… Ve gemim fırtına-i azîme uğraduğu hâlâ vücûdum zevrakı râygân hasta olduğumdur.
Ve sehel
kaldı ki gemi gark olayazdı dedikleri bir iki gün mukaddem vücûdumda sedd-i ram …
Ve Sarâyburnu'ndan bostâncıbaşı geldüğü ve gemi direğin kesdüğü pâdişâh tarafından bir bostâncı hasekisi gelüp mevtim haberine muntazır olup amûd-ı devletimden bir âdemim öldüğün görmesi işâretidir. Direk kesilüp fırtına teskîn olması bir ulu âdemim ölünce ben halâs olmamın alâmetidir. Ve gemim fırtına-i azîme uğraduğu hâlâ vücûdum zevrakı râygân hasta olduğumdur. Ve sehel kaldı ki gemi gark olayazdı dedikleri bir iki gün mukaddem vücûdumda sedd-i ramak kaldığı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b ·
metinde göster ·
… gîr kıbâblar ile mebnî değildir ammâ ma‘mûrdur. Müte‘addid hücreleri ve matbahı
ve sehel
bâğçesi vardır. Ve meydânında selef pehlivânlarının demirden yayları ve hadengl …
Bu Edirne tekyesinde sayf [u] şitâda yüz çift dervîşân-ı küştegîrân hâzır olup âyîn-i Püryâr-ı Velî üzre idmân ederler. Ve bu tekye gerçi kârgîr kıbâblar ile mebnî değildir ammâ ma‘mûrdur. Müte‘addid hücreleri ve matbahı ve sehel bâğçesi vardır. Ve meydânında selef pehlivânlarının demirden yayları ve hadengleri ve gürzleri ve gûnâ-gûn pesendîde kemânkeş darbları ve salıkları ve zerdeste ve matrakları ve kırkar ellişer vakıyye gelir câmûs derilerinden yağlı kısbetleri ve nice elvân âlât-ı pehlivânları meydân-ı muhabbetleri üzre maslûbdur. Ve bu dergâh-ı küştegirân Alî Paşa çârsûsu kurbunda Balıkbâzârı kapusunun iç yüzünde vâkı‘ olmuş Güleşçiler tekyesidir. Bundan sonra binâ olunan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158b ·
metinde göster ·
sevâhildir. Ol mahallere varınca şiddet-i şitâ sehel def‘ olup Soğanlı sahrâlar …
"Sultânım, bundan Malazgird kal‘asına andan kal‘a-i Hınıs andan kal‘a-i Ziyâeddîn'e andan kal‘a-i Bâyezîd'e andan kal‘a-i Avnik'e andan nehr-i Araz kenârları Ahısha hudûdlarıdır ve sehel sevâhildir. Ol mahallere varınca şiddet-i şitâ sehel def‘ olup Soğanlı sahrâlarından Hasan kal‘ası'na andan iki günde Erzurûm'a muklacılık ve tavuk kırıcılık ederek selâmetle çıkarız" dediğimde Paşa gâyet hazz edüp hakîre du‘âlar edüp merhûm hâna ol kadar acıyup tuğları getirmeğe âdem gidüp vakt-i asrda tuğlar gelüp ol gece anda karavullar ile mihmân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
El-hâsıl küffâr gitdikçe galebe 54a edüp bir kerr[e] âh u feryâd ederek mağlûb olup târumâr olup çingâneler dedüğü gibi "Zuşte panu pine valu ormanos keres" etdikleri gibi bizler dahi küme küme ormanlara girdik, ammâ çok uzak gitmedik. Küffâr bizi komayup ibtidâ atlara sarılalım derken hikmet-i Hudâ atların niçesi bize doğru gelüp ve niçesi dağlarda birbirleriyle anlar da çekişerek boğuşup döğüşerek serserî gezerlerken niçe gâzîlerimiz varup atların dutup getirdiler. Bu kerre küffâr cümle seyishâneleri ve niçe atları dağlara götürdüler ve sehel gitmeden dağlar içre yükleri yıkup cümle mâlı pay etmeğe oturdular. Küffâr-ı murdâr gözümüz önünde mâlımızı yağmâ ederken biz dahi cümle bir yere geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b–54a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ dördüncü gün kar yağmadan teskîn oldu
ve sehel
halkın yüzü güldü. Ve bu menzilde emr-i pâdişâhîler yazılup Ösek'de kalan Gürcî …
Hikmet-i Hudâ dördüncü gün kar yağmadan teskîn oldu ve sehel halkın yüzü güldü. Ve bu menzilde emr-i pâdişâhîler yazılup Ösek'de kalan Gürcî Mehemmed Paşa serdâr olup Kıbleli Mustafâ Paşa ve Kaplan Paşa ve İbrâhîm Paşa ve Kefeli Bekir Paşa ve on oda yeniçeri ve altı oda cebeci ve beş oda topçu dahi Mehemmed Paşa ile cümle kırk bin asker ta‘yîn olunup Kanije ve Seğitvar ve ol serhadde olan kal‘aların imdâdlarına revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b ·
metinde göster ·
… çıkmışlar ve kal‘a-i Pojaga'dan iki günde gelmişler, ancak yüz elli kadar esîr
ve sehel
mâl-ı ganâ’im bulmuşlar. Ve bunlar cümle beş yüz aded yiğit olmuşlar. Bunlar da …
Meğer bunlar Pojaga sanca[ğ]ı ve Yakova kal‘ası gâzîleri imiş. Anlar dahi "Küffâr Yenikal‘a'da cem‘iyyetde iken vilâyet-i kâfiristân katana kâfirinden hâlîdir ve fursat ganîmetdir" deyü memâlik-i küffârı tahrîb etmeğe çeteye çıkmışlar ve kal‘a-i Pojaga'dan iki günde gelmişler, ancak yüz elli kadar esîr ve sehel mâl-ı ganâ’im bulmuşlar. Ve bunlar cümle beş yüz aded yiğit olmuşlar. Bunlar dahi bizimle pây-berâber olup meydânda şühedâlarımızın leşin komak şartıyla ahd [ü] amân edüp bunlar vilâyet kurdlarıdır, bize delâlet, küffâr-ı dalâlet-şi‘ârın kurâ ve belîdelerin nehb ü gâret ederek dağ u hıyâbân u ormanistân içre giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186a ·
metinde göster ·
Gayri guzât-ı müslimîn top ve tüfeng darbından âteş-i Nemrûd içinde kaldılar ve sehel yan verdiler, ammâ küffâr-ı hîlekâr aslâ tetiklerin bozmayup "Piyan piyan" deyerek asker üzre geld[me]de, ammâ münhezim olan Nemse kâfirlerinin ardları sıra düşüp kovagiden asâkir-i müslimîn sâlimîn ü gânimîn meydân-ı ma‘rekeye gelüp gördüler kim küffâr-ı hâksâr ceng meydânın almış ve galebe eder şeklinde olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20a ·
metinde göster ·
… ‘nî tâ bu mertebe sa‘b u metîn deryâ gibi batak içinde bir kal‘a-i üstüvâr idi.
Ve sehel
bahâne ile dest-i Âl-i Osmân'a girmek mümkin idi kim harâb etmeğe içine girdiği …
Ya‘nî tâ bu mertebe sa‘b u metîn deryâ gibi batak içinde bir kal‘a-i üstüvâr idi. Ve sehel bahâne ile dest-i Âl-i Osmân'a girmek mümkin idi kim harâb etmeğe içine girdiğimizde asâkir-i İslâm içinden çıkmasa feth olmuş olurdu, henüz dest-i İslâm'da bir kal‘a-i Kahkahâ olmuş olurdu. Ammâ şimdi her tarafdan fakîr kal‘ayı lağımlar ile harâb u yebâb etdi kim ancak temelleri kaldı. Elhâsıl Erdel'de eyle kal‘a yok idi. Meğer kal‘a-i Karol ve kal‘a-i Gâlu ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88b ·
metinde göster ·
… sı kazısı götürürler. Ol dahi kifâyet etmeyüp hemân yollarda lengpâ olan atları
ve sehel
hastalığa yüz dutup yorgun ve argın ve du[r]gun atlar kâfire kalmış deyü hemân …
İmdi bu kavm-i Tatar-ı sebükbârın bârhâneleri olmayup seferlere aslâ zahîreden bir şey götürmezler. İllâ talkan ve kurut ve at kaburkası kazısı götürürler. Ol dahi kifâyet etmeyüp hemân yollarda lengpâ olan atları ve sehel hastalığa yüz dutup yorgun ve argın ve du[r]gun atlar kâfire kalmış deyü hemân ol ân ol atı Hak yoluna kurbân edüp derisiyle pâreleyüp paylaşırlar, kimi pişirüp kimi çirki nâm tegeltisi altına koyup üstüne binüp at ile yorta yorta at etinin suyu çekilüp pişdi deyü tegeltisi altındaki at etin yeyüp def‘-i cû‘ edüp kâfiristâna akınlar ve çapullar civerüp cemî‘i düşmanlarına şemşîr-i sitîz-i tîğ-ı sertîzi bî-dirîğ urup bakıyyetü's-süyûf olan kefereleri evlâd [u] ıyâlleriyle keşân ber-keşân sürüyüp diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Min-indillâh bir alay gâziyân-ı ser-bâzân-ı âşıkân-ı Âl-i Cingiziyândır. Hafizakallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
… bizim asker karış katış olup bir takrîb ile tabura karîb varup zafer bulamadık
ve sehel
gerü durduk.
Hemân ol ân Kırım'dan Hân'a istikbâle gelen beş altı bin âdemlere cümle mâl-ı ganâ’imlerimiz tapşırup anlar Kırım'a revâne oldukda cümlemiz salt u sebük-bâr kalup ale's-sabâh ceng tablına turreler urulup Kırım'dan gelen dinç atlı askeri ileri koyup cümle asker-i Tatar at başları berâber olup ellerine yayların alup her çileye ikişer üçer aded tabur okları gezleyüp bir ağızdan Allâh Allâh'a rehâ buldurup tabur üzre hamle edüp bir yaylım ok tabur içre bârân-ı la‘net gibi sihâm-ı kazâ yağup kâfirden dahi toplar ve niçe bin tüfengler atılup bizim asker karış katış olup bir takrîb ile tabura karîb varup zafer bulamadık ve sehel gerü durduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117a ·
metinde göster ·
… den sivri ve cümleden âlîdir. Etrâfındaki dört aded dağlar ortadakinden pespâye
ve sehel
yassı çâr cebellerdir.
Bu dahi Kabarti hudûdunda mağrib tarafı nehr-i Kuban'dır. Ol semte yakın bir ağaçlı sahrâ içinde beş dâne kûh-ı bülend dağlar birbirlerine yakın halk olunmuş, gûyâ her biri bir kâlıbdan çıkmış cebel-i bâlâlardır. Orta yerdeki 158b dağ cümleden sivri ve cümleden âlîdir. Etrâfındaki dört aded dağlar ortadakinden pespâye ve sehel yassı çâr cebellerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a–158b ·
metinde göster ·
… haftada açılır. Ba‘zısının gözleri açılmayup ustura ile gözlerin yarup açarlar
ve sehel
tuz sürerler.
Bu vâdilerde tuz ma‘deni olmamak ile gözleri gâyet küçükdür, ammâ nigerân etdikde mağribden maşrıkı seçer. Gûyâ gözleri dûrbîn âyînesidir, ammâ beş on adım yerden nazar eden âdem Kalmık'ın gözleri mıh gibi yokdur zann eder. Anadan doğdukları zamân ba‘zısının gözleri köpek balası gibi bir haftada açılır. Ba‘zısının gözleri açılmayup ustura ile gözlerin yarup açarlar ve sehel tuz sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176a ·
metinde göster ·
… î zabt etmesinler deyü münhedim etmişlerdir. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhir
ve sehel
mâl ile ta‘mîr ü termîm olunmak mümkinü'l-husûldür.
Ve nefs-i Kütâhiyye'de bu hakîrin ecdâdları Erduğrul ile Mâhân memleketinden gelmişlerdir, Demircioğulları deyü meşhûrdur. Ba‘dehu bu Demirci şehri Sultân Bâyezîd-i Velî destine girince bu Demirci kal‘asın celâlî ve cemâlî zabt etmesinler deyü münhedim etmişlerdir. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhir ve sehel mâl ile ta‘mîr ü termîm olunmak mümkinü'l-husûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y24a ·
metinde göster ·
… ‘ine memleketi olmak ile âb [u] hevâsının hükmü halkı cebbâr ve mütekebbir olur
ve sehel
zamânda hâlleri mükedder olur. Devletleri ber-devâm değildir, zîrâ ma‘îşetlerin …
Ve âb-ı Nîl ata ve avrete gâyet nâfi‘dir. Lâkin Ferâ‘ine memleketi olmak ile âb [u] hevâsının hükmü halkı cebbâr ve mütekebbir olur ve sehel zamânda hâlleri mükedder olur. Devletleri ber-devâm değildir, zîrâ ma‘îşetlerine vakfullâh karışmışdır. Ve Nîl'in niçe hâssası var, ammâ Q 218aP 215a bununla iktifâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y160b ·
metinde göster ·