… ıla bahr-i azîm olup Bahr-i siyâha Kili Kal‘ası önünde ve Tulça Kal‘ası dibinde
ve Soluna
Boğazı'nda ve Karaharman Boğazı'nda ve Hızır-İlyâs Boğazı'nda, bu beş yerde Kar …
Seyyâhân-ı berr [u] bihâra ma‘lûm ola ki bu Karadeniz'i seyâhat edüp im‘ân-ı nazar ile gavvâsı olup temâşâ etdiğimiz hesâbı üzre bu boğazdan Karadeniz'in tûlu Anadolu cânibine şimâle gidüp Tarabefzûn önünden geçüp tâ Faşa Çayı boğazına varınca bin beş yüz mildir. Ve yine Boğazdan Abaza memleketi bin yedi yüz mildir. Ve yine Boğazdan tâ Azak Kal‘ası bucağına varınca iki bin tûlî bir Karadeniz'dir. Anadolu ve Rûmeli cânibinde bu Karadeniz'e bin yedi yüz sağîr ü kebîr nehr-i azîm mahlût olur. Cümlesinden ulu nehr-i azîm Rûmeli'nde nehr-i Tuna'dır kim ana da yedi yüz nehr-i azîm munsab olmağıla bahr-i azîm olup Bahr-i siyâha Kili Kal‘ası önünde ve Tulça Kal‘ası dibinde ve Soluna Boğazı'nda ve Karaharman Boğazı'nda ve Hızır-İlyâs Boğazı'nda, bu beş yerde Karadeniz'e karışır. Bu nehirden küçük Tarabefzûn kurbunda nehr-i Faşa ve nehr-i Çoruğ ve Taman Kal‘ası kurbunda nehr-i Kuban, andan küçük nehr-i Tün Azak dibinde ve nehr-i Özü, andan nehr-i Turla, andan küçük Anadolu cânibinde Bafra kurbunda Kızılırmak ve nehr-i Çehârşenbe ve nehr-i Sakarya. Bu zikr olunanlar deryâ-misâl nehr-i azîmlerdir. Bunlardan mâ‘adâ bin altı yüz seksen nehirler, geçit vermez azîm sular mahlût olur, böyle bir Bahr-i siyâhdır. Ve yine İslâmbol Boğazı'ndan Kefe'ye (---) mildir. Ve Balıklağa (---) mildir. Ve Akkirmân (---) mildir. Ve Varna kal‘ası (---) mildir. Ve Keliğra kayası burnundan karşu Anadolu tarafında Sinop kal‘ası burnu (---) mildir. Ve yine Boğazdan Amasra (---) mildir. Ve Ereğli (---) mildir. Ve Karadeniz'in dâiren-mâdâr cânib-i etrâfı Azak deniziyle bile cümle altı bin altmış mil ihâta eder. Ve karadan devr olunsa konak hesâbınca Karadeniz'in etrâfı yüz elli konak ve beş aylık yoldur. Her konağı on ikişer sâ‘at olmak üzre Karadeniz beş ayda devr olunur. Böyle bir bahr-i azîmdir. Bu hakîr-i pür-taksîr Karadeniz'in dâiren-mâdârın seyâhat edüp bin elli (---) Şa‘bânü'l-mu‘azzamının evvelki gün Karadeniz Boğazı'ndan sıhhat u selâmetle İslâmbol'a dâhil olup hemân ol sâ‘at Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretlerine varup âsitâne-i sa‘âdetine yüz sürüp rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp râh-ı Hakka bir kurbân edüp andan peder ü mâderimize gelüp buluşdukda hakîri bağırlarına basdılar. Andan hakîr bir dahi Karadeniz'e gemiyle çıkmağa tevbe-i nasûh etdim. Hak Te‘âlâ cemî‘î ümmet-i Muhammed'i şerrinden emîn eyleye. Âmîn, yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 268a ·
metinde göster ·
… ü dahi musanna‘ ve metîn demir kapulardır. İbtidâki kapunun iç yüzünde, sağında
ve solunda
birer tuç toplar vardır kim ikisi dahi vâcibü's-seyr toplardır. Her birinde bir …
Eşkâl-i kal‘a-i Kemâh: Şekl-i muhammes şeddâdî taş binâ kal‘a-i zîbâdır. Her burc [u] bârûsu seng-i azîmler ile yalçın kayalar üzre mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i âlîdir. Erzurûm serhadlerinde nazîri meğer Şebin Karahisârı ola. Bir kal‘a-i bî-nazîr demek olmaya, ammâ nehr-i Furât aşırı sehl havâlesi vâr şekildir. Ammâ andan zarar isâbet etmez bir kal‘a-i üstüvârdır ve dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve handakı (---) ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Andan içeri iki kat kapular dahi var, üçü dahi musanna‘ ve metîn demir kapulardır. İbtidâki kapunun iç yüzünde, sağında ve solunda birer tuç toplar vardır kim ikisi dahi vâcibü's-seyr toplardır. Her birinde birer eskici girüp köşkerlik eylese yerim dar demez. Tâ bu mertebe vâsi‘ ve azîm ve tavîl Süleymân Hân toplarıdır. Üç kantar taş gülle atup kadleri yigirmi yedişer karış demir küpeli serâmed toplardır. Garâbet andadır kim böyle mefret topları ol yalçın kaya üzre eyle sa‘b mahalle niçe çıkarup vaz‘ etdiler, aceb san‘at-ı cerr-i eskâl ile çeküp eyle âli yire böyle top-ı kebîrleri komuşlardır. Ve tâ içerdeki üçüncü kapunun atebe-i âlisi kemeri üzre bir gürz-i pehlivânî ve bir tîr-i kemân-ı Hazret-i Alî asılmışdır kim alâmet-i azîmdir. Ve bu kal‘anın içinde cümle toprak örtülü sağîr ü kebîr altı yüz hâne-i zîbâlardır. Lâkin teng mahalde vâki‘ olmağıla bâğ u bâğçesiz ve susuz hânedânlardır. Ve cümle a‘yân-ı vilâyet ve kal‘a neferâtı hâneleridir. Kara Ya‘kûboğlu'nun ve İbrâhîm Çelebi'nin hânelerinden gayrı bâğçeli ev yokdur. Ve bu kal‘a içre mu‘attal arz-ı hâliye yerler çokdur. Hattâ hâlî olan yerlerde beş aded buğdây anbârları vardır. Leb-ber-leb Selîm Hân'dan berü pirinç çeltiği ve darı vardır. Sanasın bugün harmandan gelüp der-anbâr olmuş hububâtdır. Hîn-i muhâsarada onlar ile kut-ı kanâ‘at edinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a ·
metinde göster ·
… , çâr pâsı gûyâ nâne çöpü olmuş, cemî‘i üstühânları birer birer sayılır. Sağına
ve soluna
serâsime olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer …
Hakîr eyitdim: "Ayâ bu hây hûy şakâ-yı bî-ma‘nî ve şütür-kürbe-i bî-mezâk-ı mâlâ-ya‘nî ne ola?" deyü ileri vardım. Manzara-i ibret-nümâ-yı garîb, bir hey’et-i garîb ü acîb ve kerîhü'l-manzar bir Kürd âdemi başında usfûr âşiyânı olacak mertebe dırâz[en] dırâz bir destârı var. Ancak meş‘ale topu olmağa lâyık sarı ve kırmızı ve mavi ve yeşil ve beyâz sakalı var, ta kemerine inmiş ve kendisi bir esb-i lâğara binmiş ve eline bir mefret yılan almış. Altında fakîr esb-i şâh-ı gedâya yılan ile tâziyâne edüp urur, ammâ fakîr bârgîr bir adım atar ammâ öbür adımın âhirete atmak ister. Ağzının salyaları çeşme-sâr gibi ağar ve gözünün aslâ ve kat‘â feri kalmamış, çâr pâsı gûyâ nâne çöpü olmuş, cemî‘i üstühânları birer birer sayılır. Sağına ve soluna serâsime olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer tobra arpa asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem basmış. Yine böyle iken esb-i lâğarın karnına üzengi urur, kâh yılandan kamçı urur, kâhî iner kâhî biner, gûyâ bu herîf ü zarîf gûnâ-gûn lu‘bedebâzlık eder. Anınçün cümle halk buna hande eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221b ·
metinde göster ·
… Paşa Bâğçesi'ne ve Kamışlı buruna gıjgırup pâdişâhın başdardasının kayalığından
ve solundan
deryâyı Galata handakı gibi açarak talattum-ı deryâ ederek gülleler geçüp karay …
Ve bu şehirden sa‘âdetlü pâdişâh başdarda-i hümâyûna süvâr olup aşağı Boğazhisârlar henüz tamâm olmadan anların seyr [ü] temâşâsına giderken Rûmeli ve Anadolu kal‘alarından iki yüz aded balyemez ve şayka ve pranka toplar atıldı kim el-azamet[ullâh] her gülle kubbe kadar deryâ üzre keklik gibi seke seke tâ Kepez burnuna ve Piyâle Paşa Bâğçesi'ne ve Kamışlı buruna gıjgırup pâdişâhın başdardasının kayalığından ve solundan deryâyı Galata handakı gibi açarak talattum-ı deryâ ederek gülleler geçüp karaya çıkup dağları ve bâğları âlân u tâlân ederdi ve ba‘zı keklik gibi seken sekdirme gülleler deryâ içinde birbirlerine râst gelüp bir mehîb sadâ zâhir olurdu. Bu dahi bir acâ’ib ü garâ’ib temâşâ idi. Bizler dahi bu seyri Anadolu tarafında atlar üzre karada seyr [ü] temâşâ edüp cânib-i cenûba (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a ·
metinde göster ·
… n ederken suyu yukarlak alsa yukardan istifrâğlar edüp safra ve sevdâ ve balgam
ve solucan
ve namâzbûr ta‘bîr etdikleri ahlatdan tabî‘atda bir şey komayup âdemin çehresi …
Üç yüz hâneli bâğ u bâğçeli kâfir ve müselmânlı ma‘mûr köydür, ammâ hikmet-i Hudâ bu köyün kurbunda birkaç yerde sucuğazlar kaynar. Her birinin birer gûne lezzetleri ve tabî‘atları var, ammâ biri gâyet müshildir kim Mahmûda ve habbü's-selâtîn ve hükemâların müshil şerbetlerinden şedîddir. Hattâ bahâr eyyâmlarında surutka südü içmeyen bu sudan nûş etdikde eğer su aşağı akarken aşağı alsa aşağıdan amel eder. Eğer su cereyân ederken suyu yukarlak alsa yukardan istifrâğlar edüp safra ve sevdâ ve balgam ve solucan ve namâzbûr ta‘bîr etdikleri ahlatdan tabî‘atda bir şey komayup âdemin çehresi verd-i ahmer-gûn olup münevver olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132b ·
metinde göster ·
… be-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında
ve solunda
birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehe …
Ve bu harem kapusu üzre kefere zamânı nâkûs çanlığı imiş, berbâd olup yerine mezkûr minâre-i mevzûnu inşâ etmişler. Ve bu kapunun atebe-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla müvekkil olmak içün tılsım etmiş. Niçe yüz sene bu esedlerin hükmü nâfiz olup ba‘dehu küffâr bu kal‘aya tekrâr istîlâ etdikde kavm-i mağâribelere bu esedlerin tılsımın bozdurup cemî‘i medfûn olan hazâ’ini çıkarup hâlâ amelleri bâtıl olmuş iki aded sübû‘-i mehîbelerdir kim âyende vü revendegâna nigerân etmede iki dâne hull-i mehîb acîb gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
… şimâlimizden Çeh ve Leh ve İsfaç ve Nemse piyâdesi, önümüzden Fargaçi keferesi
ve solumuzdan
Macar-ı füccâr katanası cümle küffâr bizi ortaya alup yaka yakaya keşâkeş ceng …
Ammâ küffâr-ı hâksâr bu kerre bizi ortaya alup ardımızdan Nemse atlısı, şimâlimizden Çeh ve Leh ve İsfaç ve Nemse piyâdesi, önümüzden Fargaçi keferesi ve solumuzdan Macar-ı füccâr katanası cümle küffâr bizi ortaya alup yaka yakaya keşâkeş ceng [ü] cidâl ederken ne çâre nâçâr Âdem oğlanları atdan cândan ayrıldıklarından mâ‘adâ atlarda ve kendülerinde dermân yok ve bu kadar imdâdı gelmiş kâfire bizim gibi yorgun ve durgun ve argın ve dargın asker yer götürmez küffâra cevâb veremeyeceğimiz "Kırım kadısı bile bilir" deyüp herkes gönüllü gönülsüz cenge bî-çeng âheng etdiklerin küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr görüp dahi ziyâde şîrînleyüp bî-bâk ü bî-pervâ üzerimize hücûm ederken ibtidâ mehterhâne tâ’ifemiz cenge girmeyüp yan verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
… tarafında kırmızı kilimler üzre beş yüz kîse guruşu hemân püşte-misâl yığdılar
ve solunda
üç yerde âdem kaddi hil‘at-i şâhîleri yığdılar.
Hemân serâperdenin sokakları iki cânibe dahi ziyâde küşâde olup Sadrıa‘zam iskemle-i Âsaf-ı Berhayâ üzre karâr-dâde olup sağ tarafında kırmızı kilimler üzre beş yüz kîse guruşu hemân püşte-misâl yığdılar ve solunda üç yerde âdem kaddi hil‘at-i şâhîleri yığdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106b ·
metinde göster ·
iki aded tabyalar dahi vardır, ammâ Aktabya'dan alçakdır kim Aktabya'ya siper o …
Ve bu Aktabya sağında ve solunda iki aded tabyalar dahi vardır, ammâ Aktabya'dan alçakdır kim Aktabya'ya siper olmuşlardır. Göllük tarafındaki tabyaya Bölme tabya derler. Ve sağ tarafındakine Öksüz tabya derler, zîrâ bu iki mücedded tabyalar Aktabya'nın koltuğu altında vâki‘ olmuşlardır, gûyâ Aktabya'nın oğullarıdır kim her biri âteş-i Nemrûd içinde kalmışlardır, ammâ niçe anayı ve babayı ağladup öksüz koduklarıyçün Öksüz tabya derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… dahi mihrâb u minberi gâyet musanna‘ hatlar ile müzeyyendir. Ve taşrasında sağ
ve solunda
yan soffaları cümle kurşum örtülüdür. Ve sol tarafındaki haremde dîvârda âbdest …
Çârsû içinde havuz meydânı önünde bir câmi‘-i pür-cemâ‘atdir kim tâ Hazret-i Ömer hilâfetinde Mağrib-zemîn pâdişâhlarından Sultân Mansûr-ı Afrikî binâsıdır. Anıniçün kıblesi doğrudur. Bunun dahi içerisi cümle servi çatma kirişlerdir. Lâkin bunun içinde sekiz aded sütûn-ı müntehâlar var kim her biri birer hazîne-i Mısır değer. Bunun dahi mihrâb u minberi gâyet musanna‘ hatlar ile müzeyyendir. Ve taşrasında sağ ve solunda yan soffaları cümle kurşum örtülüdür. Ve sol tarafındaki haremde dîvârda âbdest muslukları ve sağındaki haremde cenâze musallâsı taşı vardır. Ve bir mevzûn şeşhâne sürâhî minâresi var. Yol üzre kıble kapusu vâki‘ olup demir pençerelerdir. El-hâsıl gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
Ve Yeniçeri Ağası Abdurrahmân Paşa dahi câmi‘i cenbinde şâhrâhın sağında
ve solunda
bir bezekistân kâristân bir çârsû-yı müzeyyen etmişdir. Cemî‘i ekâlîm-i seb‘anı …
Ve Yeniçeri Ağası Abdurrahmân Paşa dahi câmi‘i cenbinde şâhrâhın sağında ve solunda bir bezekistân kâristân bir çârsû-yı müzeyyen etmişdir. Cemî‘i ekâlîm-i seb‘anın tuhaf metâ‘ları anda mevcûd olup iki şâhrâhın başında bir kahvehâne etmişdir. Cemî‘i gâziyân-ı serbâzân-ı mücâhidân meddâhân erbâb-ı ma‘ârif şâ‘irân bu mecma‘u'l-irfân kahvehânede mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315b ·
metinde göster ·
Ve cemî‘i câmi‘lerin minâreleri yemîn ü yesârında vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu minâre mihrâbın önünde yine mihrâba muttasıl binâ olmuşdur. Sebeb-i binâsı oldur kim bu câmi‘in sağı ve solu deryâdan dolma zemîndir. Ammâ mihrâb önü arz-ı metîndir kim minâre sâbit-karâr olsun deyü Y 46a üstâd mühendis minâreyi anıniçün ileri mihrâba muttasıl inşâ etmişdir. Serâpâ rusâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘-i nev-ma‘mûr ve cemâ‘ati mesrûr ve müferrih dilküşâ câmi‘-i zîbâdır kim misli meğer Ma‘nisa'da Murâdiyye câmi‘i ola. Ammâ bu câmi‘ ancak bir kubbe-i âlîdir. Ve bir kıble kapusunun atebe-i ulyâsı üzre müzehheb ve lâciverd ile kitâbet olunmuş mermer-i hâm üzre Karahisârî tarzı hatt-ı celî ile tahrîr olunan târîhi bu gûne merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y45b–Y46a ·
metinde göster ·
… tahrîr olunmuşdur. Anın kıblesinde kazâ-i Ula ve anın garbında kazâ-i Yerkesiği
ve solunda
kazâ-i Gereme ve anın garbında kazâ-i Karaova ve anın garbında kazâ-i Sıravala …
Evvelâ taht kazâsı Muğla şehridir ki paşalar bunda sâkin olurlar. Bâlâda evsâfı tahrîr olunmuşdur. Anın kıblesinde kazâ-i Ula ve anın garbında kazâ-i Yerkesiği ve solunda kazâ-i Gereme ve anın garbında kazâ-i Karaova ve anın garbında kazâ-i Sıravala ya‘nî Kara bâğlar ve anın şarkında kazâ-i Milâs ve anın şimâlinde kazâ-i Mandaliyat ve anın şarkında kazâ-i Mazin ve anın şarkında kazâ-i Subuca ve anın şarkında kazâ-i Eskihisâr ve anın şarkında kazâ-i Bozöyük ve anın şarkında kazâ-i Müsevlî ve anın şarkında kazâ-i Davaz ve anın kıblesinde kazâ-i Gerenez ve anın kıblesinde kazâ-i Üzümlü ve ana karîb kazâ-i Averdos ve anın kıblesinde kazâ-i Döğer ve anın kıblesinde kazâ-i Eşen ve anın kıblesinde kazâ-i Mekri ve ana karîb kazâ-i Purnaz ve ana karîb kazâ-i Gökçegöz ve anın garbında leb-i deryâda kazâ-i Gökâbâd ve anın garbında kazâ-i Dabya ve anın garbında kazâ-i Dârâhiyye ve Mekri câniblerinde kazâ-i Kaş, leb-i deryâda Finike kal‘ası hâki ile müşâdır. Ve kazâ-i Kalkanlı, ba‘zı zamân Teke hâkinde kazâlara zamm olunur, bu dahi leb-i deryâya karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y128a ·
metinde göster ·
Ammâ bu dîvânhâne-i Gavrî'nin yemîn [ü] yesâr dîvârlarındaki ruhâmlar üzre tahtânî ve fevkânî gûnâ-gûn hatlar vardır. Ammâ bu dîvânhânede paşanın soffası sağında Y 83b ve solundaki köşelerde çâr-gûşe çâr-gûşe ruhâmlar içre üstâd-ı mermer-bür ilm-i cifrin Sultân Gavrî'den pinhân içün bir gûne Kûfî hat-misâl ile Sultân Selîm'in bu dîvânhâneye geleceğin bir rumûz ile tahrîr-i ruhâm etmişdir kim gûyâ sihr-i mübîndir. Niçe yüz erbâb-ı ma‘ârife ol hatları gösterdim, bir merd-i ferd-i âferîde kırâ’at etmeğe kâdir olmadılar. Zîrâ ol hat gâyet rumûz ile kırâ’at olunur. Evvelâ paşanın sol tarafdaki çâr-gûşe ruhâm hatda;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a–Y83b ·
metinde göster ·
… sı başına paşa oturup sağında emîrü'l-hac beğ ve kâyimmakâm beğ ve gayrı beğler
ve solunda
defterdâr beğ ve ebü'l-kelâm beğ ve (---) bölük ağaları tâ saff-ı na‘lde azeble …
Hatîb vaz‘ u nasîhati tamâm edüp ba‘de'd-du‘â paşa ile imâm ve hatîb ve meşâyih musâfaha edüp biner para ihsânlar alup yine paşa alay-ı muhtasar ile sarâyında Gavrî dîvânhânesinde ber-karâr olunca cümle dîvân çavuşları alkışlayup paşa summât-ı Muhammedî başına oturur kim kâmil üç bin sahan mümessek ü mu‘amberîn bir ni‘met-i nefîse-i hâssu'l-hâs ta‘âm kat-ender-kat sahan sahan üzre bir âdem kaddi yığılmış ni‘met-i hudâ gelüp sofrası başına paşa oturup sağında emîrü'l-hac beğ ve kâyimmakâm beğ ve gayrı beğler ve solunda defterdâr beğ ve ebü'l-kelâm beğ ve (---) bölük ağaları tâ saff-ı na‘lde azebler ağası oturur. Ammâ cebecibaşı ve topcubaşı ve top arabacıbaşısı ve muhtesib ağası (---) ve kâfile başı ve subaşı ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümânbaşı bunlar dîvân-ı pâdişâhî huddâmlarıdır, hizmet edüp paşa ile summâta oturmazlar. Ammâ dağlar gibi yığılan sahanların öte tarafında yedi bölük ihtiyârların çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı da‘vet edüp summât başına gürûh gürûh gelüp otururlar. Q 225bP 222b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181a ·
metinde göster ·
… er-i sa‘âdetine selîmî destâr üzre iki sorguc-ı şâhî takup sağında sekiz cellâd
ve solunda
piyâde subaşı ve muhtesib bile paşa ile muta‘azzımâne ubûr ederken paşa iki cân …
Ve paşa dahi altun zencîrli ve murassa‘ eğer ve mücevher rahtlı incü çerkâb düğme abâyîli esb-i sabâ-reftâr üzre eğninde semmûr kabaniçse üzre mücevher tîrkeş kuşanup ve katîfe şalvâr ile ayağına sarı Çerkezî fillar geyüp ser-i sa‘âdetine selîmî destâr üzre iki sorguc-ı şâhî takup sağında sekiz cellâd ve solunda piyâde subaşı ve muhtesib bile paşa ile muta‘azzımâne ubûr ederken paşa iki cânibine tevâzu‘la selâm vererek fukarâya ihsân ederek ubûr ederken bay [u] gedâ ve pîr ü civân "Hafizakallâh yâ sultâne Mısır, yâ mütevellîye Mısır, yâ azîz, yâ velîye Mısır, yâ vâlîye Mısır" deyü du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y189a ·
metinde göster ·