Ba‘dehu kuyumcubaşı pâdişâha cevâhir ve murassa‘âtlı pîş-tahta ve devât
ve raht
ve kılıç ve gaddâre misilli hedâyâlar verirler. Ve'l-hâsıl bu Kâğızhâne vâdîsin …
Ba‘dehu kuyumcubaşı pâdişâha cevâhir ve murassa‘âtlı pîş-tahta ve devât ve raht ve kılıç ve gaddâre misilli hedâyâlar verirler. Ve'l-hâsıl bu Kâğızhâne vâdîsinde beş altı bin hayme ve hargâh kurulup yigirmi gün âdem deryâsı olup geceleri çerâğân-ı kadir rûzları rûz-ı rûşen olup rûz-ı ıyd-i adhâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… rı ve çizmeleri cümle pasdırmadan ve ba‘zıları atlarının yancıkları ve eğerleri
ve rahtları
ve hotazları cümle pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü" diyer …
Bu hirfetin ba‘zıları üzerlerine kaplan postu yerine kuru ve yaş sığır ve câmûs ve dana ve düğe ve boğa ve inek derilerin boynuzları ve paçaları ve kuyruklarıyla arkalarına alup geçerler ve kimi koyun pasdırmasından paça ve kelleleri ile yarım koyunları başlarına külâh yerine geyüp ve kaz yelekleri takınup ve sığır pasdı[r]masından gûyâ muvahhidî ferrâceler ve pasdırma hırkalar ve ellerinde yine pasdırmadan topuzlar ve bayrakları dahi pasdırmadan, ve'l-hâsıl çakşırları ve çizmeleri cümle pasdırmadan ve ba‘zıları atlarının yancıkları ve eğerleri ve rahtları ve hotazları cümle pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü" diyerek ubûr ederler. Acîb ü garîb mashara alaydır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… zre bıçaklar ve hançerler ve mücevher kemerler ve mücevher buhûrdân ve gülâbdân
ve raht
ve kılıc ve gaddâre ve topuzlar ve niçe bin tahrîri mümkün olmayan zî-kıymet ⟦1 …
Ba‘dehu yine ordu-yı hümâyûn alayında dahi bir alay-ı azîm müzeyyen ederler kim zer ü zîverlerinden çeşm-i benî âdem hîrelenir. Seyishâneler ve araba ve tahtırevânlar üzre bıçaklar ve hançerler ve mücevher kemerler ve mücevher buhûrdân ve gülâbdân ve raht ve kılıc ve gaddâre ve topuzlar ve niçe bin tahrîri mümkün olmayan zî-kıymet 186b eşyâlar ile dükkânların zeyn edüp cümlesi eğer Rûm ve Yahûdî ve Ermenî ve müslimler al ve kırmızı ve yeşil serbend ve mukaddemler sarınup pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a–186b ·
metinde göster ·
… yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı
ve raht
[u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
… re elbise-i fâhireye müstağrak olmuş çavuşlar selâma durdular ve Kör Abdüsselâm
ve Rahtavân
Mustafâ Ağa ve Keyvânoğulları ve Sıfet Hâkimi Yavaşça Mehemmed Ağa ve Sâlih Ağa …
Menzil-i karye-i Harasta : Üç yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr (---) köydür. Burada cemî‘i a‘yân-ı Şâm hedâyâlarıyla paşaya gelüp müşerref olup cümle hedâyâları makbûl olup yüz elli kadar hedâyâ gelen at ve kısrakları cümle ağavâtlarına ihsân eyleyüp sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi pîşkeşler ile paşanın cümle askeri bây olup hakîre dahi Nâşifzâde'nin hedâyâ gelen atın cümle bisâtıyla ihsân eyledi. İrtesi ale's-sabâh el-azamet-i Hüdâ Şâm-ı cennet-meşâm askeri temevvüc-i deryâ-misâl cûş [u] hurûşa gelüp zırh-ı zirih külâh ve cebe ve cevşene ve gayri âlât-ı silâha müstağrak olup şah-râha iki cânibine kat-ender-kat selâma duranın cıda ve sinân ve hışt ve mızrâğından sahrâ-yı Şâm ormanistâna döndü ve yalman nîzeler şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hırelendirdi. Cümle a‘yân [u] eşrâf ve ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân ü e’imme ü hutebâ vü mollalar ve sâdât-ı kirâmlar tevâbi‘leriyle atlar üzre selâma durup Emîr-i Hac Sinân Paşa başka asker-i alay gösterüp selâma durdu. Andan Türkmân oğulları İsâ ve Mûsâ Ağa ve Abdüllâm oğulları ve Sinân Paşa oğulları ve Kâsım Ağazâde ve Nasıfoğlu Mehemmed Efendi ve Şâm defterdârı ve Şâm kethüdâyeri ve Şâm çavuşlar kethüdâsı ve emîni ve kâtibi ve cümle (---) aded mücevvezeli ve ablak sorguçlu küheylân atlar üzre elbise-i fâhireye müstağrak olmuş çavuşlar selâma durdular ve Kör Abdüsselâm ve Rahtavân Mustafâ Ağa ve Keyvânoğulları ve Sıfet Hâkimi Yavaşça Mehemmed Ağa ve Sâlih Ağa ve Hüseyin Ağa (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 28b ·
metinde göster ·
… ve bir kise guruş ve bir esb-i sabâ-sür‘at biri katîfe üzre mebrûm sırmalı eğer
ve raht
ve gaddâresiyle ve dikdiği ile bir küheylân at ve bir dahi yelegendez sâde çull …
Andan dördüncü gün hân-ı âlîşân bu hakîri hâkden ref‘ edüp beyne'l-akrân irtifâ‘-ı kadrimiz dutup hakîre evvelâ bir semmûr kafası yeşil çukaya kaplı kürk ve serâvîl kamîse varınca ser ü pâ bir kat libâs-ı fâhire ve bir kise guruş ve bir esb-i sabâ-sür‘at biri katîfe üzre mebrûm sırmalı eğer ve raht ve gaddâresiyle ve dikdiği ile bir küheylân at ve bir dahi yelegendez sâde çullar at ihsân etdi. Ve bir Gürcî gulâmı cemî‘i esbâbıyla, pür-silâh atıyla hibe eyledi. Ve on dörd aded şehzâdegân-ı ciğer-kûşeleri ve hân kethudâsı Çâker Ağa ve Haydar Ağa ve Arab Halîl Ağa ve'l-hâsıl cümle a‘yân [u] eşrâf ve aşîret beğleri kılıç u gaddâre ve tüfeng ü zırh ve kalkan u çâryek kuşak ve hançer ü serbend ve pârçe harîr ü buhtî ve çaşkâvî yetmiş aded hançerler ve gayrı tuhaf u Keşmirî şâl ve şapik ve kâse u öd ve amber ve fincânlar verdiler kim üç günde üç sepet esbâb ve yedi küheylân at peydâ etdim ve harem-i muhteremden Hân'ın ehli Zâl Paşa kızı sultân hazretleri bir boğça-i zerdûz içre bir kat pâk esvâb ve üç yüz guruş göndermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b ·
metinde göster ·
… be-i âsumân-ı nîlgûnu pür etdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ın nîzeleri yalmanları
ve raht
u baht u yancığ u tuğ u alemlerin müzehheb ü mutallâ şa‘şa‘aları âfitâb-ı âlem- …
Bu minvâl üzre Melek Ahmed Paşa'nın yemîn ü yesârın cenâhayn asker-i deryâ-misâl kat-ender-kat dutup âheste reviş ile kırk sekiz aded yerde cemî‘i ümerâların tablları döğülüp sıyt u sadâ-yı dühül ü kös ve nakkâre ü nefîr [ü] surnâ sadâsı kubbe-i âsumân-ı nîlgûnu pür etdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ın nîzeleri yalmanları ve raht u baht u yancığ u tuğ u alemlerin müzehheb ü mutallâ şa‘şa‘aları âfitâb-ı âlem-tâbın pertevi te’sîriyle çeşm-i benî Âdemi hîrelendirir idi. 264a Bu tertîb üzre paşa-yı âlî-vakâr sahrâ-yı Rahova'yı asker-i deryâ-misâl ile pür edüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b–264a ·
metinde göster ·
… e altun ve iki yüz guruş ve bir sâ‘at ve bir Gürcî kölesi ve bir Acemâne eğerli
ve rahtlı
kara çubuk at ve iki çapariz yorğa alaca çapar at ihsân edüp "Sehel ârâm idesiz …
Bizler dahi hândan me’zûn olup vilâyet-i Tebrîz-i dilâvîze gitmeğe hâzır-bâş oldukda hân hakîri tek ü tenhâ katına kığırup eydür: "Ömrüm! Sen menim birâder-i cân-berâberimsen. Lutf eyle meni Tebrîz hânı yanında zânû-be-zânû olanda her danışıkda meni hâna yahşı mahtayasın." deyü koynundan üç yüz aded mümessek şâh sikke altun ve iki yüz guruş ve bir sâ‘at ve bir Gürcî kölesi ve bir Acemâne eğerli ve rahtlı kara çubuk at ve iki çapariz yorğa alaca çapar at ihsân edüp "Sehel ârâm idesiz kim sizin yollarınız üzre hânlar ve sultânlar ve Tebrîz hânına varaklar yazam." dedikde mektûblar tahrîr olunup hakîre teslîm oldukda hikmet-i Hudâ hân kapusunda âmâde olan nöker ve dizçökenler ve çiğ et yiyenler ve cümle merdümhorlar pârekende ve perîşân olmağa başladılar. Hân-ı garîbin reng-i rûyi müteğayyer olup "Heni kişiler bu velvele nedir?" dedikde "Ey hânım, atebe-i âlîden eşik akası Çapar ile geledir!" dediklerinde hemân dem hânın aklı başından gedüp hakîre eydür: "Evliyâ akam, men ahrete giderem, meni du‘âdan unutma!" dedikde hakîr tesellî-i hâtır içün eyitdim: "Ey hânım uğurunuza cân u başım vermişem. Hele hânım görelim bu sözün aslı fer‘i nedir?" derken hemân hân dîvânhânesinin eşiğinden bir semmûr kürklü ve başı telli ve cevâhir zurzuvile tâclı beli cevâhir kılıçlı bir muhteşem ve sâhib-i salâbet âdem zâhir olunca cümle erbâb-ı dîvân ayağa kalkdılar ve ta‘zîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
… e şehri kurbünde Cimcime nâm bir şerîf makâm vardır ki pâdişâh iken tâc u tahtı
ve raht
u bahtı bezl edüp bu mahalde sâkin iken Hazret-i Alî bu pâdişâhı ziyârete gelüp …
Andan yine Hille şehri kurbünde Cimcime nâm bir şerîf makâm vardır ki pâdişâh iken tâc u tahtı ve raht u bahtı bezl edüp bu mahalde sâkin iken Hazret-i Alî bu pâdişâhı ziyârete gelüp ilm-i ledünden yedi gün yedi gice ekl [ü] şürb etmeden cân sohbeti edüp kelimât ederler. Ba‘dehû vedâ‘ mahallinde Hazret-i Alî nehr-i (---) taht su‘âl edüp taht gösterirler. Hikmet-i Hudâ Düldül'ün pây-i semendine bir katre âb dokunmadan ubûr eder. Hâlâ Cimcime Sultân ol mahalde medfûndur, azîm ziyâretdir. Kuddise sırruhu'l-azîz. Andan Hille ile râbi‘u'l-hulefâ Hazret-i Alî mâbeyninde Hazret-i Zülkülf aleyhi's-selâm medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 347a ·
metinde göster ·
… yışı dollâblarda edüp pembe-misâl kayışı olur. Cümle serhad halkı kılıç bağları
ve 121a rahtların
ve atlara gögsüne bağların bu kayışdan ederler. Ve şayak nâm bir gûne çuka doku …
Sanâyi‘-i memdûhâtından yağlı tokmak kayışı dollâblarda edüp pembe-misâl kayışı olur. Cümle serhad halkı kılıç bağları ve 121a rahtların ve atlara gögsüne bağların bu kayışdan ederler. Ve şayak nâm bir gûne çuka dokurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b–121a ·
metinde göster ·
… ğından çıkan demirin ihsân eyle" deyüp, derhâl bir kat esvâb ve bir semmûr kürk
ve rahtıyla
bir mebrûm sırmalı eğerli at ve demirin verüp ihsân edüp ta‘âmı ban ile bir yer …
Hakîr eyitdim: "Banım, beği böyle çıplak yollama. Bir kat esbâb ve bir at ve ayağından çıkan demirin ihsân eyle" deyüp, derhâl bir kat esvâb ve bir semmûr kürk ve rahtıyla bir mebrûm sırmalı eğerli at ve demirin verüp ihsân edüp ta‘âmı ban ile bir yerde yeyüp azîm ziyâfet-i uzmâ olup ta‘âm üzre cümle safâ-âmîz kelimâtları Bihke kapudanına hitâben etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161b ·
metinde göster ·
… üp bu kadar kerre yüz bin küffârları da perveriş eyleyüp anlara da tâc [u] taht
ve raht
u baht verüp anları bize ve bizleri anlara esîr eder deyü âlem-i hayretde kaldı …
Hâtıra bu hutûr etdi kim Hâlık-ı kevneyn ne Mâlikü'l-mülk Rabbi'l-âlemîndir kim edîm-i arzını milel-i gûnâ-gûn ile zeyn edüp bu kadar kerre yüz bin küffârları da perveriş eyleyüp anlara da tâc [u] taht ve raht u baht verüp anları bize ve bizleri anlara esîr eder deyü âlem-i hayretde kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
"Vallâhi Demirci şehrinden bunlar bizi ayardup aldığımız mâl ve atlar
ve rahtlar
cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14aP 14a getirüp bu bâğ evle …
"Vallâhi Demirci şehrinden bunlar bizi ayardup aldığımız mâl ve atlar ve rahtlar cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14aP 14a getirüp bu bâğ evlerinde bizi hıfz ederlerdi." deyü cevâb edince yeniçeri serdârı bunları zencîre kayd-bend edüp anlardan bize üç yüz guruş cerîme alıverüp hamd-i Hudâ memâliklerimiz ve sâ’ir serîka olan havâyiclerimiz bî-kusûr hâsıl oldu. Ve rü’yâmızda müjde eden sâhib-i hânemiz Şeyhî Çelebi'ye gelüp mübârek dest-i şerîfin bûs etmeğe kasd etdükde rızâ vermediler ve aslâ bu ahvâle münâsib bir güft [ü] gû etmediler. Böyle bir ulu sultân hânemiz sâhibini vâkı‘amızda görüp işâretleri sebebiyle gulâmlarımızı bulduk. Ve köleler tâ’ib ü tâhir olup birin sünnet edüp Kula şehrinde azîm şâdumânlar edüp bir kaç gün dahi seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25b ·
metinde göster ·
… da Kâsım Ağa sarâyı ve Nâşifoğlu sarâyı ve Türkmânoğlu ve Emîr-i hac Sinân Paşa
ve Rahtuvân
ve Geyvânoğlu ve Kadıasker sarâyı ve Mencik sarâyı ve Nûreddîn sarâyı ve Başçav …
Evvelâ Sipâh bâzârının iç yüzünda Kâsım Ağa sarâyı ve Nâşifoğlu sarâyı ve Türkmânoğlu ve Emîr-i hac Sinân Paşa ve Rahtuvân ve Geyvânoğlu ve Kadıasker sarâyı ve Mencik sarâyı ve Nûreddîn sarâyı ve Başçavuş sarâyı ve Receb Ağa ve Abdüsselâm Ağa sarâyı. Niçe yüz sarây-ı a‘yân vardır, ammâ bu sarâylar cümle selef mülûklarının birer sarây-ı ibret-nümûnlarıdır ki her birinde birer âb-ı firâvân ve gülistân [u] bostân ve eşcâr-ı meyvedârı bî-pâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249a ·
metinde göster ·
… eng şâdumânı mahallinde cümle askeriyle karârı firâra mübeddel olup tâc u tahtı
ve rahtı
ve bahtı terk edüp Hicâz vilâyetine perende atmış" dedükde hemân Paşa eydir:
"Sultânım Şerîf Sa‘d ahşamın evvel top ve tüfeng şâdumânı mahallinde cümle askeriyle karârı firâra mübeddel olup tâc u tahtı ve rahtı ve bahtı terk edüp Hicâz vilâyetine perende atmış" dedükde hemân Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328b ·
metinde göster ·
… inâ olunmak fermân olunup kaçan Selîm Şâh şehzâde iken Tarabefzûn'da tâc u taht
ve raht
u bahtın terk edüp seyâhate müteveccih olduğu mahalde Tarabefzûn kâyimmakâm[ı] …
Bunda dellâllar nidâ edüp meştâ fermân olundu. Ve Şâm'a iç kal‘a binâ olunmak fermân olunup kaçan Selîm Şâh şehzâde iken Tarabefzûn'da tâc u taht ve raht u bahtın terk edüp seyâhate müteveccih olduğu mahalde Tarabefzûn kâyimmakâm[ı] nasb eyledüği Sarı Arslan nâm mirlivâya kal‘a-i Şâm'ı metânet üzre binâ etmeği ana fermân edüp Selîm Şâh Mısır fethinden sonra Şâm'a gelüp kal‘a-i Şâm'ı tamâm bulunca bânîsinin ismiyle Şâm kal‘asına Sarı Arslan dedi. Hâlâ Şâm'ın iç kal‘ası Selîm-i Evvel'indir kim Sarı Arslan derler, ammâ taşra kal‘ası Mu‘âviye ibn Ebî Sufyân'ındır ki âl-i Ümeyye binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y49a ·
metinde göster ·
… îl atı oğlu iki ayak üzre kalkup licâmıyla kavvâsın elinden rehâ bulup eğeriyle
ve rahtıyla
seğirdüp kendüyi Nîl'e urunca cirid meydânında olan atlılar akîbine düşüp vardı …
Hattâ Kûs hâkimi Alî Kâşif'in Y 163b bir Nîl atı oğlu var idi. İki yaşında iken bir gün Nîl kenârında bir mastabada cümle ağavâtlar ile cirid oynayup zevk [u] safâda iken sâhil-i Nîl'de bir at süheyli zâhir olup cümle atlarımız ol tarafa müteveccih olup kulakların dikdiler. Hemân sâ‘at bir süheyl-i ra‘dvâr dahi istimâ‘ olunca Nîl atı oğlu iki ayak üzre kalkup licâmıyla kavvâsın elinden rehâ bulup eğeriyle ve rahtıyla seğirdüp kendüyi Nîl'e urunca cirid meydânında olan atlılar akîbine düşüp vardılar. Ammâ kulun Nîl'e girüp gâ’ib oldu, bir zamândan yine taşra çıkup burnundan kanlar akarak Nîl'in karşı tarafına çıkdı. Hemân P 216a ardı sıra dâbbetü'l-arza benzer bir dâbbetü'l-mâ Nîl'den taşra çıkup tayın ardı sıra kovarak ısırarak tayı yine Nîl'e kovdu. Tay ile ikisi gâ’ib olup tay ol sâ‘at yine taşra Nîl yüzüne çıkup şinâverlik ederek Nîl toparlayup aşağı cereyân Q 219a eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y163a–Y163b ·
metinde göster ·
… hir rahtlı atlar çekerler. İllâ kâ’immakâm defterdârın iki atları mücevher eğer
ve rahtlı
ve altun zencîrli, mâ‘adâsı sîm eğer ve sîm rahtlıdır. Ve zî-kıymet hedâyâlar d …
Ve bu Âdiliyye'de üç gün üç gecede pîşkeşler yürür kim iç mehterleri taşımağa âciz olurlar. Cümle beğlerine tekrâr birer cevâhir rahtlı atlar çekerler. İllâ kâ’immakâm defterdârın iki atları mücevher eğer ve rahtlı ve altun zencîrli, mâ‘adâsı sîm eğer ve sîm rahtlıdır. Ve zî-kıymet hedâyâlar dahi verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186a ·
metinde göster ·
… ken Ahmed el-Becim hazretlerinin niçe keşf [ü] kerâmetlerin görüp tâc [u] tahtı
ve raht
u bahtı terk edüp tuğ ve tabl [u] alemin şikest edüp Y 297b Hazret-i Becim'de …
Ve eş-şeyh Seyyid Alî Beğ: Mısır beği iken Ahmed el-Becim hazretlerinin niçe keşf [ü] kerâmetlerin görüp tâc [u] tahtı ve raht u bahtı terk edüp tuğ ve tabl [u] alemin şikest edüp Y 297b Hazret-i Becim'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp Hazret-i Becim'den sonra seccâde-nişîn halîfe olup bu câmi‘i helâl-i zülâl mâlları ile inşâ edüp Ahmed el-Becim hazretleri cenbinde medfûndur. Bir ulu âşık-ı billâh imiş. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y297a–Y297b ·
metinde göster ·