ve karcıbaşı, üçü atbaşı berâber rikâb rikâbe iç ağalarıyla pür-silâh müzeyyen …
Bu bâlâdâ tahrîr olunan cümle âşcıbaşı yamağı olup gürûh gürûh herkes remmâsıyla kâlâ-yı metâ‘ın arz ederek ubûr edüp ba‘dehu ser-çeşme-i tabbâhân âşcıbaşı ve terekecibaşı ve karcıbaşı, üçü atbaşı berâber rikâb rikâbe iç ağalarıyla pür-silâh müzeyyen ü müllebbes ubûr edüp ardları sıra sekizer kat mehterhâne ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… ırak-ı dâlleden âdemi firâvândır. Ammâ Avşarî ve Dumdumî ve Dumbulî ve Lahicânî
ve Terekeme
ve Gökdolakı kavmi çokdur ve mâl-ı Kârûn'a mâlik âdemlerdir. Cümlesi Şî‘î ve mü …
Evsâf-ı kibâr [u] eşrâf [u] a‘yân: Yetmiş iki fırak-ı dâlleden âdemi firâvândır. Ammâ Avşarî ve Dumdumî ve Dumbulî ve Lahicânî ve Terekeme ve Gökdolakı kavmi çokdur ve mâl-ı Kârûn'a mâlik âdemlerdir. Cümlesi Şî‘î ve mülhidî-mezheblerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… mları ve esvâk-ı şâhîleri vardır. Re‘ayâ ve berâyâları cümle Ermeni ve Gökdolağ
ve Terekeme
ve Moğol ve Boğol ve Kumuk tâ’ifeleridir. Bir kavmine İt-til derler.
Menzil-i nâhiye-i Mahmûd-âbâd: Bir sahrâ-yı azîm içre iki yüz pâre ma‘mûr [u] âbâdân ve hıyâbân içre kend-i ravza-i rıdvânlardır kim bin deve yükü ibrişim hâsıl olur, derler. Her kendi birer şehr-i azîme mânend kasabalardır. Câmi‘ ve hammâmları ve esvâk-ı şâhîleri vardır. Re‘ayâ ve berâyâları cümle Ermeni ve Gökdolağ ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kumuk tâ’ifeleridir. Bir kavmine İt-til derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a ·
metinde göster ·
… Gîlân Çayı: Şirvân vilâyeti hudûdunda Gîlân Çayı kenarında altı yüz hâneli Oğan
ve Terekeme
re‘âyâlı ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kenddir. Andan yine cânib-i şimâle sahrâlar …
Menzil-i kend-i Gîlân Çayı: Şirvân vilâyeti hudûdunda Gîlân Çayı kenarında altı yüz hâneli Oğan ve Terekeme re‘âyâlı ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kenddir. Andan yine cânib-i şimâle sahrâlar içre (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311b ·
metinde göster ·
… âne 314a arz-ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma
ve Terekeme
ve Moğol ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ …
Ve niçe sultânlar dahi cümle sûr libâsların geyinüp muhteşemâne 314a arz-ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ifelerinden ecnâs-ı mahlûkât âriyetî libâçe ve libâslar ile pür silâh olup kerrenây ve nefîr-i Efrâsiyâb'ların çalarak ve kös-i Hâkânîleri ve tablların ve tabl-bâzların döğerek balaban ve cura sûrnâ fasılları ederek bir alay-ı İrân-zemîn gösterdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hemân bu asker içinden Revân hânı at bırağup gelirken refîkımız Şemahı hânı eydür "Hey Evliyâ Aka! Mine heze Revân hânı geledir" dedikde hân gelüp ibtidâ hakîr ile at üzre görüşüp musâfaha idişüp ba‘dehû Bakü hânıyla bilişüp ve Gîlân hânıyla öpüşüp tâ Bakü kal‘asına üç sâ‘atde varınca âşnâ olduk. Andan zeyl-i Bakü'ye varınca kal‘anın burc [u] bârûlarından ve leb-i deryâda âmâde olan kullelerden ol kadar top endaht edüp şâdmânîler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup hakîre hayli cebe satdılar. Meğer bu Bahr-i Haraz'ün karşu garb cânibinde Moskov kralının Ejderhân ve Balhân ve Sarây ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar getirmişler. Bu top şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın göstermek imiş. Bu hâl üzre kal‘a-i Bakü'ye bin elli yedi senesi mâh-ı Muharrem'inin evvel cum‘a gününde dâhil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b–314a ·
metinde göster ·
… hiye-i Müskir'de Terekeme obalarında meks eyledik. Bu sahrâlarda Moğol ve Kumuk
ve Terekeme
ve Yaka Türkmânları vakt-i zemistânda obaları ile meks edüp sevâhillenirler, gâ …
Der-beyân-ı dühn-i neft: Kimi leb-i deryâda ve kimi nâhiye-i Müskir'de bi-emrillah yerden kaynayup çıkar. Lâkin germâb suları gibi ılıca sular gölcük gölcük olup suların yüzünde kaymak gibi yığılup durur. Şâh tarafından başka emânetdir kim taraf-ı şâha senevî yedi bin tümen akçe verir. Neft emîninin âdemleri mezkûr gölceğiz içre girüp kepçelerle nefti cem‘ edüp keçi tulumlarına doldurup diyâr diyâr sudâger tüccâr alup götürürler. Yedi sekiz gûne neft olur, ammâ sarı nefti gâyet makbûldür ve siyâh nefti şâhlıkdır kim cemî‘î Acem diyârının Özbekistân ve Hindistân ve Irâk ve Kürdistân ve Al-i Osmân ve Gürcîstân ve Moğol ve Dağıstân 315a serhadleri haddinde olan kılâ‘lara bu kara nefti götürüp hîn-i muhâsarada şeb-i muzlimde meş‘aller ile kal‘a etrâfına çerâğân ederler ve asker-i İslâm kal‘alarına hücûm etdiklerinde üzerlerine ve hâk-i pâlarına neftli yorgan ve köhne eşyâlar atup âteş-bâzlık ederler ve niçesine dahi kal‘aları ve şehrleri mühimmâtlariyçün lâzımdır. Hattâ Şâh huzûrunda ve cümle der-i devletlerinde çerâğân olan meş‘aller bu Bakü neftinden hâsıl olur. Azîm vezni üzre sun‘-ı Hudâdır. Ammâ şeb [u] rûz nigehbânları var kim âteş değerse inkırâzu'd-devrân sönmeyüp ıhrak-bi'n-nâr olur. Anınçün her neft ma‘deninin kenarında dağlar gibi elenmiş hâk-i pâk âmâde yığılmış durur. Bir neft ma‘denine bir şerer isâbet etse hemân cümle re‘âya ve berâyâ üşüp neft üzre türâb nisâr edüp bi-emrillah def‘ olur. Bundan gayrı ilâcı yokdur. Ve niçe yerde kaya ve gârlarda dahi neft ma‘âdinleri var imiş, ammâ manzûrumuz olan bu Bakü neftidir. Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at leb-i deryâda gidüp nâhiye-i Müskir'de Terekeme obalarında meks eyledik. Bu sahrâlarda Moğol ve Kumuk ve Terekeme ve Yaka Türkmânları vakt-i zemistânda obaları ile meks edüp sevâhillenirler, gâyet mahsûldâr dârü'l-karâr diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b–315a ·
metinde göster ·
"Pâdişâhım! Anadolu zulm ile doldu ve re‘âyâ vü berâyânın beti benzi zulmden soldu. Re‘âyâ-yı Türkman ve gayrı berâyâ ve Terekemân diyâr-ı Acem'e kaçup vilâyetlerin boşaldı. Yemen İmâm'da, Revân dest-i Acem'de kaldı. Hazîne dahi gelmez oldu ve mevâciblerimiz verilmez oldu. Senin hareminde Girid kâfiriyle yek-dil [ü] yek cihet olup gizli çaşıtlık eden dîn düşmenlerin isteriz" deyü bir feryâd u figân etdiler kim sadâ-yı benî Âdem evc-i âsmâna peyveste olup cümle eşkıyâ murâd [u] merâmları üzre pâdişâha defter gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6a ·
metinde göster ·
… brâhîm Efendi mahallesi ve Zülfikârzâde Mahmûd Ağa mahallesi ve Yelec mahallesi
ve Tereke
Bâzârı mahallesi ve İsâ Beğ mahallesi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) …
Ve Yenibâzâr şehri üç vilâyetin hudûdu bir yere cem‘ olduğu mahalde yedi nehir cârî olduğu mahsûldâr zemîn içre kırk altı mahalledir. Evvelâ Karahocazâde mahallesi, el-Hacı İbrâhîm Efendi mahallesi ve Zülfikârzâde Mahmûd Ağa mahallesi ve Yelec mahallesi ve Tereke Bâzârı mahallesi ve İsâ Beğ mahallesi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ma‘lûmum bu mahallâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 166b ·
metinde göster ·
Bâzârı'nda kenîseden vely olunmuş câmi‘-i Gâzî İsâ Beğ eski fetihdir, ammâ kurş …
Cümle yigirmi üç aded cevâmi‘-i ehl-i îmândır. Evvelâ İslâmbol yolu üzre Yelec mahallesinde Altun câmi‘i ma‘bedgâh-ı kadîmdir ve Tereke Bâzârı'nda kenîseden vely olunmuş câmi‘-i Gâzî İsâ Beğ eski fetihdir, ammâ kurşumlu ibâdetgâhdır ve Taşköprü câmi‘i ve el-Hacı Hürrem câmi‘i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) On iki cum‘a‘dan mâ‘adâ yigirmi üç mihrâba varınca mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 166b ·
metinde göster ·
… ü Belh u Buhârâ ve Hıtâ vü Hoten ve Çîn [ü] Mâçîn ve Maskov ve İsfaç ve Bulgar
ve Terekeme
ve Kazak ve (Kazak) Çeh ve Leh ve Nemse ve İngiltere ve Filimenk ve Daniska ve …
Bu cây-ı ferah-fezâ-yı dilküşâda mâh-ı Temmûz olıcak yılda bir kerre bu âsitâne etrâfındaki sahrâda olan sun‘-ı Hudâ dıraht-ı azîmlerin sâyelerine Hind ü Sind ü Belh u Buhârâ ve Hıtâ vü Hoten ve Çîn [ü] Mâçîn ve Maskov ve İsfaç ve Bulgar ve Terekeme ve Kazak ve (Kazak) Çeh ve Leh ve Nemse ve İngiltere ve Filimenk ve Daniska ve Danimarka'dan ve'l-hâsıl Arab u Acem'den bu âsitâne etrâfına niçe kerre yüz bin aded mahlûk-ı Hudâ tüccâr ü züvvârları cem‘ olup çadırlar ve obalar ve hayme vü hargâhları 156b ve alacıkların kurup bu sahrâ-yı lâlezâr âdem deryâsı olup kırk gün kırk gece Penç Hasan bâzârı durup eyle cemî‘i metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup bey‘ [u] şirâ olur. Aslâ bir kimse bir kimsenin metâ‘ına kec nazar edüp uğurlamak ihtimâlleri yokdur, ammâ gayri zamân Çerkes tâ’ifesi sürmeyi gözden çalar. Ol zamân bu âsitâne-i Penç Hasan'ın Dağıstân'dan dervîşânları gelirler. Bir garîb temâşâgâh cem‘-i vefîr, ammâ bu bâzâr mahallinde Kabarti beğleri ve Tavustân beğleri askerleriyle pür-silâh bulunup ba‘de'l-bâzâr yine Kabarti şehrine gelirler. Ülke-i azîmdir ve lisân-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a–156b ·
metinde göster ·
… eryâ olur, ammâ bu Kabarti'nin Beş Tavından tâ vilâyet-i Ejderhân'a ve Dağıstân
ve Terek
kal‘asına varınca cânib-i şimâle cümle sular baş aşağı gidüp cümle sular kûh-ı …
Nehr-i Zeluk: Bu dahi kûh-ı Elburz'un kıble cânibinden çıkup bu Kabarti ülkesi içinden ubûr edüp Büyük Kümü ve Küçük Kümü ve nehr-i Zeluk bu üç nehir şimâl tarafına üç konak gidüp vilâyet-i Bebirdikaç kurbundan geçüp Maskov'un Ejderhân kal‘asıyla Terek kal‘ası mâbeyninde bahr-i azîm Harez'e varmadan iki sâ‘at beri bir sahrâda gâ’ib olur sulardır. Ve bu Kabarti vilâyetine gelince tâ Karadeniz sâhilinde Şağake vilâyetinden bu Kabarti'ye kâmil kırk konak hep baş yukaru şark cânibine giderken cümle suları atlayup geçersin. Cümlesi nehr-i Kuban'a karışup nehr-i Kuban deryâ olur, ammâ bu Kabarti'nin Beş Tavından tâ vilâyet-i Ejderhân'a ve Dağıstân ve Terek kal‘asına varınca cânib-i şimâle cümle sular baş aşağı gidüp cümle sular kûh-ı Elburz'dan gelüp şimâle cereyân ederek kimi Maskov'un Terek kal‘asında ve kimi yakın ve ırağında bahr-i Harez'e mahlût olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158b ·
metinde göster ·
… i ve Kızlar vilâyeti denizi ve Maskov bahri ve Ejderhân denizi ve Alatır denizi
ve Terek
bahri derler. Her diyârın ismiyle müsemmâ bir bahr-i şorcadır. Karadeniz gibi v …
Bu bahre Şirvân denizi ve Demirkapu bahri ve Gîlân bahri ve Hvâ[re]zm bahri ve Fağfûr denizi ve Kızlar vilâyeti denizi ve Maskov bahri ve Ejderhân denizi ve Alatır denizi ve Terek bahri derler. Her diyârın ismiyle müsemmâ bir bahr-i şorcadır. Karadeniz gibi ve Mısır'da Süveys Kulzumu gibi semm-i helâhil deniz değildir. İnşâallâh bu dahi mahalliyle tahrîr olunur, ammâ bu mahalde Dağıstân denizi derler ve Şirvân denizi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a ·
metinde göster ·
… lıkdır kim hânın ismi Safî Kulu Hân'dır kim yedi bin güzîde dizçöken ve yasavul
ve Terekeme
ve Gökdolak askerine mâlikdir. Bu vilâyetde Kumuk ve Hindî ve Kaytak ve Lezgi v …
Evvel ve âhır Acem'indir. Lâkin bir iki kerre Terekemân kavmi ve Maskov'un Kazak kavmi gemilerle gelüp bu şehre istîlâ etmişlerdir. Hâlâ dest-i Acem'de başka hânlıkdır kim hânın ismi Safî Kulu Hân'dır kim yedi bin güzîde dizçöken ve yasavul ve Terekeme ve Gökdolak askerine mâlikdir. Bu vilâyetde Kumuk ve Hindî ve Kaytak ve Lezgi ve Kahtâniyye kavimleri yokdur, ammâ Moğol ve Boğol ve Karatayak ve Bağacak ve Yaman Sadak akvâmları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
kapudanı yigirmi atlı ve yüz aded piyâde tüfengliler verüp bu hakîr deryâdan gi …
Ba‘dehu hakîre Çerkes beği on aded cürd atlı ve Terek kapudanı yigirmi atlı ve yüz aded piyâde tüfengliler verüp bu hakîr deryâdan gitmeğe tevbe etmişken evdeki hisâb bâzâra uymayup bi'z-zarûrî yine refîkler ve elçinin âdemleriyle cümle atlarımız yedi pâre gemilere koyup yine Bahr-i [Hare]z sâhilleriyle Kalmık havfinden emîn olarak deryâda bir gece poyraz rûzgârıyla gidüp sehel fırtınacık çeküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… n üç kerre yüz bin Moğol ve Boğol ve Kaytak ve Lezgi ve Legzi ve Türk ü Türkmân
ve Terekeme
ve Çağatay kavmi askerleriyle Tohtamış Hân-ı hulûlînin şehri olan bu Sarây kurb …
Sene 690 târîhinde Tohtamış Hân sâhib-hurûc olup hulûlî-mezheb olmağın vilâyet-i Kırım'da İslâm ile müşerref olan Özbek Hân üzre Tohtamış Hân beş kerre yüz bin askerle Kırım cezîresine varup Özbek Hân bi-emrillâh münhezim olup elin vilâyetin Tohtamış Hân gâret ü harâb u yebâb etdüğinden Özbek Hân doğru Timur Leng Hân'a ilticâ edüp Timur-ı pür-zor Hân dahi Özbek Hân'ın hâtırıyçün Mâverâü'n-nehir'den üç kerre yüz bin Moğol ve Boğol ve Kaytak ve Lezgi ve Legzi ve Türk ü Türkmân ve Terekeme ve Çağatay kavmi askerleriyle Tohtamış Hân-ı hulûlînin şehri olan bu Sarây kurbunda iki leşker birbirlerine karılup ve katılup tarafeynden niçe ker[re] yüz bin hadeng ve sehm-i kazâlar atılup hikmet-i Bârî yârî kılup Tohtamış Hân münhezim olup iki kerre yüz bin asker dendân-ı tîğ [u] tîr-i kemândan geçüp bakıyyetü's-süyûfları nehr-i Edil'de gark olup şehr-i Sarây'ı Timur Leng Hân harâb u yebâb edüp ol zamândan berü zikr olunan kadarca âbâdân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 170b ·
metinde göster ·
… gemiler var kim her birine ikişer bin âdem sığar. Bunlar Çîn ü Fağfûr ve Kozak
ve Terek
ve Kozak vilâyet-i zenâna gidüp gelir keştîlerdir. Azîm topları var. Düşmanları …
Bu Mujik şehri iskelesinde azîm gemiler var kim her birine ikişer bin âdem sığar. Bunlar Çîn ü Fağfûr ve Kozak ve Terek ve Kozak vilâyet-i zenâna gidüp gelir keştîlerdir. Azîm topları var. Düşmanları kavm-i Fağfûr ve kavm-i Mujik ve müslimler imiş. Anların da gemileri var imiş, ammâ bunların kadar büyük gemiler değil imiş, ammâ kavm-i şecî‘ ve bahâdırân olmak ile Bahr-i [Har]ez'den nehr-i Cayık'a girüp Maskov kralı vilâyetinde iki üç ay kayıklarıyla gezüp bu kadar mâl-ı ganâ’imler alup yine sâlimîn ü gânimîn Kozak vilâyetlerine giderlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173a ·
metinde göster ·
… ğum üzre lisân-ı Noğayca hep [a]nlatdım. Ve Mehemmed Geray Hân'ın biti mektûbun
ve Terek
kal‘asında rehin olan Kabartay beğinin ağaç çetele ve tamgası alâmetin Taysı Şâ …
Hikmet-i Hudâ Ahmad Mirzâ nâm bir âdemi Kırım'a gelüp üç yüz âdemiyle müselmân olup Kırım'da âşinâ olmuşduk. Mehemmed Geray Hân ma‘zûl olunca Ahmad Mirza Kırım'dan firâr edüp yine Kalmık Taysı Şâh'a gelüp mürted olmuş. Hikmet-i Bârî yârî kılup ol Ahmad Mirza Taysı Şâh'ın yanına kerr ü ferr ü dârât ile gelüp bu hakîri görünce hemân seğirdüp hakîr ile öpüşüp görüşüp hakîri Taysı Şâh'a ta‘rîf edüp Mehemmed Geray Hân'ın musâhibi ve kazakdaşıdır dedi. Taysı Şâh hazz edüp ta‘rîf edüp Mehemmed Geray'ın Dağıstân'da kalması ahvâlin su’âl etdikde cümle vâkıf-ı esrâr olduğum üzre lisân-ı Noğayca hep [a]nlatdım. Ve Mehemmed Geray Hân'ın biti mektûbun ve Terek kal‘asında rehin olan Kabartay beğinin ağaç çetele ve tamgası alâmetin Taysı Şâh'a bir Kaya Sultân makremesiyle verdiğimde makremeyi çevire döndüre nakşına baka baka hayrân olup ol kadar hazz etdi kim elçinin hedâyâlarından ziyâde hazz edüp makremeyi başındaki kalpağı üzre koyup durdu. Hakîrle niçe bin kelimâtlar etdi ve dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
ve Edil câniblerin geşt [ü] güzâr etdim, bu diyârda aslâ cezîre yokdur. Ve "gör …
Ve Bahr-i Harez'in Dağıstân tarafın ve Terek ve Edil câniblerin geşt [ü] güzâr etdim, bu diyârda aslâ cezîre yokdur. Ve "görmedik" deyü keştîbânları şehâdet etdiler. Akdeniz cezâyirleri takrîbi ile bu Karadeniz ve Bahr-i Harez dahi tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126a ·
metinde göster ·
Hattâ bu hakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ-yı bî-riyâ-yı sâhib-bûriyâ bin yetmiş yedi senesinde Mehemmed Geray Hân azlinde Dağıstân'a firâr etdikde hakîr nân ü nemek hakkına binâ’en Dağıstân'da Y 253b tâ Kara Budak Hân ülkesine varınca bile gidüp andan Tarhuy ve Kovin ve Enderey diyârların temâşâ ederek Demirkapu'ya gelüp andan gemilere süvâr olup Maskov'un Terek kal‘asına Bahr-i Harez ile üç gün üç gecede selâmetle varup anda rehin olan Çerâkese beğleri ve Terek kal‘asının Maskov kapudanları hakîre kâğızlar verüp Maskov kralına gitmek ümniyyesiyle altı günde şimâle Bahr-i Harez sâhilince vilâyet-i Kazan, bâlâda tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y253a–Y253b ·
metinde göster ·
"Yâ ihvân-ı vefâ, âlem-i sabâvetimizde birkaç vakit namâz kazâ borcumuz vardır. İnşâallâh erte günden ecdâd-ı izâmımızın mevlûdu cem‘iyyeti olıcak gündür, bu bin helâl {akçe} gılâlimiz ve terekemiz akçesidir, sizlere taksîm edeyim, ba‘dehu ecdâdımız âsitânesinde mevlûdü'n-nebîye sizinle bile gideyim, anda üç yüz ihvân-ı bâ-vefâ ile kazâ namâzlarımız kılalım, savâbın bu hakîre hibe edeler" deyü işâret buyurdular. Cümle ahibbâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307b ·
metinde göster ·