… beciyânı toplar hizmetine ve guzât-ı müslimîne cebe vü cevşen ve gayri mühimmât
verme
hizmetine üç bin cebeci hâzır-bâş oldular. Bu cümle asâkir-i nusret-me’serin en …
Andan otuz oda dergâh-ı âlî cebeciyânı toplar hizmetine ve guzât-ı müslimîne cebe vü cevşen ve gayri mühimmât verme hizmetine üç bin cebeci hâzır-bâş oldular. Bu cümle asâkir-i nusret-me’serin ensesinde sadrıa‘zam hazretleri on bin güzîde pür-silâh kapusu kuluyla yeniçeriler ve topçular ve cebecilere kafadâr olup yemîn ü yesârında zü'l-cenâheyn-vâr altı bölük sipâh-ı kerrâr asker cebe ve cevşene ve tuğulka ve gayri âlât-ı silâha müstağrak olup kat-ender-kat rikâb rikâba, tîrkeş tîrkeşe at başı beraber tîrkeşüp ellerinde on yedişer boğum Bağdâd ve Basra'nın kargı sırıkları ve bellerinde şemşîr-i Ma‘arravîleri ve zebânlarında "Yâ Gâliben gayrı mağlûb!" zikrin ederek düşman üzre giderek meydân-ı ma‘rekeye varup hayme ü hargâhları önünde cünd-i müslimînin sırıkları yamanlarının şa‘şa‘asından benî Âdem'in gözleri hırelenüp her kantar mızrak ve cıda ve sinânın ucunda ve yalmân-ı nîzede olan nakş-ı bukelamun bayrak ve filandıra ve sancaklar rûy-ı zemîn bezeyüp sahrâ-yı Üsküdar bir fezâ-yı lâlezâr olup yüz elli yerde ceng tablına tarralar urulup zemîn u âsumân gür gür gürleyüp azamet-i Hüdâ haşr [u] neşr gününden bir nişân oldu. Ol gün yine yetmiş aded tuğ ve tabl [u] alem sâhibi ve sâir yedi kubbe vezîrleri cümle kapu kullarıyla alayların gösterüp sâ’ir ma‘zûl mîr-i mîrân ve gayri ümerâ-yı Arabistân irtifâ‘-ı kadr bulmalariyçün var kuvveti bâzûya getirüp livâları altında cümle müretteb ve mükemmel ve müselleh ve müzeyyen askeriyle kânûn-ı kadîmîye ri‘âyet edüp tarz [u] tavr-ı Âl-i Osmâniyân üzre olup âheste âheste alayları ile güzer edüp ta‘yîn olundukları yerde meks edüp bâğî vü dâğı ve dağî vü zâğî olan Celâlî askerine mukâvemete âmâde olunup her bir vüzerâ ve mîr-i mîrânlara kol kol karavullar fermân olunup sahrâ-yı Üsküdar'da cümle yeniçeriyân-ı dergâh-ı âlî yetmiş yerden meterîse girüp kûşe kûşe şâhî ve kolomborone toplar ve darbzen ve balyemez topları kirpi gibi kol kol yerleşdirüp cümle topları zencîr ve saçma ile saklayup âmâde edüp Çamlıca ve Bulgurlu ve Kayışpınarı ve Âl-i Bahâdır ve Sücâh bâğları ve Kadıköğü dağları tarafına cümle sipâh askeri karavul ta‘yîn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30b ·
metinde göster ·
… dan Sivas kal‘asına kapandı ve mukaddemâ "Şehzâde Bâyezîd ol tarafa varırsa yol
verme
!" deyü emr-i şerîfler vârid olmuşdu ve Toykun Paşa birâderi Mustafâ Paşa Malâti …
Bâyezîd-i derdmend ü müstemend oğlu Orhân ile at başı beraber bakiyyetü's-seyf yedi yüz kimesne ile Amasiyye-i gâsiye deyüp cân atdı. Ol gice Kuduz Ferhâd-ı bed-nihâd ve Aka Seyfeddîn nâm bî-dîn ve niçe yüz bed-nâm u bed-asl u nâ-fercâm hâ’inler Şehzâde Bâyezîd'in ırkına girüp "Sana hâlâs Acem şâhına firâr etmeden gayri çâre yokdur" deyü iğvâlar edüp Şehzâde Bâyezîd babası Süleymân Hân'a bir nâme-i muhabbet-üslûb içinde "Benim şekâvetime sebeb Lala Mustafâ Paşa ve Rüstem Paşa mel‘ûnlar olmuşdur. Rûz-ı mahşerde hakkımdır, işte benim pederim pâdişâhım işte şâh-ı Aceme havfımdan firâr etdim" deyü Süleymân Hân'a nâmeyi gönderüp kendüsü Amasiyye'den dörd aded evlâdın alup yedi yüz müsellah askeri ile cemî‘i girân-bahâ âvân-ı cevâhirlerin alup Sivas üstünden Revân u İsfahân deyüp giderken Temerrüd Alî Paşa Sivas beğlerbeğisi iken şehzâde havfından Sivas kal‘asına kapandı ve mukaddemâ "Şehzâde Bâyezîd ol tarafa varırsa yol verme!" deyü emr-i şerîfler vârid olmuşdu ve Toykun Paşa birâderi Mustafâ Paşa Malâtiyye hâkimi idi ve niçe beğler ve paşalar Bâzeyîd Hân'ın ardına düşdüler ve başına zenbûr gibi üşdüler ve niçe yerde döğüşdüler, ammâ bir mîr-i mîrân şehzâdeye zafer bulamayup Sâ‘at Çukuru nâm mahalde hâlâ Şehzâde Bâyezîd'in kırdığı askerlerin mezârları ma‘lûmdur. Zîrâ şehzâde 77b Konya'da münhezim olup Amasiyye'den sonra on iki bin cân ve başdan geçmiş ölüm eri "Benem diger nîst!" diyen âdemler cem‘ eyleyüp azm-i İrân-zemîn etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77a–77b ·
metinde göster ·
… bir vezîr-i dilîrdir. Ne cürm sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz,
verme
pâdişâhım, Melek Paşa bu devlete yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve …
Ve dahi bunun emsâli niçe gûne fezâhatlar edüp nâ-hak yire hûn-ı ibâdı döküp Haccâc-ı Zâlim Yûsuf zulümleri oldurdu. Hemân ol gün Kaya Sultân hakîre on kıt‘a mektûblar ile beşyüz altun harc-ı râh verüp "Meded Evliyâm, bir ayak evvel paşama yetiş. Durmasın hemân Kürdistân'a cân atsın. İşte Kudde Kethüdâsı'nı 185b ve Moralı Defterdâr Mustafâ Paşa'sını ve re’îsü'l-küttâbı olan Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'sini ve niçe tevâbi‘lerin dahi çok katl ederler. Ve elbetde paşamı katl etmek içün sa‘âdetlü pâdişâh ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ vü vükelâlar ve Vâlide Sultân ve cümle sipâh ve yeniçeri ocakları paşamın katline İpşir'in hatt-ı şerîf istediğin cümle istimâ‘ edüp "Melek Ahmed Paşa bir sâlih dindâr ve mü’min ü muvahhid, bî-garaz u ehl-i ırz bir vezîr-i dilîrdir. Ne cürm sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz, verme pâdişâhım, Melek Paşa bu devlete yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve üç kerre kâ’immakâm-ı mu‘azzam olup cümle kul ile hüsn-i ülfet etdi" deyü cümle kul ayak basup hatt-ı şerîfi İpşir pâdişâhdan alamadı. Ammâ Evliyâ'm, kimbilir bu İpşir Mustafâ Paşa, Melek Paşa kocamın akrabâsıdır, amma akrabâsıdır. Belki bir hâl ile paşacığımun katline nihânîce bir hatt-ı şerîf ala. Ammâ Evliyâm yetiş paşaya, hemân Kürdistân. Ve mansıbı var, acele ile revâne olsun. İsterse sonra Gence'ye ve İrân-ı Nahşivan'a Revân'a sefer etsin" deyü fakîre Kaya Sultân ağlayarak mektûbları elime verüp bir cevâhirli sâ‘at dahi verüp "Şimdi sana yollarda {sâ‘at} pek lâzımdır. Hemân durma" deyü bir semmûr parçası kürk ihsân edüp hakîri ol gice Gümrük Emîni Hasan Ağa'ya gönderdi. Ol gice Hasan Çelebi'yi, Ortaköy'de Baltacı Mahmûd Ağa yalısında Mahmûd Ağazâde Bekir Ağa ile müşâverede imiş, hakîri görüp "Bre Evliyâm hoş geldin" deyüp ayağa kalkup "Gel Evliyâm, seni bu gice yine İslâmbol'a bir işe göndereyim. Gel seninle sehel müşâverem vardır" deyü elime yapışup hücreden taşra halk mâbeyninden çıkup bir pinhân hücrede elime üç kıt‘a mektûblar verüp "Durma yetiş paşaya, işte sana iki yüz altun" dedi ve "Kaya Sultân'dan mektûblar aldın mı?", "Aldım!" dedim. "Durma git, ammâ İzmit şehrine varınca gündüz ve gice ile ulu yollar ile gitme ve menzillere uğrayup sakın at alma. Hemân kendü atlarınla ılgar ile seğirdüp git. İşte sana yüz altun dahi" deyüp beni bir kayığa koyup alarka olacak mahalde "Evliyâ Çelebi, bizim gümrüğe İslâmbol'da uğrayup sandık emînine selâm eyle. Biz yarın İslâmbol'a varımazım" deyü halk arasında o gice hakîri İslâmbol'a gönderme evzâ‘ın edüp hemân hakîr "Nola sultânım?" deyü Ortaköy'den iki yatsı zamânı avanta kayık deyüp akıntı ile baş aşağı akup tarfetü'l-ayn içre Üsküdar'a varup mukaddemâ atların hıfz etdiğim mahall-i ma‘hûdeye varup üç nefer yarar pür-silâh gulâmlar ve beş re’s küheylân atlarım ve Abaza Marşân Yûsuf'u ve Abaza Kamış Mehemmed'i ve Abaza Cumbalı Alî'yi alup yedi aded salt u sebükbâr küheylân atlı pür-silâh âdemler olup nısfu'l-leylde ol şeb-i muzlimde "Tevekkeltü ala'llah" deyüp Çamlıca dağına yedi kişi çıkup ikişer rek‘at namâz kılup Üsküdar şehrinde ve İslâmbol'da medfûn olan erenlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp cümle ervâh-ı enbiyâ vü evliyâ ve kutbu'l-aktâb u ümenâ u evtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâmiyyûn ve ricâlü'l-gayb ve birler ve üçler ve yediler ve kırklar ve yüzler ve binler ve binbirler rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp rızâ-yı Allah içün savâbın mezkûr ricâlullahların rûh-ı şerîflerine hîbe eyleyüp el yüze sürdük. Hudâ âlim u dânâdır, bu hakîr gûyâ bir zireh-i polâd-ı Nahşivânî giyüp Bismillah deyüp atf-ı ınân-ı esb-i sabâ-sür‘atimizi sür‘at ile cânib-i Van'a sürüp diyâr-ı Van'a revâne olduk. Hudâ-yı Bîçûn yolumuz âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a–185b ·
metinde göster ·
… nleri ve niçe yüz bin elvân metâ‘lar ile mâl-â-mâl mahâzinlerde bir alma ve bir
verme
idi kim gûyâ âdem deryâsıdır, zîrâ on bir aded kralın metâ‘ı bu iskeleden Bosna …
Aşağı kal‘ada üç aded manastır-ı azîm ve niçe deyr-i kadîm âyîn-i Mesîh edecek puthâneleri ve üç yüz aded dükkânları var, ammâ hammâmları da var imiş, görmedim. Cümleden ceneral sarâyı gâyet ma‘mûr u müzeyyen idi ve liman kenârında azîm bâzergân mahzenlerinde koyun yapağısı ve çuka ve atlas ve kâmha ve hârâ ve sığır gönleri ve niçe yüz bin elvân metâ‘lar ile mâl-â-mâl mahâzinlerde bir alma ve bir verme idi kim gûyâ âdem deryâsıdır, zîrâ on bir aded kralın metâ‘ı bu iskeleden Bosna diyârına, andan Rûm'a gider. Bender-i azîm iskele-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… asker-i İslâm ile yağ u balı olup avreti ve oğlanlarıyla asker bir alma ve bir
verme
bâzâr etdiler kim ba‘zı yiğitler ol bâzârdan bîzâr-ı pür-zâr oldular. Ve kal‘a …
Sultân Süleymân asrında Betlen Gabor binâ etmeğile Betlenvar derler. Henüz kral olan Apopi Mihal kralın mülk-i mevrûsudur ve Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ bu kal‘a vilâyet-i Saz Macarı hâkindedir, Erdel Macarı hükmü bu arada tamâm oldu. Ve bu Betlen Gabor kal‘ası kavmi kal‘a sâhibi Erdel'e kral olduğundan safâlar kesb edüp belki gece ve gündüz bin pâre toplar atup kal‘a kapuların küşâde kılup asker-i İslâm ile yağ u balı olup avreti ve oğlanlarıyla asker bir alma ve bir verme bâzâr etdiler kim ba‘zı yiğitler ol bâzârdan bîzâr-ı pür-zâr oldular. Ve kal‘a kapudanı ve nemeşleri ve birovları ve şagları ve dojları hedâyâlarıyla ordu-yı İslâmı ganîmet edüp mâl u cân ve başları ve evlâd [u] iyâlleri bile hidmet edüp ol gece kal‘ayı niçe bin meş‘al ve kanâdîl ve neft ve katrân ile çerâğânlar etmişlerdir kim şeb-i zulumâtîleri gûyâ rûz-ı rûşen oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
… dükkânlarda âdem deryâsı temevvüc edüp kırk gün kırk gece bir alma ve satma ve
verme
girme ve getirmeli bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle ta …
Bu dükkânlarda âdem deryâsı temevvüc edüp kırk gün kırk gece bir alma ve satma ve verme girme ve getirmeli bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olur değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
’ deyü ricâ etdikde ricâsı kabûl oldu. Bu cîfe ma‘deni dahi gördüm ki Kandiye al …
‘Kandiye kal‘asın bu zâlim askerlere verme’ deyü ricâ etdikde ricâsı kabûl oldu. Bu cîfe ma‘deni dahi gördüm ki Kandiye altında be-her gün hûn-ı benî âdem değil cân-ı benî insân âb-ı revân gibi cereyân edüp niçe kerre yüz bin mahlûk-ı Hudâ telef oluyor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299b ·
metinde göster ·
fehvâsı üzre herkes metâ‘ın meydân-ı mahabbete çıkarup bir alma ve bir Y 327a verme benî âdem izdihâmından [[(---) (---) (---)]] cüz’î ve küllî bey‘ [u] şirâ edüp levendâne ve mütekebbirâne ve muta‘azzımâne reftâr [u] güftâr eylemek [[(---) (---) (---)]] reftâr eylemek gâyet kabîh şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y326b–Y327a ·
metinde göster ·
. Biz anın mezhebin kabûl etmeziz. Mezheb-i kadîm sâhib-i Tefsîr-i Cerîrî'dir. B …
"Yâ vâlî! Sakın bir akçe verme. Biz anın mezhebin kabûl etmeziz. Mezheb-i kadîm sâhib-i Tefsîr-i Cerîrî'dir. Biz anın ne kadar kitâbları var ise serîka etdirdik. Birkaç günden sonra cümle te’lîfâtların âteşe yakarız ve kendüyi dahi recm ederiz yâhûd vilâyet-i Sûdân'a Y 29b nefy-i beled ederiz" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y29a–Y29b ·
metinde göster ·
… îrinin dîvânı nice ise aynı eyledir. Cümle erbâb-ı dîvân hâzır olup bir alma ve
verme
ve bir asmak basmak atmak ve tutmak Y 60b bir akd [ü] hal bâzârı bir dîvândır …
Ve bu Circe paşasının dîvânı Mısır vezîrinin dîvânı nice ise aynı eyledir. Cümle erbâb-ı dîvân hâzır olup bir alma ve verme ve bir asmak basmak atmak ve tutmak Y 60b bir akd [ü] hal bâzârı bir dîvândır kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60a–Y60b ·
metinde göster ·
Allâh bu eski tahte'l-kal‘a kârhânesin niçe mülûklere hîbe edüp bir alma ve bir
verme
ve bir kırmadır kim akl-ı kâsır bu kâra hayrândır. Arapça Fâ‘il-i muhtâr Allâ …
Allâh bu eski tahte'l-kal‘a kârhânesin niçe mülûklere hîbe edüp bir alma ve bir verme ve bir kırmadır kim akl-ı kâsır bu kâra hayrândır. Arapça Fâ‘il-i muhtâr Allâh'ın Y 317b irâdet-i ezeliyyesi bunun üstüne cârîdir kim te‘âlâ şe’nüh ve amme nevâlüh ve lâ ilâhe gayreh'dir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y317a–Y317b ·
metinde göster ·
… nây kös ve nefîr ve tabllar nedir? Ya bu herkesin ismi ve resmi ile bilüp haber
verme
nedir? Aklım perîşân oldu. Aceb sırr-ı Hudâ-yı ibret-nümâdır. Sultâna ve ba‘zı …
Ammâ hikmet bu kim bu kehfin içi seng-i hârâdan oyulmuş bir gâr-ı azîmdir. Ve eyle mücellâdır kim bir hûş [u] tuyûr-ı vahşî minkârın ildirecek yer yokdur. Ancak ol sadâ gelen çatlamış kaya vardır, gayrı yerleri musaykaldır, bir âdem girecek yer yokdur. Ya bu sâz söz ve hây hûy kerrenây kös ve nefîr ve tabllar nedir? Ya bu herkesin ismi ve resmi ile bilüp haber verme nedir? Aklım perîşân oldu. Aceb sırr-ı Hudâ-yı ibret-nümâdır. Sultâna ve ba‘zı ihtiyâr nüdemâlarına su’âl etdim, gûnâ-gûn haber verdiler. Ancak horos boğazlayan kehfin huddâmı nakl etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426a ·
metinde göster ·