… ta kâmil niçe {bin} deve yükü mâl-ı Tâkyânûs-ı okyûnûs çıkarup kıral hazînesine
ve Tershâne
bâğçesine taşıdılar. Ba‘dehu,
Ol cum‘a Ayasofya'nın zîr-i zemînlerinde pinhân olan bıtrîk ve kıssîsden üç bin ruhbân şeref-i İslâm ile müşerref olup üç yüz yaşında bir papasın ismini Baba Mehemmed kodular. Mihrâbın sağındaki muzlim künc Hazret-i Süleymân'ın ibtidâ binâ etdüği ma‘bed-i kadîmdir deyü Baba Mehemmed gösterüp Ebü'l-feth ibtidâ anda iki rek‘at sâlât-ı hâcet kılup inkırâzu'd-devrân ma‘mûr [u] âbâdan ola deyü du‘â edüp ol mahallin zîr-i zemîninden bir hafta kâmil niçe {bin} deve yükü mâl-ı Tâkyânûs-ı okyûnûs çıkarup kıral hazînesine ve Tershâne bâğçesine taşıdılar. Ba‘dehu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30b ·
metinde göster ·
… ir câmi‘ ve cebeciyân tâ’ifesine (---) bölük odalar ve peykhâne ve kalenderhâne
ve tershâne
ve tophâne ve Kâğızhâne'de bârûdhâne ve niçe bunun emsâli imârât-ı azîmeler ile …
Bâlâda tahrîr olunan sarây-ı vüzerâlar 33a ve imâretler bi'l-cümle Eski Sarây zemînine binâ olunmuşdur. Ammâ Sarây-ı Atîk, Sultân Mehemmed Hân'ın binâsıdır. Andan dergâh-ı âlî yeniçerilerine yüz altmış (---) bölüğe ve cemâ‘ate ve sekbânâna yüz altmış aded odalar binâ etdi. Ve kendüye bir câmi‘ ve cebeciyân tâ’ifesine (---) bölük odalar ve peykhâne ve kalenderhâne ve tershâne ve tophâne ve Kâğızhâne'de bârûdhâne ve niçe bunun emsâli imârât-ı azîmeler ile İslâmbol'un enderûn [u] bîrûnun gazâ mâlıyla binâ etdüği âsârları inşâ’allâh her birin mahalliyle tahrîr ü tavsîf eyleriz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b–33a ·
metinde göster ·
… arması ve kündeden atma ve kabak dikme ve kabak atma ve girdimân dikme ve boğma
ve ter[s]
kepçe ve şîrâzî bulma ve göğüs şakısı ve yanbaşı ve sergele ve Tâlût bendi ve A …
Pehlivânların fünûnlarından ters kabza ve iç kabza ve tış kabza ve kesme ve kesme-bend ve şîrâzî ve hevâyî ve karakuş ve sâde sarma ve Cezâyir sarması ve kündeden atma ve kabak dikme ve kabak atma ve girdimân dikme ve boğma ve ter[s] kepçe ve şîrâzî bulma ve göğüs şakısı ve yanbaşı ve sergele ve Tâlût bendi ve Alî bendi, ve'l-hâsıl Hazret-i Risâlet huzûrunda cümle kemer-beste ve miyân-beste olan pehlivânlardan Hazret-i Ma‘dî Kereb ve Hazret-i Ukayl ibn Ebî Tâlib (ve Hazret-i Ma‘dî Kereb) ve Süheyl-i Rûmî ve Sa‘d ve Sa‘îd ve Hazret-i Hâlid ibn Velîd ve Esved ibn Mikdâd ve (---) Haddâd ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Alî ve Hazret-i Hamza ve Hazret-i Mâlik Ejder bu cümle Ashâb-ı güzîn Hazret-i Risâlet huzûrunda küşte-gîrlik ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71b ·
metinde göster ·
… gönderüp ol dahi kırâ’at edüp ol an Kara Mustafâ Paşa ile Kapudan Siyâvuş Paşa
ve Tershâne
kethudâsı Piyâle Kethudâ ve yetmiş aded deryâ beğlerinden Bekir Paşa ve Hüsâm P …
deyü bu gûne arzlar ve gûnâ-gûn feryâdnâmeler kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûm olunca bu arzları Kara Mustafâ Paşa telhîs ile Pâdişâha gönderüp ol dahi kırâ’at edüp ol an Kara Mustafâ Paşa ile Kapudan Siyâvuş Paşa ve Tershâne kethudâsı Piyâle Kethudâ ve yetmiş aded deryâ beğlerinden Bekir Paşa ve Hüsâm Paşa ve Abdurrahmân Paşa ve Köse Alî Paşa ve Memi Paşa ve Ca‘fer Paşa ve Kâsım Paşa ve Cığaloğlu ve Hüsâmoğlu ve Moralı Maryoloğlu Mustafâ Paşa ve Hasan Beğ ve Manca Çarıkoğlu ve Elvân Kapudan ve Melemenlioğlu ve Mustafâ Korsa kapudanlar ve'l-hâsıl yetmiş aded deryâ beğleri ve Tershâne-i âmîrenin maslahat-güzâr iş-erleri ve ser-i kârda olan umûr-dîde ihtiyârları ba‘de'l-meşvere "Tershâne-i âmîrenin her gözünde birer yarar başdarda ve sâ’ir vâsi‘ yerlerde yigirmi aded seksener marankoz arşını çekdirir mavunalar binâ oluna" deyü fermân-ı şehriyârî olup Rûznâmeci İbrâhîm Efendi yediyle hazîne mührüyle memhûrlu Kapudan (---) Paşa'ya ve Tershâne kethudâsına ve Tershâne emîni Sâlih Efendi'ye iki bin kîse-i Rûmî verüp mühimmât [ü] levâzımâta masrûf etmeğe başlayup cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'a asker sürmeğe Dergâh-ı âlî kapucubaşıları gidüp beri tarafda Tershâne dîvânhânesi kurbünde beş göz tershâne var idi, anları münhedim edüp üç aded göz yapdılar kim her biri birer kârbânsarây-misâldir. Anların içinde bizzât sa‘âdetlü pâdişâha mahsûs bir pâre mücevher taht-ı sultânü'l-bahr başdarda ve iki aded yeşil melek mavunalara bism-i İlâh ile mübâşeret olundu. Her keştînin kıçları tershâne gözlerinin evce ser-çekmiş tâk-ı Kisrâlarına berâber idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
âmîrenin maslahat-güzâr iş-erleri ve ser-i kârda olan umûr-dîde ihtiyârları ba‘ …
deyü bu gûne arzlar ve gûnâ-gûn feryâdnâmeler kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûm olunca bu arzları Kara Mustafâ Paşa telhîs ile Pâdişâha gönderüp ol dahi kırâ’at edüp ol an Kara Mustafâ Paşa ile Kapudan Siyâvuş Paşa ve Tershâne kethudâsı Piyâle Kethudâ ve yetmiş aded deryâ beğlerinden Bekir Paşa ve Hüsâm Paşa ve Abdurrahmân Paşa ve Köse Alî Paşa ve Memi Paşa ve Ca‘fer Paşa ve Kâsım Paşa ve Cığaloğlu ve Hüsâmoğlu ve Moralı Maryoloğlu Mustafâ Paşa ve Hasan Beğ ve Manca Çarıkoğlu ve Elvân Kapudan ve Melemenlioğlu ve Mustafâ Korsa kapudanlar ve'l-hâsıl yetmiş aded deryâ beğleri ve Tershâne-i âmîrenin maslahat-güzâr iş-erleri ve ser-i kârda olan umûr-dîde ihtiyârları ba‘de'l-meşvere "Tershâne-i âmîrenin her gözünde birer yarar başdarda ve sâ’ir vâsi‘ yerlerde yigirmi aded seksener marankoz arşını çekdirir mavunalar binâ oluna" deyü fermân-ı şehriyârî olup Rûznâmeci İbrâhîm Efendi yediyle hazîne mührüyle memhûrlu Kapudan (---) Paşa'ya ve Tershâne kethudâsına ve Tershâne emîni Sâlih Efendi'ye iki bin kîse-i Rûmî verüp mühimmât [ü] levâzımâta masrûf etmeğe başlayup cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'a asker sürmeğe Dergâh-ı âlî kapucubaşıları gidüp beri tarafda Tershâne dîvânhânesi kurbünde beş göz tershâne var idi, anları münhedim edüp üç aded göz yapdılar kim her biri birer kârbânsarây-misâldir. Anların içinde bizzât sa‘âdetlü pâdişâha mahsûs bir pâre mücevher taht-ı sultânü'l-bahr başdarda ve iki aded yeşil melek mavunalara bism-i İlâh ile mübâşeret olundu. Her keştînin kıçları tershâne gözlerinin evce ser-çekmiş tâk-ı Kisrâlarına berâber idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
kethudâsına ve Tershâne emîni Sâlih Efendi'ye iki bin kîse-i Rûmî verüp mühimmâ …
deyü bu gûne arzlar ve gûnâ-gûn feryâdnâmeler kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûm olunca bu arzları Kara Mustafâ Paşa telhîs ile Pâdişâha gönderüp ol dahi kırâ’at edüp ol an Kara Mustafâ Paşa ile Kapudan Siyâvuş Paşa ve Tershâne kethudâsı Piyâle Kethudâ ve yetmiş aded deryâ beğlerinden Bekir Paşa ve Hüsâm Paşa ve Abdurrahmân Paşa ve Köse Alî Paşa ve Memi Paşa ve Ca‘fer Paşa ve Kâsım Paşa ve Cığaloğlu ve Hüsâmoğlu ve Moralı Maryoloğlu Mustafâ Paşa ve Hasan Beğ ve Manca Çarıkoğlu ve Elvân Kapudan ve Melemenlioğlu ve Mustafâ Korsa kapudanlar ve'l-hâsıl yetmiş aded deryâ beğleri ve Tershâne-i âmîrenin maslahat-güzâr iş-erleri ve ser-i kârda olan umûr-dîde ihtiyârları ba‘de'l-meşvere "Tershâne-i âmîrenin her gözünde birer yarar başdarda ve sâ’ir vâsi‘ yerlerde yigirmi aded seksener marankoz arşını çekdirir mavunalar binâ oluna" deyü fermân-ı şehriyârî olup Rûznâmeci İbrâhîm Efendi yediyle hazîne mührüyle memhûrlu Kapudan (---) Paşa'ya ve Tershâne kethudâsına ve Tershâne emîni Sâlih Efendi'ye iki bin kîse-i Rûmî verüp mühimmât [ü] levâzımâta masrûf etmeğe başlayup cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'a asker sürmeğe Dergâh-ı âlî kapucubaşıları gidüp beri tarafda Tershâne dîvânhânesi kurbünde beş göz tershâne var idi, anları münhedim edüp üç aded göz yapdılar kim her biri birer kârbânsarây-misâldir. Anların içinde bizzât sa‘âdetlü pâdişâha mahsûs bir pâre mücevher taht-ı sultânü'l-bahr başdarda ve iki aded yeşil melek mavunalara bism-i İlâh ile mübâşeret olundu. Her keştînin kıçları tershâne gözlerinin evce ser-çekmiş tâk-ı Kisrâlarına berâber idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
emîni Sâlih Efendi'ye iki bin kîse-i Rûmî verüp mühimmât [ü] levâzımâta masrûf …
deyü bu gûne arzlar ve gûnâ-gûn feryâdnâmeler kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûm olunca bu arzları Kara Mustafâ Paşa telhîs ile Pâdişâha gönderüp ol dahi kırâ’at edüp ol an Kara Mustafâ Paşa ile Kapudan Siyâvuş Paşa ve Tershâne kethudâsı Piyâle Kethudâ ve yetmiş aded deryâ beğlerinden Bekir Paşa ve Hüsâm Paşa ve Abdurrahmân Paşa ve Köse Alî Paşa ve Memi Paşa ve Ca‘fer Paşa ve Kâsım Paşa ve Cığaloğlu ve Hüsâmoğlu ve Moralı Maryoloğlu Mustafâ Paşa ve Hasan Beğ ve Manca Çarıkoğlu ve Elvân Kapudan ve Melemenlioğlu ve Mustafâ Korsa kapudanlar ve'l-hâsıl yetmiş aded deryâ beğleri ve Tershâne-i âmîrenin maslahat-güzâr iş-erleri ve ser-i kârda olan umûr-dîde ihtiyârları ba‘de'l-meşvere "Tershâne-i âmîrenin her gözünde birer yarar başdarda ve sâ’ir vâsi‘ yerlerde yigirmi aded seksener marankoz arşını çekdirir mavunalar binâ oluna" deyü fermân-ı şehriyârî olup Rûznâmeci İbrâhîm Efendi yediyle hazîne mührüyle memhûrlu Kapudan (---) Paşa'ya ve Tershâne kethudâsına ve Tershâne emîni Sâlih Efendi'ye iki bin kîse-i Rûmî verüp mühimmât [ü] levâzımâta masrûf etmeğe başlayup cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'a asker sürmeğe Dergâh-ı âlî kapucubaşıları gidüp beri tarafda Tershâne dîvânhânesi kurbünde beş göz tershâne var idi, anları münhedim edüp üç aded göz yapdılar kim her biri birer kârbânsarây-misâldir. Anların içinde bizzât sa‘âdetlü pâdişâha mahsûs bir pâre mücevher taht-ı sultânü'l-bahr başdarda ve iki aded yeşil melek mavunalara bism-i İlâh ile mübâşeret olundu. Her keştînin kıçları tershâne gözlerinin evce ser-çekmiş tâk-ı Kisrâlarına berâber idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
emîni Sâlih Efendi'nin sa‘yiyle iki kıt‘a mavuna ve bir kıt‘a başdarda binâ olu …
Murâd Hân'ın himmetiyle ve Tershâne emîni Sâlih Efendi'nin sa‘yiyle iki kıt‘a mavuna ve bir kıt‘a başdarda binâ olunmuşdur kim Nûh Necî asrından berü yedi ka[t] deryâda bu gûne zevrak u merâkibler inşâ olunmamışdır. Üç ayda üçü dahi itmâm bulup rû-yı deryâya üçü dahi enüp gûyâ deryâ üzre birer kûh-misâl âmâde dururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
… e faslı ederek Halîc'in tarafeyninde olan kat-ender-kat yalıları ve bâğ u bâğçe
ve tershâneleri
seyr [ü] temâşâ ederek murâd [ü] merâmları olduğu yere giderler.
Bu bâğın bâğçe üstâdı ve üç yüz halîfesi var, hizmet ederler. Böyle bir nazargâh-ı Mehemmed Hân-ı Gâzî'dir. Anda hünkârlara mahsûs kayıkhâneler vardır. Kaçan pâdişâh Yeni Sarây'a ve gayrı yere gitmek murâd edinse kırlankıç kayığının kıçında cevâhir kubbe altında mücevher taht üzre sâde cura zurna ve nakare faslı ederek Halîc'in tarafeyninde olan kat-ender-kat yalıları ve bâğ u bâğçe ve tershâneleri seyr [ü] temâşâ ederek murâd [ü] merâmları olduğu yere giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
… lata mevleviyyeti nâ’ibi taraf-ı şer‘den hâkimdir. Taraf-ı avândan kapudan paşa
ve tershâne
kethudâsı ve subaşısı hâkimlerdir. Hâlâ on bin seksen beş gaytân hadîkalı kat-e …
Ve Galata mevleviyyeti nâ’ibi taraf-ı şer‘den hâkimdir. Taraf-ı avândan kapudan paşa ve tershâne kethudâsı ve subaşısı hâkimlerdir. Hâlâ on bin seksen beş gaytân hadîkalı kat-ender-kat evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… nı askerleriyle şehirde kol dolaşalar. Zîrâ Süleymân Hân asrında Galata Kullesi
ve Tershâne
zindânlarında otuz bir bin ecnâs-ı mahlûkât kefere-i fecereden esîr var idi {ki …
Ve (---) aded tershâne gözlerin eyle ma‘mûr edüp her birinin tâkları tâk-ı kehkeşândan nişân verüp her bir göze birer dîdebân ve San Pavla zindânına üç yüz azebistân nevbetci her şeb ta‘yîn edüp tershâne kapudanlarının otuz beşi tershâne gözlerinde sabâha dek kol dolaşalar ve otuz beş kapudanı askerleriyle şehirde kol dolaşalar. Zîrâ Süleymân Hân asrında Galata Kullesi ve Tershâne zindânlarında otuz bir bin ecnâs-ı mahlûkât kefere-i fecereden esîr var idi {kim dâ’imâ pây-beste ve dil-haste esîrlerdir, dîdebânları ve vardiyanları destinde girîbânları beste ve giryân ve hayrân ü nâlân esîrlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… r bin altmış hânedir. Ve Süleymân Hân asrında her mahalle câmi‘i ve mesâcidleri
ve tershâne
gözlerinde ve her dükkânda ve her hâne kapusu önünde birer kandîl çerâğân olurd …
Bu tertîb üzre Kâsım Paşa şehri eyle ma‘mûr oldu kim yedi tağın dere ve depesi üzre hâlâ Murâd Hân-ı Râbi‘ tahrîri şehr-i Kâsımpaşa on bir bin altmış hânedir. Ve Süleymân Hân asrında her mahalle câmi‘i ve mesâcidleri ve tershâne gözlerinde ve her dükkânda ve her hâne kapusu önünde birer kandîl çerâğân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
Âmire'de üstâd-ı kâmil keştî binâ edici marankozlar var kim cemî‘i kâfiristânda …
Ve tabbâğânının kârlarından sarı sahtiyânı ve kırmızı köselesi meşhûr-ı âlemdir. Ve Piyâlepaşa sûkunda gûnâ-gûn keçe külâhlar meğer Ma‘nisa'da ve Konya'da işlene. Ve Tershâne-i Âmire'de üstâd-ı kâmil keştî binâ edici marankozlar var kim cemî‘i kâfiristânda nazîrleri yokdur. Her ne gûne hinarda bir keştî murâd edinsen ana göre binâ edüp gûyâ tasvîr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı urgancıyân: Bunların dükkânları Galata handakı
ve Tershâne
ardı ve Okmeydânı'dır. Ammâ neferât 500, bu tâ’ifelerin pîri Şeyh Abdullâh-ı Ha …
Esnâf-ı urgancıyân: Bunların dükkânları Galata handakı ve Tershâne ardı ve Okmeydânı'dır. Ammâ neferât 500, bu tâ’ifelerin pîri Şeyh Abdullâh-ı Hablî'dir. Yemen Mûhasında medfûndur. Bunlar Galata handakında cânkurtaran ve gomana ve palamar ve hurmâ lîfi ve kendirden ısparçına ve mürsel ve halat nâm katrânlı halatları vocıvocılar kızakları ile bükerler. Bunların hîn-i gazâda kârları top palamarları bükmekdir. Bunlar dahi pür-silâh olup kızaklar üzre "Eyya moli ya moli" diyerek urga[n] ve halat bükerek ubûr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
… t ber-dehen edüp Hüseyin Baykara fasılları ederek 179a ubûr edüp gümrük emîni
ve tershâne
emîni kasrdan taşra çıkup zemîn-bûs etdiklerinde Murâd Hân buyururlar kim,
Ardı sıra sırık hammâlları üzre gümrükhâne misâli bir kâh-ı Âzerbâycân içre havz u şâzrevânlar tasnîf edüp fevvâreleri pertâb edüp cereyân etmede., Niçe çârkâb yasdıklar ve incü dikme mak‘adlar ve Isfehân-ı nısf-ı cihân halîçeleri üzre hûr [u] gılmânlar kasr içre oturan erbâb-ı devletlere sükkerî ve mu‘amberîn kahve-i Yemenîler ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve mahleb bezl edüp bu kasr içre Gümrük Emîni Koca Alî Ağa ile latîfe ve şakalar ederler tâ ki alayköşkü'ne karîb vardıklarında çârkâb ve zer-ender-zer zerdûz cibinliklerin içinden kırk elli aded üstâd-ı kâmillerden hânende ve sâzendeler fasla başlayup alayköşkü dibinde tevakkuf edüp huzûr-ı pâdişâhîde on çift âhû-yı Hoten gözlü rakkâs mehpâreler raksa âgâz etdüklerinde eflâk dahi çarh-ı semâ‘a başlayup huzûr-ı pâdişâhîde eyle bir fasl ederler kim Zühre engüşt ber-dehen edüp Hüseyin Baykara fasılları ederek 179a ubûr edüp gümrük emîni ve tershâne emîni kasrdan taşra çıkup zemîn-bûs etdiklerinde Murâd Hân buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178b–179a ·
metinde göster ·
… ehlivânlık ederek cümle (---) bend lu‘bedebâzlıkdan kesme ve şîrâzî ve kesebend
ve terskepce
ve pîşkabza ve yanbaşı ve sergelle ve âsumâniş ve cezâyir sarması ve boğma ve k …
Bu tekye içre üç yüz Pehlivân Zûpînler var kim onar çift câmûs kötenin zabt eder erlerdir. Yüz, yüz elli çift pehlivânlar cümle kisbetlerin geyüp sarı şîr-i revgan yağıyla yağlayup çifte çifte âdem ejdehâsı gibi apul apul yürüyüp birbirlerine kağan arslan gibi sarılup bu kadar temâşâcılar içre birbirine evren-misâl kec-nazar edüp alt üste ve üst alta pehlivânlık ederek cümle (---) bend lu‘bedebâzlıkdan kesme ve şîrâzî ve kesebend ve terskepce ve pîşkabza ve yanbaşı ve sergelle ve âsumâniş ve cezâyir sarması ve boğma ve karakuş nâm oyunları icrâ ederek alayköşkü dibinden ubûr edüp pâdişâhdan ihsânlar ile şeref-yâb olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
… in altı yüz bedendir ve cümle (---) kapudur. Evvelâ Kum kapusu ve Meydân kapusu
ve Tershâne
kapusu ve Yenicekapu ve Tabahâne kapusu ve İçhisarın Lonca kapusu cihânnümâdır. …
{Hicretin sene 92 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Süleymân b. Abdullah fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer b. Abdül‘azîz İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet edüp bu Sinop kal‘asın dahi muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdiler} Sinop (---) galatdır, (---) binâsıdır. Kastamonu hâkimi Ulu Beğ (---) fethidir. Andan sene 796 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Gâyet sa‘b u metîn u kavî kal‘a olmağıla Rûm keferesi elinden üçüncü muhâsarada usret ile feth olup Kastamonu eyâletinde serbest ve mu‘âf ve müsellem mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem ze‘âmetdir. Dizdârı ve serdârı ve kal‘a neferâtları ve üç yüz akçe pâyesiyle kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı vardır. Ekseriyyâ halkı tüccâr ve neccâr ve sevdâger-i berr u bihârdır. Bir fırkası avân ve bir zümresi ulemâ ve meşâyihândır. Halkı ekseriyyâ çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyerler. Ve erbâb-ı ma‘rifetler bu şehri 17 iklîm-i örfiyyede bulmuşlar. Kıble ve şark cânibi dağları serâpâ bâğlardır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i Kastamonu üç günlük yoldur. Bu şehr Karadeniz'in Anadolu tarafı sâhilinde Sinap Burnu demekle ma‘rûf bir burunda vâkı‘ olmuşdur kim Karadeniz'in garb tarafında (---) mil Rûmeli cânibinde bu Sinop'a mukâbil Keliğra Sultan kayaları vâkı‘ olmuşdur. Sinap ile ol Keliğra burnu mâbeyni gûyâ bir boğazdır. İslâmbol tarafı ve Tarabozan tarafı yine vâsi‘ deryâlardır. {Sinop İslâmbol'a beş yüz mildir}. Ve bu kal‘a-i Sinop, şehr-i Samsun'un garb tarafındadır. Sinop ile Samsun'un arası dört merhale yerdir. Ve kal‘ası bir püşte-i âlî üzre üç kat Şeddâdî rıhtım Kayser-ı Rûm oğlu Sinopa nâm kralın binâsıdır. Ammâ gâyet sedd-i metîn kal‘a-i sengîndir. Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cümle (---) kulle ve altı bin altı yüz bedendir ve cümle (---) kapudur. Evvelâ Kum kapusu ve Meydân kapusu ve Tershâne kapusu ve Yenicekapu ve Tabahâne kapusu ve İçhisarın Lonca kapusu cihânnümâdır. Ve Uğrunkapu ve aşağı kal‘ada Deniz kapusu. Bu merkûm kapuların cümlesi ikişer kanatlı demir kapulardır kim her biri birer bâb-ı Kahkaha'dır ve bu kal‘a bir düz yirde vâkı‘ olup iki cânibin deryâ döğer ve bu kal‘anın eşkâli şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki olmuşdur. Ammâ Bozdepe dağından nazar etsen gemi alboratası kesiminde üç kat bir gûne kal‘a-i metîndir. Dizdârı kal‘anın top menzilinden ba‘îd giderse şehirlilerin ellerinde olan hatt-ı şerîfleri mûcebince dizdârı katl etmeğe me’mûrlardır. Ol havfden fakîr-İ dizdâr bir top menzilinden ba‘îd gitmeğe kâdir değildir. Cümle altı yüz müsellah ve şecî‘ ve bahâdır neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında bu kal‘ayı Kazak-ı Ak ale'l-gafle bir şeb-i muzlimde nerdübânlar ile serîka edüp Vezîria‘zâm Nasıf Paşa bu Sinop kal‘asın küffâr alduğun Ahmed Hân'a i‘lâm etmeyüp ketm etdiğiyçün katl olundu. Ba‘dehû bu kal‘ayı küffârdan halâs edüp elli kul dahi aşağı kal‘aya koyup bin kantar barud-ı siyâh ve sagîr ü kebîr bin pâre top koyup cümle âlât-ı cebehânesi ve gûnâ-gûn âlât-ı silâh-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdiler. Ol asrdan berü her şeb ikişer yüz âdem bölükbaşıları ve çavuşlarıyla tâ sabâha dek dîdebân ve nigehbân ve gafîrlik edüp ba‘de't-tabl ve nefîr nevbetciler feryâd ederler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246a ·
metinde göster ·
… pâre yelken keştî ile kırk bin deryâ askeri pür-silâh olup Kapudan Siyâvûş Paşa
ve Tershâne
Kethüdâsı Piyâle Kethüdâ ve Yeniçeri ağası (---) Ağa re’yiyle mezkûr Anapa Lima …
Beri tarafda bizimle donanma-yı hümâyûn ile yüz elli pâre kadırga ve kalita ve başdarda iki yüz elli pâre firkate ve iki yüz pâre şayka ve karamürsel ile cümle-i cümele dörd yüz pâre yelken keştî ile kırk bin deryâ askeri pür-silâh olup Kapudan Siyâvûş Paşa ve Tershâne Kethüdâsı Piyâle Kethüdâ ve Yeniçeri ağası (---) Ağa re’yiyle mezkûr Anapa Limanı'ndan salpa demir edüp fırışka rüzgâr ile nehr-i azîm Kuban suyu Karadeniz'e mahlût olduğu mahalli geçüp yedinci milde Taman kal‘ası önünden ubûr edüp andan Kilisecik Burnu ki sol tarafımızda Kırım cezîresi burnundadır, karşu tarafı sağ tarafımızda Taman cezîresinde Çoçka Burnu'dur, bu iki burunun mâbeyni bir mildir, bu boğazdan içerisine Azak denizi derler sığ deryadır. Bu boğazdan içeri girüp eyyâm-ı muvâfık ile (---) milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b ·
metinde göster ·
… ndan dağlar gibi kerâsteler yığılup ol kadar ahşâbâtlar geldi kim her iskeleler
ve Tershâne
gözleri kereste ile mâl-â-mâl olup cemî‘î cezîrelerden üstâd marangozlar gelüp …
Mübâşeret-i gazâ-yı Malta : Hazîne-i pâdişâhîden üç bin kîse çıkup Karadeniz'de Canik sancağına ve Sinop ve Amasra ve Ereğli'ye ve Kocaili sancağına ve İzmid'e ve Kemerler tarafında olan yüz yigirmi pâre kazâlara mu‘temedün-aleyh kapucubaşılar kerâste iştirâlarına gidüp üç yüz pâre kadırga içün mezkûr kazâlardan Tershâne-i âmireye kerasteler ibtidâ İzmit Paşası Baltacı Paşa'dan ve Alemdağı ve Kapudağı'ndan dağlar gibi kerâsteler yığılup ol kadar ahşâbâtlar geldi kim her iskeleler ve Tershâne gözleri kereste ile mâl-â-mâl olup cemî‘î cezîrelerden üstâd marangozlar gelüp Tershânenin her gözünde birer kadırga bodostaması kurup haftada birer kadırga binâ olunmağa mübâşeret olunup bir başdarda-i hümâyûn ve on aded kara mavnalar inşâ olunup Tershâne-i âmire âdem deryâsı oldu. Ve cemî‘î Anadolu ve Rûmeli câniblerindeki eyâletlere kapucubaşılar gidüp ve asker sürücü vezîrler gidüp asâkir-i İslâm cem‘ olmada ve hünkâr hasekisi ve mîr-i alemler Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus'a on iki bin altun barut-bahâ gidüp "Evvel-bahârda kapudan paşaya mülâkât olasız" deyü hatt-ı şerîfler gidüp anlar dahi âmâde olmada. Efvâh-ı nâsda Malta'ya gitmek gazâsı dâstân-ı dûstân oldu. Ammâ "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" mazmûnunca bu sefer-i seriyye-i şerîfi sa‘âdetlü pâdişâh ve Kara Mustafâ Paşa vezîr ve Şeyhülislâm (---) Efendi bilir, gayrı kimesnenin ne cânibe sefer olacağı nâ-ma‘lûmları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a ·
metinde göster ·
… ğa ve Varna'da ve Üsküdar ve Tophâne ve Bâğçekapusu'nda ve Sinân Paşa Köşkü'nde
ve Tershâne'de
ve Şâhkulı İskelesi'nde, bu cümle zikr olunan leb-i deryâda kalyonlar yapılup İ …
Tedbîr-i hâmis [sâdis]: Kapudan Alî Paşa cezîre-i Girid'den mansûr [u] muzaffer selâmetle gelüp tershâne-i âmirede yüz pâre kadırga ve elli pâre galyon inşa etmeğe mübâşeret olunup Ereğli'de ve Sinop ve Amasra'da ve Bartın'da ve Çayağzı'nda ve Balıklağa ve Varna'da ve Üsküdar ve Tophâne ve Bâğçekapusu'nda ve Sinân Paşa Köşkü'nde ve Tershâne'de ve Şâhkulı İskelesi'nde, bu cümle zikr olunan leb-i deryâda kalyonlar yapılup İslâmbol ve Galata ve Kâsımpaşa'da velvele ve gulgule-i Rûm olup deryâ-misâl asker cem‘ olup cemî‘i Anadolu ve Rûmeli'ne asker sürücüler gidüp asâkir-i İslâm'ı İslâmbol'a ve Boğazhisârlara ve Sakız karşusında Çeşme ve Mora cezîresinde kal‘a-i Benefşe'de niçe bin asker âmâde etdiler. Andan Vâlide Sultân iki galyon ve Bektâş Ağa bir galyon ve Kara Çavuş bir galyon ve Çelebi Kethüdâ bir galyon ve efendimiz Melek Ahmed Paşa Bâğçekapusu'nda bir galyon-ı azîm, dörd anbarlı idi, binâ edüp temâm oldukda sû-i tedbîr ile deryâya nüzûl etdirirken galyon gark olup yüz elli mikdârı âdem gark olup hâh-nâ-hâh yine bu gark olan galyonı ka‘r-ı deryâdan çıkarup cemî‘i galyon ve kadırgaları mükellef ve mükemmel edüp Beşiktaş'da lenger endâht olup sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtların görüp Tophâne'de bin altmış aded sağîr ü kebîr toplar dökülüp cümle gemileri pür-silâh edüp kırk üç bin askerle yüz seksen pâre kalyon kadırga ve üç yüz pâre mühimmât gemilerinden şayka ve karamürsel ve pinek ve kalyonlar ümmet-i Muhammed ile pür olup cümlesi beş yüz aded yelken olup elli bin asker-i pür-silâh, cengâver olup du‘â-i hayr [u] senâ ile Beşiktaş'dan muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile Boğazhisâr'a varup anda dahi Rûmeli ve Anadolu askerlerin cümle keştîlere leb-ber-leb edüp cümle seksen bin aded cengâver, dilâver, asâkir-i hünerver gemilerde hâzırbâş olup Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu dahi kırk pâre gemiyle on bin şecî‘ ve dilâver, bahâdır erler gelüp kapudan paşa Bismillah ile eyyâm-ı muvâfık ile bâdbanların küşâde edüp küffâr-ı hâksâr-ı dûzâh-karâr "Ha şunda ve ha bunda" diyerek iş bu sene (---) mâh-ı (---) gününde (---) nâm mahalde Venedik donanmasına Âl-i Osmân donanması râst gelüp eyle bir ceng-i sultânî olmuşdur kim diller ile tahrîr 97b ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Zîrâ bu Melek Ahmed Paşa donanması Âl-i Osmân devrinden berü böyle bir donanma ve böyle bir güzîde isdekli asker cem‘ olmamışdır. Hulâsa-i kelâm küffârdan bir kalyon ve iki kadırga alınup yedi pâre gemi anlardan gark olup vakt-i gurûba dek tarafeynden eyle savaş-ı perhâş olup rûy-ı deryâ hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup temevvüc eder. Küffâr-ı bedgirdâr-ı nâ-sezâ-murdâr bu hâl-i pür-melâli görüp {vakt-ı} gurûbda âlem şeb-i zulmetde iken "Firâren an tevâli'l-kesürât deyüp ibtidâ Duka gemileri ba‘dehû Malta gemileri, ba‘dehû Mesina gemileri birer birer karârı firâra mübeddel edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp bir yirde doç karâr edüp meşveret-i bed-gümân edüp çaşıt gönderirler. Bizim Âl-i Osmân donanması "Küffâr firâr edüp meydân bizde kaldı", deyü mağrûr olup kal‘a-i Nakşa nâm mahalde limana girüp lenger-endâht olup yatarlar. Cümle asâkir-i nusret-me’ser gemilerden taşra çıkup bâğlara ve bâğçelere gidüp perîşân olurlar. Kimi esbâb yıkayup her biri bir işgâl-i kârda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97a–97b ·
metinde göster ·
… m-i makâm-ı mu‘azzam olup elbette üç ay gurresinde mevâcib çıkmak mukarrer idi.
Ve tershâne
mühimmât [u] levâzımâtı her cihetden âmâde idi. Ve cezîre-i Girid'e üç bin aske …
Bu azîmetden sonra üç kerre sûre-i Mu‘avvizeteyn'i tilâvet edüp 173b Mehemmed Paşa'nın vechine ve endâmına üfleyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ yerimizde sâkin olduk. Biemrillahi Te'alâ ağzının yârı ve sâlyarı akmayup sehel ifâkat buldum, deyüp bu hakîre bir kafa kürk-i semmûr ve bir kîse guruş ihsân etdi. Netîce bu uslûb-ı sâbık üzre yedi gün müdâvemet edüp azîmetler kırâ’at ederdim. Ol gün paşa efendimiz Mehemmed Paşa'dan müfârakat edüp doğru sa‘âdetlü pâdişâha varup sadrıa‘zam ahvâlin i‘lâm eyledikde pâdişâh-ı zîşân kızlarağasıyla sadrıa‘zama vâfir hedâyâlar gönderüp hâl [ü] hâtırdan su‘âl etdiler. Anlar dahi "Ben sâhib-i firâş oldum. Umûr-ı müslimîn mu‘attal olmasun içün karındâşımız Melek Ahmed Paşa'yı kâ’im-i makâm eylen" deyü ricâ edüp dârüssa‘âde ağasıyla telhîs eyledi. Ve arzı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü efendimiz Melek Ahmed Paşa, Bıyıklı Çerkes Mehemmed Paşa'nın yerine emâneten kâ’im-i makâm-ı âlîşân olup sa‘âdetlü pâdişâhdan bir semmûr hil‘at-i fâhire giyüp umûr-ı müslimîne takayyüd eyleyüp her bâr yine Dervîş Mehemmed Paşa selâmına varup hâl ü hâtır soruşup sâhib-i firâş iken yine cümle umûr-ı mu‘azzama ve azl ü nasb anların re‘y [u] tedbîriyle idi. Tâ altı ay bu minvâl üzre Dervîş Mehemmed Paşa sâhib-i firâş sadrıa‘zam, Melek Ahmed Paşa kâ’im-i makâm-ı mu‘azzam olup elbette üç ay gurresinde mevâcib çıkmak mukarrer idi. Ve tershâne mühimmât [u] levâzımâtı her cihetden âmâde idi. Ve cezîre-i Girid'e üç bin asker-i imdâd ve hazîne elbette giderdi. Bu mâbeynde sadrıa‘zam kâh hoş-hâl kâh mizâcı pür-melâl olup hikmet-i Hudâ sehel ifâkat bulmuşken Çerkes âdemîsi olup Tatar ile üsdiğinden bir semiz at eti yiyüp ve kımız nâm at südü içüp ve peynirli Çerkes pasdası yeyüp hasta oldu. Bu ta‘âmlar ise cümle kabızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a–173b ·
metinde göster ·
… unda hil‘at-ı pâdişâhî ile behremend olup elimize Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa
ve tershâne
emîninden temessükâtlar ve huccet-i şer‘iyyeler alup yine efendimiz Melek Ahmed …
Bu bâlâda tahrîr olunan hizmet-i pâdişâhîleri fermân-ı hümâyûn üzre beş ayda tahsîl edüp Tershâne-i âmireye teslîm etdiğimiz mukâbelesinde dîvân-ı pâdişâhîde Melek Ahmed Paşa efendimiz huzûrunda hil‘at-ı pâdişâhî ile behremend olup elimize Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa ve tershâne emîninden temessükâtlar ve huccet-i şer‘iyyeler alup yine efendimiz Melek Ahmed Paşa hizmetinde âsûde-hâl idik. Meğer İpşir Paşa Haleb'den gelmeyüp İslâmbol içer bir hay huy güft-gû olup cümle halk İpşir'in gelmesinde şekk [ü] şübhede idiler. Ve ser-i kârda olan kimesneler havflerinden İpşir İslâmbol'a gelmeyüp Celâlî olmasına ve Nasûh Paşazâde Hüseyin Paşa gibi Üsküdar'da İpşir bozulup bir cânibe firâr etmesin isterlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177a ·
metinde göster ·
… eri ağası Mehemmed Ağa ve Kul kethüdâsı Keçecizâde ve Gümrük Emîni Hasan Çelebi
ve Tershâne
Emîni Sâlih Çelebi ve Topkapulu Mustafâ Ağa ve Kızlar Ağası Kâtibi Abru Baltacı …
Sûret-i defter-i eşkıyâlar: Evvelâ Dârü's-sa‘âde ağası (---) Ağa ve Bilâl Ağa ve Musâhib Yûsuf Ağa ve Caco İbrâhîm Ağa ve Hâsodabaşı Hasan Ağa ve Yeniçeri ağası Mehemmed Ağa ve Kul kethüdâsı Keçecizâde ve Gümrük Emîni Hasan Çelebi ve Tershâne Emîni Sâlih Çelebi ve Topkapulu Mustafâ Ağa ve Kızlar Ağası Kâtibi Abru Baltacı ve şa‘bân Halîfe ve hatunu Mülkî Kadın ve Deli Birâder Ahmed Ağa ve'l-hâsıl kırk yedi nefer kimesneyi elbette isteriz, katl olunsun" deyü feryâd ederken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6a ·
metinde göster ·
"Bilâl Ağa'yı ve Milkî kadını ve şa‘bân Halîfe'yi ve Gümrük Emîni Hasan Ağa'yı
ve Tershâne
Emîni Sâlih Çelebi'yi ve Topkapulu Mustafâ Ağa'yı Ebrû nâm oğlanı ve ma‘zûl yen …
"Bilâl Ağa'yı ve Milkî kadını ve şa‘bân Halîfe'yi ve Gümrük Emîni Hasan Ağa'yı ve Tershâne Emîni Sâlih Çelebi'yi ve Topkapulu Mustafâ Ağa'yı Ebrû nâm oğlanı ve ma‘zûl yeniçeri ağasını ve kul kethüdâsını isteriz. Bunlar defterimizdedir. Elbette ele girüp katl olunsun" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
"Vallâhi Evliyâm, ey dedin. Tîz asesbaşı ve subaşı
ve Tershâne
Kethüdâsı kethüdâsına haber edin. Cümle cebeci ve topçu çorbacılarıyla Edirneka …
"Vallâhi Evliyâm, ey dedin. Tîz asesbaşı ve subaşı ve Tershâne Kethüdâsı kethüdâsına haber edin. Cümle cebeci ve topçu çorbacılarıyla Edirnekapusu'ndan taşra Topçular'a varup andan bu kadar bin kelle ve esîrleri alınup alay ile İslâmbol içinden geçirüp sa‘âdetlü pâdişâha Alayköşkü dibinde alay gösterüp ba‘dehu fermân-ı pâdişâhî ne ise ana göre amel edeler" dedikde, hemân hakîr kapu kethüdâsıyla doğru Topçular'a vardık. Ne gördük?
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a ·
metinde göster ·
… apudanlara Kaya Sultân birer yağlık hedâyâlar ile cümle cebecilere ve topçulara
ve Tershâne
neferâtlarına birer kîse guruş ihsân edüp kelleleri getiren şâmlı Halîl Ağa'ya …
Asesbaşıyla altı bin bozacı ve bakkal ve meyhâneci kefereleri gelüp âmâde durdular ve beş yüz aded topçu ve beş yüz aded cebeci neferâtları cümle müsellâh ve mükemmel ü mükellef çorbacılarıyla gelüp andan kâmil bin aded pür-silâh tüfengli pâk ve mülebbes ve müzeyyen azebistân askeri kapudanları ve vardiyân zebânîleri ve niçe boru ve tabıl 64b küffâr çalmak bilir pâyzen kefereleriyle gelüp cümle çorbacılara ve kapudanlara Kaya Sultân birer yağlık hedâyâlar ile cümle cebecilere ve topçulara ve Tershâne neferâtlarına birer kîse guruş ihsân edüp kelleleri getiren şâmlı Halîl Ağa'ya ve hakîre ve Kapu kethüdâsı Zühdü Efendi'ye üçümüze birer semmûr alay kürkü geydirüp ve birer küheylân raht ve bahtlı dikme som sırma dikdikli atlara süvâr olup alaya âmâde olup ibtidâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a–64b ·
metinde göster ·
… ısı (---)(---)(---)(---)(---) vardır ve kal‘a dizdârı ve on bir bölük ağası
ve tershâne
ağası ve gön başı ve marankoz başı ve tershâne emîni ve kâtibleri ve azebân ağa …
Bu şehir şeyhülislâm nakîbüleşrâf ve a‘yân [u] eşrâf ve yeniçeri çavuşu serdârdır ve sipâh kethüdâyeri ve gümrük emîni yetmiş yük akçe iltizâmdır ve muhtesib ağası ve mi‘mâr başı ve liman re’îsi ve şehir subaşısı (---)(---)(---)(---)(---) vardır ve kal‘a dizdârı ve on bir bölük ağası ve tershâne ağası ve gön başı ve marankoz başı ve tershâne emîni ve kâtibleri ve azebân ağası ve cemî‘i tershâneye hidmet {eder} her esnâf şeyhleri vardır. Hattâ ulûfeli gavvâs dalgıçları var kim elli altmış kulaç yerde deryâ dibine dalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94b ·
metinde göster ·
… ‘a dizdârı ve on bir bölük ağası ve tershâne ağası ve gön başı ve marankoz başı
ve tershâne
emîni ve kâtibleri ve azebân ağası ve cemî‘i tershâneye hidmet {eder} her esnâf …
Bu şehir şeyhülislâm nakîbüleşrâf ve a‘yân [u] eşrâf ve yeniçeri çavuşu serdârdır ve sipâh kethüdâyeri ve gümrük emîni yetmiş yük akçe iltizâmdır ve muhtesib ağası ve mi‘mâr başı ve liman re’îsi ve şehir subaşısı (---)(---)(---)(---)(---) vardır ve kal‘a dizdârı ve on bir bölük ağası ve tershâne ağası ve gön başı ve marankoz başı ve tershâne emîni ve kâtibleri ve azebân ağası ve cemî‘i tershâneye hidmet {eder} her esnâf şeyhleri vardır. Hattâ ulûfeli gavvâs dalgıçları var kim elli altmış kulaç yerde deryâ dibine dalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94b ·
metinde göster ·
… yât-ı câvidân bulur, zîrâ şeb [ü] rûz bay u gedâ-yı pîr ü cüvân u mugân ve gebr
ve tersâya
birer sini içre birer tas gendüm şurbâsı ve her âdeme birer nân ve her leylde h …
Husûsan eyyâm-ı şitâda bir menzil-i cây-ı menâs-ı râhat-efzâdır kim içine giren âdem hayât-ı câvidân bulur, zîrâ şeb [ü] rûz bay u gedâ-yı pîr ü cüvân u mugân ve gebr ve tersâya birer sini içre birer tas gendüm şurbâsı ve her âdeme birer nân ve her leylde her ocak başına birer şem‘-i revgan ve her at başına birer tobra arpa ve her leyle-i cum‘ada birer sini yahni ve pilav zerde ile sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. El-hâsıl matbah-ı Keykâvûs'u matbah-ı Selçukiyân gibi bir dârü'z-ziyâfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 98a ·
metinde göster ·
… ve matbah-ı pâdişâhîye ve yeniçeriler meydânına senede kırkar bin koyun vermek
ve Tershâne-i
Âmire'ye kadırgalar yağlamak içün beher sene biner fıçı don yağı ve ve yüz fıçı …
Ba‘dehû niçe kerre isyân edüp haklarından gelindi, ammâ sene (---) târîhinde feth olunup Mekke ve Medîne'ye vakf olunup on senede bir vilâyetlerin Tatar nehb u gâret etmek ve beğlerinin azl [u] nasbı Âl-i Osmân elinde olmak ve tuğ ve sancağ u bayrağ ve tabl [u] alem sâhibi olup sancaklarında sığır başı tasvîri yazup sancağı taşımak ve hîn-i seferlerde Âl-i Osmân ile yigirmi bin cürd atlı ve üç bin tüfengli tarabans askerleriyle sefer eşmek ve beğleri yeni mansıb olsa pâdişâha bin beş yüz kîse ve yüz elli kîse her sene kul mevâcibine ve matbah-ı pâdişâhîye ve yeniçeriler meydânına senede kırkar bin koyun vermek ve Tershâne-i Âmire'ye kadırgalar yağlamak içün beher sene biner fıçı don yağı ve ve yüz fıçı asel-i musaffâ ve yüz kantar şem‘-i asel ve bin aded {sığır gönü} ve her sene Özü paşasına kırk kîse vermeği cümle Sultân Süleymân kanûn edüp ahd-i şart edelden berü yine gâhice mâl-ı firâvân kuvvetiyle isyân ederler, ammâ der-akab haklarından gelüp elleri ve vilâyetleri böyle harâb ü yebâb ve kefereleri esîr-i kebâb olurlar, aleyhi mâyestahik, ammâ Kanûn-ı Süleymân Hân üzre beğlerinin kerr u fer ü dâratları bayağı mîr-i mîrânlar gibi müselmân mataracılar ve tüfengciler ve 105b altun taslı elleri teberli müselmân şâtırları ve Âl-i Osmân tarzı altışar kat mehterhânesi ve dîvân efendisi ve on iki müslim kapucubaşılar ve on iki ağa dahi Tatar Hân tarafından Tatar ağaları var. Hâna müte‘allık olan maslahatı anlar görüp her sene hânlara elli fıçı bal ve elli fıçı yağı ve yüz re’s bârgîr hânlara hedâyâ gitmeğe cümle Süleymân Hân kanûn edüp hâlâ kanûn-ı Süleymân Hân cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105a–105b ·
metinde göster ·
… nda karşu Beç'e nâzır ma‘mûr hânelerdir ve altları cümle anbâr ve mahzenlerdir.
Ve tersâhâne
iskelesi ve gemiler yapılacak yerler cümle bu varoşdadır.
Nemçe lisânı üzre Beç kal‘asının bir ismi Seveyte'dir. İbtidâ Beç bu zemînde binâ olunmuşdur. İki Tuna mâbeyninde bir cezîre-i tavîlde üç bin aded bâğ u bâğçeli serâpâ kârgîr âlî ve tahta ve kiremit örtülü ikişer ve üçer kat vâsi‘ sarây-ı azîmler cümle elçi paşaları ve Budin tarafından gelen elçileri bunda kondururlar, Tuna kenârında karşu Beç'e nâzır ma‘mûr hânelerdir ve altları cümle anbâr ve mahzenlerdir. Ve tersâhâne iskelesi ve gemiler yapılacak yerler cümle bu varoşdadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… stürgon sahrâsında bizim kılıcımızdan kırılanların kelleleriyle ve Yedikulle'de
ve Tershâne
zindânında esîr olan kapdanlarınızla elçinize bir alay-ı azîm etsinler kim Üstü …
"Ammâ biz ol meydân-ı şecâ‘at cenginde sizden yigirmi bin hıristiyan göz göre kılıçdan geçirüp aslâ alay etmedik, ammâ siz fodul hıristiyanlarsız karılarınıza tafra içün sehel şey’i bahâne edüp alay edersiz. Eğer İslâmbol'da sizin elçiniz dahi gerçekden Üstürgon sahrâsında bizim kılıcımızdan kırılanların kelleleriyle ve Yedikulle'de ve Tershâne zindânında esîr olan kapdanlarınızla elçinize bir alay-ı azîm etsinler kim Üstürgon'da yigirmi sekiz bin kelle Vezîria‘zam otağı önüne dökülüp hiç kelle alayı etmedik" dediğimde cümle kâfirler "si si" deyüp hâmûş-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
Andan cümle pür-silâh kırmızı fesli Cezâyir askeri
ve tershâne-i
âmire leşkeri ve cümle deryâ beğlerinin cüyûşları ve cümle Kapudan Paşa ağaları …
Andan cümle pür-silâh kırmızı fesli Cezâyir askeri ve tershâne-i âmire leşkeri ve cümle deryâ beğlerinin cüyûşları ve cümle Kapudan Paşa ağalarıyla Kazdağı levendâtları top u tüfenglerin atup gülbâng-ı Muhammedî çekerek kırk aded deryâ paşaları cümle esbâb-ı ihtişâmlarıyla güzer edüp andan Serdâr Kapudan Kaplan Paşa gök demire gark olup Rüstem-i Sâm-akrânvâr küheylân at üzre süvâr olup cümle yigirmi bin aded askeriyle tâ kal‘a-i Kandiye altından gülbâng çekerek ubûr ederlerken niçe bin küffâr kal‘a tabyaları üzre tirkeşüp bu imdâd gelen asâkir-i İslâmı ve on bin aded ayakları zencîrli pâyzenleri görüp âlem-i hayretde kalup kal‘adan bir top ve tüfeng atmadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… rbaşı ve liman ağası ve gümrük emîni ve bâcdârbaşı ve dellâlbaşı ve liman reîsi
ve tershâne
emîni ve mâl defterdârı ve çavuşlar kethudâsı ve çavuşlar emîni ve çavuşlar kât …
Ve cebecibaşı ve topçubaşı ve kumbaracıbaşı ve yerli yeniçeri ağası ve yerli cebeciler ağası ve yerli topçular ağası ve on iki bölük yerli azebistân ağası ve yerli kumbaracıbaşı ve yerli lağımcıyân ağası ve on iki {aded} taşra tabyaların ağaları ve cümle üç aded kal‘a dizdârları ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve muhtesib nâ’ibi ve kassâm-ı askerî nâ’ibi ve muhtesib ağası ve mi‘mâr ağası ve harâc ağası ve şehir kethudâsı ve marankoz ağası ve meremmâtçıbaşı ve bârûdcubaşı ve çerâhorbaşı ve üç yerde çalıcı mehterbaşı ve liman ağası ve gümrük emîni ve bâcdârbaşı ve dellâlbaşı ve liman reîsi ve tershâne emîni ve mâl defterdârı ve çavuşlar kethudâsı ve çavuşlar emîni ve çavuşlar kâtibi ve defter emîni ve muhâsebeci efendi ve mukâta‘acı ve kal‘a tezkirecisi ve rûznâmeci ve Ak tabyanın on iki aded sancak ağaları ve Su kullesi dizdârı {Bekir Ağa ve on iki} aded tuğ sâhibi {Su kullesi} ağaları ve liman kapudanı on pâre firkateye mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317b ·
metinde göster ·
… yri dörd koldan a‘dâ-yı dînin topları meterislere havâle olmağile Su kullesinde
ve tersâhâneden
ve Kumlu tabyadan ve Aktabyadan elliden mütecâviz zencîr ile balyemez topların …
makâl-i hakîkat-me’âl ile küffâr-ı hâksârın ve füccâr-ı sakar-karârın i‘timâd eyledikleri metânet ve istihkâmı ademden ma‘dûd edüp yevmen fe-yevmen nakl-i toprak ile meterisler yürütüp handaka karîb a‘dâ-yı dînin sedd-i râh içün ihdâs eyledüğü zîr-i hâkde iri iri ağaçlardan çatma şaranpav tabyalarına karîb varıldıkda düşman cevânib-i erba‘ada mânend-i katarât-ı bârân top ve kumbara ve havân taşları yağdırup zîr-i hâkde olan tabyalardan lâ-yenkatı‘ tüfengler ve el kumbaraları atup ve lağım püskürmeleri ve âlât-ı hiyel ü şeytânat-ı garîbeler ile âteşler saçup bu minvâl üzre asâkir-i İslâmın şeş cihetleri âteş-i Nemrûd iken uğur-ı dîn-i mübînde bezl-i vücûd-ı nâzenîn-i cân-ı azîz edüp semender-vâr-ı nâ’ire-i ceng ü peykârda sarf-ı miknet ve ikdâm-ı iktidâr ile handakdan hâric olan tabyalarının ba‘zıların nakl-i toprak ile basdırup ve ba‘zıların lağımlar ile hedm edüp ve ba‘zıların top-ı kûp kazan kumbaralar ile nâbûd edüp ve niçelerin şîrân-ı dilîrân-ı meydân-ı veğâlar yürüyüş ile ahz ü kabz edüp handakı ve leb-i deryâda Kızıl tabyaya mülâhık olan mevâni‘leri balyemez toplar ile hedm edüp asıl dîvâr-ı kal‘ada olan Kızıl tabyaya dest-res edüp altına niçe yerden üçer dörder hazîneli lağımlar olunup burc-ı bârûsun ejder-sıfat toplar ile berâber turâb edüp ve esâs-ı bünyâdın lağımlar ile harâb [u] yebâb edüp kezâlik Göllük cânibinde olan meterisler dahi vech-i meşrûh üzre nakl-i toprak ile asâkir-i İslâmı yürüdüp dâ’ire-i tasavvurdan hâric mukâtele ve muhârebeler ile kal‘adan munfasıl zîr-i hâkde tabyaların ve sedd-i râh olan parmaklıkların ve cümle mevâni‘ olan şaranpav nâm hıyel ü şeytânatların ahz ü kabz u hedm edüp ma‘rûf olan Kum[lu] tabya kurbunda asıl kal‘a dîvârına lağımlar olunup tersâhânenin dîvârın yıkan demâr toplar ile hâk ile berâber kılup ve'l-hâsıl iki koldan kal‘aya gedikler ve gûnâ-gûn rahneler olup arûs-ı feth ü zafer-me’ser zuhûra cilve-ger olmak müşâhedesinde iken levâyih-i aliyye ve sevânih-i lâriye hâlâtı mukârenetiyle olan zafer ve vusûl-ı ayn-ı(?) hülûl ve ebvâb-ı feth u duhûl meşrûh olduğu nümâyân-ı ulu'l-ebsâr ve mefhûmu kerîmi, Arapça be-dîdâr olmağile vech-i sâbık üzre mürûr-ı şitâ edüp i‘tidâl-i hevâ olunca zabt olunan gediklerinde meks ü karâr olunup bu hâl-i nusret-me’âl üzre melâ‘în ü hâsirîn kal‘anın metânet ve istihkâmına kemâl mertebe i‘timâd etdikleri yerlerden gedikler açılup neheng âheng toplar (toplar) ile limana gemileri hurûc ve duhûlde men‘ u mesdûd olmak ile kal‘a-i metîneleri ellerinden çıkacağın mukarrer bilüp lâkin temerrüd-i şeytânîleri üzre inâd-ı vesvâsı ve hîle ve hannâsı ellerinden fürunihâde etmeyüp mürûr-ı şiddet-i şitâ edince hedm-i hâkile yeksân olan dîvârların bâ-husûs Kızıl tabya verâsında amîk handaklar hafr edüp ve lağım kuyuları açup müceddeden bir dîvâr-ı azîm medd-i sedd edüp Kızıl tabya altına mülâsık ve leb-i deryâ ile vâki‘ olan sengistânı süfte ve zemîn-i hâke lağımlar etdirüp zîr-i sengistânda dörd tarafa lağımlar hâzırlayup kal‘anın Kızıl tabya câniblerinin iç tarafında kal‘anın rub‘ hissesine varınca muttasıl parmaklıklar ve şaranpavlar ve zîr-i zemînde cengci tabyaları edüp iç tarafda dahi dörd tarafa kol kol mühlik lağımlar edüp intihâsında dahi bir cedîd mîl-i hadîd kal‘a dîvârı çeküp üzerine elli adedden ziyâde balyemez toplar vaz‘ edüp dahi ilerisine meterisler ve sıçan yolları edüp niçe bin şeytânatlar ile her şeylerin hâzır ve âmâde edü[p] i‘tidâl-i hevâ olunca düşman-ı dîn açılan gediklerin verâsında dürlü dürlü hiyel ü şeytânatlar ve envâ‘-ı istihkâmlar ve metânet üzre her tedâriklerin görüp hâzır-bâş oldular. Ve Göllük cânibinde olan zemîn alçak ve [bâ]rân seyli(?) ve emvâc-ı deryânın karârgâhı ve mahalli dahi teng olduğundan gayri dörd koldan a‘dâ-yı dînin topları meterislere havâle olmağile Su kullesinde ve tersâhâneden ve Kumlu tabyadan ve Aktabyadan elliden mütecâviz zencîr ile balyemez topların ve kumbaralar ve taş atar havân topların meterislere havâle edüp 327b leyl ü nehâr lâ-yenkatı‘ topların atup mülûk-ı nasârâdan dahi imdâdları gelüp bâ-husûs vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ ve kesret-i emtâr olmağile seyl-i bî-girân cümle meterisleri cümle su basup emvâc-ı deryâdan zîr ü zeber olup pây-ı guzât pâydâr olmayup şeb [ü] rûz usretler çekilüp her cânib meterislerinin hıfz [u] hırâsetleri müşkil iken yine cünûd-ı muvahhidîn ve kümât-i zafer-karîn bu mahalde emvâc-ı deryânın karârgâhında uğur-ı dîn-i mübînde mebrak-ı mekînde(?) ve meşakkat ü zahmetin ihtiyâr eden a‘dâ-yı dîn ile leyl ü nehâr kâr-ı zârdan bir ân hâlî olmayup lâkin meterisler böyle teng mahalde olmağın küffâr ikide birde taşra meterisleri basmak fikrinde olup birkaç kerre taşra çıkup meterisleri zabt etmeden hâlî olmayup husûsan Fransa la‘înden kalyonlar ile imdâdı gelmekle Göllük'de olan meterisleri basmağa kasdı tedâriklerinden guzât-ı müslimîn haberdâr olup Göllük kolunda serdâr-ı mu‘azzam olan Haleb Vâlîsi Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa-yı hûrşîd-i münîr hazretleri Göllük koluna me’mûr olan mîr-i mîrân-ı zevi'l-ihtirâmlara ve Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa'ya ve sâ’ir bölük ağalarına ve cümle serdengeçdi ağalarına ve Mısır ve Şâm kullarına tenbîh ü te’kîdler gidüp herkes gediklerinde hâzır ve mevcûd bulunmağa fermân olundukda küffâr-ı şekâvet-şi‘ârın hurûcuna cümle guzât müterakkıblar iken sene (---) mâh-ı (---) gününde vakt-i Şâfi‘îde derûn-ı kal‘ada mahsûr olan a‘dâ-yı makar-sa‘îr-i bed-tedbîr-i hezîmet-gîrleri üzre kal‘adan tulû‘ edüp üç koldan hurûc ve meterisler üzre hücûm-ı mehcûm eyledikde dahi Şâfi‘î vaktinde göz gözü görmez iken asâkir-i İslâm mânend-i süreyyâ-nizâm tekbîr ü gülbâng-ı Muhammedî getirüp meterislerden bi'l-müvâcehe küffâra karşu varılup tüfeng ü tîr ü selle seyf-i âteş-te’sîr ile küffâr a‘dâ ve nâ’ire-i ceng-âşûb germiyyet ile üç sâ‘at mikdârı harb ü darb olup inâyet-i Bârî yârî kılup nesîm-i feth [u] zafer taraf-ı cünûd-ı nusret-karînden vezân ve kesr ü hezîmet-eser leşker-i müşrikînde nümâyân olmağile a‘dâ-yı bed-girdâr füccâr-ı murdâr kal‘aya firâr ve kırkdan mütecâviz beğzâde ve kapudanları ve (---) den ziyâde kefereleri âteş-i harb ile ittisâl-i nîrân kılınup cümle (---) binden mütecâviz küffârları esîr-i bend-i zencîr olunduklarından mâ‘adâ bizzât serdârları olan Fransa şehzâdesi savaş-ı perhâşda gâ’ib olup lillâhi'l-hamd ve'l-minne böyle sa‘b yerde ve böyle teng mahall-i şâfi‘îde böyle gazâ-yı ekber asâkir-i nusret-me’sere nasîb olup böyle yüz aklık ve a‘dâ-yı dîne böyle rû-siyâhlık tafsîli emr-i muhâl olup bu ma‘reke-i nusret-encâmdan sonra melâ‘în-i hâsirîn bir dahi kal‘adan baş göstermeğe kâdir olmayup verâ-yı cidârda püskürme nâm lağımlar atmağa cidd [ü] ihtimâma başlayup âlât-ı âteş-bâzlıklar ile ceng ederek şiddet-i sermâ da mürûr ve i‘tidâl-i hevâ hulûl etmeğile asâkir-i İslâm-ı nusret-encâm pây-ı ikdâma hareket ve Kızıl tabyanın hedm olunmasına rağbet edüp niçe yerlerden kal‘aya duhûl olmak üzre meterislere mübâşeret ve niçe ceng [ü] harb ile ve i‘mâl-i lağımlar ile Kızıl tabyanın tâ bâlâsına urûc etmek üzre iken a‘dâ-yı dînin mukaddemâ Kızıl tabyaya mülâsık ve leb-i deryâda meterisler yolunda vâki‘ olup süfte eyledüğü yerlü kayalarda lağımlara âteşler eyledikde umûmen kal‘a ve meterisler mütezelzil ve şiddet-i lağımlardan mânend-i kulle-i kûh yerlü kayalar mevzı‘larından mübeddel ve küffârın altlarında olan lağımât ve meterisleri zelzeleden zîr ü zeber olup bu mertebede lağımlara efârît-i Süleymânî tâkat getirmek emr-i muhâl iken inâyet-i Bârî yârî kılup mu‘cizât-ı Resûl-i Kibriyâ aleyhi efdalü's-salavât ve't-tahiyyât ile asâkir-i zafer-me’sere aslâ fütûr gelmeyüp ve aslâ bir şey ârız olmayup derkâr oldukları üzre Kızıl tabyanın münhedim olmuş yokuşlarından meterisler yürüdüp tavsîf ü ta‘rîfden hâric harb ü ceng [ü] cidâller ile Kızıl tabyanın üzerinden mürûr edüp verâsında a‘dâ-yı dînin müceddeden medd eyledüğü dîvâra henüz mukârin oldukda zabt [u] rabtı müyesser olan Kızıl tabyanın üzerinde ve leb-i deryâda toplar içün müte‘addid âlî tabyalar binâ olunup üzerlerine kırk adedden mütecâviz balyemez serâmed toplar koyup her biri birer ra‘d-girdâr balyemez toplar vaz‘-ı mücedded olunup küffârın nev binâ etdüği dîvârına ve kal‘anın içerisine havâle olup zamân-ı kalîlde düşmen-i dînin müceddeden hafr eyledüğü handakları cümle guzât memlû edüp ihdâs eyledüğü içerdeki yeni dîvârı münhedim edüp üzerinde vaz‘ eyledüğü topları cümle münkesir edüp ve'l-hâsıl asâkir-i İslâm-ı nusret-encâmın topları heybetinden ve kazgan kumbara ve havân taşları vefretinden ve îsâl-i merk eden tüfeng-endâzların tegerg-misâl kesretinden ve Rüstem-vâr dilâverlerin ve serdengeçdilerin ve salıcı ve varıcı nâmâ[n] bahâdır yiğitlerin hareket ve hamlelerinden a‘dâ-yı dîn verâ-yı cidârdan ve zîr-i hâkde 328a olan tabyalardan baş göstermeğe iktidârları olmayup mânend-i haffâş muhtefî olup dürlü dürlü hiyel ü âteş ile muhârebeler edüp bu minvâl üzre ceng-âşûblar ile yeni dîvârları ki küffâra sakar-karâr olmuşdu, anı dahi hedm edüp derûn-ı kal‘aya duhûl müyesser olunca Kızıl tabyada vâki‘ olan ceng ü neberd ferâmûş olup bu yeni kal‘a dîvârı savaşları eyle oldu kim cemî‘i gâziyân-ı mücâhidân âteş-i Nemrûd içinde olup dilâverân-ı fetâyân gazanfer-vâr cünbüş ü merdân edüp cümle aldıkları diller ve başlar ve eyledikleri yüz aklıkları ve dîn-i mübîn uğuruna bezl-i vücûd-ı cân edüp vücûda getirdikleri hünerverliklerinden binde biri takrîr olunmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 327a–328a ·
metinde göster ·
neferâtları ve yuva(?) ve kaçkın köle ve balık dalyanları ve şehir subaşılığı v …
Ve bâc-ı bâzârı ve muhtesib ve tershâne neferâtları ve yuva(?) ve kaçkın köle ve balık dalyanları ve şehir subaşılığı ve cümle salb siyâset basmak, asmak ve urmak ve tutmak anın hükmündedir. İki yüz levendât ile dâ’imâ kâ’immakâmı hükûmet edüp senevî bâd-ı havâ ve cürm [ü] cinâyetden on Mısrî kîse dahi hâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319a ·
metinde göster ·
Ve bu varoşun Kadırga limanı kenârı cânibi kâmil bin yedi yüz adım varoşdur.
Ve Tershâne
dibinden Galyon limanı önüne varınca iki bin adım varoşdur. Bu hisâb üzre bu va …
Ve bu varoşun Kadırga limanı kenârı cânibi kâmil bin yedi yüz adım varoşdur. Ve Tershâne dibinden Galyon limanı önüne varınca iki bin adım varoşdur. Bu hisâb üzre bu varoş üç bin yedi yüz adımdır. Ve bu varoşda leb-i deryâda gümrük ve mahzenler ve Mendilzâde Mustafâ Ağa hânı ve Sinân Paşa hânı ve Mustafâ Paşa hânı ve Hüseyin Paşa hânı ve Vîs Paşa hânı ve Hâce Mehemmed hânı vardır, gâyet ma‘mûr u metîn hânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y324a ·
metinde göster ·