… ın zamânında binâ olunup hamd-i Hudâ ma‘bedgâh-ı müslimîn olup bâng-i Muhammedî
verilir
.
{Netîce-i kelâm Kostantîn'in ömrü bu İslâmbol kal‘ası amârıyla âhir olup murg-ı dili, bâz-ı ecelden kurtulmayup kafes-i tenden tayerân edüp bir hâkim-i âdil ve dîn-i Îsâ'da kâmil olduğundan ehl-i cennetdir, derler. Cümle saltanatı (---) sene olup yerine oğlu Mikra Kostantîn kıral olup ol dahi dîn-i Îsâ üzre şân u şöhret ve şevket verüp Ayasofya anın zamânında binâ olunup hamd-i Hudâ ma‘bedgâh-ı müslimîn olup bâng-i Muhammedî verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14b ·
metinde göster ·
… met ederler. Terk-i hizmet ederse ze‘âmeti ve sancağı oğluna yâhûd akrabâlarına
verilir
. Ammâ hükûmet tahrîr olunan sancaklar içre kânûnnâme-i Selîm Hân'da tîmâr ve ze …
On tokuz sancakdır ve beş hükûmetdir. Zikr olunan on tokuz livânın on biri Osmânlu sancaklarıdır kim sâ’ir memâlik-i mahrûsalardaki gibi zabt olunur. Sekizi Ekrâd beğleri zabt eder kim Selîm Hân-ı Evvel hîn-i fethde kendülere sancak verilüp yurdluk ve ocaklık ihsân olunup azl [u] nasb kabûl etmezler, eyle kânûndur ve fevt olduklarında vâlî-i vilâyeti arzıyla {sancakları} evlâdlarına verilüp gayrıya verilmez, meğer akrabâları olmaya. Lâkin sâ’ir sancaklar gibi ebvâb-ı mahsûlâtları deftere tahrîr olunup topraklarında tîmâr ve ze‘âmet vardır. Sefer-i 52a hümâyûn olsa erbâb-ı tîmârları sâ’irleri gibi alaybeğisi bayrağı altında edâ-yı hidmet ederler. Terk-i hizmet ederse ze‘âmeti ve sancağı oğluna yâhûd akrabâlarına verilir. Ammâ hükûmet tahrîr olunan sancaklar içre kânûnnâme-i Selîm Hân'da tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Hâkimleri mülkiyyet üzre zabt edüp mefrûzu'l-kalem ve maktû‘ü'l-kadem olup ebvâb-ı mahsûlâtları her ne ise hâkimleri mutasarrıflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b–52a ·
metinde göster ·
… erler. Fevt olduklarında mutasarrıf oldukları tîmârı ve mîr-i aşîretliği oğluna
verilir
, evlâdı yok ise akrabâlarına verilür. Eğer inkırâz bulursa hârice tîmâr ve ze‘â …
Ve bu Şehrezûl eyâletinde ba‘zı mîr-i aşîretler vardır. Sancakbeği hükmünde olmayup tabl [u] alem sâhibleri değillerdir. Yüzden mütecâviz aşîret beğleridir kim erbâb-ı zü‘amâ mertebesi gibi hükûmet edüp sancağı beğleri ile sefer eşerler. Fevt olduklarında mutasarrıf oldukları tîmârı ve mîr-i aşîretliği oğluna verilir, evlâdı yok ise akrabâlarına verilür. Eğer inkırâz bulursa hârice tîmâr ve ze‘âmet gibi verilür. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 53a ·
metinde göster ·
… ân Mehemmed Gâzî evkâfı tarafından mütevellîleri her sene meremmât edüp icâreye
verilir
, evkâf-ı azîmdir.
Andan Vefâ hammâmı andan Eyyûb hammâmı binâ olunmuşdur. Andan Çukur hammâm binâ olunmuşdur. Hâlâ bu hammâmların ta‘mîr [ü] termîmi Sultân Mehemmed Gâzî evkâfı tarafından mütevellîleri her sene meremmât edüp icâreye verilir, evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 96b ·
metinde göster ·
… ndan koyun eti ta‘yîn verilmesiyçün beher yevm beşer yüz koyun zebh olup ta‘yîn
verilir
. Ve yine pâdişâh tarafından beher yevm yeniçeri ve bostâncı ve acemî oğlanı oca …
Gümrük Emîni Alî Ağa efendimiz, koyun emîni iken İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde ıyd-ı adhâda altmış kerre yüz bin koyun kurbân olduğu tahrîr olunup Murâd Hân-ı Râbi‘'e arz olundu. Ve şehr-i İslâmbol'a yevmiyye yigirmi yedi bin koyun girüp şehirli içün zebh olunur. Ve pâdişâh-ı Cem-cenâb içün ve cemî‘i vüzerâ ve sultânlara pâdişâh tarafından koyun eti ta‘yîn verilmesiyçün beher yevm beşer yüz koyun zebh olup ta‘yîn verilir. Ve yine pâdişâh tarafından beher yevm yeniçeri ve bostâncı ve acemî oğlanı ocaklarına beher yevm yetmiş seyishâne yükü koyun, cümlesi beher yevm sekiz yüz koyun mezkûr üç ocağa ta‘yîn verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
… seyishâne yükü koyun, cümlesi beher yevm sekiz yüz koyun mezkûr üç ocağa ta‘yîn
verilir
.
Gümrük Emîni Alî Ağa efendimiz, koyun emîni iken İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde ıyd-ı adhâda altmış kerre yüz bin koyun kurbân olduğu tahrîr olunup Murâd Hân-ı Râbi‘'e arz olundu. Ve şehr-i İslâmbol'a yevmiyye yigirmi yedi bin koyun girüp şehirli içün zebh olunur. Ve pâdişâh-ı Cem-cenâb içün ve cemî‘i vüzerâ ve sultânlara pâdişâh tarafından koyun eti ta‘yîn verilmesiyçün beher yevm beşer yüz koyun zebh olup ta‘yîn verilir. Ve yine pâdişâh tarafından beher yevm yeniçeri ve bostâncı ve acemî oğlanı ocaklarına beher yevm yetmiş seyishâne yükü koyun, cümlesi beher yevm sekiz yüz koyun mezkûr üç ocağa ta‘yîn verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
… â ra‘d gürler âdeme dehşet gelir. Bir vukıyye kahve üç akçeye ve iki akçe emîne
verilir
ve's-selâm.
Ve bu kârhânede yüz yerde gedikli dibekler vardır, bunlarda kahve döğülürken havân gürüldüsünden gûyâ ra‘d gürler âdeme dehşet gelir. Bir vukıyye kahve üç akçeye ve iki akçe emîne verilir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b ·
metinde göster ·
… Hân ve mekteb-i Sultân Hasan ve Sultân Ya‘kûb, bunlarda her sâl gılmâna hil‘at
verilir
.
Der-sitâyiş-i mekteb-i tıflân-ı ebced-hân: Cümle altı yüz aded dârü't-ta‘lîm-i Kur’ândır. Evvelâ mekteb-i Şeyh Safî ve mekteb-i Hasan Meymendî ve mekteb-i Takî Hân ve mekteb-i Sultân Hasan ve Sultân Ya‘kûb, bunlarda her sâl gılmâna hil‘at verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… ncak sultânlarına ve sulh [u] salâh içün Dağıstân pâdişâhına hâslar ve ulûfeler
verilir
. Hâlâ bu nizâm [u] intizâmı Özdemiroğlu Osmân Paşa fethinde Dal Mehemmed Efendi …
Ve derûn-ı kal‘ada olan imâretleri beyân eder: Evvelâ kal‘anın cümle dîvârında olan taşları cümle fil cüssesi kadar çâr-kûşe taşlardır kim hâlâ zamânemiz benî Âdemleri ol taşın bir dânesin elli âdem ilm-i cerr-i eskâl ile kaldırmağa kâdir değillerdir. Ve derûn-ı kal‘ada cümle hak-i pâk ile mestûr bâğ u bâğçesiz bin iki yüz hâne-i tarz-ı kadîmdir. Lâkin kal‘anın cenûb tarafındaki dîvâra muttasıl bir sarây-ı azîm vardır kim bunda olan ilm-i hendese üzre mi‘mâr-ı bennâ hurdekârlığı İrân-zemînin bir sarâyında yokdur. Ve bu sarâya muttasıl bir câmi‘-i kebîr var. Minâresi münhedim olmuşdur. Bu dahi ibret-nümâ bir câmi‘-i ra‘nâdır. Ve bu câmi‘ kurbunda âb [u] hevâsı latîf bir hammâmı vardır. Osmânlı tarzı binâ olunmuş ammâ bânisi ma‘lûm değildir. Ve bir çeşme-i âb-ı hayâtı var. Ve cânib-i şarka mekşûf Kayık kapusu kurbunda Özdemiroğlu câmi‘i ve hânları ve dükkânları vardır. 317b Ve kal‘adan taşra bir varoş-ı müzeyyeni vardır. Cümle bin mikdârı hâne-i zîbâlardır. Cânib-i selâsında bâğ u bâğçesi çokdur ammâ dârü'l-it‘âmı, imâreti yokdur. Câmi‘ ve hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârı çokdur. Gûnâ-gûn ehl-i sanâyi‘i vardır. Ammâ ekseriyyâ halkı gûnâ-gûn ibrişim mebrûm edüp kifâflanırlar. Ve câ-be-câ Kumuk halkının çoğu göbe gerevge zırh düzerler. Ekseriyyâ cümle halkı Sünnî ve Şâfi‘î-mezheblerdir. Muhteşem ve sâhib-i dârât ankâ kimesneleri yokdur. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesi çokdur. Zirâ İbn Havkal (?) kavli üzre on sekizinci ıklîm-i örfiyyedendir. Ammâ yedinci iklîm-i hakîkînın ıklîm-i hâmisi vasatında ve bahr-i Haraz kenarında vâkı‘ olmağıla hevâsı sevâhile karîbdir. Anınçün mahbûb ve mahbûbesi memdûhdır. Arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî on yedi sâ‘at ve yedi derece ve iki dakîkadır. Karşu cânibi deryâ aşrı garb tarafına Moskov hükmünde üç yüz mil ba‘îd Heşdek ve Kazan ve Alatar vilâyetleridir, dahi anların mâverâsı Deşt-i Kıpçak ve Heyhât sahrâlarıdır kim hâlâ ol sahrâ-yı ferah-fezâlara yigirmi sâldir kim Kılmah Tatarlarından Taysı Şâh ve Moyoncak Hân ve Koba Kalmah Hân beşer altışar kerre yüz bin kavm ile sahrâ-yı Heyhât'da konup göçerler. Ba‘zı sene tâ Kırım diyârına ılgar edüp şebhûn salanlar Azak kal‘ası kurbunda Gügümlü Suyu kenarında Mısır'dan ma‘zûl Gürcî Mustafâ Paşa'yı şehîd etdiler. Bu mezkur Kalmak küffârlarıdır. Gerçi küfr [ü] dalâlet ve dîn [ü] diyânet nedir bilmezler, ammâ böyle bir behâ’im makûlesi bâğî ve dağî sahrâ-nişîn mahlûk-ı pîl-tenlerdir. Ekser evkâtda bâzârlığa Bahr-i Haraz kenarında Moskov'un Kazan ve Heşdek şehirlerine gelüp emân ile yağların fürûht edüp niçeleri Moskov tüccârlarıyla gemilere süvâr olup bu Demirkapu'ya gelmeğe başladılar. Ve bu Demirkapu bender-i iskele olmağıla ta Çîn [u] Mâçîn'den ve Hıtâ vü Hoten'den ve Fağfûr u Moskov diyârlarından her sene niçe bin keştî gelüp azîm gümrük hâsıl olur. Al-i Osmân hükmünde iken iskelesinden ve eyâlet-i Şirvân'dan senevî iki yüz kırk yedi yük akçe tahsîl olup cümle nökerlerine ve eyâlet-i Şirvân'da yedi sancak sultânlarına ve sulh [u] salâh içün Dağıstân pâdişâhına hâslar ve ulûfeler verilir. Hâlâ bu nizâm [u] intizâmı Özdemiroğlu Osmân Paşa fethinde Dal Mehemmed Efendi tahrîri üzre zabt edüp adâlet ederler. Hâlâ ol tahrîr üzre eyâlet-i Şirvân yetmiş kazâdır ve yedi hânlık ve on iki sultânlıkdır. Ammâ Osmân Paşa tahrîri üzre timar ve ze‘âmet yokdur, ammâ sultânların ve gayrı hâkimlerin hâslarına vaz‘-ı yed olmayup gâyetü'l-gâye ma‘mûr u âbâdân diyâr-ı Şirvândır. "Allahu Te‘âlâ yine Âl-i Osmân'a müyesser ide" deyü cümle ahâlîsi du‘â ederler. Hattâ biz bu Demirkapu'da iken Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından bir Gökdolak çaşıt hâna gelüp eydür: "Hânım! Geçen sene Osmânlı Akdeniz içinde cezîre-i Girid'de Yûsuf Paşa nâm serdâr eliyle Hanya derler nâm bu kal‘a-yı benâmı alup asker koyup feth-i meserreti haberi Kayser Şâha gelüp azîm şâdmânlar oldu. Ve İbrâhîm Hânlarının Şehzâde Mehemmed nâm evlâdı dünyâya gelüp yine azîm şâdmânîler olup yedi gün yedi gice azîm çerâğân-ı Kayser-zemîn oldu" deyince kızılbaşlar hazzitmeyüp Şirvân [ve] Şamâkî ve Gîlânî sünnîler zevk [u] safâ edüp raks etdiler. Zîrâ Âl-i Osmân'ın bir yeşil alem-i Resûlullah'ıyla bir serdâr-ı mu‘azzam gelmesine muntazırlardır. Allah müyesser eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 317a–317b ·
metinde göster ·
… t-ta‘lîm-î sıbyân: Cümle yüz yetmiş yerde her sene kisvesi ve surre ve atiyyesi
verilir
mekteb-i tıflân-ı ebcedhândır. Evvelâ,
Der-medh-i mekteb-i dârü't-ta‘lîm-î sıbyân: Cümle yüz yetmiş yerde her sene kisvesi ve surre ve atiyyesi verilir mekteb-i tıflân-ı ebcedhândır. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 12b ·
metinde göster ·
… ced'den gayrı benderlerden yetmiş yük akçe hâsıl olup kal‘a-i Kars kulına ulûfe
verilir
yahşı emânetdir.
(---)(---) binâsıdır. Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd dahi Bağdâd'a fâ’ideli iskele-i bender olmak ile gâyet imâr etti. Ba‘dehû niçe mülûkden mülûke intikâl edüp âhir Mısır halîfelerinden Sultân Gavrî vezîri Hayra Beğ destinde iken Birecik'i ve Haleb'i sene 922 târîhinde Selîm Şâh-ı Evvel'e teslim edüp Urfa eyâletinde sancakbeği tahtı tahrîr olundu. Beğinin hâssı 295.220 akçedir. Erbâb-ı timarı 109 ve erbâb-ı zu‘amâsı 15 var. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i gazâda beğinin livâsı altında bin iki yüz aded pâk [u] müsellah asker olur. Yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve cümle yetmiş pâre kurâdır. Bu nâhiye kurâlarından kadıya senevî altı kîse hâsıl olur. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâf vekîli ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve iskele başında gümrük emîni ve bâcdârı ve iskele emîni, Kars kulı ağalarından bir muhteşem ağa cemî‘i kelekleri ve ma‘diye gemileri anın hükmündedir. Senevî Sürüced'den gayrı benderlerden yetmiş yük akçe hâsıl olup kal‘a-i Kars kulına ulûfe verilir yahşı emânetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53b ·
metinde göster ·
… tlı ile bir ağa gelüp beher sene kırk bin guruş tahsîl edüp Kars kuluna mevâcib
verilir
, azîm hizmetdir. Bu mahsûlât cümle bu Suruç sahrâsında göçer evli Türkmân ve Ek …
İbtidâ bânîsi Âl-i Emeviyyûn'dan Hişâm ibn Abdülmelik'dir. Anların zamânında bu Suruc sahrâlarında altı kerre yüz bin Türkmân ve Urbân tâ’ifesi sâkin olup dud bâğları hıyâbânından geçilmeyüp beş bin yük harîr öşr-i sultânî hâsıl olurmuş. Ve bir çîmden mebnî bir kal‘a-i azîmi var imiş. Rûm keferesi Âl-i Selçukıyân'a galebe edüp yer götürmez kefere-i fecereler ile Kudüs'e azîmet edüp bu Suruc sahrâlarında cem‘iyet ederken çîmden mebnî toprak kal‘asıyla şehrin harâb edüp hâlâ âsâr-ı binâları zâhirdir ammâ kal‘adan nâm [u] nişân yokdur. Hâlâ Haleb eyâletinde sancakbeği tahtı kasaba-yı Suruc'dur. Beğinin hâssı 27.790 akçedir. Timarı 291 ve ze‘âmeti 9 ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Lâkin {cümle eyâleti sancaklarında kılıç ze‘âmet 37 ve kılıç timar 262 aded ze‘âmet ve timardır}. nevâhîlerinin ekseriyyâ mahsûlât ebvâbları bu Suruc'un ve nahiye-i Mercâbâd'ın cümle Erzurûm Karsı kulunun aklâmlarıdır kim Kars ağalarından beş yüz atlı ile bir ağa gelüp beher sene kırk bin guruş tahsîl edüp Kars kuluna mevâcib verilir, azîm hizmetdir. Bu mahsûlât cümle bu Suruç sahrâsında göçer evli Türkmân ve Ekrâd kavminden hâsıl olur. Bu vâdîler içre meks eden ecnâs-ı haşerâtın ekseri Dînayi ve Berazi ve Kûh-Binik ve Cürm Kürdü kabîleleri sâkin olup ekseriyyâ dud bâğları içinde harîr hâsıl edüp öşr-i harîr ve sâ‘ir ve alef hakkı verirler ve Türkmân'dan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
… elerine mâh-be-mâh vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve lahmiyye ve şem‘iye hücre-bahâları
verilir
.
Ve medrese-i câmi‘-i Karamânoğlu. Bunlar meşhûr medreselerdir ve cânib-i vakıfdan talebeleri ve ders-i âmmelerine mâh-be-mâh vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve lahmiyye ve şem‘iye hücre-bahâları verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70b ·
metinde göster ·
… -i mu‘ayyeneleri dâ’imdir. Ve her sene birer kat ıydiyye libâsları ve surreleri
verilir
.
Ve cümle yigirmi mekteb-i tıflânı var. Sâhibü'l-hayrâtı çok olmağıla cümle sıbyâna beher mâh cânib-i vakıfdan vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâ’imdir. Ve her sene birer kat ıydiyye libâsları ve surreleri verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114a ·
metinde göster ·
… bir ağa gelüp mezkûr Arabî re‘âyâlardan harâcları tahsîl edüp Van kuluna ulûfe
verilir
. Hânın bu harâcda alâkası yokdur ammâ Muş sahrâsı harâcı cümle hânın kayd-ı hay …
Van eyâletinde başka hükûmetdir. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu yerine eyâletinin ebvâb-ı mahsûlâtı kendiye hâs olmuşdur. Beher yevm eyâletinden hâna bir kîle-i mevik akçe hâsıl olur. Pâyede Van eyâleti pâyesidir. İki bin asker ile hükm-i hükûmât edüp bir sefer iktizâ ederse yahûd Van kal‘ası dezengi ta‘mîr ü termîmine da‘vet olunursa Van serdârıyla sefer eşer. Ve şehir içre gelen kârbânın bâc-ı bâzârı kendüye hâs kayd olunmuşdur. 223b Ammâ bu şehrin içinde olan Ermenî Ya‘kûbîlerin ve re‘âyâ-yı Arabîlerin cizyesi Van kulu aklâmıdır. Her re’s-i senede Van'dan bir ağa gelüp mezkûr Arabî re‘âyâlardan harâcları tahsîl edüp Van kuluna ulûfe verilir. Hânın bu harâcda alâkası yokdur ammâ Muş sahrâsı harâcı cümle hânın kayd-ı hayâtıyla ocaklık hâssıdır kim senevî yigirmi altı bin guruş hâsıl olur. Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân, ba‘de'l-fethi Revân bu Bitlîs hânı sarâyında mihmân olup hizmeti mukâbelesinde hatt-ı şerîf ile hâna Muş harâcın ihsân etmişdir. Hân dahi ol harâcdan Bitlîs kal‘ası dizdârının ve iki yüz aded neferâtlarının vazîfe-i mu‘ayyenelerin mezkûr hâsdan ve mahsûlât-ı bâc-ı bâzârdan verüp kal‘a hânın taht-ı tasarrufunda olup miftâhları her şeb [ü] rûz hânda durur. Mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem serbest hükûmetdir ve hayli vâsi‘ eyâleti vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a–223b ·
metinde göster ·
… an kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘ kullarına bu balık mâlından ulûfe
verilir
. Ammâ bu Bend-i Mâhî mahalli yılda bir ay bir temâşâgâhdır kim bir kimesne geçe …
Nehr-i Bend-i Mâhî: Bârgîrî kal‘ası kurbünde Van deryâsı girer bir boğaz içre cereyân eder. Aşağıda şorcadır, ammâ yukaruda âb-ı zülâldir. İbtidâ hurûcu yine Bârgîrî dağlarından gelüp Bârgîrî altında Bend-i Mâhî mahallinde Van deryâsına mahlût olur. Bend-i Mâhî ol mahaldir kim yılda bir kerre mâh-ı (---)(---) Van deryâsında bir şîrînkârlık nâbûd-nâpeydâ iken ol gün bi-emrillahi Ta‘âlâ Van deryâsının balıkları râygân olup bu Bend-i Mâhî deresinden yukaruya kâmil bir ay niçe kerre yüz bin sağîr ü kebîr gûnâ-gûn mâhîler geçüp andan Bend-i Mâhî Sultân derler, bir ziyâretgâh vardır. Cümle semekeler ol ziyârete varup ol tarafın {su} otlarından ve eğir köklerinden otlayup ve ol sultânı ziyâret edüp bir ândan sonra cümle balıklar gerüye dönecek mahalde Bend-i Mâhî nâm mahalli Van defterdârı tarafından bir ağa bend edüp cümle balıklar yukaru derelerde mahpus kalup aşağı Van deryâsına geçmediklerinden Bend-i Mâhî derler. Ba‘dehû defterdâr ağası bâlâda mahpus kalan mâhîleri niçe yüz re‘âyâ vü berâyâ huddâmlarıyla balıkları sayd edüp tuzlar. Anda niçe bin Acem bâzergânları ve Gökdolak Ermenîleri bu mâhîleri mîrîden alup niçe yüz bin deve yükü tuzlu balığı diyâr-ı Acem'e ve Lahîcân ve Bakü ve Âzerbaycân'a götürürler. Gâyet lezîz ve semîn mâhîleri vardır. Bu semekelerden mîrîye dokuz yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘ kullarına bu balık mâlından ulûfe verilir. Ammâ bu Bend-i Mâhî mahalli yılda bir ay bir temâşâgâhdır kim bir kimesne geçen balıkları sayd [u] şikâr etmeğe kâdir değillerdir. Emn olmağile cümle mâhîlere ma‘lûm olup rûy-ı mâda şinâverlik edüp reftâr ederek kadd [ü] kâmet gösterek asla âdemden kaçmayup gûnâ-gûn şîvekârlık ederek ubûr etdiklerinde el-azametullah ol günlerde niçe kerre yüz bin elvân mâhîlerin eşkâlleri ve elvânları temâşâ olunur. Sübhânu'l-Hallâku'l-Bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b ·
metinde göster ·
… ahlûl olsa anlara verilmek şartdır. Eğer fetâ oğlu var ise pederi gediği oğluna
verilir
. Ma‘sûmlara gedik verilmek memnû‘dur.
Evvelâ cânib-i şarkda Tebrîz kapusundan taraf-ı garbîde Yalı kapusuna gelince bu aşağı kal‘anın üç taraf dîvârı kal‘a ve bedenler üzre kâmil beş bin adımdır. Ammâ İçkal‘a kayasıyla bile hisâb olunursa kâmil on bir bin hatve-i fetâdır, ya‘nî yiğit adımlamasıdır. Bî-tâb u bî-mecâl ehl-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâdâr kâmil dörd bin dendân-ı bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem bekler ammâ ile'l-ân her gice yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi's-sayf ve'ş-şitâ keşik bekleyüp sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî ile feryâd edüp nigehbânlık ederler. Ve bütün gice yigirmi dörd aded ağaları ve çavuşları şebrevânî esbâblarıyla kol dolaşup rıbât bekler, bir nöbetçi hâmûş bulsa iki yüz deynek urup paşaya arz edüp gediği âhara tevcîh olunur. Zîrâ ulûfe-i mu‘ayyeneleri ve asıl mu‘teber dirlikdir. Dörd beş bin mikdârı mahlûl bekler garîbü'd-diyâr ma‘zûlcü nâm yiğitler vardır. Anlar dahi hasbî nöbet beklerler. Bir gedik mahlûl olsa anlara verilmek şartdır. Eğer fetâ oğlu var ise pederi gediği oğluna verilir. Ma‘sûmlara gedik verilmek memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
Bâlâda tahrîr olunan Hükûmet-i Pinyanişî ve Hükûmet-i Mahmûdî ve Hükûmet-i Hakkarî ve Hükûmet-i Bitlîs, bu dörd aded hükûmetler hîn-i fetihde Sultân Süleymân ahidnâmeleriyle bunlara kendü vilâyetleri sancak tarîkiyle verilmişdir ve sancak i‘tibâr olunur. Lâkin yurdluk ve ocaklık üzre hükûmet olup sâ’ir ümerâlar gibi azl [u] nasb kabûl etmezler. Biri fevt olsa yerini oğluna veyâhud müsinn akrabâ-yı müstehakkına verilir, gayriye verilmez. Lâkin eyâletlerinde sâ’ir sancaklar hâki tahrîr olunduğu gibi tahrîr olunup ebvâb-ı mahsûlâtı timâr u ze‘âmet kayd olmuş ma‘mûr kurâları vardır. Bir sefer-i hümâyûn vâki‘ olsa erbâb-ı timârı alâybeğisi ile Van paşası livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve bu hâkimler me’mûr oldukları sefere veyâhud Van derneğine gelmese sancağı oğluna ya akrabâ-yı elyakına sadaka olunup mülkiyyet üzre zabt edüp mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem hükûmetlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255a ·
metinde göster ·
… âd Hân-ı Râbi‘ tahrîrinde Bağdâd kuluna aklâm edüp paşa tarafından yigirmi kise
verilir
iltizâm köyleri vardır. Zîrâ arz-ı memleket add olunan hâkinde vâki‘ olmağile b …
Evvelâ şehri ibtidâ binâ eden Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve vech-i tesmiyyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Hâk-i Bağdâd'da başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 220.000 yük akçedir ve beği altı yüz âdem ile hükûmet eder. Taht-ı hükûmetinde timâr u ze‘âmet olduğundan alâybeği ve çeribaşısı vardır. Beğinin beher sene kârı on bin guruş cevz-i ma‘dûdu vardır. Lâkin niçe kurâların Murâd Hân-ı Râbi‘ tahrîrinde Bağdâd kuluna aklâm edüp paşa tarafından yigirmi kise verilir iltizâm köyleri vardır. Zîrâ arz-ı memleket add olunan hâkinde vâki‘ olmağile bu livâda timâr ve ze‘âmet ü hâs var ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Müftî ü nakîb ü şâhbenderi ve muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 367b ·
metinde göster ·
Ve bir hâkimi dahi şeyhülislâmdır ve bir hâkimi nakîbüleşrâfdır ve sipâh kethüdâyeri ve kapukulu yeniçerisi serdârı üç oda yeniçeri ağasıdır ve cebeciler serdârı ve topçular serdârı. Bunlar Âsitâne tarafındandırlar, yerli kul değillerdir. Ve gümrük emîni ve muhtesib ağası ve anbâr emîni ve bâcdârı ve mi‘mârbaşı ve şehir subaşısı ve harâc ağası kavli üzre bu eyâletde otuz altı bin aded keferelerden harâc alınup kullarına mevâcib verilir, zîrâ eyâletinde cümle (---) aded kılâ‘ların neferâtlarına defterdâr bu cizyelerden ulûfe verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
… ç bin aded re‘âyâlardan cizye alınup yüz yetmiş üç pâre kılâ‘ kullarına mevâcib
verilir
.
Ve bir hâkim-i şer‘i dahi şeyhülislâmdır ve bir hâkimi nakîbüleşrâfdır ve bir hâkimi dizdâr ağadır ve bir hâkimi sipâh kethüdâyeridir ve bir hâkimi kapukulu serdârıdır ve bir hâkimi Budin yeniçerilerinin ağasıdır kim bu şehir halkının ekseri Budin ve Egre yeniçerisi geçinirler ve cebeciler serdârı ve topçular serdârı ve gümrük emîni ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve mi‘mârbaşı ve şehir subaşısı ve harâc emîni ağası kavli üzre Bosna eyâletinde cümle yetmiş üç bin aded re‘âyâlardan cizye alınup yüz yetmiş üç pâre kılâ‘ kullarına mevâcib verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128b ·
metinde göster ·
… çıkarana sâ'irînin hisselerinden çıkarduğu esîr başına birer altun öğdül ziyâde
verilir
. Ve at ve katır ve âlât [u] silâhdan her kimesne bir şey'i zâyi‘ olsa gazâ mâlı …
"Gerçi kal‘a altında mâl alup gelirken küffâr size yetişüp sizi kıra kıra dil çıkarmazdı. Bunlar sonra iki bin yiğit size imdâd yetişüp bunlar da sizin uğurunuza bu kadar yiğitleri şehîd olup bu kadar kapdan ve harâmî yunaklar alup sizleri dahi halâs eylediler. şer‘ile cümle ganâ'imi meydân-ı mahabbete koyup fürûht edüp kardaş gibi ale's-seviyye hissemend olursuz, ammâ İmâm-ı A‘zam kavli üzre kılıcıyla şikâr çıkarana sâ'irînin hisselerinden çıkarduğu esîr başına birer altun öğdül ziyâde verilir. Ve at ve katır ve âlât [u] silâhdan her kimesne bir şey'i zâyi‘ olsa gazâ mâlından anı da ödeyüp ba‘dehû kalan mâlı hissedâr olursuz. şer‘-i şerîfin hükmü budur" deyü kadı-i şer‘-i Resûl-i mübîn ve gayrı gâzîyân-ı müslimîn böyle hükm edüp Fâtiha-i Ümmü'l-kitâb tilâvet olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
… lerin e'imme ve hutebâlarının vazîfe-i mu‘ayyeneleri bu dalyanların mahsûlünden
verilir
.
Bu mahalden aşağı bu buheyrenin ayağı dörd sâ‘at cânib-i garba akup giderek niçe bâğ u besâtînleri rey ederek körfez deryâsına mahlût olur. Ve kal‘anın mebnî olduğu kayaların dibinde on aded balık dalyanları var, cümle mîrîdir, bu dalyanlarda ve gölde sayd olunan mâhîler cümle emîn tarafından zabt u rabt olunup mâlı kal‘a neferâtlarının aklâmıdır ve câmi‘-i selâtînlerin e'imme ve hutebâlarının vazîfe-i mu‘ayyeneleri bu dalyanların mahsûlünden verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34b ·
metinde göster ·
… ‘i cevâmi‘ ve mesâcidler bu sâ‘at çanı sadâsın istimâ‘ edüp ezân-ı Muhammedîler
verilir
bir mehîb sadâlı çandır. Ma‘lûmumuz olan cevâmi‘ler bu[n]lardır.
Bu câmi‘ dahi sehel cemâ‘atden garîbdir, zîrâ bu câmi‘e muttasıl Budin kapusu üzre bir kullede çan çalınır semtdir. Anıniçün bu câmi‘de cemâ‘at azdır. Cemî‘i cevâmi‘ ve mesâcidler bu sâ‘at çanı sadâsın istimâ‘ edüp ezân-ı Muhammedîler verilir bir mehîb sadâlı çandır. Ma‘lûmumuz olan cevâmi‘ler bu[n]lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… nde ancak beş bin kadar âdem ulûfe alup gayri âcizler "Mevâcib dahi üç güne dek
verilir
" deyü derd-i serlerinden ulûfeye varmayup hemân Defterdâr Ahmed Paşa "Mevâcib d …
Böyle mâtem gününde ancak beş bin kadar âdem ulûfe alup gayri âcizler "Mevâcib dahi üç güne dek verilir" deyü derd-i serlerinden ulûfeye varmayup hemân Defterdâr Ahmed Paşa "Mevâcib defterleri devr oldu" deyü cemî‘i defâtirleri kapayup "Bu ulûfeyi alamayanlar nâ-mevcûddur" deyü "On bir bin âdemin esâmeleri(n) nâ-mevcûdlardır" deyü mîm harfi işâretin edüp bu kadar ibâdullâhın esâmelerin çalup kat‘-ı erzâk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137a ·
metinde göster ·
… âbdâr ve hoşhâr olup vefret üzre olur kim bir araba kavun ve karpuz bir beşliğe
verilir
, ammâ kaçan kim nehr-i Moriş tuğyân üzre gelüp bostânları ve kal‘a yanındaki ba …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---) ve bânîsi Erdel Kralı Afon Mihal'dir. Ba‘dehu sene 958 târîhinde Süleymân Hân vezîri Koca Mehemmed Paşa fethidir. Hâlâ Çanad sancağı hükmünde voyvadalıkdır. Kal‘ası nehr-i Moriş'den azmak olmuş bir batak ve çatak göl kenârında şekl-i murabba‘ bir küçük palankadır kim cirmi ancak bin adımdır. Dizdârı ve seksen aded kal‘a neferi ve Çanad kazâsı nâ’ibi var, gayri hâkimleri yokdur. Ve bir kenîseden vely olunmuş câmi‘i ve iki mescidi ve bir medresesi ve bir tekyesi ve iki mektebi ve bir küçük hammâmı ve bir hânı ve sekiz aded dükkânları ve cümle iki yüz aded tahta örtülü hâneleri vardır. Ammâ müşebbek bostânlarında kavunu ve karpuzu ol kadar latîf ve âbdâr ve hoşhâr olup vefret üzre olur kim bir araba kavun ve karpuz bir beşliğe verilir, ammâ kaçan kim nehr-i Moriş tuğyân üzre gelüp bostânları ve kal‘a yanındaki bata[k]lığı Moriş gark etdikde kavun ve karpuz kıymetli olur. Ammâ gılâlın gûnâ-gûnunun(?) ganîmet bir palanka-i ma‘mûr[dur]. Andan yine kıble tarafına sahrâlarla ve ma‘mûr kurâlar içre kâhîce nehr-i Tise kenârınca 8 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82a ·
metinde göster ·
… zre olur kim bir araba kavun ve karpuz iki beşliğe ve bir vukıyye et bir peneze
verilir
.
Der-vasf-ı hubûbât-ı mahsûlât: Sayf [u] şitâda nebâtât-ı sebzevâtı eksik değildir. Hattâ kılçıksız bir gûne deve dişi buğdayı olup andan Haleb kalkanı kadar beyâz sipov ekmek pişirirler kim gûyâ nûrdur. Üzümü ve eriği ve emrûdu ve lahana ve kavunu ve karpuz[u] eyle vefret ü kesret üzre olur kim bir araba kavun ve karpuz iki beşliğe ve bir vukıyye et bir peneze verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87b ·
metinde göster ·
… ye ve hammâm ve medreselerinin mürtezika ve hüddâmlarına vazîfe-i mu‘ayyeneleri
verilir
.
Bu şehrin cânib-i garbîsinde {şimâlîsi mâbeyninde} nîm râh kurbuna bir garîb temâşâgâh yalakabdır. Yenice ahâlîsinden mâ‘adâ Yenice etrâf kurâ ve kasabâtlarının ahâlîleri eyyâm-ı Temmûz'da bu yaylağa cemî‘i devâbbâtlarıyla urûc edüp beş altı ay kesb-i tarâvet ederler. Tâ Gâzî Evrenos zamânından berü binâ olunmuş câmi‘leri ve dükkânları ve hânları ve mesâcidleri ve bir aded hammâmı olup hâlâ Gâzî Evrenos evkâfı bir yaylağ-ı azîm olup "Öşr-i aded-i ağnâmı mü’ebbedü'd-devrân" deyü hatt-ı şerîfler ile bu yayla Evrenos Beğ evkâfıdır. Cemî‘i îrâd-ı mahsûlâtları mütevellîsi tarafından zabt olunup aşağı şehirdeki imâret, tekye ve hammâm ve medreselerinin mürtezika ve hüddâmlarına vazîfe-i mu‘ayyeneleri verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 231a ·
metinde göster ·
… ullarının vazîfe-i mu‘ayyeneleri taraf-ı pâdişâhîden değil Hamza Beğ evkâfından
verilir
.
Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve kırk aded merdüm-hisârı ve muhtesibi ve bâcdârı vardır, ammâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, zîrâ şehr-i mu‘azzam değildir. Kal‘asını izn-i pâdişâhî ile Hamza Beğ ta‘mîr ü termîm edüp kırk kîse masrûf edüp yine kırk yük akçe kal‘a içün vakf eylemişdir kim kal‘a kullarına vakıfdır kim bu kal‘a kullarının vazîfe-i mu‘ayyeneleri taraf-ı pâdişâhîden değil Hamza Beğ evkâfından verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu "Yetmiş sekizde cümle asâkir-i İslâma ne kadar ta‘yînât
verilir
?" deyü ordu ağası ve sürsat ağası ve anbâr nâzırı ve anbâr kâtibleri ve menkûfâ …
Ba‘dehu "Yetmiş sekizde cümle asâkir-i İslâma ne kadar ta‘yînât verilir?" deyü ordu ağası ve sürsat ağası ve anbâr nâzırı ve anbâr kâtibleri ve menkûfât efendilerine fermân-ı sadrıa‘zam sâdır olup cümle verilen ta‘yînâtlar hisâb olundukda ber-mûceb-i defter-i menkûfât cümle toksan altı bin aded mahlûk-ı Hudâ'ya ta‘yînât verilir güzîde asker add olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291b ·
metinde göster ·
… -mûceb-i defter-i menkûfât cümle toksan altı bin aded mahlûk-ı Hudâ'ya ta‘yînât
verilir
güzîde asker add olundu.
Ba‘dehu "Yetmiş sekizde cümle asâkir-i İslâma ne kadar ta‘yînât verilir?" deyü ordu ağası ve sürsat ağası ve anbâr nâzırı ve anbâr kâtibleri ve menkûfât efendilerine fermân-ı sadrıa‘zam sâdır olup cümle verilen ta‘yînâtlar hisâb olundukda ber-mûceb-i defter-i menkûfât cümle toksan altı bin aded mahlûk-ı Hudâ'ya ta‘yînât verilir güzîde asker add olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291b ·
metinde göster ·
… yüz guruş ve bir hil‘at-i fâhire. Ve sizlerden hâkime birer küheylân at hedâyâ
verilir
. Paşa sizlere kânûndan ziyâde vermeğe me’mûr değildir. O dahi hidmet etmeğe gel …
"Yâ şeyh! Sizin kânûn-ı pâdişâhî üzre surreniz yedi yüz guruş ve bir hil‘at-i fâhire. Ve sizlerden hâkime birer küheylân at hedâyâ verilir. Paşa sizlere kânûndan ziyâde vermeğe me’mûr değildir. O dahi hidmet etmeğe gelirseniz, müstahak olursuz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266a ·
metinde göster ·
… l Eski Mısır'da anın tahsîlinden gelüp cümle Mısır kuluna bundan alîk ve cirâye
verilir
. Ve iki yüz kîse dahi mâl-ı pâdişâhî verir. Ve seksen kîse paşaya kalemiyye ver …
Ve bu sancak beğlerinin cümlesinden eşbehi Circe hâkimidir ki Fûncistân'a ve Berber-zemîn'e ve Sûdân'a ve Evcile ve Mağrib'e dek hükm eder. Beş bin askere mâlikdir. Ba‘zı beğlere iki tuğla ihsân olunur azîm eyâletdir. Ve Mısır'ın âb-ı rûyıdır. Senevî iki kerre yüz bin erdeb gılâl Eski Mısır'da anın tahsîlinden gelüp cümle Mısır kuluna bundan alîk ve cirâye verilir. Ve iki yüz kîse dahi mâl-ı pâdişâhî verir. Ve seksen kîse paşaya kalemiyye verir. Ve yüz kîse Circe'ye yazılan kula ulûfe verüp muhâsebesine mahsûb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60a ·
metinde göster ·
… sır hazînesi hâsıl olur. Senevî cümle Mısır kuluna tokuz Mısır hazînesi mevâcib
verilir
. Onuncu hazîne Mekke ve Medîne şürefâlarına. Ve bir Mısır hazînesi paşaya. Ve b …
Eyâlet-i Mısır'dan cümle seksen bir Mısır hazînesi hâsıl olur. Senevî cümle Mısır kuluna tokuz Mısır hazînesi mevâcib verilir. Onuncu hazîne Mekke ve Medîne şürefâlarına. Ve bir Mısır hazînesi paşaya. Ve bir Mısır hazînesi ağavâtına.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63a ·
metinde göster ·
… add olunup her sene anbâr-ı Yûsuf'a gılâl leb-ber-leb olup kula cirâye ve alîk
verilir
.
Ve yigirmi beşinci ve yigirmi altıncı ve yigirmi yedinci bu üç hazîne add olunup her sene anbâr-ı Yûsuf'a gılâl leb-ber-leb olup kula cirâye ve alîk verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63b ·
metinde göster ·
… îvânhânesinin altı kilârdır, mâl-â-mâl zehâ’irdir. Cümle ağavâta ta‘yînât andan
verilir
. Bu kilâr kapusu Kayıtbay asrında dîvânhânesi kapusu imiş. Hâlâ yine ol dîvânhâ …
Ve Kayıtbay dîvânhânesinin altı kilârdır, mâl-â-mâl zehâ’irdir. Cümle ağavâta ta‘yînât andan verilir. Bu kilâr kapusu Kayıtbay asrında dîvânhânesi kapusu imiş. Hâlâ yine ol dîvânhâneye dahi (---) kademe taş nerdübân ile çıkar, lâkin muzlim yoldur. Ammâ kadîm kapudur, hâlâ Kilâr kapusu derler. Bu kapunun yemîn [ü] yesârında tahrîr olunan târîhlerdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83b ·
metinde göster ·
… [u] nâmdâra biner para ihsân edüp ve Mısırlıdan yüz pür-silâh yiğide biner para
verilir
. Ammâ mîrîden terakkîleri yokdur, bu sefer anlara ocaklarından suhre hizmetdir. …
Kânûn-ı Selîm Hânî'de bu hazîne yok idi. Sene 1082 târîhinde Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle fermân-ı şehriyârî ile (---)(---)(---)(---)(---) Medîne'ye Âsitâne'den surre emîniyle gitmek emr-i asîr olup şâm ile Mısır mâbeyni yigirmi konak yer olmağile (---)(---)(---)(---)(---) gidüp surre emînine teslîm olup teslîm eden müte‘ayyin âdem eline şâm paşası ve surre emîni (---)(---)(---)(---)(---) Âsitâne'ye hafîf gitmesi vech-i hasen görülüp mâh-ı Ramazânü'l- P 228b mübârekin on beşinde (---) şâm surresi ile ma‘an bir (---)(---)(---)Q 231b müdebbir ağaya serdâr olmağıyçün hil‘at-ı fâhire ihsân olup paşa ağalarından on bayrak yiğit cümle üç yüz şehbâz [u] nâmdâra biner para ihsân edüp ve Mısırlıdan yüz pür-silâh yiğide biner para verilir. Ammâ mîrîden terakkîleri yokdur, bu sefer anlara ocaklarından suhre hizmetdir. Ve paşa ağasına bir kîse harcırâh ihsân olunup dîvân-ı Mısır'da cümle ulemâ ve sulehâ ve a‘yân huzûrunda paşa kendi eliyle altmış iki bin sikke-i hasene furunî şerîfî altunu ağaya teslîm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y197a ·
metinde göster ·
… n menzile imdâd edüp yol göstereler, anın tahtında surre Y 204b ve atıyyeleri
verilir
.
Ve ol meşâyihân ibtidâ Mısır'dan Süveys'e varınca âl-i Benî Sakar ve âl-i Benî Âyid ve Akabe câniblerinde âl-i Benî Sâlih, andan Hazret-i Şu‘ayb'ın Medyen şehrine varınca âl-i Benî Şâhin, andan Yenbû‘ü'l-berr'e varınca âl-i Benî Zeyd, ve dahi niçe kabâ’il-i Urbân surreleri vardır. Her sene emîrü'l-hac eliyle bu meşâyihlere ihsân olunur. Ammâ ol şart ile kim her konakda huccâc-ı müslimîn yollarında me’kûlât [u] meşrûbâtlar ve kuvvetli develer getirüp ordu-yı huccâcı ganîmet edeler ve menzilden menzile imdâd edüp yol göstereler, anın tahtında surre Y 204b ve atıyyeleri verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y204a–Y204b ·
metinde göster ·
… yapdırup paşa matbahında yevmiyye beşer yüz tavuk boğazlanup tevâbi‘âta ta‘yîn
verilir
.
Ve bu dipsiz kîle ile verilen piliçler ekseriyyâ mîrîdir. Ve paşa kilârcıbaşısı tarafından başka bir ağa me’mûr olup niçe bin piliçler yapdırup paşa matbahında yevmiyye beşer yüz tavuk boğazlanup tevâbi‘âta ta‘yîn verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229b ·
metinde göster ·
… rmeyüp iltizâm ile verirse İskenderiyye ile bu iki bender yevmiyye birer kîseye
verilir
. Yüz kîse dahi mültezim hayr eder.
Bir hâkim dahi Mısır vezîr[i] tarafından bir mün[â]sib ağa gümrüğü zabt edüp senevî paşaya yüz elli kîse muhâsebe verüp kendüye yevmiyye onar guruş ulûfe alır. Zîr-i destinde yüz elli gümrük huddâmları ile hizmet eder. Eğer paşa bu gümrüğü emâneten vermeyüp iltizâm ile verirse İskenderiyye ile bu iki bender yevmiyye birer kîseye verilir. Yüz kîse dahi mültezim hayr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y333a ·
metinde göster ·