümle âlât-ı silâha müstağrak edüp bir gice Üsküdar'a ubûr edince cemî‘i kubbe vüzerâları ve sâ’ir ser-i kârda olan a‘yân [u] kibâr ol gice meş‘alleri çerâğân edüp vakt-i çâştda İpşir Paşa ordusuna girecek mahalde bir kere nefîr-i rıhlet çalındığını istimâ‘ etdik. Meğer hakîkatü'l-hâl İpşir Paşa havfinden gerüye dönmek içün nefîr-i evvel çalınmış. Hemân paşa cümle vüzerâlardan bir sâ‘at evvel İpşir'in otağına varınca İpşir ile ikisi birbirlerin bağırlarına basup ol kadar ağlaştılar kim gûyâ ikisin de sar‘a dutup masrû‘ oldular. Bizim Melek Ahmed Paşa eydür "Birâder ne içün bu altı aydan berü Haleb'den Âsitâne-i sa‘âdete gelemediniz" deyince İpşir eydür "Behey birâder, işte geldiğimize peşîmân olduk. Yeniçeri ocağından bize haber geldi. Sizi Üsküdar'da kırmağı teklîf etdiler. Biz kabûl etmeyüp işte yine İslâmbol'a geçdik, deyü haber gelince yedi kerre çaşıt gönderdim {hakîkatü'l-hâl cümle yeniçerinin İslâmbol'a geçmeleri muhakkak olup} eyle olmuş. Şimdi ben de yine avdet edüp mühür bende iken bildiğimden kalmayup Acem diyârına gidüp Revân'ı ve Gence ve Şirvân'ı ve Tiflis ve Tomennis'i ve Şamahı ve Demirkapu'yu bi-emri Hudâ feth edüp ol diyârları zabt edüp ecel-i müsemmâma dek ol diyârlarda hükm-i hükûmât ederim" dedikde Melek Ahmed Paşa hemân koynundan En‘âm-ı şerîfin çıkarup yedi kerre el urup ve yedi kerre Kesrihâ ile yemîn-billah ve kasem-tallah ile Sultân Murâd rûhun yâd edüp eydür "Benim birâderim, sakın bu hîledir. Senin İslâmbol'a geldiğinden niçe bin vâcibü'l-izâlelerin tahrîkiyle bu gûne fesâd sözlerin mâbeyne bırağırlar. Sakın benim birâderim bu hıyel ü şeytanâta aldanup devlet-i Âl-i Osmân'a isyân eyleme. Eğer niçün Yeniçeri ocağı İslâmbol'a geçdiler, dersen ocaklarının kânûnlarına bakup Hâfız Ahmed Paşa ve Husrev Paşa ve Cüvânkapucubaşı Mehemmed Paşalar mühr ile der-i devlete geldiklerinde sipâh Üsküdar'da alay edüp ertesi yeniçeri Edirnekapusu'ndan alay etdikleri Abaza Paşa ile Husrev Paşa geldüğü alay hâtırınızda yok mudur. Şöyle ma‘lûm-ı şerîfiniz ola" deyü tesliye-i hâtır ile İpşir'in hâtırın ele alup hâh nâ-hâh İpşir'i ata bindirüp alay-ı azîmler kurulup Bostâncıbaşı cisrine geldikde İpşir Paşa iki rek‘at namâz kılup ata süvâr olacak mahalde bizim Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'ya bir murassa‘ raht u bahtlı ve murassa‘ eğerli ve altun zincirli bir eşheb esb-i sabâ-sür‘at pîş-keş çeküp İpşir Paşa "Bârekallah pâdişâha lâyık atdır" deyü Bismillah ile bilâ rikâb süvâr olup at başı beraber Üsküdar'a atf-ı inân ederek yola revâne oldukda deryâ-misâl istikbâlciler nümâyân oldular. Ve yedi kubbe vezîrleri yedi yerde tablların döğüp her biri asker-i müzeyyeniyle at başı beraber selâma dururlardı. Yemîn ü yesârda asâkir-i bî-pâyânın âlât-ı silâhları şa‘şa‘ası benî Âdem'in çeşmini hîrelendirirdi. Ammâ İpşir Paşa askeri cümle ceng eri müsellah ve mükemmel ve müzeyyen cüyûş-ı Arabistân u Türkistân u Kürdistân idi kim her biri birer ayaklı cebehâne-misâl zeber-dest sekbân u sarıca haşerâtları idi. Cümle zırh-ı zirih-külâh ve cebe ve cevşene ve tuğulka ve serpenâh katlavî ve kalkan u nemedlere müstağrak olup her birinin elinde ü belinde beşer altışar çatal telli kurşumlu tüfenkleri çatal fitiller ile âmâde olup gûyâ her biri bir semender kavsı gibi âteş-i Nemrûd içinde kalmış küme küme ve zorba zorba çıtaçıt çark cengine girer gibi eyle giderlerdi. İpşir alayından gayri on sekiz yerde alay-ı azîm ve tablhâne-i kadîm çalınup alaylar yürürdü. Bu alay-ı azîmi İslâmbol askeri gördükde berk-ı hazân gibi ditrerlerdi. Bu kerr ü ferr ü dârât [u] azamet üzre İpşir Paşa, Melek Ahmed efendimizle at başı beraber gelirken kânûn-ı pâdişâhî üzre yedi kubbe vüzerâları gelmeğe başlayup bizim paşa vüzerâlara kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsîf ederdi. İbtidâ Koca Nişâncı Paşa ile Dellâk Mustafâ Paşa gelince İpşir Paşa ve bizim Melek Paşa atlarından nüzûl edüp İpşir Paşa ile görüşüp öpüşüp bilişdiler. İpşir Paşa bu ikisine hayli i‘zâz u ikrâm eyledi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b–178b ·
metinde göster ·
… et cevâhir makûlesi rîğdân u gülâbdân ve buhûrdân ve pîrûze surhdân ve musanna‘
ve murassa
‘ mikrâs-ı lâlar ve bî-hisâb murakka‘âtlar ve Şâhnâme ve Gülistân ve Şerefnâme v …
Ve ol kadar zî-kıymet cevâhir makûlesi rîğdân u gülâbdân ve buhûrdân ve pîrûze surhdân ve musanna‘ ve murassa‘ mikrâs-ı lâlar ve bî-hisâb murakka‘âtlar ve Şâhnâme ve Gülistân ve Şerefnâme ve murassa‘ devâtlar ile 275a bu sanadîklar meydân-ı muhabbete gelince Ziyâeddîn Hân'ın dîdeleri pür-nem olup niçe kitâblar anın hattıyla ve kendi imzâsıyla memhûrlu mecmû‘aları meydâna çıkdıkda {hân'n} çeşm-i gazâlları dolukdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274b–275a ·
metinde göster ·
… a‘ mikrâs-ı lâlar ve bî-hisâb murakka‘âtlar ve Şâhnâme ve Gülistân ve Şerefnâme
ve murassa
‘ devâtlar ile 275a bu sanadîklar meydân-ı muhabbete gelince Ziyâeddîn Hân'ın …
Ve ol kadar zî-kıymet cevâhir makûlesi rîğdân u gülâbdân ve buhûrdân ve pîrûze surhdân ve musanna‘ ve murassa‘ mikrâs-ı lâlar ve bî-hisâb murakka‘âtlar ve Şâhnâme ve Gülistân ve Şerefnâme ve murassa‘ devâtlar ile 275a bu sanadîklar meydân-ı muhabbete gelince Ziyâeddîn Hân'ın dîdeleri pür-nem olup niçe kitâblar anın hattıyla ve kendi imzâsıyla memhûrlu mecmû‘aları meydâna çıkdıkda {hân'n} çeşm-i gazâlları dolukdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274b–275a ·
metinde göster ·
… dokuz pâdişâh ile zânû-be-zânû olup nedîm-i hâsları oldum, dahi böyle musanna‘
ve murassa
‘ sanduka görmedim" dedikde cihân kadar hazz etdi.
Hakîr eyitdim, "Vallâh Hân'ım, kırk bir yıldır on bir pâdişâhlık diyâr gezüp dokuz pâdişâh ile zânû-be-zânû olup nedîm-i hâsları oldum, dahi böyle musanna‘ ve murassa‘ sanduka görmedim" dedikde cihân kadar hazz etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
‘ kemer kuşak ve çârkab cevâhir tîrkeş ile Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîri Sefer …
Bu mahalde sa‘âdetlü pâdişâh Mehemmed Hân-ı Râbi‘'den Hân'a "Rakofçi gazân kutlu olsun" deyü mahabbetnâme hatt-ı şerîfiyle kılıç ve haftân ve murassa‘ kemer kuşak ve çârkab cevâhir tîrkeş ile Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîri Sefer Gâzî Ağa'ya ve on iki aded iş erlerine hil‘at-i fâhireler gelüp Hân surûrundan gelen kapucubaşıya yigirmi kîse ve yigirmi esîr ve yigirmi re’s ağırmak atlardan verüp gelen kapucubaşı beş yüz âdem ile tâ Bender'e ol gün yollayup kal‘a-i Omân altında üç gün dahi meks edüp etrâf kal‘alardan dahi hedâyâlar gelmesine muntazır olup bizler Omân {şehri} seyrine mukayyed olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 49a ·
metinde göster ·
Evvelâ Melek Ahmed Paşa Mehemmed Giray Hân'a Akkirmân'dan cevâhir
ve murassa
‘ eğerli ve cevâhir raht ve gaddâre ve altun zincirli bir siyâh küheylân at ile …
Evvelâ Melek Ahmed Paşa Mehemmed Giray Hân'a Akkirmân'dan cevâhir ve murassa‘ eğerli ve cevâhir raht ve gaddâre ve altun zincirli bir siyâh küheylân at ile kethüdâsı ve dîvân efendisi ve kapucular kethüdâsıyla cümle üç bin aded güzîde pür-silâh küheyl atlı ağalar zırh [u] zereh-külâh ile ve yetmiş bayrak piyâde sekbân ve sarıca askeriyle Hân'a istikbâle gidüp Hân'ı getürürlerken Paşa dahi Yanık kal‘ası cânibine kendüye müte‘allık tevâbi‘leriyle Hân'ı karşıladıkda hemân Hân atdan piyâde olunca Paşa dahi piyâde olup birbirleriyle ağlaşup öpüşerek yine atlanup atbaşı berâber Hân ile Paşa'nın otağına gelüp Hân otakda meks eyleyüp Kalga ve Nûreddîn otakda kalup Sefer Gâzî Vezîr, kethüdâya kondu ve Hân'ın iç ağaları Paşa'nın iç ağaları içinde kalup Paşa kendü gulâmlarından Hân'a yüz aded pâk gılmân-ı hâssalar ta‘yîn eyleyüp Paşa kendünün gayrı otağına gidüp cümle Mansûrlu ve şîrînli ve Kapukulu ağaları ve cümle gayrı mirzâları cümle ağalara kondurup yüz elli aded münakkaş çergelere sâ’ir Badrak ve Karaçi ve Nogay Tatarların kondurup tatyîb-i hâtırlarıyla mukayyed olup Paşa hemân sâ‘at yine Hân yanına varup tahte'l-fütûr nâmında iki yüz fağfûrî tabak mümessek hamîreler ve emlec ve kebbât ve kâblı ve helîle ve külbe şeker mu‘amber ve hamîre-i benefşe ve hamîre-i zambak ve hamîre-i ıtrıfil ve hamîre-i şekakul ve yetmiş aded envâ‘-ı mümessek reçeller tenâvül olunup andan gûnâ-gûn maslûka çorbaları ve gûnâ-gûn mümessek pâdişâha lâyık hoşâblar içilüp ba‘de't-ta‘âm mücevher ileğen ve ibrikler ile eller yaykanup kahveler ve şerbet ve çay ve bâdyân içildikden sonra gülâb ve buhûrlar verilüp Paşa hazînedâra işâret etdikde ayağa kalkup {cümle hedâyâlar huzûr-ı Hân'a gelince Paşa} eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b ·
metinde göster ·
… murassa‘ ve mücevher eğerli küheylân at idi ve Hân'ın beline bir sunkur demirli
ve murassa
‘ ve mücevher gılâflı seyf-i müczemi Hân'ın kemerine bend edüp andan bir cevâhir …
"Pâdişâhım, hayr mukaddem gazân kutlu olsun. Hemîşe böyle gazâlar edesin. Hoş geldin ve safâ gelüp yüzüm basa geldin, zîrâ bir mücâhid pâdişâh-ı kâmkârsın. Âl-i Osmân'ın fermânın edâ edüp dîn düşmanından intikâm alup gazân mübârek ola" deyü Paşa, Hân'ın başına bir zî-kıymet sorguc-ı pâdişâhî sokdu ve üç küheylân at biri gâyetü'l-gâye murassa‘ ve mücevher eğerli küheylân at idi ve Hân'ın beline bir sunkur demirli ve murassa‘ ve mücevher gılâflı seyf-i müczemi Hân'ın kemerine bend edüp andan bir cevâhir çârkab tîrkeş ve bir cevâhirli Sultân Murâd Hân kuşağı ve bir mücevher ve murassa‘ hançer ve bir semmûr kürkü Paşa kendü eliyle Hân'a geydirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b ·
metinde göster ·
… cevâhir çârkab tîrkeş ve bir cevâhirli Sultân Murâd Hân kuşağı ve bir mücevher
ve murassa
‘ hançer ve bir semmûr kürkü Paşa kendü eliyle Hân'a geydirdi.
"Pâdişâhım, hayr mukaddem gazân kutlu olsun. Hemîşe böyle gazâlar edesin. Hoş geldin ve safâ gelüp yüzüm basa geldin, zîrâ bir mücâhid pâdişâh-ı kâmkârsın. Âl-i Osmân'ın fermânın edâ edüp dîn düşmanından intikâm alup gazân mübârek ola" deyü Paşa, Hân'ın başına bir zî-kıymet sorguc-ı pâdişâhî sokdu ve üç küheylân at biri gâyetü'l-gâye murassa‘ ve mücevher eğerli küheylân at idi ve Hân'ın beline bir sunkur demirli ve murassa‘ ve mücevher gılâflı seyf-i müczemi Hân'ın kemerine bend edüp andan bir cevâhir çârkab tîrkeş ve bir cevâhirli Sultân Murâd Hân kuşağı ve bir mücevher ve murassa‘ hançer ve bir semmûr kürkü Paşa kendü eliyle Hân'a geydirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b ·
metinde göster ·
… t ki gûyâ kaytas-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn
ve murassa
‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzı …
Paşa, "Ne zahmet, hey Hânım?" deyüp altunları kabûl edüp Paşa dahi Hân'a bir siyâh kaytas nesl-i cilfidânü's-sâfinâtü'l-ciyâd at-ı sabâ-sür‘at ki gûyâ kaytas-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr kaytas-ı esb-i peymâyı Hân altına Paşa çeküp bilâ-rikâb süvâr olmada ve Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîr Sefer Gâzî Ağa'ya dahi birer mebrûm katîfe eğerli ve sîm ve zeheb mutallâ rahtlı atlar ve birer gümüş çullı yelkendez atlar keşîde kılınup süvâr oldular ve Kadıaskere ve şîrîn beği ve Sincivit ve Mansûrlu ve Arkanlı ve Dâyirli ve Mankıtlı ve Arslanlı ve Çobanlı ve Deveyli ve Nevrûzlı ve Oraklı ve şiydaklı ve Yaman Sadaklı ve Defterdâr İslâm Ağa ve Yalı ağası İslâm Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve kapukulu a‘yânlarından atalıklara ve emildeşlere ve olanlara ve Karaçilere ve ot ağalarına ve Badrak mirzâlarına ve yurd atalarına ve sâ’ir iş erlerine ve'l-hâsıl bu zikr olunanlardan mâ‘adâ emirzâlara cümle iki yüz on bir neferâtlara on biri sırma eğerli ve sîm rahtlı ve mutallâ-yı zeheb rikâblı atlar idi. On birden mâ‘adâsı iki yüz aded gümüşî çullu atlar yelkendez esb-i tâzîler Hân askerine hedâyâ atlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b ·
metinde göster ·
… bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla
ve murassa
‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr kaytas-ı esb-i peymâyı Hân altına Paşa çeküp bilâ- …
Paşa, "Ne zahmet, hey Hânım?" deyüp altunları kabûl edüp Paşa dahi Hân'a bir siyâh kaytas nesl-i cilfidânü's-sâfinâtü'l-ciyâd at-ı sabâ-sür‘at ki gûyâ kaytas-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr kaytas-ı esb-i peymâyı Hân altına Paşa çeküp bilâ-rikâb süvâr olmada ve Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîr Sefer Gâzî Ağa'ya dahi birer mebrûm katîfe eğerli ve sîm ve zeheb mutallâ rahtlı atlar ve birer gümüş çullı yelkendez atlar keşîde kılınup süvâr oldular ve Kadıaskere ve şîrîn beği ve Sincivit ve Mansûrlu ve Arkanlı ve Dâyirli ve Mankıtlı ve Arslanlı ve Çobanlı ve Deveyli ve Nevrûzlı ve Oraklı ve şiydaklı ve Yaman Sadaklı ve Defterdâr İslâm Ağa ve Yalı ağası İslâm Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve kapukulu a‘yânlarından atalıklara ve emildeşlere ve olanlara ve Karaçilere ve ot ağalarına ve Badrak mirzâlarına ve yurd atalarına ve sâ’ir iş erlerine ve'l-hâsıl bu zikr olunanlardan mâ‘adâ emirzâlara cümle iki yüz on bir neferâtlara on biri sırma eğerli ve sîm rahtlı ve mutallâ-yı zeheb rikâblı atlar idi. On birden mâ‘adâsı iki yüz aded gümüşî çullu atlar yelkendez esb-i tâzîler Hân askerine hedâyâ atlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b ·
metinde göster ·
… yüz aded elleri sırıklı iç ağaları sarrâcları ve her bir yedekler murassa‘ zeyn
ve murassa
‘ raht ve bisâtıyla birer hazîne değer küheylân atlar idi.
Alay-ı tuğlar ve yedekler ile emîrahûr: Ve cümle üç yüz aded elleri sırıklı iç ağaları sarrâcları ve her bir yedekler murassa‘ zeyn ve murassa‘ raht ve bisâtıyla birer hazîne değer küheylân atlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
… e etekliklere müstağrak şâtırların tellerinde debdevî ve dehdehî ve zil [u] bem
ve murassa
‘ kemerler ve zerrîn seyf-i miczemler ve ellerinde teber-i Müslimîleri ile ârâst …
Andan imâm ve mü’ezzinân ve kapucular kethüdâsı ve telhîsî ve andan Köpürlü Mehemmed Paşa ak sakallı ve beyâz sûfa siyâh semmûr kürk kaplı nûrânî sâhib-i vakâr şeyh-sûret, ammâ hûnhâr-sîret niçe yüz bin hânedân söndürmüş ve niçe yüz bin cânı ten kafesinden uçurmuş ve niçe 82a hânedân sâhiblerin hâne berdûş edüp hânesinden kaçırmış. Min indillâh tasîh-i âlem etmeğe me’mûr bir sâhib-zuhûr pür-nûr kimesne idi. Yemîn ü yesârında mataracıları ve tüfengcileri ve zertaslar üzre ablak telli şâtırları dîbâ ve şîb u zerbâf kantura ve etekliklere müstağrak şâtırların tellerinde debdevî ve dehdehî ve zil [u] bem ve murassa‘ kemerler ve zerrîn seyf-i miczemler ve ellerinde teber-i Müslimîleri ile ârâste olmuş şâtırlar idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b–82a ·
metinde göster ·
… k ve ayağında Çerkezî fıllar ve şalvar geyüp esb-i sabâ-sür‘atında altun zincir
ve murassa
‘ eğerli âbreş-i re’îsî küheylân at üzre Mankala pehlivân-âsâ süvâr olup pâdişâh …
Alay-ı mehterân-ı çalıcıyân: Bunlar dahi pür-silâh atlar üzre dokuzar kat mehterhâne çalınup selâma durup pâdişâhın gelmesine muntazırlar idi. Köpürlü Mehemmed Paşa ise Koca Sokollu Mehemmed Paşa gibi azamet-i dârâtiyle serinde Selîmî eğninde semmûr kabaniçse üzre tîrkeş ve çârkab kuşak ve ayağında Çerkezî fıllar ve şalvar geyüp esb-i sabâ-sür‘atında altun zincir ve murassa‘ eğerli âbreş-i re’îsî küheylân at üzre Mankala pehlivân-âsâ süvâr olup pâdişâh-ı Cem-cenâbın gelmesine müterakkıb idi. Sa‘âdetlü pâdişâh dahi nümâyân oldukda yemîn ü yesâra selâm vererek Köprülü'nün yedekleri berâberliğine pâdişâh geldikde hemân Köpürlü atından enüp piyâde olup apul apul gidüp rikâb-ı pâdişâhîye yüzün sürüp on adım ancak piyâde gitdikde sa‘âdetlü pâdişâh buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82a ·
metinde göster ·
… rmek içün bu kadar envâ‘-ı sîm âvân ve bu kadar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘
ve murassa
‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr …
Ez-în-cânib ba‘de'l-feth Serdâr Alî Paşa cümle ağavâtların fetihnâmeler ile eyâlet-be-eyâlet gönderüp bu hakîre Bosna eyâleti fetihnâmesin ihsân edüp ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya mahabbetnâme ve zî-kıymet gazâ mâlı hedâyâlardan verüp hakîre dahi bir kîse ve üç at ve yedi aded mahbûb Macar gulâmları verüp Bosna'ya gitmeğe âmâde olduk. Hattâ bu mahalde cümle guzâta destûr verilüp herkes vatanlarına revâne olup Alî Paşa Tımışvâr'da ve Çavuşzâde kal‘a-i Virse'de ve gayrı vüzerâ ve ümerâlar manâsıblarına gitmeğe me’mûr olup serdâr-ı ekrem bir ağasıyla Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetlerin Vârat'da komayup Belgrad kal‘asına göndermek içün bu kadar envâ‘-ı sîm âvân ve bu kadar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk ve İstefanlar ve elvân elvân emti‘a-i esnâf tecemmülât akmişe-i kâlâ-yı vâlâ-yı bî-hisâbları meydân-ı mahabbete çıkarup hüccet-i şer‘iyye ile Alî Paşa defter edüp ağasına teslîm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… ar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn
ve murassa
‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk ve İstefanla …
Ez-în-cânib ba‘de'l-feth Serdâr Alî Paşa cümle ağavâtların fetihnâmeler ile eyâlet-be-eyâlet gönderüp bu hakîre Bosna eyâleti fetihnâmesin ihsân edüp ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya mahabbetnâme ve zî-kıymet gazâ mâlı hedâyâlardan verüp hakîre dahi bir kîse ve üç at ve yedi aded mahbûb Macar gulâmları verüp Bosna'ya gitmeğe âmâde olduk. Hattâ bu mahalde cümle guzâta destûr verilüp herkes vatanlarına revâne olup Alî Paşa Tımışvâr'da ve Çavuşzâde kal‘a-i Virse'de ve gayrı vüzerâ ve ümerâlar manâsıblarına gitmeğe me’mûr olup serdâr-ı ekrem bir ağasıyla Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetlerin Vârat'da komayup Belgrad kal‘asına göndermek içün bu kadar envâ‘-ı sîm âvân ve bu kadar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk ve İstefanlar ve elvân elvân emti‘a-i esnâf tecemmülât akmişe-i kâlâ-yı vâlâ-yı bî-hisâbları meydân-ı mahabbete çıkarup hüccet-i şer‘iyye ile Alî Paşa defter edüp ağasına teslîm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… mas-ı Serendîlî(?) ve la‘l ve yâkût ve zümürrûd 10a yüzükler ve niçe mücevher
ve murassa
‘ sîm ü zer evânî eşyâlar ile memlû bir mezâr idi kim cümle cevâhiri bir Rûm har …
Ve âteş teskîn oldukdan sonra bir deyr-i Şeddâdî içre bir kral kızı leşi çıkdı. Cemî‘i esvâbı cevâhirle müzeyyen ve kuşağı ve tâcı ve halhalı ve sorguc ve istifanı ve parmaklarında yigirmişer ve otuzar kırat elmas-ı Serendîlî(?) ve la‘l ve yâkût ve zümürrûd 10a yüzükler ve niçe mücevher ve murassa‘ sîm ü zer evânî eşyâlar ile memlû bir mezâr idi kim cümle cevâhiri bir Rûm harâcı değerdi. Ve dahi mezâr içinde iki aded pirinç kapaklı dollâblar binâ olunmuş biri mâl-â-mâl mümessek altun ve biri leb-ber-leb Sivilye guruş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b–10a ·
metinde göster ·
… temâşâ dahi mihrâb-ı münharifinin yanında cümle mencûkları cevâhir ile musanna‘
ve murassa
‘ bir çelipay, ya‘nî İncîl kitâbı konacak bir sepâ-yı simîn inşâ etmişler kim on …
Ve bir temâşâ dahi mihrâb-ı münharifinin yanında cümle mencûkları cevâhir ile musanna‘ ve murassa‘ bir çelipay, ya‘nî İncîl kitâbı konacak bir sepâ-yı simîn inşâ etmişler kim on iki pâyeli bir kürsî-i minâ-fâm idi ve her pâyesi zeylinde palasanta Hazret-i Îsâ'nın on iki havâriyyûnlarının heyâkil [ü] timsâlleri var gûyâ her biri âdâb üzre karâr-dâde tasvîrâtları ceseden binâ etmişler kim gûyâ her biri zî-rûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
… zenîn kızlar var ise cümlesi şîb ü zerbâf ve çarkâb ile zerdûz olmuş fisdânları
ve murassa
‘ ve mücevher 19b her biri birer hidmete me’mûr olup niçe yüz adedi huzûr-ı vü …
Ertesi gün kral karısı Serdâr Ali Paşa'yı ve yedi veziri ve yirmi iki aded mîr-i mîrânları ve yetmiş aded mîr-i livâları bir bâğ-ı İrem-misâl bir hadîka-i ravza-i cinân gül [ü] gülistân içre bir ziyâfet etmişdir kim bu dahi melike-i mülûkâne ve bir ziyâfet-i şâhâne olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunur değil idi ve bu rûy-ı arzda böyle bir şeb-i kâfirî üzre bir ziyâfet-i ikrâm görülmemişdir, zîrâ bu ziyâfet avret ziyâfeti olmağile bu şehirde ve gayri yakın ve ba‘îd kılâ‘larda ne kadar pençe-i âfitâbe bikr-i nâ-şüküfte ve nâ-süfte nâ-pûhte meh-cebîn ve nâzenîn kızlar var ise cümlesi şîb ü zerbâf ve çarkâb ile zerdûz olmuş fisdânları ve murassa‘ ve mücevher 19b her biri birer hidmete me’mûr olup niçe yüz adedi huzûr-ı vüzerâda murassa‘ kâseler ile gûnâ-gûn mümessek eşribelerin atşânlara bezl ederlerken her biri birer gûne nâz u istiğnâ ve cünbüş ü harekât ile âdâb-ı vekâr üzre hidmet ederlerdi kim her birinde olan libâs-ı gûnâ-gûn bir duhter-i pâkîze-ahterde yok idi. Ve her birinde olan müşk-i amber-i hâm ve zibâd ve kulle(?) müşk sünbül-i misk-i Arabî ve sünbül-i Hindî râyihaları âdemin demâğın mu‘attar ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19a–19b ·
metinde göster ·
… ânın, âlât-ı suhûn sîm ü zer ve fağfûrî ve hıtâyî ve balgamî mertebânî mücevher
ve murassa
‘ ve zerrîn âvânîlerin medh eylesek başka bir müdevven olur.
Eğer bu ni‘met-i uzmânın, âlât-ı suhûn sîm ü zer ve fağfûrî ve hıtâyî ve balgamî mertebânî mücevher ve murassa‘ ve zerrîn âvânîlerin medh eylesek başka bir müdevven olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
… arflı sâ‘atler ve bir incü tesbîh ve kırk top dîbâ ve kırk top Ciniviz katîfesi
ve murassa
‘ la‘l-gûn mercan kabzalı hançer-i zü'l-fecâm verüp bunlar dahi mektûb-ı mahabbe …
Menzil-i kasaba-i Buşatlar: Bunda bir gece dahi paşa yanında mihmân olup Melek Ahmed Paşa efendimizin karz-ı hasen verdiği mâl içün Yûsuf Beğzâde hakîre on üç bin guruşluk cümle Venedik altunların huzûr-ı şer‘de verüp hüccet-i şer‘iyyeye geçüp beğe hakîr temessükâtları verüp kenâr-ı(?) mümessek şakk(?) olundukda beğden Melek Paşa'ya hedâyâ üç Fireng gulâmı ve yigirmi aded altun zarflı sâ‘atler ve bir incü tesbîh ve kırk top dîbâ ve kırk top Ciniviz katîfesi ve murassa‘ la‘l-gûn mercan kabzalı hançer-i zü'l-fecâm verüp bunlar dahi mektûb-ı mahabbet-uslûba kayd olup beğden hakîre üç yüz Venedik altunu ve Bihzâd nâm bir İşpanya gulâmı ve bir at ve bir kılıç verüp cümle tevâbi‘ ü gulâmlarıma onar altun ve birer çuka ve kumaşlar verüp refîkler verdi. Ertesi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 36b ·
metinde göster ·
… râhîm Paşa gûyâ vezîria‘zam gibi esbâb-ı ihtişâmıyla cümle âlât-ı silâhı cevher
ve murassa
‘ ve kendüleri zer-ender-zer murassa‘ tîrkeş ve şemşîr ile ârâste olup Âsaf-ı Be …
Hemân yüz yigirmi kapucubaşı pür-silâh ve mülebbes ve iki yüz vâcibü'r-ri‘âyâ ve üç yüz müteferrika ve iki yüz deli ve iki yüz gönüllü ve iki yüz Tatar ve yüz aded çâşnigîr ve yüz aded taşra kilarcıyân ve iki yüz aded iç ağaları sarrâcları ve üç yüz aded tüfeng-endâz atlı sarıca ve yedi yüz yetmiş aded Hırvad ve Boşnak ve Arnavud ve Aznavur sekbânları var idi kim her biri birer kağan arslana benzer serâpâ kırmızı bağır yelekli ve bol arakiyyeleri cümle kırmızı saya çukadır sırma püsküllü arakiyyelerin kec kılup cümle piyâde kırkar ellişer dirhem Nova ve Gabele tüfengleriyle ceyrân gibi sekerek tertîb üzre çifte çifte ubûr edüp andan yedekler zer-ender-zere müstağrak olmuş küheyl atlar ubûr edüp andan Kadızâde İbrâhîm Paşa gûyâ vezîria‘zam gibi esbâb-ı ihtişâmıyla cümle âlât-ı silâhı cevher ve murassa‘ ve kendüleri zer-ender-zer murassa‘ tîrkeş ve şemşîr ile ârâste olup Âsaf-ı Berhayâ-misâl ubûr etdükde umûr-dîde âdemler görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64a ·
metinde göster ·
… ı hazâ’ini doldurup bu kadar cebehâne ve bu kadar ibret-nümâ zî-kıymet eşyâları
ve murassa
‘ tahtları ve niçe yüz aded murassa‘ pençere kapakları ve kapuları ve niçe bin f …
Ba‘de'z-ziyâfe Süleymân Hân pederimiz merhûmun nakli üzre hazîne-i Lagoş['u] cümle Budin'den çıkarup yedi bin aded deriler sarılı sandûkalara mâl-ı hazâ’ini doldurup bu kadar cebehâne ve bu kadar ibret-nümâ zî-kıymet eşyâları ve murassa‘ tahtları ve niçe yüz aded murassa‘ pençere kapakları ve kapuları ve niçe bin fıskıyye ve havuz ve fevvâreleri ve tuçdan altun ile mutallâ dîv ü cin ve perî sûretlerin ve tuçdan selef kralları timsâllerin ve hâlâ {İslâmbol'da} Ayasofya câmi‘i mihrâbının yemîn ü yesârında olan mutallâ şem‘dânların ve niçe bin bunun emsâli ibret-nümâ eşyâların cümle yerlerinden kal‘ edüp İslâmbol'a gemilerle gönderüp cümle sûretleri temâşâ içün Atmeydânı'na korlar. Ve Budin'den niçe zî-kıymet balyemez topları Belgrad'a gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
‘ kâse-i nîlgûn mücevherdir kim benî-âdem gördükde vâlih [ü] hayrân olur. Sâfî a …
Ve içi eyle musanna‘ ve murassa‘ kâse-i nîlgûn mücevherdir kim benî-âdem gördükde vâlih [ü] hayrân olur. Sâfî altun çökürme zer-nişânlı bakır tâs içine kaplama altun kakılmış ve mâbeynleri silu ve lâcüverd ve la‘lî ve sebzî [ve] sefîdî ve zerdî ve surh-gûn mînâ-yı gûnâ-gûnlar ile koruş(?) olmuş mücellâ bir kubbe-i mînâdır kim her kârını hayâl-pesend-i nakş-ı bûkalemûn eylemiş. Gerçi kubbenin aslı bakırdır, ammâ nuhâs-ı hâlisden bir eser-i me’ser kalmayup bu kubbe-i acîbe ve garîbesi mess-i mutallâ-yı zeheb ile mutallâ ve mücellâ olmuş bir kubbe-i nüh-tâk-ı zerdûzdur kim manzûr-ı seyyâhân-ı âlem ve cihân-geşt-i benî Âdem gözleri görmemiş ve kulakları işitmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
… tende dem-beste olur. Ve revzen-i zîbâlarında hod ol kadar müşebbek ve murakka‘
ve murassa
‘ fusûskârî pençere kubâbları var kim vasfında cihân meddâhları lâl [ü] bî-zebân …
Cümle pesendîde ma‘rifetlerinden biri bu mahfel-i şerîfe bî-sütûn bir nerdübân-ı ibret-nümûn etmiş kim âdem üzerine basmağa havf eder, zîrâ bu nerdübânın bir tarafında sütûnları yokdur. Hemân kûh-ı bî-sütûn mânend bir nerdübân-ı bî-mânend musanna‘ taş nerdübândır kim her kademe taşların birer uçları câmi‘ dîvârına muttasıldır. Mâ‘adâ basamak yerleri cümle mu‘allakdır. Ve bu nerdübânın câmi‘ içi tarafına bir demir parmaklık etmiş kim nerdübâna bu demir parmaklık dahi bir metânet verüp üstâd-ı haddâdı bunda dahi yed-i tûlâsın ayân etmiş kim ol dahi makdûr-ı beşer değildir. Ve bu mahfel-i münîfin kenârelerine üstâd-ı harrâtîn ahşâbât-ı palasanta ve sindiyân ve âbinûş ve çemşîr ve servî haşeblerinden müşebbek korkuluk revzenler ve kafesler eylemiş kim gören âdemin aklı enderûn-ı kafes-i tende dem-beste olur. Ve revzen-i zîbâlarında hod ol kadar müşebbek ve murakka‘ ve murassa‘ fusûskârî pençere kubâbları var kim vasfında cihân meddâhları lâl [ü] bî-zebândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… işâh-ı âlem-penâh hazretinden Haseki Ağa geldi. Bir semmûr kürk ve bir mücevher
ve murassa
‘ hançer-i zü'l-feccâm ve bir şemşîr-i samsâm ile hatt-ı şerîf gelüp dîvân-ı pâd …
Hikmet-i Hudâ ol gün mâh-ı Muharremü'l-harâmın yedinci Salı gün idi, sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh hazretinden Haseki Ağa geldi. Bir semmûr kürk ve bir mücevher ve murassa‘ hançer-i zü'l-feccâm ve bir şemşîr-i samsâm ile hatt-ı şerîf gelüp dîvân-ı pâdişâhîde kırâ’at olunup Sadrıa‘zama ve gayri düstûr-ı mükerremlere hayr du‘âlar ve selâm-ı firâ[vâ]nlar olunmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
… hrâda cereyân eden uyûn-ı câriyelerde beşer onar vukiyye gelir gûnâ-gûn mâhîler
ve murassa
‘ ve zer nişânlı alabalığı nâm mâhîler olur kim bir diyârda olmaz, tenâvül edeni …
Ve bu sahrânın etrâfı sâfî kulleli ma‘mûr kurâlar ile zeyn olmuş bir fezâdır. Cümle kurâlardan ma‘mûr Çengîzâde (---) Paşa çiftliği, kal‘a-misâl bir kulle-i bâlâlı ma‘mûr köydür. Ve bu sahrâda cereyân eden uyûn-ı câriyelerde beşer onar vukiyye gelir gûnâ-gûn mâhîler ve murassa‘ ve zer nişânlı alabalığı nâm mâhîler olur kim bir diyârda olmaz, tenâvül edenin ağzında mahv olup aslâ balık râyihası olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159b ·
metinde göster ·
… âf ve cevâhir-i murassa‘âta gark olmuş kemer kuşak ve hançer ve bıçak ve şemşîr
ve murassa
‘ topuz elinde ve eğninde bir semmûr kabaniçse kim tüğü içinde yumurta saklanır …
Bizim paşa dahi hudûd mil bayırına urûc ederken sâfî dîbâ ve şîb ü zerbâf ve cevâhir-i murassa‘âta gark olmuş kemer kuşak ve hançer ve bıçak ve şemşîr ve murassa‘ topuz elinde ve eğninde bir semmûr kabaniçse kim tüğü içinde yumurta saklanır siyâh semmûr la‘l-gûn çukaya kaplı kim her düğmeleri kaz yumurtası kadar kim her biri onar bin guruş eder düğmeler ile müzeyyen kabaniçsedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44b ·
metinde göster ·
… r gûnâ-gûn tahtânî ve fevkânî kasr-ı âlîler ve kâh-ı nüzhet-eserler ve musanna‘
ve murassa
‘ mutallâ(l) helkârî maksûre maksûre havarnakların her biri birer gûne tarh olun …
Ve bu ravza içre her gelen sâhib-i tab‘ krallar gûnâ-gûn tahtânî ve fevkânî kasr-ı âlîler ve kâh-ı nüzhet-eserler ve musanna‘ ve murassa‘ mutallâ(l) helkârî maksûre maksûre havarnakların her biri birer gûne tarh olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… atların yanı sıra ubûr edüp ba‘dehu başhalîfe krala verilecek iki re’s mücevher
ve murassa
‘ ve zer-ender-zere müstağrak olmuş cevâhir eğerli ve cevâhir rahtlı ve cümle in …
Andan tuğların ardı sıra paşanın emîr-i âhûr ağası cemî‘i sarrâcları ile ellerinde kargı kantar sırıkları ile ubûr edüp andan sonra pâdişâhımızın çâsâra hedâyâ gönderdiği on iki re’s küheylân ve sâfinâtu'l-ciyâd misilli atlar kim her biri ıstabl-i Âl-i Osmân'da birer at-ı mu‘teberâtdır. Pâk u pâkîze gümüşî çullar üzre dîbâ sağrı-pûş ile atları tezyîn edüp her atın başlarında gûnâ-gûn musanna‘ saçak peçeli çatal zencîrli yularların her birin beyâz külâhlı yedekçi halîfeler her atı ikişer âdem zabt edüp ba‘zı atların ayaklarında zencîr bâr bendleri kığış kığış öterek her bir at ejder-i heft-ser gibi pertâb u raks edüp süheyl urarak ve yanları sıra üstâd Arab seyisleri piyâde ubûr edüp her atların başlarında ablak sorguc-ı şâhî teller ve çelengler ile her atın yanları sıra ikişer aded yine beyâz külâhlı hâs âhûr halîfeleri ve beyâz külâhlı piyâde tevâbi‘leri atların yanı sıra ubûr edüp ba‘dehu başhalîfe krala verilecek iki re’s mücevher ve murassa‘ ve zer-ender-zere müstağrak olmuş cevâhir eğerli ve cevâhir rahtlı ve cümle incü ve la‘l ve yâkût ile tezyîn olmuş dikdik ve uyanlı iki re’s küheylân atlar ubûr ederken bunların dahi yanlarında yine pâk ü mülebbes âhûr halîfeleri beyâz yedekçi külâhlarıyla ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54b ·
metinde göster ·
… incü dikme kantûralar ve bellerinde debdevî ve dehdehî ve zîlbem ve âfitâbeler
ve murassa
‘ cevâhir kuşaklar ve cevâhir kaddâre kılıçlar ile ikişer ikişer ubûr ederler.
Andan ardı sıra altun tâslı ve başları beyâz ablak telli ve elleri teber-i Müslimîli on nefer şâtırların her biri dîbâ ve şîb ü zerbâf ve çârkâb incü dikme hil‘atler ve zerdûz eteklikler ve incü dikme kantûralar ve bellerinde debdevî ve dehdehî ve zîlbem ve âfitâbeler ve murassa‘ cevâhir kuşaklar ve cevâhir kaddâre kılıçlar ile ikişer ikişer ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54b ·
metinde göster ·
… üstâd-ı kâmillerden gelmiş maslûbât âvîzeler var ve ol kadar bin altun ve gümüş
ve murassa
‘ kanâdîller ve şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdân ve micmereler var kim göre …
Ve bunda olan niçe bin Mısır hazînesi mâl değer gûnâ-gûn putlar ve niçe kerre yüz bin aded musanna‘ âvîzeler var kim her biri birer diyâr krallarından ve her biri birer üstâd-ı kâmillerden gelmiş maslûbât âvîzeler var ve ol kadar bin altun ve gümüş ve murassa‘ kanâdîller ve şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdân ve micmereler var kim görenin aklı gider. Ammâ bu deyr döşeli değildir. Cümle bâlâda tahrîr olunan ahcâr-ı gûnâ-gûn-ı mütenevvi‘alar ile füsûs-kârî ruhâm-ı ibret-nümûndur kim her bir taşı kuş gözü gibi gûnâ-gûn nukûş-ı garîbeler ile mefrûş deyr-i kebîrdir. Cânib-i etrâfında cümle üç bin aded iskemlelerdir kim Cenâb-ı Allâh bu rûy-ı arzda ne kim halk etdi ise cümle mevcûdâtdan musanna‘ iskemleler var kim her biri birer kral-ı dâllin ve birer a‘yân-ı pür-melâlin hayrâtlarıdır. Üzerlerinde cemî‘i küffârlar oturup zu‘m-ı bâtıllarınca âyîn-i Îsâ edüp ibâdet ederler. Hatta bu deyr içre mezkûr iskemlelerin cümlesi birbirine benzemek ihtimâli olmaduğundan mâ‘adâ kuş kemiğinden ve âdem kemiğinden balık dişi ve fîl dişinden ve'l-hâsıl cemî‘i ahşâbâtdan ustolniler, ya‘nî iskemleler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60a ·
metinde göster ·
… sar ile kendü hınto arabalarından sekiz aded eşheb atlı bir mücevher ve mutallâ
ve murassa
‘ gümüş üzre mînâ kubbeli bir hınto araba göndermiş kim çeşm-i insân gördükde hî …
Paşa dahi kralın gönderdiği defter üzre cümle hedâyâları krala ve anasına ve başvezîre ve başpapasa ve başirşeke ve gayri vezîrleri makâmında olanlara ve ser-i kârda olan bî-dînlere cümle hedâyâları âmâde edüp ertesi sene (---) mâh-ı Zilka‘desinin (---)(---) bâzâr gün ale's-sabâh çâsâr ikinci vezîr ve başkomsar ile kendü hınto arabalarından sekiz aded eşheb atlı bir mücevher ve mutallâ ve murassa‘ gümüş üzre mînâ kubbeli bir hınto araba göndermiş kim çeşm-i insân gördükde hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64b ·
metinde göster ·
… ’s at kim her biri mu‘teber at ve sâfinâtü'l-ciyâd misilli atların biri cevâhir
ve murassa
‘ eğerli ve cevâhir rahtlı ve topuz ve gaddâreli ve cümle çârkâb zerdûz cevâhir …
Andan sonra üç re’s at kim her biri mu‘teber at ve sâfinâtü'l-ciyâd misilli atların biri cevâhir ve murassa‘ eğerli ve cevâhir rahtlı ve topuz ve gaddâreli ve cümle çârkâb zerdûz cevâhir dikme abâyîli ve bahrî hotaslı ve altı pâre cevâhire gark olmuş yancıklı ve atın başında ablak murassa‘ cığa teliyle yemîn ü yesârında kırmızı ve dolamalı hâsâhûr yedekçileri ve hâsâhûr kalfası ile ubûr edüp bir at dahi sâde dîbâdan çullu yelkendez yürür at kim gûyâ bir at-ı aşkar-ı dîvzâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64b ·
metinde göster ·
‘ topuzu öpüp yine çâsârın eline verdikde hemân çâsâr ayak üzre kalkup cümle erb …
Andan sonra ale't-tertîb hedâyâ-yı Âl-i Osmân yürümeğe başladı. İbtidâ paşa sorguc-ı pâdişâhîyi öpüp başına koyup andan (andan) bir murassa‘ otağayı elçi paşa kralın eline verüp kral dahi Freng şapkası manlifke üzre sokup tahtında karâr-dâde oldukda hemân paşa cevâhir ve murassa‘ topuzu öpüp yine çâsârın eline verdikde hemân çâsâr ayak üzre kalkup cümle erbâb-ı dîvâna topuzu gösterdikde cümlesi baş açup du‘â etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
… vvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘
ve murassa
‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhir …
Ve gorona ve tâc ve manlifke ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) derler. Her lisânda birer gûne ismi vardır. Hakîr dikkatle niçe kerre temâşâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir şeydir}. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne idiği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhirle zeyn olmuş kim bin Mısır hazînesi mâl değer ve ana bahâ yetişmez de derler. Hemân hakkâ ki on sekiz kral on sekiz aded zencîr edüp depesinde bir cevâhir halkaya zencîrleri bağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin her birine bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zencîrlerin çengâlleri geçmedir. Esbâb-ı ihtişâm günleri ve böyle bir âlî-kadr elçi günleri zencîrleri koyup tâcı yerine korlarmış, ba‘dehu yine Prak kal‘asına götürürlermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd dizilüp beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu eşkâlde bir tâc-ı İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
Ammâ aslâ döşemesi yokdur. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûne musanna‘
ve murassa
‘ iskemle var kim Cenâb-ı Bârî bu dünyâda her ne kadar mevcûdât halk etdi ise cü …
Ammâ aslâ döşemesi yokdur. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûne musanna‘ ve murassa‘ iskemle var kim Cenâb-ı Bârî bu dünyâda her ne kadar mevcûdât halk etdi ise cümle ma‘âdin ve ahcâr [u] eşcârâtdan ve her nevâdirât eşyâlardan birer gûne murassa‘ iskemleler vardır, ammâ üç yüz altmış altı adedi kralın kendüye mahsûs ustolnileridir, mâ‘adâsına vüzerâları ve banları ve hersekleri ve şag ve irşekleri oturur. Ammâ cümleden gorona olan soffa üzre kırk aded taht-ı sîmîn tâk birer tâkler var kim her birine nazar edenin dîdeleri hîrelenir. Lâkin cümleden hakîr kehribâdan ve kırmızı mercândan ve yeşim ve balgamî ve akîk-i Yemenî ve Seylân ve pîrûze tahtlardan hazz 68a etdim. Ve dahi kuş kemiğinden ve balık dişinden ve siyâh âbnûs üzre beyâz gümüş kakmak âbnûs iskemle ve necef ve billûrdan ve moran ve zeberced ve Seylân ve altun ve gümüş ve rûh-ı tûtyâ ve'l-hâsıl incü ve zümürrûdden iskemleler var kim her biri birer kral yâdigârları ve her biri birer üstâd-ı kadîm kârları ve her diyârın kralları hedâyâlar gönderüp bu eyvân-ı kisrâ tahtlarıyla ârâste ve revzenler ve dervezeler ile pîrâste olmuş vâcibü's-seyr sarây-ı vâlâdır. Ammâ hakîr her kaçan kral huzûruna vardıkda mâh-ı Temmûz eyyâmları olmak ile kral bir rûh-ı tûtyâdan mebnî bir taht-ı raht-ı baht üzre oturup hakîr mezkûr kehribâ taht üzre pâdişâhâne cülûs ederdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b–68a ·
metinde göster ·
‘ zî-kıymet âvîzeler ve mücevher gûnâ-gûn kanâdîller bir deyrde yokdur. Ve ol ka …
Ve bunda olan musanna‘ ve murassa‘ zî-kıymet âvîzeler ve mücevher gûnâ-gûn kanâdîller bir deyrde yokdur. Ve ol kadar putlar ve sanem ve timsâller var kim her biri Vüdd ü Suvâ‘ ve Yeğûs ve Ye‘ûk gibi putlardır kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y222b ·
metinde göster ·
… ler ve bellerinde murassa‘ şemşîrler ve mataracıbaşı destinde bir gûne mücevher
ve murassa
‘ matara var idi kim hakîr anı bir vüzerâda görmedim.
Paşa dahi tuğ u bayrağı ve yedekleri ile güzer edüp semmûr kabaniçse üzre tîrkeş kuşanup ser-i sa‘âdetlerinde selîmî destâr ile ve şâtırları zer-ender-zere müstağrak olup incü düğme kantûralar ve serlerinde altun tâslar üzre otağalar ve mataracı ve tüfengciyânlar dahi sürh levn çukalar ile mülebbes olup zerdûs keçeler ve ellerinde mücevher tüfengler ve bellerinde murassa‘ şemşîrler ve mataracıbaşı destinde bir gûne mücevher ve murassa‘ matara var idi kim hakîr anı bir vüzerâda görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277a ·
metinde göster ·
‘ ve musanna‘dır. Ve kuflı dahi selef pâdişâhlarının hayrâtından bir mücevher ki …
Ve bir küçük kapusu var, serâpâ zer-ender-zer ve murassa‘ ve musanna‘dır. Ve kuflı dahi selef pâdişâhlarının hayrâtından bir mücevher kiliddir. Bu kapunun dibinde ibrîşim seccâde üzre bir muhteşem huddâm-ı beyt-i Resûl oturup huccâc-ı züvvâr vardıkda cevâhir miftâhile bâb-ı şerîfi küşâde kılup ehl-i ziyâret bu du‘âyı tilâvet eder, ziyâret eder. Bizzât Hazret-i Risâlet rahm-ı mâderden müştak olduğu mahalde bir sarı çukur taş-ı mübârek içine komuşlar. Vücûd-ı şerîfi ol hacer-i safrâya te’sîr etmişdir. Bir hayli çukurdur içine bir âdem vüs‘at üzre murabba‘ otursa mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y352a ·
metinde göster ·
… dîvân eşbehleri gelüp paşa kethudâsı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı
ve murassa
‘ topuzlu ve müzehheb ü mutallâ ve musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efe …
Mastaba-i İbrâhîm Ağa: Bir sahrâda kârgîr binâ bir soffa-i ra‘nâ-i musallâ-i zîbâdır. Cümle huccâc bu mahalli ubûr edüp kimi bürkede meks eder, kimi tâ Mısır'a gider. Ammâ Emîrü'l-hac bu mastabaya vakt-i şâfi‘îde gelüp sahâbesin kurup meks eder. Ve cümle asâkiri alay âlâtları ile âmâde olup Mahmil-i şerîf'i dahi tezyîn ederler. Ba‘de salât-ı fecr ezânları tilâvet olunup edâ-yı salât olundukda Mısır tarafından bir azîm asker ile emîrü'l-hac istikbâline çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve'l-hâsıl yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân eşbehleri gelüp paşa kethudâsı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı ve murassa‘ topuzlu ve müzehheb ü mutallâ ve musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu mastaba üzre buluşup cümle a‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şedd-i rıhal sûrlarına demler urulup andan emîr-i hac kethudâ hedâyâsı olan küheylâna süvâr olup alay-ı azîm ile mehterhânesin çalarak huccâcın gerisin alarak paşa kethudâsıyla ve sâ’ir umerâ-i Mısır ile at başı berâber olup Dâr-ı Hamrâ nâm konakdan altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386b ·
metinde göster ·
… evkânî bir şîrîn ü latîf binâ-yı zîbâ câmi‘dir. Çâr kemer üzre münakkaş tavanlı
ve murassa
‘ mihrâblı ve mukarnaz haşeb minberli ve bir ibret-nümâ mü’ezzin mahfilli cânib- …
Bir köşe başında fevkânî bir şîrîn ü latîf binâ-yı zîbâ câmi‘dir. Çâr kemer üzre münakkaş tavanlı ve murassa‘ mihrâblı ve mukarnaz haşeb minberli ve bir ibret-nümâ mü’ezzin mahfilli cânib-i erba‘a dîvârı elvân hacerler ile kaplı üç tabaka minâreli bir câmi‘-i dilküşâdır, ammâ haremi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105a ·
metinde göster ·