meyvesin meşhûr-ı âfâk eyle" deyü du‘â edüp Bâyezîd-i Velî ve Kara Şemşeddîn ha …
"Yâ Rabbî bu kuru ağaca meyve ver ve meyvesin meşhûr-ı âfâk eyle" deyü du‘â edüp Bâyezîd-i Velî ve Kara Şemşeddîn hazretleri âmîn deyüp ol sâ‘at kuru kızılcık çubuğu yeşerüp berk [u] bâr verir. Her dâne-i 140a kızılcığı beşer dirhem gelir kerâmet-i Bâyezîd mi, Kara Şemseddîn mi, Şehzâde Selîm mi böyle bir kuru çubuk meyve verdiğiyçün hâlâ Çubuklu Bâğçe derler. İlâ mâşâallâh, bunda olan kızılcık bir diyârda yokdur. Her biri beşer dirhem gelir la‘l-gûn Medîne hurmâsı kadardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b–140a ·
metinde göster ·
… Murâd, Van kayasında bana bir kana bulaşmış ekmek verüp bir pâresin Kaya kızıma
ver ve
bir kanlı pâresin Bitlîs Hânına ver dediği vâkı‘anın ta‘bîri bu vak‘a-i ceng-i …
Hakîr eyitdim: "Hayır sultânım, bilmem." dedim. "Ol zamân kim sene 1048 târîhinde Sultân Murâd Hân efendim Bağdâd'ı feth edüp ba‘de'l-feth avdetde Bitlîs Hânı, gazân mübârek ola, demeğe gelmediğinden Murâd Hân müte’ellim olup ‘Ahmed Allah emâneti olsun, Bitlîs Hânından benim intikâmım al, demiş’ idi. Ol nefs-i Murâd Hân'ın te’sîriyle bu ceng olmuşdur ve biz dahi bu sene Âsitâne-i devletde İpşir Paşa'nın yedi ay kâ’immakâmı iken İpşir İslâmbol'a alây ile girdiği gice vâkı‘amda Sultân Murâd, Van kayasında bana bir kana bulaşmış ekmek verüp bir pâresin Kaya kızıma ver ve bir kanlı pâresin Bitlîs Hânına ver dediği vâkı‘anın ta‘bîri bu vak‘a-i ceng-i azîmdir kim Sultân Murâd sebebiyle bu ceng bize vâkı‘a ile işâret olunup İslâmbol'dan kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek Van'a gelüp yüz elli günde vâkı‘amızın te’sîri bu gûne vâki‘ olup böyle ceng-i azîm zuhûr etdi kim aceb sırr-ı Hudâ'dır." deyü vâkı‘asının te’sîrin bu gûne ta‘bîr u tahkîk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
… var. Ve Kiremitçi Mustafâ Ağa kethudâma yüz kîse deynim var, ale's-sabâh deynim
ver. Ve
her yıl altı Marmara gemisi odunum alınur. Ve Selmân Beğime ve Ömer Beğime ve M …
"Paşacığım, eğer benimle geçinmek istersen, eğer hâzır ve eğer gâ’ib olup mansıblara gidersen de mâh-be-mâh on beşer kîse masrûfum var. Ve Kiremitçi Mustafâ Ağa kethudâma yüz kîse deynim var, ale's-sabâh deynim ver. Ve her yıl altı Marmara gemisi odunum alınur. Ve Selmân Beğime ve Ömer Beğime ve Mukbil Ağama ve kethudâma beher yevm yüzer kîle arpa ve yevmiyye onar vukiyye kahve ve onar vukiyye sükker-i mî‘âd ve her şeb onar vukiyye şem‘-i asel-i kâfûrî ve niçe yüz tekâlîf-i mâlâ-ya‘nî kelâmları gûyâ dilli defter gibi bir masrûf kelimâtları söyleyüp niçe kerre yüzüme yapışdı. Ben yine ayak üzre kadîd-i mahz gibi kethudâ kadını ve hazînedârı ve musâhibeleri ve'l-hâsıl üç yüzden mütecâviz nisvân-ı sâhib-isyânlar gelüp hakîrin destin bûs edüp kat-ender-kat durup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·
… isân-ı İbrî: İlâhî bundan nûş eden tâ’ife-i nisvânı mahbûbe eyle ve hüsn-i hulk
ver. Ve
rahmetinle yarlığa kim âcizelerdir. Ve evlâdlarımdan içenlere tâc-ı nübüvvet ve …
Tercüme-i lisân-ı İbrî: İlâhî bundan nûş eden tâ’ife-i nisvânı mahbûbe eyle ve hüsn-i hulk ver. Ve rahmetinle yarlığa kim âcizelerdir. Ve evlâdlarımdan içenlere tâc-ı nübüvvet ver ve garîk garîk rahmet eyleyüp cemî‘i derdlerine devâ ver, deyü du‘â eder. Hakkâ ki âb-ı Zemzem nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘dir. Ve gâyet mahbûbe olurlar. Ve cümle zenânesi hüsn-i hulk ile meşhûre-i âlemdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347a ·
metinde göster ·
… Ve rahmetinle yarlığa kim âcizelerdir. Ve evlâdlarımdan içenlere tâc-ı nübüvvet
ver ve
garîk garîk rahmet eyleyüp cemî‘i derdlerine devâ ver, deyü du‘â eder. Hakkâ ki …
Tercüme-i lisân-ı İbrî: İlâhî bundan nûş eden tâ’ife-i nisvânı mahbûbe eyle ve hüsn-i hulk ver. Ve rahmetinle yarlığa kim âcizelerdir. Ve evlâdlarımdan içenlere tâc-ı nübüvvet ver ve garîk garîk rahmet eyleyüp cemî‘i derdlerine devâ ver, deyü du‘â eder. Hakkâ ki âb-ı Zemzem nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘dir. Ve gâyet mahbûbe olurlar. Ve cümle zenânesi hüsn-i hulk ile meşhûre-i âlemdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347a ·
metinde göster ·