… ız oldukdan sonra devletleri helc ü melc kendüleri maraz-ı felc ile derd-i belâ
ve renc-i
anâ çekerek kal‘a-i Kostantîne niçe gûne batâlise ve tekur ve papa ve ladikalar …
Netîce-i kelâm Kanator Kıral'da kayâsıralar munkarız oldukdan sonra devletleri helc ü melc kendüleri maraz-ı felc ile derd-i belâ ve renc-i anâ çekerek kal‘a-i Kostantîne niçe gûne batâlise ve tekur ve papa ve ladikalar gelüp tâ hicretin sene 699 târîhinde evvelen Osmân lafzı târîh olup Âl-i Osmân zuhûr edince (---) sene dest-i küffârda Kostantîn şehri ma‘mûr [u] âbâdan olup Âl-i Osmân dahi İslâmbol'un feth [u] teshîrine ihtimâm-ı bezl-i himmet edüp Sultân Alâeddîn-i Selçûkıyân ta‘lîmiyle ibtidâ İslâmbol'un cânib-i erba‘asın feth [u] fütûh etmeğe ihtimâm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23a ·
metinde göster ·
… râz-ı muhtelifelerden halâs olur ve her bâr nûş eden ishâlden ve zâtü'l-cenbden
ve renc-i
bevâsîden rehâ bulur. Ve hummâ-yı muhrıkaya mübtelâ olan bir kaç kerre girse şi …
{Hâssa-i âb-ı bana}: Yedi gün nûş edüp gasl eden emrâz-ı cüzzâm ve beras ve kuba ve cereb ve yerakân ve hafakân-ı dâ’i's-sa‘lîden 140b bi-hikmet-i Hakîm-i Mutlak zikr olunan emrâz-ı muhtelifelerden halâs olur ve her bâr nûş eden ishâlden ve zâtü'l-cenbden ve renc-i bevâsîden rehâ bulur. Ve hummâ-yı muhrıkaya mübtelâ olan bir kaç kerre girse şifâ bulur. Ammâ bu banaya girmenin şartı vardır. Şehr-i Sofya gâyet şitâ kânıdır. Ilıcada çok durup taşra câmekânda dahi çok durunca şitâ kânında şifâ-kânın adem diyârında bulursun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140a–140b ·
metinde göster ·
… bu derd-i seri çekerek menzile ererlerdi. Lâkin herkes niçe yüz bin derd-i belâ
ve renc-i
anâ çekerlerdi.
Ve bu menzilde Kanije'den ve Seğitvar kal‘alarından bin araba yükü zahîre imdâd gelüp ibtidâ atların ba‘dehu âdemlerin yüzü gülüp orduda sehel şâdımân oldu, ammâ yine bârân-ı rahmet göz açdırmadığından ba‘zı efsâneci tiryâkîler yine bârân-ı la‘net yağıyor derlerdi, ammâ yine bu derd-i seri çekerek menzile ererlerdi. Lâkin herkes niçe yüz bin derd-i belâ ve renc-i anâ çekerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
… lerimizin yürümeğe iktidârları olmayup hâsıl-ı kelâm her ne hâl ise derd-i belâ
ve renc-i
anâ çekerek ol gün yürüyüp,
Ve bu mahalde nehr-i Ten Heyhât sahrâsın iki bölmüşdür. Hikmet-i Bârî yârî kılup biz bu Jivakirmân kal‘asında mihmân iken ol gece bir şiddet-i şitâ ve bir rîh-i akîm poyraz rûzgâr-ı zorkârı esüp bi-emrillâhi te‘âlâ nehr-i Ten sovukdan müncemid olup üstünden niçe bin arabalar ve kızaklar geçmeğe başlayup cümle kavm-i küffârın yüzleri güldü ve buzları çoğaldı. Ammâ bir şedîd sovuklar oldu kim Jivakirmen kâfirlerinin evlerinden taşra çıkmağa iktidârlarımız olmadı, zîrâ Erba‘înin ve şitâ-yı Zemherîrin tâ ayne'l-fi‘li olup iklîm-i sâbi‘de olmağile şiddet-i şitâdan yerler çatlayup araları gayyâ deresi gibi olurdu. Hele her ne hâl ise Jivakirmân'dan kalkup cânib-i garba Ten kenârınca giderken ba‘zı mahalde Ten suyu buzu çatlayup Heyhât sahrâsın büsbütün Ten suyu gark edüp donmuş ve billûr ve necef ve moran gibi Heyhât sahrâsı mücellâ buz olup ne arabalarımız ve ne atlarımız ve ne piyâde âdemlerimizin yürümeğe iktidârları olmayup hâsıl-ı kelâm her ne hâl ise derd-i belâ ve renc-i anâ çekerek ol gün yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·