… rı ve şeyhânî ve ma‘arrâvî ve seyf-i zülyezenî ve seyf-i zülfeccâmî ve hoşkadem
ve sunkur
ve esed ve zivzik ve demir delisi işleri ve selâme işi ve kârhâne işi ve Mısırl …
Neferâtları tahtırevânlar üzre ve seyishâneler üzre dükkânların Sahâbe-i güzîn ve çâr-yâr-ı mu‘în kılıçları ve şeyhânî ve ma‘arrâvî ve seyf-i zülyezenî ve seyf-i zülfeccâmî ve hoşkadem ve sunkur ve esed ve zivzik ve demir delisi işleri ve selâme işi ve kârhâne işi ve Mısırlı Alî Berkûk işi ve Şâmlı Müstakîm işi ve Hindî Halkân işi ve Alaman ve Selânik ve Eski Cezâyir ve Felâra ve Islatına işleri gibi niçe meşhûr-ı âfâk bildiğimiz kılıçlar ile dükkânların zeyn edüp ba‘zı üstâdlar kılıçları mücellâ ederek ba‘zısı zağlıyarak güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181a ·
metinde göster ·
… tâ’ife-i sayyâdân küheylân atlar üzre ellerinde Edil doğanları ve dal doğanları
ve sunkur
ve toykun ve karçığa ve şâhîn ve zağanos ve balaban ve çakır ve taştülek ve dev …
Bu tâ’ife-i sayyâdân küheylân atlar üzre ellerinde Edil doğanları ve dal doğanları ve sunkur ve toykun ve karçığa ve şâhîn ve zağanos ve balaban ve çakır ve taştülek ve devlingec ve karakuş [ve] atmaca ve karagöz nâm bâzlar(lar)iyle tablbâzlarına turralar urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli avlar ile alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… em edüp ilâ yevminâ hâzâ mu‘âfdırlar. Ancak alâ tarîkı'l-hedâye İspirî doğanlar
ve sunkur
ve toygun-bâzlar ve mümtâz gılmân-ı şehnâzlar ve dûşîze-i dil-nüvâzları der-i d …
Kavm-i müşrikînden ibtidâ tâ’ife-i Yahûddır. Andan kavm-i fecere bu Gürcî'nin kavm-i Dâdyân'ı ve Şavşad kavmleridir. Anlardan 320b kavm-i Kuril ve kavm-i Açıkbaş ve kavm-i Mikril ve kavm-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Müteferrik olup cümlesi ümmet-i Dâvûd Nebî iken millet-i Mesihî'den olup kitâb-ı İncîl ile zu‘m-ı bâtıl ederler ammâ cümlesi on iki lisân üzre tekellüm ederler. Gûnâ-gûn lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânların tercümân ile anlar ecnâs-ı ünâsdır. Ammâ lisân-ı Şavşad u Dâdyân-ı zu‘m-ı fâsîdler niçe fesâhat u belâğat ile kelimât eder kavmlerdir. Hakîkatü'l-hâl hâlâ Moskov diyârının kralları inkırâz bulsa millet-i Mesîhıyye'nin güzîdesi ve Enûşirvânı ve hasîb [u] nesîbidir, deyü Şavşad'dan yâhûd Dâdyân'dan bir beğ alup Moskov'a kral ederler. Kitâbî kavmdirler. Ammâ Abaza ve Çerkes-i nâ-kes Arab'dan azgın kavm-i cedîd olmağıla aslâ kitâbları ve bed-mezhebleri yokdur. Bu Gürcîstân papaslarının takrîrleri üzre tevârîh-i atîklerinde eyle tahrîr eder kim silsileleri Keykâvûs'a ve niçe bin pehlivânlara müntehî olup andan Dâvûd Nebî a.s. hazretine müntehî olur, derler. Meğer Gürcîstân'da bir pâdişâh var idi. Mürd oldukda yerine Temerrüd nâm bir kızı hâkime olup bir kimesneye varmayup babasından irs ile intikâl eden diyârlarını hükm-i hükûmât ederek bir gice bir pençe-i âfitâb gulâm ile ayş [u] işret mâbeyninde melike kız mest iken ol civân kıza susa edüp melike hâmile kalır. Andan bir meh-pâre duhter-i pâkize-ahter tevellüd edüp ol kızı pinhân edüp Vat nâhiyesine gönderir. Beri tarafda melike bed-nâm olmamak içün kendüye susa edüp bekâretin izâle eden mîrâhûr civânı bir halîc buzu üzre bir murğ-ı sürhab saydın almağa gönderüp ol civân buza cuyulup gark-ı âb olup melike duhter güft [u] gûy-ı kabâ’ilden halâs olup bu melîkeden müştakka olan kız dahi kemâlin bulup ol kızı Beğ Dîvân nâm bir melikzâdeye verirler. Ol kızdan üç oğul olur. Anlar dahi fetâ yiğitler olduklarında Gürcîstân'ı üç bahş edüp büyük beğzâdeye Kütâtis ülkesi verirler kim ana Baş-açık vilâyeti derler. Hâlâ Başaçık tâ’ifesinin nesli ol büyük beğzâde Mârûla melike müntehî olur. Veled-i vustâya Tiflis ülkesini verirler ki ismi Simon'dur. Küçük oğlana Bâht vilâyetin verirler kim Dâdyân kavminin nesli ana müntehîdir. Bu Dâdyân Beğ cihân-ârâ bir âdil pâdişâh olup cümle kefereler buna tâbi‘ olmuşlardı. Hâlâ Gürcîstân'da bu Dâdyân ve Açıkbaş beğlerine cümle Gürcîstân itâ‘at ederler, gûyâ baş papaslarıdır. Cümle kefere kralları hîn-i cülûsda kılıç kuşansa Açıkbaş ve Dâdyân'ın izniyle bir âdem kılıç kuşadup cümle kefere ol kral-ı dâldan bid‘at ederler. Hattâ Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken bu Açıkbaş beğiyle hüsn-i ülfet edüp Kütâtis kal‘asında niçe zamân ayş [u] işret edüp babası Bâyezîd-i Velî'den sonra Selîm Hân müstakil sultân oldukdan sonra Açıkbaş ülkesinin tâc harâcı ve tekâlîf-i örfiyyesin hatt-ı şerîf-i kavî huccet ile mu‘âf [u] müsellem edüp ilâ yevminâ hâzâ mu‘âfdırlar. Ancak alâ tarîkı'l-hedâye İspirî doğanlar ve sunkur ve toygun-bâzlar ve mümtâz gılmân-ı şehnâzlar ve dûşîze-i dil-nüvâzları der-i devlete göndermeleri beher sene kânûn-ı Selîm Hân-ı Evveldir, ve's-selâm. Ba‘dehû bu zikr olunan Azgûr kal‘asından kalkup cânib-i garba ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre câ-be-câ hıyâbân [u] gülistânlı zemîn-i mahsûldâr ve çemenzâr yerler üzre 4 sâ‘atde hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle sâlimîn ve gânimîn sedd-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a–320b ·
metinde göster ·
… ayf [u] şitâda niçe yüz doğan ve çakır ve balaban ve zağanos ve şahin ve sayağı
ve sunkur
ve toygun ve kırgıl ve karcığa ve kücügez ve devlengeç ve karakuş ve atmaca ve …
Ve eyle sayyâddır kim tülekhânesinde sayf [u] şitâda niçe yüz doğan ve çakır ve balaban ve zağanos ve şahin ve sayağı ve sunkur ve toygun ve kırgıl ve karcığa ve kücügez ve devlengeç ve karakuş ve atmaca ve karagöz nâm tuyûrları kendüye râm edüp Bitlîs derelerinde senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu sicillâtda müsbetdir, ammâ bu şikâr hânın fermânıyla yılda bir kerre cümle aşîreti Kürdleri üç gün dağları süzerek 228a Bitlîs deresi hûş u tuyûr ve gûnâ-gûn vahşî canavarlar ile dere ve depeler ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç ay bu mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bitlîs koyun ve kuzu etlerinden müstağnî olurlar. Bu şikâra beyne'l-Ekrâd helû derler. Niçe yüz bin Ekrâdın hâyuhûları ile dağlar içre velvele-nâk olur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b–228a ·
metinde göster ·
… . Hemân anlar dahi bir yire cem‘-i vefîr ile domuz topu olup kudurmuş kelb gibi
ve sunar-turaş
zağar gibi her tarafa sunup iki asker "Allah Allah" diyerek birbirlerine karıld …
Hemân dem asâkir-i hân-ı hezîmet-me’ser bu hâl-i pür-melâli gördüler kim içlerine Kassâb-ı Cömerd köçekleri girüp murâd idindikleri üzre başdan ve koldan ve butdan kelle paça edüp kırup dökerler. Hemân anlar dahi sa‘b meterislerinde kapanup var kuvveti bâzûya getirüp derûn-ı dilden cenge âheng etdiler ve meterisden taşra çıkmış bulunanlar gördüler kim cânib-i erba‘aların Osmânlı ve Vanlı askeri almış. Hemân anlar dahi bir yire cem‘-i vefîr ile domuz topu olup kudurmuş kelb gibi ve sunar-turaş zağar gibi her tarafa sunup iki asker "Allah Allah" diyerek birbirlerine karıldı ve katıldı. Meterislerinden niçe bin tüfengler hebâya atıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… vher ve musanna‘ gılâflı şemşîr-i âteş-tâblar kim her biri Şeyhânî ve Ma‘arrâvî
ve sunkurî
ve esedî ve Cıskâvî ve Dâvûdî ve hadîd-i Hindî ve Kûmî ve Sıfahânî ve Şâmî ve M …
Ve üç yüz seksen aded mücevher ve musanna‘ gılâflı şemşîr-i âteş-tâblar kim her biri Şeyhânî ve Ma‘arrâvî ve sunkurî ve esedî ve Cıskâvî ve Dâvûdî ve hadîd-i Hindî ve Kûmî ve Sıfahânî ve Şâmî ve Mısrî ve atîk İslâmbolî ve Firengî ve Almanî ve Selânikî ve kalara demirlerinden zikr olunan diyârların hadîd mücevherlerinden mezkûr üstâd işleri mücevher gılâflar ile üç yüz seksen aded kılıç ve gaddâreler çıkdı kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a ·
metinde göster ·
Sivas eyâletinde, Keskin sancağında ve Bozok sancağında
ve Sunkur
imâd içinde mum söndürenler vardır kim "Mumu söndürüp herkes birer âdemin karıs …
Sivas eyâletinde, Keskin sancağında ve Bozok sancağında ve Sunkur imâd içinde mum söndürenler vardır kim "Mumu söndürüp herkes birer âdemin karısın kucaklayup bir bucakda bacaklar derler." Hâşâ sümme hâşâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·
… racân ve Karakulhân ve Karapîr ve Seyfedîn ve Şemseddîn ve Esmâdîn ve Hurremnây
ve Sunkurkay
ve Şâhlevend Kay ve Gencebây ve Elvend Ak misilli nâmları var.
Nâmhâ-yı emredân: Halkının ekseriyyâ isimleri Karahân ve Karacân ve Karakulhân ve Karapîr ve Seyfedîn ve Şemseddîn ve Esmâdîn ve Hurremnây ve Sunkurkay ve Şâhlevend Kay ve Gencebây ve Elvend Ak misilli nâmları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310a ·
metinde göster ·
… n cânib-i garba Musul râhı üzre niçe sengistân beller ve yollar ve kendler aşup
ve sun‘-ı
Hudâ dırahtlar temâşâ edüp kâmil (---) gidüp,
Menzil-i karye-i (---): Bir kûh-ı bâlâ dâmeninde üç yüz hâneli ve câmi‘ ve bâğlı karyedir. Andan cânib-i garba Musul râhı üzre niçe sengistân beller ve yollar ve kendler aşup ve sun‘-ı Hudâ dırahtlar temâşâ edüp kâmil (---) gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 382a ·
metinde göster ·
… ceği ta‘ahhüd etdiği iki yüz kız ve iki yüz gulâmlar ve on çift doğan ve toykun
ve sunkur
kuşlar ve Paşa'ya elli aded yarar tîrkeş getürür bahâdır gulâmlar ve niçe girân …
Ba‘dehû Hân Turla nehrinin Mayak geçidinden ve Otyarık geçidinden üç günde geçüp yedi günde vatan-ı aslîsi olan Kırım diyârına sâlimîn ü gânimîn ve mansûr u muzaffer varup üç gün üç gece şehir donanması olup mukaddemâ Kaya Sultân'a göndereceği ta‘ahhüd etdiği iki yüz kız ve iki yüz gulâmlar ve on çift doğan ve toykun ve sunkur kuşlar ve Paşa'ya elli aded yarar tîrkeş getürür bahâdır gulâmlar ve niçe girân bahâlı eşyâlar gönderüp ahdlerine vefâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52b ·
metinde göster ·
Sultân Mustafâ eydir: ‘Yok bürâder, Melek'den bir kızı olup sonra gelsin’ deyü vâkı‘ayı Sultân göreli, işte hâlâ hâmiledir. Vallâhu a‘lem bir kız doğurur. Hudâ âsân ede. Benden boşanup beyâz izâr bürünüp koltuğuna dörd âdem girüp götürdükleri beyâz izâr kefendir. Dörd âdem götürdüğü tabutun götürecekleridir ve Sultân Ahmed'in, ‘Elbette Kaya'yı emr-i Hakk ile boşa ve aklın varsa, üç yıldan sen de boşan’ dediği hemân üç yılda ben de ardı sıra giderim ve Ayasofya'da şeyhülislâm ile helc u melc namâz kıldığımız, benim meyyitim namâzın şeyhülislâm kılar, zîrâ Sun‘îzâde Efendi, beyâz ridâsın arkama 77b örtüp başımdan örtmediği bir hayli mu‘ammerlik alâmetidir ve Sun‘îzâde elime yapışup beni sarâyıma götürdüğü Allâhu a‘lem beni tâ mezârıma varınca götürür ve elbette Kaya Sultân bu vaz‘-ı hamlde merhûme olur" deyüp gördüğü vâkı‘ayı böyle ta‘bîr etdikde, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77a–77b ·
metinde göster ·
… ların ellerinde kargı sırıklar ve bellerinde şeyhanî ve Ma‘arravî ve Hoş-kademî
ve Sunkurî
ve Esedî ve şâmî ve Mısrî ve İslâmbolî ve Hindî ve Kirmânî ve Horasanî ve Mu‘al …
Alay-ı iç ağaları: Cümle beş yüz aded pâk u pâkîze bıyıklı şahbâz yiğitler kim her biri Rüstem-i Restân ve Sâm ve Nerîmân şecâ‘atli fetâlar kim cümlesi âlet-i silâha müstağrak olmuş fedâ’î ve Mervanî şevâribli dilâver-i server-i hünerver erler ve tüvânâ fetâ ve kağân er arslan yiğitler kim her biri bir ejder-i heft-serden nişân verir bahâdırların ellerinde kargı sırıklar ve bellerinde şeyhanî ve Ma‘arravî ve Hoş-kademî ve Sunkurî ve Esedî ve şâmî ve Mısrî ve İslâmbolî ve Hindî ve Kirmânî ve Horasanî ve Mu‘allim Dâvûdî kılıçlı iç ağalarının uylukları altında hıştlar ile müheyyâ ve hâzır-baş atbaşı berâber yiğitler selâma dururlardı kim bu asker-i müzeyyenin âlet-i silâh şa‘şa‘asından ber-havâ tayerân eden hûş [u] tuyûrların çeşmleri hîrelenüp nâbînâvâr zemîne nâzil olup piyâde âdemler ol kuşları sayd ederlerdi. Tâ bu mertebe mükellef ü müzeyyen şa‘şa‘alı alay idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82a ·
metinde göster ·
… alaybeğlerinden ve erbâb-ı zu‘amâdan cümle yigirmi tazı ve on beş taraş ve tula
ve sunar
ve arayıcı zağarlar ve beş aded şahin ve zağanos ve balaban ve doğanlar bulunup …
Bu cezîre-i Bozcaada'yı seyr [ü] temâşâ ederken ertesi gün muhâfazaya me’mûr olan Sührâb Mehemmed Paşa sayd [u] şikârdan geldiği sâ‘at hakîr buluşup emr-i pâdişâhîyi ve Cânpoladzâde Çakırcıbaşı mektûbların verüp kırâ’at etdikde mefhûmu ma‘lûm olup "El-emrü emrüküm, fermân pâdişâhımındır" deyü kendüde bulunan on tazı ve on re’s kelb-i mu‘allem zağarlar ve yedi aded bâz-ı hümâ-pervâz doğanlar verdi. Ve cezîre muhâfazasında olan alaybeğlerinden ve erbâb-ı zu‘amâdan cümle yigirmi tazı ve on beş taraş ve tula ve sunar ve arayıcı zağarlar ve beş aded şahin ve zağanos ve balaban ve doğanlar bulunup mektûblar tahrîr olundukda hakîre bir kîse na‘l-bahâ ve huddâmlarıma yüz guruş ve birer çuka verüp ertesi gün cümle doğan ve tazı ve zağarları erbâb-ı tîmâra verüp Paşa ile vedâ[‘]laşdıkda iskele başında yigirmi oturak firkate ile tarfetü'l-ayn içre karşu tarafda Kazdağı hâkinde (---) geçüp anda atlarımıza süvâr olup vakt-i asırda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 92b ·
metinde göster ·
… eyüp at bırağınca cümlemiz dal-sâtûr-ı Muhammedî olup aç kurd koyuna sunar gibi
ve sunar
zağar gibi kâfirin ardına düşünce kâfir gördü kim kendü câniblerinden Türk aske …
Hemân bizim Yûsuf Kethüdâ'mız ibtidâ "Allâh Allâh" deyüp at bırağınca cümlemiz dal-sâtûr-ı Muhammedî olup aç kurd koyuna sunar gibi ve sunar zağar gibi kâfirin ardına düşünce kâfir gördü kim kendü câniblerinden Türk askeri gelir. Hemân kıranlarındaki yayanları kovmadan ferâgat edüp bizüm üzerimize döndüler. Hemân cümle kâfirle alak bulak olup anlar bizlere, biz anlara bizler sokup kırarken ileri kaçan yayalarımız dahi geri dönüp kâfir iki asker arasında kalup cümle kefere kayalar arasına sepişüp merdâne ve dilîrâne hakkâ ki ey ceng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
… ibleri evc-i semâya ser çekmiş yalçın kızıl kızıl mehîb ü mahûf kayalarda şâhîn
ve sunkur
ve toykun ve karçığa ve karakuş ve devlingeç yuvalı korkunç kayalardır kim altl …
Ve bu mezkûr de[re]lerin içleri bir vâsi‘ çemenzâr ve nebâtât ve âb-ı hayâtlı sevâd yerlerdir kim bu dereçelerin tûlu sekiz sâ‘at hıyâbân-ı İrem derelerdir. Bu derelerin iki cânibleri evc-i semâya ser çekmiş yalçın kızıl kızıl mehîb ü mahûf kayalarda şâhîn ve sunkur ve toykun ve karçığa ve karakuş ve devlingeç yuvalı korkunç kayalardır kim altlarında kûh-ı Demâvend-misâl niçe bin mağâralar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
… ler ve bir külçe tahta semmûr kürkler ve bin çift balık dişi ve elli çift doğan
ve sunkur
ve toykun kuşları ve iki bin çift la‘l-gûn telatinler ve bin külçe dâne semmûrl …
"Şimden gerü siz bana râst geldiniz, hikmet oldu. Ba‘de'l-yevm siz bize lâzımsız. Mukaddemâ bu kardaşımız küçük elçilik ile Âl-i Osmân'a gitse gerek idi, ammâ şimdi gayri iş zuhûr edüp şehinşâh kralım beni büyük elçi ta‘yîn eyleyüp bin külçe envâ‘ından kürkler ve bir külçe tahta semmûr kürkler ve bin çift balık dişi ve elli çift doğan ve sunkur ve toykun kuşları ve iki bin çift la‘l-gûn telatinler ve bin külçe dâne semmûrlar ve üç çift beyâz semmûr kürkleri ve üç çift siyâh tilki kürkleri ve bir kantâr şemmâme amberler ve niçe bin gûne tuhaf u tefârûklardan mâ‘adâ pâdişâhınıza yüz kîse altun ve vüzerâ ve ulemâlarına ve gayri ser-i kârda olan a‘yân-ı kibârlara dahi gûnâ-gûn hedâyâlar ile yüz kîse altun dahi anlara götürürüm, zîrâ geçen günlerde bizim re‘âyâlarımızdan olan Heşdek kavminin yüz, yüz elli bini bizim kralımızın bir oğlun öldürüp ve bir şehzâdemizi esîr edüp Edil suyun karşu Heyhât sahrâsına geçüp Osmânlı hudûduna girüp kaldılar. Biz de üzerlerine asker çeküp varup savaş eylesek Osmânlıyla sulha muğâyir iş eylemiş oluruz. İmdi şimdi bu kadar hedâ-yı tuhaflar ile Osmânlıya gidüp şehzâdemizin leşin ve esîr olanı istemeğe gideriz. Besbelli siz Osmânlının bir vâcibü'r-ri‘âyâ kimesnesisiz. Ben sizin gibi âdemi gökde ararken yerde buldum. Elbette kralımıza gitmeden fâriğ olup bizimle kal‘a-i Azağ'a andan Devlet-i Osmânlıya bile gidüp niçe niçe işlerimize delâlet edüp hizmet-i şehinşâhımızda bulunup kraldan ziyâde lütfumuz görürsüz" deyüp hakîre ricâlar etdi. Hakîrin de cânına minnet ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
Ve bu sahrâ-yı Edil'de olan karçığa ya‘nî doğan ve toykun
ve sunkur
ve albay va lâçîn ve bödene ve topalken ve kırgı ve küykenek nâm yırtıcı doğan …
Ve bu sahrâ-yı Edil'de olan karçığa ya‘nî doğan ve toykun ve sunkur ve albay va lâçîn ve bödene ve topalken ve kırgı ve küykenek nâm yırtıcı doğan gibi şâhin kuşlar bu dünyâda yokdur. Hattâ kaz kadar beşer onar kerre tülemiş toykun ve sunkur nâm doğanlar var kim yaban atın ve yaban devesi ve yaban dombayların alup yer. Eğer su’âl olunursa bir kuş bir atı ve bir deveyi ve câmûsu nice alup yer derse eyle yaranup tülemişdir kim gözleri kırmızı mercân gibi olup kendüye gıdâ olacak mertebe bir şikâr bulmayıcak hemân yaban atı ve devesine hücûm edüp ibtidâ atı sağrısından nâhunlayup ya‘nî tırnak urup arkasın yere yere atın başına konup kanatlarıyla atların ve develerin gözlerin kapayup seğirtmeğe komayup iki gözlerin oyup çıkarup amânı ve kuvvetin kesüp hâh nâ-hâh atı ve dombayı ve her ne ise yeyüp kasığından yırtup yer, ka[r]nı doyup pervâz urdukda sâ’ir kurdlar ve tilki ve çakallar ve gayri hayvânâtlar at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun ve sunkur nâm kuşlar ayu ve kurd ve tilki ve çakala ve arslana sunmazlar, zîrâ anlar yırtıcı mahlûklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… şâhin kuşlar bu dünyâda yokdur. Hattâ kaz kadar beşer onar kerre tülemiş toykun
ve sunkur
nâm doğanlar var kim yaban atın ve yaban devesi ve yaban dombayların alup yer. …
Ve bu sahrâ-yı Edil'de olan karçığa ya‘nî doğan ve toykun ve sunkur ve albay va lâçîn ve bödene ve topalken ve kırgı ve küykenek nâm yırtıcı doğan gibi şâhin kuşlar bu dünyâda yokdur. Hattâ kaz kadar beşer onar kerre tülemiş toykun ve sunkur nâm doğanlar var kim yaban atın ve yaban devesi ve yaban dombayların alup yer. Eğer su’âl olunursa bir kuş bir atı ve bir deveyi ve câmûsu nice alup yer derse eyle yaranup tülemişdir kim gözleri kırmızı mercân gibi olup kendüye gıdâ olacak mertebe bir şikâr bulmayıcak hemân yaban atı ve devesine hücûm edüp ibtidâ atı sağrısından nâhunlayup ya‘nî tırnak urup arkasın yere yere atın başına konup kanatlarıyla atların ve develerin gözlerin kapayup seğirtmeğe komayup iki gözlerin oyup çıkarup amânı ve kuvvetin kesüp hâh nâ-hâh atı ve dombayı ve her ne ise yeyüp kasığından yırtup yer, ka[r]nı doyup pervâz urdukda sâ’ir kurdlar ve tilki ve çakallar ve gayri hayvânâtlar at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun ve sunkur nâm kuşlar ayu ve kurd ve tilki ve çakala ve arslana sunmazlar, zîrâ anlar yırtıcı mahlûklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… i ve çakallar ve gayri hayvânâtlar at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun
ve sunkur
nâm kuşlar ayu ve kurd ve tilki ve çakala ve arslana sunmazlar, zîrâ anlar yırt …
Ve bu sahrâ-yı Edil'de olan karçığa ya‘nî doğan ve toykun ve sunkur ve albay va lâçîn ve bödene ve topalken ve kırgı ve küykenek nâm yırtıcı doğan gibi şâhin kuşlar bu dünyâda yokdur. Hattâ kaz kadar beşer onar kerre tülemiş toykun ve sunkur nâm doğanlar var kim yaban atın ve yaban devesi ve yaban dombayların alup yer. Eğer su’âl olunursa bir kuş bir atı ve bir deveyi ve câmûsu nice alup yer derse eyle yaranup tülemişdir kim gözleri kırmızı mercân gibi olup kendüye gıdâ olacak mertebe bir şikâr bulmayıcak hemân yaban atı ve devesine hücûm edüp ibtidâ atı sağrısından nâhunlayup ya‘nî tırnak urup arkasın yere yere atın başına konup kanatlarıyla atların ve develerin gözlerin kapayup seğirtmeğe komayup iki gözlerin oyup çıkarup amânı ve kuvvetin kesüp hâh nâ-hâh atı ve dombayı ve her ne ise yeyüp kasığından yırtup yer, ka[r]nı doyup pervâz urdukda sâ’ir kurdlar ve tilki ve çakallar ve gayri hayvânâtlar at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun ve sunkur nâm kuşlar ayu ve kurd ve tilki ve çakala ve arslana sunmazlar, zîrâ anlar yırtıcı mahlûklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… lana pençe urmaz. Hattâ kavm-i Heşdek ve kavm-i Noğay bu Edil kuşlarının toykun
ve sunkur
ve gayri doğanların eyle öğredirler kim Tatar kavmi ana kuşa lâçîn derler. Hasm …
Bu Heyhât arslanı Bağdâd gazanferi gibi yünü mücellâ değildir. Hemân Engürü vilâyetinin sof keçisi yünü gibi salkım saçak keçileri gibi yünleri ve mefret ve mehîb ra‘d-âvâz esedleri vardır. Anıniçün sunkur ve toykunlar bu arslana pençe urmaz. Hattâ kavm-i Heşdek ve kavm-i Noğay bu Edil kuşlarının toykun ve sunkur ve gayri doğanların eyle öğredirler kim Tatar kavmi ana kuşa lâçîn derler. Hasmı olan âdem eyle bir sahrâda yâ bir yerde yalınız giderken iki dâne kuşları hasmına koyuverüp hâh nâ-hâh ne kadar Rüstem yiğit olsa bir beri bir beri çala çala ol âdemi atından yıkarlar. Ve ol mahalde hasmı yetişüp hasmından intikâm alır. İşde tâ bu mertebe âdeme sunar toykun ve sunkurları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… lde hasmı yetişüp hasmından intikâm alır. İşde tâ bu mertebe âdeme sunar toykun
ve sunkurları
olur.
Bu Heyhât arslanı Bağdâd gazanferi gibi yünü mücellâ değildir. Hemân Engürü vilâyetinin sof keçisi yünü gibi salkım saçak keçileri gibi yünleri ve mefret ve mehîb ra‘d-âvâz esedleri vardır. Anıniçün sunkur ve toykunlar bu arslana pençe urmaz. Hattâ kavm-i Heşdek ve kavm-i Noğay bu Edil kuşlarının toykun ve sunkur ve gayri doğanların eyle öğredirler kim Tatar kavmi ana kuşa lâçîn derler. Hasmı olan âdem eyle bir sahrâda yâ bir yerde yalınız giderken iki dâne kuşları hasmına koyuverüp hâh nâ-hâh ne kadar Rüstem yiğit olsa bir beri bir beri çala çala ol âdemi atından yıkarlar. Ve ol mahalde hasmı yetişüp hasmından intikâm alır. İşde tâ bu mertebe âdeme sunar toykun ve sunkurları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
kuşları var imiş, haber aldım. Anları bize getir, sa‘âdetlü pâdişâha verelim ve …
"Yâ Evliyâm, sakın saklama. Sende yahşi toykun ve sunkur kuşları var imiş, haber aldım. Anları bize getir, sa‘âdetlü pâdişâha verelim ve sana bî-hisâb ihsânlar alıverelim ve ne dilersen verelim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203a ·
metinde göster ·
… cüsse-i şecere-i tayyibenin kalınlığı iki destâr ihâta eder cüssedâr ve sâyedâr
ve sun‘-ı
Perverdigâr evc-i semâya ser çekmiş şecere-i azîmdir. Sâyesinde ba‘zı gencer ce …
Bu mahalde bir çınâr-ı azîm var kim her haşebesin üçer âdem dirâgûş edemez serâmed nihâllerdir kim kırkar ve ellişer zirâ‘ tavîldir. Ve cüsse-i şecere-i tayyibenin kalınlığı iki destâr ihâta eder cüssedâr ve sâyedâr ve sun‘-ı Perverdigâr evc-i semâya ser çekmiş şecere-i azîmdir. Sâyesinde ba‘zı gencer cem‘iyyetlerinde beş altı bin âdem cem‘ olup zıllindeki hıyâbân koyahında sâyelenüp ayş [u] işret edüp Hüseyin Bınarı'nda Hüseyin Baykara zevki gibi zevk [u] şevk edüp gûnâ-gûn fasıllar ederler. Böyle bir vâcibü's-seyr dıraht-ı azîm ve bir mesîregâh-ı kadîm yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y27a ·
metinde göster ·
Bu Ayn-ı Zerka, cebel-i Zerka'dan gelüp kadîm a‘sârda çöle gidermiş. Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh Mekke kârbâniyle Busrâ şehrine gelirken bu nehr-i azîme işâret buyurup dağı ve taşı aşarak Hazret-i Risâlet ile tâ bu Ayn-ı Zerka kal‘ası cenbine gelüp andan cânib-i garbda Buhayre-i (---) mahlût olur bir âb-ı hayât-ı cân-bahşdır, zîrâ menba‘ı karlı cebel-i müntehâlardır. Ve iki cânibi Bağdâd kargısı gibi neyistândır kim bir (---)(---)(---) ve neyleri (---)(---)(---) bu neyistândan kesüp vilâyet vilâyet hedâyâ götürürler. Gâyetü'l-gâye mevzûn ve sun‘-ı Hudâ'dır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263a ·
metinde göster ·
… n ve Engürü'de âl-i Sübhân ve Sarhan'da âl-i Sarhaniyân ve İmâd elinde İmâd Bay
ve Sunkur
elinde âl-i Sunkur Bay ve Keskin elinde âl-i Keskin Bay ve Teke elinde âl-i Tek …
(---) 15 varakda, devlet-i Yûnâniyân ve devlet-i Batâlise. Ve yigirmi üçüncü fasıl: Y 453a devlet-i âl-i Osmân'ın tulû‘ [u] zuhûrun bildirir. Evvelâ cedd-i âl-i Osmân Ertuğrul Hân ve âl-i Zülkadriyye ve âl-i Ramazâniyye ve âl-i Dânişmendiyye ve Kastamoni'de âl-i (---) ve Amasiyye'de âl-i Ferhâd ve Kütâhiyye'de âl-i Germiyân ve Engürü'de âl-i Sübhân ve Sarhan'da âl-i Sarhaniyân ve İmâd elinde İmâd Bay ve Sunkur elinde âl-i Sunkur Bay ve Keskin elinde âl-i Keskin Bay ve Teke elinde âl-i Teke Bay ve Hamîd elinde Hem-it Bay ve Menteşe elinde Menteş Bay ve Aydın elinde Aydın Bay ve Lârende elinde âl-i Karaman Bay ve Yalakâbâd'da Ertuğrul Bay. Ve bu mezkûr devlet esmâları cümle Sultân Alâ’üddîn'in boybeğleri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y452b–Y453a ·
metinde göster ·
… Ebülcâvî ve mahalle-i Temâliyye ve mahalle-i Cizî ve evsâf-ı mahalle-i Tarrâne
ve sun‘-ı
Hudâ natrûn ve mahalle-i Zâviye ve mahalle-i Ebû Nişâne ve mahalle-i İşmûn Cûre …
(---) varakda, mahalle-i Farasdak ve mahalle-i İşlîmiyye ve mahalle-i Tâhiriyye ve mahalle-i Kefr-i Ziyâd ve mahalle-i şâbûr ve mahalle-i Selîmûn ve mahalle-i Kefr-i Nâhe ve mahalle-i Kefr-i Cedîd-i Kebîr ve mahalle-i Ebû Ahmed ve mahalle-i Buhayre ve mahalle-i Zağîre ve mahalle-i Tunûb ve mahalle-i Emrûz ve mahalle-i Tayerne ve mahalle-i Alkame-i Ebülcâvî ve mahalle-i Temâliyye ve mahalle-i Cizî ve evsâf-ı mahalle-i Tarrâne ve sun‘-ı Hudâ natrûn ve mahalle-i Zâviye ve mahalle-i Ebû Nişâne ve mahalle-i İşmûn Cûreys ve kefr-i Çerkes ve mahalle-i Kuta ve mahalle-i Ümmü Dînâr ve mahalle-i şirâvî ve mahalle-i Derâvî ve evsâf-ı Batnü'l-bakar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y456a ·
metinde göster ·
Âl-i Osmân'a mutî‘ olup alâ-tarîkı'l-hedâye matbah-ı sultânîye yüz bin bez
ve sunkur
doğanlar ve ispiriler ve toykun doğanlar ve mahbûbe kızlar ve oğlanlar verirler …
Âl-i Osmân'a mutî‘ olup alâ-tarîkı'l-hedâye matbah-ı sultânîye yüz bin bez ve sunkur doğanlar ve ispiriler ve toykun doğanlar ve mahbûbe kızlar ve oğlanlar verirler. Bu Dâdyân kavmi âb [u] hevâsı latîf cây-ı menâs yer bulmağile tenâsül bularak bu dağıstân cengelistân içre beş tabaka oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y34a ·
metinde göster ·
… âl-i Sübhân ve Sarhan vilâyetinde âl-i Sarhan Bay ve İmâd elinde âl-i İmâd Bay
ve Sunkur
elinde âl-i Sunkur Bay ve Keskin elinde âl-i Keskin Bay ve Teke elinde âl-i Tek …
Ol asırda Üsküdar'a varınca küffâr baş göstermeğe kâdir değildi. Zîrâ Sultân Alâ’eddîn'in cemî‘i zîr-i hükmünde yetmiş tabl [u] alem sâhibi mîrlivâsı askeri var idi. Evvelâ Mar‘âş'da âl-i Zülkadriyye ve Adana'da âl-i Ramazâniyye ve Sivas'da âl-i Dânişmendiyye'den Melik Gâzî ve Kastamoniyye'de âl-i (---) ve Amasiyye'de âl-i Ferhâd ve Kütâhiyye'de âl-i Germiyân ve Engürü'de âl-i Sübhân ve Sarhan vilâyetinde âl-i Sarhan Bay ve İmâd elinde âl-i İmâd Bay ve Sunkur elinde âl-i Sunkur Bay ve Keskin elinde âl-i Keskin Bay ve Teke elinde âl-i Teke Bay ve Hamîd vilâyetinde Hem-it Bay ve Menteşe elinde Menteşe Bay ve Aydın elinde âl-i Aydın Bay ve Lârende'de âl-i Karaman Bay ve Yalakâbâd'da Ertuğrul Bay.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39a ·
metinde göster ·
… Meydânı kahvesi ve Sultân Hasan kahvesi ve kal‘ada üç kahve ve Cemâmîz kahvesi
ve Sunkuriyye
kahvesi. Bunlar fıskıyye ve havz u selsebîlli kahvehânelerdir. Ve herbirinde gû …
Ve ba‘zı kahvehâne Nîl kenârında çemenzâr soffa ve maksûreler ile mebnî yaz kahveleridir. Ammâ cümleden iştihâr veren Harâbe kahvesi ve Gavriyye kahvesi ve Yeni kahve ve Bâb-ı Fütûh kahvesi ve Bâb-ı şa‘riyye kahvesi ve Habeşli Kethudâ kahvesi ve Rûmeli Meydânı kahvesi ve Sultân Hasan kahvesi ve kal‘ada üç kahve ve Cemâmîz kahvesi ve Sunkuriyye kahvesi. Bunlar fıskıyye ve havz u selsebîlli kahvehânelerdir. Ve herbirinde gûnâ-gûn üstâd-ı kâmil hânende ve sâzendeleri vardır. şeb [u] rûz bir hây hûydur kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167b ·
metinde göster ·
… n müdevver müdevver dırahtda halk etdüğiyçün "Elhamdulillâh" deyü şükür ederler
ve sun‘ullâhı
müşâhede edüp otuz üç kerre dahi "Allâhu ekber" derler. Ve,
Tesbîh dırahtı: Bu dahi ceviz ağacına benzer bir ağaçdır, ammâ yaprakları hurdedir. Dallarında salkım salkım tesbîhler biter, kemâlin buldukda delüp tesbîh ederler. Ve "Sübhanallâh" deyü ta‘accüb ederler kim Cenâb-ı İzzet kullarım savâb edeler deyü tesbîhlerin müdevver müdevver dırahtda halk etdüğiyçün "Elhamdulillâh" deyü şükür ederler ve sun‘ullâhı müşâhede edüp otuz üç kerre dahi "Allâhu ekber" derler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237a ·
metinde göster ·
… Q 283a dîvârın nısfı İslâmbol'da Ayasofya tarzı elvân elvân mevcli ve mücellâ
ve sun‘-ı
Hudâ beyâz mermerler ve kırmızı ve yeşil ve zenbûrî sommâkî taşlar kaplıdır kim …
Ve mihrâb dîvârı tarafında üç âdem kadd-i bâlâda bir başından bir başa Q 283a dîvârın nısfı İslâmbol'da Ayasofya tarzı elvân elvân mevcli ve mücellâ ve sun‘-ı Hudâ beyâz mermerler ve kırmızı ve yeşil ve zenbûrî sommâkî taşlar kaplıdır kim rükû‘ u sücûd eden cemâ‘atin kıyâm [u] ku‘ûdları âyîne-vâr nümâyân olduğundan mâ‘adâ cümle cemâ‘atin reng-i rûyları müşâhede olunur. P 280a Eyle musaykal u mücellâ taşlar ile inşâ olunmuş bir câmi‘-i rûşen-binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y322a ·
metinde göster ·