… engûle ve Cebel-i Cimri ve Hezârmerd ve Dulhuvarân ve Merkâve ve Harîr ve Rûdîn
ve Tiltarı
ve Sîhuzencîr ve Acûr ve Ebrûmân ve Dâvdân ve Pâk ve Perenli ve Belkâs ve Uşti …
Sancakları bunlardır: Sürücek ve Erbîl ve Keşân ve Şehr-i Bâzâr ve Cengûle ve Cebel-i Cimri ve Hezârmerd ve Dulhuvarân ve Merkâve ve Harîr ve Rûdîn ve Tiltarı ve Sîhuzencîr ve Acûr ve Ebrûmân ve Dâvdân ve Pâk ve Perenli ve Belkâs ve Uşti ve kal‘a-i Gâzî ve Şehrezûl paşa sancağıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 53a ·
metinde göster ·
… ât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger
ve tilsimân
ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîl …
Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemerine bend kılup sâ’ir işkence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre âlât-ı cellâdları kemerlerine zeyn kılup sâ’ir huddâmların omuzlarında altunlu münakkaş serâmed servi haşebinden râyiha-yı tayyibeli kazıklar ile ve bellerinde seyâhat urganları ve ellerinde yalın seyf-i müczemleriyle merdâne cünbüş ederek ubûr ederler. Ammâ ne‘ûzü billâh herbirinin çehresinde nûr kalmayup zehir damlar. 155a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b–155a ·
metinde göster ·
… ına tahta gülle ve başlarında necâsetli işkembeler üzre kartal ve karga telleri
ve tilki
kuyrukları abâyâsın(?) zeyn edüp yüzlerine bal sürüp,
Çârtâk emîni ve çardak çorbacısı ve çardak nâ’ibi ve muhtesib ağası cümle tevâbi‘leriyle pür-silâh olup muhtesib ağası önünde altun yaldızlı ve gümüş zencîrli terâzûlar ile esnâfların metâ‘larını vezn ederek kiminin metâ‘ı eksik gelüp kötek çalarak ve niçe yüz eksik satmış şeklinde âdemlerin boğazlarına deve ardalaları ve zîlleri ve dehdevîleri boğazlarına asarlar ve niçe yüz âdemlerin boğazına tahta gülle ve başlarında necâsetli işkembeler üzre kartal ve karga telleri ve tilki kuyrukları abâyâsın(?) zeyn edüp yüzlerine bal sürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… ı ve semmûr kafâsı ve kâkûm ve ördek boğazı ve kuğu boğazı ve sakkâ kuşu boğazı
ve tilki
boğazı ve nâfesi ve çılkavası ve beyâz Maskov tilkisi ve zakan ve kebûtî ve kuz …
Bu kürkcü esnâfıyla tabakların bir acâyib ma‘rekeleri olup âhir pâdişâh ve a‘yân [u] eşrâf kürk geymeğe muhtâc olduğundan bu esnâf mukaddem gidüp başka mehterhâne ile ubûr etmek fermân olunup bunlar tahtırevânlar ve seyishâneler üzre dükkânların niçe yüz bin guruşluk semmûr ve şak ve zerdevâ ve sansâr ve zincâb ve semmûr paçası ve semmûr kafâsı ve kâkûm ve ördek boğazı ve kuğu boğazı ve sakkâ kuşu boğazı ve tilki boğazı ve nâfesi ve çılkavası ve beyâz Maskov tilkisi ve zakan ve kebûtî ve kuzu bağanası ve düşüt bağana kürkleriyle dükkânların zeyn ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
… n ve miyâne ve merdâne ve zenâne ve lorta ve rûzgâr ölüsü ve sarây ve kurd ağzı
ve tilleli
ve kubâdî ve serhadli ve paşmaklar ile dükkânların zeyn edüp ve pabuc içinde bi …
İslâmbol içre pabuccu bekârı 195b perkâr [u] cengkâr yiğitlerdir. Cümlesi pâ-bürehne ve ser-bürehne pür-silâh olup tahtırevânlar üzre dükkânların niçe gûne kütâne ve zergerdân ve miyâne ve merdâne ve zenâne ve lorta ve rûzgâr ölüsü ve sarây ve kurd ağzı ve tilleli ve kubâdî ve serhadli ve paşmaklar ile dükkânların zeyn edüp ve pabuc içinde bir pabuc ve çizme içinde bir çizme dahi ve dörd pabuc taban tabana bir yerde ve beş paşmak bir yerde ve âdem kaddi içine iki âdem sığar çizmeleri ve gayrı eşyâları dükkânlarında arz-ı kâlâ ederek pür-silâh ellerinde tuç ve câm ve tıhtâb ve çimşîr muştalar ile ubûr ederken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195a–195b ·
metinde göster ·
… ve sıntırâş ve bıçkı ve pabuccu dezgâhı kütükleri ve miyâne ve şâne ve nevregân
ve tilsimân
ve muşta ve sünsâr ve mest cenderesi bu gûne eşyâlar ile seyishâneler üzre ubûr …
Esnâf-ı attârân-ı dikiciyân: Dükkân 80, neferât 100, pîrleri Ebü's-selâm ibn 196a Muhammed Ekber-i Yemenî'dir. Bunların dükkânları Bezzâzistân-ı Atîk kurbünde Acıçeşme cenbinde başka bir çârsûdur kim pabuc ve paşmak ve çizme kâlıbları ve çiriş ve iğne ve sıntırâş ve bıçkı ve pabuccu dezgâhı kütükleri ve miyâne ve şâne ve nevregân ve tilsimân ve muşta ve sünsâr ve mest cenderesi bu gûne eşyâlar ile seyishâneler üzre ubûr eder musallî cemâ‘atdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b–196a ·
metinde göster ·
… anlar Doğancı Seyfî ve Dâvûd Paşa Süleymân'ı ve Hükmîzâde Alî'si ve Sûhte Receb
ve Tilki
Alî Beğ ve Solak Nasûh Beğ ve Selîm Ağa ve Ca‘fer Çavuş, bunun emsâli niçe yüz …
Bu yonkarı ekseriyyâ paşalı avânı çalarlar. Ammâ alay-ı pâdişâhîde çalanlar Doğancı Seyfî ve Dâvûd Paşa Süleymân'ı ve Hükmîzâde Alî'si ve Sûhte Receb ve Tilki Alî Beğ ve Solak Nasûh Beğ ve Selîm Ağa ve Ca‘fer Çavuş, bunun emsâli niçe yüz üstâdlar fasl edüp çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207b ·
metinde göster ·
… lerinin ismi (---) ve iskelesi irmen-Süviş'dir. Dağlarında 258a ayu ve hınzır
ve tilki
ve çakal ve semmûr-misâl sansar ve zerdeva ve sarı sığın ve koz tavuğu olur ulu …
Evsâf-ı Üsüviş : Leb-i deryâda bir yalçın kaya üzre bir köhne harâb kal‘ası var. Bir gice eyyâm-ı muhâlif olup cümle tüfenk-endâz yoldaşlarımızla gâfil olmayup anda mihmân olup beş koyun ile Süviş beği yanımıza gelüp ikrâm etdi. Bu kavm ağaçdan yay yaparlar ve aldıç ağacından ok yaparlar ve tüfenk kullanır cümle üç bin piyâde kavmdir. Beğlerinin ismi (---) ve iskelesi irmen-Süviş'dir. Dağlarında 258a ayu ve hınzır ve tilki ve çakal ve semmûr-misâl sansar ve zerdeva ve sarı sığın ve koz tavuğu olur ulu dağlardır. Garâbet bu kim bu Abaza tâ’ifesinin ekseri beğlerinin leşini bir sandûk-misâl ağaç içine koyup bir azîm dıraht-ı müntehânın çatal dalına mıhlayup korlar. Başı ucundan sandûka bir delik delüp zu‘m-ı fâsîdlerince ol delikden cennete nazar ide. Niçe yüz bin bal arısı dahi ol delikden girüp Abaza leşinin koltukları ve budu arasında bal yapup mevsiminde sandûkının kapakların açup kıllı kıllı balları tulumlara doldurup satarlar. Halk Abaza balıdır deyü pâre pâre olup alırlar. Ammâ kubhunu bilmezler. Abaza balından gâyet ihtirâz lâzımdır. Bu Abaza diyârında niçe bin acâ’ibât ve garâ’ibâtlar vardır ammâ tahrîri mümkün değildir. Bunda dahi birkaç mahbûb Abaza civânları alınup yine cânib-i garba iki gün gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b–258a ·
metinde göster ·
… stân'da aslâ eşek ve katır yokdur ve Mikril diyârında zerdeva çokdur. Ve sansar
ve tilki
ve yaban kedisi ve kur tavuğu çok olur. Buğday ve arpası azacık ekdiklerinden a …
333a Bu Mikrilistân'da niçe bin aşâ’ir [u] kabâ’iller vardır ve niçe gûne lisânlar vardır. Zîrâ azîm ülke-i vâsi‘dir. Yetmiş aded mahsûlâtları vardır. Koyunu ve keçisi ve hınzırı ve dağlarında sığını ve karacası ve tablalısı çok olur ve küheylân atları vardır, ammâ cümle Tataristân'da ve Gürcîstân'da ve Mikrilistân'da aslâ eşek ve katır yokdur ve Mikril diyârında zerdeva çokdur. Ve sansar ve tilki ve yaban kedisi ve kur tavuğu çok olur. Buğday ve arpası azacık ekdiklerinden az olur ammâ lazudi ve pasta darısı çok olur. Kûh-ı bâlâlarında balı ve cevzleri ve çimşîr dırahtları ve çam ve ardıçları firâvândır, ammâ servi ağacı nâdirdir. Ve bu Mikrilistân, Abaza ve Çerkes diyârının halkı gibi dağlar içre sâkin olup köyleri dâ’imâ sâbitedir, konup göçmezler. Bâğlı ve bâğçeli ve kenîseli ma‘mûr kal‘alı köyleri vardır. Zîrâ millet-i kadîm ve diyâr-ı azîmdir. Netîce-i kelâ[m] yetmiş yedi günde Gönye'den ba‘de'l-feth bu Mikrilistân-ı Gürcîstân'ı deverân edüp mâh-ı mezbûrun (---) günü cânib-i kıbleye Erzurûm tarafına cümle guzât-ı müslimîn ile avdet edüp üçüncü günde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a ·
metinde göster ·
… i ve sığını ve zerdeva ve sansarı ve sırtlan kurdu ve andık kurdu ve kara kurdu
ve tilki
ve çakalı gâyet çokdur. Dağlarına oduncular gitmeğe âcizlerdir. Tâ bu mertebe h …
{Der-vasf-ı Esed-i Kûhî} şehre nâzır kapusunun iç yüzünde kapu üzre bir taht-ı revân-ı vâsi‘ ile bir arslan derisin pembe ile doldurup gözlerine iri turunç komuşlar ve ağzın ejder-i heft-ser gibi açup dili yerine bir kırmızı keçe pâresi komuşlar. İri dişleri var, her biri hançer-i Türkmândan ve sinân-ı Urbân'dan nişân verir. Burnundan kuyruğunun nihâyetine varınca kırk beş karış bir mefret subû‘ esed-i dağî, bir mehîb arslan-ı âsî imiş. Yedi sene bu dağlarda yaban koyunu ve keçisi ve sığını tenâvül ide ide pîl-i Mahmûdî-misâl olup dağlarda hayvânâtların ırkın kesüp dağlardan kurâ ve kasabâtlara nüzûl edüp at ve katır ve deve ve hımâr ve benî Âdem sayd [u] şikâr etmeğe başlayup âhir-i kâr kolu kuvvetli cânın birisi çatal kurguşum ile şikâr yerken urup kellesi hûrd olup ale'l-fevr mürd, ölüdür, postun yüzüp Tapan Ahmed Ağa'ya getirüp ol dahi ibret-i âlem içün bu taht-ı revân üzre koyup bezzâzistânının kapusunun iç yüzünde asmışdır. Ammâ Hudâ âlimdir, anı gören zî-rûh zann eder. Dörd ayakları sütûna benzer. Pençeleri arvana deve tabanına benzer. Kellesi husrevânî küp'e mânend bir gazanfer-i nerrende, lâkin Bağdâd ve Hille ve Cevâzir ve Kurna arslanları gibi mahbûb değildir. Yine asfaru'l-levndir amma Engürü keçisi gibi yünleri birer karış burma burma sakmış bir mehîb ve acebe- 343b likâ, garîbü'ş-şekl bir esed-i dağîdir. Arslan çölde halk olunmuşdur. Bu dağda hâsıl olmağıla bu gûne halk olunmuşdur. Hiç ol kıyâfetde arslan görülmemişdir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Karahisâr dağları Rûm, Arab ve Acem'de meşhûr sarp dağlar ve beller ve sengistân ve çengelistân ormanlar olmağıla kaplanı ve vaşakı ve yaban gûsfendi ve sığını ve zerdeva ve sansarı ve sırtlan kurdu ve andık kurdu ve kara kurdu ve tilki ve çakalı gâyet çokdur. Dağlarına oduncular gitmeğe âcizlerdir. Tâ bu mertebe hayvânât-ı gûnâ-gûn ile memlû azîm kûh-ı bülendlerdir. Bir kerre "Karadeniz'den Kazaklar çıkup bu dağları ubûr edüp niçe kurâ ve kasabâtları nehb u gâret etmeğe dağlara çıkup cümlesini dağlarda kaplanlar ve kurdlar ve ayılar ve sâ’ir yırtıcı hayvânlar yırtup helâk edüp şikâr almak sadedinde iken kendüleri yırtıcı hayvânlara şikâr olup cân kurtarmadılar. Ol zamandan berü Kazak-ı Ak'dan şehrimiz emn [ü] emândır", deyü nakl etdiler. Zîrâ Karadeniz sâhilinde (---) şehri bu Karahisâr-ı Şarkî'ye (---) merhale yer karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343a–343b ·
metinde göster ·
… mahbûb u mahbûbesi çokdur. Ekseriyyâ a‘yânı semmûr ve zerdeva ve zincab u kakum
ve tilki
boğazı kürkler giyerler. Vasatü'l-hâl olan ehl-i hırefi ve tüccârı elvân bogasi …
Ve şehr-i Baba'nın âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ammâ şiddet-i şitâsı gâyet şedîd olur. Lâkin mahbûb u mahbûbesi çokdur. Ekseriyyâ a‘yânı semmûr ve zerdeva ve zincab u kakum ve tilki boğazı kürkler giyerler. Vasatü'l-hâl olan ehl-i hırefi ve tüccârı elvân bogasiyeya kuzu kürkü kaplı ton giyüp başlarına Tatar kalpağı şıprıtma çalma börk geyüp her sene Bucak Tatarlarıyla sefere atlanup adüv-şikâr ederler. Gâyet er ve bahâdır, server-i hünerver fetâları olur. Ve ganîmet şehir olmağıla âyende vü revende müsâfirîne ni‘metleri mabzûldür. Ve kış giceleri sıra sohbetlerinde her gice ziyâfetleri meşhûrdur. Ve cümle halkı gâyet garîb-dost ve muhibb-i fukarâ ve muhibb-i hânedânlardır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 127b ·
metinde göster ·
… n pâbucu ser-gerdân kimesnelere verir. Levendâne kimesnelere lorta ve kurd ağzı
ve tilleli
ve kaba rüzgâr ve ulu lorta ve merdâne pâbuç verir. Ağavâta sarây pâbucu ve düz …
Ve çârşû-yı İğneciyân ve bâzâr-ı Bakırcıyân ve bâzâr-ı Yabacıyân ve bâzâr-ı Demirciyân ve bâzâr-ı Pembeciyân ve bâzâr-ı Hallâcân ve bâzâr-ı Ketenciyân ve bâzâr-ı Çadırcıyân ve bâzâr-ı Balıkcıyân ve bâzâr-ı Boyacıyân ve bâzâr-ı Çukacıyân ve bâzâr-ı Helvacıyân ve bâzâr-ı Haffâfân, Selîm Hân câmi‘i kurbunda Alî Paşa çârşûsu gibi iki başı demir kapulu şâhrâh-ı azîmin yemîn ü yesârında üç yüz aded hapenkli dekâkîn-i müzeyyenlerdir kim kavvâf cüvânları seccâdelerinde oturup ellerinde çevgânlarıyla zergerdân pâbucu ser-gerdân kimesnelere verir. Levendâne kimesnelere lorta ve kurd ağzı ve tilleli ve kaba rüzgâr ve ulu lorta ve merdâne pâbuç verir. Ağavâta sarây pâbucu ve düz taban ve çingân pâbûç verir. Sıbyâna orta ayak ve kütane ve sayış ve Kubâdî ve orta lorta verir. Akçesi az olan furta verir. Ve nisvân-ı sâhib-ısyânlara başmak ve içmedik ve iç edik ve tış edik ve fellâr ve terlik edik verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hallâk-ı âlem. Ve Sübhân dağında cemî‘i kurd ve sırtlan ve andık
ve tilki
ve çakal ve kaplan velhâsıl cümle yırtıcı canavarlar bu dağda çiftleşirler ammâ …
Hikmet-i Hallâk-ı âlem. Ve Sübhân dağında cemî‘i kurd ve sırtlan ve andık ve tilki ve çakal ve kaplan velhâsıl cümle yırtıcı canavarlar bu dağda çiftleşirler ammâ asla ve kat‘â balaları hâsıl olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243b ·
metinde göster ·
… ûz başlarında alaca serbendleri üzre cığalı ve turna telli ve zerdevâ ve sansar
ve tilki
kürklü ve atlas haftânlı ve beli şemşîrli ve kemerinde hançerli ve ayağında poç …
Der-beyân-ı kâr [u] kisb-i ahâlî-i İmâdiyye: Bir sınıfı hânın hizmetinde askerî tâ’ifesidir kim şeb [u] rûz başlarında alaca serbendleri üzre cığalı ve turna telli ve zerdevâ ve sansar ve tilki kürklü ve atlas haftânlı ve beli şemşîrli ve kemerinde hançerli ve ayağında poçuklu pabuçlu kapu kullarıdır. Dâ’imâ kalkanlarıyla ve sâ’ir âlât-ı silâhlarıyla gezer hân nökerleridir. Ve bir sınıfı kavm-i tüccârdır kim Bağdâd'a ve Şehrezûl ve Musul ve Hasankeyfâ ve Mardin ve Diyârbekir'e metâ‘ götürürler. Ve bir zümresi alaca şal u şapik ve çarık kuşak giyüp kuşanup el-kâsibü habîbullah deyüp çârsû-yı bâzâr dükkânlarında ehl-i hırefdir. Ve bir fırkası ulemâ ve sulehâ-yı müfessirîn ü muhaddisînden kimesnelerdir kim Monlâ Şervî takrîri üzre "Diyâr-ı İmâdiyye'de kırk üç bin aded ulemâ-yı fuzalâ vardır kim tekâlîf-i örfiyyeden berîlerdir." deyü nakl etdi ammâ yine cümlesi pür-silâh hançeri belinde hîn-ı cengde kağan gibi destârı elinde cengâver şecî‘ ve bahâdır ulemâlardır. Bunlardan mâ‘adâ re‘âyâ şekilli âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… oğlu ve Yeniçeri serdârı Kepçe Alî Beşe semmûr geyüp mâ‘adâsı bogası kaplı kuzu
ve tilki
kürkü ve başlarına Tatar kalpağı geyerler, zîrâ nâhiye kurâları cümle Tatar köy …
Ve a‘yânından Ermenioğlu ve Murâdoğlu ve Yeniçeri serdârı Kepçe Alî Beşe semmûr geyüp mâ‘adâsı bogası kaplı kuzu ve tilki kürkü ve başlarına Tatar kalpağı geyerler, zîrâ nâhiye kurâları cümle Tatar köyleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34b ·
metinde göster ·
… yu ve kurd postlu vakâr sâhibi semmûr tâclı ve kurd ve bebr ve vaşak ve zerdeva
ve tilki
kürkü tâclı ve Sâlihli ve Yahyâlı ve Balı Beğli ve Semindirâvî ve Kâsım Beğli v …
Andan sağ kolda deli alayı ve sol kolda gönüllüyân alayı bayrağı altında biner aded müsellâh ve müzeyyen kaplan ve bebr ve ayu ve kurd postlu vakâr sâhibi semmûr tâclı ve kurd ve bebr ve vaşak ve zerdeva ve tilki kürkü tâclı ve Sâlihli ve Yahyâlı ve Balı Beğli ve Semindirâvî ve Kâsım Beğli ve Haydarî ve Kalenderî ve Gâzî Porçavî ve Gâzî Kerş İlyâsî ve Deli Horozî ve Gâzî Evrenosî ve Mihâlî tâc-ı gûnâ-gûnların kec kılup üzerlerinde her tâcların gûnâ-gûn cığalar ve çelenkler ve turna telleri ve şahin ve zağanos ve karakuş kanatların tâclarına zeyn edüp yine tâclarının tepelerinde cevz-i rûmî kadar billûr ve necef ve moran ve gayrı şa‘şa‘alı taşları zeyn kılmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a ·
metinde göster ·
… a‘yânları semmûr ve atlas ve hârâ geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar sâd[e] çukalar
ve tilki
nâfesi kürkler geyerler. Fakîrü'l-hâlleri yine çuka libâs ve bogası haftan geye …
Der-fasl-ı libâs-ı merd-i meydân: Cemî‘i a‘yânları semmûr ve atlas ve hârâ geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar sâd[e] çukalar ve tilki nâfesi kürkler geyerler. Fakîrü'l-hâlleri yine çuka libâs ve bogası haftan geyerler. Cümle re‘âyâsı şayak ve kırmızı ve beyâz abâ ve Boşnak kalpağı geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
Bölükbaşı ve Gırbo Bölükbaşı ve Hasan Bölükbaşı Yenge Kırığı bölükbaşılar cümle …
Çün kim bu Virpolise nâm mahalde ol gece cümle guzât helâlleşüp cümle atlara yemlerin kesdirüp vakt-i şâfi‘î oldukda evvelâ Atlıbeğzâde ve Çoltaroğlu ve Tilki Bölükbaşı ve Gırbo Bölükbaşı ve Hasan Bölükbaşı Yenge Kırığı bölükbaşılar cümle bin sekiz yüz aded yiğitler piyâde pür-silâh karanlıkda ileri gitdiler ve ardları sıra iki bin güzîde salt cürd atlı yiğitler ile Bosna Alaybeğisi Gâzî İsmâ‘îl Beğ ve Hersek alaybeğisi bu atlılara serdâr olup âheste âheste gitmede. Ve serdârımız Yûsuf Kethüdâ dahi beş bin piyâde ve atlı yiğitler ile kilt-â-kit giderken sancak dibinde hakîr Feth-i şerîfe müdâvemet edüp giderken paşa efendimizin pusuya koduğu asâkir üstlerine uğrayup tenbîh ü te’kîdler edüp ileri ubûr etdik. Çün vakt-i Hanefî oldu. Ale't-ta‘cîl salât-ı fecri edâ edüp der-ân atlara süvâr olup du‘â ve senâyı atlar üzre edüp âheste-reviş giderken hemân ileride bir sadâ-yı Allâh Allâh ile bir tüfeng sadâsı kopdu. Derhâl anı gördük. Geceden giden yayanlar har har soluyarak çıkageldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
… sarı ve beyâz ve siyâh dâneler olduğundan mâ‘adâ yine bir salkımda barmak üzümü
ve tilki
kuyruğu ve hore ve misket ve ham ve keşmekeş ve düzenli(?) ve zeynî ve razakı v …
Bu harem içre ecnâs-ı eşcârât-ı müsmirâtlar ile eyle tezyîn olmuşdur kim Sübhanü'l-Hâllâkü'l-bâkî, hattâ bir dıraht-ı engür var niçe bin seyyâhân-ı berr ü bihârân bu deyre gelüp mihmân oldukda felâhatnâme-i bâğbân kavilleri üzre bu üzüm ağacına niçe bin aşlamalar eyleyüp niçe bin elvân salkım engür-i âbdârlar hâsıl olur. Ammâ hikmet-i sun‘-i garîbe vü acîbe oldur kim bir salkım tutsa(?) da yigirmi iki envâ‘ rengâreng dânedâr yeşil ve kırmızı ve sarı ve beyâz ve siyâh dâneler olduğundan mâ‘adâ yine bir salkımda barmak üzümü ve tilki kuyruğu ve hore ve misket ve ham ve keşmekeş ve düzenli(?) ve zeynî ve razakı ve beğlerce ve hüsâmî ve kudsî dâneleri bir salkımda olur hikmet-i Sannâ‘-ı lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
ve çakallar ve diri güvercinler var idi kim asker-i İslâm bu ni‘metleri yerken …
Ba‘zı sığır kebâbları içinde cânlı tavşanlar ve tilki ve çakallar ve diri güvercinler var idi kim asker-i İslâm bu ni‘metleri yerken içlerinden bu kadar hayvânâtlar çıkup bir hây hûy, "Bire vardı ve bire koma gitdi hay" deyü ni‘mete girişdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·
… salâbetli ve şecâ‘atli pür-silâh mehîb askerdir, zîrâ başlarında tâcları semmûr
ve tilki
ve kaplan postundan kalpak tâc geyüp arkalarında kaplan ve bebr ve kurd ve ayu …
El-hâsıl mehâbet ve salâbetli ve şecâ‘atli pür-silâh mehîb askerdir, zîrâ başlarında tâcları semmûr ve tilki ve kaplan postundan kalpak tâc geyüp arkalarında kaplan ve bebr ve kurd ve ayu postları var. Ve koltukları altlarında bağlı kartal ve karakuş kanatları var ve ellerinde kurd derisi sarılı Kostaniçe sırıkları ve niçesinin ellerinde sûrları ve gürzleri ve şeştüper topuzları ve salıkları ve gûnâ-gûn navurtaları var bir alay ucbe-likâ garîbü'l-heykel korkunç kâfire belâ-yı âsumânî gibi bir kazâ ve kader askeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59b ·
metinde göster ·
… ğlara girüp bi'z-zarûrî hakîr de ve hüddâmlarım da atlardan enüp etek der-miyân
ve tilâvet-i
Kur’ân ederek piyâde 4 sâ‘at yürüyüp andan Âh ormanı nâm bir sarp ağaçlı dağı ç …
Andan bu kasaba gâzîleri ellerimizde olan emr-i pâdişâhîler mûcebince hakîre elli aded pür-silâh piyâde tüfeng-endâz Hırvat yiğitleri refîk verüp andan cânib-i garba 4 sâ‘at gidüp el-iyâzu billâh yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ Yeleç dağın selâmetle aşup küffârın kemîngâh pusu yerlerin bulup ve egimleri(?) ve çarıkları ve rokla ihrâmların alup yine sarp dağlara girüp bi'z-zarûrî hakîr de ve hüddâmlarım da atlardan enüp etek der-miyân ve tilâvet-i Kur’ân ederek piyâde 4 sâ‘at yürüyüp andan Âh ormanı nâm bir sarp ağaçlı dağı çıkup bir çemenzâr yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… yûlâ gibi birbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi
ve Tilimsân
ve Fes ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve …
İbret-nümâ-yı diğer: Havuzdan zâhir olan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn dîvler ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perdenin verâsında bir alay Rûm halkı ve Teke ve Hamîd ve Konya külâhlı âdemler ve Mısır ve Şâm ve Acem ve Hind ü Sind ve Maskov ve Tatar ve Özbek, el-hâsıl Hallâk-ı âlem bu rûy-ı arzda ne kadar mahlûk-ı benî âdem halk etdi ise cümlesi eşkâl-i esbâblarıyla zâhir olup bâğ-ı İrem içre kimi gezüp kimi her dıraht altında oturup sohbet ederlerdi, ammâ bunların birinde nutk olmayup birbirleriyle tekellüm etmezler idi, hemân heyûlâ gibi birbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân ve Fes ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve Kırmanika ve Bağaniski ve Fur kavmi kara Arablarıyla Habeşî ve Hindî kavmi gâyet çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… rengistânda uluç âdemîsi olup Mağrib-zemînde Kurtuba şehrinde ve Tanca şehrinde
ve Tilimsân
şehrinde Şeyh Abdülhâlık'dan tahsîl-i ma‘rifet edüp millet-i Mesîhiyyedenim" de …
"Frengistânda uluç âdemîsi olup Mağrib-zemînde Kurtuba şehrinde ve Tanca şehrinde ve Tilimsân şehrinde Şeyh Abdülhâlık'dan tahsîl-i ma‘rifet edüp millet-i Mesîhiyyedenim" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… leylek ve bülbül ve karatavuk ve sarı asma kuşları gibi ötdükde hemân tıbkıdır.
Ve tilki
ve çakal ve kurd ve bebr ve pars ve arslan ve kaplan gibi na‘ra urarlar ve at s …
Husûsan horos ve kaz ve tavuk ve ördek ve çaylak ve tâvûs ve karga ve leylek ve bülbül ve karatavuk ve sarı asma kuşları gibi ötdükde hemân tıbkıdır. Ve tilki ve çakal ve kurd ve bebr ve pars ve arslan ve kaplan gibi na‘ra urarlar ve at süheyli urup kişnedikleri zamân küheylân at kişner zann edersin. Ve eşek gibi segâh makâmında anırdıkları zamân gûyâ Deccâl'un eşeği anırır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70a ·
metinde göster ·
… înde Evcile ve Cirbe ve Trâblûs ve Tunus ve Cezâyir ve Tanca ve Fas ve Merankeş
ve Tilimsân
ve Sûdân ve Îse(?) ve İsvân ve Donkola ve Berberistân ve Foncistân [ve] vilâyet …
Birkaç evlâdları vilâyet-i Mağrib-zemînde Evcile ve Cirbe ve Trâblûs ve Tunus ve Cezâyir ve Tanca ve Fas ve Merankeş ve Tilimsân ve Sûdân ve Îse(?) ve İsvân ve Donkola ve Berberistân ve Foncistân [ve] vilâyet-i Daho(?) ve vilâyet-i Kakan ve vilâyet-i Afnû ve vilâyet-i May Bornu ve vilâyet-i Bağaniski ve vilâyet-i Rümeyletü'l-himâl'dir kim Hazret-i İdrîs'in rahm-i mâderden müştak olduğu şehr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a ·
metinde göster ·
… arp Abaza'nın dağları içre olmak ile kaplan ve vaşak ve yaban kedisi ve zerdeva
ve tilki
ve fîl kadar sığınları ve kara ve tablalı ve yağmurca nâm mahlûkları gâyet çokd …
Menzil-i pişköv-i Bozoduk: Bozoduk beği Azamet Girey bunda sâkin olur. Cümle üç bin askere mâlikdir. Sarp Abaza'nın dağları içre olmak ile kaplan ve vaşak ve yaban kedisi ve zerdeva ve tilki ve fîl kadar sığınları ve kara ve tablalı ve yağmurca nâm mahlûkları gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… çakıl taşları gibi galtân olup atlarımızın ayakları altında galtân olup yatır.
Ve tilkiler
ve çakallar ve sâ’ir hayvânâtlar bu yumurtaları yeyüp safâlanırlar.
Ve bu Heyhât sahrâsının otları ve otlukları ve sazlığı ve kamışlıkları kazlar ve ördekler ve kuğular ve toy ve angıt ve poz bakal ve niçe kerre yüz bin gûne hûş u tuyûr ve çığal 190a bu Deşt-i Kıpçağ'ın çayır ve çemenzârları içre yumurtaları çakıl taşları gibi galtân olup atlarımızın ayakları altında galtân olup yatır. Ve tilkiler ve çakallar ve sâ’ir hayvânâtlar bu yumurtaları yeyüp safâlanırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b–190a ·
metinde göster ·
… ne ise yeyüp kasığından yırtup yer, ka[r]nı doyup pervâz urdukda sâ’ir kurdlar
ve tilki
ve çakallar ve gayri hayvânâtlar at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun v …
Ve bu sahrâ-yı Edil'de olan karçığa ya‘nî doğan ve toykun ve sunkur ve albay va lâçîn ve bödene ve topalken ve kırgı ve küykenek nâm yırtıcı doğan gibi şâhin kuşlar bu dünyâda yokdur. Hattâ kaz kadar beşer onar kerre tülemiş toykun ve sunkur nâm doğanlar var kim yaban atın ve yaban devesi ve yaban dombayların alup yer. Eğer su’âl olunursa bir kuş bir atı ve bir deveyi ve câmûsu nice alup yer derse eyle yaranup tülemişdir kim gözleri kırmızı mercân gibi olup kendüye gıdâ olacak mertebe bir şikâr bulmayıcak hemân yaban atı ve devesine hücûm edüp ibtidâ atı sağrısından nâhunlayup ya‘nî tırnak urup arkasın yere yere atın başına konup kanatlarıyla atların ve develerin gözlerin kapayup seğirtmeğe komayup iki gözlerin oyup çıkarup amânı ve kuvvetin kesüp hâh nâ-hâh atı ve dombayı ve her ne ise yeyüp kasığından yırtup yer, ka[r]nı doyup pervâz urdukda sâ’ir kurdlar ve tilki ve çakallar ve gayri hayvânâtlar at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun ve sunkur nâm kuşlar ayu ve kurd ve tilki ve çakala ve arslana sunmazlar, zîrâ anlar yırtıcı mahlûklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… r at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun ve sunkur nâm kuşlar ayu ve kurd
ve tilki
ve çakala ve arslana sunmazlar, zîrâ anlar yırtıcı mahlûklardır.
Ve bu sahrâ-yı Edil'de olan karçığa ya‘nî doğan ve toykun ve sunkur ve albay va lâçîn ve bödene ve topalken ve kırgı ve küykenek nâm yırtıcı doğan gibi şâhin kuşlar bu dünyâda yokdur. Hattâ kaz kadar beşer onar kerre tülemiş toykun ve sunkur nâm doğanlar var kim yaban atın ve yaban devesi ve yaban dombayların alup yer. Eğer su’âl olunursa bir kuş bir atı ve bir deveyi ve câmûsu nice alup yer derse eyle yaranup tülemişdir kim gözleri kırmızı mercân gibi olup kendüye gıdâ olacak mertebe bir şikâr bulmayıcak hemân yaban atı ve devesine hücûm edüp ibtidâ atı sağrısından nâhunlayup ya‘nî tırnak urup arkasın yere yere atın başına konup kanatlarıyla atların ve develerin gözlerin kapayup seğirtmeğe komayup iki gözlerin oyup çıkarup amânı ve kuvvetin kesüp hâh nâ-hâh atı ve dombayı ve her ne ise yeyüp kasığından yırtup yer, ka[r]nı doyup pervâz urdukda sâ’ir kurdlar ve tilki ve çakallar ve gayri hayvânâtlar at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun ve sunkur nâm kuşlar ayu ve kurd ve tilki ve çakala ve arslana sunmazlar, zîrâ anlar yırtıcı mahlûklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… Çîn âhûsu ve yaban gûru ya‘nî arkası siyâh elifli yaban eşeği ve kurd ve çakal
ve tilki
ve hınzîr ve ayular ve gayri mahlûklar otav otav ya‘nî bini iki bini bir yerde …
Ve yine bu Heyhât sahrâsı içre olan yaban koyunu ve kuzusu ve geyiği ve yağmurcası ve tablalısı ve karacası 190b ve yünlü Çîn âhûsu ve yaban gûru ya‘nî arkası siyâh elifli yaban eşeği ve kurd ve çakal ve tilki ve hınzîr ve ayular ve gayri mahlûklar otav otav ya‘nî bini iki bini bir yerde sürü sürü gezüp birbirlerin yeyüp geçinirler. Bu sahrâda anıniçün hayvânât kemiklerinden geçilmez. Ve Azak nâfesi dedikleri kırmızı tilki kürkleri cümle bu Heyhât'dan gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a–190b ·
metinde göster ·
demirleri ile elifleri birer arşın oyup tahrîr etdik. İnşâallâh ol hat şerha ve …
deyü nevregân ve tilsiman demirleri ile elifleri birer arşın oyup tahrîr etdik. İnşâallâh ol hat şerha verüp mü’ebbed durur. Gören yârân-ı bâ-safâya muhtefî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106a ·
metinde göster ·
… ile ârâste atebelerdir kim hâlâ asrımızın üstâd mermer-bürleri tîşe ve nevregân
ve tilismân
urmağa kâdir değillerdir. Meğer diyâr-ı Rûm'da Atina şehrinde Sultân Mehemmed c …
Âd ve Semûd kavmine seng-i hârâlar bi-emrillâh müsahhar imiş kim böyle seng-i hârâları kalem tırâş ile peynir keser gibi kesüp mezkûr gârların der-i dîvârlarına ve revzen ü tâklarına ol kadar emek sarf edüp hûrdegîrlik etmişler kim gûyâ hıtâyî kâğıdda Fahrî oyması gibi nükûş-ı garîbe oymuşlardır. Ammâ hikmet-i Hudâ her bir hânedânın kayası başka başka yaradılmış. Herkes birin oyup vatan edinmiş. Ve her birinin mâbeyninden yol geçer kumsal yollardır. Bu râhlara nâzır kat-ender-kat hücreler ve gûnâ-gûn maksûreler vardır. Ve dîvânhâne ve zîr-i zemînler var kim her birine biner ikişer biner benî âdem sığar. Ol çölistânın şiddet-i hârında içine dâhil olduğumuzda gûyâ Bağdâd-ı behişt-âbâd Y 272a serdâblarına girmişe döndük. Ve gûnâ-gûn kapular oymuşlar kim kapunun cânib-i erba‘aları kat-ender-kat zıh-ender-zıh hurde rûmî ve eslimî ve şükûfeler ile ârâste atebelerdir kim hâlâ asrımızın üstâd mermer-bürleri tîşe ve nevregân ve tilismân urmağa kâdir değillerdir. Meğer diyâr-ı Rûm'da Atina şehrinde Sultân Mehemmed câmi‘indeki mermerlerin musanna‘âtı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271b–Y272a ·
metinde göster ·
… f ve Mısır ve İslâmbol ve Mağrib-zemîn ve Tunus ve Tarabulus ve Fes ve Merânkûş
ve Tilimsân
ve Endelüs cümle Urbân elinde kaldı. Bunlardan nice intikâm alsak, deyü meşvere …
"Vallâhi biz İşpanya râhiblerindeniz. Cümlemiz dîn-i Muhammed zuhûr edeli huzûrumuz gidüp millet-i Mesîhiyye pâymâl oldu. Husûsâ bu Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik asrında cemî‘i cezîrelerimiz ve berren ve bahren vilâyet-i azîmelerimiz husûsâ ma‘bed-i kadîmimiz olan Kudüs-i şerîf ve Mısır ve İslâmbol ve Mağrib-zemîn ve Tunus ve Tarabulus ve Fes ve Merânkûş ve Tilimsân ve Endelüs cümle Urbân elinde kaldı. Bunlardan nice intikâm alsak, deyü meşveret edüp âhir dînimiz ulusu Papa mel‘ûnun re’y-i nâ-tedbîri ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
… m eder. Cânib-i erba‘asında buhûrdânlar ile kâfûrî ve amberler yanarak Y 360b
ve tilâvet-i
Kur’ân ederek gasl edüp yakasız gömleğin ve miskâlî kefenin âb-ı Zemzem ile ısl …
Andan bedürüstî gasl ile eyle olur kim gûyâ ol mevtâ tâze cân bulup tebessüm eder. Cânib-i erba‘asında buhûrdânlar ile kâfûrî ve amberler yanarak Y 360b ve tilâvet-i Kur’ân ederek gasl edüp yakasız gömleğin ve miskâlî kefenin âb-ı Zemzem ile ısladup geydirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y360a–Y360b ·
metinde göster ·
… lirler. Andan dörd ayda yine çöl [ü] çölistânda Cezâyire ve Fes'e ve Merânkeş'e
ve Tilimsân'a
varırlar.
Bu râh-ı Mekke'de böyle basîret üzre hareket ederler. Zîrâ cemî‘i Urbân-ı uryân "Mağribî'de çok tibir ve bî-kıyâs mâl vardır" deyü Urbân yolların beklerler. Ammâ her sene Mağribî Urbânını boza gelmişlerdir. Bu hâl üzre sabâh olup yola revâne olurlar. Ammâ gâyet hasîs ve le'îm kavimdir. Herbirinin birer ikişer beşer onar deve yükü zî-kıymet eşyâları vardır. Yine çadır çadır "şey'en lillâh" deyüp piyâde konakdan konağa taban keşîde edüp Mısır'a gelirler. Andan dörd ayda yine çöl [ü] çölistânda Cezâyire ve Fes'e ve Merânkeş'e ve Tilimsân'a varırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·
… berî ve Fûncî ve Kırmanka ve Bağanıskı ve Habeşî ve Bânyânî ve Kakanî ve Sûdânî
ve Tilimsânî
ve Râbî(?) ve May Bornî ve Fûrî ve Dâcûrî ve Nûbî ve bu makûle elsine-i muhteli …
Hâsıl-ı kelâm yetmiş iki milletdirler. Ammâ yüz kırk lisân şehr-i Mısır'da mevcûddur. Yigirmi aded millet-i Nasârâdan mâ‘adâ Mağribî ve Endelüsî ve Burnâvî ve Afnu ve Donkolâvî ve Berberî ve Fûncî ve Kırmanka ve Bağanıskı ve Habeşî ve Bânyânî ve Kakanî ve Sûdânî ve Tilimsânî ve Râbî(?) ve May Bornî ve Fûrî ve Dâcûrî ve Nûbî ve bu makûle elsine-i muhtelife bile Y 89a Mısır içinde mâl-â-mâldir kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Ammâ bu hakîr inşâallâh Mısır'ın cemî‘i ahvâlât ve ecnâs-ı mahlûkâtı mahalleriyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y88b–Y89a ·
metinde göster ·
… îh-i Hicretin sene 347 337 (---) Mu‘izz'e Kâyid vezîr olup Mağrib'de Fas şehrin
ve Tilimsân'ı
ve Merânkeş'i ve Tanca ve Sûdân'ı ve İsvân ve Habeş'i ve Yemen'de ve Irâk'da ve …
Cevher Kâyid Mu‘îzz'in babası kulu idi. Ve Ebi'l-Hasan deyü ana lakab takmışdı. Aslında Rûm gulâmıdır. Sonra (---) Cevher Tavâşî Kâyid'i terbiyet edüp târîh-i Hicretin sene 347 337 (---) Mu‘izz'e Kâyid vezîr olup Mağrib'de Fas şehrin ve Tilimsân'ı ve Merânkeş'i ve Tanca ve Sûdân'ı ve İsvân ve Habeş'i ve Yemen'de ve Irâk'da ve Fârs [ve] Hind ve Çîn'e varınca yigirmi pâdişâhlık yeri altı yılda feth edüp yine Mağrib'e gelüp andan Mısır'a sene 358'de Mısır'ı binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140b ·
metinde göster ·
Ve sünnet olacak sıbyânların önlerince kınâlı ve hasırdan yancıklı
ve tilki
kuyruğu hotaslı sığırlara ve hımârlara ve şâh-ı gedâ atlara süvâr olmuş kaşmer …
Ve sünnet olacak sıbyânların önlerince kınâlı ve hasırdan yancıklı ve tilki kuyruğu hotaslı sığırlara ve hımârlara ve şâh-ı gedâ atlara süvâr olmuş kaşmer ve mudhik ü mukallidler gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245a ·
metinde göster ·
… u bâğçe ve hûrmâ ve bersîm olmaz. Halkının me’kûlâtları darı ve timsâh ve kedi
ve tilki
ve misk kedisi ve Nîl balığı yerler. Timsâh eti tenâvül etdiklerinden şecâ‘at s …
Şehri Nîl'in garbında yedi mihrâblı ve birkaç çalaş dükkân ve gayrı imâret ve hân yokdur. Ve bunda bâğ u bâğçe ve hûrmâ ve bersîm olmaz. Halkının me’kûlâtları darı ve timsâh ve kedi ve tilki ve misk kedisi ve Nîl balığı yerler. Timsâh eti tenâvül etdiklerinden şecâ‘at sâhibi olup gâhîce Berberistân ile ceng edüp mansûr olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y409a ·
metinde göster ·