… la meks edüp hamd-i Hudâ mu‘tedil-hevâ olup beş altı ma‘diye gemileri ve sallar
ve potlar
peydâ edüp üç günde deryâ-misâl nehr-i Furât'ı karşu tarafa ubûr edüp, vilâyet- …
Menzil-i kenâr-ı nehr-i azîm Furât: Sûre-i Mürselât'da Arapça âyeti "Bu nehr-i azîm hakkında nâzil olmuşdur, deyü cümle müfessirîn bu nehirdir" deyü tahkîk etmişlerdir. Zîrâ Arz-ı Mukaddes'de bu nehr-i Furât ile Âsî nehrinden gayrı nehr-i azîmler yokdur. Efvâh-ı nâsda Fırat derler ammâ aslında nehr-i Furât'dır kim Erzurûm diyârında Gürcîstân boğazında Dumlu Sultân dağlarından tulû‘ edüp Erzurûm deştleri içre cereyân edüp niçe yüz bin mezâri‘âtları saky ederek kal‘a-i Kemâh altından cereyân edüp İzoli Ekrâdı içine vardıkda Bingöl yaylasından hurûc eden nehr-i Murâd Muş ovasından geçerek kal‘a-i Palu dibinden ubûr ederek İzoli içinde mezkûr nehr-i Furât'a dâhil olduğu bâlâda yine bu cild-i müdevven içre Erzurûm seyâhatinde hadîs-i sahîhleriyle bu nehr-i Furât mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu mahalde sâhil-i Furât'da hayme vü hargâhlarımızla meks edüp hamd-i Hudâ mu‘tedil-hevâ olup beş altı ma‘diye gemileri ve sallar ve potlar peydâ edüp üç günde deryâ-misâl nehr-i Furât'ı karşu tarafa ubûr edüp, vilâyet-i Diyârbekir'de aşîret-i Ekrâd-ı İzoli'ye dâhil olduk. Ammâ udhike-i garîbe oldur kim bu kadar bin askeri ubûr etdiren İzoli Ekrâdı kürekçileri ve keştîbânları edâ-yı hizmetleri mukâbelesinde paşanın râhı üzre uryân u büryân ve şellak u mellak zengûle u hurdeleri ve türtül edepsiz avret yerleriyle küşâde cümlesi sıra ile paşanın selâmına dizildiler. Niçeleri el kavuşmadıklarından ba‘zı uryân ihtiyârları "O paşa-yı âdili o Melek Ahmed Paşa'dır, edep hoşdur, el kavuşdur" deyü ta‘lîm ederler. Garâbet bunda kim "Cümle edepsizliği meydânda edeb hoşdur, el kavruşun", deyü birbirlerine nasîhat-i hâm ederler. Paşa-yı halîm bunlara nazar etmeyüp seksen aded altun ihsân edüp güzer etdükde yine nehr-i Furât'a karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 197a ·
metinde göster ·
… sâ‘at gidüp tarfetü'l-ayn içre hâzır olan gemiler ve kayık ve çırnıklar ve sal
ve potlar
ve tulumlar ile cümle asker nehr-i Turla'yı geçüp karşu tarafda dâr-ı sehl amân …
Ve şehrut kal‘asına Boğdan'ın Yaş şehri ve Bender kal‘ası ve Soroka kal‘ası üçü sac ayağı vâki‘ olup birbirlerine ara yatı menzil vâki‘ olmuşdur. Bu şehrut kal‘ası altından dahi kalkup semt-i kıbleye giderken nehr-i azîm Turla'ya râst gelüp kenârıyla yedi sâ‘at gidüp tarfetü'l-ayn içre hâzır olan gemiler ve kayık ve çırnıklar ve sal ve potlar ve tulumlar ile cümle asker nehr-i Turla'yı geçüp karşu tarafda dâr-ı sehl amân hâk-i Boğdan olan zemîne kadem basup andan cânib-i şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a ·
metinde göster ·
ve sallar ile cümle arabaları ve esîrleri Özü askeriyle geçirüp ardı sıra Akkir …
Nehr-i Perezen Geçidi: Hemân bu mahalle geldikde cümle tüfeng-endâzları anda hâzır olan meterislere koyup etrâf [u] eknâfa Akkirmân askerinden birer sâ‘at ba‘îd karavullar koyup ale't-ta‘cîl yigirmi pâre gemiler ve potlar ve sallar ile cümle arabaları ve esîrleri Özü askeriyle geçirüp ardı sıra Akkirmân askerin atlarıyla geçirüp yine karşu tarafda meterise girüp niçe bin Akkirmân askeri aslâ gemilere bakmayup mu‘tedil havâda tarfetü'l-ayn içre nehr-i Perezen'i yıldırup yıldırım gibi geçdiler. Andan cümle Paşalılar ve bâkî karavula giden Akkirmânlılar geçüp yine ılgar şeklinde Karadeniz kenârıyla Bahşili'yi ve Deligöli ve dahi Üçacılı'yı geçüp Acılı deresinde atlara yem kesdirirken yine halkı meterise koyup cânib-i erba‘aya ince karavullar koyup atlar yem kesince hemân andan kalkup yine cenûba Karadeniz kenârınca 15 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62b ·
metinde göster ·
on beş bin tüfeng-endâzân geçürüp anlar karşu tarafda fi'l-hâl tabur kazup müte …
Menzil-i cisr-i nehr-i Burut: Kenârında meks olup çitden örülmüş cisrini küffâr kesüp bu nehr-i azîmi karşu geçmede hayli usret çekilüp ibtidâ karşu cânibe sallar ve potlar on beş bin tüfeng-endâzân geçürüp anlar karşu tarafda fi'l-hâl tabur kazup mütehassın olduklarında bizler dahi bakıyye-i asker ile alâ mehel karşu tarafa ubûr etdikde hemân dağlar içinden bizim askere beş bin koyun ve beş yüz sığır ve yüz araba ekmek Boğdan'ın re‘âyâlarından geldikde cümle askere tevzî‘ olup azîm ganîmet surûr [u] şâdumân oldu, ammâ mezkûr nehr-i Burut geçit vermez, dîvâne akar bir âb-ı hayât nehr-i lezîzdir. İbtidâ tulû‘u tâ Leh vilâyetinden ve Erdel vilâyetinin Seykel dağlarından gelüp Boğdan diyârından cereyân ederek gelüp şehr-i İbrâ’il ile kal‘a-i Kalas mâbeyninde nehr-i Tuna'ya munsabb olur nehr-i ârizdir. Ba‘dehû bu nehr-i Burut'dan kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… ine deryâ-misâl bir nehr-i azîm değildir. Kâfirler murâd etse silâhların sallar
ve potlar
üzre koyup ubûr edüp geçerler, ammâ bir şikâr alup gelirken bu su kenârında İsl …
Gâyetü'l-gâye cezîre yerlerdir. Ve her şeb bu mezkûr kullelerin demir kapuların sedd edüp nöbet beklerler. Artık bu cisrden beri İslâm tarafına küffâr geçemez. Gerçi nehr-i Çetine deryâ-misâl bir nehr-i azîm değildir. Kâfirler murâd etse silâhların sallar ve potlar üzre koyup ubûr edüp geçerler, ammâ bir şikâr alup gelirken bu su kenârında İslâm askeri kâfirin girîbânın alırlar ve bu köprüde olan Baba Ahmed gâzîleri imdâd yetişirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
ile karşu tarafa geçmeğe mübâşeret olundu. Hattâ ol gün vâfir asker geçüp beri …
Ba‘dehu (ba‘dehu) gemilerle ve sallarla ve potlar ile karşu tarafa geçmeğe mübâşeret olundu. Hattâ ol gün vâfir asker geçüp beri tarafda asker az kaldı. Allâhümme âfinâ tarafeynden bir düşman zâhir olsa beriden öteye ve öteden beriye aslâ imdâd olamaz. Hemân hakîrin cân başıma sıçrayup cümle esbâbları bir çırnık kayığa koyup Tatar tarzı atları suya urup yaldadılar. Cümle serhad gâzîleri âlem-i hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171a ·
metinde göster ·
… rîre hâcet yokdur. Bu kal‘a-i Özü ağaları hân içün yüz pâre gemiler ve kayıklar
ve potlar
hazırlayup Hân ve cümle asker gemilere süvâr olup cümle askerin atları ve sığır …
Mukaddemâ sene 1067 târîhinde mürûr etdiğimiz yollar ve bu kal‘alar mufassalan medh olunmuşdur, tekrâra hâcet yokdur, zîrâ ol sene-i mübârekde bu Özü kal‘asında kırk bin Kazak ile yedi gün yedi gece ceng-i azîm etdiğimiz de bâlâda cild-i (---) merkûmdur kim tekrâr tahrîre hâcet yokdur. Bu kal‘a-i Özü ağaları hân içün yüz pâre gemiler ve kayıklar ve potlar hazırlayup Hân ve cümle asker gemilere süvâr olup cümle askerin atları ve sığırları başına birer rub‘ ve koyun başına birer akçe alup karşu tarafa ubûr etdiler. Hakîr dahi Hudâ'ya sığınup selâmetle ubûr edüp karşu taraf ki Kırım hâkinde Heyhât sahrâsının bir ucunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·