… -güzâşt ez ân belki gird-geh-i meh / Hâhîki bedânî şi‘r u Şeyh Vefâ-râ / Der(?)
Yâ Rab
şeyh rahmeten ilâ rabbihi, / Sene (---).
Ân şem‘-fürûz-ı harem-i ka‘be-i esrârBe-güzâşt ez ân belki gird-geh-i mehHâhîki bedânî şi‘r u Şeyh Vefâ-râDer(?) Yâ Rab şeyh rahmeten ilâ rabbihi,Sene (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 106b ·
metinde göster ·
! Bu kavim bana îmân getirmezler. Bunları kahr eyle, yâhûd beni bu âsîlerden hal …
"Yâ Rab! Bu kavim bana îmân getirmezler. Bunları kahr eyle, yâhûd beni bu âsîlerden halâs edüp yedi deryâ seyâhatin nasîb eyle" deyü du‘âsı hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bu Sayda şehrindeki makâmında gemiye süvâr olup bi-emri'llâh Yûnus Nebî'yi deryâya ilkâ edüp Cenâb-ı Bârî yedi deryâyı balık karnında seyâhat etdirüp kırkıncı gün ki yevm-i Âşûrâ idi, cümle balıklar Yûnus balığına hücûm edüp anların hücûmundan emr-i Hakk ile balık bu mahalle gelüp çıkdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192a ·
metinde göster ·
! Sana emânet verdim" deyü gitdi. Der-akab Cibrîl-i Emîn nâzil olup Hazret-i İbr …
"Yâ Rab! Sana emânet verdim" deyü gitdi. Der-akab Cibrîl-i Emîn nâzil olup Hazret-i İbrâhîm'in mübârek parmağın ağzına koyup emmeğe başlayup vâlidesi lebeninden ziyâde safâ etdi. Vâlidesi dahi gâhî-be-gâhi gelüp süd verirdi ve görüp giderdi. Hâlâ ma‘sûmlar parmağın emmek Hazret-i Halîl'den kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230a ·
metinde göster ·
! Bu ne hâldir? Beni bu vâdîde Y 383b ümmetimle kırk gündür sergerdân hâl-i pe …
"Yâ Rab! Bu ne hâldir? Beni bu vâdîde Y 383b ümmetimle kırk gündür sergerdân hâl-i perîşân ile gezerim. Bu ne hâldir?" deyü arzuhâl edince Cenâb-ı Bârî'den nidâ geldi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y383a–Y383b ·
metinde göster ·
yekfî derler. Zîrâ yigirmi dörd arşın bu cebellere geldikde Mısır'ın içinde Dem …
Ammâ Mısırlı elhamdü lillâhi yekfî yâ Rab yekfî derler. Zîrâ yigirmi dörd arşın bu cebellere geldikde Mısır'ın içinde Demirkapu derler bir kal‘a kapusu var, tâ Mısır'ın ma‘mûr [u] âbâdân yeridir, anda Nîl kapu eşiğinden zâhir olmağa başlar. Allâhümme âfinâ yigirmi beş yigirmi altı arşın gelse Mısır'ı Nîl gark eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y147a ·
metinde göster ·
… zülâl kahve otu otladığın istimâ‘ edüp hazret Cenâb-ı İzzet'den ricâ eder kim "
Yâ Rab
, Şeyh Şâzilî kuluna ihsân etdüğin kahve otu gibi bana dahi bir ot ihsân et, anı …
Hâssa-i sâdis, hikmet-i Hallâk-ı âlem: Bu gâsûl otu hâsıl olan kurâ ki beledü'r-Ruveyhib'dir, anda eş-Şeyh Seyyid Îsâ hazretleri bir kubbe-i âlîde medfûndur. Yemen'de Şeyh Şâzilî hazretleri ile hem-asır imişler. Bu Şeyh Îsâ Şâzilî hazretlerinin helâl-i zülâl kahve otu otladığın istimâ‘ edüp hazret Cenâb-ı İzzet'den ricâ eder kim "Yâ Rab, Şeyh Şâzilî kuluna ihsân etdüğin kahve otu gibi bana dahi bir ot ihsân et, anınla def‘-i cû‘ edüp kuvâ-yı beden ile sana ibâdet edeyim" deyü ricâ eder. Derhâl du‘âsı müstecâb olup bu sahrâ-yı ferah-fezâ gâsûl otiyle mâl-â-mâl olup şükûfesiyle lâlezâr olur. Hâlâ şükûfesinin râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ba‘dehu Şeyh Îsâ kâmil yüz sene bu gâsûl otun tenâvül edüp def‘-i cû‘ edüp yüz sene dahi mu‘ammer olur. Mukaddemâ yüz beş sene dahi mu‘ammer olmuşdu. Cümle müddet-i ömürleri iki yüz beş sene olup Sultân Berkûk ile Tarabulus-ı Şâm fethinde bile olup ba‘de'l-feth maskat-ı re’si olan bu beled-i Ruveyhib'de merhûm olup üzerine Sultân Berkûk bir kubbe-i âlî bir tekye mînâ-yı kâlî inşâ etmişdir. Hâlâ iki yüzden mütecâviz fukarâları vardır, cümle bu gâsûlü mâ’ide teresi gibi yerler. Ve demet demet kurudup el değirmenden çeküp un edüp hamîr edüp ekmek ederler, gâyet lezîz nân-ı hoşiki olur. Hakîr teberrüken tenâvül edüp def‘-i cû‘ edüp Hakk'a hamd [ü] senâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y313a ·
metinde göster ·