… ye-i Sultân Murâd Hân: Kâmetleri bülend-bâlâ ve vücûd-ı şerîfleri cesîm ü şahîm
ve vech-i
hüsnleri müdevver ve lihye-i şerîfleri siyâha mâ’il ve açık kaşlu ve âlâ gözlü …
Hîn-i hilye-i Sultân Murâd Hân: Kâmetleri bülend-bâlâ ve vücûd-ı şerîfleri cesîm ü şahîm ve vech-i hüsnleri müdevver ve lihye-i şerîfleri siyâha mâ’il ve açık kaşlu ve âlâ gözlü beyâzı çok idi ve kitifleri vâsi‘ ve mübârek miyânı rakîk ve bâzûları kalın ve mübârek dest-i şerîfleri şîrâne pençe idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61b ·
metinde göster ·
şerîfi vecîhü'l-manzar idi. Açık kaşlı ve ala gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver …
Ve vech-i şerîfi vecîhü'l-manzar idi. Açık kaşlı ve ala gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü idi. Ve şekl [ü] şemâyilde ve güftâr [u] reftârda gûyâ bir sâhib-kırân idi. Hakkâ ki yine şân-ı şerîfleriyçün cemî‘i ilm-i nücûmda ve ilm-i cifrde İbrâhîm Hân oğlu Yûsuf nâm bir pâdişâh olup hüsn-i Yûsuf-misâl olup kırân sâhibi olup şarka ve garba velvele salup cümle kâfiristâna ve re‘âyâ ve berâyâya ve celâlî ve cemâlîlere vâveylâ salup Venedik ve Nemse ve Leh ve Çeh [ve] Rûs ve Maskov diyârların harâb [ü] yebâb edüp Yûsuf-sıfat bir pâdişâh-ı gayyûr ola deyü cümle ceffârlar böyle istihrâc edüp tahrîr etmişler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79a ·
metinde göster ·
… gibi dir dir ditreyüp kelle-i bî-devleti muşa‘şa‘ bir kabak gibi şu‘ledâr idi.
Ve vech-i
cebîninde ne kaş ve ne kirpik ve ne şevârib-i şecî‘ manzarası ve'l-hâsıl cemî‘i …
Gerçi ol ma‘sûm, bu varta-i serencâm-ı düşvârdan halâs olup yevm-be-yevm tendürüst olup lahm u şahm sâhibisi oldu. Ammâ ol gulâmın vücûdunda aslâ ser-i mûdan eser kalmayup vücûdu pâlûde gibi dir dir ditreyüp kelle-i bî-devleti muşa‘şa‘ bir kabak gibi şu‘ledâr idi. Ve vech-i cebîninde ne kaş ve ne kirpik ve ne şevârib-i şecî‘ manzarası ve'l-hâsıl cemî‘i endâmında ser-i mûdan bir eser kalmayup hemân bir kırmızı vücûd-ı benî âdem idi. Ammâ lisânı ebedü'l-âbâd anlanılmaz idi. Hemân bir sinek gibi vızırlar ve kedi gibi mır mır mav deyüp sızlardı. Ammâ ekseriyyâ lisânından anlanan lehce-i mahsûsası kabru kurbı kabru kurba hafru hafru der idi. Ammâ yine evvelki gibi burnunun orta direği olmamak ile hım hım olmuş benî âdem gibi fakîr gulâm genzinden söylerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… a Şebin Karahisârı derler. Ve cânib-i şarkda olmağıla Karahisâr-ı Şarkî derler.
Ve vech-i
tesmiyesinin bir aslı dahi kal‘anın ekseriyyâ taşları siyâh gûndur. Ve ibtidâ b …
Ve Şebin Karahisâr dahi derler. Devlet-i Âl-i Osmân'da (---) aded Karahisâr vardır. Meşhûr-ı âfâkı bu Erzurûm hâkinde Karahisâr-ı Şarkî'dir ve Anadolu hâkinde Afyon Karahisârı'na, Karahisâr-ı Sahib derler ve Develi Karahisârı ve Adalya Karahisârı ve Van Karahisârı (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar meşhûr-ı âfâk hisârlardır ammâ Afyon Karahisârı'yla bu Şebin Karahisârı'nın edîm-i arzda nazîri yok bî-bedel kal‘ateyndir. Amma bu Karahisâr'ın dağlarında şeb [şap] ma‘adini olmağıla Şebin Karahisârı derler. Ve cânib-i şarkda olmağıla Karahisâr-ı Şarkî derler. Ve vech-i tesmiyesinin bir aslı dahi kal‘anın ekseriyyâ taşları siyâh gûndur. Ve ibtidâ bânîsi Ermen pâdişâhlarından kayasıralar binâsıdır. Ba‘dehû Tarabefzûn'dan Rûm kefereleri istîlâ etdi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Erzincân pâdişâhı Sultân Zâhireddîn hîle ile şeb-i muzlimde şebhûn edüp feth etdiğiyçün şeb-in kal‘asından galat Şebîn Karahisâr derler. Ya‘nî şeb-in bu gice feth olur kal‘ası derler. Ba‘dehû Azerbaycân Şâhı Uzun Hasan hükmünde iken be-dest-i Ebü'l-feth Gâzî, Uzun Hasan'ın ömrü küteh olup münhedim oldukdan sonra bu kal‘a-i Karahisârı Ebü'l-feth muhâsara edüp ceng-i azîm ile sene (---) târîhinde feth olup ba‘dehû Selîm Hân tahrîrinde Erzurûm eyâleti hâkinde başka sancak beği tahtı olmuşdur. Hâlâ beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu, kânûn-ı Süleymân üzre 130.000 akçe eder. Livâsında ze‘âmet 32, timar 940, hîn-i gazâda paşasının askeriyle cümle iki bin güzîde, yarar ve nâmdâr asker-i kerrâr olur. Paşasına senevî kırk kîse olur. Niçe kerre üç tuğlu vüzerâlara ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdu. Sancağ-ı azîmdir. Hattâ Ahıska Vezîri Gâzî Sefer Paşa'ya Ahıska ilhâkıyla ihsân olunup müsellimi Dervîş Ağa Gürcî âdemîsi bir zâbıt u râbıt, hâkim-i şedîd idi, bu sancakdan elli bin guruş tahsîl etdi, derler. Bir sahiyyü'l-vücûd hakkâ ki dervîş desek dervîş-i dilrîş idi. Ammâ bir mücrim âdemin girîbânı anın destine girince ol âdemi dilim dilim dilrîş edüp ana bir iş ederdi kim ol âdemin âhir işi tamâm olurdu. Hakîr bir kerre bir hizmetle Mandoval deresine ve Kur deresine vardıkda ol hizmetden yedi yü[z] riyâl ve bir at ve bir kılıç ve iki kızıl katır alıverüp kendisi dahi hakîre bir Gürcî gulâmı ihsân etdi. Aceb hâkim-i muhassıl idi. Bir hâkimi dahi 343a yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ-yı latîfdir. Cümle (---) nâhiyesi (---) vardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342b–343a ·
metinde göster ·
… dâ binâ eden Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
ve vech-i
tesmiyyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Hâk-i Ba …
Evvelâ şehri ibtidâ binâ eden Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve vech-i tesmiyyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Hâk-i Bağdâd'da başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 220.000 yük akçedir ve beği altı yüz âdem ile hükûmet eder. Taht-ı hükûmetinde timâr u ze‘âmet olduğundan alâybeği ve çeribaşısı vardır. Beğinin beher sene kârı on bin guruş cevz-i ma‘dûdu vardır. Lâkin niçe kurâların Murâd Hân-ı Râbi‘ tahrîrinde Bağdâd kuluna aklâm edüp paşa tarafından yigirmi kise verilir iltizâm köyleri vardır. Zîrâ arz-ı memleket add olunan hâkinde vâki‘ olmağile bu livâda timâr ve ze‘âmet ü hâs var ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Müftî ü nakîb ü şâhbenderi ve muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 367b ·
metinde göster ·
tesmiyesi oldur kim kaçan Sultân Selîm şehzâde iken babası Bâyezîd Hân ile Çorl …
Bu kal‘a[nın] sebeb-i binâsı ve vech-i tesmiyesi oldur kim kaçan Sultân Selîm şehzâde iken babası Bâyezîd Hân ile Çorlu sahrâsında ikinci cenginde yine münhezim olup firâr edüp Boğaz iskelesinde bir gemiye binüp vilâyet-i Tarabefzûn'a geçem derken rûzgâr-ı zorkâr keştî-i Şehzâde Selîm'i bu Temrik limanına düşürüp andan Temrik Bay nâm bir kişi bilüp yâr-ı gâr-ı refîk edinüp silihdârı Yûsuf Halîfe ile üç kişi olup Dağıstân ve Belh u 146a Buhârâ ve Özbekistân'ı ve Îrân [u] Tûrân'ı seyâhat ederek vilâyet-i Acem'e gelüp Şâh İsmâ‘îl ile şatranç oynayup Şâh'ı mat edüp andan Bağdâd-ı behişt-âbâda andan İmâm Hüseyin ve İmâm Alî'yi ziyâret edüp andan Ka‘be-i Şerîf'e ve andan Medîne-i Münevvere'de Resûl-i Ekrem'i ziyâret ederken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145b–146a ·
metinde göster ·
tesmiyesi budur. Hattâ Selîm Hân silihdârı olup bile seyâhat eden Selîm-nâme nâ …
Andan Selîm Şâh müstakil pâdişâh-ı Cem-azamet olup refîk-ı yâr-ı sâdıkı olan Temrik Bay'ın ricâsıyla bu Temrik kal‘asın Temrik Bay mu‘temed olup binâ etdiğiyçün Temrik Bay kal‘asıdır, ammâ müverrihân-ı Tatar hâk-i Berber-zemîn derler. İşte sebeb-i binâsı ve vech-i tesmiyesi budur. Hattâ Selîm Hân silihdârı olup bile seyâhat eden Selîm-nâme nâm tevârîhinde cümle üç buçuk yıl seyâhatlerin ve ceng ü cidâllerin mufassal tahrîr etmişdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146a ·
metinde göster ·
arzda bundan âlî kûh-ı bâlâ görmedim, zîrâ ilm-i usturlâb hükmü üzre bu kûh-ı b …
Ve vech-i arzda bundan âlî kûh-ı bâlâ görmedim, zîrâ ilm-i usturlâb hükmü üzre bu kûh-ı bülendin aslında zemîninde mürtakîdir, zîrâ arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) derîce ve dakîkadır. (---)(---) Her cânibinde onar günlük yoldan nümâyândır. Ve bunda olan ecnâs-ı mahlûkâtın hisâbın yine Perverdigâr-ı Hâlık-ı Bîçûn bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… eyânında ve zîbâ san‘atları ve gûnâ-gûn tasarrufları beyânında âcizmândelerdir.
Ve vech-i
arzda eyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Ve hüsn-i zarâfeti ve kâr-ı letâf …
Ve'l-hâsıl Cenâb-ı Bârî'nin ihsânı üzre ekâlîm-i seb‘ada çok âsâr-ı acîb ve sihr-i i‘câz-ı garîb binâ-yı musanna‘lar gördüm ammâ bu câmi‘de olan rûhâniyyet ve hulûs-ı kalb ile olan ibâdet bir câmi‘de görmedim, zîrâ sâhibü'l-hayrât gazâ mâlı ile binâ eylemiş bir câmi‘-i münevverdir. El-hâsıl misli bu arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Ve ferzend-i benî âdem anın vaz‘-ı binâsı beyânında ve zîbâ san‘atları ve gûnâ-gûn tasarrufları beyânında âcizmândelerdir. Ve vech-i arzda eyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Ve hüsn-i zarâfeti ve kâr-ı letâfeti vasıfdan hâric ve beyândan âric bir câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155b ·
metinde göster ·