ve Kemâh ve Erzurûm ve Canha ve Bayburd ve Tarabefzûn cânibi askerleri dahi bah …
Mukeddemâ Uzun Hasan destinden feth olunan Tokad ve Sivas ve Kemâh ve Erzurûm ve Canha ve Bayburd ve Tarabefzûn cânibi askerleri dahi bahr-i İslâmbol'a gelüp berren cümle asker yine Karadeniz Boğazı'ndan ubûr edüp Okmeydânı nâm mahalde küffâra mukâbil ol asker-i bî-pâyân hayme-i çetr-i müllemmâ‘ları ile sahrâ-yı sehmi lâlezâr edüp meks etdiler. Cümle asâkir-i İslâm İslâmbol'un ancak kara cânibin muhâsaraya şurû‘ edüp metrisler ve lağım mühimmâtları ve top-ı kûp siperleri tedârüküne meşgûl olup kal‘anın ancak deryâ tarefeyni kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25a ·
metinde göster ·
… ilivrikapusuna, Sıfet Yahûdîlerin Hâsköy'e, Anatolu Etrâkların Üsküdar'a, Tokat
ve Sivas
Ermenîlerin Sulu Manastır'a, Ma‘nisalıyı Ma‘cûncu mahallesine, Eğirdir ve iğdir …
Evvelâ Rûmeli'nden Üsküb halkın Üsküblü mahallesine, Yenişehir halkın Yeni Mahalle'ye, Sofya halkın Ayasofya'ya, Mora Urumların Fenerkapusuna ve Selânik Yahûdîlerinin elli cemâ‘atin Tekur Sarâyı'na ve Şuhûdkapusu cânibine kodular. Anıniçün Çufudkapusu derler. Anatolu cânibinden Aksarâylıyı Aksarây mahallesine, Akka ve Gazze ve Remle'den gelen Arabistân kavmin Tahta'l-kal‘a'ya, Acem'den geleni Mahmûdpaşa kurbünde Hoca Hânı'na, Balat şehrinden gelen Çingâneleri Balat mahallesine, Akılbend'den gelen uluç âdemlerin Akılbend mahallesine, Ârnâbûd kavmin Silivrikapusuna, Sıfet Yahûdîlerin Hâsköy'e, Anatolu Etrâkların Üsküdar'a, Tokat ve Sivas Ermenîlerin Sulu Manastır'a, Ma‘nisalıyı Ma‘cûncu mahallesine, Eğirdir ve iğdirlileri Eğrikapu'ya, Bursalıları Eyyûb Sultân'a, Karamanlıları Büyük Karaman'a, Konyalıları Küçük Karaman'a, Tirelileri Vefâ'ya, Çehârşembe ovası halkı Çârşanbabâzârı'na, Kastamonu kavmin Kazancılar mahallesine, Tarabefsûnlu Lazları Bâyezîd Hân câmi‘i yerine, Gelibolu kavmin Tershâne'ye ve İzmir kavmin Büyük Galata'ya ve Freng kavmin Küçük Galata'ya ve Sinop ve Samsun kavmin Tophâne'ye, ve'l-hâsıl ol asırda dest-i Âl-i Osmân'da ne kadar şehr-i azîmler var ise cümlesinden ümmet-i Muhammed'i ehl [ü] iyâlleri ile İslâmbol'a getirüp i‘zâz [u] ikrâm edüp ma‘mûr [u] âbâdan etdiler. Anıniçün İslâmı bol ismiyle müsemmâ olup ile'l-ân gulgule-i Rûm, velvele-i Rûm, tantana-i Rûm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b ·
metinde göster ·
… re ve Amasiyye ve Anid ya‘nî Kastamonu ve Tarabefsûn ve Mar‘aş, ba‘dehu Erzurûm
ve Sivas
ve Canha ya‘nî Gümüşhâne ve Karaman ve Tokat [ve] Van ve Nahşivân ve Revân ve Ş …
Bunu görmeyen cihânda bir şey görmemişdir. Zîrâ bu sikkehâne, Âl-i Osmânın âb-ı rûyıdır. Ve devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ sikke Osmân Beğ nâmına Bursa'da kesildi, sâniyen Bergama'da, sâlisen Kütâhiyye'de ve İzmir ve Ma‘nisa ve Tire ve Amasiyye ve Anid ya‘nî Kastamonu ve Tarabefsûn ve Mar‘aş, ba‘dehu Erzurûm ve Sivas ve Canha ya‘nî Gümüşhâne ve Karaman ve Tokat [ve] Van ve Nahşivân ve Revân ve Şirvân ve Şamâkı ve Gence ve Ardahan ve Âzerbâycân ya‘nî Tebrîz ve Âmid ya‘nî Diyârbekir ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Habeş ve Mısır ve Dımışk ya‘nî Şâm ve Haleb ve Tûnus ve Tarabulus ve Mağrib ü Cezâyir'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176b ·
metinde göster ·
… i yine Fazl bin Hazret-i Abbâs'dır. Bunlar ekseriyyâ bekârhâne odalarında Tokad
ve Sivas
Ermenîleri ve Acem ve Hindî basmacılarıdır kim sihr-i i‘câz yorkan yüzleri ve ç …
Esnâf-ı basmacıyân-ı çit: Dükkân 25, neferât 100, pîrleri yine Fazl bin Hazret-i Abbâs'dır. Bunlar ekseriyyâ bekârhâne odalarında Tokad ve Sivas Ermenîleri ve Acem ve Hindî basmacılarıdır kim sihr-i i‘câz yorkan yüzleri ve çarşaflar ve perdeler basarlar kim hayâl-pesenddir. Bu kârların arz edüp dükkânlarn kârlarıyla zeyn edüp pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… şe ve diğer Osmâncık ve Kastamonu ve Amasiyye ve Aksarây ve Niğde ve Kayseriyye
ve Sivas
ve Erzincân ve Malatiyye, bu zikr olunan kılâ‘ları ve niçe yüz büleydeleri feth …
Evvelâ Rûmeli'nde Üsküp kurbunda feth-i kal‘a-i Kıratova ve Üsküp ve Vidin ve Vodine ve Hıroz ve Yanbolu ve Silistre ve Uruscuk ve Yergögi ve Nigebolu ve Anadolu'da Alaşehr ve Beğşehri ve Seydîşehri ve diger Konya ve Aydın ve Saruhan ve Ayasuluk ve Milâs ve Balat ve Teke ve Menteşe ve diğer Osmâncık ve Kastamonu ve Amasiyye ve Aksarây ve Niğde ve Kayseriyye ve Sivas ve Erzincân ve Malatiyye, bu zikr olunan kılâ‘ları ve niçe yüz büleydeleri feth edüp bir senede yedi kerre Anadolu'dan Eflâk ve Boğdân'a geçüp feth etdiğiyçün Emîr Sultân Yıldırım lafzıyla mülakkab edüp "Yıldırım Hân" dediler. Ol sene İslâmbol'u derya-misâl askerle muhasara edüp zor-ı bâzû ile kadı nasb edüp icrâ-yı şer‘-i mübîn olurdu. Unkapanı'ndan tâ Gül Câmi‘e varınca yedi yüz hâne-i müslimîn ile ma‘mûr olup Aya Kapusu'nun iç yüzünde Sirkeci Tekyesi mahkeme ve Gül Câmi‘ ibâdethâneleri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234b ·
metinde göster ·
… de Bahr-i siyâha dökülür. Ammâ kasaba-i Çihârşenbe altında niçe uyûnlar karışır
ve Sivas
eyâletinde kal‘a-i Niksâr altından cereyân ederek Boğazkesen'de dahi nehr-i Ker …
Andan Ferhad Boğazlarından geçüp Amasiyye'ye uğrar ve bu nehre Lâdik gölünün ayağı Kavze önünden Suluova içinden berü gelüp Amasiyye kurbunda nehr-i Tozanlı'ya mahlût olur}. Amâsiyye'ye uğraduğiçün efvâh-ı nâsda yâvedir ammâ mezeden hâli değildir. "Tokat sıçar, Amasiyye içer" derler. Bu nehir Amasiyye'den aşağı geçdikden sonra Çihârşenbe suyu derler, niçe büleyde ve kurâlara uğrayup mezra‘aları ve bâğ u besâtînlerini rey edüp ubûr ederek Karadeniz'in sâhilinde kal‘a-i Samsun'un cânib-i şarkîsinde Bahr-i siyâha dökülür. Ammâ kasaba-i Çihârşenbe altında niçe uyûnlar karışır ve Sivas eyâletinde kal‘a-i Niksâr altından cereyân ederek Boğazkesen'de dahi nehr-i Kerkük'e mahlût olup yedi nehir mahlût oldukdan sonra Samsun dibinde deryâ-misâl deryâya mahlût olur. Bu nehr-i azîmin şehr-i Amasiyye iki cânibine vâki‘ olmuş kat-ender-kat dâmen-i dağlara ve bayırlara vâki‘ olmuş şehr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280b ·
metinde göster ·
… münhedim olan kal‘alardan koyup ve Tire ve Menteşe ve Teke ve Hamîd sancakların
ve Sivas
eyâletin umûmen muhâfazacı koyup Gürcîstân'dan kırk aded sağîr ve kebîrleri fet …
Feth-i kal‘a-i Tiflis sene 986, be-dest-i Kara Lala Mustafâ Paşa be-asr-ı Sultân Murâd Hân-ı Sâlis: Ba‘dehû bu kal‘ayı serdâr-ı bâ-vekâr ol kadar sa‘b u üstüvâr eder kim Gürcîstân ve Azerbaycân kılâ‘larında hâlâ eyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a yokdur. Meğer kal‘a-i Bakü ve kal‘a-i Mekü ola. Ba‘dehû serdâr-ı zafer-şi‘âr vilâyetin tahrîr edüp bir eyâlet-i azîm olur. Hükûmetin mîr-i mirânlık ile eyâlet-i Kastamonu sancağına mutasarrıf Solak Ferhâd Paşazâde Mehemmed Paşa'ya verüp sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtın tekmîl edüp yigirmi oda yeniçeri ve beş oda cebeci ve beş oda topcu ve yüz yetmiş pâre top dahi sâ’ir münhedim olan kal‘alardan koyup ve Tire ve Menteşe ve Teke ve Hamîd sancakların ve Sivas eyâletin umûmen muhâfazacı koyup Gürcîstân'dan kırk aded sağîr ve kebîrleri feth edüp kimin harâb u yebâb, kimin ta‘mîr-i bâb edüp cümle yetmiş pâre kal‘a miftâhlarıyla Tiflis ve Çıldır ve Şûrân ve Hartîn ve Azgur ve Tümek kal‘alarının miftâhların der-i devlet-masîr'e gönderdi ve kendileri cânib-i der-i devlete revâne olunca beri tarafda cümle kızılbaş-ı bed-ma‘âş ile Gürcîstân küffârı nâ-tırâş yedi ay kal‘a-i Tiflis'i 319b muhâsara edüp mahsûr olan guzât-ı müslimîn kaht [u] galâdan atların yiyüp andan cümle kelblerin tenâvül edüp ba‘dehû şehîdlerin yimeğe başlayup yedi ayda yedi kerre küffâr taraf taraf hücûmlar edüp kızılbaş serdârı olan İmâm Kulu Hân ahd-i emân ile ve niçe dürûğ-ı kelâm-ı hezeyân ile kal‘ayı istediler. Guzât-ı müslimîn çoğdan helâk olacakların bilüp kal‘a vermediler. Hattâ Alî Subaşı'nın kelbi yedi bin akçeye satılup yediler. Hikmet-i Hudâ Erzurûm Valisi Mustafâ Paşa deryâ-misâl asker ile ılgar edüp gelirken kal‘ayı muhâsara eden İmâm Kulu Hân firâr edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imleri ve zehâ’irleri meydân-ı ma‘rekede olan kal‘ada mahsûr kalan guzât ni‘met-i firâvân ile muğtenim olup ertesi gün zîr-i kal‘aya Mustafâ Paşa gelüp derûn-ı hisârda mahsûr olan cüyûş-ı muvahhidîn tâze cân bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319a–319b ·
metinde göster ·
… lîm Hân fethinde tuğrâ-yı garrâ ile bu eyâleti sancağ paşaya ihsân edüp Erzurûm
ve Sivas
ve Mar‘aş ve Adana ve Rakka eyâletlerin bu Çıldır valilerine fermân-ber eyleyüp …
Bu zikr olınan livâlarda cümle bu mertebe timar ve ze‘âmetdir. Her birinin alaybeğileri ve çeribaşıları ve yüzbaşıları vardır. Hîn-ı ma‘rekede 321b paşasının ve mîr-i livâsının ve alaybeğilerinin sancağı altında sefer eşmek şartıyla bin altmış pâre kurâlardan mahsûl yerler ve senevî cümle erbâb-ı timarın bin altmış pâre kurâdan üç yüz yigirmi kîse-i Osmânî hâsıl olup erbâb-ı zü‘emâ ve erbâb-ı timar tenâvül ederler. Selîm Hân fethinde tuğrâ-yı garrâ ile bu eyâleti sancağ paşaya ihsân edüp Erzurûm ve Sivas ve Mar‘aş ve Adana ve Rakka eyâletlerin bu Çıldır valilerine fermân-ber eyleyüp her sene muhâfaza-i Çıldır'a gelmeleri kânûn-ı Selîm Hân idi. Ve ibtidâ beş yüz akçe mevleviyyet ile kazâsı İskilîbî Ramazân Efendi'ye ihsân olunup ba‘dehû hâlâ üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Cümle nâhiyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 321a–321b ·
metinde göster ·
… nk-endâz asker ile kapanup cenge âmâde oldukda kara tarafından eyâlet-i Karamân
ve Sivas
ve Mar‘aş, Adana ve Haleb ve Şâm ve Şâm Tarablus askerleri bu kal‘ayı muhâsara …
Sene (---) târîhinde Kuds-i Şerîf, kefere-i Freng-i bed-renk destinde iken bu kal‘a-i Şıkıf'ı Şıkıf nâm bir Dürüzî beğinin i‘ânetiyle İşpaniye binâ etmişdir. Ba‘dehû Kudüs'ü Nûreddîn-i Şehîd feth edüp bu kal‘ayı dahi Nûreddînü'ş-şehîd feth etmişdir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Hân fethidir, be-dest-i Yûnus Paşa. Şâm eyâletinde Kerk sancağı hudûdunda Zeydâniyye kazâsı ve subaşılığı hükmünde evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın beyâz kûh-ı bülend üzre bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Aşağı Tennûr nehrinden tâ kal‘anın zirve-i a‘lâsına iki sâ‘atde urûc olunur. Sene (---) târîhinde Ma‘ânoğlu Âl-i Osmân'a karşu durup ısyân etdikde bu kal‘aya yigirmi bin fitil tüfenk-endâz asker ile kapanup cenge âmâde oldukda kara tarafından eyâlet-i Karamân ve Sivas ve Mar‘aş, Adana ve Haleb ve Şâm ve Şâm Tarablus askerleri bu kal‘ayı muhâsara etdiler. Deryâ tarafından iki yüz pâre kadırga ile donanma-i hümâyûna Kapudan Ca‘fer Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup Bektâş Ağa donanma yeniçeri ağası olup yetmiş seksen bin asâkir-i İslâm ile bu kal‘ayı muhâsara edüp bir taşına Ma‘ânoğlu bin baş alup öskes kal‘ayı vermeyüp asker-i İslâm hâ’ib ve hâsir gitdiler. Hâlâ Âl-i Osmân'ın meteris yerleri âşikâre durup niçe bin şühedâ-yı Âl-i Osmân medfûndur. Kıble tarafı nehr-i Tennûr deresine nâzır câh-ı gayyâdır. El-ıyâzen-billah âdem aşağı bakmağa cür’et edemez ve aşağı derenin bir tarafında Ba‘albek kal‘ası vâdîsinden gelen nehr-i Rıtân nehr-i Tennûr'a mahlût olur ve Şıkıf kal‘asına gelen Ayn-i Sûl karyesinden tulû‘ eden nehr-i Sûl bu nehr-i Tennûr'a mahlût olup mezkûr üç nehrin feryâd [u] figânından âdemin kulağı asam olup bir fersah yerden istimâ‘ olunur. Mezkûr kal‘a-i Şıkıf'dan Ma‘ânoğlu üstâd-ı kâmil kûhkenler getirüp kal‘adan aşağı nehirlere gelince bin iki yüz kademe taş nerdübân kesüp kal‘adan suya inilir nihânî su yolları vardır kim râygân değildir. Sene-i âtîde yine Ma‘ânoğlu üzre kel-evvel asker-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr olup Ma‘ânoğlu'nu zorâzor kuvvet-i bâzû ile kal‘a-i (---)(---) çıkarup der-i devlete gönderüp huzûr-ı Murâd Hân-ı Râbi‘de kellesi galtân olup oğlu (---) Beği harem-i hâsda odasına aldı. Ammâ bu kal‘a-i Şıkıf'da hâlâ âdem âdemî-zât yok, ma‘mûr u âbâdân bir burc [u] bârûsuna rahne isâbet etmemiş şekl-i muhammes bir seng-binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Her taş fîl cüssesi kadar var. Kat-ender-kat sarâyları ve müte‘addid hücreleri ve kâ‘aları ve bir câmi‘i ve gılâl anbarı ve cebehâne 38a odaları ve bârân-ı rahmetden nâzil olan mâ-i zülâl içün su sarnıçları var kim cümle binâlarında aslâ ahşâbâtdan bir hatab makûlesi yokdur. Cümle kârgîr binâlardır kim henüz üstâd-ı mi‘mâr elinden çıkmışdır. Ammâ bu kal‘ada sâ‘at gibi kurulu bir gûne un değirmeni vardır, diller ile ta‘bîr olunmaz san‘at-ı acîbdir. Bu kal‘a imâr olup benî Âdem ile pür olsa vâhid ke-elf bir kal‘a-i üstüvâr olurdu. Bu kal‘ayı temâşâ ederken ba‘zılar Zeydâniyye kal‘asın medh etdiler. Hemân aşağı ordu-yı İslâm'a inüp paşadan me’zûn olup kırk elli yiğit başıma cem‘ edüp nehr-i Tennûr'u geçüp yedi sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37b–38a ·
metinde göster ·
… ir âdem kellesi kadar nârı olup gâyet hoş-hor olur. Şehr-i şehribân-ı Bağdâd'da
ve Sivas
57a{Niksâr'ında} ve Bursa Gemleyik'inde böyle âbdâr [u] dânedâr narı olur, a …
Der-beyân-ı me’kûlât [u] meşrubât: Bu şehr-i Urfa'nın Harrân tarafına nehr-i Halîl'in tarafı serâpâ bâğ u bâğçe ve müşebbek besâtîn olmağıla sayf u şitâda sebzevâtı firâvândır. Ve iç kal‘anın ensesindeki Cebel-i Damlacık üzre cümle bâğ u bâğçedir. Bir vakıyye ve beş yüz dirhem gelir âdem kellesi kadar nârı olup gâyet hoş-hor olur. Şehr-i şehribân-ı Bağdâd'da ve Sivas 57a{Niksâr'ında} ve Bursa Gemleyik'inde böyle âbdâr [u] dânedâr narı olur, ammâ İslâmbol'un ve Karaferye'nin lüfanına ve feyz narına yan başı gelir. Zîrâ Arz-ı Mukaddes'de bu Urfa narı meşhûr-ı âfâkdır. Mar‘aş narı gerçi çok olup furûnda sehel kurudup diyâr diyâr götürürler, çok olduğundan meşhûrdur ammâ bu Urfa narı memdûh-ı âlemdir. Hattâ "en-Nârü fâkihetü'ş-şitâ" demişler, yârânın biri fâkihe lafzı olmağıla nârdan murâd olan bu Urfa nârın zann edüp husûsan Urfa'nın melesi narı ola demiş. Niçeler Arapça âyetinden murâd Urfa'nın nârı hakkında ola demişler. Tâ bu mertebe dânedâr [u] âbdâr ve hoş-hor nârı vardır. Ve sâ’ire müsmirrât-ı gûnâ-gûnu dahi memdûhdur. Ve hâs ve beyâz lavaşa ekmeği ve sacda pişen gül pembe varağı gibi yufka beyâz ekmeği ve tennûr kebâbı ve helvası ve dud şarâbı ve harîri gâyet meşhûr-ı afâkdır. Ve bu Urfa halkı gâyetü'l-gâye garîb-dost u dilnüvâz âdemlerdir. Şeb [u] rûz müsâfirsiz ta‘âm yemezler. Şecî‘ ve sipâh ve bahâdır ve çerî merd-i meydânları vardır. Ve Cenâb-ı Bârî bu şehir halkına İbrâhîm Halîlullâh berekâtı vermiş gâyet ganîmet şehirdir. Âsitâne-i Halîlü'r-rahmân olduğundan bunda zulm eden hâkim aslâ mu‘ammer olmaz. Elbette bir kazâ-yı âsumânîye mübtelâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b–57a ·
metinde göster ·
ve Tokad'a "Mülk-i mevrûsum ve benim Arpaçukuru'mdur deyü istilâ etdi.
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Bâyezîd-i Velî asrında şâh-ı Acem'den (---) Şâh, Erzurûm, Kemah ve Sivas ve Tokad'a "Mülk-i mevrûsum ve benim Arpaçukuru'mdur deyü istilâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74a ·
metinde göster ·
… efendimize Bölükbaşı yazdırup vilâyet-i Dürüzistân'da Sıfet seferinde bile idik
ve Sivas
mansıbında bile olup Niksâr subaşısı idi. Bu kadar hukûkumuz var. Ba‘dehû,
Sergüşezt-i hakîr Evliyâ-yı pür taksîr: Vakt-i çâşt mahallinde at üzre evrâd [u] ezkârım tilâvet edüp giderken Sührâb nâm gulâmım eydür: "Ağa! Önümüzden dörd salt atlı gelir" dedikde nazar etdim, dörd küheylân atlı ve dev heybetli gelmede ve silâhlarına mukayyed olmada. Hakîr baş aşağı gitmede, anlar yokuş yukaru gelmededirler. Hakîr gulâmlarıma silâhlarınıza mukayyed olun deyü tenbih edüp birbirimize karîb olmada iken anı gördük, sağ tarafımızdan dörd atlı dahi pür silâh fitilleri ellerinde üzerimizde gelmede, ammâ mukaddem görünen dörd atlı hemân dal-mızrâk dördü bir hamleden hücûm edüp biri hakîri mızrâk altına alup tîrkeşe hakîr el edince biri üzerime at yıkup bir hışt niçe zerk etdiyse hamd-i Hudâ isâbet etmeyüp öbürleri seyishânelere sarılınca hakîr 92b yine huddâmlara "Allah!" deyüp hücûm etdükde seyishâneleri bırağup ale'l-ittifâk hakîrin üstine hücûm edüp bir kaç kurşum atdılar aslâ isâbet etmedi. Ammâ gördüm ki huddâmlarımdan bana imdâd eder yok. Hemân "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyü nahviyyûn kâ‘idesi üzre kesretden firâr edüp âyet-i sûre (---)Arapça nassı üzre kendimi tehlikeye ilkâ etmeyüp huddâmlarımla firâr ederken akîbimce bir hışt-ı İpşîri atup zemîne üç karış güzer edüp altımdaki esb-i sabâ-sür‘at-i hussâna ikdâm-ı tâmm ile ökçe edüp firâr ederken sağ tarafımızda bir bâğ içre dörd atlı dahi zâhir olup ellerindeki peştemâller ile üzümleri bırağup dalkılıç üzerime gelüp elimiz kaldırmağa iktidârımız olmayup atdan aşağı ser-nigûn edüp sekiz huddâm-ı memlûkümüzün dördü firâr edüp dörd ile bu hakîri dest-ber-kafa kayd-bend edüp altımda kısrağa bir süvâr olup hakîri bir âhir ata bindirüp gulâmlarımla derbeste. "Aşın beğe götürelim! Yok öldürelim! Yok uryân edüp âzâd edelim!" deyü niçe gûne güft [u] gû etdiler. Hakîr eytdim: "Gâzîler bu kadar mâlım ve gulâmlarım aldınız. Allah aşkına olsun cânıma kıyman!" dedim. Biri eyitdi: "Bre mâlın kim aldı? Biz bâğda üzüm yemeğe geldik" dedikde "İşte mâlım götürüyorlar" dedükde hemân biri eydür: "Bre bakalım bu şikârı alanlar bizden midir. Bre Habîb sen bunları bir hoşca beğe götür! İsterse boyunların urup atların alsın, isterse âzâd etsin" deyü üçü bizim münhezim olduğumuz mahalle at bırağup gitdiler. Anların bir âdemi bizim beşimizi eşimizle kayd-bend edüp bâğlar içre at üzre götürmede. Bin adım mikdârı gitmeden anı gördüm bir çimenzâr öz içre on beş aded hurde tengtir çadırlar kurulmuş. Hakîr eyitdim: "Şehbâzım bu çadırlar nedir kim?" dedim. Ol yiğit eyitdi: "Bizim Çomar Beğ'dir" dedi. Hemân cânım başıma gelüp yüz bin hamd ü senâ edüp "İlâhi! Sen fettâhu'l-kulûbsun" deyüp hamd ü şükr-i bî-add ü senâ-yı bî-hadd etdim, zîrâ bu hakîri Şâm-ı şerîfden Murtezâ Paşa ulaklığile Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikde Sadrıa‘zam Murâd Paşa ile Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ve Çomar Bölükbaşı ceng edüp münhezimen Gürcî Nebî ve Katırcızâde ve Çomar Bölükbaşı'ya râst gelüp Şâm-ı şerîfe götürüp Murtezâ Paşa efendimize Bölükbaşı yazdırup vilâyet-i Dürüzistân'da Sıfet seferinde bile idik ve Sivas mansıbında bile olup Niksâr subaşısı idi. Bu kadar hukûkumuz var. Ba‘dehû,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a–92b ·
metinde göster ·
… da Malatıyye ekrâdları isyân [u] tuğyânda olup Âl-i Osmân diyârlarında Amasiyye
ve Sivas
tarafların nehb ü gârete başladılar. Âhir-ı kâr bu ahvâl-i diyergûn Bursa'da Yı …
Ba‘dehû ümerâ-yı Dânişmendiyye'den Emîr Muhammed b. Dânişmend ibn Melik Gâzî kim fâtih-i kal‘a-i Nîkhisâr, ya‘nî Niksar'dır, bu Muhammed-i Dânişmend bu Malatıyye'nin âb u hevâsından ve bahâdır ve şecî‘ tüvânâ fetâlarından hazz edüp ve şehr-i Battâl Gâzî olmağile niçe yüz kise-i Irâk'ı harc edüp sene 583 târîhinde bir kal‘a-i mu‘azzam binâ etdi kim, hâlâ imâr olan kal‘a-i Malatıyye oldur. Yine niçe devletin destine girüp âhir Diyârbekir halîfesi (---)(---) ile Mar‘aş kimi Zülkadir "Bu Malatıyye senindir, benimdir!..." deyü mücâdele esnâsında Malatıyye ekrâdları isyân [u] tuğyânda olup Âl-i Osmân diyârlarında Amasiyye ve Sivas tarafların nehb ü gârete başladılar. Âhir-ı kâr bu ahvâl-i diyergûn Bursa'da Yıldırım Hân'a mün‘akis olup yıldırım-misâl yerinden şakıyup yüz bin asker ile kal‘a-i Malatıyye'yi muhâsara edüp bilâ emân sene 800 târîhinde Yıldırım Hân fethidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 193a ·
metinde göster ·
… eyâleti ve Urfa eyâleti ve Adana eyâleti ve Karaman eyâleti ve Anadolu eyâleti
ve Sivas
eyâleti ve'l-hâsıl diyâr-ı Anadolu'dan on iki aded eyâlet sâhibi askerleriyle v …
Hemân ki Sultân Murâd taht-ı Bağdâd'ın (---)(---) cânibine meks-i hıyâm etdikde yeniçeri ağası olan Küçük Hüseyin Paşa'ya tenbîh edüp azharu mine'ş-şems alâ melei'l-a‘dâ meterise girmek fermân olundukda el-azametullah cümle yüz beş oda yeniçerileri bir baş Akkapu'dan va Karanlık kapusu'ndan ve İmâm-ı A‘zam kapusu'ndan hulâsa-i kelâm Şattu'l-Arab'ın bir yanından bir yanına varınca rûz-ı rûşende cümle yeniçeriyân kal‘a-i Bağdâd'ı ihâta edüp tarfetü'l-ayn içre yedi kat ka‘r-ı zemîn meterise girirler. Derûn-ı kal‘ada mahsûr olan kavm-i Acem bu hâli görüp hayretde kalırlar. Meğer anlar sâ’ir serdârlar muhâsara etdikde beş altı günden sonra meterise girdikleri gibi zann edüp bir tüfeng atmayup ığmâz ederler. Yeniçeriyân da bu hâl ile bî-bâk meterise girerler. Sadrıa‘zam on bin asker ile (---)(---) tarafından meterise ve on aded balyemez top-ı kal‘a-kûp kor ve kapudan Kara Mustafâ Paşa sekiz bin askerle (---)(---) tarafından sekiz balyemezle meterise girer. Ve Şâm Vezîri Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa on bin askerle ve on balyemez top ile (---)(---)(---) cânibinden meterise girer. Ve Rûmeli Beğlerbeğisi {Arslan Paşa} yigirmi altı bin askere ve altı balyemezle (---)(---) semtinden meterise ta‘yîn olur. Ve Haleb Vâlîsi Musâhib Silâhdâr Mustafâ Paşa (---) yedi bin askerle ve altı top ile 336b(---)(---) cânibinden meterise fermân olunur. Ve Mısır Vezîri Deli Hüseyin Paşa tarafından Mısır Beği olan Çerkes Ebû Şevârib Beğ beş bin güzîde asker ile ve üç balyemez top ile (---)(---) tarafından meterise me’mûr olur. Ve Şâm Tarablus eyâleti ve Mar‘ayş eyâleti ve Urfa eyâleti ve Adana eyâleti ve Karaman eyâleti ve Anadolu eyâleti ve Sivas eyâleti ve'l-hâsıl diyâr-ı Anadolu'dan on iki aded eyâlet sâhibi askerleriyle ve yüz beş aded sancak beğleri cümle cebelü zâ‘im ü zu‘emâ askerleriyle meterise yetmiş altı kat yerden girüp gün be-gün meterislerin ileri sürüp enderûn [u] bîrûndan eyle ceng-i azîm olurdu kim benî Âdem kanları seyller gibi cereyân ederdi. Ve sâ’ir esb-süvâr olanların yedi bölüğünden kırk yedi bin sipâhân-ı Osmâniyân meterisde olanların cânib-i erba‘aların muhâfaza ederlerdi. Ve bu sipâhânın dahi ardında hesâb-ı kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336a–336b ·
metinde göster ·
… yine bir merhalede Sivas şehri karîbdir. Sivas {ile} Tokat mâbeyni ara yatıdır.
Ve Sivas
şehrinin şehr-i Tokat cenûbîsine vâki‘ olmuşdur ve şehr-i Zile Tokat'ın şarkî ş …
Evvelâ şehr-i Tokat'ın cânib-i şarkîsinde bir menzilde Yenişehir, andan yine bir merhalede Sivas şehri karîbdir. Sivas {ile} Tokat mâbeyni ara yatıdır. Ve Sivas şehrinin şehr-i Tokat cenûbîsine vâki‘ olmuşdur ve şehr-i Zile Tokat'ın şarkî şimâline meyyâl yine ara yatıdır. Ve kal‘a-i Turhal ve kal‘a-i Amasiyye Tokat'ın be-dürüstî şimâline yine ara yatıda varılır, ammâ şehr-i Marzifon ve kasaba-i Gümüş anlardan birer konak dahi mesâfe-i ba‘îdedir ve Tokat'ın cânib-i garbîsinde yine ara yatıda kal‘a-i Çorum ve Kazova kazâsı vâki‘ olmuşdur, ammâ Turhal kal‘asından Zile kal‘ası mâbeyni bir konakdır, lâkin kal‘a-i İskilip uzakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24b ·
metinde göster ·
Ammâ öte tarafda Hasan Paşa günden güne şîrînleyüp başına deryâ-misâl asker cem‘ {edüp} memâlik-i mahrûseleri urmada ve yakup yıkmada. Ve re‘âyâ vü berâyâ üzre konup sekbân u sarıca haşerâtları bu kadar ibâdullâhların mâlları ve evlâdların alup gûnâ-gûn nâ-şer‘î eziyyetler edüp âhir-i kâr bu kadar eziyyetden sonra niçe yüz bin re‘âyâ vü berâyâ bu hâli görüp cevr u cefâ-yı nâ-hemvâra tâkat getiremeyüp cemî‘i Anadolu ve Karaman ve Mar‘ayş ve Sivas eyâletlerinin ahâlîleri eküp biçmeği ve yeyüp içmeği şehirlerinde bırağup götürmede yenli ve bahâda ağır zî-kıymet mâlların ve ehl [u] ıyâllerin alup kimi diyâr-ı Acem'e ve kimi Bağdâd çölüne ve kimi Erzurûm yoluna vilâyet vilâyet gidüp el vilâyet perîşân ve pârekende olunca Hasan Paşa askeri içre bir kaht [u] galâ-yı azîm oldu kim gûyâ Mısır'da kaht-ı Yûsuf oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70b ·
metinde göster ·
… erdâr olup Üsküdar'a çıkdı. Yine ol gün Kıbleli Mustafâ Paşa Karaman ve Mar‘ayş
ve Sivas
ve Erzurûm'a serdâr olup Üsküdar'a geçdi. Ol hafta yedi yüz Hasan Paşalıyı kayd …
Hemân ol gün cemî‘i Memâlik-i Mahrûsa-i Âl-i Osmân'a nefîr-i âm emrleri Dergâh-ı 75b âlî kapucubaşıları ve sadrıa‘zam ağalarıyla evâmir-i şerîfler pârekende ve perîşân oldu. Ve yine ol gün Anadolu eyâletine İsmâ‘îl Paşa Hasan Paşalı katline ve Yanova gazâsında bulunmayup esâmesi Kâğızhâne ulûfesinde "Mim" işâreti olan sipâhîleri cümle kethüdâyerlerinden taleb etmeğe hatt-ı şerîf ile İsmâ‘îl Paşa serdâr olup Üsküdar'a çıkdı. Yine ol gün Kıbleli Mustafâ Paşa Karaman ve Mar‘ayş ve Sivas ve Erzurûm'a serdâr olup Üsküdar'a geçdi. Ol hafta yedi yüz Hasan Paşalıyı kayd [u] bend ile Der-i Devlet'e gönderüp cümlesi kelle perrân paça oldu, ammâ cemî‘i umûr-dîde âdemler bu Hasan Paşa'nın katl olmasın muhâldir derlerdi. Cümle paşalar Der-i Devlet'e gelüp Bâb-ı Hümâyûn önünde galtân olunca "Yâ baht [u] tâli‘-i meymûn Köpürlü" deyüp engüşt ber-dehen etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75a–75b ·
metinde göster ·
Andan bu şehr-i İzmit'de cümle ocak halkı ile müşâvere olup celâlî kırmağa Haleb ve Mar‘ayş ve Sivas üzre sa‘âdetlü pâdişâhın gitmesi münâsib görülmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82b ·
metinde göster ·
… s eylemiş ve Mar‘ayş paşası Sührâb Mehemmed Paşa Melek Paşa semtinde meks etmiş
ve Sivas
Paşası Alî Paşa Virse cânibinde konmuş. Ve'l-hâsıl-ı kelâm yedi vezîr-i rûşen-z …
Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa Bosna eyâleti askeriyle kal‘a-i Tımışvâr altında meks etmiş, Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa Dente kal‘ası tarafında konmuş, Anadolu eyâletinde Çavuşzâde Mehemmed Paşa Virse kal‘ası tarafına nüzûl etmiş, Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa eyâleti gâzîleriyle Tımışvâr'ın semt-i garbîsinde nüzûl etmiş, Tımışvâr vâlîsi Siyâvuş Paşa karındaşı Sarı Hüseyin Paşa cânib-i şimâle meks etmiş. Egre paşası askeriyle Balvan tarafına konmuş, Seydî Ahmed Paşa Budin'den ma‘zûl cânib-i şimâle konmuş, ammâ azîm askeri var idi ve Vârat paşası Sinân Paşa şebeş kal‘ası yolunda ârâm etmiş ve Adana eyâletiyle Yentür Hasan Paşa cânib-i şarka konmuş ve Eğri paşası semt-i şimâle konmuş ve Çatalbaş Paşa Karaman askeriyle Logoş kal‘ası cânibinde karâr etmiş ve doğancıbaşılıkdan çıkan İbrâhîm Paşa Seydî Paşa tarafında mihmân olmuş ve Vârat eyâletiyle Küçük Mehemmed Paşa yine Yanova kal‘ası semtinde karâr-dâde olmuş ve Hısım Mehemmed Paşa Mora askeriyle serdâr tarafında meks eylemiş ve Mar‘ayş paşası Sührâb Mehemmed Paşa Melek Paşa semtinde meks etmiş ve Sivas Paşası Alî Paşa Virse cânibinde konmuş. Ve'l-hâsıl-ı kelâm yedi vezîr-i rûşen-zamîr ve yigirmi aded mîr-i mîrânlar ve yüz yigirmi aded mîr-i livâlar kanûn-ı şehriyârî üzre kollu kollarınca meks edüp Serdâr Alî Paşa'nın serâperde-i sipehsâlârın ortaya alup cânib-i erba‘asında kat-ender-kat ve kilt-â-kilt asker-i deryâ-misâl olup hayme vü hargâh bâr [u] büngâh ve çetr-i mülamma‘lar tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ancak ordu-yı İslâma girüp çıkmağa dörd kol var idi, zîrâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183b ·
metinde göster ·
El-hâsıl Erdel diyârında bu vâdîlerin mahsûlü ve Rûm'da Sirem [ve] Semendire mahsûlü ve Anadolu'da Aydın ve Sarıhan ve Sivas ve Erzurûm diyârları mahsûlünden ziyâde rahmet diyârı meğer Şâm'da Havrân-ı Hûrân vilâyeti ola, ammâ bu Tirepişvar hevâsı Haleb sancaklarında Ma‘arretü'n-Nu‘mân hevâsından latîfdir, ammâ âb-ı hoş-güvârı ciheti Ma‘arra'nın ve Nîl-i mübârekin ve Şattu'l-Arab'ın suları hakkâ ki "Şarâben tahûr"lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10a ·
metinde göster ·
ve Mar‘ayş ve Karaman ve Adana ve Haleb ve Şâm ve Urfa ve Diyârbekir eyâletleri …
Ve Anadolu ve Sivas ve Mar‘ayş ve Karaman ve Adana ve Haleb ve Şâm ve Urfa ve Diyârbekir eyâletleri ale'l-umûm Erdel seferine ta‘yîn edüp andan yigirmi oda yeniçeri ve beş oda topçu ve beş oda cebeci ve sipâhiyândan dörd aded sağ ve sol gurabâ sipâhları gazâ-yı Erdel'e ta‘yîn olunup kâmil tokuz ay memâlik-i Erdel'i nehb ü gâret ederek Apopi Mihal nâm bir kefere-i kem-nâmı kral nasb edüp üç yıllık bâkî kalan harâcı tahsîl edüp Kemen Yanoş la‘în kralı dahi cümle cünûd-ı cünübüyle dendân-ı tîğ-ı bî-dirîğden geçirüp memâlik-i Erdel'e nizâm [u] intizâm verüp taşra İslâm diyârına çıkmak sadedinde iken Serdâr Ali Paşa'ya Erdel'de iken Budin serhadleri ve Kanije serhadleri tarafından kan ile yazılmış mektûblar ile feryâdcılar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52a ·
metinde göster ·
… le ubûr etmişdir kim bizim Nigebolı mansıbıyla gösterdiğimiz alayı Şâm ve Haleb
ve Sivas
ve Karaman ve Rûmeli ve Bosna eyâleti vezîrleri göstermeğe kâdir olamadılar. Ha …
Bu şehri tamâm seyr [ü] temâşâ etdikde Kadızâde İbrâhîm Paşa efendimizin gerüde kalan askerleri dahi gelüp Vezîria‘zam Köpürlüzâde Ahmed Paşa otağı 64a önünden bir alay ile ubûr etmişdir kim bizim Nigebolı mansıbıyla gösterdiğimiz alayı Şâm ve Haleb ve Sivas ve Karaman ve Rûmeli ve Bosna eyâleti vezîrleri göstermeğe kâdir olamadılar. Hattâ paşamız dahi iki tuğlu idi. Cümle asâkir-i İslâm bu alayımızı görüp "Bârekallâh" deyü engüşt ber-dehen edüp pesend etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63b–64a ·
metinde göster ·
… yeniçeriyle ve yüz elli aded şâhî darbzenler ile alayların bağlayup ve Anatolu
ve Sivas
ve Karaman ve Adana ve Mar‘ayş ve Haleb ve Şâm askeri dahi hâzır-bâş olunca Sül …
Sadrıa‘zam Kıraşiçe gölü kenârında Rûmeli askeriyle ve o[n] bin tüfeng-endâz yeniçeriyle ve yüz elli aded şâhî darbzenler ile alayların bağlayup ve Anatolu ve Sivas ve Karaman ve Adana ve Mar‘ayş ve Haleb ve Şâm askeri dahi hâzır-bâş olunca Süleymân Hân dahi gerüden âdem deryâsı askeriyle salt [u] sebükbâr gelüp çet-a-çet dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65a ·
metinde göster ·
… er binâ olup bu şehir ma‘mûr olmadadır. Ekseriyyâ halkı Anatolu zulmünden Tokad
ve Sivas
[ve] Amasiyye şehrinden göçüp bu cezîre-i Kırım'a gelüp adl-ı adâlet görüyorlar …
{Sitâyiş-i mahallât-ı binâ-yı hânedân}: Bu şehir içre nehr-i Karasu cereyân edüp iki tarafı ma‘mûr u âbâdân şehr-i azîmdir. Kıble tarafı sâfî bayırlar üzre ekseriyyâ Ermenî re‘âyâsı evleridir. Batı tarafı düz sahrâya vâki’ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve cümle kiremit örtülü beş bin beş yüz iki kat evlerdir. Câ-be-câ toprak örtülü evleri vardır. Ve dahi hâlâ bu şehrin cânib-i erba‘asında tahtânî ve fevkânî sarây-ı âlîler binâ olup bu şehir ma‘mûr olmadadır. Ekseriyyâ halkı Anatolu zulmünden Tokad ve Sivas [ve] Amasiyye şehrinden göçüp bu cezîre-i Kırım'a gelüp adl-ı adâlet görüyorlar. Anıniçün Kırım şehirleri ma‘mûr u müzeyyen olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
… ve Bağdâd ve Musul ve Âmid ve Tebrîz ve Erzurûm ve Canca ve Bayburd ve Amâsiyye
ve Sivas
ve Mar‘aş ve Ayntâb ve Haleb ve Şâm ve Gazze ve Kudüs ve Şâm-ı Tarabulus ve Ant …
Meselâ Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Zenc ve Habeş ve İsvân ve Yemen ve Lahsa ve Basra ve Bağdâd ve Musul ve Âmid ve Tebrîz ve Erzurûm ve Canca ve Bayburd ve Amâsiyye ve Sivas ve Mar‘aş ve Ayntâb ve Haleb ve Şâm ve Gazze ve Kudüs ve Şâm-ı Tarabulus ve Antâkiyye ve Adana ve Konya ve Aksarây ve Kastamonu {ve Tire ve Mağnisa ve İzmir ve Silifke ve şehr-i Gümüş ve Sinop} ve Bursa ve Kütâhiyye ve Adaliyye ve Kıbrıs ve Tarabefzûn ve Kefe ve Kostantiniyye ve Edirne ve Sofya ve Belgrad ve Budin ve Bosna ve Sirebreniçse ve Novaborda ve Kıratova ve Üsküb ve Elbasan ve Ohri ve Yanya ve Mora ve İnebahtı ve Atina ve Selânik ve Siroz ve Kavala, taht-ı İskender-i Kübrâ'dır ve Pireveze (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212a ·
metinde göster ·
… ve Musul ve Mardin ve Diyârbekir ve Van ve Ahıska ve Kars ve Erzurûm ve Mar‘ayş
ve Sivas
ve Karaman ve Anatolu ve Kıbrıs ve Tarabuzon ve Kefa ve Tatar Hân ve Eflak ve B …
Ve sâ’ir sadrıa‘zam ağaları kol kol birer eyâlet-i Âl-i Osmân'a revâne olmağa âmâde oldular. Kapucular Kethudâsı Siyâvuş Ağa İslâmbol'da vâlide sultâna ve sadrıa‘zam vâlidesine âmâde olup cümle ağavâtlar Mekke ve Medîne ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Mısır ve Şâm ve Haleb ve Şâm-ı Tarabulus ve Kudüs [ve] Şehrezol ve Musul ve Mardin ve Diyârbekir ve Van ve Ahıska ve Kars ve Erzurûm ve Mar‘ayş ve Sivas ve Karaman ve Anatolu ve Kıbrıs ve Tarabuzon ve Kefa ve Tatar Hân ve Eflak ve Boğdan ve Rûmeli ve Tımışvar ve Eğre ve Budin [ve] Kanije ve Bosna ve Mora ve sâ’ir memâlik-i mahrûselerin fetihnâmelerin cümle sadrıa‘zam ağalarına ihsân edüp cümle müjdeciler kal‘a fethinden kırk yedi gün sonra cümlesi bir yerden kadırgalara süvâr olup revâne oldular. Allâh mübârek eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 306b ·
metinde göster ·
… dır ne olacakdır. Gûyâ Konya'nın bâğ-ı Merâm'ı ve Malatiyye'nin bâğ-ı Aspuzu'su
ve Sivas
vilâyetinin Derende bâğı ve Tebrîz vilâye[ti]nin Çâr-bâğ-ı Ürd-i heşt-behiştler …
Ammâ bu mezkûr kûhsârın dâmeninde bir musattah vâdî içinde Arhonoz nâmında Ikrît pâdişâhının bir bâğ-ı İrem hıyâbân-ı Acemi var kim bu felek-i atlâsda eyle bir bâğ-ı koyah merâm ne vardır ne olacakdır. Gûyâ Konya'nın bâğ-ı Merâm'ı ve Malatiyye'nin bâğ-ı Aspuzu'su ve Sivas vilâyetinin Derende bâğı ve Tebrîz vilâye[ti]nin Çâr-bâğ-ı Ürd-i heşt-behiştleri ve Kırım cezîresinde Kefe şehrinin Sudak bâğı ve Budin kurbunda Peçoy-ı dilcûy Sirem-i bâğ-ı İremin Bârûdhâne bâğlarından ziyâde bu Girid'in Arhonoz bâğıdır kim cemî‘i meddâhân [u] vassâfân-ı berr [ü] bihâr bu bâğ-ı Arhonoz'un ta‘rîf ü tavsîfinde âcizlerdir. Ve mine'l-acâ’ib bâğçe-i bî-nihâyedir kim Şeddâd'ın Bâğ-ı İremezât'ı bunun yanında bir feddân bir hıyâbânistân-ı beyâbândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b ·
metinde göster ·
… ‘mûr [u] âbâdân olmağa başlayup emn ü emân vilâyet olmağın Anatolu'dan ve Tokad
ve Sivas
ve Kayseriyye ve Karaman ve Kâfiryat ve Ermenak şehirlerinden yigirmi bin âdem …
Ammâ ahâlî-i vilâyetin nakilleri üzre "Şehrimiz ibtidâ sefer-i Girid cezîresine açılalı ma‘mûr [u] âbâdân olmağa başlayup emn ü emân vilâyet olmağın Anatolu'dan ve Tokad ve Sivas ve Kayseriyye ve Karaman ve Kâfiryat ve Ermenak şehirlerinden yigirmi bin âdem ol diyârlardan geçüp bu diyâra göçüp tavattun etdiklerinden şehrimiz amâr oldu" deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 383a ·
metinde göster ·
Ve eyâlet-i azîm vilâyetdir. Şimâl tarafı Trabuzan ile
ve Sivas
eyâleti ile müşâdır. Şark cânibi dahi Sivas'dır ve eyâlet-i Karamân'dır. Garb v …
Ve eyâlet-i azîm vilâyetdir. Şimâl tarafı Trabuzan ile ve Sivas eyâleti ile müşâdır. Şark cânibi dahi Sivas'dır ve eyâlet-i Karamân'dır. Garb ve cenûb cânibleri bahr-i Rûm'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y9a ·
metinde göster ·
… en metrise girdiler. Ve aşağı şehri cümle eyâlet-i Anatolu ve Mar‘aş ve Karaman
ve Sivas
ve Haleb ve Adana ve Diyârbekir ve Erzurûm ve Tarabefzûn bu zikr olunan eyâletl …
Asker-i İslâm ibtidâ iç kal‘ayı kuşadup on iki pâre top ile Güzelce Kâsım Paşa Cûşî dağından iç kal‘ayı döğmeğe başladı. Rûmeli askeri Sultân Hasan Q 178b câmi‘ine girüp Rûmeli meydânında metrise girdiler. Bâbu'l-vezîr derler, Vezîr-i a‘zam (---)P 176b Paşa ol tarafdan metrise girdiler. (---) Paşa Nizâmiyye câmi‘inden metrise girdiler. Ve aşağı şehri cümle eyâlet-i Anatolu ve Mar‘aş ve Karaman ve Sivas ve Haleb ve Adana ve Diyârbekir ve Erzurûm ve Tarabefzûn bu zikr olunan eyâletler aşağı şehri muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng [ü] cidâlde ve harb [u] kıtâlde tarafeynden Allâh Allâh ile neberd-i azîm olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52a ·
metinde göster ·