… onra ummâllar tîn-i zülâlin içine girüp püşt-i pâ ile tahmîr edüp andan kiremit
ve tula
edüp pişirdiklerinde bi-emrillâh siyâh levn iken ahmer-gûn kiremit olup cümle İ …
Ve iki yüz kârhâne kiremitçiler dükkânları vardır. Zîrâ bu mahallin deryâsı dibinden mâh-ı Temmûz'da Arnavud gavvâsları bir gûne tîn-i siyâh çıkarırlar kim bi-emrillâh bir diyâra mahsûs değildir. Ba‘dehu ol tînı gemilerden çıkarup ma‘cenelere doldurup kırk gün durup kesb-i hevâ etdükden sonra ummâllar tîn-i zülâlin içine girüp püşt-i pâ ile tahmîr edüp andan kiremit ve tula edüp pişirdiklerinde bi-emrillâh siyâh levn iken ahmer-gûn kiremit olup cümle İslâmbol hânedânları bu kiremitden örtüldüğiyçün serâpâ İslâmbol kıpkırmızı nümâyândır. Anıniçün Pîrî Paşa kasabasının kiremidi ve tulası meşhûr ve teferrücgâh bâğçeleri bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123b ·
metinde göster ·
… üşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş
ve tula
dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ …
İç kal‘ada cümle iki bin hâne-i zîbâlardır ve kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir, ammâ bâğı ve bâğçeleri yokdur, teng büyûtlardır ve yedi mahalle ve yedi mihrâbdır ve bir hammâmdır. Çarsû-yı bâzârı yigirmi aded dükkânlardır. Câmi‘-i Sultân Orhân bundadır, tûlen ve arzen yüz on ayak câmi‘dir ve bir tabakalı bir minâresi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve selef-i pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e gelince pâdişâhların sarâyı bu idi. Gâhîce Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel Edirne'yi sene (---) târîhinde feth edüp Edirne Sarâyı'nda sâkin idi. Ebü'l-feth sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth edüp taht-ı sâlis olup Bursa'ya ve Edirne Sarâyı'na rağbet kalmayup Bursa Sarâyı hâlâ mu‘attaldır, ammâ ser-âbdarları, bennâları ve bostâncıları vardır. Ve bu İç kal‘anın cümle şâh-râhları hacer-i kebîrler ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ birer kıt‘a hüsn-i hatlardır. Ol hâneler ne kadar zamândır binâ olduğu târîhlerinden ma‘lûmdır ve cümle 223a hâneleri kârgîr binâ-yı zibâ ve serâpâ la‘l-gûn kiremit ile sütûhları mestûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemîn olmağıla kal‘a halkı ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b–223a ·
metinde göster ·
… ulup karçığa ve bâz u şâhîn ve balabân kuşlar ile ve niçe kelb-i mu‘allem tıraş
ve tula
ve terc zağarlar ve yetken Avşar tazılar ile sayd [u] şikâra çıkup evvel,
Evvelâ şehr-i Tebrîz'in cânib-i erba‘asında yedi nâhiye-i ma‘mûr [u] âbâdânı vardır. Bin mikdârı asker ile tablbâzlara tarralar urulup karçığa ve bâz u şâhîn ve balabân kuşlar ile ve niçe kelb-i mu‘allem tıraş ve tula ve terc zağarlar ve yetken Avşar tazılar ile sayd [u] şikâra çıkup evvel,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301a ·
metinde göster ·
Gerçi "harâb"dır, ammâ gâyet metîn ü müstahkem rıhtım dolma ve Horâsânî
ve tula
ve seng-binâ bir kal‘a-i azîmdir. Cümle burc [u] bârûları câ-be-câ vardır, ammâ …
Gerçi "harâb"dır, ammâ gâyet metîn ü müstahkem rıhtım dolma ve Horâsânî ve tula ve seng-binâ bir kal‘a-i azîmdir. Cümle burc [u] bârûları câ-be-câ vardır, ammâ niçe yerleri harâbdır. Yine sehel şey ile ta‘mîr ü termîm olunması mümkündür. Bu aşağı harâb hisârın dâ’iren-mâdârında cümle beş aded kapudur. Evvelâ cânib-i şarkda Bâb-ı Kayseriyye ve yine şarka bâb-ı Pelâş ve yine şarka bâb-ı Tokmak ve cânib-i şimâle bâb-ı Câncûn ve taraf-ı yıldıza bâb-ı Pulur. Gerçi bu kal‘a kapuya muhtac değildir, niçe yerlerinden arabalar girer. Bu aşağı varoş kal‘a içre cümle dörd bin altı yüz bâğsız ve bâğçesiz âb-ı hayât sulu ve turâb ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Cümle kırk aded mahallâtdır. Evvelâ Kayseriyye Kapusu mahallesi Ermenîlerdir. İki mahalledir ve bir mahalle-i Rûmdur ve Yahûdîler aslâ yokdur. Andan mahalle-i Ağcabüke ve mahalle-i Örtülüpınar ve mahalle-i Köhne Cüvân ve mahalle-i Çârsû ve mahalle-i Meydân ve mahalle-i Oğlan Çavuş ve mahalle-i Ağa Değirman ve mahalle-i Bezirci Tarlası ve mahalle-i Bıldır Bâzâr ve mahalle-i Şayak Çoban ve mahalle-i Kal‘a Ardı ve mahalle-i Hacı Zâhid ve mahalle-i Ulucâmi‘ ve mahalle-i Pulur Depe ve (---)(---)(---)(---) cümle mahallâtlardan bunlar ma‘mûr ve meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74b ·
metinde göster ·
… -ı sultânda meks edüp meğer sultân sayd [u] şikârda imiş. Bin mikdârı nökeriyle
ve tula
ve taraş ve çapar ve halasçı neferleriyle avdan gelüp hakîrle görüşdükde "Bre e …
Menzil-i Harîr Sultânı: Kethudâsı karşu çıkup sarây-ı sultânda meks edüp meğer sultân sayd [u] şikârda imiş. Bin mikdârı nökeriyle ve tula ve taraş ve çapar ve halasçı neferleriyle avdan gelüp hakîrle görüşdükde "Bre emmim oğlu cânım, bre hoş geldin!" deyü hakîr ile âşinâyî kelimâtlar etdi kim meğer Türkman âdemlerinden Kızıklı kabîlesinden imiş. Yedi bin kadar âdemiyle Şehrezûl'dan Acem'e gelüp şâhdan tâc giyüp hoş-nişîn sultân olmuş. Mektûbumuzu verince yüzüne gözüne sürüp yine hakîre verüp okuyun dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290a ·
metinde göster ·
… a taşra sûr-ı kebîrin cânib-i şarkîsinde bir düz yerde şekl-i murabba‘ bir seng
ve tula
binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Etrâfında handakı (---) ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---) …
Evvelâ bu İçkal‘a taşra sûr-ı kebîrin cânib-i şarkîsinde bir düz yerde şekl-i murabba‘ bir seng ve tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Etrâfında handakı (---) ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Ve cânib-i kıbleye ve şehr içine mekşûf bir kapusu var ve bir uğrun kapusu var dâ’imâ mesdûd durur. {Sene (---) târîhinde Bekir Subaşı Celâlî olup Bağdâd'a kapanup Acem şâhına haber gönderdi kim "Şâhım, Bağdâd senin, sarâyına gelesin!" deyü haber gönderüp şâh geldikde Celâlî Bekir kal‘ayı şâha vermeyüp cenge âheng ederken Celâlî Bekir oğlu Dervîş Muhammed bu iç kal‘anın mezkûr handak kapusun açup şâh askerin Bağdâd'a koyup Acem istîlâ etdüği menhûs Uğrunkapusu'dur kim hâlâ mesdûddur}. Ammâ büyük kapusunun dâhilinde şeb [u] rûz cümle dîdebânlar pür-silâh âmâdedirler. Bilmedikleri âdemi kal‘aya komak ihtimâlleri yokdur. Zîrâ cümle cebehâne ve hazîne ve barûd-ı siyâh ve cümle erzâk-ı sipâh bu İçkal‘a'da mahfûzdur. Bu kal‘ada başka dizdâr ve cümle (---) aded neferât-ı kerrâr vardır. Ve derûn-ı hisârda cümle (---) hâk-i amber-pâk ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz hâne-i ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 341a ·
metinde göster ·
… i üşürüp mukaddemâ hâk-i pâk ile mebnî olan sûr-ı üstüvârın müceddeden yine top
ve tula
ve kerpiç ve kec ve Horasânî ve kireç ile bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i me …
Şehr-i azîm ve belde-i kadîmdir. Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan el-Melikü'l-Fîhâ Cedallah ibn el-Mütevekkil Alallah binâsıdır. Cezîre-i Dicle'de nehr-i zülâl Furât-ı helâl sâhilinde bender-i sevâd-ı mu‘azzam imiş. Niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp niçe kerre imâr ve niçe kerre harâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1040 târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı olan Hüsrev Paşa Bağdâd'ı muhâsara edüp bî-feth avdet etdikde bu Hille kal‘asına Hüsrev-i Şîr şîrâne vü dilîrâne gelüp deryâ-misâl askeriyle taht-ı Hille'de serâperde-i Hüsrevânesiyle meks etdikde bu kal‘a-i Hille'yi gördü kim harâbe mü’eddî olmuş ammâ Bağdâd'a bundan rahne irüp zafer bulmak mülâhazasında olup kal‘a-i Hille'ye asker-i deryâ-misâli üşürüp mukaddemâ hâk-i pâk ile mebnî olan sûr-ı üstüvârın müceddeden yine top ve tula ve kerpiç ve kec ve Horasânî ve kireç ile bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn edüp bir handak-ı amîk ü arîz edüp handak içinden nehr-i Furât'ı deverân u cereyân edüp nehr-i Furât üzre bir araba ubûr olunur bir cisr-i haşeb inşâ edüp cümle cebehâne vü levâzımâtların kemâkân müheyyâ edüp üç bin sipâh ve iki bin piyâde yeniçeri ve topçu ve cebeci ve gayrı muhâfazacı kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
… e gayrı beyt-i fukarâ-yı kibârlardır. Ekseriyyâ der-i dîvârları kerpiç ve cibis
ve tula
ve sutûhları cümle hâk ile mestûr 361a Beytü'l-hazen-i ma‘mûrlardır. Ammâ hân …
Evvelâ derûn-ı Basra'da şâhbender hisâbıyla cümle on bin aded tahtânî ve fevkânî sarây-ı imârlar ve gayrı beyt-i fukarâ-yı kibârlardır. Ekseriyyâ der-i dîvârları kerpiç ve cibis ve tula ve sutûhları cümle hâk ile mestûr 361a Beytü'l-hazen-i ma‘mûrlardır. Ammâ hâneleri sazdan ve kamış u çalaşdan ve hurma haşebinden mebnî mekân-ı fukarâlardır. Cümleden mükellef paşalara mahsûs sarâydır. Cümle on bin iki yüz aded hâne ve dîvânhâne ve hammâm-ı rûşenâlı sarây-ı zîbâdır kim Müşrâk kapusuna karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360b–361a ·
metinde göster ·
… da olan alaybeğlerinden ve erbâb-ı zu‘amâdan cümle yigirmi tazı ve on beş taraş
ve tula
ve sunar ve arayıcı zağarlar ve beş aded şahin ve zağanos ve balaban ve doğanla …
Bu cezîre-i Bozcaada'yı seyr [ü] temâşâ ederken ertesi gün muhâfazaya me’mûr olan Sührâb Mehemmed Paşa sayd [u] şikârdan geldiği sâ‘at hakîr buluşup emr-i pâdişâhîyi ve Cânpoladzâde Çakırcıbaşı mektûbların verüp kırâ’at etdikde mefhûmu ma‘lûm olup "El-emrü emrüküm, fermân pâdişâhımındır" deyü kendüde bulunan on tazı ve on re’s kelb-i mu‘allem zağarlar ve yedi aded bâz-ı hümâ-pervâz doğanlar verdi. Ve cezîre muhâfazasında olan alaybeğlerinden ve erbâb-ı zu‘amâdan cümle yigirmi tazı ve on beş taraş ve tula ve sunar ve arayıcı zağarlar ve beş aded şahin ve zağanos ve balaban ve doğanlar bulunup mektûblar tahrîr olundukda hakîre bir kîse na‘l-bahâ ve huddâmlarıma yüz guruş ve birer çuka verüp ertesi gün cümle doğan ve tazı ve zağarları erbâb-ı tîmâra verüp Paşa ile vedâ[‘]laşdıkda iskele başında yigirmi oturak firkate ile tarfetü'l-ayn içre karşu tarafda Kazdağı hâkinde (---) geçüp anda atlarımıza süvâr olup vakt-i asırda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 92b ·
metinde göster ·
"Bu diyârda taş mesâfe-i ba‘îdeden gelmeğe muhtâc ve taş topa dayanmaz
ve tula
binâ bârânın kesretinden ve handaklarında olan nehr-i azîmin vefretinden ağaç p …
"Bu diyârda taş mesâfe-i ba‘îdeden gelmeğe muhtâc ve taş topa dayanmaz ve tula binâ bârânın kesretinden ve handaklarında olan nehr-i azîmin vefretinden ağaç palanka metîn etmişler ve zemîni oynak çamurlu yer olmak ile taş binâ birkaç yıla varmayup ka‘r-ı zemîne geçer" deyü üstâd-ı bennâ-yı âkıbet-endîş-i zevi'l-ukul bu kal‘ayı palankadan inşâ etmiş, ammâ ilm-i hendese üzre var makdûrun sarf edüp ol bennâ-yı bânî bu kal‘ada kasd-ı tasarruflar etmiş kim im‘ân-ı nazar ile nazar eden atlas-ı felekde eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
… rese meşgûl olup erbâb-ı ma‘ârif ile ihtilât eder, ammâ haftada bir kerre taraş
ve tula
ve yetgen nâm tâzîleriyle sayd u şikâra gider. Ve dâ’imâ harîr libâslar geyüp g …
Bu gazâların mâl-ı ganâ’imlerinden bir habbe ve deyyâr katre almayup cümle mâlı karaçı halkına ve Osmânlı gâzîlerine bir-ender-bir keremkârây şehzâdedir. Hâlâ diyâr-ı Kırım'da yine görüşüp ihsânların aldık. Bu dahi bir dârât [u] azamet ve hadem ü haşeme ve esbâb [u] ihtişâma mâlik bir melek-sıfat nevhat cüvân-bahtdır kim dâ’imâ ilm-i ferese meşgûl olup erbâb-ı ma‘ârif ile ihtilât eder, ammâ haftada bir kerre taraş ve tula ve yetgen nâm tâzîleriyle sayd u şikâra gider. Ve dâ’imâ harîr libâslar geyüp gezer. Hudâ-yı Bîçûn mu‘ammer ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
… ir rûşen-âbâd ve bir şehr-i dilşâd edici yerdir. Ve serâpâ kârgîr sengîn bünyâd
ve tula
ve cibs ile âbâd olmuş şehr-i latîfdir. Ve sütûhları bi't-tamâm kirec ile mestû …
Ve cümle tokuz bin altmış bin büyût-ı zîbâlar ve binâ-yı ra‘nâlardır. İlâ'l-ân amâr olmada bir rûşen-âbâd ve bir şehr-i dilşâd edici yerdir. Ve serâpâ kârgîr sengîn bünyâd ve tula ve cibs ile âbâd olmuş şehr-i latîfdir. Ve sütûhları bi't-tamâm kirec ile mestûrdur. Ve her hânenin ve her sarây-ı âlîlerin bâbları kal‘a kapuları gibi muhteşemâne dervezelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·