… â-yı hâfiyâ, deyü işâret etmişdik. Hâlâ azîmetimiz ınânın ol tarafa atf eyledik
ve size
deryâ üzre refîk olmamızın işâreti idi. Hemân bizi hayr du‘âdan ferâmûş buyurma …
Ve evvel bir ebyât-ı Arabî ile cenâbınıza, ziyâret-i Beytullah rucelâ-yı hâfiyâ, deyü işâret etmişdik. Hâlâ azîmetimiz ınânın ol tarafa atf eyledik ve size deryâ üzre refîk olmamızın işâreti idi. Hemân bizi hayr du‘âdan ferâmûş buyurman" deyü vedâ‘ mahallinde iki kayıkçılara eyitdi: "Dilerim kim Evliyâ Çelebi karındaşımız ile paşaya bile varup altunları kabûl etmeyüp sizlere tevzî‘ eylediğimize şehâdet edesiz kim paşa ıtmînân-ı kalb hâsıl ede ve Evliyâ Çelebi hakkında sû-i zandan halâs ola" buyurduklarında cihân bu hakîrin oldu. Ve "Evliyâm du‘â-yı hayrum seninle biledir. Var kumda oyna, götüne çöp batmasın. Râh-ı Mekke'de ve diyâr-ı Mısır'da aslâ gam yiyüp havf u haşyet çekme. Âfât-ı dehrden masûn [u] mahfûz olup Hudâ-yı Bîçûn mu‘în u zahîrin olup geşt ü güzâr eylediğin yerlerde pâdişâhlar ve vüzerâ, vükelâ ü a‘yân [u] kibâr mâbeynlerinde mu‘azzez ü mükerrem olup düşman şerlerinden emîn olasın. Ve bizi kal‘a-i Van'da hayr du‘âdan unutma, el-Fâtiha!" deyüp yine ba‘de'd-du‘â dest-bûs edüp anlar Üsküdar'a bâdbân-ı azîmeti açup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176b ·
metinde göster ·
… mâ siz de cebehâneye müte‘allık bir şey götürmen, sonra arabalarınızı aradırım.
Ve size
kırk elli bin asker veririm, zîrâ Tatar size pek hasımdır, sizi çapmasın. Ve si …
"Çünki kal‘ayı teslîm etdiniz bizim asker sizi incitmesinler deyü kal‘anın cümle tabyaları ve dîvârları üzre asker çıksın, zabt etsinler ve siz çıkınca kal‘aya kimse girmesinler ve üç yüz arabayla sizi ehl [ü] iyâlinizle Komaran'a götürsünler. Ammâ siz de cebehâneye müte‘allık bir şey götürmen, sonra arabalarınızı aradırım. Ve size kırk elli bin asker veririm, zîrâ Tatar size pek hasımdır, sizi çapmasın. Ve silâhsızca hemân ehl [ü] iyâliniz ile ve arabalarınız ve atlarınız ile bir günden sonra kal‘adan çıkın ve ikinci günü gidün. Yok derseniz bugün yürüyüş fermân olunmuş idi, hemân deryâ-misâl asker yürüyüp asker elinde cümle kılıçdan geçerdiniz" deyü bu cevâbları Sadrıa‘zam dedikde hemân kefereler eyitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
… lerimiz gibi katana kâfirlerine râst geleyüz. Yoldır izdir ve askerlikdir, bize
ve size
sarkındı edeler. Elbette döğüşmek iktizâ eder, zîrâ şimdi bu dağlar aslâ hâlî d …
"Yâ sultânım belki bizim gibi yoldan taşra ormanlara çıkan çeteci askerlere râst geleyüz yâhûd bu esîr kâfirlerimiz gibi katana kâfirlerine râst geleyüz. Yoldır izdir ve askerlikdir, bize ve size sarkındı edeler. Elbette döğüşmek iktizâ eder, zîrâ şimdi bu dağlar aslâ hâlî değildir, mâl-â-mâl kâfirlerdir ve yol iz bilmeziz. Her kankı askerimiz bize râst gelirse elbette bu kâfirleri ve bu mâlları ellerimizden alırlar" deyü kölelerim yahşi meşveret etdiler. Seyfî gulâm eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26a ·
metinde göster ·
… renler i‘tibâr edüp ze‘âmetimiz olup cümle mâlların bu üslûb üzre alup paşalara
ve size
ve bize mâl tahsîl ederiz, yohsa secde ve ibâdet Allâh'adır" deyü hüsn-i ta‘bîr …
"Vallâhi biz anlara ne secde ve ne ibâdet ederiz.Ancak bizim Rûm tâ’ifesi bir alay ahmak mu‘tekid âdemlerdir. Va‘z [u] nasîhatde P 95b takrîr ile râhiblerimiz anladamadıklarından sûretlerin gösterir ve her kim manastırımıza bir nezerât gönderse yâhûd bir yerin imâret eylese anın timsâlin yazup filân hayrât sâhibidir deyü manastırda defn edüp niçe yüz bin altun mâlın alup anı görenler i‘tibâr edüp ze‘âmetimiz olup cümle mâlların bu üslûb üzre alup paşalara ve size ve bize mâl tahsîl ederiz, yohsa secde ve ibâdet Allâh'adır" deyü hüsn-i ta‘bîr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223b ·
metinde göster ·