… enarından diyâr-ı Acem'de Revân ve Nahşıvân ve Tebrîz'e gitdiğimiz kûh-kendleri
ve seyr
[ü] temâşâ etdiğimiz âsâr-ı acîbe ve garîbeleri ayân u beyân eder
Bin elli (---) mâh-ı (---)de nehr-i Araz kenarından diyâr-ı Acem'de Revân ve Nahşıvân ve Tebrîz'e gitdiğimiz kûh-kendleri ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz âsâr-ı acîbe ve garîbeleri ayân u beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293a ·
metinde göster ·
Bu diyâr-ı Ummân'ı ve bilâd-ı Cezâyir-i Harıdât'ı ve şehr-i Mühre'yi
ve (---)(---) seyr
ü temâşâ edüp cümle refîklerimiz ile yek-dil ü yek-cihet olup Basra hâkimi Efrâ …
Bu diyâr-ı Ummân'ı ve bilâd-ı Cezâyir-i Harıdât'ı ve şehr-i Mühre'yi ve (---)(---) seyr ü temâşâ edüp cümle refîklerimiz ile yek-dil ü yek-cihet olup Basra hâkimi Efrâsiyâbzâde Hüseyin Paşa'nın mektûb-ı muhabbet-uslûblarıyla Acem diyârına gitme arzûları derûna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 364a ·
metinde göster ·
[ü] temâşâ etdiğimiz kılâ‘-ı üstüvârları ta‘rîf ü tavsîf ederek şeb [ü] rûz cân …
Hakîr bu bâlâda tahrîr olunan kurâ vü kasabâtları seyr [ü] temâşâ edince sa‘âdetlü pâdişâh Boğazhisâr ve Gelibolu'dan şehr-i Edirne'ye gelüp sa‘âdetle dahil olup cümle erbâb-ı devlet ve a‘yân-ı sâhib-i izzetler hânedânlarında mukîm olup bu hakîr dahi cümle velî-ni‘am efendilerimizle ol fasl-ı zemistânda oda sohbetleri edüp geşt [ü] güzâr etdiğimiz kurâ vü kasabâtları ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz kılâ‘-ı üstüvârları ta‘rîf ü tavsîf ederek şeb [ü] rûz cân sohbetleri ederdik. Hudâ cümlenin âhiri ve âkıbetin hayr ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100a ·
metinde göster ·
[ü] temâşâ etdiğimiz kılâ‘ları ve kurâ vü kasabâtları ve âyîn-i bâtılaların ve …
Vilâyet-i Dobra-Venedik kâfiristânına gitdiğimiz konakları ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz kılâ‘ları ve kurâ vü kasabâtları ve âyîn-i bâtılaların ve acâ’ib ü garâ’iblerin beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b ·
metinde göster ·
… n bir kasr-ı âlî döşeyüp cümle atlarımız hâs tavlasına bağlayup zevk [u] safâya
ve seyr
[ü] temâşâya şurû‘ eyledik. Ve kâmil iki hafta kendüleri ile hem-celîs ve hem-e …
Karye-i Kırye Nero: ya‘nî lisân-ı Yûnânda "Sovuk Su" demek olur. Mühürdâr Paşa'nın sarây-ı İremezâtıdır. Meğer Mühürdâr Paşa tâ‘ûndan firâr edüp bu çiftlikde karâr etmiş. Kendüye anda buluşup dest-bûs edüp Ak Mehemmed Paşa'nın mektûb-ı dürerbârını verüp mefhûmu ma‘lûmları olup hakîre hayli i‘zâz u ikrâm edüp kendülere yakın bir kasr-ı âlî döşeyüp cümle atlarımız hâs tavlasına bağlayup zevk [u] safâya ve seyr [ü] temâşâya şurû‘ eyledik. Ve kâmil iki hafta kendüleri ile hem-celîs ve hem-enîs olup gûnâ-gûn sohbet-i hâslar etdik kim ta‘bîr olunmaz. Meğer âlüfte ve âşüfte yârândan sebük-rûh sâhib-i tab‘ Bosnaviyyü'l-asl Sultân Murâd-ı Râbi‘in vezîr-i âzamı Receb Paşa'nın hemşîrezâdesi ve mühürdârlığı hidmetinde iştihâr bulup ibtidâ deryâ sancaklarından niçe menâsıb-ı âlîlere mutasarrıf olup deryâda dörd pâre kadırga ile sefer eşüp altmış târîhinde efendimiz kendüye Tunus eyâletin ihsân edüp mukarrer-nâmesin hakîr götürmüş idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53b ·
metinde göster ·
… vakfullâhları ‘Vakfiyyesi vardır, ye demişler’ deyü mâl-ı vakfı yeyüp giderler.
Ve seyr
[ü] temâşâ etdiğimiz Q 31b diyârlarda niçe niçe kerre yüz bin mâl-ı hazâyin s …
"Bu hakîr-i cihân-keşt im’ân-ı nazâr ile ekâlîm-i seb‘ayı temâşâ etdiğim yerlerde kâfiristândan ma‘mûr bir dâr [u] diyâr görmedim. Ve İslâm diyârı kadar harâbâbâd görmedim. Kefere ve fecere-i müşrikîn bâtıl dinleri Y 61a üzre cân verüp kenîselerin ma‘mûr ederler. Ve mâlından bir fülüs-i ahmer ekl etmeğe İsvet Nikola'dan ve Meryem ve Îsâ Peygamber'den havf ederler. Ammâ bizim ulemâ ve sulehâ ve hâkim ve mütevellîlerimiz vakfullâhları ‘Vakfiyyesi vardır, ye demişler’ deyü mâl-ı vakfı yeyüp giderler. Ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz Q 31b diyârlarda niçe niçe kerre yüz bin mâl-ı hazâyin sarf olunmuş beytullâhlar ve mesâcid-i vakfullâhlar harâb [ü] yebâb der-i dîvârları türâb olup yatırlar. Lâyık-ı Muhammedî bu mudur ki gayret-i dîni gözetmeyüp kefere kadar gayret etmeyüp ol güzelim ma‘bedhâneleri harâb etdikleriyçün ‘Kanı gayret-i İslâm?’ deyü zâlimlere menkûş-ı pend-i hûş olsun içün bu kenîseleri bu gûne tahrîr etdik. Yohsa müşrikînin midhati içün tahrîr olunmamışdır" ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60b–Y61a ·
metinde göster ·
… z elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi otuz yedi pâre kurâlardır. Ve bu kazâda kasaba
ve seyr
[ü] temâşâ Y 141a edecek yerler olmayup refîklerimiz leb-i deryâ ile gitmeğe …
Kazâ-i Günler: Bu dahi Silifke sancağı hâkinde iki yüz müselmân evli ma‘mûr köydür. Ve Silifke paşasının voyvadalığı ve yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi otuz yedi pâre kurâlardır. Ve bu kazâda kasaba ve seyr [ü] temâşâ Y 141a edecek yerler olmayup refîklerimiz leb-i deryâ ile gitmeğe rızâ vermeyüp şark cânibinde sarp yaylalarda Re’îs dağı eteğinde on bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y140b–Y141a ·
metinde göster ·
[ü] temâşâ bir diyârda olmaz [[(---) (---) (---)]] Q 134b Mısır ve Şâm'ın Lah …
Ve bu şehirde olan ibret-nümâ ve seyr [ü] temâşâ bir diyârda olmaz [[(---) (---) (---)]] Q 134b Mısır ve Şâm'ın Lahsa ve Basra'nın Irâkeyn [u] Rûm'un Hind ü Sind'in Çîn ü Mâçîn'in Hıtâ vü Hoten'in Belh [u] Buhârâ'nın Dağıstân u Horasân'ın Mağrib-zemîn ve Sûdân'ın Habeş Funcistân'ın ve'l-hâsıl bi'l-cümle bilâd-ı İslâmın huccâc tüccâr [ü] züvvârları herkes metâ‘ın bu Mîne bâzârına çıkarup tezyîn-i sûk etdiklerinde cemî‘i dekâkîn ve hayemâtlar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve atlas ve kemhâ ve hârâ vü dârâyî ve sereng katîfe vâlâ ve niçe kerre yüz bin yük tefârûk ve akmişe-i fâhire kâlâyın bâzâr-ı hüsne zeyn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y327a ·
metinde göster ·
… seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî âdem Evliyâ-i Gülşenî aktâr-ı âlemi geşt ü güzâr
ve seyr
[ü] temâşâ-yı şehr ü diyâr ederek hıtta-i esved ya‘nî karalar diyârında Sûdân d …
Bu hakîr seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî âdem Evliyâ-i Gülşenî aktâr-ı âlemi geşt ü güzâr ve seyr [ü] temâşâ-yı şehr ü diyâr ederek hıtta-i esved ya‘nî karalar diyârında Sûdân diyârının şehirlerinden bu şehr-i Itşân nâm mahalle vaz‘-ı kadem ve şehrini seyr [ü] temâşâ etmeğe bezl-i himem edüp ârifâne bu şehr-i mezbûrun kûçe ve bâzârını zâyir ü sâyir olduğumuzdan sonra mezkûr bostânda battîh faslı ederken memâliklerimizden Kâzım ve Sührâb ber-pâ durup cânib-i erba‘aya nigerân idiler. Zîrâ bir ân dîdebân ve nigâhbânsız olmazdım, zîrâ İbrîm ve Sây şehrinde eyle vasıyyet etdiler. Hemân mezbûr gulâmlar, Y 411a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y410b–Y411a ·
metinde göster ·
… yedi sâ‘at gitdiler. Ale'l-ittifâk bizler dahi âlât-ı silâhdan bir şey atmadık
ve seyr
[ü] temâşâ etdik.
Andan Porega şehrinden kalkup ertesi ale's-sabâh bir vâdî-i hâmûn içre giderken on bir dâne mefret fîl-i Mahmûdîler —beşi gâyet süd beyâz, altısı siyâh, dağ-pâre fîller idi— bî-pâk ü bî-pervâ önümüze ve gâh yemîn ü yesârımıza geçüp alarkadan bize rağmen oynaşarak kovuşarak uruşarak döğüşerek kâmil yedi sâ‘at gitdiler. Ale'l-ittifâk bizler dahi âlât-ı silâhdan bir şey atmadık ve seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433b ·
metinde göster ·