… u safâ bir yerde olmaz. Tâze peynirler ve gölemez ve kaymak ve yoğurd ve kesmik
ve süd
ve ağız ve teleme peyniri ve hoşmerim ve tereyağı ve ayran ve pışav ve may ve k …
Esnâf-ı ağılcıyân: Etrâf-ı İslâmbol'da iki bin ağıldır. Dağlar içre altı ay ma‘mûr olur külbe-i ahzânlı çalı ve çırpıdan ağıllardır. İçinde sağmal koyun ve kuzu vardır. Hızır-ilyâs'da kuzuya narh verildikde bunlarda olan zevk u safâ bir yerde olmaz. Tâze peynirler ve gölemez ve kaymak ve yoğurd ve kesmik ve süd ve ağız ve teleme peyniri ve hoşmerim ve tereyağı ve ayran ve pışav ve may ve kertme bu gûne çoban ni‘metleri olur kim pâdişâh mâlik değildir. Bu iki bin ağılda cümle dörd bin ter-oğlanı vardır. Bunlar dahi âmâde ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
… kemer Ashâb-ı güzîn mâbeyninde kış günleri ıssı şerbet ve ıssı pâlûde ve sa‘leb
ve süd
ve mahleb fürûht edüp kâr ederdi. Âhir-i kârı Uhud gazâsında tamâm olup Hazret- …
Bu bâlâdâ tahrîr olunan ıssı pâlûdeci ve ıssı şerbetci ve ıssı südcü ve ıssı sa‘lebci ve ıssı mahlebcilerin pîrleri Hazret-i Mukbil-i Zerrîn-kemerdir. Hazret-i Hamza kemerin bağlamışdır ve Hamza'nın sarrâc-ı yâr-ı gârıdır. Kaçan kim Hazret-i Hamza gazâya gitmese bu Mukbil-i Zerrîn-kemer Ashâb-ı güzîn mâbeyninde kış günleri ıssı şerbet ve ıssı pâlûde ve sa‘leb ve süd ve mahleb fürûht edüp kâr ederdi. Âhir-i kârı Uhud gazâsında tamâm olup Hazret-i Hamza ile bir arada pâre pâre olup Hazret-i Hamza cenbinde medfûndur ki Medîne'nin hâricinde şimâl tarafındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
… suyu ve Rûm'da Sava ve Drava ve Arda ve Meriç ve Tunca ve Tise ve Turla ve Aksu
ve Süd
suyu ve Özi suyu ve Muş suyu ve Ten suyu Azak dibindedir. Bu Edil suyu ile Ten …
Andan Ceyhûn ve Seyhûn ve Cihân-ı Rûm ve Araz ve Kür suyu ve Rûm'da Sava ve Drava ve Arda ve Meriç ve Tunca ve Tise ve Turla ve Aksu ve Süd suyu ve Özi suyu ve Muş suyu ve Ten suyu Azak dibindedir. Bu Edil suyu ile Ten suyunun mâbeynleri bir konak yerdir. Ammâ bu mezkûr suların cümlesinden azîm hakkâ ki bu Edil nehridir kim bundan azîm nehri hakîr gördüğüm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
Ve ecnâs-ı mahlûkâtlar ve semmûr ve kakum ve cumran ve siyâh tilki
ve süd
beyâz tilki ve süd beyâz semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sünük ve telatin …
Ve ecnâs-ı mahlûkâtlar ve semmûr ve kakum ve cumran ve siyâh tilki ve süd beyâz tilki ve süd beyâz semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sünük ve telatin ve zincâb ve yeşil tüğlü tavşan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… âs-ı mahlûkâtlar ve semmûr ve kakum ve cumran ve siyâh tilki ve süd beyâz tilki
ve süd
beyâz semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sünük ve telatin ve zincâb ve yeşil …
Ve ecnâs-ı mahlûkâtlar ve semmûr ve kakum ve cumran ve siyâh tilki ve süd beyâz tilki ve süd beyâz semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sünük ve telatin ve zincâb ve yeşil tüğlü tavşan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… i âdem gördükde hayrân kalır. Niçesi on on beş kerre tülemek ile beyâz süd gibi
ve süd
mâvisi ve kırmızı akîk-i Yemenî gibi olup her yüğlerinin üstüne birer elîf gibi …
Ammâ Cenâb-ı Allâh bu kuşları eyle mahbûb ve eyle müzeyyen sadrbâz cenâhsâz halk eder kim nakş-ı bûkalemûn gibi âdem gördükde hayrân kalır. Niçesi on on beş kerre tülemek ile beyâz süd gibi ve süd mâvisi ve kırmızı akîk-i Yemenî gibi olup her yüğlerinin üstüne birer elîf gibi siyâh râddecikler çekilmişdir. Ve gözleri mükehhal ve kırmızı mercân gözlü ve kulakları yünden püsküllü ve minkârı koknus burnu la‘lgûn olup pençeleri arslan cıynahı kadar soyaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… âlûde bir kahvede bişmez. Hakîr müddet-i ömrümde kahve nûş etmemegile bunda çay
ve süd
nûş edüp ba‘zı erbab-ı ma‘ârif ile müşerref olurduk. Fıskıyye ve havz [u] şâzre …
Ve iğneciler kahvesi. Bu dahi kârgîr binâ bir kahve-i ra‘nâdır ki şeb [u] rûz a‘yân-ı kibâr bunda sohbet ederler. Fellâhîn ve huddâmîn bu kahveye duhûl edemez. Ve bunda tabh olunan mümessek ve mu‘amber kahve ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve eşribe ve leben-i hâlis ve kışır ve pâlûde bir kahvede bişmez. Hakîr müddet-i ömrümde kahve nûş etmemegile bunda çay ve süd nûş edüp ba‘zı erbab-ı ma‘ârif ile müşerref olurduk. Fıskıyye ve havz [u] şâzrevânları revân olup cânib-i selâsındaki gül [ü] gülistân içre murgân-ı andelîbânın hezâr hezârân nagamâtından ve selsebîllerin cereyânından rûha gıdâ hâsıl ederdik. Böyle bir râhat-ı cânbahş kahve-i sûzengârdır. Ve cenbinde esvâk-ı sûzengârlar olduğundan iğneciler kahvesi derler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247a ·
metinde göster ·
getirüp der-akab üç koyun boğazladı. Ve azîm ri‘âyetler edüp atlarımıza beyâz d …
Bir vâsi‘ sahrâda cümle hayme ve hargâhlar ile meks etmiş bir kavmdir kim cümlesi iki bin müslim kavmdir. Urbân olduklarından avretlerinin yüzleri uryândır. Şeyhleri Abdülmecîd haymesinde meks edüp ale'l-fevr bize peynir ve süd getirüp der-akab üç koyun boğazladı. Ve azîm ri‘âyetler edüp atlarımıza beyâz darı yem verdiler. Anı gördük, bir kırmızı şalvârlı Mısır cündisi görüp cânımız yerine geldi. Meğer İbrîm kulu imiş, bize birkaç ekmek getirdi. Bu mahallerde bizim beksumâtımız hod kalmamış idi. Ekmeği tereyağ ile yiyüp tâze Y 390a cân bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y389b–Y390a ·
metinde göster ·