… iyçün tûtî ve kumru kuşları getirdi. Ve Hazret-i Havvâ'ya kırlangıç ve güvercin
ve tavuk
kuşları getirdi ana sened derler. Ve kırlangıç kuşları Havvâ'nın yanından tayer …
"Cebrâ’îl aleyhi's-selâm Hazret-i Âdem'e cennetde musâhabet eden melâ’ike-i mukarrebînlerden hedâyâ getirdi. Evvel ol helvâ ve cefne ve tike ve şed idi. Ammâ Cibrîl-i Emîn'in hedâyâsı yufka levaşe ekmeği ve buğday idi. Ve cennetden Hazret-i Âdem'e musâhabet etmesiyçün tûtî ve kumru kuşları getirdi. Ve Hazret-i Havvâ'ya kırlangıç ve güvercin ve tavuk kuşları getirdi ana sened derler. Ve kırlangıç kuşları Havvâ'nın yanından tayerân edüp âlemi geşt [ü] güzâr ederek Hindistân'da cezîre-i Serendîl'de Hazret-i Âdem'i bulup Âdem'in sakalı telinden bir kaç kıl alup Cidde'de Havvâ'ya getirdi. Havva'nın geysûları telinden Serendîl'de Âdem'e götürüp Havvâ ve Âdem birbirleriyle buluşmağa kırlankıç vâsıta olup Havvâ ve Âdem şehr-i Zilhicce'nin onuncu gününde Cebel-i Arafât'da görüşüp öpüşüp mücâma‘at etdikleriyçün Cebel-i Arafa derler. Anıniçün hâlâ kırlankıç Âdem ile hem-civârdır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
… somunu ve yağlı halkası ve katmer kâhîsi ve katmer yezd çöreği ve keklik kebâbı
ve tavuk
böreği ve kırk gûne mümessek ve mu‘amberîn pilavı ve herîsesi ve mastaba çobras …
Der-sitâyiş-i me’kûlât: Evvelâ hâs beyâz girdesi ve çakıl ekmeği ve safî somunu ve yağlı halkası ve katmer kâhîsi ve katmer yezd çöreği ve keklik kebâbı ve tavuk böreği ve kırk gûne mümessek ve mu‘amberîn pilavı ve herîsesi ve mastaba çobrası ve aşbâzlarında düzde büryânı ve pâlûde-i teri meşhûr ta‘âm-ı firâvânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b ·
metinde göster ·
… â‘ın güzîdesin alır. Ve cümle güşt ü nân ve sebzevât ve cevv ve gendüm ve dakîk
ve tavuk
ve güvercin [ve] cevzî ve fındık ve bâzârda suhte olan cümle aşbâz ta‘âmları (- …
Hüsniyyât-ı sevüm oldur kim Kânûn-ı Şeyh Safî oldur kim cümle çârsû-yı şâhîlerinde bey‘ [u] şirâları bisitî ve Abbâsî ve altun ile bâzâr olunur. Sâ’ir pâdişâh-ı ekâlîmin sikkeleri geçmeyüp kendi sikkeleri râyicîdir. Yedi yerde sikkeleri kesilir. Evvelâ taht-ı kadîmleri "Duribe Erdebîl" ve "Duribe Hemedân" 302b ve "Duribe Bağdâd" ve "Duribe Isfahân" ve "Duribe Tiflis" ve "Duribe Nihâvend" ve "Duribe Tebrîz" deyü sikkelerinde "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah, Aliyyün veliyyullah" yazılır. Bir tarafında her şâhın ismi yazılır kim "Fe ağlân-ı Kelb Alî Şâh Abbas" deyü tahrîr olunur. Ammâ kazbîkîlerinde "Duribe Tiflis" ve "Duribe Tebrîz" yazup bir tarafı münakkaş senesi meskûkdur. Kazbikî mangıra derler. Cümle râyic olan bu sikkelerdir. Ve cemî‘î endâzeleri ucunda ve cemî‘î kilelerinde ve sâ’ir duhte olunan akmişe-i fâhirelerinde "Lâ ilâhe illallah" tahrîr olunmuşdur. Kezâlik derâhimleri terâzülerinde böyle ism-i Celâl terkîm olunmuşdur. Vay ol kesin hâline kim "Lâ ilâhe illallah" üzre bey‘ [u] şirâsında hilâf ide. Gözüne mil ve başına kızmış taş koyup ol âdemi alîl ederler. Ve cemî‘î esvâk-ı şâhîlerinin cümle dükkânçelerinde ve meydân-ı bâzârlarında sarı pirinçden sarı zencirli ve demir zencirli terâzüler maslûbdur. Aslâ âdem eli yapışmaz, dâ’imâ maslûb durur. Kaçan bir kimesne me’kûlât [ü] meşrûbât, nebâtât [ü] giyâhât makûlesinden bir şey murâd edince âlü'l-âl güzîde metâ‘ı keff-i mîzâna koyup mevzûn-ı kâmil oldukda metâ‘ sâhibine hakkın verir. Zîrâ akçesi pâkdir, metâ‘ın güzîdesin alır. Ve cümle güşt ü nân ve sebzevât ve cevv ve gendüm ve dakîk ve tavuk ve güvercin [ve] cevzî ve fındık ve bâzârda suhte olan cümle aşbâz ta‘âmları (---)(---)(---) ve'l-hâsıl cümle me’kûlât [ü] meşrûbât cümle narhı Şeyh Safî üzre terâzü ile bey‘ olunur. Buğday [ve] pirince ve sâ’ir hubûbâta aslâ kile yokdur. Cümle vezne ile bey‘ [u] şirâ olunur. Vây ol merdin hâline kim dirhemlerinde yazılan "Lâ ilâhe" üzre hılâf ide. Ödünü koltuğu altından çıkarırlar, kânûn-ı İrânî budur. Ammâ sâ’ir akmişe metâ‘ları zirâ‘-ı melikî ile füruht olunur. Sâ’ir devâbât ve üsârâ-yı zî-rûh kısmına dahi kânûn-ı Safî üzre bir bahâ takdîr etmişlerdir. Ana göre amel edüp ehl-i Kıble ve muhemmenleri vardır. Her bâr kânûn-ı şâhîleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a–302b ·
metinde göster ·
… memdûhâtından latîf ter ü tâze tereyağı ve ketesi ve katmer beyâz yağlı çöreği
ve tavuk
böreği ve beyâz deve dişi nâhiye buğdayı meşhûrdur. Ve Bâyburd kilimleri ve keç …
Ve me’kûlât ü meşrûbâtının ve sanâyi‘ât-ı makbûlâtının memdûhâtından latîf ter ü tâze tereyağı ve ketesi ve katmer beyâz yağlı çöreği ve tavuk böreği ve beyâz deve dişi nâhiye buğdayı meşhûrdur. Ve Bâyburd kilimleri ve keçe ve seccâdeleri sıfat-ı şehri halıçelerinden latîf ve hayâl-i münakkaş ma‘rifetli ve hafîf seccâde kilimleri cümle diyârlara gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… vsâf-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Evvelâ hâs [ve] beyâz kirde ekmeği ve kete çöreği
ve tavuk
böreği ve herîsesi ve toğa çobrası rub‘-ı meskûnda yokdur. Nârı Mar‘aş'dan ve b …
Evsâf-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Evvelâ hâs [ve] beyâz kirde ekmeği ve kete çöreği ve tavuk böreği ve herîsesi ve toğa çobrası rub‘-ı meskûnda yokdur. Nârı Mar‘aş'dan ve bekmezi Ayntâb'dan, engüri Amasiyye'den şırası (---) gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a ·
metinde göster ·
Memdûhâtından, beyâz ekmeği ve ayvası ve sarı balı ve nohudlu çöreği
ve tavuk
böreği ve beğ emrûdu ve hüsn-i yûsuf emrûdu ve al engürü ve şırası ve elvân kir …
Memdûhâtından, beyâz ekmeği ve ayvası ve sarı balı ve nohudlu çöreği ve tavuk böreği ve beğ emrûdu ve hüsn-i yûsuf emrûdu ve al engürü ve şırası ve elvân kirazı ve gûnâ-gûn meyvesi olur. Bu şehr-i Eski Zağra, iklîm-i hâmisin vasatında bulunmak ile tûl-ı nehârî (---) sâ‘at ü derîce vü (---) dakîkadır. Ve arz-ı beledî (---)(---) arzda olmağıla âb [u] hevâsı i‘tidâl üzredir.(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133a ·
metinde göster ·
… lup Soğanlı sahrâlarından Hasan kal‘ası'na andan iki günde Erzurûm'a muklacılık
ve tavuk
kırıcılık ederek selâmetle çıkarız" dediğimde Paşa gâyet hazz edüp hakîre du‘âl …
"Sultânım, bundan Malazgird kal‘asına andan kal‘a-i Hınıs andan kal‘a-i Ziyâeddîn'e andan kal‘a-i Bâyezîd'e andan kal‘a-i Avnik'e andan nehr-i Araz kenârları Ahısha hudûdlarıdır ve sehel sevâhildir. Ol mahallere varınca şiddet-i şitâ sehel def‘ olup Soğanlı sahrâlarından Hasan kal‘ası'na andan iki günde Erzurûm'a muklacılık ve tavuk kırıcılık ederek selâmetle çıkarız" dediğimde Paşa gâyet hazz edüp hakîre du‘âlar edüp merhûm hâna ol kadar acıyup tuğları getirmeğe âdem gidüp vakt-i asrda tuğlar gelüp ol gece anda karavullar ile mihmân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
… çöreği, ya‘nî kahvealtı yenir bir gûne yağlı çörekdir kim âdem yemek ile doymaz
ve tavuk
böreği ve kaymak baklavası ve gûnâ-gûn otlu çobraları ve meşe odunu isinde kuru …
Der-medh-i ni‘met-i uzmâ-yı me’kûlât: Evvelâ hâs ve beyâz Latin somunu ve ruçka çöreği, ya‘nî kahvealtı yenir bir gûne yağlı çörekdir kim âdem yemek ile doymaz ve tavuk böreği ve kaymak baklavası ve gûnâ-gûn otlu çobraları ve meşe odunu isinde kurumuş koyunun ve sığırların is pasdırması yahnisi ve kapusta, ya‘nî lahana turşusu ve surutka peyniri ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar cümle memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
… bir düşman gelse bu kullelere der-ceng-i evvel sarılup ba‘de'l-feth kal‘ada kaz
ve tavuk
girmez olur. Ve havâleleri dahi çok kayalı püşteler vardır. Gûyâ hemân Venedik' …
Bir dereli ve depeli ve havâle yere vâkı‘ olmuş bir kal‘a-i azîmdir, lâkin havâlesi yıldız rûzgârı cânibinde muhâlif yere vâkı‘ olmağile ihtiyâten ol mahalle iki aded kal‘a-misâl metîn tabya-i hasînler inşâ edüp kal‘ayı havâleden halâs olmuş zann ederler, ammâ henüz kal‘aya ciğerdelen yapmışlar, zîrâ bir düşman gelse bu kullelere der-ceng-i evvel sarılup ba‘de'l-feth kal‘ada kaz ve tavuk girmez olur. Ve havâleleri dahi çok kayalı püşteler vardır. Gûyâ hemân Venedik'in Hersek vilâyetinde kal‘a-i Nova'mız kurbunda Kotur kal‘ası gibi bu Praşo da eyle havâleli kal‘a-i sefîldir, ammâ şin kal‘ası kadar vâsi‘ değildir, ammâ şeddâdî binâ rıhtım-ı husûn-ı metînedir ve mu‘azzam tabyaları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28a ·
metinde göster ·
… zer yiğitler kim her biri Anadolu diyârında re‘âyâ vü berâyânın koyunun ve kuzu
[ve] tavuk
ve kazların tenâvül etmeden Ma‘dî-Kerib'e dönmüşler idi.
Âhirü'l-emr pâdişâh-ı cem-vakâr-ı sâhib-kişverin fermân-ı hümâyûnlarıyla celâlîden mutî‘ [ü] münkâd olma Celâlî Hasan Paşa'nın ve Dervîş Paşa'nın celâlî ve cemâlî ve sekbân ve salıcı varıcı zorba askerleriyle cümle otuz iki bin aded güzîde askerleri bir gece niçe bin aded Tuna gemileriyle bu cezîre-i Kovin'e geçirüp her biri birer zor-ı bâzûya mâlik zorba kağan arslana benzer yiğitler kim her biri Anadolu diyârında re‘âyâ vü berâyânın koyunun ve kuzu [ve] tavuk ve kazların tenâvül etmeden Ma‘dî-Kerib'e dönmüşler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72b ·
metinde göster ·
"Devletli vezîr bu kal‘a 188b kâfirin gözü bebeğindedir. Bundan Âl-i Osmân'a zarar çok olur, aslâ bir habbe fâ’ide olmaz. Bu kal‘aya bu kadar beytü'l-mâl-ı müslimîn ve bu kadar hâne-i selâtîn gidüp bu kadar renc [ü] anâlar çekildiğinden mâ‘adâ bu kadar guzât-ı müslimîn nâ-hak şehîd olup bu kadar renc [ü] anâ mükâfâtında vakfullâha ne â’id ve ne fâ’id bir kal‘adır kim feth edüp elzem-i levâzımından bir kal‘a değildir. İçinde bu kadar guzât-ı müslimîn kosak îrâd [u] masrafları nereden hâsıl olur? Kanije kal‘ası gibi bir sedd-i İskender'in nısıf askerin kaldırup bu kal‘aya komak iktizâ eder. Dutalım komuşuz ve bu kal‘ayı intihâ-yı serhad etmişiz, bu kerre küffâr gelüp askeri olmadığından Kanije'yi alup bu kal‘ayı dahi istîlâ eder. Hemân bu kadar ibâdullâhı bu kal‘ada mahpûs edüp gidersiz. Gerçi Kanije paşalarına bu kal‘ayı tahtgâh edersiz, ammâ hatâ edersiz. İşte bu nehr-i Morava'nın karşu tarafında küffâr yine bir kal‘a yapup bu kal‘ada âdem değil kaz ve tavuk gezdirmez" deyü cümle a‘yân-ı kibâr böyle müşâvere etdiklerinde, Sadrıa‘zam eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a–188b ·
metinde göster ·
… Leh tavuğu büryânı ve bir vukıyye beyâz poğaçası ve yağlı çöreği bir akçeyedir
ve tavuk
böreği ve kirde çöreği meşhûrdur. Ve bir vukıyye semîn koyun eti üç akçeye ve b …
Der-fasl-ı memdûhât: Beyâz sipov ekmeği ve Leh tavuğu büryânı ve bir vukıyye beyâz poğaçası ve yağlı çöreği bir akçeyedir ve tavuk böreği ve kirde çöreği meşhûrdur. Ve bir vukıyye semîn koyun eti üç akçeye ve bal ve yağ sekiz akçeye ve meyve-i gûnâ-gûnu bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38b ·
metinde göster ·
maslûkası içirüp andan beş dirhem kadar şarâb verüp gayri şey vermedi.
Ba‘dehu oda içre bir bed râyihalı buhûr yakup herîf-i mecrûhun burnu deliklerine kırk elli yıllık şarâb sürüp ellerine ve kollarına ve göğsüne ve gerdânına el-hâsıl mümkin olan yerlerine tîn-i amber-i çîn sürüp andan yine oda içre mûmyâ-yı kânî yakup andan ortaya ta‘âm gelüp tenâvül etdiğimizde kâmil bir sâ‘at olunca herîf gözlerin açup ta‘âm istedikde bâdem harîresi ve tavuk maslûkası içirüp andan beş dirhem kadar şarâb verüp gayri şey vermedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
ve ördek ve çaylak ve tâvûs ve karga ve leylek ve bülbül ve karatavuk ve sarı a …
Husûsan horos ve kaz ve tavuk ve ördek ve çaylak ve tâvûs ve karga ve leylek ve bülbül ve karatavuk ve sarı asma kuşları gibi ötdükde hemân tıbkıdır. Ve tilki ve çakal ve kurd ve bebr ve pars ve arslan ve kaplan gibi na‘ra urarlar ve at süheyli urup kişnedikleri zamân küheylân at kişner zann edersin. Ve eşek gibi segâh makâmında anırdıkları zamân gûyâ Deccâl'un eşeği anırır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70a ·
metinde göster ·
yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemez …
Ve aslâ bu kavm-i Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza ve bal suyu içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
Ve aslâ bu kavm-i Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr
ve tavuk
necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezle …
Ve aslâ bu kavm-i Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza ve bal suyu içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr
ve tavuk
yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza v …
Ve aslâ bu kavm-i Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza ve bal suyu içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… i İskender etdi kim Kandiye kal‘ası bu tabya altında kalup kal‘a içre gezen kaz
ve tavuk
ve ördekler nümâyân idi. Küffâr-ı murdâr ale's-sabâh bu yeni tabyayı görüp,
Ertesi gün Kaplan Paşa cümle askeriyle Göllük tarafında kat-ender-kat meterise girüp fi'l-hâl leb-i deryâda bir gece içre bir tabya-i sedd-i İskender etdi kim Kandiye kal‘ası bu tabya altında kalup kal‘a içre gezen kaz ve tavuk ve ördekler nümâyân idi. Küffâr-ı murdâr ale's-sabâh bu yeni tabyayı görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… mîn kuzu kebâbları ve kuzu kapamaları ve beyâz ekmekleri ve simit nâm çörekleri
ve tavuk
börekleri ve Belgradî güllâç baklavaları memdûh-ı âlemdir.
Der-medh-i ni‘met-i me’kûlât-ı ta‘âm-ı azamât: Evvelâ semiz ve semîn kuzu kebâbları ve kuzu kapamaları ve beyâz ekmekleri ve simit nâm çörekleri ve tavuk börekleri ve Belgradî güllâç baklavaları memdûh-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349a ·
metinde göster ·
böreği ve çamuka ve komoştovar nâm peynir ve yumurtalı tava böreği ve kaymak ba …
Der-beyân-ı memdûhât-ı me’kûlât-ı ta‘âm-ı azamât-ı meşrûbât: Evvelâ beyâz Arnavud simidi ve nohudlu çöreği ve tavuk böreği ve çamuka ve komoştovar nâm peynir ve yumurtalı tava böreği ve kaymak baklavası ve bâdemli samsası gâyet memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360a ·
metinde göster ·
… zlu vişne hoşâbı ve beyâz kirazı rub‘-ı meskûnda yokdur. Ve kestânesi ve çöreği
ve tavuk
böreği yiyenin tendürüst olur yüreği.
Ve me’kûlâtından ter gömlek üzümü ve beyâz ekmeği ve tennûr kirdesi ve kebâbı ve gûnâ-gûn buzlu vişne hoşâbı ve beyâz kirazı rub‘-ı meskûnda yokdur. Ve kestânesi ve çöreği ve tavuk böreği yiyenin tendürüst olur yüreği.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83a ·
metinde göster ·
… dan gelir. Hâlâ cümle mîrî mâldır. Ve rûy-ı zemînde Kârûn'un mâlından bu natrûn
ve tavuk
kalmışdır. Andan mâ‘adâ mâlıyla hâlâ Kârûn bu Buhayre iklîminde yere geçmekdedi …
Ve bu natrûn Mısır'ın Buhayre vilâyetinde Tarrâne kâşifliği hâkinde cânib-i garbın dağlarında yalçın kayalar üzre üç aded (---)(---) nâm Kıbtî deyrleri vardır, ol deyrlerin önünde bir azîm göl vardır, cümle natrûn develerle andan gelir. Hâlâ cümle mîrî mâldır. Ve rûy-ı zemînde Kârûn'un mâlından bu natrûn ve tavuk kalmışdır. Andan mâ‘adâ mâlıyla hâlâ Kârûn bu Buhayre iklîminde yere geçmekdedir Y 240a kim natrûn garâyib temâşâdır. İçine at ve katır ve'l-hâsıl cümle mevcûdât düşse ol ân natrûn olur. Diyâr-ı Mısır'a mahsûsdur, cemî‘i dünyâya Mısır'dan gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239b–Y240a ·
metinde göster ·