… û‘ etdiler kim bu binânın mesâhat-ı erkânını temâşâ eden hayrân ve tarh-ı esâsı
ve refî‘-i
binâsın gören ser-gerdân olur.
Ba‘dehu üstâd-ı mühendis-i hıred [ü] hurdedân ve mi‘mâr-ı akl-ı selîm [u] iz‘ân Ayasofya'nın cânib-i erba‘ası dîvârlarının imâretine şurû‘ etdiler kim bu binânın mesâhat-ı erkânını temâşâ eden hayrân ve tarh-ı esâsı ve refî‘-i binâsın gören ser-gerdân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
… nan velîni‘metlerimiz ile vedâlaşup niçesi muhabbaten atlarına süvar olup hakîr
ve refîkimiz
Okçuzâde Ahmed Ağa ile bizi tâ Nilüfer cisrine dek getirüp andan birbirimizle v …
Bin elli Saferi'nin yigirminci günü bâlâda tahrîr olunan velîni‘metlerimiz ile vedâlaşup niçesi muhabbaten atlarına süvar olup hakîr ve refîkimiz Okçuzâde Ahmed Ağa ile bizi tâ Nilüfer cisrine dek getirüp andan birbirimizle vedâ‘-ı âhir edüp 3 sâ‘atde yine kasaba-i Mudanya, anda süvâr olduğumuz dâbbeleri Bursa a‘yânlarının huddâmlarına teslîm edüp bir sebük-bâr keştîye süvâr {olup} sehl eyyâm ile Mudanya'dan çıkup temevvüc-i deryâ bizi ele alup Urfa mancılığı gibi salına salına çalkanup bir günde cânımızdan bîzâr olup âhir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240b ·
metinde göster ·
… i kellele- 335a -rin bedenlerinden cüdâ edüp üç aded urbânın esbâbların Seydî
ve refîki
olan Seydî Alî giyüp at sâhibi ve silâh sâhibleri olup bir atı dahi yedeklerine …
deyüp Müveylih nâm bir kal‘aya düşüp anda bir kaç gün ikâmet bulup bir beddîyeye gömlek ile elinde bir nobut ile azm-i Mısır deyüp bir refîk dahi kendi tabî‘atine münâsib "Evvelü'r-refîk sümme't-tarîk" fehvâsınca bir refîk-ı yâr-ı sâdık bulup iki kişi deşt-i hâmûn çölistân budur deyü kat‘-ı menâzil ederken bir gün bunlara üç Arab at bırağup "Işlâh yâ arsate Karamânî" deyüp arkalarında olan kamîsların almak ister. Seydî eydür "Rûh annî yâ arsa hayyâl" dedikde Arabın biri Seydî'ye sinân havâle edince hemân Seydî cüst ü çâpük ve çâlâklık edüp bir san‘at ile Arabın elindeki cıdası zerkinden rehâ bulup Arabın kellesine eyle bir nobut-ı kavvâsî urur kim Arabın kellesi Adana kabağı gibi hor olup tarfetü'l-ayn içre Arabın kısrağına Seydî süvâr olup Arabın cıdasıyla ol ân o bir iki Araba amân vermeyüp elindeki nîze ile iki Arabı dahi atlarından akdarup üçünün dahi kellele- 335a -rin bedenlerinden cüdâ edüp üç aded urbânın esbâbların Seydî ve refîki olan Seydî Alî giyüp at sâhibi ve silâh sâhibleri olup bir atı dahi yedeklerine alup yigirmi yedi gün Urbân ile ceng [ü] cidâl ve harb [u] kitâl ederek iki yiğit on bir re’s Arab küheylânı kısraklar ile Mısır'a geldiği hâlâ dâstân-ı dûstândır. Kaçan kim bu Seydî Paşa bu çöl-i çölistânda Urbânlar ile ceng [ü] cidâlin ve Bahr-i Kulzüm'de gark olup çekdiği âlâm-ı şedâ’idin ve Kasîre kal‘ası altında Abâbide Arabıyla cengin ve Elvâhât altında Za‘ğâ‘ Urbânıyla harb [u] kıtalin nakl etdükde âdemin aklı giderdi. Ba‘dehû Mısır'da (---)(---) hizmetinde olup Sultân İbrâhîm Hân'a Mısır cündîleri lâzım oldukda emr-i şerîf ile (---) Paşa on iki aded cündîler ile der-i devlete bu Seydî Paşa'yı İbrâhîm Hân'a gönderüp ibtidâ Harem-i hâsda seferliye, andan haftân altı ta‘bîr etdükleri mertebeye kadem basup andan nâm [u] şânıyla Hâsodaya girüp niçe kerre cirîdinin darbından ba‘zı cündîler hasm olup helâk oldular. Bir gün İbrâhîm Hân: "A Seydî! Benim musâhiblerime sakın cirid vurma" buyururlar. Seydî eydür: "Valaha pâdişâham! Onlar beni vururdur. Beni de onları hap vururdur. Cilîde horta yokıdır. Onlar beni baş vurursa, ben onları diş vurur" deyü Abazaca lehce-i mahsûsiyle kelimât etdiğinden İbrâhîm Hân bin altun ve bir semmûr hil‘at-i fâhire ihsân edüp masıtcıbaşı mertebesinde bıçaklı olur. Hikmet-i Hudâ bir gün Çemensofa nâm meydân-ı ma‘rekede cirît oynarken musâhib-i şehriyârîlerden bir kaçı cirîd hamlesi teklîfinde Seydî ile azğaşup Seydî dahi birin avlayup cirîd ile atından yıkup ol sâ‘at musâhib cân verir. Ana kafadâr olan, Seydî'ye atamadan cirîd urunca hemân Seydî ana dahi at yıkup dizgin aşrı bir cirîd-i haşeb-meşe-i pür-endîşe tarb ederse ol dahi atının tırnağına ser-nigûn [ve] ser ber-zemîn olup âbdestsiz secde edüp hele ânî çehresinde ansız meyyit-i müteharrik kaldırup Sarây-ı hâssa timarhânesine götürdüklerinde hemân Sultân İbrâhîm Hân gazab-âlûd olup "Tiz Seydî'yi dahi bu meydânda atından yıkup katl edin" deyü fermân edince huzzâr-ı meclisde olan musâhib-i munsıflar eydür "Pâdişâhım! Hâlâ Seydî at üzre, başı kaba gözleri kızarmış ve ejder-i heft-sere dönmüş, el gaddâreye urmuş ve uyluğunda on iki nîze-i Dahhak'dan nişân verir hıştları dizmiş. Şimdi bir ânî katl edin deyince anı bu mahalde atından bin âdem indiremez. Çok âdem helâk edüp huzûr-ı pâdişâhîde çok bednâmlık olur. Pâdişâhımdan ricâ ederiz, bir damla kanın afv edüp ba‘de zamân hakkından gelesiz" deyü ricâ ederler. Ricâları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olmayup yine Sultân İbrâhîm Hân dibelik âteş-pâre olup "Benim huzûrumda musâhiblerim öldürdü. Ben anı sağ kor muyum? Husûsan tenbîh etmişim kim benim musâhiblerimi vurma demişim", "Pâdişâhım! Bu meydân-ı ma‘reke(d)e musâhib yüsâhib yeri değildir. Âr meydânı değildir, er meydânıdır. Bunda vuran, vurulan, ölen öldürülen birdir, kânûn-ı Âl-i Osmân budur ve bu cirîd cenginden bir şu’bedir" deyü niçe gûne hüsn-i ta‘bîr ve tevcîhler etdiklerince hünkâr musırr olup "Elbette katl edin" deyince beri tarafda Seydî'nin muhibb-i sâdıkları dilsiz işâreti edüp hemân Seydî at boynuna düşüp Çemensofa'dan firâr edüp Hâsâhûr kapusundan taşra çıkup andan Bâb-ı Hümâyûn'u çıkup şehr-i azîm İslâmbol içre güm-nâm olup bir köşede karâr edüp niçe musâhibler ricâ edüp bir kaç günden sonra Sarây-ı hâsdan Çâşnigîrbaşı pâyesiyle Sarây-ı hâsdan çıkmış oldu. Andan Budin'de Siyâvuş Paşa'ya gidüp Sametorna sancâğın ihsân edüp Kopan sancağı nevâhîlerinde ve Balatın gölü kenarında kal‘a-i Fok ve kal‘a-i Kemînvar ve kal‘a-i Ekrivar küffârının Zerrinoğlu ve Yeganoğlu küffârlarıyla şeb [u] rûz ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl edüp Orta Macar diyârına vâveylâ salup şebhûnlar ile dâr-ı diyârlar ve dârü'l-bevârların harâb u yebâb edüp güzîde Macar dilîrleri ve kapudanların esîr edüp kâfiristân Hıristiyânlarına mâtem salardı. Ba‘dehû Üstolni-Belgrad sancağına mutasarrıf olup tâ nehr-i Raba ve nehr-i Rayçe kenarlarına varınca çapgunlar salup mâl-ı ganâ’imler alup kal‘a-i Tata ve kal‘a-i Papa ve kal‘a-yı Pirespirim ve kal‘a-i Çobaniçe ve kal‘a-i Ni‘met-i Uyvar ve kal‘a-i Senmartin ve kal‘a-i Yanık ve kal‘a-i Komran nevâhîlerden aslâ bir küffâr baş çıkarmağa kâdir olmayup Nemse Çasarı bir kaç kerre "Sulha muğâyir Seydî Paşa iş eder" deyü der-i devlete arz etdi. Âhir kâfirin Pirespirim kal‘asının kapudanıyla hasm olup Üstolni-Belgrad'ın ale'l-gafle yetmiş aded "Benim dîger 335b nist" diyen müşvârı belli çete ve söz sâhibi başı telli yiğit ile nısfu'l-leylde çatal atlar ile çıkup doğru kal‘a-i Pirestpirim kurbuna vardıkda altmış beş yiğidi bir hıyâbân içre pusuya koyup Seydî ile beş yiğit-i yekke-süvâr kal‘a-i Pirespirim kapusu şems-i âteş-tâb kulle-i felekden baş gösterdikde kal‘a kapusu, küşâde olunca kal‘a kapudanı kal‘a kapusunun iç yüzünde elinde asâsıyla niçe yüz kâfir karşusunda el kavşurup sabâh dîvânında hükm-i hükûmet ederken hemândem Seydî Paşa handak üzre cisrden at koparup kapudana bir hışt-ı pehlivânî ile urur kim terzi iğnesi atlâsdan güzer eder gibi kâfirin sîne-i pür-kînesinden geçüp sâ’ir küffârlar derûn-ı kal‘aya firâr edüp beş atlı kal‘a içre meymene ve meysere küffârları kırarak kapudanın başın Seydî kesüp ve on yedi kelle dahi kesüp bî-bâk ü bî-pervâ kal‘adan taşra çıkup giderken kal‘adan toplar atılup cümle küffâr atlanup üç yüz mikdârı küffâr Seydî Paşa'yı kovarak Seydî pusuyu geçince kemîngâhda olan altmış beş nefer gâzîler bir ağızdan "Allah Allah" deyüp üç yüz kâfire kılıç korken Seydî dahi gerü dönüp "Koma kurdum" deyü üç yüz kâfirden yüz ellisini dendân-ı tîğdan geçirüp ellisi firâr edüp yüz aded kâfirleri üç aded kapudanlarıyla kayd-bend esîr edüp mürdelerin âlât-ı silâhlarıyla ve küheylân katana Sene Martin atlarıyla ertesi ale's-sabâh kal‘a-i İstolni'ye dâhil olup ertesi Siyâvuş Paşa'dan bir semmûr hil‘at-i fâhire ve bir çeleng ve bir murassa‘ zeynli at ve üç kîse nakd-i murâd ihsân geldi. Günden güne Seydî Paşa serhadd-i Kanije'de ve Budin ve Egre'de iştihâr bulup nâmdâr oldu. Bu Pirespirim kapudanın ve bu kadar küffârı kırdığın Nemse Çasarı pâdişâha bildirüp gördüler kim sulha mugâyir Seydî işler ediyor. Ammâ ne çâre, âhir sene (---) târîhinde Revân tarafında kızılbaşın isyân [u] tuğyâna müte‘allık işleri şâyi‘ olup Sadrıa‘zam Sâlih Paşa, Defterdârzâde'ye eyâlet-i Erzurûm'u ve Seydî Ahmed Paşa'ya İspir-Tortum sancağın ihsân edüp Acem serhaddinde ne işlerlerse işlesinler deyü istimâletler verilüp sa‘âdetlü pâdişâh-ı Cem-azamet Sultân İbrâhîm Hân, Seydî Ahmed Paşa'nın defter-i cerâyimine nazar etmeyüp huzûrunda musâhiblerin katl etdüğünü afv edüp bir kîse altun ve bir otâk-ı nüh-tâk ve on katar-ı katır ve on katar şütür bariyle ihsân edüp tuğ ve tabl [u] alemlerin mücedded hazîneden cümle levâzımâtın ve yedi küheyl at bisâtlarıyla yedek atların ihsân edüp "Beni sevenler Seydî Paşa'ma ri‘âyet eylesiz" deyüp Seydî Paşa'ya hayr-du‘â edüp arkasın İbrâhîm Hân yepeleyüp "Yürü Allah işin onara, göreyim seni. Acem serhaddinde niçe gazâlar edersin" deyü Tortum sancâğına gönderüp Üsküdar'a çıkdıkda cümle vezîr ü vüzerâ ve a‘yân [u] kibâr-ı İslâmbol'dan ol kadar bisât u mal [u] menâl geldi kim Seydî Paşa bir vezîr dârâtı kadar azamet [u] dârâta mâlik olup mükemmel kapusuyla kat‘-ı menâzil Tortum sancâğına gidüp kal‘a-i Şuşik gazâsında ve Gönye ve Mikrilistân fütûhâtlarında cihân cihân görüşüp rûz-merre cemî‘î ahvâline vakıf-ı esrâr idim. Zîrâ Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz kendüyi gâyetü'l-gâye sevip Tortum sancağına göndermeyüp ekser evkâtda Seydî Paşa ile sohbet-i hâs edüp mâh-be-mâh birer kîse ceyb harcı ihsân edüp Erzurûm'da sâkin olup bu hakîr de ol takrîb ile âşnâlık kesb edüp niçe zamân hakîr ile hüsn-i ülfet ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334b–335b ·
metinde göster ·
… arına bezl-i mâl eyleyüp başına yigirmi bin asker-i mülevves-i telvîs ve telbîs
ve refîk-i
iblîs-i habîs-i vâcibü'l-izâle gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkât hezeleyi başına cem‘ e …
Mezkûr Gürcî Nebî harem-i hâsda neşv [u] nemâ bulup erbâb-ı hizmetden mün’im, mâldar, vaka‘ [u] vakâr sâhibi nâmdâr yarar âdem idi. Ekseriyyâ (---) mutasarrıf olurdu. Vezîria‘zam Murâd Paşa Sultân İbrâhîm Hân kanlısı ve Koca Mevlevî vezîr kâtili olması cihetiyle Gürcî Nebî Murâd Paşa'ya dilgîr olup Anadolu eyâletleri haşerâtlarına bezl-i mâl eyleyüp başına yigirmi bin asker-i mülevves-i telvîs ve telbîs ve refîk-i iblîs-i habîs-i vâcibü'l-izâle gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkât hezeleyi başına cem‘ edüp cibilliyetinde merkûz olan hıyânet ü habâset-i mel‘anet-i ezeliyyesi isyân u tuğyân cânibine meyl etdirüp nân u nemek-i Âl-i Osmân'ı ferâmûş eyleyüp âkibet-i serencâmı neye müncer olacağın fikr etmeyüp Devlet-i Aliyye'den rû-gerdân olup bir alay ipsiz ve sapsız, zabt [u] rabtsız, haşerât [u] cemâpûrı ser-i bî-devletine cem‘ edüp taht-ı Âl-i Osmân olan belde-i Tayyibe, ya‘nî mahmiyye-i Kostantiniyye haşerât-ı sekbân ve sarıca destinde berbâd edüp ahâlî-i İslâmbol'u İbrâhîm Hân hûniyçün zâr [u] zebûn ve hâllerin perîşân [u] diyergûn etmeğe ta‘ahhüd edüp seksen bin askerine yetmiş bin va‘de-i hulf-ı dürûğ ile boğazı tokluğuna aç u zâc ve muhtâc u ihtiyâc boğazı ipli kavmi başına cem‘ edüp ve niçe ma‘zûl beğlerbeğiler ve mültezimler ve bir tavuk içün kırk eve konar mukleciyânlar kendüye hem-dem ü hem-celîs-i bî-bâk u bî-pervâ Anadolu hâkinden cünd-i cünûb-i mühmelesiyle bir baş Üsküdar'a gelmeğe yemîn-billah ve kasem-tallah edüp gelmede, beri Devlet-i Aliyye tarafında hâs u âm ve bây [u] gedâ meşveret edüp Hazret-i Resûlullah'ın Alem-i şerîfin Üsküdar'a çıkarup "Her kim pâdişâhın birden bine; binden yüz bine varınca nân u nemekin yerse Âlem-i Resûlullah dibine gelsin" deyince el-azametullah hakîr Üsküdar'a vardıkda dağ u taş ve deşt [u] hâmûn ve bâğ u bâğçeler âdem deryâsı olup mevc urur. Hakîr bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp "Şâm-ı şerîfden ulaklığile bu cem‘iyyet-i kübrâyı görmeğe gelüp yine fânî cihânın nakşından gûnâ-gûn hisse almağa gelmişiz" deyüp seyr [ü] temâşâya mukayyed 30b olduk. İbtidâ alay-ı azîm ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın Alem-i şerîfiyle Sadrıa‘zâm Murâd Paşa niçe yüz bin asâkir-i İslâmı ile niçe bin kayıklar ve sandal ve çekelve donanma-yı hümâyûn keştîler ile Üsküdar sahrâsına geçüp serâperdesinde karâr-dâde olup Âsitâne-i sa‘âdet'de mevcûd bulunan yetmiş altı oda yeniçeri neferâtları ve korucuları ve dânişmendleri ve mütekâ‘idînleri ve cümle kul oğlu kul ve cümle acemiyân ile cümle kırk dörd bin yeniçeri askeri Üsküdar'a geçüp kat-ender-kat saf saf olup haymelerin kurup bağlar kenarında meterise girdiler. Andan on sekiz asâkir-i topcıyân-ı dergâh-ı âlî iki yüz pâre şâhî topları ve kırk pâre balyemez ve kolomborna topları yeniçeri meterisleri önüne zeyn edüp kûşe kûşe üç bin topcu askeri hizmetde olup cümle topları levâzımât [u] mühimmâtlarıyla âmâde etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30a–30b ·
metinde göster ·
alup cânib-i (---) sarp çengelistân ve sengistân yerler ile ma‘mûr kurâlar içre …
Ba‘dehû bu Palu'da İbrâhîm Beğ'den ihsânlar ve refîkler alup cânib-i (---) sarp çengelistân ve sengistân yerler ile ma‘mûr kurâlar içre (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 85a ·
metinde göster ·
… r nîst!" diyen şehbâzlar ile bir katar-ı katırım çeküp azm-i diyâr-ı Acem etdim
ve refîkimiz
olan Mustafâ Paşa ağası Alî Ağa kâmil yüz aded yiğit ile ol dahi Van'dan çıkdı. …
Evvelâ Bismillah ile kal‘a-i Van'dan Sarı Alî Ağa iki yüz pür-silâh güzîde asker ile Şâh'a gitmeğe me’mûr olup çıkdı. Ve hakîr de yüz aded pâk [u] müsellah "Benem, diğer nîst!" diyen şehbâzlar ile bir katar-ı katırım çeküp azm-i diyâr-ı Acem etdim ve refîkimiz olan Mustafâ Paşa ağası Alî Ağa kâmil yüz aded yiğit ile ol dahi Van'dan çıkdı. Ve yine refîklerimiz olan koyun şâkîleri Pinyanişî a‘yânlarından yüz nefer âdemler dahi Şirvân'dan çıkup cümle beş yüz nefer âdem ile bir alây-ı azîm olup mütevekkilen alallah deyüp paşa efendimizin yine vedâ‘ında hayr du‘âsıyla kal‘adan taşra çıkup cânib-i şarka müteveccih olup şehr-i Van'ın Erdemit bâğları sağ cânibimizde kalup 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 285b ·
metinde göster ·
… Kudüs'deki Kamâme'den sonra bu veng-i Verek'e i‘tibâr edüp nezerât getirirler.
Ve refîkimiz
olan ağalara ve hakîre birer vaşak postu hedâyâ verüp, mısra‘
Menzil-i Veng-i Verek: Bu diyâr Ermenîstân olmağile cemî‘i kenîselerine veng derler. Ammâ bu veng-i Verek, Verek dağının ta zirve-i a‘lâsının sehel alçağında bir hıyâbân-ı gülistân [u] dırahtistân-ı azîm kıbâb-ı kârgîrler ile mebnî kal‘a-misâl demir kapulu bir veng-i pür-âvengdir kim bir deyr-i kadîme müşâbeheti yokdur. Üç yüzden mütecâviz ruhbân [u] kıssîs ve bıtrîk [ü] papas Ermenîleri vardır kim her biri birer şuğle me’mûrdur. Ol gice beş yüz nefer askere i‘zâz u ikrâm etdiler kim ta‘bîr olunur değildir. Zîrâ cemî‘i millet-i Mesîhiyye beyninde Kudüs'deki Kamâme'den sonra bu veng-i Verek'e i‘tibâr edüp nezerât getirirler. Ve refîkimiz olan ağalara ve hakîre birer vaşak postu hedâyâ verüp, mısra‘
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 285b ·
metinde göster ·
ziyâfet edüp {bu kal‘a-i Hoşâb'ı} bir hoş temâşâ etdik. Cânib-i erba‘ası çâh-ı …
Bitlîs hânı cenginde hâkimi İbrâhîm Beğ ile cengde bulunduğumuzdan kal‘ada hakîre ve refîklerimize ziyâfet edüp {bu kal‘a-i Hoşâb'ı} bir hoş temâşâ etdik. Cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâdan nişân verir. Aslâ handakı yokdur ve ancak şimâle nâzır bir kapusu vardır, ammâ kapusunun iç yüzünde derk-i esfelden nişân verir bir handakı var, üzre, top tahtalarından cisrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… şer oldu. Ve cümle "Vâ yâr-ı gâr-ı Şâh Hüseyn ve ey mücâhidân-ı Bedr [u] Huneyn
ve refîkân-ı
ceddi'l-Haseneyn" deyü bükâ edüp gûyâ her birin sar‘a dutardı.
Andan serâperde ardından başı zurzuvîli kebîr har kulaklı ve şütür-leb dudaklı ve pâları dolaklı ve gözü sürmeli ve rîş-i şevâribden müberrâ çâr-darb u kubh-manzaralı müstekreh çehreli şeyh nâmıyla bir bednâm-ı hümâm râygân olunca cümle pîr ü cüvân ayağa kalkup şeyhe selâm verdiler. Ve şeyh selâm alup kürsiye urûc edüp ibtidâ bir Fâtiha ve şâh-ı bedhâha {ve bed-câha} ve sâ’ir huzzâr-ı meclis-ârâ küstâha hayr du‘â edüp Şâ‘ir Fuzûlî-i Bağdâdî'nın te'lîfât-ı nâ-pesendîdesinden Makteli'l-Hüseyin nâm elfâz-ı türrehât-ı pür-hatâsın kırâat etmeğe başladıkda hâdise-i Kûfe'de şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ mahalline geldikde kimde cân kaldı. Bu asker-i Acem içre bir gırîv ü feryâd kopdu kim gûyâ rûz-ı mahşer oldu. Ve cümle "Vâ yâr-ı gâr-ı Şâh Hüseyn ve ey mücâhidân-ı Bedr [u] Huneyn ve refîkân-ı ceddi'l-Haseneyn" deyü bükâ edüp gûyâ her birin sar‘a dutardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312b ·
metinde göster ·
… sene 1075 ıydının dördüncü günü dörd hüddâmımla yola teveccüh edüp sâ’ir hüddâm
ve refîklerimiz
ağırlıkımla elçi paşa yanında koyup altı re’s menzil bârgîrleriyle Belgrad'dan …
Evvelâ sene 1075 ıydının dördüncü günü dörd hüddâmımla yola teveccüh edüp sâ’ir hüddâm ve refîklerimiz ağırlıkımla elçi paşa yanında koyup altı re’s menzil bârgîrleriyle Belgrad'dan nehr-i Sava'yı geçüp "Tevekkülen alallâh" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Sene 950 bizzât Süleymân Hân Tata kal‘asın harâb etdikde bu kal‘a-i Veylan'ı da berbâd edüp ba‘dehu küffâr amâr edeli dest-i küffârda kalup kûh-ı Bakvan dâmeninde çâr-kûşe Şeddâdî iki kat bir kal‘a-i üstüvârdır. Kenîseleri ve çârsû-yı bâzârı ve âb-ı revânları ve cümle tahta örtülü menhûs hâneleri var, katanalarının durağı ve hınzîr hânelerinin yatağı olmuş bir sarp kal‘adır. Bunda kapudanı hakîre mâ-hazar ta‘âm-ı firâvân yedirüp ba‘de't-ta‘âm Raba nehri cenginde esîr olan Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi kapudandan su’âl etdiğimde zindândan altı yüz ümmet-i Muhammed esîr getirüp cümlesin gördüm, illâ Mustafa Halîfe'yi görmedim. Andan kapudandan hedâyâlar ve refîk kefereler alup semt-i garbdan cenûba meyyâl 4 sâ‘at yine dağlarda gidüp 44a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43b–44a ·
metinde göster ·
… ndan gelir âb-ı hayât sudur. Bu kal‘ada bir gece mihmân olup kapudanından ihsân
ve refîkler
alup nehr-i Şamos'ı atlar ile ubûr edüp 7 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân kurâları ve m …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir. Mukaddemâ Rakofçi la‘înin tahtı olduğu bâlâda Alî Paşa'da tahrîr olunmuşdur, zîrâ bu kal‘a-i hasîn ü metîn Alî Paşa'ya itâ‘at etmeyüp varoşu ihrâk olunup bî-hadd ü bî-hisâb mâl-ı menâl alınmışdı. Şimdi gâyet ma‘mûr gördük. Kal‘ası bir vâsi‘ öz içinde şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ-yı ra‘nâdır, ammâ küçükdür. Ve bu mahalle nehr-i Şamos maşrık tarafından gelir âb-ı hayât sudur. Bu kal‘ada bir gece mihmân olup kapudanından ihsân ve refîkler alup nehr-i Şamos'ı atlar ile ubûr edüp 7 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân kurâları ve mezra‘aları geçüp andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91b ·
metinde göster ·
alup cümle ahbâb ile vedâ‘laşup yine bir gemiye süvâr olup tekrâr karşuda Çul k …
Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân-ı Gâzî fethi olup sancak beği tahtı tahrîr olunduğu bâlâdaki cild-i (---)nde mufassalan evsâfı tahrîr olunmuşdur. Ammâ şimdi Çelebi Hasan Paşalı Çerkes Ömer Ağa'da üç gün [üç] gece sohbetler edüp iki Ömer Ağalardan ve Nigebolı müsellimi Mehemmed Ağa'dan Eflak beğine hitâben mahabbetnâmeler ile hedâyâlar ve refîkler alup cümle ahbâb ile vedâ‘laşup yine bir gemiye süvâr olup tekrâr karşuda Çul kullesine geçüp kulle dizdârından dahi refîkler alup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
… e iki bârgîr ihsân edüp hüddâmlarıma yigirmişer altun ve birer çuka ve kumâşlar
ve refîkler
verüp,
Ez-în-cânib bu şehr-i Bukreyş'i dahi seyr [ü] temâşâ edüp beğden Boğdan beğine ve Bender kâ’immakâmına ve yalı ağası Akkirmân ağalarına ve Özü beğine ve bizzât Kırım hâkimi olan Mehemmed Geray Hân efendime ve oğlu Serdâr Ahmed Geray Sultân'a ve kalga sultâna ve nûreddîn sultâna mektûblar ve hedâyâları beğden alup hakîre dahi Eflak beği bir kîse guruş ve bir sammûr [le]pâçesi kürk ve iki yorga at ve iki bârgîr ihsân edüp hüddâmlarıma yigirmişer altun ve birer çuka ve kumâşlar ve refîkler verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
… re mektûblar ve iki yorga ve üç bârgîr ve iki çuka ve iki kumâş ve üç yüz guruş
ve refîkler
[alup],
"Hay cânım Evliyâ Efendi, bire safâ geldin. Yâ biz seni Beç kralından Alman vilâyetlerine gitdi işitdik. Bire sen hoş geldin" deyü sergüzeşt [ü] serencâmlarım ve yedi krallık yeri iki buçuk yılda seyâhat etdiğim bir şemme nakl etdiğimde vâfir hazz edüp hakîre bir konak döşedüp ulûfe ve ta‘ayyünâtlar verüp kâmil bir hafta anınla dahi zevk u safâlar edüp ba‘dehu andan dahi Boğdan beğine ve Tatar hâna ve hânzâdelere mektûblar ve iki yorga ve üç bârgîr ve iki çuka ve iki kumâş ve üç yüz guruş ve refîkler [alup],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
… kadar dükkânlarında kızlar oturup kâr ederler. Bunda hâkim olan boyardan ulûfe
ve refîkler
ve iki talika arabalar alup seyishânelerimizin bârların arabalara tahmîl eyleyü …
Bu dahi başka boyarlıkdır. Hakîri boyar bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Rimlik kenârında ve bir yayla kûh-ı serbülend dâmeninde bâğlı ve bâğçeli şehirdir. Altı aded manastırları ve beş yüz kadar dükkânlarında kızlar oturup kâr ederler. Bunda hâkim olan boyardan ulûfe ve refîkler ve iki talika arabalar alup seyishânelerimizin bârların arabalara tahmîl eyleyüp andan yine semt-i şarka (---) sâ‘at giderken bir yağmur ve mihnet ile bir sahrâ-yı azîm içre giderken âhıru'l-emr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
ri‘âyet edüp azıkların veresiz. Ve sen ki Gözlev kal‘ası ağası Ahmed Ağa'sın, E …
"Ey Kırım eyeleri ve atalıkları ve iş erleri kocalaklar, her kansı bendere ve şehre yarlığ-ı belîğ Hânî ile kazakdaş kardaş sırdaş hâldaş seferdaş yoldaşım kart kazakım Evliyâ Efendi her kanda barırsa özümün hâtırıyçün ihsân [u] in‘âmlar edüp geydirüp kuşadup kızılga altun harçlıklar berüp mu‘temed yoldaşlar koşup vilâyetim temâşâ edüp atlarına ve kendüye ve refîklerine ri‘âyet edüp azıkların veresiz. Ve sen ki Gözlev kal‘ası ağası Ahmed Ağa'sın, Evliyâ Çelebi karandaşım sana bardıkda bir sarâya kondurup cümle me’kûlât [ü] meşrûbâtıın berüp her gün birer kızılga altun harçlık berüp gideceği(m) zamân bir semmûr ton ve yüz kızılga altun veresin ve ne cânibe azîmet ederse mu‘temed yoldaşlar koşasın, ve’s-selâm" deyü kâğızları alup Hân ile vedâ‘laşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·
… e yedi aded kölelerime birer at ve birer kat libâs ve ellişer guruş ihsân etdi.
Ve refîklerim
Baba Mansûr'a ve De[r]vîş Ahmed Halhâlî'ye ve Baba Türâbî Selmânî'ye ve Aşçı Ba …
Ve yedi aded kölelerime birer at ve birer kat libâs ve ellişer guruş ihsân etdi. Ve refîklerim Baba Mansûr'a ve De[r]vîş Ahmed Halhâlî'ye ve Baba Türâbî Selmânî'ye ve Aşçı Baba Şücâ‘'a ve De[r]vîş Vahîd'e dahi ellişer altun ve birer at ve birer kat libâs ihsân edüp Hân ile vedâ‘laşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165b ·
metinde göster ·
… ıma da birer kat esbâb ve birer cılkava ve kürkler ve ellişer mümessek altunlar
ve refîklerimiz
olan dervîşânlara dahi hem-çünân eyle ihsânlar edüp seyishânelerimizin yüklerin …
"Elbette siz bize Edirne'de ve İslâmbol'da lâzımsız" deyüp hakîre peşin bir kîse akçe ve üç yüz altun ve bir kat esbâb ve kışdır deyü bir semmûr sırt kürk ve iki at ve hüddâmlarıma da birer kat esbâb ve birer cılkava ve kürkler ve ellişer mümessek altunlar ve refîklerimiz olan dervîşânlara dahi hem-çünân eyle ihsânlar edüp seyishânelerimizin yüklerin arabalara tahmîl etmek içün üç araba ve iki araba me’kûlât [ü] meşrûbâtı ve hakîre binmek içün bir hınto araba verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
… llâ ve rakîk kürkler ve ikişer aded Noğay ve Heşdek esîri gulâmları ihsân etdi.
Ve refîklerime
de hem-çünân birer ton sığın derisi kürkleri ve birer re’s atlar verdi. Ve elçi …
Ammâ ihvân-ı bâ-safâ-yı müstemi‘îne şöyle ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim, eğer bu kavm-i Kılmağın envâ‘ın ve üç kerre Maskov diyârın nehb ü gâret edüp bildiğimiz ve anladığımız mertebe bu iki kavmin ahvâlâtların mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek Hudâ'ya ayândır mecmû‘a-i nâ-matbû‘amız başka bir mücelled kitâb olur. Bu kadarca tahrîrât ile iktifâ edüp elçi beğ ile Azak vilâyeti tarafına çıkmağa sa‘y ederken Taysı Şâh Kalmığ'ın sefere gidenleri bî-hisâb mâl-ı ganâ’imler ile gelüp cümle Kalmık sürûrlarından [e]lçiye destûr verüp azm-i râh mahallinde bu hakîre Taysı Şâh ve oğlu Moyinçak Şâh ikişer at ve ikişer sığın yavruları derisinden Hıtâyî kâğız gibi mücellâ ve rakîk kürkler ve ikişer aded Noğay ve Heşdek esîri gulâmları ihsân etdi. Ve refîklerime de hem-çünân birer ton sığın derisi kürkleri ve birer re’s atlar verdi. Ve elçi bana "Es'sehî mâ melek" deyüp on bin koyun ve beş bin sığır verdi, zîrâ anlarda akçe pul ve gayri metâ‘ aslâ yokdur. Yedikleri et, geydikleri etin derileridir. Hattâ gömlekleri ve donları bile deridir, ammâ ne deridir, gûyâ beyâz Hıtâyî kâğızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
Hemân kelb hüngürmeğe(?) ve çakğırmağa(?) başlayınca hemân hakîr
ve refîkim
Baba Mansûr refîklerimizi ve memlûklarımızı üç aded kulağız Maskov keferelerin …
Hemân kelb hüngürmeğe(?) ve çakğırmağa(?) başlayınca hemân hakîr ve refîkim Baba Mansûr refîklerimizi ve memlûklarımızı üç aded kulağız Maskov keferelerin hâbdan bî-dâr edince cümle pür-silâh âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 182a ·
metinde göster ·
… r sâ‘at ve bir kat esvâb ve bir Azak cılkavası kırmızı kürk kontuş ve gulâmlara
ve refîkânlara
cümle esvâblar ve ihsânlar edüp andan elçiden Mehemmed Paşa hakîr içün izin alu …
"Bire yabana söyleme, Kâfiristânda geze geze kâfirlere mahabbet etmişsin. Bu elçiden sana icâzet alırım" deyüp ol ân hakîre yüz altun ve bir sâ‘at ve bir kat esvâb ve bir Azak cılkavası kırmızı kürk kontuş ve gulâmlara ve refîkânlara cümle esvâblar ve ihsânlar edüp andan elçiden Mehemmed Paşa hakîr içün izin alup fakîr elçi hayli müteellim olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187b ·
metinde göster ·
ve samson ve tazı ve zağarlarımla şikâra gezerken bir yaban atına râst geldik, …
Hikmet-i Hudâ bu mahalde yine hüddâmlar ve refîkler ve samson ve tazı ve zağarlarımla şikâra gezerken bir yaban atına râst geldik, ammâ gûyâ fîl-i mahmûdî gibi cüssedâr ve semîn esb-i beyâbânî idi. Refîklerim ile bu ata on yedi ok ve yedi sekiz kurşum urduk. Aslâ fâ’ide etmeyüp yine kaçardı, ammâ gide gide zahmlar bunu alup cüst ü çâpıklık etmez oldu. Hele gulâmımın biri dahi bu atın kızılca koltuğunda kolan yerine bir çatal kurşum urunca bir iki kerre dizleri üzre gelüp kalkarken hakîr bu atı yine sinirleyüp refîkler ile boğazlayup pâre pâre hissemend olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… âr olup cezîre-i Girid'e geçmiş. Hakîr dahi Mora paşası Hasan Paşa'dan ihsânlar
ve refîkler
alup,
Bu kal‘ada Hasan Paşa yanında bir hafta meks edüp garîb ü acîb temâşâlar etdik. Ba‘dehu bunda haber aldık kim Sadrıa‘zam Termiş kal‘asından donanma-i hümâyûna süvâr olup cezîre-i Girid'e geçmiş. Hakîr dahi Mora paşası Hasan Paşa'dan ihsânlar ve refîkler alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·
… cümle yerlerinden kilimlerle nakl edüp bu hakîrin gasl etdiği Yeşil Kol Sultân
ve refîkım
Hindî Baba Mansûr Dede ve Söylemez Alî Dede cenblerinde kara mezâristânda bu şü …
"Yigirmi yıl evvel Deli Hüseyin Paşa yürüyüşlerinde şehîd oldu" deyü şehâdet etdiler, gayrileri bu Sadrıa‘zam muhâsarasında şehîd oldukların bilüp bu şühedâları cümle yerlerinden kilimlerle nakl edüp bu hakîrin gasl etdiği Yeşil Kol Sultân ve refîkım Hindî Baba Mansûr Dede ve Söylemez Alî Dede cenblerinde kara mezâristânda bu şühedâların ter ü tâze cesed-i şerîflerin iki aded şehîd olan gulâmlarımın yanlarına defn edüp başları uçlarına yeşil boyalı tahtadan şühedâ bayrakları alâmeti etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
… l izler önümüz sıra leb-i deryâda kumluk üzre gidiyor. Allâh'a sığınup gulâmlar
ve refîkler
ile Âyetü'l-kürsî ve Mu‘avvezeteyn'e müdâvemet ederek ayak ayak giderek yol üzr …
Ol izler önümüz sıra leb-i deryâda kumluk üzre gidiyor. Allâh'a sığınup gulâmlar ve refîkler ile Âyetü'l-kürsî ve Mu‘avvezeteyn'e müdâvemet ederek ayak ayak giderek yol üzre ba‘zı evc-i âsımâna ser çekmiş çınâr ve kavak [ve] meşe ağaçlarının âdem beli kalınlığı dalları gûyâ ustura ile kesüp yere bırakmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344b ·
metinde göster ·
… dü (---)(---) bir dağdır kim dağ dağ üstüne bâğ-ı koyağdır. Cümle huddâmlarıma
ve refîklerime
"Cümleniz âletleriniz ile âmâde olun" deyü tenbîh edüp kendü âlemimde at üzre e …
Sergüzeşt-i men: Hakîr dahi Hudâ'ya sığınup vakt-i seherde dağlar aşup gitdik. Öyle göründü (---)(---) bir dağdır kim dağ dağ üstüne bâğ-ı koyağdır. Cümle huddâmlarıma ve refîklerime "Cümleniz âletleriniz ile âmâde olun" deyü tenbîh edüp kendü âlemimde at üzre evrâd-ı şerîfem okuyarak ol kûhistân içre iki sâ‘atde Q 4aP 4a ol cebel-i bülendin nısfına urûc etdükde şiddet-i hâr kemâlinde ve hevâ letâfetinde, ammâ sağ tarafımızda berk-i dırahtân üzre yağmur nâzil olmağa başladı. Ammâ gayri cânibde bir katre yağmur alâmeti yok. Hevâya nazar edüp anı gördük, eflâke ser çekmiş bir dıraht-ı müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir dal üzre bir âdem oturup cânib-i erba‘asına âyende vü revende içün nigerân eder. Meğer fakîr herîfin ağaç başında başına yesteh-i bârân-zede ve teşelşül edeceği gelüp ağaç başından tebevvül edüp dırahtların yaprakları üzre nâzil oldukda biz anı yağmur zann etdik. Garîb herîfin bizden aslâ haberi yok. Akl-ı kâsırımız üzere bildik kim bu harâmîlerin dîdebânıdır. Ba‘zı huddâmlarımız,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y6b ·
metinde göster ·
… u şehirde Halîl Ağa ve serdâr Muslu Beşe ve yeni serdâr Velî Beşe ile vedâlaşup
ve refîkler
alup şark cânibine dörd sâ‘at ballı çamları ve zenbûrları seyr [ü] temâşâ edere …
Ve bu şehirde Halîl Ağa ve serdâr Muslu Beşe ve yeni serdâr Velî Beşe ile vedâlaşup ve refîkler alup şark cânibine dörd sâ‘at ballı çamları ve zenbûrları seyr [ü] temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y65a ·
metinde göster ·
… ar. Gayri âsâr-ı binâ yokdur. Anda Yûsuf Ağa ve Serdâr Hasan Beşe ile vedâlaşup
ve refîkleri
alup şark tarafına çamlı yollar ile ma‘mûr kurâlar güzer edüp sekiz sâ‘atde,
Bir hammâmı ve yedi aded dükkânı ve bir hânı ve iki mekteb-i sıbyânı var. Gayri âsâr-ı binâ yokdur. Anda Yûsuf Ağa ve Serdâr Hasan Beşe ile vedâlaşup ve refîkleri alup şark tarafına çamlı yollar ile ma‘mûr kurâlar güzer edüp sekiz sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y65b ·
metinde göster ·
Bu mahalde Sarı Mûmcu nâm köyden ahâlî-i vilâyet gelüp hakîri
ve refîklerimizi
görüp âşinâlık etdiler. Huccâc ahvâlimiz bu ahâlî-i karyeden su’âl edüp eyliğim …
Bu mahalde Sarı Mûmcu nâm köyden ahâlî-i vilâyet gelüp hakîri ve refîklerimizi görüp âşinâlık etdiler. Huccâc ahvâlimiz bu ahâlî-i karyeden su’âl edüp eyliğimize ehl-i belde şehâdet etdiklerinde hakîre ve refîklerimize ta‘zîm ü tekrîm edüp hakîre bir at ve bir tüfeng ve bir kılıç ihsân etdiler ve on tokuz nefer refîklerimize beşer guruş verdiler. Ve bizim refîklerden şehîd olan âdemi atıyla bir refîkımıza verüp gerü dönderdik. Bizler huccâclar ile vedâlaşup yine azm-i râh eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y93b ·
metinde göster ·
ta‘zîm ü tekrîm edüp hakîre bir at ve bir tüfeng ve bir kılıç ihsân etdiler ve …
Bu mahalde Sarı Mûmcu nâm köyden ahâlî-i vilâyet gelüp hakîri ve refîklerimizi görüp âşinâlık etdiler. Huccâc ahvâlimiz bu ahâlî-i karyeden su’âl edüp eyliğimize ehl-i belde şehâdet etdiklerinde hakîre ve refîklerimize ta‘zîm ü tekrîm edüp hakîre bir at ve bir tüfeng ve bir kılıç ihsân etdiler ve on tokuz nefer refîklerimize beşer guruş verdiler. Ve bizim refîklerden şehîd olan âdemi atıyla bir refîkımıza verüp gerü dönderdik. Bizler huccâclar ile vedâlaşup yine azm-i râh eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y93b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu şehrin a‘yâniyle vedâlaşup ve bir kaç boğası bezler hedâyâlar
ve refîkler
alup şimâl cânibinde bâğ u bâğçeler içre ubûr ederek yine Honaz kal‘ası altında …
Ba‘dehu bu şehrin a‘yâniyle vedâlaşup ve bir kaç boğası bezler hedâyâlar ve refîkler alup şimâl cânibinde bâğ u bâğçeler içre ubûr ederek yine Honaz kal‘ası altından ubûr ederek altıncı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y96a ·
metinde göster ·
… erref olup Zülkadiroğlu ile ve vâlî-i vilâyet Nişâncı Osmân Paşa'yile vedâlaşup
ve refîkler
alup kıble tarafına 4 sâ‘at,
Cümlesinin ervâh-ı şerîfleri şâd ola. Bunları ziyâret edüp ve sulehâ-yı ümmetden ba‘zı cânlar ile müşerref olup Zülkadiroğlu ile ve vâlî-i vilâyet Nişâncı Osmân Paşa'yile vedâlaşup ve refîkler alup kıble tarafına 4 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y161b ·
metinde göster ·
… izdâr ve serdâr ve Musulluoğlu ve Hacı Ağa ve Şeyh Ramazân Efendi ile vedâlaşup
ve refîkler
alup Ayntâb'dan kıble cânibine,
Ve Şeyh Tabak Efendi karîbü'l-ahd ulemâ-yı zâhirden müfessir ve muhaddis ulu sultân idi. Du‘â-yı hayrların almış idik. Şimdi dâr-ı bâkîde bulduk ve rûh-ı şerîfleri içün bir hatm-i şerîf tilâvet edüp cümle sükkân-ı karâfe-i Ayntâbiyân'ın rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp hayâtda olanlarla müşerref olup on gün on gece Ayntâb'da zevk [u] safâlar edüp a‘yân-ı kibârlarından Felek Efendi ve Boşnak Ahmed Ağa ve dizdâr ve serdâr ve Musulluoğlu ve Hacı Ağa ve Şeyh Ramazân Efendi ile vedâlaşup ve refîkler alup Ayntâb'dan kıble cânibine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y165b ·
metinde göster ·
… ve Cânpûlâdzâde Alî Paşa'yile ve hâkimü'l-vakit Boşnak Ahmed Ağa'yile vedâlaşup
ve refîkler
Y 167b alup Kilis sahrâsında kıble cânibine incîrli bâğları ve zeytûnlukları …
Ba‘zısına sûre-i Fâtiha ve niçesine İhlâs-ı şerîf tilâvet edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp şehir a‘yânlarından Halîl Ağa'yile ve serdârile ve Kara Bekir Ağa'yile ve serdâr ile ve Mevlevîhâne şeyhi ile ve Cânpûlâdzâde Alî Paşa'yile ve hâkimü'l-vakit Boşnak Ahmed Ağa'yile vedâlaşup ve refîkler Y 167b alup Kilis sahrâsında kıble cânibine incîrli bâğları ve zeytûnlukları içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y167a–Y167b ·
metinde göster ·
Ve bu şehirde bir hafta seyr [ü] temâşâ edüp beş yüzden mütecâviz ziyâretler etdik. Ammâ meşhûrları bunlardır. Ve hânemiz sâhibi Mataracızâde Arslan ve Kaplan Ağalar ile vedâlaşup ve refîkler alup şark cânibine sahrâlar içre ve hıyâbân [u] dırahistân içre sevâhile enmiş Türkmân obalarında yiye içe ve kona göçe,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y179a ·
metinde göster ·
ile bir kayasaya süvâr olup bu Nehâriyye şehrinin mukâbelesinde,
Ve bu şehir içinde niçe bin kibâr-ı evliyâlar vardır, ammâ ziyâret edüp âşinâlık kesb etdiklerimiz bu sultânlardır, himmetleri hâzır ola. Ve refîklerimiz ile bir kayasaya süvâr olup bu Nehâriyye şehrinin mukâbelesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300a ·
metinde göster ·
… e'den bin seksen iki mâh-ı saferü'l-muzafferin evvelki gün yigirmi atlı tevâbi‘
ve refîklerimiz
ve abd-i müşterâlarımız ile mütevekkilen alallâh deyüp sâhil-i Nîl'de bir gemiy …
Evvelâ Circe'den bin seksen iki mâh-ı saferü'l-muzafferin evvelki gün yigirmi atlı tevâbi‘ ve refîklerimiz ve abd-i müşterâlarımız ile mütevekkilen alallâh deyüp sâhil-i Nîl'de bir gemiye binüp Nîl'i ubûr edüp vilâyet-i şarkistân'a kadem basdık. Bu diyârlarda Nîl'in karşı tarafına şarkistân, Circe tarafına Garbistân derler. Bu şarkistân hâki Y 378b Ebû Yahyâ hükmündedir. On bin hayyâl safînâtü'l-ciyâd atlı güzîde rumhzen askere mâlikdir. Ba‘zı tevâbi‘leri hakîre istikbâle çıkup i‘zâz u ikrâm ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y378a–Y378b ·
metinde göster ·
… beş tüccârları ve yeniçeri Cebertileri gelüp Habeş'e gitmeğe izin isteyüp imdâd
ve refîk
asker taleb etdiler. Ale'r-re’s deyüp bin atlı ve bin hecînli iki bin piyâde el …
Ba‘de't-ta‘âm bir alay Habeş tüccârları ve yeniçeri Cebertileri gelüp Habeş'e gitmeğe izin isteyüp imdâd ve refîk asker taleb etdiler. Ale'r-re’s deyüp bin atlı ve bin hecînli iki bin piyâde eli harbeli âdemler verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418a ·
metinde göster ·
… aniyle boynun bağlayup bir münhedim olmuş minâre üzre çıkup deveye süvâr oldum.
Ve refîklerimiz
ile Habeş vilâyetine revâne olduk. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup ilhâm ile bu vâkı‘ …
Ve hakîr tâze cân bulup bu deveyi kova kova yetişüp dutdum. Ve bir kılıc kaytaniyle boynun bağlayup bir münhedim olmuş minâre üzre çıkup deveye süvâr oldum. Ve refîklerimiz ile Habeş vilâyetine revâne olduk. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup ilhâm ile bu vâkı‘ayı ta‘bîr etdim, bildim ki bize Mısır'a gitmek hayırlıdır, deyü ta‘bîr edüp Fes ü Merânkûş'a gitmeden dahi fâriğ olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y431b ·
metinde göster ·