… ûdı ve sibet mîlânîsi ve zerdâlu-yi hulvîni ve necm-i Ahmedi ve engûr-i hurdesi
ve razakîsi
ve melikîsi ve tabarzesi ve cezîre-i Mecdeddîni ve bakrânı ve âlû-yı zerdî ve e …
Der-vasf-ı me’kûlât u müsmirrât: Niçe bin elvân fevâkihesi var ammâ necm-i halef emrûdu, peygamber emrûdı ve sibet mîlânîsi ve zerdâlu-yi hulvîni ve necm-i Ahmedi ve engûr-i hurdesi ve razakîsi ve melikîsi ve tabarzesi ve cezîre-i Mecdeddîni ve bakrânı ve âlû-yı zerdî ve emrûd-ı zenânesi, bu envâ‘-ı meyveler Şam'da dahi olmaz, meğer İslâmbol'da ola, meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b ·
metinde göster ·
… da anınla mübâhase-i ilm ve imtihân-ı fenn-i şi‘ir etmeğe İmrü'l-Kays ve Hassân
ve Razvî-i
Belhî kâdir değiller idi. {Ve Hazret-i Resûl huzûrunda ve cümle ashâb-ı güzîn b …
Menâkıb-ı Süheyb: Bir gün bu Abdülvahhâb, Hazret'e eydür, "Yâ Resûl! Bu gice vâkı‘amda mübârek dest-i şerîfinizle yedi kerre {benim agzıma} beyâz daru doldurdunuz" der. Hazret-i Habîb buyurdular kim "Yâ Süheyb! Müjde sana kim cihân-ârâ ulemâ-yı mütebahhirînden müfessir ve muhaddis ve musannif olup Ebü'l-Me'âl olursun" buyurdular. Andan sonra bu Süheyb-i Rûmî lâ-nazîr ulemâ olup tâ Hazret-i İmâm-ı A‘zam ve Hümâm-ı Akdem'e gelince mu‘ammer olup İmâm-ı Hümâm ile mübâhase-i ilm edüp İmâm bunlardan şerâ‘it-i vuzû‘ ve guslü ve tertîb-i rükû‘ [u] sücûdu sünnet-i Resûlullâh üzre bunlardan ahz eylemişdir ve Hazret asrında bu Süheyb 78b eyle şâ‘ir u mâhir ü meddâh-ı Resûl ve meddâh-ı gazavât-ı Hazret-i Hamza oldu kim gûyâ Ebü'l-Me’âl-i Kayserî oldu. Zamânında anınla mübâhase-i ilm ve imtihân-ı fenn-i şi‘ir etmeğe İmrü'l-Kays ve Hassân ve Razvî-i Belhî kâdir değiller idi. {Ve Hazret-i Resûl huzûrunda ve cümle ashâb-ı güzîn beyninde kıssa-hânlık edüp cümle meddâhların silsilesi ana çıkar}. Ashâb-ı güzîn ta‘accüb edüp vâkı‘asında Hazret-i Resûl Süheyb'in ağzına darı doldurduğu rü’yâsı te’sîridir derlerdi. Hazret-i Resûl intikâlinden sonra Çâryâr-ı Güzîn'in hilâfetlerinde hizmet edüp Hazret-i Alî'den sonra hilâfet Mu‘âviye'ye değüp anlar hasîs u le’îm u ekûl olduğundan anlar ile ülfet etmeyüp âlem-i seyâhata çıkdı. Hattâ Yezîd ibn Mu‘âviye asrında deşt-i Kerbelâ'da İmâm Hüseyin tarafından bulunup ol hâdise-i pür-melâlde dibelik dâğ-ı derûn hâsıl edüp Basra'ya firâr edüp anda dahi karâr edemeyüp diyâr-ı Acem'de çok seyâhat edüp âhir vatan-ı aslîsi olan şehr-i Sivas-ı Rûm'a gelüp anda hâlâ kabri olan kaya üzre bir gâr-ı kadîm içre halkdan münzevî olup tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl iken kayser-i Rûm kızı buna âşık olup ol dahi ana meyl [ü] muhabbet edüp mürted oldu derler. Hâşâ sümme hâşâ! Ol kızı ve kızın babasını ve üç bin aded âdemlerin cümle İslâm ile müşerref edüp ba‘dehû yüz on sene dahi mu‘ammer olup niçe müctehidîn bunlardan ve Baba Rüten-i Hindî'den mesâ’il-i şer‘iyyeler ahz etmişlerdir. Zîrâ Baba-yı Rüten dahi ashâb-ı güzînden olup cümle müddet-i ömrü sekiz yüz sene olmuşdur, zîrâ arkasın Hazret-i Resûl sığamışdır. Ammâ bu Süheyb Baba Rüten kadar mu‘ammer olmadı. Ammâ bahr-i ma‘ârif [ü] ummân-ı hakîkî olup âhir murğ-ı dili bâz-ı ecelden halâs olmayup dâm-ı gûra düşüp hâric-i Sivas'da mezkûr kaya üzre bir ulu âsitâne-i kübrâda medfûndur. Bunların hakkında Hazret-i Habîb-i Hudâ buyururlar kim hadîs-i şerîfdir kim Firdevsü'l-Ahbâr'da mestûrdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 78a–78b ·
metinde göster ·
… mü ve tilki kuyruğu ve hore ve misket ve ham ve keşmekeş ve düzenli(?) ve zeynî
ve razakı
ve beğlerce ve hüsâmî ve kudsî dâneleri bir salkımda olur hikmet-i Sannâ‘-ı lem …
Bu harem içre ecnâs-ı eşcârât-ı müsmirâtlar ile eyle tezyîn olmuşdur kim Sübhanü'l-Hâllâkü'l-bâkî, hattâ bir dıraht-ı engür var niçe bin seyyâhân-ı berr ü bihârân bu deyre gelüp mihmân oldukda felâhatnâme-i bâğbân kavilleri üzre bu üzüm ağacına niçe bin aşlamalar eyleyüp niçe bin elvân salkım engür-i âbdârlar hâsıl olur. Ammâ hikmet-i sun‘-i garîbe vü acîbe oldur kim bir salkım tutsa(?) da yigirmi iki envâ‘ rengâreng dânedâr yeşil ve kırmızı ve sarı ve beyâz ve siyâh dâneler olduğundan mâ‘adâ yine bir salkımda barmak üzümü ve tilki kuyruğu ve hore ve misket ve ham ve keşmekeş ve düzenli(?) ve zeynî ve razakı ve beğlerce ve hüsâmî ve kudsî dâneleri bir salkımda olur hikmet-i Sannâ‘-ı lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… yeşil ve kırmızı kış üzümü ve kadın parmağı ve ter gömlek ve kıradina ve kumla
ve razakı
ve beğlerce ve misket alaca ve siyâh üzümün dahi envâ‘ı, ve'l-hâsıl hakîr gördü …
Hikmet-i Hudâ bu çârşû-yı hüsnün ortasında kahvehâneler köşesinde bir üzüm asması hâsıl olmuş. İki âdem ancak dirâgûş eder bir cüssedâr ve cesîm şecere-i zerdir. Cemî‘i çârsûnun şâhrâhı üzre nihâl-i dırâzlar salup serâpâ bu tarîk-ı âmmı nihâlleri ve berkleri ile mestûr etmişdir kim zerre girecek mikdârı güneş te’sîr edecek yer yokdur. Bir koyahdır kim cümle kahvehânede ve çârsû-yı hüsünde hâzır olan âşıkân bu sâyedâr şecerin sâyesinde dilberân temâşâsın ederler. Ve niçe bin salkım üzümü yol üzre âvîze-vâr sarkmışdır. Cemî‘i âyende vü revendegân-ı esbsüvârân engûr hûşesinden alup tenâvül ederler. Her bâğbân ki aşlama ilminde mahâreti ola, ma‘rifetin izhâr içün bu engûr dırahtına bir kalem rez nihâli aşlayup bir gûne engûrü dahi hâsıl olur. Böyle herkes bu üzüm ağacına nihâl aşlaya aşlaya sarı ve yeşil ve kırmızı kış üzümü ve kadın parmağı ve ter gömlek ve kıradina ve kumla ve razakı ve beğlerce ve misket alaca ve siyâh üzümün dahi envâ‘ı, ve'l-hâsıl hakîr gördükde mahsûlü zamânı idi, otuz yedi gûne engûr elvânın temâşâ etdik kim sicilde dahi tahrîr olunmuşdur. Arab u Acem'de Urla'nın çârsû üzümü meşhûrdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y49b ·
metinde göster ·
… Ahmed Ağa'nın ve Sıyâmîzâde bâğının cem üzümü ve âb-ı cân üzümü ve kaba parmak
ve razakı
üzümü bir diyârda yokdur.
ve yedi gûne incîri ve âbdâr şeftâlûsu ve yigirmi gûne üzümü olur. Husûsâ Pilili Ahmed Ağa'nın ve Sıyâmîzâde bâğının cem üzümü ve âb-ı cân üzümü ve kaba parmak ve razakı üzümü bir diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107a ·
metinde göster ·