… pinyal} ve topuz ve salma ve tabancalı ve çarhlı tüfengler bellerinde ve kırkar
ve yüzer
dirhem tüfeng ellerinde atarak ubûr etdiklerinde gûyâ bu asker murg-ı semender- …
Ve bu beylik mandıracılar ve avcılar azametullâh eyle pür-silâh olurlar kim gûyâ bu tâ’ife ayaklı cebehânedir. Her birinde gûnâ-gûn pençe harbe ve çatal harbe ve gelberi harbe ve sıpkın harbe ve çengâl harbe ve şiş harbe-i gûnâ-gûnlar ve kılıç ve mızrak ve hışt ve tîr [u] kemân ve zemberek-i bî-amân ve teber ve sapan ve navurta ve balta ve meçik ve sopa ve şiş {pinyal} ve topuz ve salma ve tabancalı ve çarhlı tüfengler bellerinde ve kırkar ve yüzer dirhem tüfeng ellerinde atarak ubûr etdiklerinde gûyâ bu asker murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup feryâd [u] figânları evce çıkarak "Allâh'ı seven hû" diyerek gırîv ü feryâdları islâmbo[l] için velveleye verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… nd, 305a Rângûrân, Kızılören, bu zikr olunan nevâhîlerin her birinde seksener
ve yüzer
pâre ma‘mûr [u] âbâdân kend-i masîrler vardır. Cümlesi beş yüz altmış pâre kend …
Evvelâ Nâhiye-i Serâçûn, Benâçûn, Dercerût, Kârdûl, Heştrûd, Behsând, 305a Rângûrân, Kızılören, bu zikr olunan nevâhîlerin her birinde seksener ve yüzer pâre ma‘mûr [u] âbâdân kend-i masîrler vardır. Cümlesi beş yüz altmış pâre kenddir. Ammâ altmışı şehr-i azîm şekilli câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve imâretleri ve çârsû-yı bâzârları vardır. Ve yedi pâre ma‘mûr kılâ‘ları var. Bu kend kılâ‘larının her birin ta‘rîf ve tavsîf eylesek bir müccelled kitâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304b–305a ·
metinde göster ·
Hikmet-i garâ’ib temâşâ: Bu kavm sıbyânının cür’etine hayrânım ki kaçan bu diyârın cümle eşcârâtına su yürümeğe başladıkda bu şehir sıbyânları bir yere cem‘ olup her kavak ağacına sağîr ü kebîr yetmişer ve seksener ve yüzer mikdârı gulâmlar bu kavaklara tırmaşup çıkdıkça tâ zirve-i a‘lâlarına vardıklarında kavak ağacının tahammülü olmayup bâr-ı sakîlden hemân ağaçlar Birecik yayı gibi eğilüp ser-nigûn olurken cümle ciğer-kûşeler kavak ağacının dallarına yarasa kuşu gibi sarılup kavak ağacının evc-i âsumâna çıkmış ucu oğlanların ağırlığından tâ yere düşüp yatar. Bu kerre nâresîde tıflânlar birer birer dallardan kendülerin yere atarlar. Bu kerre kavak ağacının yükü hafîf olup ağaç üzre ancak kırk elli oğlan kalır, ammâ zehredâr olanları tâ ağacın doruğunda kalır. Bu kerre ağaç deprenüp kalkmak ister, ammâ dahi üzerinde gulâmlar çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287b ·
metinde göster ·
… dlarına düşüp yetişdikleri yerde kıra kıra rûz-merre başların kırkar ve ellişer
ve yüzer
ve ikişer yüz yüzülmüş tuzlu tulum başlar eyâlet eyâlet Haleb'e gelüp pâymâl-i …
"Erebildikleriniz 75a yerde erüp başların kesüp mâl-ı ganâ’imleri sizin kelleleri bizim" deyince Murtazâ Paşa'dan bu fermânı avân-ı mutî‘ân işidince hemân ol ân cümle sipâhân-ı paşalıyân ve deli ve gönüllüyân, celâlîlerin ardlarına düşüp yetişdikleri yerde kıra kıra rûz-merre başların kırkar ve ellişer ve yüzer ve ikişer yüz yüzülmüş tuzlu tulum başlar eyâlet eyâlet Haleb'e gelüp pâymâl-i rimâl bu minvâl üzre yedi günde kâmil yedi bin kelle ale't-tevâlî gelüp galtân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b–75a ·
metinde göster ·
Âhir-i kâr "Bu kadar leşleri her gün arabalarla bir yerden bir yere nakl etmek ne belâdır" deyüp katle müstehak olan kimesnelerin her gün otakda kösler önünde kırk ellisin kesdiklerinden mâ‘adâsın fermân-ı pâdişâhîyle yetmişer, seksener ve yüzer aded âdemleri cümle huzûrunda söyledüp aslâ birin âzâd etmeyüp, işâret etdikde cellâdlar benî Âdem'i koyun sürüsü gibi ayaklarıyla sürü sürü sürüyerek, kimisi ağlaşarak, kimisi çağırarak cellâdlar Kavak iskelesine götürüp cümlesin sâhil-i deryâda ale't-tertîb dizüp cümlesin uryân edüp kimi hay ve kimi vay ve kimi kelime-i şahâdet getirüp, kimi "Vay anacığım", kimi "Vay babacığım" ve kimi "Vay oğulcuğum" deyü feryâd ü nâlân ederlerken cellâdlar iki başdan başlayup şak şak kılıç urarak çalarak kırarak iskele-i Kavak şecereleri şecere-i Vakvâk altı gibi cesed-i insân ile zeyn olup hûn-ı insân deryâya nehr-i Revân gibi cereyân ve revân ederdi, ammâ ne cür’etdir kim bu mahalde bir yiğit hemân ayağa kalkup eli duşakda kadanmış iken seğirdüp cellâdın birine bir depme niçe urduysa cellâdın bağırsakları taşra çıkup ayaklarına dolaşınca hemân ol yiğit gayrı cellâdlara hücûm etdi, ammâ ne çâre el kelepçede bağlı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80b ·
metinde göster ·
… hâr sâhibi iskemle çeker vakâr sâhibi ve esbâb-ı ihtişâmlı ve kırkar ve ellişer
ve yüzer
ve yüz ellişer tevâbi‘ u levâhık sâhibi müte‘azzım kapucubaşılar kim her biri b …
Alay-ı kapucubaşılar: Cümle üç yüz aded katar ve bahâr sâhibi iskemle çeker vakâr sâhibi ve esbâb-ı ihtişâmlı ve kırkar ve ellişer ve yüzer ve yüz ellişer tevâbi‘ u levâhık sâhibi müte‘azzım kapucubaşılar kim her biri bir mîr-i mîrânlığa lâyık ve ba‘zıları eyâlet sâhibi vezîr oldular. Eyle ağalar kim cümle iç ağaları zırh [u] zereh-külâha müstağrak cilfidân ve ma‘nek ve tarîkî ve musâfaha ve kebîşe ve havvâre ve mahmûdî ve hamîdî atlara süvâr olup altı pâre âlât-ı yancığa ve bahrî hotaslı atlar ile ubûr edüp selâma durdular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
aded kelleler her dîvânda kelle paça olup na‘ş-ı benî Âdem ile Filedar sahrâsı …
Ve her gün rûz-merre kırkar ve ellişer ve yüzer aded kelleler her dîvânda kelle paça olup na‘ş-ı benî Âdem ile Filedar sahrâsı zeyn olmağa başlayup zemîn hûn-ı insândan la‘lgûn olup yine sinekler ordu-yı İslâma üç günde istîlâ edüp herkes cânlarından bîzâr olmağa başlayup âhir cümle leşleri arabalar ile asesbaşı Nilüfer suyuna dökerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
… up cümlemize birer çuka ve birer top katîfe ve birer gümüş kadeh ve birer sâ‘at
ve yüzer
altun verüp avdet edüp yine kralsız serdârımız Hüseyin Paşa'ya Korlad kenîsesi …
"Helil Gabor'u veremeziz. Eğer Nemse çâsârımızdan haber gönderseniz n'ola, baş üstüne verelim" deyüp nâme tahrîr olunup cümlemize birer çuka ve birer top katîfe ve birer gümüş kadeh ve birer sâ‘at ve yüzer altun verüp avdet edüp yine kralsız serdârımız Hüseyin Paşa'ya Korlad kenîsesi sahrâsında gelüp cümle asâkir-i İslâma vusûl bulup Hüseyin Paşa'ya ahvâl-i mâcerâyı bir bir takrîr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
Ve üç oda kapukulu yeniçeri ağası ve Budin kulu serdârı ve sipâh kethudâyeri
ve yüzer
oda topçu ve cebeci ağaları ve muhtesib ağası ve harâc ağası ve bâcdârı ve mi‘m …
Ve üç oda kapukulu yeniçeri ağası ve Budin kulu serdârı ve sipâh kethudâyeri ve yüzer oda topçu ve cebeci ağaları ve muhtesib ağası ve harâc ağası ve bâcdârı ve mi‘mâr ağası ve şehir kethudâsı ve kal‘a dizdârı ve cümle {üç aded kal‘ada} 356 aded kal‘a neferâtlarından cümle yigirmi dörd ağalıkdır. Ve hîn-i cengde on bin aded cengâver ü dilâver askere mâlikdir. Kerrât ile yedi Hersek askerin bozup sındırmış asker-i bî-amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175b ·
metinde göster ·
… kırkar ve ellişer kenîsecikler ve altışar yedişer aded kal‘a-misâl manastırları
ve yüzer
ve yüz ellişer dükkânları vardır kim cümle bu mezkûr altı pâre varoşlar altmış …
Ve bu zikr olunan varoşların altısında dahi altı komsar hâkimleri vardır. Ve cümlesi bâğ u bâğçeli ve dırahtistânlı kal‘a-misâl Şeddâdî binâ onar bin hâneli evlerdir ve her birinde kırkar ve ellişer kenîsecikler ve altışar yedişer aded kal‘a-misâl manastırları ve yüzer ve yüz ellişer dükkânları vardır kim cümle bu mezkûr altı pâre varoşlar altmış bin evlerdir, ammâ cümle varoşdan mu‘azzam mezkûr şehr-i Peşpehil'dir. Andan sonra bizim oturduğumuz Elçi Paşa varoşu ma‘mûr ve müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… mi ve on avret ve on nefer oğlan hüddâmlar verüp her konakdan konağa yüzer atlı
ve yüzer
yayan kefere-i fecere refîkler verüp her bender hâkimleri ve kapudanları ve beğ …
"Yedi krallık vilâyetlerimde olan kal‘alar ve şehirler ve benderler ve kurâ vü kasabâtlarım mu‘azzez ü mükerrem gezüp seyr-i temâşâ etsün" deyü bir papinte hat verüp hemân hakîr kralın gözü önünde hattını öpüp başıma koyup bir dîbâ kîse içine kral hattın koyunca kral hattına ta‘zîm etdiğimden haz edüp yine kral hattını isteyüp her konakda günde bir koyun ve elli çift sipov ekmek ve on tavuk ve yigirmi at yemi ve on avret ve on nefer oğlan hüddâmlar verüp her konakdan konağa yüzer atlı ve yüzer yayan kefere-i fecere refîkler verüp her bender hâkimleri ve kapudanları ve beğleri istikbâlime çıkup alay ile şehirlerine getirüp murâd-ı merâmım kadar ol şehirde oturup gideceğim vakti her şehrin hâkimleri ve a‘yânları ri‘âyet edeler" deyü kral tekrâr hat yazup hakîri başvezîre başkomsar ile gönderüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73a ·
metinde göster ·
… r kâsır ve kilk-i cevâhir-nisârlar kâsirdir. Kırkar vukıyye gülle atar seksener
ve yüzer
kantâr toplar dökülmeğe başlanup üç bin aded ser-rîhtegân dergâh-ı âlî hüddâmla …
Bu inâdiyye kal‘asından şimâl cânibine bin adım yokuş aşağı gidüp bâ-fermân-ı Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa bâ-müsâ‘ade-i Ankebût Ahmed Paşa bir tophâne kârhânesi binâ etmişlerdir kim vasfında zebânlar kâsır ve kilk-i cevâhir-nisârlar kâsirdir. Kırkar vukıyye gülle atar seksener ve yüzer kantâr toplar dökülmeğe başlanup üç bin aded ser-rîhtegân dergâh-ı âlî hüddâmları olup Ferhâd-vâr subh [u] mesâ çalışırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287b ·
metinde göster ·
Bizden ise günden güne ikişer yüz aded kumbara-i kazgan
ve yüzer
aded orta kumbaralar ve ikişer bin aded serçe ve tuç el kumbaraları ziyâde atıl …
Bizden ise günden güne ikişer yüz aded kumbara-i kazgan ve yüzer aded orta kumbaralar ve ikişer bin aded serçe ve tuç el kumbaraları ziyâde atılır oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297a ·
metinde göster ·
… nda nev-binâ Mataracı mektebi iki yüz tıfl-ı ebcedhâna her sene birer kat esvâb
ve yüzer
para ve beher yevm merreteyn çorbaları vardır.
Ve iki hammâmı ve üç hânı var. Çârsû içinde Mataracı hânı ve Dervîş Beşe'nin iki hânları ve Mûsâ Beşe hânı ve iki medrese ve bir dârü'l-hadîs ve üç mekteb-i sıbyânı var. Ammâ Eski câmi‘ kurbunda nev-binâ Mataracı mektebi iki yüz tıfl-ı ebcedhâna her sene birer kat esvâb ve yüzer para ve beher yevm merreteyn çorbaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a ·
metinde göster ·
… biri metîn ü müstahkem burc [u] bârûlu kal‘a-i ra‘nâlardır. Ve başka dizdârları
ve yüzer
neferât merdüm-hisârları ve cebehâneleri vardır. Ve limana nâzır azîm topları v …
Ve şehri leb-i deryâda iki burun ortasında bir kumsal yerde şehr-i müzeyyendir. Ve mezkûr iki burunda deryâ içre iki metîn liman kal‘aları inşâ olunmuş kim herbiri metîn ü müstahkem burc [u] bârûlu kal‘a-i ra‘nâlardır. Ve başka dizdârları ve yüzer neferât merdüm-hisârları ve cebehâneleri vardır. Ve limana nâzır azîm topları vardır, dâ’imâ küffâr havfinden âmâdedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190a ·
metinde göster ·
… Mısır'a dâhil oldukda ekalli her vakıfdan birer altun ve beşer ve onar ve elli
ve yüzer
altun alduğı evkâf-ı azîmler vardır kim kadıasker efendi cümleye nâzır-ı nuzzâr …
Bu câmi‘lerden mâ‘adâ mahrûse-i Mısır içre ne kadar bin vakfullâh var ise kadıasker efendinin der-defterindedir. Zîrâ ibtidâ Mısır'a dâhil oldukda ekalli her vakıfdan birer altun ve beşer ve onar ve elli ve yüzer altun alduğı evkâf-ı azîmler vardır kim kadıasker efendi cümleye nâzır-ı nuzzâr ve teftîşlerine me’mûr. Cümle evkâf anların der-defterinde mastûrdur kim (---)(---) evkâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105b ·
metinde göster ·
… Ve cemî‘i mültezimîn dahi murâdı üzre Q 217b Rûm yiğitlerinden kırkar ellişer
ve yüzer
nâmdâr ve fetâ yiğitler yazup köğlerin zabt edüp hükm [ü] hükûmet ederler. Artı …
Andan Y 159a cümle keşşâf Kıbtî senesinin Bâbe ve Henûr ayında kendü askeriyle vilâyetin tahtîre ya‘nî ekin ekmeğe gidüp iki aydan yine Mısır'a gelir, andan cemî‘i keşşâf yedi bölükden kânûn-ı Selîm Hânî üzre muhâfazacılar alup her kâşif bin, bin beş yüz atlı asker ile Circe hâkimi vilâyetlere çıkup menâsıblarına mutasarrıf olurlar. Ve cemî‘i mültezimîn dahi murâdı üzre Q 217b Rûm yiğitlerinden kırkar ellişer ve yüzer nâmdâr ve fetâ yiğitler yazup köğlerin zabt edüp hükm [ü] hükûmet ederler. Artık kâyimmakâmlar ve yedi ocak izniyle ta‘yîn olan müsellimlerin hükmü cârî değildir, hükm [ü] hükûmât cümle kâşiflerindir. Ve Nîl tuğyânında isyân edüp kurâ ve kasabâtları nehb [ü] gâret edenleri zemîni götüren gâv-ı ahmer boynuzunda pinhân olmuşsa bir tedbîr-i ahsen ile sayd edüp eşedd-i ukûbet ile cümle refîklerin alâ mehil söylede söylede cümlesin ele getirüp hayâtlarında derilerin yüzüp ellerin ve ayakların kırup cümle P 214b nehb [ü] gâret olan mâlları tahsîl edüp cümlesin ıslâh-ı âlem içün katl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b–Y159a ·
metinde göster ·
koyun ve yüzer sığır ve yüz[er] keçi ve altmış beşer aded fîl dişleri ve üçer H …
Ba‘dehu sultân bunlara yüzer deve ve yüzer koyun ve yüzer sığır ve yüz[er] keçi ve altmış beşer aded fîl dişleri ve üçer Habeşî köleler verüp sultâna du‘â etdiler ki tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y422b ·
metinde göster ·
sığır ve yüz[er] keçi ve altmış beşer aded fîl dişleri ve üçer Habeşî köleler v …
Ba‘dehu sultân bunlara yüzer deve ve yüzer koyun ve yüzer sığır ve yüz[er] keçi ve altmış beşer aded fîl dişleri ve üçer Habeşî köleler verüp sultâna du‘â etdiler ki tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y422b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu sultân bunlara yüzer deve ve yüzer koyun ve yüzer sığır
ve yüz[er]
keçi ve altmış beşer aded fîl dişleri ve üçer Habeşî köleler verüp sultâna du‘â …
Ba‘dehu sultân bunlara yüzer deve ve yüzer koyun ve yüzer sığır ve yüz[er] keçi ve altmış beşer aded fîl dişleri ve üçer Habeşî köleler verüp sultâna du‘â etdiler ki tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y422b ·
metinde göster ·