… edüp mâ-bâkîsin hâlâ hıfz edüp masrû‘ u meflûc olanlara birer dâne hurmasından
veririz
. Hudâ âlimdir Şeyh Bekkâr menâkıbı böyle olmuşdur.
Ba‘dehû akkâmbaşı, Şeyh Bekkâr'ın verdiği hurma salkımın paşaya 50b verüp paşa dahi "Sübhânallah! Henüz kopmuş, Bağdâd'ın hıstâvî hurmasıdır" deyü ibtidâ hakîre bir cingilde hurma verüp üç dânesin teberrüken tenâvül edüp mâ-bâkîsin hâlâ hıfz edüp masrû‘ u meflûc olanlara birer dâne hurmasından veririz. Hudâ âlimdir Şeyh Bekkâr menâkıbı böyle olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50a–50b ·
metinde göster ·
… r. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın
veririz
" deyü feryâd etdiler.
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
… z cânımız yoluna fedâ ederiz, ammâ bu Mustafâ Paşa'ya on kızıl katır yükü harîr
veririz
, gayrı bir şey vermeziz". On aded katır ile yüklü harîr gönderdiler ve bizimle …
Menzil-i urûc-ı kûh-ı Saçlı: Bu kûh-ı bâlânın ta zirve-i a‘lâsında Bapır köyü nâm mahalle üç yüz âdemle varup Bapırın ya‘nî hâkimlerinin hânesine nüzûl edüp paşanın nâmesin verüp aslâ helvâcı kâğızı yerine komayup cümle iş erleri huzûrunda okunup Mardinliler tercümânlık edüp me’âl-i kelâm anlara i‘lâm etdiler. Anlar eyitdi: "Bizi Melek Ahmed Paşa etdiğiyle korkutmasın. Eyle bir ciddî vezir ne geldi ve ne gelecekdir. Şimdi istimâ‘ etdik {Melek Paşa} Van'a gidermiş. Eğer Melek yine Diyârbekir vâlîsi olursa cümlemiz ehl [ü] ıyâlimizle hâk-i pâyine yüzümüz süreriz, mâlımız cânımız yoluna fedâ ederiz, ammâ bu Mustafâ Paşa'ya on kızıl katır yükü harîr veririz, gayrı bir şey vermeziz". On aded katır ile yüklü harîr gönderdiler ve bizimle varan âdemlerin eşbehlerine beşer vukiyye harîr verdiler, ammâ 216b niçeleri bu hakîri bilüp bir kızıl katır yükü harîr ve bir katır yükü üzüm ve incir, niçe şeyler verüp ol gice andan mihmân olup vakt-i zuhrdan gurûba dek seyr ü temâşâ etdim. Ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz eyle harâb u yebâb ideli on beş sene içinde ol kadar imâr olmuş ol kadar fetâ yiğitler peydâ olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Ale's-seher atlarımıza süvâr olup hedâyâlar ile Firârî Paşa'ya gelüp bir katar katır bârı harîrin teslîm etdiğimizde vâfir gürleyüp fılayup gazab-âlûd oldu. "Elbette biz anların üstüne gidelim" deyü cümle eyâlet-i Diyârbekir'e emîrler yazılması fermân olundu. Ammâ ne mümkin, Saçlı dağına gitmeğe seksen bin asker gerek ve iki yüz kise masrûf gerekdir. Hikmet-i Hudâ ertesi gün çöl Urbânı olan Alî Fâris'den feryâdcılar gelüp "Amân sultânım, amân çöl pâdişâhı (---)(---) beni zebûn etdi, imdâdıma câr yetiş, sultânıma dahl düşmüşem." deyü nâmesiyle beş aded küheylân kısraklar hedâyâ geldi. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a–216b ·
metinde göster ·
… sb edüp bin iki yüz kîse iki yıllık harâcı nice tahsîl edüp pâdişâha nice cevâb
veririz
" deyü herkes figân edüp perîşân olduklarında hemân hakîr bu hâli görüp atıma sü …
"Vâ hasretâ ve vâ firkatâ! Ordumuzun sâhib-kırânı gidüp bu sene Erdel diyârı kâfiristânına nice girüp Kemen Yanoş kral ile nice ceng edüp nice kral nasb edüp bin iki yüz kîse iki yıllık harâcı nice tahsîl edüp pâdişâha nice cevâb veririz" deyü herkes figân edüp perîşân olduklarında hemân hakîr bu hâli görüp atıma süvâr olup tarfetü'l-ayn içre Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp Seydî 186a Paşa ahvâlin bir bir Melek Ahmed Paşa efendimize nakl etdiğimde aklı başından gidüp eydir: mısra‘,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185b–186a ·
metinde göster ·
" deyü pâdişâha ve Sadrıa‘zama hayr du‘âlar etdiler.
"Emr pâdişâhındır, hazînemiz ve elçilerimiz hâzırdır. Fermân-ı pâdişâhî üzre üç bin tüfengli pandurun mevâciblerin Sührâb Mehemmed Paşa'ya ve Pıraçalı Mustafâ Paşa'ya veririz" deyü pâdişâha ve Sadrıa‘zama hayr du‘âlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153a ·
metinde göster ·
… rdır" deyü tefâhür kesb ederler. "Ve krala senevî âdem başına birer altun harâc
veririz
" dediler.
Hâlâ vilâyet-i Maskov'da on iki kerre yüz bin aded ümmet-i Muhammedlerdir. Kendülerinin nakilleri üzre "Altıncı iklîmin vasatından yedinci iklîmin nihâyetine varınca vilâyet-i Maskov'da yetmiş yedi bin mihrâbımız vardır" deyü tefâhür kesb ederler. "Ve krala senevî âdem başına birer altun harâc veririz" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
. Tâ Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Fağfûr vilâyetlerine varınca istersen gidü …
"İnşâallâh biz de sana böyle çetele tamga veririz. Tâ Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Fağfûr vilâyetlerine varınca istersen gidüp seyâhat edesin. Bizim ol vilâyetlerde ve karanlık dünyâda ve dahi onda Yıldırak vilâyetinde akrabâlarımız vardır. Anda mu‘azzez [ü] mükerremsin" deyü ol ân hakîre bir ardıç ağacı gibi kırmızı ağaç pâresi üzre kendi bıçağıyla bir gûne kertikler kertüp ve demir ile ağaç üzre kızgın münakkaş demiri ağaca basup bir gûne nakş oldu kim rûy-ı zemîn nakkâşları eyle bir nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn edemezler. Hemân hakîr çetele münakkaş ağacı öpüp başıma koyup bir destimâle sarup koynuma koyup yine kelimât-ı gûnâ-gûnlara başladık. Elçi beğe dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… Bu yemişlerden alup saklayup Çîn ü Mâçîn'e dönüşde getirüp dostlarımıza hedâyâ
veririz
. Anlar da karılarıyla cimâ‘ etmeden bîzâr olurlar.
Ve bu ka‘bemiz sahrâlarında ötücü kuşlardan gayri bir hayvân olmaz. Yerde gezer arslan kadar iki ayaklı ve kanatlı ötücü kuşlar yere dökülen yemişleri yerler ve çiftleşüp gezerler. Bu yemişlerden alup saklayup Çîn ü Mâçîn'e dönüşde getirüp dostlarımıza hedâyâ veririz. Anlar da karılarıyla cimâ‘ etmeden bîzâr olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b ·
metinde göster ·
… elinden zor-ı bâzû ile Şeremet nâm esîr vezîr ile niçe benâm esîrleri yeni hâna
veririz
" deyü aldıklarında hân başın açup bunlara bed-du‘â edüp,
Ammâ bu Şîrînlinin başlarına gelen cümle Mehemmed Geray Hân-ı Gâzî'nin bed-du‘âsıdır kim "Mehemmed Geray Hân'ın elinden zor-ı bâzû ile Şeremet nâm esîr vezîr ile niçe benâm esîrleri yeni hâna veririz" deyü aldıklarında hân başın açup bunlara bed-du‘â edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197a ·
metinde göster ·
"Biz şehzâdeleri katl etdirmeyüp Vâlide Sultân'a Allâh emâneti veririz" deyüp gulû-yı âmlar edüp gücile ehl-i [e]snâfı tepiş(?) etdiklerinde İslâmbol'u zabt [u] rabt içün yeniçeri ağasını kâ’immakâmlığa da‘vet edüp sene 1079 mâh-ı (---) günü İbrâhîm Paşa Der-i devlete revâne olup yerine Kulkethudâsı Abdurrahmân Ağa üç tuğ ile müstakil yeniçeri ağası olup Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa kulkethudâsı olup Burunsuz Ahmed Ağa zağarcıbaşı olup el-hâsıl cümle yeniçeri ocağı içre bir silsile-i azîm olup her menâsıb-ı âlîler erbâblarına tevcîh olundukda Yeniçeri Ağası Abdî Paşa hemân ol ânda altı bin aded güzîde tüvânâ yiğitleri serdengeçdi yazup herkes kollu kollarınca tirkeşüp küffâra bir ân râhat vermeyüp subh u mesâ Abdurrahmân Paşa kolundan ceng-i firâvânlar olup küffâr-ı bedkâr-ı hîlekâr Yeni kal‘a dîvârlarından biri baş göstermeğe kâdir olmazlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·
… erimiz bu şehirden taşra çıkarup sâ’ir kurâ halkına vermeziz, yine bunda kefene
veririz
. Ve gayri yerden kız dahi almazız. Anıniçün cümle şehrimiz halkı hasîbü'n-nesîb …
"Su’âlin vâriddir. Bizim fetâlarımızın gâlib olduklarının aslı oldur kim her biri birer kibâr-ı evliyâullâhın zürriyyetindendir. Anıniçün zahrları yere gelmez ve bir fetâmız düşmenden rûgerdan olmaz. Secî ve bahâdır yiğitlerimiz vardır. Ve bizim şehrimizde hâsıl olan duhter-i pâkîze-ahterlerimiz bu şehirden taşra çıkarup sâ’ir kurâ halkına vermeziz, yine bunda kefene veririz. Ve gayri yerden kız dahi almazız. Anıniçün cümle şehrimiz halkı hasîbü'n-nesîb er oğlu erler pehlivân erenler" deyüp bu gûne ahlâk-ı cemîlelerden tavsîf etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23a ·
metinde göster ·
… etişdiririz. Ve Ulâ ve Ma‘ân'da bizim şeyhlerimiz vardır. Anlara sizinle mektûb
veririz
kim cemî‘i levâzımâtınızı anlar size versin. Siz anlara temessük verin. Biz anl …
"Yâ vezîr! Bu askere kifâyet Y 262a mikdârı zahîre getür kim bunda kalan zahîreyi biz size avdetinizde yâ Ma‘ân ve Ulâ ve Medîne'ye dek yetişdiririz. Ve Ulâ ve Ma‘ân'da bizim şeyhlerimiz vardır. Anlara sizinle mektûb veririz kim cemî‘i levâzımâtınızı anlar size versin. Siz anlara temessük verin. Biz anlar ile fod oluruz. Hemân hevâ latîf iken bu mahalden hareket edin ki mâh-ı Zilka‘denin üçüncü günüdür. Teng mahalle kaldınız" dediler. Bu mahalde Ayntâb ve Mar‘aş ve Türkmândan beş on ankâ kimesneler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261b–Y262a ·
metinde göster ·
"Paşa karındaşımızla yarın müşerref oluruz, borcumuz var ise
veririz
" derse te’hîr ederler. Eğer inâd u muhâlefet ederse Kasr-ı Yûsuf'a veyâhûd aşağ …
"Paşa karındaşımızla yarın müşerref oluruz, borcumuz var ise veririz" derse te’hîr ederler. Eğer inâd u muhâlefet ederse Kasr-ı Yûsuf'a veyâhûd aşağı şehirde Taşyatır sarâyında haps edüp her bölükden birer çorbacı neferâtları ile sarâyının cânib-i erba‘asın muhâsara ve muhâfaza ederler. Zîrâ bir kerre Koca Mustafâ Paşa bir gece sarâyın bir cânibin münhedim edüp ılgar ile pâdişâhın rikâbına yüzün sürüp yine Mısır'ı ibkâ ve mukarrer edüp kırk günde Mısır'a dâhil olup niçe bin Mısırlıyı dendân-ı tîğdan geçirüp nâmına Kulkıran dediler. Hâlâ ol ecilden paşayı haps edüp göz hapsine alırlar. Ve eğer yeni paşa merhamet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y190b ·
metinde göster ·
"Vezîrim, biz Deli Hüseyin Paşa'nın katline ol zamân fetvâ
veririz
kim siz dahi anlar gibi mühürsüz sâde serdâr olup cezîre-i Girid'e varup feth e …
"Vezîrim, biz Deli Hüseyin Paşa'nın katline ol zamân fetvâ veririz kim siz dahi anlar gibi mühürsüz sâde serdâr olup cezîre-i Girid'e varup feth ederseniz Deli Hüseyin Paşa tekâsül etmiş olur. Ol zamân dahi katline fetvâ veremem. Zîrâ feth ü nusret Allâh ihsânıdır. Hüseyin Paşa katline fetvâ veremem" deyü cevâb verince Köpürlü vezîr eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y247b ·
metinde göster ·
… neferâtlarımızdan Rûm uşağı gitse katl ederler. Biz size ne refîk ve ne mektûb
veririz
. Bizim bu kal‘adan taşra cenûb cânibine atımız işlemez" deyü kat‘î cevâb verdil …
"Bizim kal‘amızdan içeri neferâtlarımızdan Rûm uşağı gitse katl ederler. Biz size ne refîk ve ne mektûb veririz. Bizim bu kal‘adan taşra cenûb cânibine atımız işlemez" deyü kat‘î cevâb verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y394a ·
metinde göster ·