… ayseriyye'de imri'l-kays kurbünde medfûndur. Bunlar dükkânlarında kabak dolması
ve yaprak
dolması ve mumbâr dolması ve soğan ve patlıcan ve lahana dolmaları fürûht edere …
Esnâf-ı dolmacıyân: Dükkân 50, neferât 155, pîrleri Şehâb-ı Rûmî'dir, Selmân perverdesidir. Kabri Kayseriyye'de imri'l-kays kurbünde medfûndur. Bunlar dükkânlarında kabak dolması ve yaprak dolması ve mumbâr dolması ve soğan ve patlıcan ve lahana dolmaları fürûht ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171b ·
metinde göster ·
… iyâretgâh-ı Mu‘tezilî ve Şî‘î'dir. Bu keçeciler tahtırevânlar üzre keçe deperek
ve yapağı
hallâclıyarak gûnâ-gûn keçe külâh keçe esbâblar ile ubûr ederler.
Esnâf-ı keçeciyân: Kârhâne 400, neferât 1005, pîrleri Ebû Sa‘îd et-Tarî'dir, Selmân-ı Pâk'in şed bağladuğı on beşinci pîrdir. Merkad-i pür-envârı Kerbelâ'dadır. İmâm Hüseyin ile şehîd olmuşdur. Çok Yezîdî'yi katl etdüğiyçün Acem diyârında "Meşhed-i Ebû Sa‘îd et-Tarî gûriyçün" deyü yemîn ederler. Ziyâretgâh-ı Mu‘tezilî ve Şî‘î'dir. Bu keçeciler tahtırevânlar üzre keçe deperek ve yapağı hallâclıyarak gûnâ-gûn keçe külâh keçe esbâblar ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194a ·
metinde göster ·
üstâdın hakkından gelirler. Ve üç yüz yetmiş aded esnâf yamakları vardır.
Kârhâneleri Vefâ kurbünde doğramacıbaşı kârhânesinde olurlar, ammâ büyük ağalık olmağile dâ’imâ dîvânı cümle ihtiyârlar ile hânesinde eder. Kâmil yetmiş halîfesi vardır kim her biri İslâmbol gibi bir kal‘a ve Ayasofya ve Süleymâniyye gibi bir câmi‘ yapmağa kâdirlerdir. Ve yetmiş kethudâ ve yetmiş çavuş bütün gün anlar ile İslâmbol içre gezüp hudûdundan taşra tarîk-i âm üzre yâ bir garîb ü fakîr hânesine havâle hâne yapanların hakkından gelüp hânelerin yıkmağa me’mûrlardır ve yapan üstâdın hakkından gelirler. Ve üç yüz yetmiş aded esnâf yamakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204b ·
metinde göster ·
… değildir. Biri dahi ok yaydır kim bunu dahi kâfiristânda taklîd edüp yapamazlar
ve yapsalar
bi-emrillah başların dutduramazlar ve asla ok atamazlar. Zîrâ sünnet-i Resûlull …
Ammâ ki Engürü'de medfûn Hazret-i Hacı Bayrâm-ı Velî'nin kendi kârı te’lîfi olmağile fukarâlarının kifâf-ı nefsleri kârıdır. Kâfire müyesser değildir. Biri dahi ok yaydır kim bunu dahi kâfiristânda taklîd edüp yapamazlar ve yapsalar bi-emrillah başların dutduramazlar ve asla ok atamazlar. Zîrâ sünnet-i Resûlullah'dır. Hatta Hazret-i Alî'den menkûldür kim "Yâ Resûlullah biz cennetde nişleriz?" deyü su‘âl ederler. Resûl-i kibriyâ buyururlar kim "Ayş u nûş ederiz. Hûri ve gılmânlar ile güleş ederiz ve yay ile ok atarız." buyurmuşlar. İmdi ok yay böyle mübârek silâh-ı Resûl olduğundan kâfire müyesser olmamışdır. Ve bu Bitlîs sahtiyânının rengârengi gibi kâfire müyesser olup taklîd idememişlerdir. Zîrâ Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân Evhadullah'ın kârıdır kim Bitlîs şehrine mahsûsdur. Gayri İslâm diyârlarında dahi böyle elvân sahtiyân-ı gûnâ-gûn olmak ihtimâli yokdur. Memdûh kârından biri dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
… i sânî: Başı olan yerde kiyeflerinden yine gûnâ-gûn ipler ve süpürgeler ederler
ve yaprağından
gûnâ-gûn hasîrlar ve ferdeler ve bedrevîler ve zenbiller ederler. Ve'l-hâsıl bi …
Hâssa-i sânî: Başı olan yerde kiyeflerinden yine gûnâ-gûn ipler ve süpürgeler ederler ve yaprağından gûnâ-gûn hasîrlar ve ferdeler ve bedrevîler ve zenbiller ederler. Ve'l-hâsıl bir şey’i hebâya gitmez, üç yüz gûne nef‘i var. Ve kavl-i hukemâ üzre üç yüz hâssası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… ker gemilerle beri geçüp köprü yapmağa başladılar, ammâ Tuna suyu taşmış, köprü
ve yapdıkları
gemiler kırılmış, Türk şaşmış, açlıkdan niçe bin Türk kaçmış. Biz de kaçup kral …
"Bire kapudanım, Îsâ size yardımcıdır. Bire ne durursız. İşte bu Uyvar kal‘asın almak içün on bin asker gemilerle beri geçüp köprü yapmağa başladılar, ammâ Tuna suyu taşmış, köprü ve yapdıkları gemiler kırılmış, Türk şaşmış, açlıkdan niçe bin Türk kaçmış. Biz de kaçup kralıma habere geldik. Hemân Türk'e bir çâre edün. Köprü bitmeden beri tarafa dahi Türk geçmeden berideki on bin {kadar} Türkleri kırun, köprü başına taburlar kurun, köprü gemilerin yapdırmamak içün Türklere ve gemilere topları vurun" deyü niçe nasîhat-âmîz sözler söylediklerinde bu mel‘ûn mürted gulâmlara Fargaçi la‘în niçe ihsân [u] in‘âmlar edüp birkaç belli başlı kâfirleri ılgar ile Nemse çâsârına feryâdnâmeler yazup haber gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100a ·
metinde göster ·
var, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle sarıdır kim altun ile mutallâ olmuş gib …
Ve servî gibi dalları ve budakları ve yaprakları var, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle sarıdır kim altun ile mutallâ olmuş gibi berk urur. Ve bakla gibi kapuklu bir gûne meyvesi olur, lâkin sâ’ir müsmirât gibi tenâvül olunmaz, lâkin yağın çıkarup cemî‘i cerebden hâsıl olan emrâz-ı muhtelifelere mübtelâ olan kimesneler cereblerine ve cüzâm yerlerine ve hattâ fireng zahmetine mübtelâ olanların illetli yerlerine dürterler, bi-emrillâh şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… evâ olmağiçün Cenâb-ı Hak bu nilva ağacın halk edüp meyvesinin yağın sürünürler
ve yaprağının
suyun yüzlerine ve gözlerine dürtünürler. Hattâ hakîr teberrüken berk-i bârında …
Hikmet-i Hudâ fireng uyuzu dedikleri bu Fiyameng diyârına mahsûsdur. Gerçi cümle fireng uyuzlardır, ammâ bunların bu derdlerine devâ olmağiçün Cenâb-ı Hak bu nilva ağacın halk edüp meyvesinin yağın sürünürler ve yaprağının suyun yüzlerine ve gözlerine dürtünürler. Hattâ hakîr teberrüken berk-i bârından getirüp esvâblar içine kodum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… ezîresinin firkatesi içinde yigirmi bir aded esîr ve bu kadar tuz ve sığır gönü
ve yapağı
ve çuka ve kumaş ve biber ve zencebîl ve envâ‘î eşyâ metâ‘lar ile leb-ber-leb m …
"Biz bu Evliyâ Ağa uğuruna çeteye gideriz" deyüp gülbâng-ı Muhammedî çeküp cümle guzât pür-silâh üç pâre firkatelere süvâr olup tarfetü'l-ayn içre nehr-i Neretva üzre akup gözden gâ’ib olup gitdiler. Biz dahi enderûn [u] bîrûn-ı kal‘ayı temâşâ ederken vakt-i asr oldukda anı gördük: Bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup bir tüfeng şâdumânları olup iskele başına vardık. Gördük kim yedeklerinde cümle bayrakları ser-nigûn bir Pulya cezîresinin firkatesi içinde yigirmi bir aded esîr ve bu kadar tuz ve sığır gönü ve yapağı ve çuka ve kumaş ve biber ve zencebîl ve envâ‘î eşyâ metâ‘lar ile leb-ber-leb memlû bir firkate ile geldiklerinde kulle-i Norin'den bir yaylım top u tüfeng şâdumânları edüp cümle metâ‘ı cümle gâzîler bahş-ı Kalenderî etdiklerinde hakîre bir kefere esîr ve za‘ferân ve zencebîl ve çuka ve kumaşın envâ‘larından hisse verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163b ·
metinde göster ·
… ân olunup astar ve lensalar örüp bu buheyre içine ilkâ olunan tobralar ve fışkı
ve yapağı
çuvalları üzre siperler ede ede cümle çitleri döşeyüp âmâde ederler.
Hemân Sokollu Mehemmed Paşa, re’y-i ahsen edüp cemî‘i asâkir-i İslâma yetmiş bin çuval yapağı ve sekiz kerre yüz bin tobra fışkı ve toprak ve niçe kerre yüz bin ağaç kütük ve niçe bin dıraht-ı müntehâları bu cunbul buheyre deryâsının içine kenârdan bırağa bırağa tâ gölün amîki yerine gelüp ana cemî‘i erbâb-ı zu‘amâya ve erbâb-ı tîmâr[a] çit örmek fermân olunup astar ve lensalar örüp bu buheyre içine ilkâ olunan tobralar ve fışkı ve yapağı çuvalları üzre siperler ede ede cümle çitleri döşeyüp âmâde ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173a ·
metinde göster ·
… bu eniş ve yokuş yolları ubûr etmeden bîzâr olup ormanları kırarak ve haşebden
ve yaprakdan
cüsûrlar ihdâs ederek şedd-i rahil ederlerdi.
Netîce-i kelâm zemîni eniş yokuş edüp kış günleri bu eniş yokuş yolların çamurunda yürümek azâb-ı elîmdir. Ümmet-i Muhammed şeb [ü] rûz bu eniş ve yokuş yolları ubûr etmeden bîzâr olup ormanları kırarak ve haşebden ve yaprakdan cüsûrlar ihdâs ederek şedd-i rahil ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
Ol zamândan berü anıniçün elçilerin iki tarafından kapucılar kethudâsı
ve (---) yapışup
yer öpdürüp andan sonra tahtdan aşağı enmiş bir uzun yeni elçilere öpdürmek kân …
Ol zamândan berü anıniçün elçilerin iki tarafından kapucılar kethudâsı ve (---) yapışup yer öpdürüp andan sonra tahtdan aşağı enmiş bir uzun yeni elçilere öpdürmek kânûn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374b ·
metinde göster ·
… lâhi Ta‘alâ bundan bir gûne dühn-i hâlis çıkar, yetmiş iki rence dâ’-ı devâdır.
Ve yaprakları
gayri gûne yaradılmış bir sun‘-ı Lâyezâl'dir. Ammâ Yanvan-ı Yûnân tevârîhinde " …
Ve bu kal‘a kapusundan taşra elli adım ba‘îd kapu önünde bir şecer-i ibret-nümâ vardır. Rûy-i arzda ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyârevâr seyerân [u] deverân etdim, ol eşkâlde bir turfe dıraht-ı garîbe görmedim. Çitlemik ağacına müşâbeheti var. Ammâ bi-emrillâhi Ta‘alâ bundan bir gûne dühn-i hâlis çıkar, yetmiş iki rence dâ’-ı devâdır. Ve yaprakları gayri gûne yaradılmış bir sun‘-ı Lâyezâl'dir. Ammâ Yanvan-ı Yûnân tevârîhinde "Kaydefâ Ana kendi eliyle dikmişdir" deyü tahrîr etmişdir. Hakkâ ki berk-i haşebe ve nihâlleri niçe bin âm mu‘ammer olmuş şecerden nişân verir ammâ hâlâ ter ü tâzedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44b ·
metinde göster ·
… aprağların deste deste koparup birbirlerine vilâyet vilâyet hedâyâ gönderirler.
Ve yaprakların
ba‘zı kitâblar içine koyup hıfz Y 227b ederler.
Ve bu bâğda hâsıl olan mersim ağacı yaprağların deste deste koparup birbirlerine vilâyet vilâyet hedâyâ gönderirler. Ve yaprakların ba‘zı kitâblar içine koyup hıfz Y 227b ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a–Y227b ·
metinde göster ·
"Lutf eyle, kesme, dahi tâze ağacdır. Âh ne güzel dalları ve budakları
ve yaprakları
var, kesme, meyve versin" deyü ricâ etdikçe herîf balta ile ağacı delik delik e …
"Lutf eyle, kesme, dahi tâze ağacdır. Âh ne güzel dalları ve budakları ve yaprakları var, kesme, meyve versin" deyü ricâ etdikçe herîf balta ile ağacı delik delik etdüği yerlerden kırmızı kan-misâl yaşlar cereyân eder. Aşağıdan yine herîfler ricâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231a ·
metinde göster ·
… kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır.
Ve yaprakları
yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yap …
Evvelâ mevz: bir turfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır. Ve yaprakları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yapraklar mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildir. Gerçi sûretde patlıcan-misâl mevzûndur, ammâ içinde patlıcan gibi tohumu yokdur, hemân leb-ber-leb bir ma‘cûn-ı mukavvîdir. Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene kuvvet verüp menîyi ziyâde edüp kuvvet-i basarı dahi ziyâde eder ve tabî‘atı i‘tidâl üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b–Y238a ·
metinde göster ·
… akları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur.
Ve yapraklar
mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gi …
Evvelâ mevz: bir turfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır. Ve yaprakları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yapraklar mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildir. Gerçi sûretde patlıcan-misâl mevzûndur, ammâ içinde patlıcan gibi tohumu yokdur, hemân leb-ber-leb bir ma‘cûn-ı mukavvîdir. Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene kuvvet verüp menîyi ziyâde edüp kuvvet-i basarı dahi ziyâde eder ve tabî‘atı i‘tidâl üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b–Y238a ·
metinde göster ·
… olur. Lâkin ağacı gûyâ pabuc gibi yeşil yeşil biri biri üzre yapışmış ağacdır.
Ve yaprakları
dahi pabuc gibi kalın ve yeşil yaprakların kenârlarında beşer onar incîr biter. …
Freng incîri: Bir iki âdem kaddi yeşil ağacı olur. Lâkin ağacı gûyâ pabuc gibi yeşil yeşil biri biri üzre yapışmış ağacdır. Ve yaprakları dahi pabuc gibi kalın ve yeşil yaprakların kenârlarında beşer onar incîr biter. Ammâ incîri sürâhîce ve sarı ve al gûnedir. Ve incîrinin cânib-i erba‘ası dikenlidir. Ve içinde incîr gibi dârûsu vardır, ammâ ta‘mı bir meyveye benzemez, ammâ gâyet mukavvîdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a ·
metinde göster ·
gûyâ ceviz ağacıdır. Ammâ meyvesi yeşil yeşil kamçı gibi uzun uzun olup sarkar, …
Ve hıyârşenbe derler bir meyvesi olur, dırahtı ve yaprakları gûyâ ceviz ağacıdır. Ammâ meyvesi yeşil yeşil kamçı gibi uzun uzun olup sarkar, kemâlin buldukda siyâh siyâh kabuklu olup içinde boğum boğum yine siyâh balı olur, gâyet lezîzdir, tabî‘atı müshildir. Rûm'a Arab u Acem'e ve Frengistân'a bu Feyyûm'dan gider, gayrı diyârda yokdur. Câ-be-câ Mısır'da dahi vardır, ammâ cümle mîrîdir; İskenderiyye ve Reşîd ü Dimyât'da dahi vardır. Cümlesin sâhiblerinden hıyârşenbe emîni alup bahâsın sâhiblerine verir. Yigirmi yük akçe maktû‘ emânetdir, sâhibleri bir hıyârşenbe bey‘ etse tahrîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·