Mülûk-ı Kayserîden bir melik-zâd / Hikem ilminde idi kâmil üstâd / Ekilürdü
vilâyetde
ad ile / Olup meşhûr o adl ile dâd ile / Ereğli oldu adı şimdi meşhûr / Ziyâret …
Mülûk-ı Kayserîden bir melik-zâdHikem ilminde idi kâmil üstâdEkilürdü vilâyetde ad ileOlup meşhûr o adl ile dâd ileEreğli oldu adı şimdi meşhûrZiyâret eyleyenler oldu mesrûrNice medh olmaya bu âb-ı seyyârKi sun‘ ile yaratmış anı SettârKi üç yüz altmış altı Hırk suyuAceb taksîm etmiş bunca suyuAkar Hırkî-misâl mâ-i CeyhûnGider sahrâlara gûyâ ki mecnûnOlur her kûşe anda sebzezârıBütün güller olur bülbül karârıAnın her kûşesi san bâğ-ı cennetHayat bulur kılanlar anda sohbet
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18a ·
metinde göster ·
… inden memdûhâtının meşhûru fîl-i Mengerusî kadar alaca çakır gözlü sığırlar bir
vilâyetde
yokdur kim boynuzları birer kulaç ablak ve yeşil ve sarı ve kırmızı ve mavi kır …
Ve bu vilâyetin âb [u] hevâsı letâfetinden memdûhâtının meşhûru fîl-i Mengerusî kadar alaca çakır gözlü sığırlar bir vilâyetde yokdur kim boynuzları birer kulaç ablak ve yeşil ve sarı ve kırmızı ve mavi kırbentleri(?) olur kim ta‘bir ü tavsîfden müberrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10a ·
metinde göster ·
El-hâsıl böyle bir sarây-ı ibret-nümâ-yı musanna‘ bir
vilâyetde
yokdur. Meğer yine bu sarây-ı Erdel ola, zîrâ im‘ân-ı nazar ile nazar eden zî-a …
El-hâsıl böyle bir sarây-ı ibret-nümâ-yı musanna‘ bir vilâyetde yokdur. Meğer yine bu sarây-ı Erdel ola, zîrâ im‘ân-ı nazar ile nazar eden zî-akıl ve zû-fünûn bu sarâyı gördükde engüşt ber-dehen ve nâhun der-dehen edüp mebhût [u] mütehayyir kalır. Ve bu sarây kurbunda asâkir-i İslâm on gün meks edüp Çatalbaş Paşa eyâlet-i Karaman ile Siriçse kal‘asına elli bin guruş mîrî mâl tahsîline gitdi. Andan şimâl cânibine 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a ·
metinde göster ·
süd anasında perveriş olmada. Öz vâlidesi şehr-i Tophâne'de koca peder ile kalm …
Hikmet-i Hudâ ol ânda Abaza Mehemmed Ağa ki emîrahor-ı İbrâhîm idi anlar ve Abaza Ahmed Paşa bu üçü bir günde vücûda gelüp âyîn-i Abaza üzre bunları sarup sarmalayu, kundaklayup kanûnları üzre anası südlerin içmeden süd analarına teslîm ederler. Kanûn-ı Abaza üzre "Evlâdlarımız şehir oğlanı olup mezmûm olmasın ve gurbet çeküp yiğit olsun" deyü ol mâhda üç 47a aded dürr-i yetîm evlâdları süd analarıyla Kârtıloğlu nâm re’îsin gemisine Melek'i koyup Abaza diyârında (---)(---) nâm vilâyetde süd anasında perveriş olmada. Öz vâlidesi şehr-i Tophâne'de koca peder ile kalmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46b–47a ·
metinde göster ·
dahi yetmiş altı pâre kılâ‘ların varoşlarına nazar etmeyüp cânib-i şimâle ılgar …
Bu vilâyetde dahi yetmiş altı pâre kılâ‘ların varoşlarına nazar etmeyüp cânib-i şimâle ılgarup bunda dahi hamd-i Hudâ Bahr-i Muhît'den müteferrik Bahr-i Malgayan'a varınca seğirdüp küffârlar bizi gördükde aslâ firâr etmeyüp tebessüm ederlerken cümlesin kayd-ı bend ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
… ahi bir sevâd-ı mu‘azzam şehirdir kim Kallevine esîrlerimizin nakilleri üzre bu
vilâyetde
cümle yedi yüz pâre kal‘a vardır, dediler. Bu şehr-i Holandiye'de âdem deryâsı …
(---)(---) hükmünde bu dahi bir sevâd-ı mu‘azzam şehirdir kim Kallevine esîrlerimizin nakilleri üzre bu vilâyetde cümle yedi yüz pâre kal‘a vardır, dediler. Bu şehr-i Holandiye'de âdem deryâsı olmağile şehri incitmeyüp etrâfında olan kurâları bir gün bir gecede çapup kurâlar gâret edüp dahi bu diyâra yat yağı ayağı değmemişken cümle küffâr evli evlerinde dururken Pranda nâm köyleri imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
… kalyon direklerin birbirlerine bend edüp bir haşeb cisr-i azîm olmuşdur kim bir
vilâyetde
nazîri yokdur. Cümle at ve katır ve sâ’ir hayvânât ve benî Âdem cümle bu püll-i …
Bir Foça kal‘ası dahi Anadolu tarafında İzmir şehrine karîb Melemen kal‘ası nâhiyesinde Akdeniz sâhilinde Kara Foça nâmında bir kal‘a dahi vardır. Ammâ bu Hersek Foçasının cânib-i garbîsinde şehirden nîm sâ‘at ba‘îd karye-i Burut'da nehr-i azîm Drin üzre evc-i âsumâna urûc etmiş bir göz bir haşeb cisir vardır kim bu cihânda misli olmadığından mâ‘adâ gâyet mahûf u muhâtara bir güzergâhdır, zîrâ kârgîr değildir, ammâ üstâd-ı selef bu kantara-i vâcibü's-seyri azîm ve tavîl kalyon direklerin nehrin iki tarafında olan kârgîr binâ pâyeler üzre mezkûr kalyon sütûnların kırlangıç kanatları gibi biri biri üzre biri birinden ileri san‘at ile dize dize iki tarafda dizilen sütûnları yakın eyleyüp bu cisrin ortasına yan yana beş aded kalyon direklerin birbirlerine bend edüp bir haşeb cisr-i azîm olmuşdur kim bir vilâyetde nazîri yokdur. Cümle at ve katır ve sâ’ir hayvânât ve benî Âdem cümle bu püll-i iberden ubûr ederler, ammâ gâyet pek sallanır ve âdem aşağı bakmağa merdüm-i dîdeleri kararup gönlü bulanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147b ·
metinde göster ·
… k kalır. Bu vilâyetlere Alman vilâyeti derler. Kâsım Voyvada kırk bin âdemle bu
vilâyetde
şehîd olmuşlardır ve siz de bu kadar mâl ile selâmete müşkil çıkarsız ve cümle …
"Bu vilâyete dahi Tatar ve Türk ve bir düşman ayağı basmamışdır, cümle gâfil vilâyetdir ve mâl-ı ganâ’im gâyet çokdur. Pek çok doyum olup ganîmetler alup ayağınıza bağ olur. Sizin Türk askeri size uzak kalır. Bu vilâyetlere Alman vilâyeti derler. Kâsım Voyvada kırk bin âdemle bu vilâyetde şehîd olmuşlardır ve siz de bu kadar mâl ile selâmete müşkil çıkarsız ve cümle Alman kâfiri sizi duydular. Âhır-ı kâr dönüşde ardınız alırlar" deyü niçe gûne sûret-i hakdan cevâb-ı şâfîler verdiklerinde kimimiz ma‘kûl ve ba‘zıları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4a ·
metinde göster ·
… ma ve nebâtât-ı giyâ[hâ]t meğer vilâyet-i Erdel'in Bihar nâhiyesinde ola. Ve bu
vilâyetde
olan at ve sığır ve câmûs ve koyun hisâbın Hudâ-yı Perverdigâr bilür, ammâ deve …
Ve bunda hâsıl olan bal u yağ ve basdırma ve nebâtât-ı giyâ[hâ]t meğer vilâyet-i Erdel'in Bihar nâhiyesinde ola. Ve bu vilâyetde olan at ve sığır ve câmûs ve koyun hisâbın Hudâ-yı Perverdigâr bilür, ammâ deve ve katır ve eşek aslâ yokdur, ammâ câ-be-câ keçiler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
… ve zekerin kesüp sünneti dahi kabûl etmeyüp ‘Bu sinn-i sâlimde bu şiddet-i şitâ
vilâyetde
zekerim kesersem teşeniş olurum’ deyü özür edüp kaldı. Biz dahi ‘Bunların biri …
"Yâ Emîre'l-mü’minîn cümle alâ mâ farazallâhı kabûl edüp ‘Allâh bir peygamber hak’ dedi, ammâ hacca gelmeği kabûl etmeyüp ‘Yolumda bu kadar âsî pâdişâhlıklar vardır. Emn-i tarîk olmamak ile hacca gidemem’ deyü özürler etdi ve zekerin kesüp sünneti dahi kabûl etmeyüp ‘Bu sinn-i sâlimde bu şiddet-i şitâ vilâyetde zekerim kesersem teşeniş olurum’ deyü özür edüp kaldı. Biz dahi ‘Bunların biri nâkıs olsa dürüst müselmân olmazsın’ deyüp gazaba gelüp gitdim."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132a ·
metinde göster ·
köylere şimdengerü ve Çerkezistân gibi kabak ta‘bîr etmezler. Cümle kend derler …
Evvelâ bu vilâyetde köylere şimdengerü ve Çerkezistân gibi kabak ta‘bîr etmezler. Cümle kend derler. (---)(---)(---) ve şehir ve ka‘al derler. Bu diyâr eyle emn [ü] emândır kim bir avret ve bir mahbûb kız ve bir pençe-i âfitâb oğlan cevâhir la‘l [u] yâkût ve zî-kıymet metâ‘larıyla bir şehirden bir kende dağlar ve beller içre tek başına gidüp aslâ bir kimesne ol hurma avretin yanına varup baş kaldırup yüzüne bakmağa kâdir değildir. Cümle ahâlî-i vilâyeti mü’min ü muvahhid ve ehl-i tevhîd Şâfi‘iyyü'l-mezheb kimesnelerdir. Cemî‘i zamânda harâm yemezler ve harâm harîr geymezler. Bizler dahi bu ülkede (---) sâ‘at semt-i şarka niçe yüz ma‘mûr kendleri geçerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161b ·
metinde göster ·
… di bin güzîde dizçöken ve yasavul ve Terekeme ve Gökdolak askerine mâlikdir. Bu
vilâyetde
Kumuk ve Hindî ve Kaytak ve Lezgi ve Kahtâniyye kavimleri yokdur, ammâ Moğol ve …
Evvel ve âhır Acem'indir. Lâkin bir iki kerre Terekemân kavmi ve Maskov'un Kazak kavmi gemilerle gelüp bu şehre istîlâ etmişlerdir. Hâlâ dest-i Acem'de başka hânlıkdır kim hânın ismi Safî Kulu Hân'dır kim yedi bin güzîde dizçöken ve yasavul ve Terekeme ve Gökdolak askerine mâlikdir. Bu vilâyetde Kumuk ve Hindî ve Kaytak ve Lezgi ve Kahtâniyye kavimleri yokdur, ammâ Moğol ve Boğol ve Karatayak ve Bağacak ve Yaman Sadak akvâmları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
… ded âb değirmenleri var kim bir gûne musanna‘ Freng-pesend çarhları var kim bir
vilâyetde
böyle un değirmenleri yokdur. Bir tıfl-ı mürekkeb ma‘sûm çarhlarına dokunsa fır …
Der-vasf-ı eşkâl-i âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehir içre cümle yüz yetmiş aded âb değirmenleri var kim bir gûne musanna‘ Freng-pesend çarhları var kim bir vilâyetde böyle un değirmenleri yokdur. Bir tıfl-ı mürekkeb ma‘sûm çarhlarına dokunsa fır-â-fır çevirüp gendüm dakîk-i rakîk hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
bu tarz üzre mebnî bir kabr-i münevver manzûrumuz olmamışdır. Ve kubbe-i âlî ol …
Hiçbir vilâyetde bu tarz üzre mebnî bir kabr-i münevver manzûrumuz olmamışdır. Ve kubbe-i âlî olmağile etrâfı revzenler ile müzeyyen olmuş kasr-ı İrem-misâl bir kubbe-i pür-nûrdur. Her seyyâhân-ı berr [ü] bihârın rûy-ı dîvârda birer gûne hüsn-i hatlar ile âsârları vardır. Rahmetullâhi aleyh. Yedi yüz altmış 231b aded şehir kılâ‘ u kasabâtlar feth etmişdir kim Gâzî Sultân (---)(---) Hân'ın ümerâlarındandır. Dâ’imâ karârgâhı firdevs-i evc-i ıllıyyîn ola. Andan taşra hareminde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 231a–231b ·
metinde göster ·
… i yetmiş ocaklı ve demir kapulu hândır. Mîzân-ı harîr emîni bunda sâkin olup bu
vilâyetde
ne kadar harîr bey‘ u şirâ olursa bunda mîzâna urulup fürûht olur. Ba‘dehu emîn …
Ve Mîzân-ı harîr hânı: Bu dahi yetmiş ocaklı ve demir kapulu hândır. Mîzân-ı harîr emîni bunda sâkin olup bu vilâyetde ne kadar harîr bey‘ u şirâ olursa bunda mîzâna urulup fürûht olur. Ba‘dehu emîn zekât-ı şer‘îsin alur, yetmiş kîse iltizâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246b ·
metinde göster ·
Bu alay ol alaydır kim pâdişâh-ı Cem-cenâb [u] Cem-haşmet bizzât kendileri bir
vilâyetde
bir kal‘a Y 213a feth etse ve bir şâhzâde-i cüvân-baht vücûda gelse veyâhûd b …
Bu alay ol alaydır kim pâdişâh-ı Cem-cenâb [u] Cem-haşmet bizzât kendileri bir vilâyetde bir kal‘a Y 213a feth etse ve bir şâhzâde-i cüvân-baht vücûda gelse veyâhûd bir sûr-ı hitân veyâhûd bir sûr-ı zifâf-ı sultân olsa ve Allâhümme âfinâ bir pâdişâh cülûsu olsa Âsitâne-i sa‘âdet tarafından bir hünkâr kapucubaşısı veyâhûd hâsekî ağa veyâhûd bir musâhib-i şehriyârî veyâ emîrâhûr ağa veyâ silâhşor ağalarından biri gelüp Bilbeys'den filân hizmet ile me’mûr olup gelmişiz, deyü gelen ağa paşa kethudâsına haber gönderüp der-akab mu‘tâd üzre paşa kethudâsı dahi matbahı Âdiliyye'ye gönderüp cümle Mısır'ın yedi ocağı askerîsine haber olup ale's-sabâh yine paşa kethudâsı mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre paşa askeri ile pür-silâh olup cümle mehterhâne bile gider, ammâ giderken fasıl olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y212b–Y213a ·
metinde göster ·
… azar ederdim: ol nâr-ı elîm içinde oturup "en-nâr fâkihetü'ş-şitâ" deyüp ol hâr
vilâyetde
nâr yerken iki ellerin gâhîce iki bagalleri ya‘nî koltukları altına sürüp andan …
Ammâ hakîr hayretde kalup im‘ân-ı nazar ile nazar ederdim: ol nâr-ı elîm içinde oturup "en-nâr fâkihetü'ş-şitâ" deyüp ol hâr vilâyetde nâr yerken iki ellerin gâhîce iki bagalleri ya‘nî koltukları altına sürüp andan ellerin yüzüne ve gözüne ve cemî‘i uzvuna sürerdi, ve ol mahalde kendü vücûdundan ba‘zı dûd-ı siyâh alev zâhir olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y420a ·
metinde göster ·