… rı yağmâ etdiler. Bir kaç günden vezâret Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya
verildi
.
Ve yine vak‘a‘-i Osmân'da ol gece iç ağaları kapu ağasın pâreleyüp sabâhın leşin taşra atdılar ve Atmeydanı'nda leşini tuç ejdere asdılar, ayaklarından. Abaza Mehemmed Paşa Erzurûm'da isyân etdi ve} hatt-ı şerîf yazup 61b sadrıa‘zamlık Dâvûd Paşa'da karâr etdi ve ol gün aşkıyâ ve zorbalar niçe bin hânedânları yağmâ etdiler. Bir kaç günden vezâret Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61a–61b ·
metinde göster ·
… ta olup lenger-endâht olup her birine üçer kat mühimmât ü levâzımât ve levendât
verildi
.
Ve'l-hâsıl evvelbahâr olunca İslâmbol'da iki yüz pâre baştarda ve kadırga ve kalyeta ve kanca kıçlı forsa kadırgalar bî-kusûr alesta olup lenger-endâht olup her birine üçer kat mühimmât ü levâzımât ve levendât verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
"Ey imdi eyle olunca sizin kârınız olan balık bî-akl olunca siz dahi tenâvül etmeğile hayvân-misâl bir heyûlâsız. Ve sayd etdiğiniz mâhîler ekseriyyâ Bekrî cânlara ta‘âmdır. Kâr [u] kesbleriniz dâ’imâ fâsıklar ve kefereler iledir. Bizim helvâmız dersen tatlu ballu şekerlerden ve Cenâb-ı Bârî'nin "Ene hâliku'l-ineb" buyurduğu üzümden ve Arapça deyü medh etdüği asel-i hâlisden hâsıl edüp mü’min ü muvahhidler ni‘meti olur. Ve bizim helvâmız hakkında ol efsah-ı büleğâ ve ol Muhammedü'l-Mustafâ buyururlar kim Arapça ve bir dahi Arapça demişlerdir. Eyle olsa pâdişâhım kankımızın alayı mukaddem gitmek ma‘kûldür" deyince cümle huzzâr-ı meclisin meşveretiyle helvâcıbaşıya hatt-ı yarlığ-ı belîğ verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir
verildi
. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi g …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
. Ba‘dehû Şâh Tahmas[b] yedi ay Şemahı kal‘asın muhâsara edüp içinde olan sünnîl …
İbtîdâ bânîsi sene (---) târîhinde İrân-zemîn şâhlarından Yezdcird Şâhun binâsıdır. Niçe yüz mülûk mâlik olmuş bir diyâr-ı atîkdir. Cümle eyâletinde yedi hânlık {Ba‘zılar Şâm ahı derler, niçeler Şâm âhı derler. Zîrâ ibtida bu şehr ahâlî-i Şâm ile imâr olduğundan Şemahı derler, ba‘zılar Şamakı derler. Dağıstânlılar Şemehı derler. Gîlânlı Şâm akı derler, ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağıla Şamakı ve Şemahı derler} 312b ve kırk sultânlık ve kırk sekiz kadılık ve kırk nâhiyesi ve yetmiş kal‘ası ve bin üç yüz şehr-misâl kendleri var bir sevâd-ı azîm ve şehr-i kadîm, diyâr-ı vâsi‘ vilâyet-i âbâdândır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Ulama Paşa ve Karaman Paşası Pîrî Paşa nâme-i Süleymân Hân ile kal‘a-i Şemahı'ya varup cümle a‘yân-ı Şirvân-ı sünniyân bir yere cem‘ olup kal‘a-i Şemahı miftâhların Pîrî Paşa'ya teslîm edüp eyâlet-i Şirvân ale'l-umûm mutî‘ [u] münkâd olup kemâkân kabza-i teshîre geldüğü Süleymân Hân'ın ma‘lûmu olup hükûmeti Ulama Paşa'ya verildi. Ba‘dehû Şâh Tahmas[b] yedi ay Şemahı kal‘asın muhâsara edüp içinde olan sünnîler emân ile kal‘ayı şâha teslîm edüp ba‘de'l-emân amân vermeyüp cümle ibâdullahı katl edüp hükûmet-i Şirvân'ı birâder-i kihteri olan Elkas Mirza'ya verdi. Üç sene Elkas Mirza hâkim-i Şemahı olup ba‘dehû sene 954 târîhinde Elkas Mirza şâh-ı gümrâh Tahmasb'ın evzâ‘ [u] etvârından Elkas Mirza havfe düşüp hükûmet-i Şirvân'ı terk edüp niçe şecî‘ ve bahâdır, nâmdâr, kafadâr dilâverler ile girân-bahâ cevâhir makûlesi eşyâların alup bir gicede Şemahı'dan azm-i cânib-i Âl-i Osmân deyüp Heyhât sahrâsı içinden kırk günde Kefe'ye gelüp andan bir keştîye süvâr olup Edirne'de Süleymân Hân'ın pây-pûş-i şerîfin bûs edüp niçe gün mültefit-i şâhî olduğuna {Târîh-i Elkas Mirza kudûmü;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312a–312b ·
metinde göster ·
… lu geçinüp dörd bin kadar askere, kurâlara mahkeme yâftesiyle gönderüp konaklar
verildi
. Gerçi Etrâk vilâyetidir ammâ halkı gâyet halîm u selîm kimesnelerdir. Bunlar a …
Sene (---) târîhinde Âl-i Dânişmendiyye binâsıdır. Ba‘dehû Yıldırım Hân fethidir. Hâlâ Sivas eyâletinde Amasiyye sancağı hâkinde {celâlî ve cemâlîden emîn olmak içün şekl-i murabba‘ kerpiç binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde aslâ evleri yokdur. Ba‘zı mühimmât ve levâzımâtlar içün pâsbânları var.} Şehri, Pîr Dede Sultân evkâfıdır. Hâlâ Kızlar Ağası hükm eder. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Ve cümle (---) nâhiyedir. Bu nevâhîlerden kadısına senevî altı kîse hâsıl olur. Kal‘ası türâb olup iç il olmağıla dizdârı ve neferâtı yokdur. Ammâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi vardır. Üç yüz kadar menâsıb-ı âlî zabt etmiş kudât efendileri ve sulehâ-yı ümmetden meşâyihleri ve a‘yân [u] eşrâf ağavâtları ve paşalığa liyâkatli kethüdâyerleri vardır. Husûsan Mehemmed Paşa efendimizin hâne sâhibi Tabanıyassı Mehemmed Paşa'nın silâhdârı 346b Dilâver Ağa, hakkâ ki ismi müsemmâsına mutâbık hânedân sâhibi, ni‘meti mebzûl er-dilâver [u] server âdemdir. Hattâ vakt-i şitâ olmağıla paşa efendimiz hânesinde on gün dörd yüz iç ağalariyle mihmân olup on günde ne çul, ne tobra ve ne kahve ibriği ve ne paşa içün matbah kaynatdırmayup on gün on gice paşa efendimizle bu hakîr zülbiyyât ve katır-ı nebât-ı hamavî tenâvül edüp bir gün acz sûreti göstermedi. Ve cümle ağavâtlara şehr içre yâfteler ile konaklar verilüp cümle ağavâtlar a‘yân-ı vilâyet ile babalı ve oğullu geçinüp dörd bin kadar askere, kurâlara mahkeme yâftesiyle gönderüp konaklar verildi. Gerçi Etrâk vilâyetidir ammâ halkı gâyet halîm u selîm kimesnelerdir. Bunlar avân tâ’ifesidir demeyüp "Hayru't-ta‘ami mâ hazar" deyüp varların dirîğ etmeyüp bezl-i ni‘met etdiler. Zîrâ bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr ucuzluk ve ganîmet şehr-i ma‘mûrdur. Kûh-ı Deşan eteğinde vâkı‘ olmuş dörd bin aded kiremitli ve türâb-ı amber-i pâk ile mestûr bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr ve âbâdân hâne-i zîbâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346a–346b ·
metinde göster ·
… ‘âdetlü pâdişâhdan ibtidâ cülûsu günü bu kadar ibâdullahın katline hatt-ı şerîf
verildi
.
{Tetimme-i vekâyi‘ât-ı Atmeydânı: Çün sene 1058 mâh-ı Şevvâl'inin 15 yevmü'l-hamîs oldu. Paşa sarâylı ve Galatasarâyı'nın zorba iç ağaları ve gayrı (---) sarâyı ocakları helvacı ve aşcı ve ekmekcileri cumhûr ile zorba zorba sarâylarından çıkup İslâmbol'da Elçi Hânı'nda zorba Bıyıklı Mahmûd Ağa'nın yanına cem‘ oldular. Ve şâdırvân ahûrlu ve teberdârân-ı hâssalı dahi geldiler. Mâh-ı mezbûrun altıncı günü yevmü'l-cum‘a idi. Pâdişâh tarafından Silâhdâr Ağa Atmeydânı'na varup cümle içağalarına "Oğullar bir çıkma dahi olacakdır, kapu ağası çıkacakdır ve kânûn üzre el urulacakdır, ısyân etmen. Harem-i Hâssa gelin" deyü Galatalıyı ve Paşa sarâylıyı içeri götürüp Kapu ağası pâdişâha i‘lâm edüp çıkmabaşı doğancıbaşı (---) Ağa olup Silistre eyâleti ihsân olundu ve Hâsodada Cündîbaşı Mustafâ Ağa ve yine Hâne-i hâssadan altı kişi dahi çerâğ olup cümle bin yedi yüz gulâm sipâhîlik ile Zadra seferine me’mûr oldular. Mukaddema Zadra ve Girid seferine gidenlere bu yeni çıkan sipâhîler haber gönderdiler kim "Sizlerin esâmelerin tashîh edüp nişânlı olmuşsuzdur. Sizleri cümle kırsa gerekdir" deyü haber vardıkda üç bin yiğit bu haberi istimâ‘ edince Silivri'den gemilerle ve atlar ile İslâmbol'a gelüp sepişdiler ve Atmeydânı'nda Şâdırvân ahûru eşkıyâları ile cem‘iyyet-i kübrâ etdiler}. Âhir bir dahi Koca Ken‘an Paşa'yı sulha gönderdiklerinde 371b başın bir kaç yerden yarup katl edecekleri mahalde Ken‘an Paşa ol pîr-i fânî ve bir vezîr-i Âl-i Osmânî'yi mecrûh etdiler. Andan niçe meşâyih-i izâmları gönderdiler. Anlara şütûm-ı galîzalar edüp bir kânûn üzre veledeşlerimiz ve gulâmiyyelerimiz ve cülûs-bahâ tîrkeş akçelerimiz isteriz ve üç yıldan sonra sefere gideriz" deyü niçe nâ-hemvâr tekâlîf-i hâmlar edüp bu meşâyih-i ızâmları dahi "Vur a gidileri!" deyüp anlar dahi cân [u] başların kurtarup cem‘iyyet-i kübrâ olan Sultân Bâyezîd-i Velî Câmi‘ine gelüp cemî‘î ulemâ ve sulehâya ve Şeyhülislâm Abdürrahîm Efendi'ye ahvâl-i pür-melâli takrîr edüp Şeyhülislâm ol ân cümlesinin hakkına Besmeleyle fetvâ-yı şerîf verüp fetvâsı mûcebince sa‘âdetlü pâdişâhdan ibtidâ cülûsu günü bu kadar ibâdullahın katline hatt-ı şerîf verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371a–371b ·
metinde göster ·
… r. Ekseriyyâ Ermenî tâ’ifeleri şâ‘ir-i mâhir olup "Bize bu ilm-i şi‘ir Çanlı'da
verildi
" deyü zu‘m-ı bâtıl ederler. Ammâ derûn-ı deyrde bir muzlim küncde bir kabir var …
Hikmet-i garâ’ib: "Te’sîr-i mutalsemâtı mıdır, âyâ nedir kim niçe bin âdem Rûm u Arab u Acem'den gelüp cem‘ olur. Herkes nezerâtın getirüp derûn-ı deyre girüp edâ-yı nezir edüp derûnında ne hâyr [u] murâdât var ise du‘â edüp taşra çıkar. Hikmet-i Hudâ günden güne cemî‘i murâdı hâsıl olur" deyü bir alay ecnâs-ı haşerât cem‘ olup bu zu‘m-ı bâtıl sevdâsına düşmüşler. Garâ’ib bu kim ba‘zı mü’min ü muvahhid ümmî-i Ebü'l-hevl ü Ebü'l-cuhâ ve Ebü'l-bülh âdemler nezerâtın verüp ilm isteyüp kurbân keser. Hikmet-i Hudâ ana ulûm-ı garîbe vü acîbe keşf olur ve niçe Müslim ve gayri Müslimler tanbûr u çenk, rebâb u santûr ve ney [ü] mûsîkâr ve çeşde ve ravze ve karadüzenin ve çöğürün bu deyrde ziyâret mahalline koyup ertesi sâzın ele alup üstâdâne bir fasıl eder kim gûyâ fasl-ı Hüseyin-i Baykara'dır. Ekseriyyâ Ermenî tâ’ifeleri şâ‘ir-i mâhir olup "Bize bu ilm-i şi‘ir Çanlı'da verildi" deyü zu‘m-ı bâtıl ederler. Ammâ derûn-ı deyrde bir muzlim küncde bir kabir vardır. Ermenîler ol kabrin ismine Sıp Garabıt derler. Hakîkî Ermenîlerden su’âl etdim Hazret-i Yahyâ'nın ammîsidir dediler. Urûm Nasârâlarından su’âl etdim Hazret-i İsâ aleyhisselâmın on iki havâriyyûn halîfesi var idi. Anlardan (---) havâriyyûndur dediler. Hulâsa-i kelâm garîbe vü acîbe temâşâgâh-ı deyr-i ibret-nümâdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
… e der-i devletime gönderesin!" deyü hat gelüp haseki ağaya bir kise guruş ücret
verildi
. Andan yine cânib-i şimâle (---) sâ‘atde
Menzil-i karye-i Fakılar: Kırkkilise sancağı kazası ve hâkinde bir dere içre bir hânlı ve üç yüz hâneli Bulgar köyü ve ze‘âmetdir. Bu mahalde taraf-ı saltanat-ı aliyyeden paşa efendimize bir hünkâr haseki ağasıyla hatt-ı şerîf vârid olup "Benim Melek lalam, Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa ol taraflara firâr etmişdir. Elbette ele getirüp kayd-bend ile der-i devletime gönderesin!" deyü hat gelüp haseki ağaya bir kise guruş ücret verildi. Andan yine cânib-i şimâle (---) sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… ve Erganî ve Çermik ve Hani ve Palu köylerine pârekende olup yâfte ile konaklar
verildi
ve paşa efendimiz bu Monlâ köyünde on gün tekâ‘üd etmeğe karâr verüp sâ’ir nevâ …
Bu mahalde paşa ağaları Harput köylerine ve Başhân ve Ortahân ve Şerbetin ve Eğîl ve Erganî ve Çermik ve Hani ve Palu köylerine pârekende olup yâfte ile konaklar verildi ve paşa efendimiz bu Monlâ köyünde on gün tekâ‘üd etmeğe karâr verüp sâ’ir nevâhî kurâlarından zahîreler gelirdi. Bu mahalde paşa efendimizin fermânlarıyla,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 197b ·
metinde göster ·
… ren gâzîlere beşer onar altun ile birer tel ihsân ederdi, ammâ ne mertebe altun
verildi
ve ne kadar kelle kesildi ma‘lûmum değildir.
Ammâ mukaddemâ çetelerde ve karavullarda kelle getiren gâzîlere beşer onar altun ile birer tel ihsân ederdi, ammâ ne mertebe altun verildi ve ne kadar kelle kesildi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
… a'yı mühürden ma‘zûl edüp Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya sadâret-i uzmâ
verildi
ammâ kula verecek ulûfe ve hizmet kalmadı. Bunu dahi (---) günde itlâf-ı hazîne …
Ba‘dehû Süleymân Hân Irâk'dan Dârü's-sa‘âdetleri tarafına azm-i râh etdiler. Andan kal‘a-i Bağdâd dest-i Âl-i Osmân'da âbâdân iken sene 1031 târîhinde cülûs-ı Sultân Mustafâ Hânî'de kul mâbeyninde gûnâ-gûn ihtilâller vâki‘ oldu ve dünyâ fassâdla doldu ve Karamazak re’yiyle Dâvûd Paşa sadrıa‘zam oldu. Ve mesned-i sadâretde ber-karâr olam deyü herkese murâd edindiklerin verdi. Ve hazîne-i pâdişâhîde mâl kalmayup İslâmbol içre mün‘im âdemlerin hânelerin basup mâlların almağa başladılar. Âhir-ı kâr ulemâ-yı âkıbet-kârlar ile meşveret edüp Dâvûd Paşa'yı mühürden ma‘zûl edüp Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya sadâret-i uzmâ verildi ammâ kula verecek ulûfe ve hizmet kalmadı. Bunu dahi (---) günde itlâf-ı hazîne etdi deyü mühürden ma‘zûl edüp mührü Lefkeli Mustafâ Paşa'ya verdiler ve kırk günde anı da ma‘zûl edüp vezâreti Tavâşî Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdiler. Mukaddemâ üç kerre kâ’immakâm olmuş müdebbir âdem iken Merre Hüseyin Paşa kul eşkıyâlarıyla yek-dil [ü] yek-cihet olup def‘an Merre Hüseyin Paşa'yı vezîr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b ·
metinde göster ·
… olup kal‘adan Hân'a şâdumânlar ve ziyâfetler olup lâkin şey’-i kalîl hedâyâlar
verildi
.
Hamd-i Hudâ sene 1068 Rebî‘ulevvel'in gurresinde vakt-i asrda bâng hâne-i Muhammedî'de ezânlar okunurken Dâr-ı İslâm'a dahil olup kal‘adan Hân'a şâdumânlar ve ziyâfetler olup lâkin şey’-i kalîl hedâyâlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a ·
metinde göster ·
… tânlara ve mezkûr ağalara birer at verilüp cümle yetmiş iki re’s küheylân atlar
verildi
.
Ve bir kat dona gömleğe varınca zer-ender-zer esbâbları Hân'ın huzûruna Paşa koyup Kalga Sultân'a ve Nûruddehr Sultân'a ve şîrîn beğine ve Mansûrlu beğine ve Sincivit mirzâlarına ve atalıklara ve ot ağalarına ve Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa'ya ve Yalı Ağası İslâm Ağa'ya ve Defterdâr İslâm Ağa'ya ve Dedeş Ağa'ya ve Kerş Ağa'ya ve Ayu Ahmed Ağa'ya ve'l-hâsıl on yedi semmûr kürkden mâ‘adâ yüz yetmiş aded kuşaklık zer-ender-zer hil‘at-i fâhireleri mezkûr mirzâlara ve Karaçi ve kapukulu ağalarına mertebeli mertebesince hil‘atlar geydirüp sultânlara ve mezkûr ağalara birer at verilüp cümle yetmiş iki re’s küheylân atlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b ·
metinde göster ·
… i yüz aded gümüşî çullu atlar yelkendez esb-i tâzîler Hân askerine hedâyâ atlar
verildi
.
Paşa, "Ne zahmet, hey Hânım?" deyüp altunları kabûl edüp Paşa dahi Hân'a bir siyâh kaytas nesl-i cilfidânü's-sâfinâtü'l-ciyâd at-ı sabâ-sür‘at ki gûyâ kaytas-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr kaytas-ı esb-i peymâyı Hân altına Paşa çeküp bilâ-rikâb süvâr olmada ve Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîr Sefer Gâzî Ağa'ya dahi birer mebrûm katîfe eğerli ve sîm ve zeheb mutallâ rahtlı atlar ve birer gümüş çullı yelkendez atlar keşîde kılınup süvâr oldular ve Kadıaskere ve şîrîn beği ve Sincivit ve Mansûrlu ve Arkanlı ve Dâyirli ve Mankıtlı ve Arslanlı ve Çobanlı ve Deveyli ve Nevrûzlı ve Oraklı ve şiydaklı ve Yaman Sadaklı ve Defterdâr İslâm Ağa ve Yalı ağası İslâm Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve kapukulu a‘yânlarından atalıklara ve emildeşlere ve olanlara ve Karaçilere ve ot ağalarına ve Badrak mirzâlarına ve yurd atalarına ve sâ’ir iş erlerine ve'l-hâsıl bu zikr olunanlardan mâ‘adâ emirzâlara cümle iki yüz on bir neferâtlara on biri sırma eğerli ve sîm rahtlı ve mutallâ-yı zeheb rikâblı atlar idi. On birden mâ‘adâsı iki yüz aded gümüşî çullu atlar yelkendez esb-i tâzîler Hân askerine hedâyâ atlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b ·
metinde göster ·
, ammâ derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘i ve anbârlar ve (---) mikdârı şindire ta …
Bu mahalde Zadvorya'ya giden guzât ol kadar mâl-ı ganâ’imle gelüp şâdumânlar olup cümle mâlları derûn-ı kal‘aya koyup defterle dizdâr ağaya emânet verildi, ammâ derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘i ve anbârlar ve (---) mikdârı şindire tahta örtülü müfîd ü muhtasar hâne-i fukarâlar vardır, ammâ cümleden Mahmûd Efendi'nin ve dizdârın hâneleri mükellefdir, ammâ taşra(da) bâğları mükemmeldir. Dağlarında inciri çok olmağile bu dağa kûh-ı Tin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
Andan cümle mîrîye müte‘allık cebehâne makûlesi eşyâları paşa-yı âdil Hilevne kal‘ası cebehânesine gönderüp cümle guzât mâbeyninde cemî‘i mâl-ı ganâ’im fürûht olup cümle tahsîl olan mâlın cemî‘i guzât-ı müslimîn bayrak ve bayrak karındaş payı berâber edüp öşr-i sultânîsin kanûnları üzre Melek Ahmed Paşa'ya hisse verdiler. şundan ma‘lûm ola kim ne kadar mâl Melek Paşa'ya öşr-i pençik verildi denirse cümle sağîr ü kebîr üsârâlardan paşaya hemân (---)(---)(---) aded pençe-i âfitâb ve mehtâb gulâm ve bintân ve nisvân 148a ve yedi aded kapudan kefereleri penc-i yek düşdü ve âlet-i silâh ve akmişe-i fâhire ve harîr-i nâdire ve sîm ve nühâs âvânî mâllarından paşaya öşr-i Hazret-i Ömer dokuz kîse vâsıl oldu. Ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 147b–148a ·
metinde göster ·
Ve bu nevâhîler mukaddemâ cümle ıhrâk bi'n-nâr olmak ile zahîre bulmak şiddet-i şitâda müşkil olduğundan "Bu mahalde Tatar askeri bu kadar bin esîriyle orduyu kaht u galâ etmesin" deyü Yalı ağası şâh Polat Ağa'ya bir semmûr kürk ve üç küheylân atlar ve niçe tuhef hedâyâlar ihsân olunup Tatar Hân nâmeleri verilüp Yalı ağasına destûr verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
… ed olmayup penc-i yek-i sultânîleri bile alınmamak içün ellerine fermân-ı şerîf
verildi
.
Bunlarda olan güzîde üsârânın hadd [ü] hasırları yok idi. Ve bunların alayları ubûr etmeğe başladıkda eğer piyâde esîrleri ve eğer üsârâlar ile memlû arabaları kâmil üç sâ‘atde ubûr edüp mukaddemâ geçen alaylar ile kâmil tokuz sâ‘at olup vakt-i asır oldukda Serdâr Kurd Paşa ve Kınalıoğlu ve Hacıkey Paşaoğlu ve gayri gâziyân serdârları pür-silâh olup Kurd Paşa'nın mehterhânesiyle dârât [u] azametleriyle gelüp Sadrıa‘zamın hâk-i pâyine yüz sürüp Kurd Paşa'ya bir semmûr kürk ve kırk aded gâzîlere hil‘at-i fâhire ve iki yüz kadar gâzîlere çelengler ihsân olunup cümle mâl-ı ganâ’imlerine aslâ vaz‘-ı yed olmayup penc-i yek-i sultânîleri bile alınmamak içün ellerine fermân-ı şerîf verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114b ·
metinde göster ·
. Ve getirdikleri esîrlerin birkaçından su’âl olundukda,
Cümle gâzîler görürler kim gerüden gelen imdâdın nâm [u] nişânları yok. Hemân mansûr u muzaffer yüz kırk nefer kâfiri esîr-i bend-i zincîr ve iki re’s avret-ı sâhib-i şîr ve yüz on yedi kelle-i küffâr-ı dilîr ve elli aded şehîdân-ı sâhib-i şemşîr ve on aded mecrûh yiğitler ile cümle selâmet yine kal‘adan taşra çıkup cümle esîrleri ve kelleleri ve şehîd [ve] mecrûhları Sadrıa‘zam huzûruna götürüp bî-hadd ü bî-kıyâs ihsân u in‘âm ve ze‘âmetler sadaka olunup şehîdlerin defn edüp cümle esîrleri kendülerine hibe olunup niçelerine turna telleri verildi. Ve getirdikleri esîrlerin birkaçından su’âl olundukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116b ·
metinde göster ·
… sicill-i şerîfe kayd olunup sûret-i hüccet vâlî-i vilâyet olan Kurd Paşa eline
verildi
.
Ve yine cümle ocak ağaların ma‘rifetleriyle yılda bir kerre cebehâne yoklaması olup "Defterden nâkıs ve tebdîl olmuş bir zerresi gâ’ib olmuş bulunursa zâbitleri katl oluna" deyü sicill-i şerîfe kayd olunup sûret-i hüccet vâlî-i vilâyet olan Kurd Paşa eline verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a ·
metinde göster ·
… hâneli kral defterdârının hâssı şehridir. Bunda dahi ziyâfetler olup hedâyâlar
verildi
. Bu şehrin sol cânibinde nümâyân olan küçük Alman yaylağı eteklerinde on pâre s …
Bu dahi üç bin hâneli kral defterdârının hâssı şehridir. Bunda dahi ziyâfetler olup hedâyâlar verildi. Bu şehrin sol cânibinde nümâyân olan küçük Alman yaylağı eteklerinde on pâre sivâd-ı mu‘azzam varoşlar müzeyyen olup nümâyân idi kim her birinin amâristânı birer bender şehr-i azîme benzer. Bâğ bâğa ve mezra‘a mezra‘alara çet-a-çet olmuş manastır ve sarây-ı âlîler ile zeyn olmuş şehirler idi, ammâ bu hakîr içlerine varmadım. Ancak alarkadan temâşâ edüp paşanın tercümânı olan Meykel'den su’âl edüp on pâre şehrin esmâların tahrîr etdim ki isimleri budur. Evvelâ varoş-ı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50b ·
metinde göster ·
. Ta‘yîn-i masârıfdan mâ‘adâ ve beş yüz altmış altı nefer askere beş bin aded be …
Paşaya beher yevm yüz yetmişer guruş {ulûfe verildi}. Ta‘yîn-i masârıfdan mâ‘adâ ve beş yüz altmış altı nefer askere beş bin aded beyâz hâs ekmek ve sekiz yüz seksen at yemi ve yigirmi koyun ve elli vukıyye yağ ve elli vukıyye bal ve on kîle pirinç ve altmış çift semiz tavuk ve yüz çift güvercin ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ cemî‘i levâzımât ve sükker ü kahve ve misk ü amber ve biber ve darçın ve karanfîl herşey vukıyye vukıyye beleğan-mâ-belağ gelüp elli aded kapucıbaşılara yevmiyye birer altun ve elli aded kapucıbaşıların ednâsına birer guruş ve elli aded müteferrikalara ve ser-i kârda olanlara yarımşar guruş ve yüz kadar karakullukçulara yevmiyye birer rub‘ guruş ulûfe ta‘yîn defteri {kraldan} gelince karakullukçular nâz-ı istiğnâ etdiklerinde ale'l-umûm hüddâmânlara birer rub‘ ulûfe defteri dahi geldi, ammâ hünkâr atlarıyla gelenlere ve hünkâ[r] mehterlerine beher yevm birer guruş defteri geldi ve ba‘dehu konaklarımızda zevk u safâya meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… e Serâ Keys dediler. Andan dahi (galat) galat-ı kelâm olup Çerâkese deyü şöhret
verildi
.
El-hâsıl bu zikr olunan Mısır cezîresi içre bu karalar vilâyetlerin kabza-i tasarrufa alup hükm-i hükûmât ederlerken hikmet-i Hudâ Hazret-i Ömer vak‘ası cenginde şeyhü'l-arab Beşe nâm hümâm-ı benâmı Hazret-i Ömer radıyallâhu anh ile Beşe Şeyh'i şehîd etdiklerinde sahâbe-i kirâm içre bir velvele ve bir gulgule olup cemî‘i memâlik-i mahrûselerde hâkimü'l-vakt olanlar birbirleriyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâle başlayup bu merhûm-ı mezbûr Şeyh Beşe'nin dahi evlâdları birbirleri üzre seferler edüp âhır-ı kâr bir kaçı bir yere cem‘ olup ferzend-i ercümend olan Arab Mevâl bürâder-i mihteri Keysû ile hilâfet içün ceng-i azîm edüp Emîr Ar[ab] gâlib ve Emîr Keysû mağlûb olup Keysû dâğ-ı derûnundan bir gece cemî‘i kabâ’iliyle karârı 149b firâra mübeddel olup yerine Arab Ban hâkim-i müstakil oldukda ale's-sabâh gördüler kim Keysû Ban firâr etdiğinden "Serâ Keysû" dediler, ya‘nî Keysû melik kaçdı, dediler. Hâlâ nâmları Serâ Keysû oldu. Giderek terhîm ile Serâ Keys dediler. Andan dahi (galat) galat-ı kelâm olup Çerâkese deyü şöhret verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a–149b ·
metinde göster ·
… p Defterdâr Ahmed Paşa'ya getirüp bin kantâr kurşum mîrîye tahsîl olunup bahâsı
verildi
.
Ve guzât-ı müslim[în]den kal‘aya üç yıldan berü atılan kurşumları kal‘a handakı içinden cümle guzât değşirüp Defterdâr Ahmed Paşa'ya getirüp bin kantâr kurşum mîrîye tahsîl olunup bahâsı verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
… ek fermân olup şeyhülislâm molla-yı hoca Hanefî artık mukîm namâzı kılmağa izin
verildi
.
Ba‘dehu cemî‘i guzât-ı müslimîn bu meterisleri tez[yîn] edüp ve kal‘ayı dürr-i beyz-âsâ ta‘mîr [ü] termîm edüp edâ-yı hidmetlerinden sonra rûy-ı deryâda emn [ü] emân olup cemî‘i cüyûş-ı muvahhidîne Sadrıa‘zam vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâlara merâtiblerine gör[e] ihsân [u] in‘âmlar edüp kol kol sancak be-sancak cümleye düstûr-ı şâhî verilüp herkes vilâyet vilâyet vatan-ı aslîlerine gitmeğe cân atup kalyonlara ve firkatelere ve donanma-i hümâyûn gemileriyle maskat-ı re’sleri olan vatanlı vatanlarına sürûr [u] şâdımânlar ile hamd [ü] senâlar ederek her biri bir tarafa revâne olup ancak Sadrıa‘zam cümle kapu kulları ve gedikli zu‘amâlar ve cemî‘i erbâb-ı dîvân ile kalup bîrûn-ı kal‘ada ordudan bir nâm [u] nişân 307b kalmayup cemî‘i guzât-ı müslimîn derûn-ı kal‘aya sepişüp cümle erbâb-ı dîvâna kışlalar verilüp herkes konakların tathîr ü ta‘mîr ü termîm etmek fermân olup şeyhülislâm molla-yı hoca Hanefî artık mukîm namâzı kılmağa izin verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a–307b ·
metinde göster ·
… îr ve elli kilarciyân ve elli mehterân-ı hayme, bu esnâflara dahi ellişer guruş
verildi
. Ve otuz mehterân-ı çalıcıyâna P 108b beş kîse ve bin sakkâ ve üç yüz meş‘alc …
Ve yüz aded vacîbü'r-ri‘âyeye ellişer guruş ve yüz aded müteferrikaya kırkar guruş ve yüz deli ve yüz gönüllü ve yigirmi bayrak sekbân ve sarıca cümle iki bin levend atlıya yüzer guruş mahâfe-süvârlara ellişer guruş ve iki Tatar bayrağı iki yüz pür-silâh yığitlere dahi yüzer guruş ve elli sarrâcîn ve elli aşbâz ve elli çâşnigîr ve elli kilarciyân ve elli mehterân-ı hayme, bu esnâflara dahi ellişer guruş verildi. Ve otuz mehterân-ı çalıcıyâna P 108b beş kîse ve bin sakkâ ve üç yüz meş‘alciyân ve üç yüz akkâm ve bin katâr devenin bin sârbânına dahi bu cümle esnâfa onar kelbî guruş verildi. Ve yüz nefer iç ağalarına dahi yüzer guruş ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y257b ·
metinde göster ·
… akkâm ve bin katâr devenin bin sârbânına dahi bu cümle esnâfa onar kelbî guruş
verildi
. Ve yüz nefer iç ağalarına dahi yüzer guruş ihsân olundu.
Ve yüz aded vacîbü'r-ri‘âyeye ellişer guruş ve yüz aded müteferrikaya kırkar guruş ve yüz deli ve yüz gönüllü ve yigirmi bayrak sekbân ve sarıca cümle iki bin levend atlıya yüzer guruş mahâfe-süvârlara ellişer guruş ve iki Tatar bayrağı iki yüz pür-silâh yığitlere dahi yüzer guruş ve elli sarrâcîn ve elli aşbâz ve elli çâşnigîr ve elli kilarciyân ve elli mehterân-ı hayme, bu esnâflara dahi ellişer guruş verildi. Ve otuz mehterân-ı çalıcıyâna P 108b beş kîse ve bin sakkâ ve üç yüz meş‘alciyân ve üç yüz akkâm ve bin katâr devenin bin sârbânına dahi bu cümle esnâfa onar kelbî guruş verildi. Ve yüz nefer iç ağalarına dahi yüzer guruş ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y257b ·
metinde göster ·
Hemân ol ân topçubaşıya fermân olunup altı pâre toplara âteş
verildi
ve nefîrler çalındı. Hârmûş Paşa çarkacı olup ileri ta‘yîn olundu. İki şâm çorb …
Hemân ol ân topçubaşıya fermân olunup altı pâre toplara âteş verildi ve nefîrler çalındı. Hârmûş Paşa çarkacı olup ileri ta‘yîn olundu. İki şâm çorbacısı ve iki paşa ağası beş yüz yiğit ile gerüye dündâr ta‘yîn olunup cümle şâm askeri sol kola ve cümle paşa askeri sağ kola me’mûr olup cümle huccâcı on katâr ve iki câniblerinde salma develeri dahi huccâc ile ortaya alup bir yaylım top ve bir kat tüfeng şâdumânından sonra bir gülbang-ı Muhammedî çekilüp paşa hazretleri cümle huccâcın akîbinde sekizer kat mehterhânesin çalarak sahrâ-yı Busrâ ra‘d-var gürliyerek kırk elli pâre ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ubûr ederek cümle ahâlî-i kurâ cemî‘i metâ‘ların tarîk-ı âm üzre çıkarup cümle huccâc me’kûlât [u] meşrûbâtdan müstağnî oldular. Bu mahalde bir musanna‘ beyâz kubbe-i âlî var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262b ·
metinde göster ·
. (---)(---) sene (---) 10 gazâ-yı Huneyn gününde Sitti Zeyneb merhûme oldu. Bu …
(---)(---)(---)(---) Rebî‘ bin Abdül‘uzzâ'ya verildi. (---)(---) sene (---) 10 gazâ-yı Huneyn gününde Sitti Zeyneb merhûme oldu. Bu üç benât-ı Resûlullâh'ları Bakî‘de (---)(---)(---) âsitânesinin bâbı bunların kubbesine nâzırdır. Bu Bakî‘de Hazret-i Osmân kubbesinde (---)(---)(---) kızıl kanlı yeşil atlas ile pûşîdedir. Her bâr bu atlas tecdîd olduğu vakitde (---)(---)(---)(---) oldu oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y296a ·
metinde göster ·