… üzre beyâz vere bayrakları diküp "El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘ayı
vere ile
teslîm edüp cümle küffâr bir gün mehil alup berren ve bahren her biri birer diy …
Âhirü'l-emr ellinci gün kim oldu, ol ân kal‘a içinden bir feza‘ u çeza‘ zâhir olup kıyâmet kopdu. Hemân ol ân niçe bin bî-edyân küffâr-ı Hıristiyan zî-kıymet eşyâları ile burc [u] bârûlar üzre beyâz vere bayrakları diküp "El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘ayı vere ile teslîm edüp cümle küffâr bir gün mehil alup berren ve bahren her biri birer diyâra ve deyre ve îre gitdiler. Meğer kal‘a içre melâmiyyûndan Yâvedûd Sultân merhûm olunca küffârın başına kıyâmet kopup kal‘ayı emân ile verüp deryâ-misâl asker-i İslâm sadâ-yı Allâh Allâh {ile} şehr-i İslâmbol'un cânib-i selâsından asker-i bî-pâyân yürüyüş edüp mâl-ı ganâyim almağa şürû‘ etdüklerinde Koca Ebü'l-feth örf-i 30a izâfetiyle ayağında âsumânî çizmesiyle katıra süvâr olup elinde seyf-i Muhammedîyi kaldırup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29b–30a ·
metinde göster ·
… e’i'n-nâs kal‘ayı cümle cüyûş-ı ünâs muhâsara edüp (---) günde cebren ve kahren
vere ile
feth olunup içinde câmi‘-i selâtîn inşâ olup âyîn-i Muhammedî oldu.
Leh memleketinde değil belki cümle kâfiristânda yed-i kudret kayası üzre böyle bir Kahkahâ-yı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i gevher-nigîn yokdur. Asâkir-i deryâ-misâl rûz-ı rûşende alâ mele’i'n-nâs kal‘ayı cümle cüyûş-ı ünâs muhâsara edüp (---) günde cebren ve kahren vere ile feth olunup içinde câmi‘-i selâtîn inşâ olup âyîn-i Muhammedî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87a ·
metinde göster ·
… keferelere kaht [u] galâ müstevlî olup âhir-i küffâr bir sene muhâsaradan sonra
vere ile
bâ-sulh kal‘ayı Orhân Gâzî'ye sene 722 târîhinde teslîm etdiler. Osmân Gâzî'ye …
Bahâr eyyâmı Hazret-i Süleymân Bursa'ya gelüp Cebel-i Ruhbân'da Belkîs kız ile yayla faslı ederlerdi. Emîn Nebî'nin du‘âsı berekâtiyle Bursa tûfândan sonra imâristân-ı Emînullah'dır. Ammâ kal‘anın bânîsi ma‘lûm değildir. Lâkin bu kal‘a bir köhne bünyâddır. Devr-i felekden berü ber-karâr bir dârü'l-karâr, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir kim cümle der-i dîvârları eflâke ser çekmişdir ve esâsı bir yalçın sebz-gûn kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî bir kal‘a-i metîndir. Tûlânîsi şarkdan garba vâkı‘ olmuşdur. Şimâl ve yıldız cânibi evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre vâkı‘ olmuş kal‘adır. Ol tarafı uçurum olmağıla üç tarafında aslâ handak yokdur. Ammâ Bunarbaşı tarafında ve Değirmânlar mahallesi tarafında ve Kebîr mahallesi tarafında fecc-i amîk handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile handakı imâr olmayup Celâlî Karayazıcı ve Sa‘îd-i Arab ve Kalenderoğulları nâmân celâlîler, Bursa'yı muhâsara edüp handakların rimâl [ü] türâb ile memlû olmuşdur. Ammâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası esâsında taşlar var kim her biri hammâm kubbesi kadar seng-i azîmlerdir. Andan ma‘lûmdur kim benî Âdem binâsı değildir. Ba‘dehû Kaydefâ destine girüp ba‘zı burc [u] bârûlarını ta‘mîr [u] termîm edüp lisân-ı Yunan üzre târîhleri vardır. Ve bu kal‘a, Keşiş dağının dâmenine vâkı‘ olmağıla lodos rüzgârı ve şarkî rûzgârından emîndir. Cümle evleri, şimâl ve yıldız rûzgârı cânibine nâzırdır kim Filedâr sahrâsı cümle bâğ u bâğçesi ve besâtînleri ile nakş-ı bukalemûn-vâr nümâyândır. Kal‘anın dâiren-mâdâr cirmi, on bir bin adımdır ve altı bin bedendir ve altmış yedi kulle ve cümle beş kapudur. Evvelâ cânib-i cenûba Bunarbaşı Kapusu ve yine cenûba Zindân Kapusu ve Kaplıca Kapusu garba mekşûfdur ve Balıkbâzârı Kapusu. Ez-în-cânib bu kal‘a, cemî‘î düvelde Rûm keferesi elinde kalmışdı. Yedi kerre Konya'dan Âl-i Selçûkiyân ikişer kerre yüz bin leşker-i bî-pâyân ile gelüp yedişer sekizer ay muhâsara edüp vakt-i şitâ geldikde bî-feth rücû‘ edüp giderlerdi. Tâ ki Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâ-i zuhûrunda evvelâ Osmân 222b lafzı senesi târîhinde [661] Osmân Gâzî ibtidâ-i cülûsunda üç kerre muhâsara edüp üçüncüde Osmân Gâzî nıkris zahmetine mübtelâ olup âhir üçüncüde dahi feth edemeyüp yine Konya'ya müteveccih olup izn-i şerîfiyle Şehzâde Orhân Çelebi ile Şeyh Hacı Bektâş-ı Velî'yi seksen bin asker-i İslâm ile Bursa'ya gönderüp muhâsara etdiklerinde amân vermeyüp kal‘a-i Bursa'nın Kapluca cânibinde bir kulle-i azîm ve Bunarbaşı'nda dahi bir kulle-i kebîr binâsına mübâşeret edüp yedi ayda bu kulleler temâm olup Bursa'yı kemâ(n)-kân muhâsarâya şürû‘ edüp Kapluca tarafından Orhân Beğ, Bunarbaşı tarafındaki kulleden Orhân Beğ'in birâderzâdesi Timur Beğ ve Balabancık Beğ dağ tarafındaki havâle yerinden muhâsara edüp cânib-i erba‘adan imdâda gelen küffârları cümle dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütehassın olan keferelere kaht [u] galâ müstevlî olup âhir-i küffâr bir sene muhâsaradan sonra vere ile bâ-sulh kal‘ayı Orhân Gâzî'ye sene 722 târîhinde teslîm etdiler. Osmân Gâzî'ye müjde ile Orhân seğirdüp vardıkda, Bursa feth olduğu sâ‘at Osmân Gâzî rûh teslîm edüp oğlu Orhân Gâzî müstakil padişâh olup Hâcı Bektâş-ı Velî ile Bursa'ya gelüp ibtidâ taht-ı Âl-i Osmân olup ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân oldu kim gûyâ bir bâğ-ı İrem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222a–222b ·
metinde göster ·
miftâhların teslîm idüp içinde olan kefereler firkatelerine süvar olup seg-ber- …
Evsâf-ı cezîre-i ma‘den-i zeheb-i kibrît ya‘nî cezîre-i Ikrît : Hemân cezîre-i Girid'in şimâlî cânibinde kal‘a-i Todori nâm kal‘anın mukâbelesinde süd-limân hevâda cümle keştîler lenger-endâz olup tarfetü'l-ayn içre taşra asker döküp ve iki pâre kolomborna toplar ve gayrı cebehâne ve mühimmâtlar çıkarup sepet-i siperler sürüp kal‘ayı cümle guzât-ı müslimîn muhâsara edüp iki sâ‘at cenge tahammül etmeyüp içinde olan soltat ve murtât kefereler haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vakt-i fecrde papasları taşra çıkup serdâr-ı mu‘azzama vere ile miftâhların teslîm idüp içinde olan kefereler firkatelerine süvar olup seg-ber-cehennem Çuka cezîresine gitdiler. Hemân kal‘ayı kabza-i tasarrufa alup limanına gemileri çeküp ol 271a mahalde gemileri hıfz içün leb-i deryâya siperler ardına balyemez toplar koyup Karaman eyâletiyle Adana eyâletin muhâfazacı koyup ân-ı sâ‘atde cümle donanma kal‘a-i Hanya'ya muttasıl Nazarta nâm limana lenger bırağup cümle pür-silâh askeri hayme ve hargâhlarıyla ve yetmiş pâre balyemez top ve kırk aded kolomborna top ve iki yüz aded şâhî darbzen topları mühimmâtlarıyla taşra çıkarup cümle asker-i deryâ-misâl topları çekerek kal‘a-i Hanya bir top menzili ba‘îd gitmede, beri tarafda Nazarta limanı beş rûzgârdan emîn olmağıla cümle donanmayı anda yerleşdirüp cümle Cezâyirli ve Tunus ve Tarabuluslu ve cümle yetmiş pâre kadırga ile deryâ beğleri deryâya alarka olup volta urup deryâyı muhâfaza etmeğe me’mûr oldular. Andan sâ’ir şayka ve karamürseller dahi cümle mühimmât [u] levâzımâtların kenâr-ı limana döküp eyâlet-i Sivas bu limanın hıfz [u] hırâsetine me’mûr oldular. Bu liman Hanya kal‘asının cânib-i garbîsinde Nazarot limandır. Ammâ hamd-i Hudâ suhûletle kabza-i teshîre alındı. Bu liman Mora cezîresindeki Kabaca Burnu'na altmış mil karîb olmağıla ibtidâ Todori kal‘ası ve bu liman feth oldu kim karşu Mora tarafından imdâd-ı asker geçmek âsândır. Ve bu Nazarata limanının leb-i deryâsına ve liman ağzına azîm tabyalar çatup içine mefret balyemez toplar koyup limanda yatan gemileri hıfz [u] hırâset ederdi. Ve deryâda yigirmişer otuzar mil alarka karavullar firkateleri gezerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b–271a ·
metinde göster ·
çıkan Lazka kâfirleri kendülere Sofya şehri içre yurd verilmediğinden dilgîr ol …
Andan Rûm tâ’ifesi çıkup mahalle ve kenîse istediler. Andan Lazka tâ’ifesi çıkup vatan istediler, verilmeyüp Nigebolu sancağından Pilevne nâm kazâda yer gösterdiler. Ba‘dehû bâ-sulh kal‘ayı feth olup içinde bâkî kalan kırk bin güzîde Sırf-ı sarp mel‘ûnları ahid-şikenlik edüp cenge âheng etdiler. Hemân Serdâr-ı mu‘azzam Balaban Paşa guzât-ı Müslimîne "Koma kurdum!" deyüp kol kol gübâng-ı Muhammedî'ye rehâ buldurup on bir koldan yürüyüş edüp kılıçları ağzında niçe bin cüyûş-ı muvahhidîn sademât-ı top-ı kûbdan rahnedâr olmuş divârlardan içeri girüp cümle küffâr-ı Sırf'ı dendân-ı tîğa sarf ederken hemân taşraya vere ile çıkan Lazka kâfirleri kendülere Sofya şehri içre yurd verilmediğinden dilgîr olup guzât akîblerince kal‘aya yine girüp Sırf kâfirlerine imdâd edelim derken bi-emri Hayy [u] kadîr onlar dahi Sırp kavminin sırasında 138a nakd-i ömürleri bâzâr-ı ma‘rekede bir pula satılup hûnları nehr-i Iskır'a katılup vücûd-ı murdârları sahîfe-i âlemde mün‘adim olup deyyâr-ı derûn-ı kal‘ada bir cân kalmayup kal‘a-i Sofya bu minvâl üzre bâ-sulh feth olmak sadedinde iken takdîr-i Hudâ bu gûne feth olup ba‘dehû fermân-ı Gâzî Hudâvendigâr ile serdâr-ı mu‘azzam Balaban Paşa deryâ-misâl askeri üşürüp kal‘anın burc [u] bârûların kırk günde güc ile zemîne beraber etdiler. Zîrâ gâyetü'l-gâye rıbât-ı azîm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137b–138a ·
metinde göster ·
… r. Meğer birkaç sene her tarafdan muhâsara olup kaht-ı galâdan amân ile kal‘ayı
vere ile
vereler. Andan muhâsara edenler kal‘aya gireler. Yohsa bir vech ile duhûlü mümk …
Bânîsi, Âl-i Benî Ziyâd'dan Behistivân ibn Şemkîn binâ etmişdir. Âl-i Benî Ziyâd altı neferdir. Vilâyet-i Cürcân ve diyâr-ı Taberistân'a mâlikler idi. Ba‘dehû Şâh Behistivân Irâk-ı Şehrezûl'a mâlik oldukda bu kal‘a-i Bî-tennûr'u bir püşte-i âlî üzre inşâ eyledi. Ammâ gâyet küçükdür, lâkin sa‘b hisârdır kim cânib-i etrâfından bir vech ile zafer mümkin değildir. Meğer birkaç sene her tarafdan muhâsara olup kaht-ı galâdan amân ile kal‘ayı vere ile vereler. Andan muhâsara edenler kal‘aya gireler. Yohsa bir vech ile duhûlü mümkin değildir. Hâlâ İmâdiyye eyâletinde Şuhoy beği hükmünde bir hisâr-ı şîrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 376a ·
metinde göster ·
… mest-i müdâm mel‘ûn kâfir eline bir beyâz bayrağı alup baş aşağı diküp kal‘ayı
vere ile
Kazaka vermek ister. Hemân Yûsuf Kethüdâ'nın âkıbeti hayr olsun,
"Mâl [u] menâl isteyen gâzî yiğitler ardım sıra gelsin" deyince hemân sarıca bölükbaşısı Arnabud Hüseyin Bölükbaşı ve Gırbo ve Çento ve Yunakoğlu nâm on aded bölükbaşılar bin aded pür-silâh Hırvad ve Kürd yiğitlerile Yûsuf Kethüdâ ardı sıra bayrak çeküp gördüler kim su kullesine Kazak nerdübânlar ile çıkup ân-ı vâhidde kulleyi zabt edüp Piyâle Paşalı ile hırren fe-hırren köpek cengi ederken anı gördük: Piyâle Paşa'nın bir kullesi üzre Cebeci Alî nâm bir mürted kâfir-i bedkâm bir boza Bekrîsi mest-i müdâm mel‘ûn kâfir eline bir beyâz bayrağı alup baş aşağı diküp kal‘ayı vere ile Kazaka vermek ister. Hemân Yûsuf Kethüdâ'nın âkıbeti hayr olsun,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58b ·
metinde göster ·
… bin küffâr "Amân ey Âl-i Osmân" dedi. Niçe yüzü ehl-i îmân olup kal‘a-i Çanad'ı
vere ile
verdiler ve kifâyet mikdârı kal‘aya asker kodular.
Andan feth-i kal‘a-i Çanad sene-i minhu. Bu dahi asker-i deryâ-misâla tâkat getiremeyüp niçe bin küffâr "Amân ey Âl-i Osmân" dedi. Niçe yüzü ehl-i îmân olup kal‘a-i Çanad'ı vere ile verdiler ve kifâyet mikdârı kal‘aya asker kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117a ·
metinde göster ·
… a-i Lipova'da mahsûr olup yüz yetmiş gün ceng [u] cidâl edüp ba‘dehû Ulama Paşa
vere ile
Lepova kal‘asın mukaddemâ kapudanı olan Batori Andraş nâm bî-traşa ber-vech-i e …
Ez-ân sebeb ki sene-i mâzîde kal‘a-i Lipova'da mahsûr olup yüz yetmiş gün ceng [u] cidâl edüp ba‘dehû Ulama Paşa vere ile Lepova kal‘asın mukaddemâ kapudanı olan Batori Andraş nâm bî-traşa ber-vech-i emânet kal‘a-i Lipova'yı verüp cümle guzât bî-silâh giderken mezkûr Batori Iştvân ahd-şikenlik edüp Ulama Paşa'nın ardı sıra Yorgi Frenc nâm mel‘ûn Yedikulle hapsinde babasıyla haps idi. Babası pelîd Yedikulle'de mürd olunca oğlu âzâd olup babası intikâmıyçün Ulama Paşa'nın askeri ardlarına düşüp Ulama Paşa'yı ve cümle asker-i İslâm'ı şehîd etmişdi. Bu kerre kal‘a-i Tımışvâr'da dahi Ulama Paşa'nın hûnın almak içün Osmânlı da ahd-şikenlik edüp cümle küffârı derûn-ı Tımışvâr'da kılıçdan geçürüp kanları revân olup kal‘a-i Tımışvâr bu yüzden feth oldu ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
… ından olup bir arbede-i azîmde şehîd olmuşdur. Be-dest-i Török Ferenc nâm la‘în
vere ile
kal‘adan çıkarup akîbince ılgar ile yetişüp hîle ile Ulama Paşa'yı ve cümleden …
Ziyâret-i merkad-i Ulama Paşa: Süleymân Hân vüzerâlarından olup bir arbede-i azîmde şehîd olmuşdur. Be-dest-i Török Ferenc nâm la‘în vere ile kal‘adan çıkarup akîbince ılgar ile yetişüp hîle ile Ulama Paşa'yı ve cümleden askerin şehîd etmişdir. Ve bu kabr-i münevverenin kurbunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
Âhirü'l-emr cümle guzât gördüler kim bu kal‘ayı döğmeğe me’mûr değiller ve bu mahalle gelüp ceng etmeğe Melek Paşa'dan me’zûn değiller. Hemân kendü fodullukların fikr edüp sâlimîn ü gânimîn şaranpavlardan taşra çıkınca hemân küffâr guzât-ı muvahhidîni kaçdı zann edüp bu kerre ol Fostiçse'nin şaranpa[v] kapuların açup asker-i İslâm'ın akîbince "Yajuj Yajuj" deyüp Zadra sahrâsına çıkup domuz sürüsü gibi sürü sürü gelüp asker ile çıt-a-çat döğüşmeğe başladıklarında, hemân mukaddemâ Fostiçse'den gerüye dönen guzât bu kâfirlerin ardların alup kâfir-i bed-kârlar iki asker mâbeyninde kalup bunlara eyle bir tîğ-i âteş-tâb urup bakıyyetü's-seyfleri karârgâhları olan fostiçselerine girdiklerinde akîblerince asker-i İslâm bile girüp anda dahi bir azîm ceng edüp içinde bulunan üç binden ziyâde kâfirleri dahi kılıçdan geçürüp re’îsü'l-küffâr olan Niski nâm kâfir ve veled-i pelîd-i anîdi Mora nâm la‘în dahi dest ber-kafâ esîr olup hamd-i Hudâ sene (---) mâh-ı (---) gününde yürüyüş ile kal‘a-i Fostiçse feth olup cümle kelleleri ve esîrleri alup bu kal‘ayı harâb u yebâb ederken içinde olan guzât-ı müslimîne kal‘a-i Zadra ol kadar top gülleleri yağdırdı kim gûyâ kal‘a-i Zadra âteş-i Nemrûd içinde kalup murg-i semendere döndü. Cümle guzât bu güllelere bakmayup kal‘ayı berbâd etdiler. Vakt-i ışâ olunca münhedim edüp ol şeb-i muzlimde cümle guzât bu kadar kelle ve esîrler ile ordu-yı İslâma gelince ol gece yer altından küffâr Zadra kal‘asından bu kal‘aya girüp amâr etmeğe başladılar. Ba‘dehû derûn-ı hisâr-ı Zadra'dan vere ile kâfirler orduya gelüp mâl-ı firâvânlar ile esîrlerin taleb etdiklerinde paşa-yı müdebbir rızâ vermeyüp elçilerin gerüye redd etdiler. Ol gün ordu-yı İslâm'da bir şâdumânlar olmuşdur kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141a ·
metinde göster ·
… rasında varoşu ıhrâk olunup kal‘a içinde olan küffârlar "el-amân" deyüp kal‘ayı
vere ile
verüp kal‘anın iş erleri ve şagları ve nemeşleri ve jodoşları kal‘adan hedâyâla …
Bu kal‘a dahi Erdel kralına tâbi‘dir, ammâ Red[i][İ]şvan kralzâdenin milk-i mevrûsudur. Kal‘a taşrasında varoşu ıhrâk olunup kal‘a içinde olan küffârlar "el-amân" deyüp kal‘ayı vere ile verüp kal‘anın iş erleri ve şagları ve nemeşleri ve jodoşları kal‘adan hedâyâlarıyla çıkup serdâra geldiler ve cümle hedâyâların verdiler. Ve bir oda yeniçeri ve sipâhdan yasakçı aldılar. Kal‘ası nehr-i Kiriş kenârında şekl-i müseddes bir taş binâ kal‘adır. Handakı ve tabyaları gâyet metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
verelim" derlerken niçeleri tu‘me-i şemşîr olup Belgrad fethinden bir ay mukadd …
Bânîsi Ungurus krallarından Yanoş kral binâsıdır. Ba‘dehu sene 927 târîhinde kal‘a-i Belgrad'a henüz muhâsara olduğu gün Koca Sokollu Vezîria‘zam Mehemmed Paşa bu Zemon kal‘asına beş yüz yeniçeri ve sâ’ir asâkir-i İslâmdan bin aded yiğitlere Bosna Paşası Gâzî Husrev Beğ'i Zemon kal‘ası üzre serdâr edüp zîr-i kal‘aya varup muhâsara edüp sîne-i pür-kîneye birkaç top gülleleri uruldukda kal‘a kapudanı beden üzre çıkup "el-amân" derken bi-emri Hayy [u] Kadîr kal‘a-i Zemon'un bir kullesi uçup zemîne geçüp cümle guzât kal‘aya girüp kapudan-ı la‘îni esîr edüp sâ’ir kefereler "Kal‘ayı vere ile verelim" derlerken niçeleri tu‘me-i şemşîr olup Belgrad fethinden bir ay mukaddem be-dest-i Husrev Beğ feth olmuşdur, ammâ Gâzî Süleymân Hân "Kal‘a-i Zemon bu zamân zemîne geçe" dediklerinden münhedim olduğıyçün efvâh-ı nâsda "Kal‘a-i Zemîn" derler. Serhad halkı "Zemon" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59a ·
metinde göster ·
… al‘a imiş. Süleymân Hân Varadin kal‘ası gazâsına {sene 932 târîhinde bu kal‘ayı
vere ile
feth edüp kal‘asın münhedim edüp} giderken iç kal‘adaki deyri bile münhedim etm …
Ve kal‘a kapusu önünde handak üzre bir lonca köşkü var. Bu kal‘a zamân-ı kadîmde dest-i keferede iken gâyet metîn ve sa‘b kal‘a imiş. Süleymân Hân Varadin kal‘ası gazâsına {sene 932 târîhinde bu kal‘ayı vere ile feth edüp kal‘asın münhedim edüp} giderken iç kal‘adaki deyri bile münhedim etmişdir. Hâlâ bu kal‘anın cânib-i selâsı bâğ u bâğçe-i cinânlardır ve ceviz şecereleri cihânı zeyn etmişdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… kal‘ası fethine giderken bu kal‘ayı Vezîria‘zam Makbûl iken Maktûl İbrâhim Paşa
vere ile
feth edüp içinde olan kefere vü fecereler cibâl u beyâbânlar ve niçeleri gayri …
Ba‘dehu sene 932 târîhinin mâh-ı Şevval'inde Süleymân Hân Varadinpetre kal‘ası fethine giderken bu kal‘ayı Vezîria‘zam Makbûl iken Maktûl İbrâhim Paşa vere ile feth edüp içinde olan kefere vü fecereler cibâl u beyâbânlar ve niçeleri gayri kılâ[‘]lara pârekende ve perîşân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… kay nâm ban ve Yerekan kâfirleri ceng [ü] cidâl-i germâ-germe tâkat getiremeyüp
vere ile
kal‘ayı verüp cümle küffâr derûn-ı hisârdan bî-silâh uryânen ac u 61b zâc ve …
Ba‘dehu sene 932 târîhi Recebü'l-ferdinin 11 bâzârertesi gün Sultân Süleymân Mihaç ovası gazâsına azîmet etdiklerinde Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa sadrıa‘zam iken talî‘a-i asker olup serdâr-ı mu‘azzamlık ile kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ol sene-i mezkûrda der-ceng-i evvel kal‘a siperi(?) Varadin'i ve kal‘a-i İlok'u ve kırk aded kılâ‘ların sağîr ü kebîrlerin feth edüp andan kal‘a-i Ösek'e sarılup içinde olan Boçkay nâm ban ve Yerekan kâfirleri ceng [ü] cidâl-i germâ-germe tâkat getiremeyüp vere ile kal‘ayı verüp cümle küffâr derûn-ı hisârdan bî-silâh uryânen ac u 61b zâc ve bir pâre nâna muhtâc cânib-i vâdî-i Vac deyüp giderek her biri bir cânibe perîşân ve kimi serdâra "el-amân" deyüp re‘âyâ olmak üzre kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61a–61b ·
metinde göster ·
… fi‘ olduğundan tâ Dib Firengistân ve Macaristân'dan araba araba niçe bin küffâr
vere ile
gelüp bu germâbe çimüp cemî‘i ilel ve illetden arı olup vücûdunda olan cereb ve …
Ta‘rîf-i Açık ılıca: Boşnaklar Üstü Açık ılıca derler. Cemî‘i krallar bu ılıca üzre kubâblar ve tâk-ı Kisrâlar yapup tamâm olunca hemân yere geçer. Ol ecilden hâlâ küşâde bir ılıcadır, ammâ gâyet nâfi‘ olduğundan tâ Dib Firengistân ve Macaristân'dan araba araba niçe bin küffâr vere ile gelüp bu germâbe çimüp cemî‘i ilel ve illetden arı olup vücûdunda olan cereb ve bahak ve cüzâm gidüp vücûdu bir dürr-i yetîm-misâl pâk olur. Hattâ kırk gün bu germâba girüp âb-ı hummasından nûş eden bera[s] zahmeti ve Fireng zahmetinin yedi gûne emrâz-ı muhtelifelerinden halâs olur, ammâ gâyetü'l-gâye perhîz ve kendüyi ısıcak dutmak lâzımdır, zîrâ bu germâb ol kadar issidir kim tavuk yumurtasın pişirir. Belki âdemin hayâsın yumurtasın bile pişir[ir]. Tâ şol mertebe issi germâbdır, ammâ bu ılıcaya avretler girse anların bir şey’i pişmez, zîrâ anlar hayâsızdır. Hakkâ anların dahi bu Üstü Açık Ilıca'da avretlere mahsûs ılıcaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… Boğdan ve Akkirmân ve Kazak hatman askerleridir. Hemân mel‘ûn kâfirler kal‘ayı
vere ile
verün. Yohsa işte kal‘a dîvârlarınız top-ı kûp ile yıkıldı. Yarın bir gün cümle …
"O gelen asker bizim Tatar askeri ve bizim Erdel kralı ve bizim Eflak ve Boğdan ve Akkirmân ve Kazak hatman askerleridir. Hemân mel‘ûn kâfirler kal‘ayı vere ile verün. Yohsa işte kal‘a dîvârlarınız top-ı kûp ile yıkıldı. Yarın bir gün cümlemiz yürüyüş edüp sizi cümle kırarız" dediklerinde kâfir eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
"Vallâhi Tatar ile yüz elli bin aded askerimiz geldi ve dahi Diyârbekir ve Erzurûm ve Şâm-ı Trablus'dan dahi imdâd gelecek askerlerimiz vardır" deyince hemân içerden küffâr-ı hâksâr kâr-ı inkisârda olup ol gün ol gece dîvârlarda[n] ve mazgallardan kefere vü fecereler baş göstermeyüp aslâ top u tüfeng atmayup müşâverelere {girüp} "Kal‘ayı vere ile vermelerine turvin şirvin ederler" deyü keferelerden istimâ‘ olunup asker-i İslâm ile küffâr câ-be-câ söyleşmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan dery …
"Bire cânım, bir kerre bizim Fargaçi kapudan zamânı Nemse çârnâsârı yedi kralın yedi kerre yüz bin askeriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise komayup top menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gitdi. Bâ-husûs ol zamân kal‘amız yalın kat idi. Kal‘adan bir taş kopartmadan yıkılup gitdi. Şimdi ise kal‘amız sedd-i İskender iken ve içinde bu kadar askerimiz ve bu kadar yarar top u tüfengimiz ve bî-hisâb cebehânemiz 118a var iken Türk askeri geldiği gibi hemân ol gece amân u zamân vermeyüp bize aslâ göz açdırmayup kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür kim çekdiğimiz derd-i belâ-yı mihnet [ü] serencâmı Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Meryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine bî-bâk ü bî-pervâ kudurmuş yılanlar gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk yılanları sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz anlara gitdi ve kendiler bî-bâk ü bî-pervâ şikârların alup ordularında karâr etdi. Ve üç kerre Aktabya'mıza yürüyüş edüp almışlar iken anların ardları sıra imdâd göndermeyüp tabya üzre çıkanların ağızlarına Türk kılıçlar ile vurup ‘Gerüye dönün’ derler idi. Anlar da dönüp geri giderlerdi. Meğer yürüyüş etmeğe ve kal‘aya girmeğe Türk'ün rızâları yok idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler idi. Şimdi ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâzır etdiler. Nerdübânlara dahi ihtiyâc yeri komadılar. Her nereden olsa kaç kerre girdiler ve kaç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın bildiniz. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler rehinler alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir yana gidelim. Görürsüz kim kırk günden berü bize bir imdâd gelmedi. Bu kadar çaşıtlar ve bu kadar feryâdcılar gönderdik. İmdâda gelenlerimizi de taşrada Türk kırdı. Hemân, ‘Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân’ diyelim. Yüzümüz suyuyla Türk'e kal‘ayı vere ile verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan deryâ-misâl Türk askeri kal‘anın yıkık bayırlarından ve gördüğünüz hâzır nerdübânlardan cümle Türk bir kerre ‘Muhammed Muhammed’ deyü yürürler ve durun bilmezler ve bize amân vermezler. Cümlemizi Ciğerdelen ovasındaki gibi kırarlar. Siz bilirsiniz ve bu müşâvereye ne dersiniz, siz de söylen" deyüp başpapas hâmûş-bâş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b–118a ·
metinde göster ·
… a Beç kapusu üzre beyâz bayraklar dikilüp "El-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân" deyü
vere ile
kal‘ayı verdiler
İşbu sene 1074 Saferü'l-muzafferinin yigirmi birinci bâzârertesi gün Vezîria‘zam kolunda Beç kapusu üzre beyâz bayraklar dikilüp "El-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân" deyü vere ile kal‘ayı verdiler
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
verüp meğer kal‘a içinde bir azîm lağımı var imiş. Bu kadar cebehâne ve mâl-ı p …
"Aslı ne olsa gerek. Kal‘ayı vere ile verüp meğer kal‘a içinde bir azîm lağımı var imiş. Bu kadar cebehâne ve mâl-ı pâdişâhî ve bu kadar ümmet-i Muhammed karındaşlarımız havâya uçdular. Görmez misiniz alev ber-alev âteş-i Nemrûd dumanın burum burum gök yüzüne çekilmede. Elbette biz bunları kırmağa geldik" dediğimizde hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119b ·
metinde göster ·
… n söyletmeyüp "Bir alay bî-imdâd nâçâr âdemleriz" dediler ve kal‘a-i Novigrad'ı
vere ile
küffâra verdiler.
Ve yine hikmet-i Hudâ küffâr-ı hîlekârın bir azîm taburu dahi Peşte kal‘ası kurbunda Soboska kal‘asını alup andan Hatvan kal‘asın dahi küffâr muhâsara edüp leylen ve nehâr balyemez ile döğdüğünün sadâsın yine bu Novigrad gâzîleri istimâ‘ edüp cânib-i erba‘alarını cihân kâfirleri aldığından haberdâr olup kendüleri de üç aydan berü mahsûr oldukları cânlarına yetişüp bir tarafdan imdâd gelmeyeceklerin dahi bilüp âhir-i kâr bir gün gördüler kim Rûmeli beğlerbeğisi Sinân Paşazâde ve Budin vezîri Hasan Paşa bu Novigrad altına geldiler, ammâ küffârın askeri vefretinden kal‘a-i Novigrad'a imdâd edemeyüp Budin'e giderler. Hemân bu hâl-i perîşân-ı pür-melâli kal‘a-i Novigrad'da olan asâkir-i İslâm'dan yeniçeriler yerli kulun söyletmeyüp "Bir alay bî-imdâd nâçâr âdemleriz" dediler ve kal‘a-i Novigrad'ı vere ile küffâra verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
… de derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı acûl acele edüp kal‘a-i Litre'yi küffâra
vere ile
verüp cümle askeri hâlâ kal‘a-i Uyvar'dadır. Pâdişâh sağ olsun, kal‘a-i Litre'y …
"El-hükmülillâh Litre kal‘asın küffâr muhâsara etdikde biz dahi asker cem‘ edüp kal‘a-i Litre'ye imdâd yetişdiğimiz mahalde derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı acûl acele edüp kal‘a-i Litre'yi küffâra vere ile verüp cümle askeri hâlâ kal‘a-i Uyvar'dadır. Pâdişâh sağ olsun, kal‘a-i Litre'yi sultânımın fermânıyla bu kulun feth etdi ve inşâallâh efendimin devletinde yine ben feth ederim. Hemân devletinde kal‘a-i Uyvar'ı muhâfaza edelim, ammâ sultânım kâfirin Pojon tarafından birkaç diller dutdum. Nemse çâsârının ve Kız kralın ve Danimarka kralının ve Zirinoğlu ve Beganoğlu ve yedi aded hersekler ve on iki aded ban olan segler cümle yüz bin asker ile Kanije kal‘ası üzre gitmeğe turvin ve müşâvere etdiklerinin ve dâr-ı menhûslarından azîm leşker ile Kanije üzre gitdiklerinin sıhhat haberin dillerden alup sultânım bir ayak evvel Kanije kal‘asına Tatar askerin gönderüp sa‘âdetle siz dahi Kanije üzre azîmet buyurmadan hâlî olmayup kal‘a-i Uyvar'da bizi dahi hayr du‘âdan ferâmûş buyurmayasız" deyü Hüseyin Paşa'nın dahi bu yüzden Litre kal‘asına küffârın zafer bulduğu haber-i mûhişi gelince hemân ol ân Sadrıa‘zam-ı sâhib-kıran tuğlar ile sancağ-ı Resûlullâh'ı Belgrad sarâyı havlısına du‘â vü senâ ile çıkarup ve kurbânlar kesilüp sene 1074 Ramazân'ının yigirminci gün cemî‘i ümmet-i Muhammed sâimü'd-dehr iken cümle guzâta iftâr fermân olundukda tiryâkîler Zirinoğlu kâfirine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 139a ·
metinde göster ·
Pertev Paşa dahi Erdel kralı i‘ânetiyle ve kapukulu ve sipâhdan ulûfeciyân-ı yesâreynden ve gurebâ-yı yemîneynden bölük halklarından ve topçu ve cebeci askerlerinden ve niçe mîr-i mîrân ve mîr-i livâlardan bâ-husûs Tımışvar vâlîsi Mustafâ Paşa ve Tatar Hân ve Eflak ve Boğdan askerlerinin cümlesiyle serdâr-ı mu‘azzam Pertev Paşa Göle kal‘asın kâmil otuz altı gün muhâsara edüp hâh-nâ-hâh derûn-ı kal‘adan küffâr amân deyüp kal‘a miftâhların vere ile vermişken yine küffâr vereyi bozup cümle küffârları guzât-ı müslimîn seyf-i Muhammedî'den geçirüp Seğitvar kal‘ası fethinden üç gün mukaddem bu Göle kal‘asın Pertev Paşa feth etdiği gün beri tarafda Süleymân Hân da merhûm olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174b ·
metinde göster ·
emânet veren Türk'ün emânlarına bakmayup cümlesin kılıçdan geçirdik. İmdi şimdi …
"Biz bu kal‘ayı aldığımızda bu kal‘ayı bize vere ile emânet veren Türk'ün emânlarına bakmayup cümlesin kılıçdan geçirdik. İmdi şimdi dahi Türk bu kal‘ayı döğüp zor ile alır, zîrâ çâsârımız İsfaç kralıyla cengdedir. Bize imdâd gelmek ihtimâli yokdur. Hemân âb-ı rûyımız yerinde iken Türk'ü darıltmadan hemân kal‘ayı emân ile verelim, ola kim kırılmadan kurtulalım" deyüp turvini bir yere korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13b ·
metinde göster ·
Âhır-ı kâr Serdâr Mehemmed Paşa yukaru kal‘aya top çekmeğe mübâşeret etdikde küffâr bu hâli görüp havf [ü] haşyetinden onuncu günde bu kal‘ayı vere ile verüp miftâhları serdâra teslîm edüp kal‘adan çıkarken tâc-ı İskender'i küffâr derûn-ı hisârda ferâmûş edüp yine kal‘aya girüp tâcı almak isterler. Yeniçeriler kâfirleri yine kal‘aya komayup tekrâr cenge âheng edüp yeniçeriler cümle kâfirleri dendân-ı tîğdan geçirüp kapudanın Serdâr Mehemmed Paşa gücile yeniçeri elinden kurtarup kal‘a miftâhlarıyla kapudanı sa‘âdetlü Süleymân Hân'a müjde gönderüp kal‘a-i Vişigrad bu yüzden feth olup hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Budin eyâletinde Üstürgon sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Üstürgon niyâbetidir. Müftî ve nakîbi ve kethudâyeri yokdur, ammâ Budin yeniçerisi serdârı ve kal‘a dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
… ân Hân'ın geldiği günün yedinci gününde "El-amân ey Süleymân Hân" deyüp kal‘ayı
vere ile
verüp karşu Segedin taraflarına uryân u bî-silâh amân ile küffârları geçirüp se …
Hemân Süleymân Hân on iki bin aded serdengeçdi gâzîler yazup ve sekiz yüz pâre Tuna gemilerine ve firkatelerine Süleymân Re’îs'i serdâr edüp ibtidâ küffârın karşu tarafdan kal‘aya imdâd getiren üç yüz pâre gemilerin feth edüp ve serdârları olan Paturi nâm kapudanını esîr düşürüp on bin kadar küffâr esîr olunca hemân derûn-ı kal‘ada olan küffâr Süleymân Hân'ın geldiği günün yedinci gününde "El-amân ey Süleymân Hân" deyüp kal‘ayı vere ile verüp karşu Segedin taraflarına uryân u bî-silâh amân ile küffârları geçirüp seg ber-sahrâ-yı Segedin'e bî-dîn kâfirler gitdiler ve cümle yeniçeri kethudâlarını ve yeniçeri ağalarını ve şehîd olan vezîrleri ve cümle şühedâları Süleymân Hân defn etdirüp kal‘anın cümle elzem-i levâzımât-ı mühimmâtları ve meremmâtların görüp kal‘anın hükûmetin Sirem paşasının hâssı edüp yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 32a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu sene 937 târîhinde Süleymân Hâna bu kal‘ayı
vere ile
Nemse küffârları verüp gelesi sene yine küffâr alup Süleymân Hân Budin kal‘ası …
Ba‘dehu sene 937 târîhinde Süleymân Hâna bu kal‘ayı vere ile Nemse küffârları verüp gelesi sene yine küffâr alup Süleymân Hân Budin kal‘ası fethine giderken yine bu kal‘ayı döğe döğe sademât-ı top-ı kûpdan münhedim olan yerleri hâlâ zâhir ü bâhirdir. Bu rahnedâr yerlerden asâkir-i İslâm yürüyüş edüp cümle küffâra evvelki gibi amân u zamân vermeyüp cümlesini tu‘ma-i şemşîr edüp def‘a-i sânîde kılıç ile feth olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 33a ·
metinde göster ·
… olup herkes vatanlarına giderler. Bu ılıca Üstürgon'a bir konak karîb olmağile
vere ile
Üstürgon'dan dahi ba‘zı sene niçe yüz âdemler gelir.
Selef kralları bu humma-i yed-i Kudret üzre kıbâb-ı âlîler ve aşren fe-aşr havz-ı azîm ve şâzrevân ve kâ‘a ve câmekânlar edüp amâr etmişler bir âb-ı hayât-misâl râyihası mu‘tedilü's-sühûn ılıcadır. Atımdan enüp içeri esbâbımla girüp temâşâ etdim. Cümle küffâr avretleri ve oğlanlarıyla karış katış olup girmişler, ammâ hakkâ ki gûnâ-gûn ejder kelleleri ve arslan kelleleri tasvîrlerinden ılıca suları cereyân edüp havza dökülür âsâr-ı azîmedir ve suyu gâyet nâfi‘ olduğundan beher sene kiraz mevsiminde cemî‘i kâfiristândan marîz u alîl ve tendürüst kâfirler gelüp bir ay zevk u safâlar edüp tendürüst olup herkes vatanlarına giderler. Bu ılıca Üstürgon'a bir konak karîb olmağile vere ile Üstürgon'dan dahi ba‘zı sene niçe yüz âdemler gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44a ·
metinde göster ·
… e-i merâm Cenâb-ı Allâh'ın ihsânı olup yigirminci günde derûn-ı hisârdan küffâr
vere ile
çıkup on bin kadar hayâtda, ammâ memâta karîb kalmış kâfirler amân ile Pojon ka …
Netîce-i merâm Cenâb-ı Allâh'ın ihsânı olup yigirminci günde derûn-ı hisârdan küffâr vere ile çıkup on bin kadar hayâtda, ammâ memâta karîb kalmış kâfirler amân ile Pojon kal‘alarına gidüp hamd-i Hudâ kal‘a-i Yanık dest-i İslâma be-dest-i Sinân Paşa ile feth olduğuna {târîh-i feth-i kal‘a-i Yanık:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47a ·
metinde göster ·
… asker ile gelüp yine germâ-germ cengden sonra küffâr nerm [ü] râm olup kal‘ayı
vere ile
verüp amân ile bî-silâh altı bin kadar küffârın cümlesi kal‘a-i Sonloğ'a gidüp …
Ale'l-akîb Serdâr İbrâhîm Paşa dahi zîr-i kal‘ada meterise girüp cenge âheng edüp üç gün gece cengden sonra Süleymân Hân deryâ-misâl asker ile gelüp yine germâ-germ cengden sonra küffâr nerm [ü] râm olup kal‘ayı vere ile verüp amân ile bî-silâh altı bin kadar küffârın cümlesi kal‘a-i Sonloğ'a gidüp kal‘a-i Segedin'in kenîseleri asnâm-ı Vüdd ve Süvâ‘ ve Yağûs misilli putlardan ve çirk-i şirkden kenîseler pâk olup ma‘bedgâh-ı müslimîn olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80b ·
metinde göster ·
… âhır-ı kâr kırk beşinci gün iç kal‘adan küffâr haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp
vere ile
iç kal‘a, kılıç ile taşra kal‘alar feth olup müjdesin Seğitvar altında miftâhla …
"Bu küffâr kelâmlarının kizbe ve sıdka ihtimâli vardır, ammâ biz tedârikimiz görelim" deyüp şeb [ü] rûz kal‘aya göz açdırmayup yedi koldan iç kal‘aya hücûm edüp âhır-ı kâr kırk beşinci gün iç kal‘adan küffâr haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vere ile iç kal‘a, kılıç ile taşra kal‘alar feth olup müjdesin Seğitvar altında miftâhlarıyla gönderdikde meğer kal‘a-i Göle feth olduğu ân Süleymân Hân Arapça fermânıyla merhûm olup ol sâ‘atde Seğitvar kal‘ası dahi kılıç ile kırarak be-dest-i âkıl Sokollu Mehemmed Paşa Seğitvar feth olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83a ·
metinde göster ·
… del'de iken Varat feth oldukda kâfirleri ra‘b u haşyet-i Âl-i Osmân'dan kal‘ayı
vere ile
verüp cümle cebehânesin Varat'a getirüp hâlâ yetmiş tokuz pâre ma‘mûr nâhiye ku …
Bu dahi vilâyet-i Erdel'de iken Varat feth oldukda kâfirleri ra‘b u haşyet-i Âl-i Osmân'dan kal‘ayı vere ile verüp cümle cebehânesin Varat'a getirüp hâlâ yetmiş tokuz pâre ma‘mûr nâhiye kurâlarıyla kal‘ası cümle dest-i İslâm'da olup mutî‘ [u] münkâd kurâları ve re‘âyâları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88b ·
metinde göster ·
… ân-ı bedenlere beyâz emân bayrakların diküp ve haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp
vere ile
kal‘ayı verdiler.
Hemân ol ân Serdâr Mehemmed Paşa bu kal‘a altında meks etdikde kal‘aya amân u zamân vermeyüp azharun mine'ş-şems cümle guzât meterise girüp ancak dö[r]d aded balyemez topları kal‘anın sîne-i pür-kînesine vurunca kal‘anın niçe yerden burc [u] bârûları ve dendân-ı bedenleri hevâya türâb olup kal‘a münhedim olduğun derûn-ı hisârdan küffâr görüp "El-amân ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp fi'l-hâl serdâr tarafına dendân-ı bedenlere beyâz emân bayrakların diküp ve haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vere ile kal‘ayı verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
Hikâye: Kaçan kim bu kal‘ayı küffâr Gedik Ahmed Paşa'ya
vere ile
vereceği gece bu kal‘a kayasını bir gecede üç bin ayak nerdübân kesüp cemî‘i zî …
Hikâye: Kaçan kim bu kal‘ayı küffâr Gedik Ahmed Paşa'ya vere ile vereceği gece bu kal‘a kayasını bir gecede üç bin ayak nerdübân kesüp cemî‘i zî-kıymet eşyâların gemilere koyup Girid altında vatan-ı asılları olan Suda kal‘asına varup yine Suda'yı amâr ederler. Anıniçün bu kal‘aya Sudak derler. Hâlâ küffârın bir gecede kesdiği kayadan nerdübânlar durur kim makdûr-ı beşer değildir. Ve bu orta kal‘adan aşağı düzde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b ·
metinde göster ·
… ile zebûn olur. Lâkin bir tarafdan eğer imdâdı ve zahîresi gelmezse zebûn olup
vere ile
Gedik Ahmed Paşa alduğu gibi alınır.
Ve bu Sudak kal‘ası tâ yukaru iç fener kal‘asına varınca aşağı hisâr ile üç kat kal‘a olmuş olur, ammâ aşağı kal‘anın garb tarafında havâlesi vardır, ammâ yine bir vecih ile yanına varılmaz, zîrâ her tarafı sarpdır. Bir yerden lağım ve meteris ile handakı kenârına varılmaz. İllâ kesret-i muhâsara ile zebûn olur. Lâkin bir tarafdan eğer imdâdı ve zahîresi gelmezse zebûn olup vere ile Gedik Ahmed Paşa alduğu gibi alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a ·
metinde göster ·
… ve Şirvân ve Şamâhî'ya ve bu Demirkapu'ya istîlâ edüp içinden Handân Ağazâdeler
vere ile
çıkup Kırım hânına andan Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e gelüp,
Ve bu Demirkapu şehrinin maşrık tarafında ülke-i Harez ve vilâyet-i Terek ve ülke-i Lân şehirleri var. Hâlâ Maskov kralı hükmündedir kim tâ bu kûh-ı Elburz dâmenlerinde Terek kal‘asında nihâyet bulur ülken(?) vilâyetdir. Ammâ Demirkapu sene 985 târîhinde dest-i Acem'de iken sene 986 târîhinde Özdemirzâde Çerkez Osmân Paşa feth edüp âhır-ı kâr sene 1033 târîhinde Acem Bağdâd'a ve Gence ve Şirvân ve Şamâhî'ya ve bu Demirkapu'ya istîlâ edüp içinden Handân Ağazâdeler vere ile çıkup Kırım hânına andan Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159b ·
metinde göster ·
… İslâm da az kalup sekiz aydan berü bir cânibden dahi imdâd gelmediğinde kal‘ayı
vere ile
verdiler.
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Moton ve İnebahtı fetihlerinden sonra Venedik küffârı iki yüz pâre keştî ile bir donanma-i azîmi gelüp mezkûr kal‘ayı kâmil sekiz ay döğe döğe ve yedi kerre lağımlar atup ve otuz dörd kerre yürüyüş ile zarben ve kahren bu kal‘ayı zebûn etdiler. İçinde olan asâkir-i İslâm da az kalup sekiz aydan berü bir cânibden dahi imdâd gelmediğinde kal‘ayı vere ile verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… d gâzî merhûm olmuşken derûn-ı kal‘ada iş erleri olmak ile kal‘a kırkıncı günde
vere ile
kâfire kal‘ayı birkaç muhannes nâbekâr bîkâ[r u] bedkârlar verüp seg ber-sahrâ …
Meğer ol asırda gâziyân-ı Koron'a tâ‘ûn-ı ekber istîlâ edüp bir vâveylâ vü vâveledâda dörd bin aded gâzî merhûm olmuşken derûn-ı kal‘ada iş erleri olmak ile kal‘a kırkıncı günde vere ile kâfire kal‘ayı birkaç muhannes nâbekâr bîkâ[r u] bedkârlar verüp seg ber-sahrâ her biri bir tarafa giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270b ·
metinde göster ·
… , zîrâ bu kal‘a cemî‘i zamânda muhâsara olunup top yemeden evleri harâb olmadan
vere ile
verildiğinden cümle hânedânları ve kal‘asının rûy-ı dîvârları ve cümle ebrâc-ı …
Der-vasf-ı sarây-ı hânedân-ı ağavât: Cümle altı yüz aded kat-ender[-kat] kâfirî binâ metîn ü ra‘nâ tahtânî ve fevkânî bâğsız ve bâğçesiz ma‘mûr u müzeyyen büyût-ı ra‘nâlardır, zîrâ bu kal‘a cemî‘i zamânda muhâsara olunup top yemeden evleri harâb olmadan vere ile verildiğinden cümle hânedânları ve kal‘asının rûy-ı dîvârları ve cümle ebrâc-ı dendân-ı bedenleri dürr-i beyz-âsâ durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271b ·
metinde göster ·
… ‘dehu sene 869 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî Misistre kal‘asın feth etdikde bu dahi
vere ile
verüp feth olmuşdur.
İbtidâ bânîsi Rûm krallarından Londraki nâm bir kral-ı dâll-ı benâm inşâ eyleyüp ba‘dehu Bundukanî Venedik'i eline girdi. Ba‘dehu sene 869 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî Misistre kal‘asın feth etdikde bu dahi vere ile verüp feth olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273b ·
metinde göster ·
kal‘ayı verdiler ve miftâhların teslîm etdiler. Lâkin hâlâ içinde âdem âdemî-zâ …
Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Kethudâyeri ve serdârı ve a‘yânı vardır. Kal‘ası şehrin garb tarafında bir top menzili mesâfe-i ba‘îde bir yalçın kaya üzre bir kârgîr Şeddâdî binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır. İbtidâ Ebü'l-feth'e miftâhların teslîm etmişler. Ba‘dehu küffâr yine istîlâ edüp feth-i sânîde Süleymân Hân vezîri Kâsım Paşa'ya vere ile kal‘ayı verdiler ve miftâhların teslîm etdiler. Lâkin hâlâ içinde âdem âdemî-zâd yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·