Ve bu şehrin ahâlîsi gâyet ehl-i zevkdir. Ve sulehâdan ehl-i hâl [ve] sâhib-i
vera
‘ kimesneleri vardır. Çoğu Arapça deyüp bâğbânlık ederler. Ve gûnâ-gûn ehl-i s …
Ve bu şehrin ahâlîsi gâyet ehl-i zevkdir. Ve sulehâdan ehl-i hâl [ve] sâhib-i vera‘ kimesneleri vardır. Çoğu Arapça deyüp bâğbânlık ederler. Ve gûnâ-gûn ehl-i sünnet esbâbı geyerler. Ekseriyyâ halkı Anatolu tarafındadır. Ammâ nebtîz şehir oğlanları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135a ·
metinde göster ·
… ulemâ-yı sulehâsı ve meşâyih-i kirâmı ve halîm ü selîm ve sâhib-i sülûk sâhib-i
vera
‘ müttakî âdemleri vardır ve şehr nâ’ibi ve kapan muhtesibi vardır ammâ iç il ol …
Lisân-ı Yunaniyân üzre Târîh-i Yanvan'da bu İznik kal‘asın ibtidâ binâ eden Sâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Ba‘de't-tûfân Musul kurbunda Cûdî cebelinde gemileri karâr bulup gemiden çıkan yetmiş nefer kimesne kendülere tavattun içün bir mekân-ı latîf arayarak Hazret-i Sâm seyâhat ederek bu İznik mahalline gelüp görür kim bir buhayre kenarında âb [u] hevâsı latîf bir cây-ı nazîf olmağıla ehl [u] iyâliyle bu ferah-fezâda yetmiş sene sâkin olup imâr eder. Bi-kavli müverrihîn ibtidâ imâreti İslâmbol kal‘ası yerin Hazret-i Süleymân kasr binâ etmezden bin yedi yüz yıl makdem imâr olmuş şehr-i kadîmdir. Ba‘dehû İslâmbol'a bânîsi bânî olan Yanko b. Madyan'ın duhter-i ferhunde-ahteri olan İznike nâm krale-i muhtâre Sâm binâsı üzre müceddeden bir sûr-ı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn inşâ etmişdir kim hâlâ cemî‘-i seyyâhân-ı berr [u] bihâr lisânında ve cemî‘i müverrihân-ı Rûm kütüb-i mu‘teberelerinde husûsan Tevârîh-i Yanvan'da kal‘a-i Çîn-i Rûm-ı atîk şehr-i İznik deyü tevârîhlerde mevsûfdur. Ba‘dehû nice mülûkden mülûke değüp âhir İslâmbol Tekürü Pozatin oğlu Ali nam kralın destinde iken dest-i kahr ile sene 731 târîh ile Orhân Gâzî muhâsara edüp yedi ay döğdükten sonra küffârın beş yüz pâre gemileriyle Gemlik nâm iskeleden imdâda gelüp guzât-ı müslimîni zeyl-i hisârdan kaldırmak içün gelüp asker-i İslâm bu hâli görüp imdâda gelen küffâra bir satûr-ı Orhânî urup sâhil-i buhayrede cümle dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçüp niçe bini gark-âb-ı buhayre olup yine kal‘ayı muhâsaraya şurû‘ edüp derûn-ı kal‘adan küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr bu hâli görüp cânları halâs olmadan me’yûs olup kırk gün dahi ceng-i azîm edüp âhir kal‘anın rahnedâr olan yerlerinden guzât-ı müslimîn ankebût-vâr zirve-i hisâr-ı üstüvâra urûc edüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup derûn-ı kal‘ada küffârı cümle dendân-ı tîğdan geçirüp feth olduğuçün hâlâ Orhân Gâzî câmi‘inde hatîb minbere kılıç ile urûc eder. Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâsında ibtidâ ceng-i azîmin biri dahi budur. Ba‘dehû Gâzî Hudâvendigâr tahrîri üzre Bursa sancağı hâkinde (---) tarafından hâkimlidir ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır ve cümle (---) nâhiye kurâlardır. Bu kurâlardan senevî kadısına cümle yedi kîse-i Çînî hâsıl olur. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ-yı sulehâsı ve meşâyih-i kirâmı ve halîm ü selîm ve sâhib-i sülûk sâhib-i vera‘ müttakî âdemleri vardır ve şehr nâ’ibi ve kapan muhtesibi vardır ammâ iç il olmağıla kal‘asının dizdârı ve neferâtları yokdur ammâ Celâlî ve Cemâlî havfından birkaç kulleleri ma‘mûr ve bâbları mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5a ·
metinde göster ·
Memdûh-ı dîğer: Dağlarında onar zirâ‘ tavîl ve ikişer zirâ‘ arîz kalın latîf levhaları olur kim bu diyâra mahsûsdur. İskelesi Akçaşark İzmit'dir. Arabalar ile kerâste ve tahtaları iskelelere gelüp andan gemiyle İslâmbol'a ve gayri diyâra gider. Ve cümle re‘âyâ vü berâyâsı gâyet rençber kavmdirler. Ve ehl-i sünnet ve sâhib-i vera‘ sulehâ-yı ümmetden garîb-dostlardır. Cümle ehl-i tevhîd ve ehl-i salât âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95b ·
metinde göster ·
… inâresi vardır. Ve gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Velî mertebesinde sâhib-i
vera
‘ bir imâmı vardır.
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden Ulucâmi‘ âsitâne-i Sarı Saltık Sultân'a muttasıl bir câmi‘-i kebîrdir kim vasfında lisân kâsırdır. Sene (---) târîhinde bizzât Sultân Bâyezîd-i Velî fethi olmağıla bu câmi‘-i pür-envârı anlar binâ etmişdir. Çâr-kûşe kârgîr dîvâr üzre yine çâr-kûşe tahta kubbe üzre rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûr-ı pür-nûrdur. İki yan ve bir kıble kapusu vardır. Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlen ve arzen yüz seksener ayakdır. Derûn-ı câmi‘de cümle (---) aded amûdlar üzre nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn tavan-ı gülgûndur. Ammâ mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîmdir. Eyle musannâ‘ değildir. Ve cânib-i yemîninde ancak bir minâresi vardır. Ve gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Velî mertebesinde sâhib-i vera‘ bir imâmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 127a ·
metinde göster ·
‘ ârif-i billah cânları var. Ve niçe âfitâb-ı mehtâb pâ-bürehne ve ser-bürehne k …
Andan yine mü’eddebâne taşra çıkup fukarâ meydânında yüz elli mikdârı pîr ü cüvân cân-ı cânânları ile öpüşüp görüşüp hakîri posta geçirdiler. Bu dahi tahtânî meydân-ı dervîşândır kim cânib-i erba‘ası kurbân postlarıyla döşelidir ammâ acâ’ib ü garâ’ib pâk musallî sâhib-i vera‘ ârif-i billah cânları var. Ve niçe âfitâb-ı mehtâb pâ-bürehne ve ser-bürehne köçekleri var. Meydâncı Dede fermânıyla cümle köçekler meydân-ı muhabbete gelüp kimi müfredât ve kimi dü-beyt ve kimi müselles ü murabba‘ ve muhammes ü müseddes u müsebba‘ ve müsemmen ve mu‘aşşer ü müstezâd ve çâr-ender-çâr u tercî‘-i bend ve mersiye ü kasâyid ve reddü'l-acz ale's-sadr misilli eş‘âr ve bahr-i tavîl ü mukatta‘ât (---)(---)(---)(---) Ve letâ’ife müte‘allık tekerlemeleri tilâvet edüp birbirlerine nazîreler ile bu köçek {köçek} abdallar fasıllar eylemişlerdir kim ol demimiz gûyâ Hüseyin-i Baykara demi olup andan meydân-ı muhabbete deste hân gelüp bir sommât-ı Muhammedî çekildi kim ta‘bîr olunmaz. 129a Ba‘de't-ta‘âm cümle fukarâ-yı Bektâşiyân iki yüzden mütecâviz hâzır olup hakîri bâb-ı selâma durgurup "Es-selâmü aleyke yâ ehl-i şerî‘at ve ehl-i tarîkat ve ehl-i hakîkat ve ehl-i ma‘rifet!" deyüp huzzâr-ı meclise dörd kapu selâmın verüp cümle huzzâr-ı meclis "Ve aleykümü's-selâm ey âşık-ı billah!" deyüp bir bir selâmımız aldıklarında hakîr eyitdik "Ey sâhib-i nazar olan, hamd-i Hudâ bu âsitâne-i sultâna yüz sürüp siz erenlerin mübârek cemâllerin görüp nân u nemek hakkı müyesser oldu. Sizlerden temennâmız oldur kim bu hakîre bir gülbang-ı Muhammedî çekesiz kim cenâb-ı Bârî yarı kılup dünyâda sıhhat-i beden, seyâhat-i tâm, âhir nefesde îmân müyesser ede" deyü gülbang-ı Nebî ricâ etdiğimizde cümle âşıkân-ı sâdıkân-ı dervîş-i dil-rîşân ve fukarâ-yı zî-şân-ı pür-nişân ve gayri huzzâr-ı meclis-i pîr u cüvân el açup Allah deyüp cemî‘i hayr murâdâtımız hâsılıyçün gülbâng-ı Muhammedî çekilüp cümlesiyle dest-bûs edüp vedâlaşup meydâncı dede ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 128b–129a ·
metinde göster ·
Şehr-i Diyârbekir memâlik-i Âl-i Osmân'da eyle bir diyârdır kim Hazret-i Yûnus'un du‘â-ı hayr[ı] berekâtları sebebiyle ecnâs-ı mahlûkâtun cemî‘si ile ma‘mûr oldu. Ammâ ekseriyyâ halkı Ekrâd u Türkman ve Arab u Acem'dir. Re‘âyâ vü berâyâsı cümle Ermenî'dir. Anınçün diyâr-ı E[r]men add olunur. Ve kal‘ası Şat kenârında cezîre-i Dicle'den add olunur, zîrâ Furât ile nehr-i Şat mâbeynine cezîre-i Dicle add olunur. Âb [u] hevâsınun letâfetinden halkı gâyet zekî ve sıbyânları gâyet necîb ü reşîd olup cümle halkı lisân-ı Kürdî ve Türkî ve Arabî ve Acemî ve lisân-ı Yarmenî tekellüm ederler. Talâkat-ı lisânda gâyet fusehâ-yı büleğâdan kimesneleri vardır. Ve gâyet garîb-dost u muhibb-i fukarâ âdemleri vardır. Ve cümlesi şûh u şengül ü şakrak ve nedîm ü zarîf ve nükteşinâs u tîz-fehm âdemleri vardır. Mehâbet ü salâbet ve şecâ‘atda her biri Rüstem'-akrândırlar. Ve gâyet müsinn ricâlleri ve müsinne nisvânları olur. Hakkâ ki bu vilâyetün umûmen zarâfeti gibi sâhib-i melâhatı olmaz, derler. Cümle halkı mü’min u muvahhid ve pâk-i‘tikâd u ehl-i tevhîd ve sâhib-i vera‘ âdemlerdir. Nisâ makûleleri gâyetü'l-gâye Râbi‘a-ı Adeviyye mertebesinde ehl-i perde, zâhide sâhib-i cemâle havâtînleri var. Çârsû-yı bâzârda bir fertûte pîrezen dahi yokdur. Sûk-ı sultânîde bir bint-i sagîre görseler katl ederler yâhûd pederini te’dîb ederler. Tâ bu mertebe ehl-i ırz Diyârbekir'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208b ·
metinde göster ·
Der-medh-i sulehâ-yı meşâyihân: İki binden mütecâviz halkdan münzevî sâhib-i
vera
‘ ve ehl-i tevhîd ü sâhib-i riyâzet ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler vardır kim …
Der-medh-i sulehâ-yı meşâyihân: İki binden mütecâviz halkdan münzevî sâhib-i vera‘ ve ehl-i tevhîd ü sâhib-i riyâzet ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler vardır kim müddet-i ömürlerinde ehl-i dünyâ ile ihtilât edüp avân kapusuna varmamışdır ve harâm saz [u] söz sadâsı istimâ‘ etmemişdir. Evvelâ Şeyh Hasbîzâde (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… âbit'de sâbit-kademlerdir ve cümle pâk i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i
vera
‘ ehl-i takvâ kimesnelerdir.
Ve bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr [u] diyârdır. Deyyâr mânendi yokdur. Hemîşe edîm-i arzı ma‘mûr ve dükeli zamân ahâlîsi mesrûr her tarafda buk‘a-i ma‘bedhâneleri hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-ünâs mergûb, halkının mâh sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl ni‘metleri firâvân ve her yanada uyûn-ı zülâlleri cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır. Ve hâlâ du‘â-i hayr-ı berekât-ı Sultân-ı Horasan Hacı Bektaş Velî ile bu şehr-i kadîm mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâdır ve ulemâsı çokluk ilm-i felsefiyyâta mukayyed değillerdir. Ancak ilm-i hadîs ve ilm-i fıkıh ve ilm-i ferâ’iz görürler. Cümlesi mezheb-i Nu‘man ibn Sâbit'de sâbit-kademlerdir ve cümle pâk i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ehl-i takvâ kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 25a ·
metinde göster ·
… lâkin cümle Hanefiyü'l-mezheb pâk i‘tikad musallî, mü’min ü muvahhid ve sâhib-i
vera
pîr-i nâ-tüvânları var.
Ve bu şehir ahâlîsinde kizb ü gıybet gâyet ayıbdır. Cümlesi müstakîm ve dindâr âdemler olduklarından kemâl-i mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olmuş âdemleri çokdur. Hattâ Süleymân Hân fethinden kalmış âdemlerle müşerref olduk, ammâ kuvvetleri gitmiş, hey’etleri yitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz yetmişe yetmiş ve musâhebet ve cimâ‘dan kalmış tirid âdemleri var, lâkin cümle Hanefiyü'l-mezheb pâk i‘tikad musallî, mü’min ü muvahhid ve sâhib-i vera pîr-i nâ-tüvânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… n kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i
vera
‘ ve gıll ü gışdan berî kimesnelerdir kim cümle sağîr ü kebîri ve bay u gedâları …
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı eşkâl-i insân: Âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan ve yazı yaz ve kışı kış olduğundan cemî‘i halkının reng-i rûları humret üzredir, zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası yaylalardır ve âb-ı hayât suları firâvândır. Anıniçün ahâlîleri zinde cân-ı cânândır. Hattâ niçe bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş, gitmiş ve cimâ‘ [u] musâhebetden kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ve gıll ü gışdan berî kimesnelerdir kim cümle sağîr ü kebîri ve bay u gedâları gâyet musallîdirler. Hattâ çârsû-yı bâzârda akçe sayarken ezân işitdikleri gibi "Lebbeyk Allâhüm" deyüp akçeyi meydânda bırağup dükkânların kapamadan gürûh gürûh câmi‘e giderler. Edâ-yı salâtdan sonra yine ticâret ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü ticâret ederler ve aslâ batıyyü'l-hareke olup tembelân-ı Horasan olan ma‘rifetsiz âdemi sevmezler. Elbette bir ma‘rifet ile kifâflanan âdeme ri‘âyet edüp ehl-i kelâm ve ehl-i kemâl âdemlere zekât dahi verirler ve hacıyân, gâzîyân, tüccârânı gâyet çokdur. Cümle halkı Boşnakca ve Türkçe ve Sırf ve Latin ve Hırvad ve Bulgarca tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
‘ ve ehl-i takvâ mü’min ve muvahhid ve mu‘tekid âdemleri var, ammâ Hünkâ[r] câmi …
Der-menâkıb-ı sulehâ-yı ümmet ehl-i hâl-i meşâyihân: Bî-hisâb halkdan münzevî kûşe-nişîn sâhib-i vera‘ ve ehl-i takvâ mü’min ve muvahhid ve mu‘tekid âdemleri var, ammâ Hünkâ[r] câmi‘i imâmı (---) Efendi ve Fethiyye imâmı (---) Efendi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… üdâvimetde olurlar, ammâ cümle pâk-i‘tikâd mü’min ü muvahhid âdemler ve sâhib-i
vera
‘ sulehâ kimesnelerdir.
Ammâ şehr-i Foça'nın âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet memdûhdur. Hattâ gılmânı yigirmi yaşına bâliğ olunca henüz kemâlin bulmuş mümtâz u müsellem cüvân yiğit olurlar. Ve dahi ricâl makûlesi ol mertebe müsin olurlar kim harekât [u] sekenât etmeden kalup künc-i vahdetde tâ‘at u ibâdete müdâvimetde olurlar, ammâ cümle pâk-i‘tikâd mü’min ü muvahhid âdemler ve sâhib-i vera‘ sulehâ kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147b ·
metinde göster ·
… ır. Ammâ ulemâ ve sulehâlarına ve ehl-i takvâ hâl sâhibi sâhib-i sülûk ve ehl-i
vera
‘ âdemlerine aşk olsun. Bu şehir bu sulehâların âb-ı ruyına ganîmet olup ma‘mûr …
Ve bu şehirde hânedân sâhibleri çokdur. Ve halkı gâyet zekiyyü't-tab‘ erbâb-ı ma‘ârif ve müfessir ve muhaddis çelebiler gâyet çokdur. Cümleden dîvân sâhibi Abûsî Çelebi ilm-i arûzda bî-bedel zat-ı şerîf çelebidir. Ve Leccî Çelebi ve Nevmî Çelebi ve Nevmîzâde Şûmî Çelebi beyne'z-zurafâ bir mudhik ve rind-ferzend âdemdir. Ve Mez‘î Çelebi ve Veznî Efendi ve Uzâmî Efendi ve Meşrebî Çelebi. Bu makûle mahlaslı erbâb-ı ma‘ârifden şu‘arâ çelebileri vardır. Ammâ ulemâ ve sulehâlarına ve ehl-i takvâ hâl sâhibi sâhib-i sülûk ve ehl-i vera‘ âdemlerine aşk olsun. Bu şehir bu sulehâların âb-ı ruyına ganîmet olup ma‘mûr [u] âbâdân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y17a ·
metinde göster ·
‘, sulehâ-yı ümmetden Câmi‘-i Nûr imâmı ve Eskici Dede ve Attâr Alî Dede, hamd-i …
Ve hâlâ hayâtda sâhib-i vera‘, sulehâ-yı ümmetden Câmi‘-i Nûr imâmı ve Eskici Dede ve Attâr Alî Dede, hamd-i Hudâ şeref-i sohbetleri ile müşerref olup du‘â-yı hayırların alup dest-i şerîflerin bûs etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y154a ·
metinde göster ·
tahrîr olunmuşdur. Merhûm gâyet zühd [ü] takvâda sâhib-i
vera
‘ ve savm-ı Dâvûd'a müdâvim idi. Ve zâhir [ü] bâtında kıdve-i kümmel bir meşâyih …
tahrîr olunmuşdur. Merhûm gâyet zühd [ü] takvâda sâhib-i vera‘ ve savm-ı Dâvûd'a müdâvim idi. Ve zâhir [ü] bâtında kıdve-i kümmel bir meşâyih gibi bahrü'l-ulûm, kenzü'l-fühûm ehl-i kanâ‘at kimesne idi.Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y364b ·
metinde göster ·