… im Selmân kemer-beste[sidir]. Bunlar dahi cümle dükkânların gûnâ-gûn at çulları
ve tobra
ve kolan ve püştüvân ve gayrı musanna‘ eşyâları sırıklar üzre tezyîn edüp sırık …
Esnâf-ı ehl-i kâmil mutâfân: Dükkân 300, neferât 1000, pîrleri gazzâzlar pîri Hazret-i Ca‘fer-i Tayyâr'dır kim Selmân kemer-beste[sidir]. Bunlar dahi cümle dükkânların gûnâ-gûn at çulları ve tobra ve kolan ve püştüvân ve gayrı musanna‘ eşyâları sırıklar üzre tezyîn edüp sırıklarda dollâblar çevirüp yapağı gazl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194a ·
metinde göster ·
… ine gelüp bâzârlık ederler. Bir acîbü'l-heykel, dâbbetü'l-arz-misâl kazan başlı
ve tobra
taçlı ve iki parmak enli kaşlı ve omuzlarında birer âdem karâr edecek kadar vâs …
{Evsâf-ı kavm-i kabîle-i Kaytak} Ve bu diyârda Kaytak kavmi derler, yigirmi bin kadar kavmdir kim Dağıstân hududundadır. Ba‘zı zamân Aras şehrine ve ba‘zı zamân Şekî şehrine gelüp bâzârlık ederler. Bir acîbü'l-heykel, dâbbetü'l-arz-misâl kazan başlı ve tobra taçlı ve iki parmak enli kaşlı ve omuzlarında birer âdem karâr edecek kadar vâsi‘ ketefli ve sînesi vâsi‘ ve beli ince ve uylukları semîn ve tabanları yassı ve gözleri 311b müdevver ve ahmerü'l-levn vech-i münevver kişilerdir. Ammâ Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinirler cüssedâr âdemlerdir. Kaçan Aras ve Şekî kal‘ası bâzârlarına gelseler cümlesi piyâde sahrâya inüp Şekî arabalarına süvâr olurlar. Zîrâ lahm u şahm sâhibi olduklarından anları at ve katır götürmeğe tahammül edemediklerinden arabalara ve mefret câmûslara eğer urup câmûslara süvâr olup başlarında hammâm kubbesi kadar destârlarıyla Kırım kadısı gibi şavârıp-tırâş ve zekan-dırâz olup iki cânibine muhteşemâne selâm vererek ubûr etdiklerinde gûyâ bir sürü kavm-i Deccâl ubûr eder. Bir acîb ve garîb acebe-likâ oğuz tâ’ifelerdir. Cümle Gîlân ve Şirvân ve Şamâkî halkının masharalarıdır. Gâyet Oğuz kavmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a–311b ·
metinde göster ·
Ve bu deyrin beş yüz mikdârı papas ve ruhbânları vardır. Taraf-ı Acem'den ve cânib-i Âl-i Osmân'dan her şeb beşer ve altışar yüz ad[ed] atlı gelüp meks edüp çul ve tobra çıkarmadan cümle râhibler mihmândârlık edüp şîr-i hurma ve kutr-ı nebât-ı Hamavî ve Şâmî ta‘âm-ı mâ-hazar getirüp şeb [u] rûz hizmet ederler, aceb âsitâne-i Hazret-i Mesîh'dir. Andan yine cânib-i şarka düz sahrâ içre (---) sâ‘atde nehr-i azîm Araz ve nehr-i Zengî'yi bir cisrden ubûr edüp def‘a-i sânîde yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle sekiz mahalle add olunur. Hikmet-i Hudâ bu mahalleler cümle yalçın kayalar altına vâkı olup pâre pâre kayalar her bâr şehre uçup düşer. Bi-emrillah Aşkemseddîn hazretlerinin du‘â-yı hayr berekâtları sebebiyle bir merd [ü] zene ve bir mûr [u] mâra bi-emr-i Hudâ aslâ zarar isâbet etmez. Hemân ol kaya nereye uçarsa anda hûrd olup kalır. Bu kayalar altında cümle iki yüz hânelerdir. Ammâ medrese ve dârü'l-hadîsi yokdur. Yigirmi mikdârı mekteb-i sıbyânı vardır. Çârsû içinde üç aded kiremit ile mestûr hâneleri vardır. Ve yine derûn-ı sûkda bir latîf hammâm-ı hoş-hevâsı vardır ve deresi içinde firâvan âb-ı revân üzre deverân eder âsiyâb-ı mâları vardır. Ve cümle yetmiş beş dükkânı vardır. Ekseriyyâ nâzük at çulu ve tobra işlediklerinden Torbalı Gönlük derler. Bunda aslâ Yahûdi kefere tavattun edemez. Hemân ol gün mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a ·
metinde göster ·
… dan nezerât gelir, ammâ her gece yüz iki yüz müsâfire ta‘âm çeküp altlarına çûl
ve tobra
çıkartmazlar. Ve buna karîb,
Vang-ı Sıp-nişân: Bu dahi şehrin şimâlinde dâmen-i kûhda bir asâr-ı acîb u garîb kenîse-i Ermenîdir. Hind ü Sind mugânından nezerât gelir, ammâ her gece yüz iki yüz müsâfire ta‘âm çeküp altlarına çûl ve tobra çıkartmazlar. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a ·
metinde göster ·
… â‘adâ başka bir müsâfirhâne vardır. Her şeb yüz iki yüz müsâfir mevcûd olup çul
ve tobra
çıkartmadan ri‘âyet edüp hizmet ederler. İsterse ol müsâfir üç gün otursun. Üç …
Ve bu âsitânenin cânib-i etrâfında cemî‘i seyyâhân-ı Arab u Acem'in birer âsârları ve gûnâ-gûn hatt-ı ibret-nümâları var kim bir kaç sene tilâvet olunsa kifâyet eder. Yüz aded dervîşândan ekser âşıkân-ı sâdıkân vardır. Her biri birer kâra meşgûl olup kimi kayyım, kimi meydâncı, kimi türbedâr, kimi çavuş, kimi destehâncı, kimi ferrâş, kimi âteşbâz, kimi müsâfirhânecidir. Bu âsitâneden mâ‘adâ başka bir müsâfirhâne vardır. Her şeb yüz iki yüz müsâfir mevcûd olup çul ve tobra çıkartmadan ri‘âyet edüp hizmet ederler. İsterse ol müsâfir üç gün otursun. Üç günden sonra "Safâ geldin îmânım!" deyü pabuçların çevirüp yol gösterirler. Ammâ elbette her gelene birer tahte'l-kahve fütûrları mukarrerdir. Ve bir acâ’ib ü garâ’ib matbahı vardır. El-hâsıl Rûm ve Arab u Acem'de böyle bir âsitâne-i kübrâ görmedim. Meğer Bağdâd'da İmâm Alî ve İmâm Hüseyin âsitânesi ola. İnkırâzu'd-deverân Hudâ mânde ede, âmîn yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123b ·
metinde göster ·
… edî çekerek sadâ-yı Allah ile bir hây [u] hû ile Timur-ı bî-nûrun torpağın küfe
ve tobra
ve şilleler ile deryâya ilkâ ederlerdi. Bu hâl üzre Kürdistân'dan dahi ziyâde a …
Ba‘de't-ta‘âm yine guzât-ı müslimîne fermân edüp 259b gülbâng-ı Muhammedî çekerek sadâ-yı Allah ile bir hây [u] hû ile Timur-ı bî-nûrun torpağın küfe ve tobra ve şilleler ile deryâya ilkâ ederlerdi. Bu hâl üzre Kürdistân'dan dahi ziyâde asker cem‘ olup ordu-yı İslâm deryâ olmada, ammâ Hakkarî Hânı kendüsü gelmeyüp Monlâ Muhammed Şatakî nâm kethudâsıyla altı bin Celüv askerin hizmet-i pâdişâhîye gönderdi ve girân-bahâ hedâyâları geldi, ammâ Mahmûdî beğlerinden Evliyâ Beğ ne kendi geldi ve ne imdâdı ve hedâyâsı geldi. Ve Bitlîs Hânı Abdâl Hân kezâlik bir şeyi ve bir haber-i âgâhı gelmediğinden paşa gâyet müte’ellim olup bir kerre Arganalı Ahmed Ağa ile hâna muhabbetnâmeler yazup nâme hâna vusûl buldukda kırâ’at edüp "Van'dan bizim atımız su içmez." deyü cevâb edüp varan âdeme "Necâtiyye sûret yok şeklin edüp ağa-yı mezbûr dahi bî-mektûb Bitlîs'den Kuskunkıran üzre iki gün iki gice Van deryâsın dolaşup Ahmed Ağa bî-mektûb paşaya gelüp nakl-i bi'l-masdar edince paşa kav u çakmak ile kibritli âteş-pâre olup ne dutuldu ve ne kapıldı ve derdine dibelik derd katıldı. Hikmet-i Hudâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a–259b ·
metinde göster ·
… mîk bataklık olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâ ve asâkir-i İslâm'da ne kadar çul
ve tobra
ve kebe ve keçe var ise bu sahrâya cem‘ olup dağlar gibi yığıldığından hâlâ Çul …
Evvelâ kal‘a-i Yergöğü'den cânib-i şimâle giderek Çul ovasın geçüp sehel istirâhat olundu. Çul ovası denmesinin aslı oldur kim kaçan kim sene (---) târîhinde Yergöğü kal‘asın Yıldırım Hân binâ etmeğe murâd etdikde zemîni bir fecc-i amîk bataklık olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâ ve asâkir-i İslâm'da ne kadar çul ve tobra ve kebe ve keçe var ise bu sahrâya cem‘ olup dağlar gibi yığıldığından hâlâ Çul ovası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
… ırf ve Bulgardırlar ve müsâfirîne ol kadar cân u baş ile hizmet edüp atlara çul
ve tobra
çıkartmayup atları kendüler tîmâr edüp sallama yemler verüp çizme ve pâbuçlar s …
Cümle kefereleri Sırf ve Bulgardırlar ve müsâfirîne ol kadar cân u baş ile hizmet edüp atlara çul ve tobra çıkartmayup atları kendüler tîmâr edüp sallama yemler verüp çizme ve pâbuçlar silüp gece ve gündüz hidmete dürüşürler ve yevmiyye üçer kerre herseke me’kûlât [u] meşrûbâtdan şîr-i hurma ve katrınebat ve emlec-i Kâbülî ve reybâs u amberbâris eşribeleri getirirler. Tâ Gâzî Hudâvendigâr'a ruhbânları itâ‘at edüp evkâfları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142a ·
metinde göster ·
… [u] in‘âmıyla bunun dahi buheyresin orta kal‘adan taş ve toprak ve ağaç ve çul
ve tobra
ile fışkılar ve kütük odunlar ile doldura doldura siperlenerek bu iç kal‘a hâ’i …
Ammâ iç kal‘asına cemî‘i küffâr dolup cümlesi cân bâzârına düşüp eyle bir batak deryâsı içre cezîre-misâl bir kal‘a-i dâr-ı dâl ellerine girüp cân havliyle şeb [ü] rûz cenge âheng ederler, ammâ beri tarafda Sokollu Koca Mehemmed Paşa'nın sa‘y [ü] ihtimâmıyla ve bezl-i ihsân [u] in‘âmıyla bunun dahi buheyresin orta kal‘adan taş ve toprak ve ağaç ve çul ve tobra ile fışkılar ve kütük odunlar ile doldura doldura siperlenerek bu iç kal‘a hâ’itine varup niçe bin serdengeçdi gâzîler kal‘a altında siperlenirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b ·
metinde göster ·
… ların atlarına ve hüddâmlarına hidmet edüp herkesin ne kadar atları var ise çul
ve tobra
çıkarmayup tekyenin âhûru tobralarıyla cemî‘i atlara sular verüp yemler asup ka …
Cemî‘i âyende vü revendegânların atlarına ve hüddâmlarına hidmet edüp herkesin ne kadar atları var ise çul ve tobra çıkarmayup tekyenin âhûru tobralarıyla cemî‘i atlara sular verüp yemler asup kahveler pişirüp hidmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
… manından Alî Balı nâm kapudanın bir yarar [fır]katasına süvâr olup çul ve garâr
ve tobra
ve pembe tahsîliyçün,
Bu Atina şehrin böyle seyr [ü] temâşâ edüp zevk [u] safâlar ederken hikmet-i Hudâ Âsitâne-i sa‘âdet tarafından Girit cezîresi mühimmâtı tahsîliyçün bir kapucubaşı gelüp emr-i pâdişâhîleri kırâ’at olundukda fermân-ı şehriyârî üzre Atina'nın Ejder limanından Alî Balı nâm kapudanın bir yarar [fır]katasına süvâr olup çul ve garâr ve tobra ve pembe tahsîliyçün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 257a ·
metinde göster ·
ve kahve ibriği ve tancere çıkartmadan matbah-ı Keykâvus'undan niçe gûne ni‘met …
Ve bu âsitânede her gece âyende vü revendegânlardan şeb [ü] rûz yüz iki yüz ve üç yüz atlılar ve niçe yüz piyâdegânlar eksik olmayup cümle pâ-bürehne ve ser-bürehne abdâlân-ı Hudâ köçekleriyle cümle müsâfirîne cân baş üzre hiçmet edüp çul ve tobra ve kahve ibriği ve tancere çıkartmadan matbah-ı Keykâvus'undan niçe gûne ni‘met-i nefîseleri yedirüp içirüp kondurup göçürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·
… en at ve iki sâfinâtü'l-ciyâd atlar hedâyâ verüp cümle pâybend ve kösdek ve çul
ve tobra
ve cümle atlara ve develere saman imrahorun boynunadır. Ammâ senede paşaya iki …
Ve paşa imrahoruna senevî dörd yüz kîse hâsıl olup çayır ziyâfetinde paşaya üç kîse ve üç tavâşî ve bir müzeyyen at ve iki sâfinâtü'l-ciyâd atlar hedâyâ verüp cümle pâybend ve kösdek ve çul ve tobra ve cümle atlara ve develere saman imrahorun boynunadır. Ammâ senede paşaya iki yüz at gelir, her at başına birer çuka ve kumâş ve destâr hâliye alır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219a ·
metinde göster ·