… vereceği vardır. Bu ricâ etdiğiniz beğiniz ya bu mâlları vermeğe zâmin olur mu
ve siz
de cümleniz zımân olup tahsîlde himmet ederseniz, cümle sizin ihtiyârlarınızın …
"Ey ahâlî-i vilâyet, gerçi Ziyâeddîn'i hân eylen deyü ricâ eylediniz ammâ kaçan hânın bu Van kuluna iki yüz kise deyni vardır ve kırk bin koyun Malazgird Beği Mehemmed Beğ'e vereceği vardır. Bu ricâ etdiğiniz beğiniz ya bu mâlları vermeğe zâmin olur mu ve siz de cümleniz zımân olup tahsîlde himmet ederseniz, cümle sizin ihtiyârlarınızın ihtiyârlarıyla ricâ eylediğiniz beğe hil‘at-i fâhire giydirüp sa‘âdetlü pâdişâha dahi telhîs ideyim ve illâ böyle kabûl etmezseniz Süleymân {Hân} asrında Ulama Paşa'ya eyâlet-i Bitlîs verildiği gibi Âl-i Osmân'ın bir kuluna Hükûmet-i Bitlîs'i verüp pâdişâha telhîs ederim" dedikde, cümle ulemâ vü a‘yân eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274a ·
metinde göster ·
… î‘i makbûl-i Hudâ olanlar huzûr-ı Hakk'a şehâdetle varırlar. Ben de eyle gitdim
ve siz
de eyle gidersiz. Benim kabrimden sakının su’âl etmen. Zamân ola kim kabrimi nû …
Hemândem Hasan u Hüseyin pederlerinin ayağına düşdüklerinde Hazret-i Alî eydür: "Ey oğullar, dedeniz Muhammedü'l-Mustafâ'ya Cenâb-ı Kibriyâ, habîbim ‘Arş [u] Kürsî ve Levh u Kalemi senin içün yaratdım.’ demişken bu fânî cihânda bir harman yeri kalmayup min muhabbetillahi Ta‘âlâ dest-i kudret ile o da şehîd oldu ve cemî‘i makbûl-i Hudâ olanlar huzûr-ı Hakk'a şehâdetle varırlar. Ben de eyle gitdim ve siz de eyle gidersiz. Benim kabrimden sakının su’âl etmen. Zamân ola kim kabrimi nûrumdan müşâhede edeler." deyü niçe bin kelimâtlar edüp yine deve ile tabutu Hazret-i Alî Urbân şeklinde götürüp çölde gâ’ib oldu. İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin Kûfe'ye gelüp niçe zamân kendi umûrlarına mukayyed oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355a ·
metinde göster ·
… ler deyü kal‘anın cümle tabyaları ve dîvârları üzre asker çıksın, zabt etsinler
ve siz
çıkınca kal‘aya kimse girmesinler ve üç yüz arabayla sizi ehl [ü] iyâlinizle Ko …
"Çünki kal‘ayı teslîm etdiniz bizim asker sizi incitmesinler deyü kal‘anın cümle tabyaları ve dîvârları üzre asker çıksın, zabt etsinler ve siz çıkınca kal‘aya kimse girmesinler ve üç yüz arabayla sizi ehl [ü] iyâlinizle Komaran'a götürsünler. Ammâ siz de cebehâneye müte‘allık bir şey götürmen, sonra arabalarınızı aradırım. Ve size kırk elli bin asker veririm, zîrâ Tatar size pek hasımdır, sizi çapmasın. Ve silâhsızca hemân ehl [ü] iyâliniz ile ve arabalarınız ve atlarınız ile bir günden sonra kal‘adan çıkın ve ikinci günü gidün. Yok derseniz bugün yürüyüş fermân olunmuş idi, hemân deryâ-misâl asker yürüyüp asker elinde cümle kılıçdan geçerdiniz" deyü bu cevâbları Sadrıa‘zam dedikde hemân kefereler eyitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
… n vilâyeti derler. Kâsım Voyvada kırk bin âdemle bu vilâyetde şehîd olmuşlardır
ve siz
de bu kadar mâl ile selâmete müşkil çıkarsız ve cümle Alman kâfiri sizi duydula …
"Bu vilâyete dahi Tatar ve Türk ve bir düşman ayağı basmamışdır, cümle gâfil vilâyetdir ve mâl-ı ganâ’im gâyet çokdur. Pek çok doyum olup ganîmetler alup ayağınıza bağ olur. Sizin Türk askeri size uzak kalır. Bu vilâyetlere Alman vilâyeti derler. Kâsım Voyvada kırk bin âdemle bu vilâyetde şehîd olmuşlardır ve siz de bu kadar mâl ile selâmete müşkil çıkarsız ve cümle Alman kâfiri sizi duydular. Âhır-ı kâr dönüşde ardınız alırlar" deyü niçe gûne sûret-i hakdan cevâb-ı şâfîler verdiklerinde kimimiz ma‘kûl ve ba‘zıları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4a ·
metinde göster ·
… i hurma ve kıtrınebât yedirüp cümlesine dîbâ ve şîb ve zerbâf geydirüp otururum
ve siz
bana iltifât etmediğinizi Sadrıa‘zama arz ederim. Sizin dahi elçinizi İslâmbol' …
Eğer kânûnımız üzre beş yüz altmış aded âdemlerime birer kıyye ekmek ve birer vukıyye et ve beş yüz re’s atlarıma birer yem ve gayri harc-ı ma‘kûlâtlarımızı verirseniz ma‘kûldür ve illâ kânûnımıza ri‘âyet etmeyüp bize hakâret ederseniz ben bunda on yıl cümle tevâbi‘imle otursam şîr-i hurma ve kıtrınebât yedirüp cümlesine dîbâ ve şîb ve zerbâf geydirüp otururum ve siz bana iltifât etmediğinizi Sadrıa‘zama arz ederim. Sizin dahi elçinizi İslâmbol'da köpek yerine komayup rağbet ü iltifât ü i‘tibâr etmeyüp Galata'da meyhâneler içre pağurya ve yengeç ve kerevit ve sağorine ve midye ve istiridye nâm müzahrafâtları ve sümüklü böcekleri ve kaplıbağa ve ıhtapot balıkları yesin", deyüp hemân paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
… n ve sultânıma yedi adım karşu gelsin ve tâcın başından çıkarup selâmınız alsın
ve siz
çâsârın göğsün ve çâsâ[r] sizin mücevvezeniz öpsün" deyince paşa
"Çâsâr tahtından ensin ve sultânıma yedi adım karşu gelsin ve tâcın başından çıkarup selâmınız alsın ve siz çâsârın göğsün ve çâsâ[r] sizin mücevvezeniz öpsün" deyince paşa
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64a ·
metinde göster ·
… n gayrı gemilere korsuz, siz karadan anlar gemiyle yine her menzilde görüşürsüz
ve siz
ve biz mu‘temed âdemlerimiz koyalım" deyü bu re’y-i tedbîri ahsen görüp ertesi …
"Eğer murâd ederseniz bu cümle hedâyâları bizim vilâyetimiz gemilerine koyalım, tâ Şellâl vilâyetine varınca emn [ü] emân üzre varırlar, andan gayrı gemilere korsuz, siz karadan anlar gemiyle yine her menzilde görüşürsüz ve siz ve biz mu‘temed âdemlerimiz koyalım" deyü bu re’y-i tedbîri ahsen görüp ertesi iki yüz pâre Nîl gemileri gelüp cümle memâlikleri ve gayrı yükleri gemilere me’kûlât [u] meşrûbâtları ile âdemleri doldurup mütevekkilen alallâh deyüp kal‘a-i İbrîm'de bize muntazır olmağa gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418b ·
metinde göster ·